Ulusal GNU/Linux Dağıtımı Yapmak Ne Kadar Anlamlı?

0
FZ
mp3.com ile köşeyi dönen ve ardından masaüstü GNU/Linux dağıtımı işine giren ve Linspire isimli bir GNU/Linux dağıtımı satmaya başlayan Michael Robertson, ülkelerin ulusal dağıtımlarını geliştirmelerinin pek de mantıklı ve anlamlı bir iş olmadığını düşünüyor.

Robertson'a göre bu durum yıllar önce ülkelerin kendi ulusal havayollarına sahip olmaya çalışmalarına ve sonra da o havayolları şirketlerinin zarar etmesine benziyor. Robertson, ciddi bir masaüstü dağıtım geliştirip kitlelere sunmanın büyük bir ekip gerektirdiğini ve bundan daha önemlisi çok hızlı, kıvrak ve piyasa koşullarına göre hareket edilmesinin önemli olduğunu, bunu da ancak özel sektörün becerebileceğini, devlet kurumlarının bu tür bir alanda yeterince çevik ve öngörülü hareket edemeyeceğini belirtiyor. Yazar, Brezilya ve Çin gibi ülkelerin ulusal dağıtım geliştirme çabalarının arzu edilen noktaya varamayacağını belirtiyor.

Kaynak: http://emresokullu.blogspot.com

Görüşler

0
sametc
saniyorum cin halki icin degil ulusal guvenlik adina yazdi kizil linux'u yanlis bilmiyorsam.. + devletler linuxu zaten herkes pasa pasa kullansin diye yazmiyor.Windows uzerinde olan supheleri gidermek icin ulusal guvenlik adina yazdiriyorlar...

devletler uyandi bizimkiler windowsa teslim ettiler tekrar tekrar ahh unuttum ben AKP'nin iktidar oldugunu pardon.!!!!!!
0
Geryon
Hehehe :)
Zaten atık onların "linux" kullandığı biliyorsan güvenli değildir.

"Linux güvenli Windows değil."
artık bırakın bu cümleleride gerçekle yüzleşin...
0
ahmetaa
Bence konuya politik yonden yaklasiminiz yanlis. Su anda dunya ulkelerinin hepsinde (cin dahil) masaustu isletim sistemi olarak windows kullaniliyor. Yani elin ahmagi sadece biz degiliz.

Bu konudaki atlanan ana nokta problemin aslinda "isletim sistemi" olmadigi. Isletim sistemi yonunde bir ulkenin yapmasi gereken tek sey i18n yani ulusallastirma konusunda ureticilere yardimci olmak, gerekirse hatalari gidermektir (ki bunu bile beceremiyoruz.. ). otesi bence astarindan pahaliya gelebilecek seylerdir. Guvenlik konusu bunun bir istisnasi, yani asker-polis kuruluslarina ozel bir isletim sistemi ya da guvenlik servisleri ulkenin kendisi tarafindan gelistirilmelidir.

dusunceme gore Asil konu, var olan uygulamalardir. Nufus-Vergi dairesi, Hastaneler , okullar icin yazilmis yazilimlar Delphi ya da visual basic ile gelistirilmisse, Microoft java'ya bagimli yazilimlar halen mevcutsa, web uygulamalari IE bagimli ise Activex kullaniyorsa siz istediginiz kadar isletim sistemi yazin, kimse yuzunuze bile bakmaz.

Dusunceme gore Yapilmasi gereken asamali bir gecistir,

1- devlet dairelerinde ve orduda oncelikle Fat-client kullanimina son verilir. kullanilan uygulmalarin %90'i zaten ayrica bir bilgisayar gerektirmiyor. Bu sekilde oncelikle guvenlik-virus ve donanim maliyeti konusunda ilk darbeyi vurmus olursunuz. (Windows kullanimina halen devam edebilirsiniz ama tek merkezli yonetim sayesinde en azindan guvenlik sorunlari minimize edilebilir. )

Ornek bir thin client:
http://www.sun.com/sunray/sunray170/index.xml

"Thin client" (turkcesine ne deriz bilmiyorum) kullaniminin getirecegi faydalar inanilmaz.

2- yazilim gelistirmede coklu platform sarti koyarsiniz. ihalelere "cok kullanicili uygulamalar windows ve unix tabanli sistemlerde isleyecektir" ibaresi koyulur. Bu sekilde uygulama gelistiren sirketlerin microsoft ya da linux odakli istemci tarafi yazilim gelstirmelerine engel olursunuz.

3- Var olan kohnelesmis uygulamalari yenileme projeleri acip ikinci madde sartina uygun sekilde orta vadede gecis saglarsiniz.

4- simdi bu uc asamadan sonra , eger gerekirse isletim sistemi gecisi yaparsiniz. Ama topyekun bir gecis degil, gene kademeli sekilde. Bu sirada en buyuk problem egitim alaninda yasanacaktir, bunun icin ozel sirketleri tesvik edilebilir ve ucuz Open Office, internet turu bilgisayar egitimi verilebilir.

Biz - ya da brezilay cin gibi diger ulkeler- dogrudan 4. asamadan baslamaya calisiyoruz. benim gordugum sey ise hala bir sirketin semirmeye devam etmesi. Eh etsin, hakediyor..
0
ahmetaa
iki duzeltme:
i18n -> uluslararasilastirma
brezilay -> brezilya :)
0
yilmaz
Ben AKP yanlısı biri değilim ama olayın AKP ile de pek bir ilgisinin olmadığını sanıyorum. Öğretmenlere bilgisayar projesi eskiden beri konuşulur durur.
0
tongucyumruk
Farklı iş alanları gibi farklı ülkelerin de bilgi işlem alanında farklı ihtiyaçları, farklı öncelikleri olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda ulusal nitelikteki dağıtımlar o ülke insanının ihtiyaçlarını daha iyi kavrayan ve bu ihtiyaçları tam olarak kavramaya yönelik projeler. Bu nedenle gerek devlet destekli, gerekse özel sektör tarafından üretiliyor olsun, ulusal dağıtımlara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Aşağı yukarı her işletim sisteminin, her yazılımın yazarın ülkesinin ihtiyaçlarını, onun piyasasını hedefleyerek üretildiği bir ortamda bu konuyu tam olarak değerlendirebileceğini sanmıyorum.

Tabii bir de oalyın ulusal güvenlik/bağımsızlık vs... gibi yönleri var, şimdilik o konuya değinme ihtiyacı duymuyorum.
0
robertosmix
Sonuna kadar haklıdır kendileri...

Hiç Pardus yada Gelecek Linux saçmalıklarına girmek istemiyorum, çünkü yeminli tercüman hesabı çalışarak işletim sistemi geliştirilemeyeceğini, hele bide bu işletim sistemine "ulusal" denemeyeciğini anlayacak zamana gelene kadar, hem bilgisiz insanların kafalarını karıştıracaklar hemde boşa zaman harcayacaklar. Gidip kernel iyileştirmeleri üzerine çalışsalar yada herhangi bir BSD çekirdek takımında çaycılık yapsalar, "ulusal" anlamda daha faydalı olur kanaatindeyim.

Ulusal İşletim Sistemi diyince, ulusun bireyleri, kaynakları ve imkanları ile üretilen İşletim Sistemi neden kimsenin aklına gelmiyor anlamıyorum doğrusu.. Eğer IT çağında ulusal kelimesini kullanıyorsanız, USA'nın ürettiği Linux yada BSD'leri yine USA'nın ortaya attığı GNU Felsefeleri boylamında ele alıp birşeyler üretmeye başlıyorsanız, deniz kumu üzerine gökdelen kurmayı düşünüyorsunuz demektir.

Bir dönem C ve Sistem Programcıları Derneğinin takdire değer çabalarını büyük bir hüzünle takip etmekteydim. Maalesef arkasını getiremediler, ama yine de helal olsun.

Ama bizim gerizekalı ve beyinsiz TÜBİTAK yöneticilerinin nelere para yatırdıklarını gördükçe içim kan ağlıyor. Bu insanlar hangi hakla bizim vergilerimizi böyle gereksiz şeylere yatırırlar? Neymiş, encoding desteği, Türkçe dil desteğiymiş? Bunu ancak bir öküz düşünebilir. Çünkü en basitinden, usr -> kull ve etc -> vs gibi basit değişimlerden başlayıp, bütün kernel tanımlarına, bütün standart komutlardan "cp, mv .." , bütün sabit tanımlara kadar herşeyi ama herşeyi baştan ele almak gerekiyor. Geliştirilmiş bir uygulamayı revize etmenin (major düzenlemeler dahil) o uygulamayı baştan geliştirmek ten daha zor olduğunu hemen hemen bütün yazılımcılar bilir. Çünkü bu yol bütüne gitmeden çok bütünden parçalara dağılma yolunu izler ve tahmin edilenden daha çok karmaşaya neden olur. Tabii bunların hiçbirini düşünmüyor bizimkiler. Ayrıca insanları Türkçeye, kolaya, alıştırmak da neyin nesidir? Bırakın bu hayalleri, İngilizce bilmeden, bugün ve yarın IT'de bir adım ileri gidemezsiniz. Bunu anlamak için illa çuvallamanızmı gerekiyor? Sadece bizim sertifikalı salaklarımız değil, aynı zamanda yazıda da geçtiği gibi Brezilya ve Çin gibi devlerde aynı salaklığa uğramayı ihmal etmiyorlar.

Maalesef çoğunlukta, sıfırdan bir değer yaratma gibi bir amaç yok. Aslında bu boyutta bir bilgi,birikim falan da yok. Düz memur mantığı, hazıra konma felsefesi yatıyor genelde. Yazık hemde çok yazık, giden paralar ve harcanan emeklere.
0
mdakin
Lütfen cevap vererek minik trolümüzü daha da büyütmeyelim.
0
ahmetaa
"Çünkü en basitinden, usr -> kull ve etc -> vs gibi basit değişimlerden başlayıp, bütün kernel tanımlarına, bütün standart komutlardan "cp, mv .." , bütün sabit tanımlara kadar herşeyi ama herşeyi baştan ele almak gerekiyor."

:)

0
zahter
Bugune kadar okudugum robertosmix yorumlarindan pek farki yok.Yine belirli cevrelere atilan kayalar, yipratici, yalan-yanlis yorumlar.Belirtildigi gibi bunlar isin trol kismi.Mesele bu degil.

Iyi niyetimle yorumunla ilgili dusuncelerimi belirtmek istiyorum.Hemen hemen hepimiz BSD'lerde, Linux'da, diger ses getiren, prestij kazandiran projelerde katkilarimizin olmasini isteriz.Malum su an icin bunlar olmuyor maalesef.Bence bunun sebeplerinden biri temelimizin olmamasindan kaynaklaniyor (Senin de soyledigin gibi).Bu temelsizlik probleminin farkli farkli bilesenleri olabilir (programcilik bilgi-birikimi, donanim uretimi vs).Simdi, ister bu ulkede olsun ister baska ulkede olsun ulusal dagitim cikaranlar bu temelsizlik problemine cozum olarak hep isletim sistemini dusunmusler.Belki de bir isletim sistemi sayesinde ulkedeki programcilar artacak, yeni dogacak ihtiyaclar dogrultusunda donanim bilgisi-uretimi artacak?Belki de bu yuzden bir isletim sistemine sahip olmanin en kestirme yolu bir GNU/Linux dagitimi diye dusunuluyor.Sanirim senin de burada bazi itirazlarin var?

Ancak bu yaklasima alternatif olarak one surdugun oneriler belli bir surecin ortasi, hatta en son bolumu (bir isletim sistemi yazimindan sonrasi var mi?Ama oncesi var).Burada sadece bastan bir isletim sisteminin yazimiyla ilgilenilse sarfedilen para-emek, hali-hazirda ugrasilan ulusal dagitimlarin parasi, emeginden daha fazla olur (Uzun vadede cok buyuk getirileri olur o ayri).

Peki boyle bir gelecek varken ulusal dagitim yapmanin ne alemi var?Ulusal dagitimlar begensek de begenmesek de etraflarina belirli bir kitle topluyorlar.Bu kitle zamanla gelisiyor, bolunuyor, baska yerde birlesiyor vs ancak bu surecte iyi kotu bilgi paylasimi icin ortam olusuyor.Kisiler ogreniyor, ogretiyor.Bunu tek basina bir isletim sistemi-cekirdek projesinde, ustelik boyle dogal gelisimin olmadigi, kendini kanitlamis insanlarin bulundugu ve sadece belirli bir konuya odaklandiklari bir projede saglamak zor.Ayrica bir dagitim projesi dogasi itibariyle farkli parcalardan olustugu icin farkli gruplarin bir arada yasamayi ogrenmesini sagliyor.Iste tum bunlar bazi durumlara katlanmayi gerektirdigi, tahammul etmeyi ogrettigi icin onemli.Cogu insan Gelecek sayesinde GNU'yu, Linux'u duydu, kullandi.Pek cogu Pardus'la bir seyler yapmaya calisiyor.Bunlari yabana atmamak lazim.Boyle merakli topluluklar sayesinde ilerde iyi isler cikartabilecek insanlar yetisebilir.Onlari iyi yonlendirmek gerekir.Yapilanlari kucumsemek bir sey kazandirmaz.

Bunlari ortalikta senin gibi dusunen pek cok insan oldugu icin yaziyorum.Hele bazilari bilmeden etmeden FreeBSD,OpenBSD, Plan9 falan tartismaya kalkiyor.Linux'a burun kiviriyor, ellerinde 3-5 exploit ordan oraya savruluyorlar.Bu ulkede bir seyleri degistirmek istiyorsak once kendimizi gelistirmeliyiz, kendini gelistirmek isteyenlere yardimci olmaliyiz (Birikim aksamdan sabaha olmuyor).Asil, saga sola camur atarak pek bir yere varilmadigini gormemiz lazim.

Tam bir cevap olmadi ama ne demek istedigimi anlarsin umarim.
0
robertosmix
Yine belirli cevrelere atilan kayalar, yipratici, yalan-yanlis yorumlar.

Afedersiniz ama, nerede yalan veya yanlış söylediğimi bana da gösterirmisiniz?

.Simdi, ister bu ulkede olsun ister baska ulkede olsun ulusal dagitim cikaranlar bu temelsizlik problemine cozum olarak hep isletim sistemini dusunmusler.Belki de bir isletim sistemi sayesinde ulkedeki programcilar artacak, yeni dogacak ihtiyaclar dogrultusunda donanim bilgisi-uretimi artacak?Belki de bu yuzden bir isletim sistemine sahip olmanin en kestirme yolu bir GNU/Linux dagitimi diye dusunuluyor.Sanirim senin de burada bazi itirazlarin var?

Eğer bu amaçla geliştirilen bir işletim sistemine "ulusal" deniyor ise, ben "ulusal" tanımına itiraz ederim. Ayrıca işin kestirmesini seçmenin de bayağı bir dezavantajı var.

Burada sadece bastan bir isletim sisteminin yazimiyla ilgilenilse sarfedilen para-emek, hali-hazirda ugrasilan ulusal dagitimlarin parasi, emeginden daha fazla olur (Uzun vadede cok buyuk getirileri olur o ayri).

Oranı kabul ediyorum, ancak ülke olarak geleceğe yatırım yapmaktan başka çaremiz yok, olmamalı. Ancak bu şekilde IT alanında kimlik kazanabiliriz.

Ulusal dagitimlar begensek de begenmesek de etraflarina belirli bir kitle topluyorlar.Bu kitle zamanla gelisiyor, bolunuyor, baska yerde birlesiyor vs ancak bu surecte iyi kotu bilgi paylasimi icin ortam olusuyor.Kisiler ogreniyor, ogretiyor.Bunu tek basina bir isletim sistemi-cekirdek projesinde, ustelik boyle dogal gelisimin olmadigi, kendini kanitlamis insanlarin bulundugu ve sadece belirli bir konuya odaklandiklari bir projede saglamak zor


Kesinlikle buna katılmıyorum. En basitinden "ulusal" dağıtım kimliği olmayan RedHat'in yada Debian yada BSD'lerin topladığı kitle, bugün hiçbir ulusal dağıtımda yoktur. Ayrıca kendini kanıtlamış uzman insanların toplanıp geliştirdiği sistemler daima uzun vadeli çözümler olacakları için, uzun vadede topluluklara müthiş ufuklar açar ve bunlar diğer projelerdeki gibi geçici değillerdir.

Cogu insan Gelecek sayesinde GNU'yu, Linux'u duydu, kullandi.Pek cogu Pardus'la bir seyler yapmaya calisiyor.Bunlari yabana atmamak lazim.Boyle merakli topluluklar sayesinde ilerde iyi isler cikartabilecek insanlar yetisebilir.Onlari iyi yonlendirmek gerekir.

(Laflarımın sertliğinden dolayı özür dilerim) Gelecek sayesinde GNU'yu ve Linux'u tanıyan insandan birşey beklenmez. Pardus'un hevesiyle birşeyler geliştirmeyi
düşünüyorsanız eğer, bunu tekrar ele alın. Çünkü gidilecek yer bellidir. Onlara yön verecek insanlara gelince, sanırım onların Tübitak'tan para koparmaya (yada en azından karınlarını doyurmaya) çalışmaktan fazla zamanları kalmıyor.

Yapilanlari kucumsemek bir sey kazandirmaz.

Ben Pardus'un evinde oturup kendi dağıtımını geliştiren adamların vizyonundan çok da farklı bir vizyona sahip olmadığını, gereksiz, hatta zararlı bir çalışma olduğu kanısındayım. (Hergün newsforge'da bunlardan birini My Workstation Os: XXXX Linux olarak görebilirsiniz.) Şu linkleri incelerseniz, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız;

http://lfs.rohost.com/lfs/news.html
http://www.infohelp.co.nz/lnxdistro.html

Hele bazilari bilmeden etmeden FreeBSD,OpenBSD, Plan9 falan tartismaya kalkiyor.Linux'a burun kiviriyor, ellerinde 3-5 exploit ordan oraya savruluyorlar.Bu ulkede bir seyleri degistirmek istiyorsak once kendimizi gelistirmeliyiz, kendini gelistirmek isteyenlere yardimci olmaliyiz (Birikim aksamdan sabaha olmuyor).Asil, saga sola camur atarak pek bir yere varilmadigini gormemiz lazim.


Haklısınız. Sonuna kadar size katılıyorum.


0
skoylu
FM Forumda, evrim hakkında bir kaç yanlıştan başka bir şey bilmeyenlerle uğraşırken, burada da aynı şeye rastlamak gayet makul elbette.

Birincisi diyorsunuz ki, kernelden, cp'ye kadar her şeyi elden geçirmek lazım. Bunun yapılmadığını nerden çıkarıyorsunuz? Belki arada gözden kaçmış noktalar vardır. Ama şunu bilinki, bütün uygulamalar Türkçe uyumluluk konusunda tek tek elden geçtiler.

Bir diğer savınız da, Yeminli Tercüman muhabbeti. Eğer projenin misyonu vs. okumuş olsaydınız, Tercümanlık yapmak gibi doğrudan bir hedef olmadığını görebilirdiniz. Ama bu bir sorundur, ekipler bu konuda tam destek verirler.

Dağıtım yapıp kutuya koyup, satıp para kazanmak sadece SuSE veya RedHat'a mı mahsus olmalı? Gelecek onların yaptığına benzer bir şey yapmış. Satıp, destek verip, diğer dağıtımlar gibi para kazanıyor. Bunun saçma olan yeri ne? Eğer bu saçmaysa, SuSE, Mandrake, RedHat filan hepsi saçma..

TÜBİTAK'ın bu projede neyi hedeflediği gayet açık bir şekilde projenin webinde yazıyor. Ama siz hiç o hususları nazara alamdan bir dağıtım olayına kilitlenerek yorum yapıyorsunuz. Birebir cut&paste ediyorum:
* Ulusal bağımsızlık, güvenlik ve tasarruf amacıyla, kritik uygulamaların üzerinde çalışabileceği, açık ve standart bir veri yapısını destekleyen, güvenlik izlemesine imkan verecek şekilde kaynak kodu açık olan ve finansal yük oluşturmadan yaygınlaştırılabilecek bir işletim sistemine gereksinim duyulmaktadır.
* Türkiye’nin bilgi teknolojileri konusundaki etkinliğinin katma değerli projelere yöneltilmesi, araştırma ve geliştirme ağırlıklı yüksek teknoloji üretimi yoluna gidilmesi gerekmektedir.
* Bunun bir yandan öncülü ve bir yandan da ürünü olarak yerel bilgi birikiminin, gerek teknolojik alanda ve gerekse iş süreçleri düzeyinde, sağlanması zorunluluğu vardır.
* Ülke gereklerine bağlı olarak teknolojik gelişmenin yönünü belirlemek, farklı alanların ağırlığını değiştirmek ve dolayısıyla söz konusu işletim sisteminin yol haritasına hakim olmak tercih edilmektedir.

Bu cümleden hareketle Linux temelli bir ulusal işletim sistemi dağıtımı oluşturma işine girilmesine karar verilmiştir.

Görüldüğü üzere aman bir dağıtımımız olsun değil hedeflenen.

Kernel iyileştirmeleri üzerinde çalışmadıklarını nereden çıkardınız? Yada acaba sorun kernel mi, başka şeyler mi diye düşünüp, bir şeylere öncelik vermediklerini. Projelerden de açıkca görülebileceği gibi öncelik paket toplamaya değil, Ağırlıklı olarak Yapılandırma ve paket yönetim altyapısına verilmiş halde. Ama siz kernelde optimizasyon yapmayı öncelik olarak görüyorsanız, bunu bize açıklarsınız, ikna edersiniz, dersiniz işte kernelde 2 yıllık çalışma ile şu şu gibi optimizasyonlar yapalım, kazanacağımız %13 hız kazancı bize şu kadar kullanıcı getirir. Buda ülkeye şu kadar tasarruf demektir. Bizde kabul ederiz, oturur dalarız kernele. ULUDAG ekibindeki hemen herkes kernelin agzından girip burnundan çıkacak birikime sahip, hiç merak etmeyin. Hemen herkes derken, Grafikerimizi istisna tutuyoruum sadece. Eh, zaten onun işi değil, kerneli hacklemek, ama O'da gördüğümüz kadarıyla kendine düşeni gayet iyi yapıyor..

Kısacası, ne Gelecek, Ne de ULUDAG hakkında doğru bilgilere sahip değilsiniz. Doğru bilgi olmayınca, yanlış fikir oluşması gayetle doğal. Doğru fikirler edinebilmeniz için, Uludağ, Gelecek, Trukix vs. gibi projelerin misyon ve vizyon tanımlarını, bugüne kadar yaptıklarını vs. doğru öğrenmeniz lazım..

--------
PS: Bunlar tamamen kendi görüşlerimdir, ULUDAĞ ekibi ve/veya ilgili kurumları kesinlikle bağlamaz.
0
bm
Kalanina karismiyorum ama kusura bakmayin su dediginiz dogru bir tavsiye degil. Ozellikle ice donuklugun genclere zararli oldugunu dusundugum icin cimbizla cekip alintiliyorum:

Ama siz kernelde optimizasyon yapmayı öncelik olarak görüyorsanız, bunu bize açıklarsınız, ikna edersiniz, dersiniz işte kernelde 2 yıllık çalışma ile şu şu gibi optimizasyonlar yapalım, kazanacağımız %13 hız kazancı bize şu kadar kullanıcı getirir. Buda ülkeye şu kadar tasarruf demektir. Bizde kabul ederiz, oturur dalarız kernele.

Boyle bir fikri olan arkadaslar yukarida 'biz' diye kendisine yetki atfeden guruba degil degil linux-kernel posta listesine yazarsiniz, kimseyi ikna edemezseniz de oturup yaparsiniz. Turkiye'de dogdunuz diye ille de devlet kuruluslarindan icazet, destek vs. kovalamak zorunda degilsiniz. Eger bu konuda ilgili gencler varsa lutfen bu cekirdegi uretenlerle birebir temas etmek icin kimsenin 'karar' almasina ihtiyaclari olmadigini bilsinler. Linux cekirdegi kimsenin ulusal bir projesi olmadigi gibi (ama biz zaten goremediginiz tarafta yapiyoruz imalari bir tarafa), en azindan 2.6.12 itibariyle 'MAINTAINERS' veya 'CREDITS' listesine bakildiginda bir tane gov.tr veya uludag adresi bulamadim ben.

Skoylu arkasinda milyonlarca satir kod oldugunu soyleyen bir agabeyiniz, bakin "ULUDAG ekibindeki hemen herkes kernelin agzından girip burnundan çıkacak birikime sahip"lermis. Bu gurubun faydalanacaginiz cok bilgisi vardir herhalde ama belki de istemeden ima edilen yetki kimsede degil.
0
skoylu
Benim gözümde, kernelle ilgili bir sıkıntı yok. Var olan bir takım sorularında farkındayız, ama bunların bir İ i problemi kadar aciliyeti yok. Bugün siz bu sorun yüzünden buffer overflow yiyorsaınz, IMAP'e bağlanamıyorsanız, film izleyemiyorsanız bu daha öncelikli bir sorundur, en azından bence.

Elbet ihtiyaç olunca kernele de girişilir. Ama şu anın ihtiyacı değil. Hedef kitle, bilgisayar kurtları değil, bilgisayar okuryazarları.

Kolay olan kernele dalmaktı. Ama biz zor olanı seçtik sanıyorum. Malum hikayedir, muhasebe programı yazmak, işletim sistemi yazmaktan zordur. Öncelikle insanları Linux ile haşır neşir olmaya, kullanmaya yönlendirebilmeyi düşündük. Başarı sadece bir zaman problemi. Yoksa gerek projenin imkanları, gerekse beyin kapasitesi (buna kendimi katmıyorum, ben her daim salak olduğumu itiraf etmişimdir) bunların hepsini yapmaya muktedir. Ama projedeki 5, 10, 25... kişinin böyle olması değil, bunun tabana yayılması önemli. Yani biz kernel kurdu olmuşuzdur. Cox'un yanına adımızı yazdırmışız.. Bu ferdi bir başarı olur ve rastlantısaldır. Bunu sistematik hale getirmemiz lazım. Bu seviyede programcıların mevcutlar arasında bir yerlerde olması değil, yeterli sayıda ve sürekli yetişmesi gerekli. Üniversitelerin fonksiyonları yerine bunun piyasa itmesi ile gerçekleşmesi daha kurumsal ve güçlü olarak bu potansiyelin gelişmesine katkılı olacaktır sanıyorum.

Bununda ilk koşulu Linux'u tercih edilir, istenir hale getirmek olacaktır kanımca.. Şu anda Linux'u isteyen, tercih eden %5'mi? Diğerleri isteseydi, bedava zaten, kolayca bu istatistiği yükseltirlerdi.

0
FZ
"Linux çekirdeği ile ilgili geliştirme yapmak, katkıda bulunmak, bir şeyler öğrenmek isteyen doğrudan ilgili uluslararası gruba gider, kimseyi ikna etmek, birilerinin onayını gibi bir şeye ihtiyacı yoktur" gibi bir anlamı olan mesaja cevaben mi yazıldı yukarıdaki cevap?
0
robertosmix
Yazınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum. Çok önemli maddeleri belirtmişsiniz, kalın olarak maddelerdeki açıkları sizlere aktarma ihticayı görüyorum.

FM Forumda, evrim hakkında bir kaç yanlıştan başka bir şey bilmeyenlerle uğraşırken, burada da aynı şeye rastlamak gayet makul elbette.

Evrim tartışmasında bahsettiğiniz yanlış kardeşlerle cebelelleşen ve onlara birşeyler anlatmaya çalışanlardan biri de ben idim. Tartışmayı geçmişten bulursanız, göreceksiniz.

Birincisi diyorsunuz ki, kernelden, cp'ye kadar her şeyi elden geçirmek lazım. Bunun yapılmadığını nerden çıkarıyorsunuz?

?? Bash yerine ne kullanılıyor yada cp yerine? Kaynak gösterin?

Belki arada gözden kaçmış noktalar vardır.

Bu cümleniz, çalışmaların amatör düzeyde gittiğini göstermezmi?

Dağıtım yapıp kutuya koyup, satıp para kazanmak sadece SuSE veya RedHat'a mı mahsus olmalı? Gelecek onların yaptığına benzer bir şey yapmış. Satıp, destek verip, diğer dağıtımlar gibi para kazanıyor. Bunun saçma olan yeri ne? Eğer bu saçmaysa, SuSE, Mandrake, RedHat filan hepsi saçma..

Ne Gelecek, ne SuSe ne de RedHat kamu kuruşlarını ikna eden birkaç aptal tarafından idare edilmiyor. Ve hiçbiri de "Ulusal" kimliğini taşıma kaygısı ile yola çıkmadı. Özellikle Gelecek Linux, vizyonu olan kişiler tarafından ortaya atıldı, beş parasız işe girdiler, ciddi bir risk aldılar ve geldikleri yer şu anda belli.

* Ulusal bağımsızlık, güvenlik ve tasarruf amacıyla, kritik uygulamaların üzerinde çalışabileceği, açık ve standart bir veri yapısını destekleyen, güvenlik izlemesine imkan verecek şekilde kaynak kodu açık olan ve finansal yük oluşturmadan yaygınlaştırılabilecek bir işletim sistemine gereksinim duyulmaktadır.

İşletim sisteminizin kernel bakımını yabancılar yapıyor ve yine açıklarını yabancılar bulup duyuruyor ise, bu işletim sistemi ne Ulusal bağımsızlık nede güvenlik amaçlarını yerine getirebilir. Ve dediklerimin devamında Bağımsızlık ve Güvenlik ilkeleri yerine tam olarak getirilmediği sürece, kimse kritik uygulamaların güvenle çalışabileceği bir işletim sisteminden de bahsedemez.

* Türkiye’nin bilgi teknolojileri konusundaki etkinliğinin katma değerli projelere yöneltilmesi, araştırma ve geliştirme ağırlıklı yüksek teknoloji üretimi yoluna gidilmesi gerekmektedir.

Türkiyenin bilgi teknolojileri konusundaki etkinliği benim bildiğim kadarıyla, şimdiye kadar Havelsan ve benzerlerine (Aydın Yazılım, Aselsan, TAİ) saçılan vergilerimizden başka birşey değildir. Ayrıca burada yüksek teknoloji üretimi deniyor, ancak biz ise yüksek teknolojiyi hazır alma yolunu seçiyoruz.

* Bunun bir yandan öncülü ve bir yandan da ürünü olarak yerel bilgi birikiminin, gerek teknolojik alanda ve gerekse iş süreçleri düzeyinde, sağlanması zorunluluğu vardır.

Hangi yerel bilgi birikimi hangi düzeylerde ve alanlarda kullanılabilir, allah aşkına birisi IT teknolojileri üzerinde kullanılacak bir tane "yerel" bilgi birikimini göstersin.

* Ülke gereklerine bağlı olarak teknolojik gelişmenin yönünü belirlemek, farklı alanların ağırlığını değiştirmek ve dolayısıyla söz konusu işletim sisteminin yol haritasına hakim olmak tercih edilmektedir.

Hatırlıyorumda geçenerde bir kahramanımız KDE'nin yeni sürümün yerelleştirilmesi için etrafa yalvarıyordu. Bumudur işletim sisteminin yol haritasına hakim olmak? Ayrıca şimdiye kadar hangi "ulusal" dağıtım, teknolojik gelişmenin yönünü belirleyebilir hatta (bunları geçtik) teknolojik gelişmeye bir kazanç sağlayabilir düzeye gelmiştir? Yada sağlamıştır yada 100 yıl içerisinde sağlayacaktır?

TÜBİTAK'ın bu projede neyi hedeflediği gayet açık bir şekilde projenin webinde yazıyor.

Bu hedefleri ciddi ciddi okuyup da anlayan insan sayısı 5 kişiyi geçmez. Hem bu 5 kişi bu yazılanları anladığı zaman da bu amaçla geliştirilmiş bir işletim sistemi olarak kopya değil, sıfırdan üretim bekler.

Bu cümleden hareketle Linux temelli bir ulusal işletim sistemi dağıtımı oluşturma işine girilmesine karar verilmiştir.

Bu kararı verenlerin zaten öküz olduklarını daha öncede belirtmiştim. Bir orta okul çocuğu bile, yukarıda belirtilen maddelerden yola çıkıldığı zaman Linux dağıtımı geliştirmenin saçma olduğunu farkeder.

Görüldüğü üzere aman bir dağıtımımız olsun değil hedeflenen.


Hedeflenen şudur: Şöyle Türkçe desteği iyi olan bir dağıtım hazırlamak. Yada kısacası aman bir dağıtımımız olsun. Yoksa rezil oluruz Brezilyaya.

Kernel iyileştirmeleri üzerinde çalışmadıklarını nereden çıkardınız?

Gerçektenmi? Hangi kernel sürümü üzerine iyileştirmeler yapıldı merak ediyorum? Bana açıklarmısınız?

Ama siz kernelde optimizasyon yapmayı öncelik olarak görüyorsanız, bunu bize açıklarsınız, ikna edersiniz, dersiniz işte kernelde 2 yıllık çalışma ile şu şu gibi optimizasyonlar yapalım, kazanacağımız %13 hız kazancı bize şu kadar kullanıcı getirir. Buda ülkeye şu kadar tasarruf demektir. Bizde kabul ederiz, oturur dalarız kernele.

Biz niye sizi ikna etmeliyiz onu anlayamadım? Ayrıca kernelda bir optimizasyon için 2 yıl çalışmak yerine 1,5 yılda ben size yepyeni bi kernel yazarım olur biter.

kazanacağımız %13 hız kazancı bize şu kadar kullanıcı getirir. Buda ülkeye şu kadar tasarruf demektir. Bizde kabul ederiz, oturur dalarız kernele.

Bunları ben hesapladıktan sonra sizlere niye ihtiyaç duyayım ki. Demekki ULUDAĞ ekibinin yeminli tercüman işleri yapmaktan bu tip çalışmalara vakit ayıracak zamanı yok. Yazık!

Bizde kabul ederiz, oturur dalarız kernele. ULUDAG ekibindeki hemen herkes kernelin agzından girip burnundan çıkacak birikime sahip, hiç merak etmeyin.

İşte bu sağlam bir yalan. Kernel'in ağzından girip burnundan çıkacak birikime sahip birisi derken kimi kastediyorsunuz? Kim, hangi kernel sürümüne bir yama geliştirdiki ekibinizden, bugün verdiğiniz tanıma uygun birşeyler yapabilsin? Temel C, C++ ve birazda makina dili bilince kernel'da uzmanmı olunuyor? Zaten her gcc yada dasm kullanan uzman kesiliyor. O zaman bizlere Linux 2.0.40 kernel'inde %0.0001 performans artışı sağlayan basit bir yama hazırlayında sallamadığınızı anlayalım? Ayrıca biz böyle birileri olup olmadığını merak etmiyoruzki?


Kısacası, ne Gelecek, Ne de ULUDAG hakkında doğru bilgilere sahip değilsiniz. Doğru bilgi olmayınca, yanlış fikir oluşması gayetle doğal. Doğru fikirler edinebilmeniz için, Uludağ, Gelecek, Trukix vs. gibi projelerin misyon ve vizyon tanımlarını, bugüne kadar yaptıklarını vs. doğru öğrenmeniz lazım..

Bırakın üstadım bu "birşey bilmiyorsunuz" tavırlarını. Herkesi aptal mı zannediyorsunuz? En azından her 1000 IT çalışanından 1'i geek ülkemizde. Sanırım bu oran EU yada USA'de 700-800 civarında. Yani diyeceğim, herkes sizi alkışlasa bile 1-2 kişi çıkıp "kral çıplak" diyecek noktaya kesinlikle gelir. Ha şu da var... bu 1-2 kişiye millet troll der yada yalancı der yada aptal der hatta bilgisiz der, olmadı çarmıha gerer.. ancak nihayetinde bu aslen milletin sorunudur. Zaten geek'lerin çevrelerini memnun etme gibi bir kaygılarıda olmaz nihayetinde.


0
skoylu
Gene bir şey bilmediğiniz ortaya dökülüyor. Öncelikle, siz acaba TUBITAK'ın veya özelde UEKAE'nin ne yaptığı hakkında bilgi sahibi misiniz? Evet, biliyorum diyemezsiniz. Çünkü bilemezsiniz, yapan adamlardan başka hiç kimse bilmez. Hürriyet gazetesi arşivlerini karıştırın, Bizzat Enstitü müdürünün açıklamalarından öğrenebilirsiniz olayın ne olduğunu. Ben bilmiyorum şahsen..

Ben size kapasite var, hepsi bu işin altından kalkar diyorum. Ama onların bu konuda bir satırla bile boğuşmalarını asla ve kata ve istemem çünkü şu an için öncelik bunda değil. Bir gün, çok uzakta değil, yakın bir zamanda bunuda göreceksiniz, merak etmeyin.

Size daha basit bir örnek vereyim. Önceliklerimize daha yakın olduğu için şu anda kıyısından köşesinden KDE developerleri içinde yeralan arkadaşlarımız var..

Bu arada, 1.5 yıl değil, 1.5 günde kernel yazsanız zerre kadar önemi yok. Donanım üreticileri destek vermediği sürece OS'unuz çuvallamaya mahkumdur. Donanım üreticilerinin desteğini almak için elimden gelse Windows kerneli kullanırdım.

Diğer yandna, işe taa sıfır derseniz, dilerseniz 4 işlemi de bir icat edelim önce. Hazır bilgi birikimi varken niye kullanmayalım?
0
robertosmix
Gene bir şey bilmediğiniz ortaya dökülüyor. Öncelikle, siz acaba TUBITAK'ın veya özelde UEKAE'nin ne yaptığı hakkında bilgi sahibi misiniz? Evet, biliyorum diyemezsiniz. Çünkü bilemezsiniz, yapan adamlardan başka hiç kimse bilmez. Hürriyet gazetesi arşivlerini karıştırın, Bizzat Enstitü müdürünün açıklamalarından öğrenebilirsiniz olayın ne olduğunu. Ben bilmiyorum şahsen..

Dediklerinizden hiçbirşey anlamadım.

Ama onların bu konuda bir satırla bile boğuşmalarını asla ve kata ve istemem çünkü şu an için öncelik bunda değil.

Bütün sorunda burda zaten... işin kolayına kaçmak.


Bu arada, 1.5 yıl değil, 1.5 günde kernel yazsanız zerre kadar önemi yok. Donanım üreticileri destek vermediği sürece OS'unuz çuvallamaya mahkumdur. Donanım üreticilerinin desteğini almak için elimden gelse Windows kerneli kullanırdım.


Linux kernel'i aktif olarak kullanılmaya başladığında bütün donanım üreticileri destekliyormuydu onu acaba? Ha windows çekirdeğini mecbur desteklediler çünkü masaüstü bilgisayarları yepyeni ve koskocaman bir pazardı! Bu yüzden windows donanım desteğinde bir adım önde parkura girdi diyebiliriz.

Hem asıl "iş" olan sıfırdan kernel geliştirip donanım geliştiricileri buna ikna edebilmek. Örneğin ATI driverlarında gereksiz bulduğunuz kodları kaldırıp, performans arttırıcı düzenlemeler yaparsanız, emin olunki ATI kullanıcıları sizi tercih edecek ve daha sonra ATI'de sizin için driver geliştirecektir. Ha diyeceksinizki, ATI'nin bazı driverları (örneğin FreeBSD için) binary geliyor zaten! Benimde cevabım şu olur, decompile diye bir icat vardır öyle değilmi? Makina dili bilmiyosanız zaten işe hiç bulaşmayın.. Gidin bi distro hazırlayın kendinize. :)

Donanım üreticilerinin desteğini almak için elimden gelse Windows kerneli kullanırdım.

???????

Hazır bilgi birikimi varken niye kullanmayalım?


Bilgi birikimini kullanmak başkadır, üretilmiş ürünü kopyalamak daha başkadır. Ne çeviri yaparken ne de ürünü kopyalarken, ürünün geliştirilme sürecindeki fikirleri ve bilgi geliştirme yöntemleri edinmiş olmazsınız.

Gidip Torvalds'ın tecrübelerini araştırırsanız, yada gidip kernel bakıcılarını dinlersiniz, asıl o zaman hazır bilgi birikimini kullanmış olursunuz. Tabi nerde bu profesyonellik?


0
skoylu
Garip vede ilginç tezleriniz var. Belli oluyor ki, hiç kernelle uğraşmamışsınız. Ve hatta hiç donanım sürücüsü yazmamışsınız. ATI'nin driver'ını decompile edelim. Edelim de biz nereden bileceğiz hangi satırın kartın nesine yaradığını? Hadi size son yazdığım USB TouchScreen kontrolörünün (DMC-TSC10) driver'ını yollayayım. Bir decompile edin bakalım çözebilecekmisiniz? Bir VGA driverından 100 kat daha kolay ve anlaşılır olduğunu söyleyeyim ayrıca..

Diğer yandan genelde performans artışı getiren düzeltmeler bir kaç satır çıkararak değil, bir kaç satır ekleyerek yapılır. Birde kernel yazmayı gözünüzde büyütmediğiniz kadar, yazan adamları bu kadar küçümsememeniz lazım. Öyle bir iki satır performans kazanılıyor olacak, o işin içinde olan tonla adam bunu farketmeyecek?

Ben biliyorum ki, bizim ekipte o kerneli yazacak kapasite ve kabiliyette insanlar var. Siz aksini düşünebilirsiniz, ama kernel yazmak öyle accaiip uçan kaçan kod yazmak değildir. Kernel atıyorum 3 milyon satırdan ibarettir. Ortalama günde 50-60 satır yazdıklarını hesaplarsanız, bizim arkadaşlar için o kernelin kaç günde yazılacağını bulursunuz.

Esefle izliyorum.. Hemen herbiri 4 yıl eğitim almış, daha uzun sürelerdir de programlama işinin içinde olmuş bu insanları kendiniz gibi görüp "Kernel yazmak kim, siz kim?" demeye getirmeniz çok acı.. Ben bunu ilk kez söylemiyorum. Kernel X satır koddan ibarettir. İçersinde efsun filan yoktur. Oturur yazarsın olur biter, tek gereken zamandır.

Şu anda kernel vs. ile uğraşmaya gerek yok, en azından bizim açımızdan. Ama elbet sıra ona da gelecek. Burada ekip olarak özel ihtiyaçlar doğrultusunda defaten driver yazdık, bugfix yaptık vs. vs. Biizm ekip beyin gücü olarak yeterlidir. Yetmediği yerde enstitümüzde konuyu bizden iyi bilen birini mutlaka buluruz. Burada silikonu alıp chipe çeviren, kendi chiplerini üreten, bunun yazılımını yapan, yeri geldiğinde Linux, Windows vs. driverlarını, hatta bazen komple OS'unu yazan bir kurumdan bahsediyoruz. Yani sizin için kernel yazmak, OS yazmak, aygıt sürücü yazmak vs. bunlar roket teknolojisi olabilir, Ama bu enstitiü için günlük sıradan olaylar bunlar.

Kısacası, siz kafayı takmayın bunlara. Burada ne yapılması gerektiği rüyaya yatılarak bulunmaz. Bir sürü ön çalışma yapılır ondan sonra. Açın bakın, bir dağıtım yapmaya karar vermek ne kadar sürmüş..

0
bm
Kısacası, siz kafayı takmayın bunlara. Burada ne yapılması gerektiği rüyaya yatılarak bulunmaz. Bir sürü ön çalışma yapılır ondan sonra. Açın bakın, bir dağıtım yapmaya karar vermek ne kadar sürmüş..

Muhakkak bunun yazilmis cizilmisi de vardir. Bu raporlari acmak mumkun mu? Ozellikle GPL secimi, cift lisansli Qt'ye dayali masaustu secilirken neler dusunulmus diye merak ediyorum. GPL'in TR'de gecerliligi icin alinan fetvalari da. Sizin COMAR bitince herhalde USENIX filanda yenilikleri anlatacak bir bildiriniz olacaktir, o kivamda bir anlatim olmadan ben anlayamam onun icin artik onu sorup vaktinizi almiyorum.

Esefle izliyorum.. Hemen herbiri 4 yıl eğitim almış, daha uzun sürelerdir de programlama işinin içinde olmuş bu insanları kendiniz gibi görüp "Kernel yazmak kim, siz kim?" demeye getirmeniz çok acı..

Cevap verdiginiz arkadasin tarzi o. Sizin tarziniz da muazzam kabiliyetli ve bilgili insanlarin bilinmez gizli isler yaptigini defaatle ima etmek. Ben aslinda bir devlet kurumunun bu sekilde sorgulanmasindan memnun oluyorum; bu ideolojik ezber disinda memlekette gordugumuz ve yatkin oldugumuz bir tarz degil. Sizin gurup belki simdilik yoldan cikmaz ama piyasa terbiyesine acik olmayan kuruluslar bir de vatandas tarafindan sorgulanmazlarsa iyice yoldan cikabiliyorlar. Tabii evvelce izah ettiginiz gibi sizin bagli oldugunuz kurum hesap sorulamayan cok da acik calismasinin makul olmadigi kurumlardan biri (ama o zaman bu isi hesap sorulabilen yere tasimak da gayet makul bir istek herhalde).

Bu arada dediginiz dogru, kernel gozde cok buyutuluyor. Ben oyle oturup yazarim filan demeyecegim ama okullarda OS derslerinde insanlara bir iki basit OS yazdirilmis olsa bunun bu derece buyutulmeyecegini soyleyeyim.
0
robertosmix
ATI'nin driver'ını decompile edelim. Edelim de biz nereden bileceğiz hangi satırın kartın nesine yaradığını?

Biraz sağlam makine dili bilgisi, hangi yazmaçların hangi donanım adreslerinin kullanıldığı, hangi verilerin gönderilip alındığını açık ve net bir şekilde gösterir. Reverse Engineering efendim reverse engineering!!

0
skoylu
İşin iki yönü var. Birincisi işim mi yok ATI Driveriyle uğraşacağım? Sanıyorum bu şekilde bir driver'ı hack etmeye hiç çalışmadınız. Binlerce register, kendi özel komut seti vs. vs. Azmin elinden hiç bir şey kurtulmaz, ama zaman denen bir şey var. Sizin varsa buyrun yapın. Ben burada atıyorum 6 ay bununla uğraşayım haaa.. Hiç maliyetini hesap ettin mi? Birde vergileri çar çur ediyorlar filan diyorsunuz ki, gel çık işin içinden.. Ne olacaktı, X Milyar TL masraftan sonra ne elimize geçecek?

İkincisi biz burada gayet ciddi bir resmi kurumuz. Bu tür bir faaliyet Lisans Antlaşmalarına vs. aykırıdır. Ve biz öncelikle yasalar uymakla mükellefiz.

Bu tür amatör hacking faaliyetleri amatör kişiler için uygundur. Siz yapın, ben size destek veririm. Ama profesyonel hayatta maalesef bunlar kaynak israfından başka bir şey olmaz..
0
robertosmix
Kendinizi profesyonel ve bahsettigim konularda ugraş verenleri ise amatör ilan ediyorsunuz. Dediklerinizi heyecanınıza ve yeteneksizliğinize veriyorum.

FreeBSD çekirdek takımı bugün belkide dünyanın en profesyonel ekibi.

Adamların sadece basit bir NVIDIA desteği için yıllarca bıkmadan usanmadan uğraştıklarını biliyormusunuz? Bir çok driver için kendileri üretim yoluna gittiler, ve halen gidiyorlarda. ATI Radeon'lar için 1 yıl beklediğimi hatırlıyorum. Ama öyle veya böyle adım adım ilerliyorlar. Yerlerinde saymıyorlar. İşte asıl profesyonellik budur.

Şu linklere bakın da birşeyler öğrenin "profesyonel" insanlar. NVIDIA'nın nasıl da bir süre sonra FreeBSD driver'ı geliştirmeye mecbur kaldığını farkedeceksiniz.

http://www.bsd.net.au/article.php?story=20040422054143970
http://vulture.dmem.strath.ac.uk/bt848/
http://fbsd-nvdriver.sourceforge.net/

Sizlerin işletim sistemi dünyasından bayağı bi haberdar olduğunuzu gördükçe içimden diyorum ki.... "Gittti vergiler!!"
0
skoylu
Öncelikle Amatör ile profesyonel tanımlarının ne anlama geldiğinden haberdar olmadığınız anlaşılıyor. Amatör, az bilen vs. anlamına gelmez. Amatör faaliyet, hobi olarak yapılan faaliyettir. Maddi yönden herhangi bir kazanç beklenmez, bilakis masraf kalemi olarak görünür. Profesyonel faaliyet ise iş yapmak için yapılan faaliyettir. Bu yapılan işten maddi vs. beklentiler vardır.

ATI Kart satsın diye oturup ona driver yazma ihtiyacını hissetmedim. Belki bir ATI kartım olsaydı, ihtiyaç hissetseydim bugün onu ben yazmış olurdum. Ama aslolan bu değil. Defaten yazıyorum, burada o dediğiniz işi yapacak tecrübe ve yeteneğe sahip beyin gücümüz var. Kendiniz VGA/MESA/GLUT vs. driveri yazmayı bilmiyorsunuz diye bizim de öyle olmamız gerektiğini nereden çıkarıyorsunuz?

Size bu enstitü için kernel yazmak, OS yazmak, driver yazmak, CPU/MCU chipleri yapmak vs. günlük işlerdir diyorum, siz hala dediğim dedik diyorsunuz. Projenin beklentisi ulusal kernel veya ulusal masaüstü yazmak değil. Projenin beklentisi açıkca görüleceği üzere burada (Open Source dünyası) bizde varız diyebilmek, bunu da tabana yayabilmek. Bu süreçte bir yerden başlamak lazım ve başlangıç olarak bu yol tercih edilmiş halde.. Olay bundan ibaret. Siz giderlerine sponsor olacaksınız, ben size hemen yarın başlayıp bir ATI driver'ı yazayım. Hatta dilerseniz ondan daha güçlü bir 3D Chipi tasarlayıp üretelim burada. Elimizde şu an gerekli olan her şey var. Üzerine de ulusal ekran kartı yazalım. Sonra da tanesi 5000 dolardan alacak alıcı bekleyelim. Memlekette uygun maliyetle yoğun kapasiteli chip üretecek fabrika yok. AR-GE vs. maliyetlerini topladığınızda bu rakamdan aşağısı zarar eder. Ama bilinki burada o işleri yapacak insanlar var. Yani bilmediğiniz bir kurum hakkında fikir üretmeye çalışıyorsunuz.

FreeBSD ekibi o işi para kazanmak için yapıyorsa, profesyoneldir. Aksi halde amatördür.

Elimizde 10 tane kernel kurdu olması pratik anlamda Türkiye'deki Linux camiasına pek bir katkı yapmaz. Ama herkesin kullanacağı bir Linux dağıtımımız olması çok şey katar. Bu birinci adımdır. Ve muhakkak arkası gelecektir.
0
robertosmix
ATI Kart satsın diye oturup ona driver yazma ihtiyacını hissetmedim.

ATI driver'ı yazmak ATI kartının satılması amaçlı değil, kernelin ATI'ye olan desteği artsın ve daha çok kullanılır olsun amaçlıdır.

Size bu enstitü için kernel yazmak, OS yazmak, driver yazmak, CPU/MCU chipleri yapmak vs. günlük işlerdir diyorum, siz hala dediğim dedik diyorsunuz.

?????

Projenin beklentisi açıkca görüleceği üzere burada (Open Source dünyası) bizde varız diyebilmek, bunu da tabana yayabilmek. Bu süreçte bir yerden başlamak lazım ve başlangıç olarak bu yol tercih edilmiş halde.. Olay bundan ibaret.

Bende boşuna kendimi parçalamıyorum herhalde.. Diyorum ki, arkadaşlarım, dil desteği ürünü pazarda sağlam yer kazandırmaya o kadar da yaramaz. Ürüne pazarda asıl yer açan, yenilikler ve farklılıklardır. Bunlarda herşeyden önce temelde başlar. Çekirdekte başlar.

Memlekette uygun maliyetle yoğun kapasiteli chip üretecek fabrika yok. AR-GE vs. maliyetlerini topladığınızda bu rakamdan aşağısı zarar eder.

Hak veriyorum.

Ama bilinki burada o işleri yapacak insanlar var.

O zaman, eğer bu kadar eminseniz, o insanlara çok yazık ettiğinizi bilmeniz gerekiyor.

FreeBSD ekibi o işi para kazanmak için yapıyorsa, profesyoneldir. Aksi halde amatördür.

Hatırlıyorumda geçen sene Jordan Hubbard, önemli bir kongreye katılmak için takım elbise kiralamıştı, çünkü takım elbise alacak parası dahi yoktu. Halbuki kendisi FreeBSD takımının kurucusu ve aynı zamanda BSDi için Açık Kaynak Kodu Çözümler başkanıdır.

Siz bunu söyledikten sonra benim size diyecek herhangi bir lafım kalmıyor maalesef.
0
skoylu
Eğer, FreeBSD ekibi o işi para kazanmak için yapıyor, ama beceremiyorsa, bu gene profesyonellik ve üstüne birde beceriksizliktir.

Yook, niyet para kazanmak değilse, o zaman yapılan iş amatörlüktür. Profesyonel olan işi daha iyi bilmez. O işi para kazanmak için yapar.

Bizce iş kernelde başlamıyor. Bizce iş şu an için önce üst düzey yapılarda başlıyor. Kernel yazabilirmiyiz gibi bir kompleksimiz yok. Şu an Linux'un türkiyenin market koşullarına uyması ve yaygınlaşması için yönetim altyapısının güçlendirilmesi gerekiyor. Bizde bu açıdan yaklaşarak COMAR ve PISI üzerine yoğunlaştık. Ama siz Türkçe kullandığınız için IMAP'e bağlanamıyor, Film izleyemiyorsanız, bu bir sorundur ve bunuda gidermek gerekir. Aksi halde bu Linux'un tutmasını sağlayamazsınız. Önce bu pisliğin temizlenmesi lazımdı. Bunun dışında profesyonel manada hiç çeviri işi yapılmadı. Elbette, gene UEKAE personeli olan M.AKIN'ın Zembereği dahi bu kapsamdadır. Yani, PARDUS içersinde mesai saatinde oturulup çevrilmiş tek bir uygulama, döküman filan yok. Ama siz bu iş çeviri ile başlamaz diyorsunuz boş laf olarak. Kernel ile başlar mıydı? Bizce hayır. Boş iş yapmış olurduk. Çünkü Kernel ile uğraşan bir sürü sağlam adam zaten var. Derdimiz İllada TR'ye bir Linux koyalım değil, tüm OSS camiasına faydalı olacak ürünler koyalım. Bu noktada, öncelikle eksikliğini hissettiğimiz, yapılandırma sistemi ve paket yönetimiydi, bizde buna yoğunlaştık. Hepsi bundan ibaret.. Kernel hacklemek bizim için zor değil, ama işimiz o değil..
0
bm
Elbette, gene UEKAE personeli olan M.AKIN'ın Zembereği dahi bu kapsamdadır.

Kurumunuza bagligi, propagandasini yapmak isemenizi anliyorum ama bu Zemberek yazarlari tamemen kendi baslarina bu isleri yapip sonra o kadroya dahil olmadilar mi? Kurum reklami ugruna insanlarin sahsi insiyatif ve cabalarini da gozardi etmemek lazim herhalde.
0
robertosmix
Yook, niyet para kazanmak değilse, o zaman yapılan iş amatörlüktür. Profesyonel olan işi daha iyi bilmez. O işi para kazanmak için yapar.

Bence sizin çok saçma bir profesyonellik ve amatörlük anlayışınız var. Bakın efendim, kıymetli olan para değil emektir. Para ise sadece bir refah getirisidir. Sizin dediğinizden yola çıkacak olursak... bütün GNU emekdarları "amatör". Ve M$ sonuna kadar profesyonel.

Bunları sizden duymak istemezdim doğrusu.

Konuyu kernel yazarız/yazamayız boyutuna getirmeyin lütfen. Benim örnek olarak verdiğim bir driver desteğinden yola çıkarak bu yöne doğru ilerlemenizi oldukça şaşırtıcı buluyorum. Konu, işin "ulusal" niteliğinin ne boyutlarda olduğu. Ve "ulusal" olarak tanıtılan dağıtımların aslında "ulusal" olmadıkları hatta "ulusal" tanımını yerle bir eden bir kökenden geldiklerini ifade etmekteyim.

Ayrıca UEKAE'den bilmem kime yaranmak için de tutup mesaisini boşa harcayan adamların reklamını yapmayın.
0
skoylu
Böyle abes laflar edip kızdırıyor millet, ondan sonra da En vazlinli Penguen seçiyorlar birde..

Kardeşim, sen türkçe daha doğrusu ingilizce bilmiyorsan benim kabahatim ne? Hiç bir halt bilmiyorsan git ekşisözlüğe filan bak.

Birde bu adamı sanki bir bok biliyormuş yerine koyup cevap vermeye çıkıyoruz ki, hatanın daniskasını yapıyoruz...

Kıymetli olanın ne olduğuyla profesyonel, amamtör tanımı arasında ne bağlantı varki??

Siz bırakın Linux'muş, IT'ymiş, vs. gidin önce bir adam gibi Türkçe öğrenin. 3 Yaşımda Babamın tabelasına "ÇINAR RESTAURANT, Erkek Bayan Terzisi" yazdırmak isteyen terzilerle verdiği kavgayı ben burada veriyorum ya.. 30 yıl, ama aynı tas ve aynı hamam...

0
bm
Hmm, bu 'profesyonellik' eskiden burada sark kurnazi idareciler tarafindan kufur niyetine de kullanilirdi. Genc: 'Yok bu yuku de uzerime alacaksam, su kadar daha para' Esek: 'bak simdiden boyle profesyonel davranmaya kalkma, bak sana birsey anlatayim ... gaaak guuk ... yani bunu bedava yapmazsan kadirbilmez birseysin.' Ama TV kulturu alip, 'Avrupai' kose yazari zibidileri okuyan insanlarimiz simdi asagida verilen ornege daha yakin birsey anliyor olabilirler:

"Curious to know what his definition of software engineering professionalism was after four years of MIT education, we probed a bit deeper and established that the way that he thought about professionalism did not differ from the thinking of a Mary Kay cosmetics saleswoman: wear nice clothes, drive a clean car, and don't say anything that might offend anyone."

Yazinin devami:

http://philip.greenspun.com/ancient-history/professionalism-for-software-engineers
0
robertosmix
Evet efendim, kesinlikle çok ama çok haklısınız.. Bunlara biraz da Memur Profesyonelliği de denebilir bir açıdan.
0
robertosmix
Birde bu adamı sanki bir bok biliyormuş yerine koyup cevap vermeye çıkıyoruz ki, hatanın daniskasını yapıyoruz...

Cevap vermeyin efendim. Sizi cevap vermeye ben zorlamıyorum ki. Ayrıca kim bir "bok" biliyorki? Yoksa sizmi?

Kıymetli olanın ne olduğuyla profesyonel, amamtör tanımı arasında ne bağlantı varki??

Ben öyle bir bağlantı kurmadım ki.

önce bir adam gibi Türkçe öğrenin.

Türkçeye kimin ihtiyacı varki? Hele IT dünyasında yaşıyorken? Ayrıca dediklerimin Türkçe bilim bilmemeyle olan bağlantısını maalesef anlamış değilim.
0
skoylu
Porfesyonel nedir, Amatör nedir bilmeden beni kınamaya çıkıyorsunuz, neymiş efendim, GNU tayfası amatörmüş diye..

Sevgili M.AKIN için boş laf üretiyorsunuz, sonradan projeye dahil olmuş, vs. vs. Kendisi zaten daha öncede UEKAE'nin değierli bir personeliydi.

TUBITAK ve bilhassa ne yaptığını bilme imkanınız olmayan UEKAE hakkında boş laf üretiyorsunuz.

Yaptığınız eleştiri dozunu aşan, hakaret diyemesemde iftira/karalama kapsamına giren bu lafları ederken, bana yalancılık ima etmeye çalışırken, bilmediğiniz faraziyelerle yola çıktığınız net görünüyor.

Verdiğiniz verginin hesabını sormak gayet güzel bir davranışdır. Ama bunu kurumları ve kişileri alçaltmaya çalışarak yapamazsınız. Yapmanız gereken gayet basit, TUBITAK'ın webine gidin, bilgi isteme formu var. Doldurup bilgi isteyin bu konuda. Bunu yaptınızda, yeterli bir cevap alamadınız mı? Ama bu kadar basit bir işi bile yapmadan resmen yetim hakkı yiyen hortumcular gibi göstermeniz bu güzide camiayı, ne kadar hakkaniyete sığıyor?


0
bm
Sevgili M.AKIN için boş laf üretiyorsunuz, sonradan projeye dahil olmuş, vs. vs. Kendisi zaten daha öncede UEKAE'nin değierli bir personeliydi.

Aaa ben tamamen webden gordugum proje ve blog sayfalarindan giderek niye sahsi projeden kuruma pay cikiyor dedim. Boyle birseyden haberim yoktu. Butun ilgililerden ozur dilerim.

0
FZ
Bazıları "başvuru formuna adını yaz, sonra bekle biz sana bilgi vereceğiz"den farklı bir yöntem izliyorlar görebildiğimiz kadarı ile:

Gentoo Vakfı, 2005 1. Çeyrek Finans Raporu:

http://www.gentoo.org/foundation/en/2005q1.xml

Gentoo Vakfı, 2005 2. Çeyrek Finans Raporu:

http://www.gentoo.org/foundation/en/2005q2.xml

Uludağ Dünyası kolektif blog sitesinde de buna yer verilmiş, darısı diğer projelerin başına.
0
bm
Ya evet ben de farkettim. Ben aslinda sade bir vatandas olarak o Uludag barometresi gibi bir harcanan para, uretilen patch, yazilan kod, (ileride kullanan makine) filan gibi birsey gormek isterdim. Ama butce bile ogrenemedik (olamiyormus galiba, bu arada sorunca bir suru de laf isittik[1]). Ben bunu o zaman sordugumda kirli isler oldugunu dusundugumden degil, temiz bir gurubun on sayfada bunu gun gun ilan edip, hatta 'vatandaslarimiza bu imkan icin tesekkur ederiz' diye birsey yazip diger devlet kuruluslarina ornek olmalarinin hos olacagini dusunmustum halbuki. Memleket bazen bilim-kurgu/korku filmi gibi: birseyler atistirayim diye buzdolabini aciyorsunuz iceriden bir mahluk ziplayip girtlaginiza sariliyor.

[1] http://www.fazlamesai.net/modules.php?name=News&file=article&sid=2689
0
bm
TUBITAK'ın webine gidin, bilgi isteme formu var. Doldurup bilgi isteyin bu konuda. Bunu yaptınızda, yeterli bir cevap alamadınız mı?

O formdaki 'arz ederim' ibaresini kaldirin, yani bana pesinen vatandas olarak sizin altinizda oldugumu kabul ettirmeyin, alinacak bilginin de yayinlanma iznini verin yapayim. Simdi buna 'mevzuat musait degil' diyebilirsiniz, ama o zaman burada insanlar burokratsiniz dedikleri zaman da kopurmeyin.
Iddiayi gordugum ve okudugum yerde aklima gelen soruyu soruyorum, ne var bunda? 'Ne yaptigini bilme imkaniniz olmayan UEKAE' derseniz, o zaman biz de projeyi ne yaptigini bilecegimiz bir yere tasiyin diyemez miyiz? Sagda solda devamli 'biz cok ozel kurumuz' diye hissettirilmesinden hakikaten ozel isler yapan insanlar herhalde memnun olmuyorlardir. Siz bilgisayarci kiraathanesinde boburlenin diye mi kuruluyor bu (ki geregine benim de inandigim) kurumlar?

Onun disinda eger bu yazdiginizin hedefi bensem ve 'doz' ile ilgili bir sey soyleyecek bir durum varsa lutfen gosterin. Ikna oldursam ozur dilerim gayet tabii.
0
skoylu
Ben ne ULUDAG'ın, ne UEKAE'nin, ne de TUBITAK'ın sözcüsüyüm. Söylediklerim tamamen şahsi görüşlerimdir. Bu yüzden bu isteklerinizi buraya değil ilgili mercilere aktarmanız lazım.

Burada kimsenin böbürlendiği filanda yok. Ama sizi kastetmiyorum, bilir bilmez konuşup, eleştiri yerine iftira yapanlar var.

UEKAE öyle çok özel bir kurum değildir. Neler yapar eder hepsi açık seçik ortadadır:

http://www.uekae.tubitak.gov.tr

Bilmem kaç defa uluslararası ödüller kazanıp, alanında ülkemizin yüz akı olmuş bir kuruma böylesine ver yansın etmeden biraz düşünseniz daha iyi olur sanıyorum. Bilhassa basında UEKAE sayfalarına bakarsanız, ne demek istediğimi anlarsınız.

0
bm
Ben ne ULUDAG'ın, ne UEKAE'nin, ne de TUBITAK'ın sözcüsüyüm. Söylediklerim tamamen şahsi görüşlerimdir. Bu yüzden bu isteklerinizi buraya değil ilgili mercilere aktarmanız lazım.

Ben bunu niye yapmayacagimi soyledim. Hic birsey yapmam da lazim olmamali, ilgili merciler rahatsiz oluyorlarsa personellerinin sahsi gorusu olarak 'hepsi dusunuldu' dedikleri sorularin uzerine merak edilen detaylar olmasindan, acarlar herhalde. Olmuyorlarsa, personelleri boyle sahsi gorusler konustuklari yerlerde soru cikinca gidin dilekce doldurun demek zorunda kalirlar iste. Atla deve degil bunlar yahu, burada gayet makul (ustelik okudugumuza cevaben) birsey aklimiza geliyor, soruyoruz olay cikiyor. Nette zaman geciren bir insan olarak bunun ne kadar garip oldugunu anlayabiliyor olmaniz lazim, Debian orneginde 'yahu su policy niye soyle' diye anlik birsey akliniza gelince hemen icigina cicigina kadar konusulmusunu nette bulabiliyorsunuz. Gentoo butce isi bugun sizin blog toplayicida da cikti, cok komik oldu bence. Kotu niyetten degil, bunlari gormeye bakmaya alistigmiz icin soruyoruz bazen de. Ne var bunda buyutulecek anlamiyorum.

Zemberek isi icin ozur diledim zaten, sahsi bir proje oldugunu zannediyordum. Simdi o takdir edilecek insiyatifi ve gayreti gostermis olan arkadas orada calisirken cikip 'yahu bu benim sahsi projemdi, kuruma kredi nereden cikti', diyemez hakki yenmis olur diye dusunmustum buyuk olcude. (Hatta ilk yazdigimi gonderseydim bin misli ozur diliyor olacaktim simdi, Allah korumus!).

Bilmem kaç defa uluslararası ödüller kazanıp, alanında ülkemizin yüz akı olmuş bir kuruma böylesine ver yansın etmeden biraz düşünseniz daha iyi olur sanıyorum. Bilhassa basında UEKAE sayfalarına bakarsanız, ne demek istediğimi anlarsınız.

Ben baktim, (hatta sizin bloglara SVN'ye filan da bakiyorum bazen, buraya degisiklik duyurdugum dahi olmustur[1]). UEKAE'nin anlayabildigim asli vazifesi icin bu dunyada devletin boyle kurumlarinin olmasi gerekiyor zaten diye dusunuyorum (bana devlet kurumu olmasi lazimdir dedirtmek de kolay degildir bu arada.) Daha ne yapmami bekliyorsunuz? Secde mi edeyim simdi ekrana? Insallah islerini iyi yapiyorlardir, Allah kolaylik versin.

Linux dagitimi o kurumda mi yapilmalidir devlet mi yapmalidir o tamamen ayri bir konu.

Belki siz robertosmix'e cevap veriyorsunuz, ama ben anlayamiyorum kim kime ne diyor diye bu web ortaminda. 'Banaysa' diye cevap veriyorum, kusura bakmayin.

[1] http://www.fazlamesai.net/modules.php?name=News&file=article&sid=2760

0
skoylu
Alındığınız cevaplar size değil ama üzerinize aldıysanız özür dilerim.

Size yanlış düşündüğünüzü filan söylemiyorum. Ama bu isteklerinizin bu gibi forumlarda vs. değil, doğrudan ilgili mercilere yapılması doğru olacaktır. Böylece demokrasi sağlanır. Aksi halde sadece kendi aramızda kör döğüşü oynarız. Her zaman sivil toplum hareketleri bu işlerde öncü olur. Ama bu hareket böyle kıraathane'de veya berber salonunda değil, doğru yerde yapılmalıdır ki, duyulsun, amacına ulaşsın..
0
robertosmix
TUBITAK ve bilhassa ne yaptığını bilme imkanınız olmayan UEKAE hakkında boş laf üretiyorsunuz.

Ben yapılan iş'e bakarım. Ben UEKAE'nin yaptığı bütün işlerden anlamam, yada TÜBİTAK'ın. Ben sadece bildiğim kanaldaki yapılan işleri değerlendirmekteyim. Bu boyutta da Ulusal İşletim Sistemi adı altında harcanan paraları ve yapılan işleri öte yandan bunun halka sunumunu değerlendirmekteyim.

Yaptığınız eleştiri dozunu aşan, hakaret diyemesemde iftira/karalama kapsamına giren bu lafları ederken, bana yalancılık ima etmeye çalışırken, bilmediğiniz faraziyelerle yola çıktığınız net görünüyor.

Benim hiç bir lafımda iftira veya karalama yok. Sizin bu yazdıklarınızı okuyanlar umarım bütün yazdıklarımı tek tek okurlar. Bazı konularda, hem çalıştığınız kurumu, hem çevrenizdekileri ciddi anlamda bir savunma rolü üstleniyorsunuz ki, bu da sizi ciddi anlamda "yalan" söylemeye itiyor. Buna hiç gerek yok. Kimin doğru ve kimin "yalan" söylediği zaten zamanla anlaşılacaktır. Korumaya çalıştığınız ekip ve kurum, bu projeleri atlasalar bile diğer projelerde zaten çakılacaklar. Bence siz, üzerinize düşen görevi tamamiyle yerine getirin ve bırakın değerlendirmeyi halk yapsın.

Ama bunu kurumları ve kişileri alçaltmaya çalışarak yapamazsınız.

Adı geçen kurumları ve kişileri alçaltmaya çalışmıyorum, onların yaptıklarını sadece yorumluyorum. Eğer yorumlarımdan bu sonuçları çıkarıyorsanız, o sizin sorununuz. İsteyen herkes kendi adına yorum çıkarabilir. Kimi "haklı" der, kimi "troll" der, kimi "aaa.. öylemiymiş" der .

Yapmanız gereken gayet basit, TUBITAK'ın webine gidin, bilgi isteme formu var. Doldurup bilgi isteyin bu konuda. Bunu yaptınızda, yeterli bir cevap alamadınız mı?

=Biz size dönücez kardeşim!! ... Nede olsa devlet mantalitesi. Linux dağıtımı geliştiren bir kurum, online destek hizmeti niye veremez? Cevap veriyim, çünkü lanet olası bürokrasinin işine gelmez. 2-3 ürünle pazarda kendisine yer aramaya çalışan anglo-saxon yazılım firmalarının bile profesyonel online destek hizmetleri varken, sizlerde bunu gör-e-memek çok kötü.

Ama bu kadar basit bir işi bile yapmadan resmen yetim hakkı yiyen hortumcular gibi göstermeniz bu güzide camiayı, ne kadar hakkaniyete sığıyor?

Evet. Her ne kadar belkide bundan sorumlu olmasanız bile, belki bilinçli veya belkide bilinçsiz bir şekilde, ciddi rakamlar çöpe atılıyor ve ciddi ölçeklerde (en azından yaşadığım çevreye oranla) vergi veren bir IT çalışanı olarak ödediğim vergilerin sertifikalı aptalların boğazından geçerken bir yerlerde durmasını ümid ediyorum.


0
skoylu
Kardeşim, hala aynı yanlışları yapıyorsun. Bu işin ödediğin vergilerle yapıldığını nerden çıkarıyorsun? Online destek hizmeti istiyorsun, onu da biz verelim, iyice işi devletçiliğe mi dökelim? Açıkca söylemedim mi, insanlar bunu alsın, destek hizmeti vs. versin, para kazansın istiyoruz diyoruz. Siz işi iyice tavır koyduğunuz tarafa çekmek istiyorsunuz. Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor, müneccimlik yapıyorsunuz. Sana bilmediğin konuda atıp tutma diyoruz, hala benim vergilerim filan diyorsun.. Dediğim yere yaz, sor, cevabını resmi ağızdan alırsın. Yada git basında çıkan haberlere bak.. Toplu halde web sitesinde bulabilirsin, bir örnek:

http://www.uekae.tubitak.gov.tr/basinda_img/07Mart2004-HurriyetPazar.jpg





0
robertosmix
Bu işin ödediğin vergilerle yapıldığını nerden çıkarıyorsun?

Vergilerimizle yapılmıyosa, anlat bize ne ile yapılıyor? Hadi geçtim vergi, ülkemin tek bir lirası bile bu iş için harcanıyorsa, yine birşey değişmez. Çünkü o lira da benim vergimle üretiliyor.

Açıkca söylemedim mi, insanlar bunu alsın, destek hizmeti vs. versin, para kazansın istiyoruz diyoruz.

O kadar amatörsünüz ki, bazı şeyleri bu tür temmenilerle gerçekleştirebileceğinizi zannediyorsunuz. Ne yapıyorsunuz bunun pazarda aktif olarak kullanılması ve 3.nesil tüketiciye ulaşabilmesi için? Ayrıca destek hizmet vs. verip para kazanmak isteyen bir kurum/kuruluş neden sizin ürününüzü kullansın ki? Basit bir dağıtım kullanacağına daha kurumsal yollarak gidebilir daha "Enterprise" başlıklı çözümler oluşturabilir.

Dalga mı geçiyorsunuz siz? Hani amaç TÜBİTAK'ın web sitesinde yazılan ana maddelerin yerine getirilmesiydi? Nerden geldiniz, insanların destek hizmeti verip para kazanmasını sağlamaya? Ayrıca insanların dağıtım desteği verip para kazanmak için size ihtiyacı yok ki.

Siz işi iyice tavır koyduğunuz tarafa çekmek istiyorsunuz. Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor, müneccimlik yapıyorsunuz. Sana bilmediğin konuda atıp tutma diyoruz, hala benim vergilerim filan diyorsun..

Üstadım çok yuvarlak laflar bunlar. Canın sıkılmış gibi. Bana net açıklama yap. Örneğin deki, sen bunu söyledin ama söylediğin gibi bir durum söz konusu değil. Şu şu ve şu etmenler bizim başarılı olduğumuzu gösteriyor, amacımız şu ve şu doğrultuda gidiyoruz. vs.vs.vs.

O zaman ben de sana hak veriyim. Ama yok, kernel yazabiliriz de yazmıyoruz,yok çok gizli de, yok çok özel de vs.vs. gibi laflarla işi yokuşa sürme, rica ediyorum.

Ayrıca bu yaptığınız saçmalığın halen ben UEKAE'nin yaptığı diğer çalışmalarla bağlantısını kuramadım?

Ha birde http://itpatterns.blogspot.com/ adresine baksanız iyi olur. Hadi ben yalancı ve karalamaya çalışan birisiyim de, diğerleri de mi öyle?
0
skoylu
Hangi doğrultuda gitmek istediğimizi nerede bulursun söyledim. Bu işe ne kadar para harcanmış vs. cevaplarını nerden bulacağını da söyledim.

Sen hala bilir bilmez atıp tutmaya devam ediyorsun. Kernel yazmadığımızı, yada Linux başta olmak üzere mevcut kernelleri çekip çevirmediğimizi nerden biliyorsun?

Sen bilmiyorsun diye aksi olması gerekmez, madara duruma düşmeyi bir kes. Kendi adıma burada 30'dan fazla yere patch ekledim. 4-5 farklı cihaz için kernele driver yazdım. Bunlardan örneğin DMC TSC-10'lar için yazdığımız ilgili donanımın bilinen en doğru dürüst çalışan driverı. Yurtdışından bir sürü isteyen oldu yolladık. Yarın bir gün bunları WEB'imize koyarız, merak etmeyin.

Başarılı olup olmadığımız ayrı bir husus, sizin söyledikleriniz ayrı bir husus. Siz, script kiddie'lerin, en fazla olsun lamerlerin başarı sayacağı şeylerin ardında koşuyorsunuz. Bana biri gelse deseki, ben kernel yazarım, cevabım sadece "iyi, ne yapalım" olur. Kernel yazan ile web sayfası yapan arasında gözümde pek bir fark yoktur. Farkı yaratan ne yazdığın değil, nasıl yazdığındır.

Bizim projemizin gizli saklı bir tarafı yok. Herşeyi açık saçık ortada. Ama enstitü / TÜBİTAK yönetiminin cevap verebileceği soruların var. Bunları soruyorsan, soracağın adres belli. Vaveyla edip duracağına git ilgili yerlere sor. Web sayfası dahil hemen hiç bir yerde bu tür bilgiler yok. Ama sen kafandan türetip ver yansın ediyorsun. Git işin aslı neymiş öğren, ondan sonra konuş. Ben bilmiyorum, hiç merak etmedim. Git sen sor bir öğren, bizde öğreniriz. O zamana kadar sus, aptal laflar edip salak pozisyonuna düşme..

0
robertosmix
Hangi doğrultuda gitmek istediğimizi nerede bulursun söyledim.

Ben zaten hangi doğrultuda gitmek istediğiniz biliyorum. Zaten asıl eleştirdiğimde bu. Ayrıca ne kadar para harcandığıyla ilgili az-çok tanımlar da yapılıyor. (http://itpatterns.blogspot.com/)


Sen bilmiyorsun diye aksi olması gerekmez, madara duruma düşmeyi bir kes. Kendi adıma burada 30'dan fazla yere patch ekledim. 4-5 farklı cihaz için kernele driver yazdım. Bunlardan örneğin DMC TSC-10'lar için yazdığımız ilgili donanımın bilinen en doğru dürüst çalışan driverı. Yurtdışından bir sürü isteyen oldu yolladık. Yarın bir gün bunları WEB'imize koyarız, merak etmeyin.


http://svn.uludag.org.tr'de görüyoruz ne yapıldığını. Ha bireysel çalışmalarınızı Uludağ adına yapmışsınız gibi bir hava vermeye çalışıyorsanız, onu bilemem tabii.

Siz, script kiddie'lerin, en fazla olsun lamerlerin başarı sayacağı şeylerin ardında koşuyorsunuz.

Nasıl yani? Örnek verin.

Kernel yazan ile web sayfası yapan arasında gözümde pek bir fark yoktur. Farkı yaratan ne yazdığın değil, nasıl yazdığındır.

Saçma. Ama peki bunun konuyla ne alakası var?

Bizim projemizin gizli saklı bir tarafı yok. Herşeyi açık saçık ortada.

O zaman neden proje maliyetlerini, aldığınız maaşları uludag.org.tr'de yayınlamıyorsunuz? Çekinecek bir durum mu söz konusu? Gizlilik muhabbetini bırakın, çünkü açık kaynak kodlu bir ürünün geliştirilmesi sürecinde bu söz konusu olmaz.

Ben bilmiyorum, hiç merak etmedim. Git sen sor bir öğren, bizde öğreniriz. O zamana kadar sus, aptal laflar edip salak pozisyonuna düşme..

Bilmiyorsan bana neyi savunuyorsun? Ayrıca niye bu kadar canınız yanıyor onu anlamış değilim. Demekki doğru şeyler söylüyorum. Sıradan birşeyler söyleyip, basit cümleler kursaydım ve biraz da "banane" tarzı gütseydim belkide hiç yanıt vermeyecekdiniz.


0
loker
O zaman neden proje maliyetlerini, aldığınız maaşları uludag.org.tr'de yayınlamıyorsunuz?

Yeter lan, terbiyesizligin de bir siniri var... Haddini bil !

umut pulat - uludag gelistiricisi - tasarimci
0
acemi_
Valla ben de hayretler için skoylu'nun nasıl sakinliğini koruduğunu ve hala iyiniyetle cevap vermeye çalıştığını izliyorum. Kendisini tebrik ederim.
0
robertosmix
Yeter lan, terbiyesizligin de bir siniri var... Haddini bil !
umut pulat - uludag gelistiricisi - tasarimci


İşte bir Uludağ ekibi üyesi. Konuşulan dili ve takınılan tavrı hep beraber izlemekteyiz. En azından "eğitimli" ve kültürlü bir insanın (ki eğer öyleyse) bu şekilde davranmaması gerekir.

Durum öyle bir noktaya geldi ki, Salı pazarında yer kavgası yapıyorlarmış gibi bir hava oluşmakta. Ayrıca bir "tasarımcının" alakasız yerde konuya dalması da çok ilginçtir.


Mantıklı ve makul bir insan olmalarını ve olaylara ciddi bir şekilde yaklaşmalarını beklemiyordum zaten. Kaldı ki ilgili mesajı gönderen arkadaş, beni "troll" ilan etmiş ve diğerlerine "lütfen robertosmix'e cevap vermeyin" demiştir. Ama sonunda kendini tutamamış birşeyler söyleme ihtiyacı hissetmiş ve bunu gerçekleştirmiştir. Ancak bu kadar düşündükten sonra bu şekilde bir mesaj göndermek ne garip bir durumdur.


Bu mantaliteye sahip üyesi/üyeleri olan bir takımdan acaba çok şeymi istiyoruz?


Ama tabii başka bir açıdan bakınca da anlıyorum arkadaşları. Para kazanıyorlar bu işten ve kurmuş oldukları sisteme halel gelsin istemiyorlar. Ancak unutmamalılar ki, (ki her Devlet çalışanı bunu unutmamalıdır) onlara maaşlarını dolaylı olarak halk vergileri aracılığıyla ödemektedir. Ve bundan dolayı açık açık hesap vermek zorundalar. Hiç sorgu/sual olmadan. Ben TÜBİTAK'a sormak zorunda değilim ama TÜBİTAK bana açıklamak zo-run-da. Aslında açıklanacak birşey yok. Ortada uçup giden bayağı bi para var.


0
bm
Işte bir Uludağ ekibi üyesi. Konuşulan dili ve takınılan tavrı hep beraber izlemekteyiz. En azından "eğitimli" ve kültürlü bir insanın (ki eğer öyleyse) bu şekilde davranmaması gerekir.

Yanlis yapiyorsunuz. Bu kadro genc bir kadro, siz kiskirttikca sinirlenmelerine sasirmamak lazim. Devlet gorevlisi vatandasa boyle birsey diyemez diye yaklasmak cok kolay bu ise, ama dogru degil. Skoylu'nun de ima ettigi gibi bu arkadaslar yetkili degiller, ustelik bu projenin o derece propagandasi yapildi ki kendileri mutevazi olsalar da sisirilen projenin sisirilmis haline uygun uretimde bulunamazlarsa basarisiz sayilmak gibi bir yuk de sirtlarina binmis oldu[1]. En nihayet boyle bir is bulmus ve calisan insanlardan bahsediyoruz, bu kotu ortamin sebepleri verilen isi yapmaya calisan insanlar degil. Sizin probleminiz onlari idare edenlerle bu isin siz/biz haline gelmesine engel olmayanlarla olmali.

Skoylu anladigima gore cok genc bir adam degil, onunla atismaniz belki kabul edilir ama diger personele biraz da kardes gibi yaklasmamiz lazim. Kanuni gerek degil bu elbette, ama burasinin dune kadar devletin seffaf oldugu, ne bileyim isini iyi yapmiyorsun dediginiz devlet gorevlisinin sizi dusman bellemek yerine 'belki de haklisiniz, tesekkurler uyariniz icin' dedigi bir memleketken sirf bu kadro ise baslayinca bildigimiz Turkiye haline gelmedigini de unutmayalim. Bu arkadaslar tahammul gosterecek hazim ve gorguyu alabilecekleri insanlar ornekler varken bunu almamis degiller herhalde.

[1] Ben en cok evvelce takdir ettigim milletvekili Coskunoglu'nun 'Tubitak'da hazir kullanilacak sistem var' anlaminda soru onergesi vermesine uzuldum bu bakimdan. Insanlar her halde soylenen laflara iskonto uygulamaya alisik oldugu icin kimse 'yaa oyle mi, getirin kuruyoruz' deyip sIkIntI yaratmadi ama (kimseyi tanimadan soyluyorum) bahsedilen urunun gelistirici kadrosunun boyle seyleri duyunca sevindiklerini de zannetmiyorum -- bana boyle birsey yapilsa mudurume gidip soyleyene tesekkur edilmesini soyleyenin de tekzip edilmesini rica ederdim.
0
robertosmix
Tavsiyelerinize hak veriyorum. Birkaç belirtimde bulunmam gerekirse:

sisirilen projenin sisirilmis haline uygun uretimde bulunamazlarsa basarisiz sayilmak gibi bir yuk de sirtlarina binmis oldu

Yazılımda şöyle birşey söz konusu; eğer projelerde bir deathline koyulmazsa, projenin başarıyla ulaşması yada ulaşmaması gibi bir tespit zamanı olmaz. Yani örneğin ben projeyi bugün başarısız bulunca, Uludağ ekibi "durun, daha yolun başındayız" diyebilirler. Ki proje başından bu zamana 19-20 ay geçti. Dolayısıyla, ne kadar başarılı ne kadar başarısız olduklarını (en azından geliştirme açısından) tespit etmek için bir yol haritasının çizilmesi gerekmekte. Bu da Devlet memurlarının işine gelmez. (Azınlık beni bağışlasın) Şimdi sanırım, bize zaten var ama onu da siteye koymadık derler.

Bu arkadaslar tahammul gosterecek hazim ve gorguyu alabilecekleri insanlar ornekler varken bunu almamis degiller herhalde.


Tabii umarım sadece bahsi geçen tasarımcı kardeşimiz bahsettiğiniz niteliklerden nasibini almamıştır. Belki o zaman ciddi bir dialog kurulabilir.


0
y0rk
asıl senin yaptıgın terbiyesizliktir. neye kime gore haddini bilecek ki? baz alınacak olan sen ve senin gibilerse robertosmix'in gayet terbiyeli bir tavrı oldugunu dusunuyorum.
Bir devlet memurunun aldıgı maaşı söylememesi ne kadar garip geliyor. sayın skoylu "kardeşim ben 5000 ytl net alıyorum bu iş için" dese konu bu kadar uzamayacaktı belkide. bütçenizi bilmediginizi söylemenizde bir garip. ne yani bu projenin bir hayat döngüsü buna dair bir öngörüsü yokmu? emekli olana kadar uludag projesine devam mi edeceksiniz? Ben bir projeye girdigimde mali olarak ne kadar ileri gidecegiz, sınırlarımız nedir sorusunu sorarım, bunu ben yonetmesemde bilirim. bu soruyu hiç kendinize sormadınızmı? Yaptıgınız işe saygı duyuyorum. tabiki yaptıgınız iş karşılıgında para alacaksınız ama bunu körü körüne kapalı tutmaya calişmaniz yanlış. Bana sanki birilerinin "bu kadar iş için bu kadar para almışınız.bu haksızlık!" demesinden korkuyormuşsunuz gibi geliyor.
0
loker
Bana sanki birilerinin "bu kadar iş için bu kadar para almışınız.bu haksızlık!" demesinden korkuyormuşsunuz gibi geliyor.

Ben yaptigim tasarim icin para alirim... Bunun hesabini babam da dahil kimseye vermem... bu kadar... Alinterimi, emegimi senin gibilerin tartmaya, deger bicmeye hakki yoktur... haddinizi bilin, bir kere daha soyluyorum... bundan sonra muhatabim falan degilsiniz...
0
selam
Hıms..

Bir laf vardır eskiler bilir: (gençlerden hiç duymadım bu lafı)

Kadına yaşı, erkeğe maaş'ı sorulmaz.

Ayrıca bir işin ne kadar bütçe ile yapılacağını bilen kişi projede çalışan kişiler değil projenin yöneticisi ve onun bağlı olduğu amirlerdir. Evet devlet tarafından yapılan/yaptırılan işin ne olduğunu nasıl olduğunu ne kadar para harcandığını harcanacağını vs. gibi şeyleri sormak güzeldir ve gereklidir, örneğin benzer bir durumda bunu gidipte otoyol inşaatında çalışan işçiye sorarsanız size verebileceği ne kadar bilgi olabilir? Oysa işin doğrusu bunu gidip yetkili mercilere (artık konu ile ilgili kurum) sormalı hesabı onlar vermeli. Bir işi doğru yapılması gerektiği gibi yapmalı yada hiç yapmamalı aksi halde herkese zararlı bir davranış örneği göstermiş olursunuz. ( bkz: çöpe atılan devlet yatırımları ) Eğer bir şekilde yanlış yapıyorsunuz denecekse bununda doğru şekilde denmesi gerekiyor, iyi yapıyorsunuz aman ne güzel deneceksede doğru şekilde yapılması gerekiyor.

Karşınızda duran kişi/kişiler sizin hesap sormanız için yetkili olan kişiler değildirler. Onlar sadece işçi/memur ve verilen görevi yapıyorlar hepsi o kadar.

Lütfen kimden neyin hesabını sormanız gerektiğini doğru tartın. (ve nasıl yapacağınızı)
0
skoylu
Gen boş laf ediyorsunuz.

Ben bir sürü farklı proje için bir sürü iş yapıyorum. Ne olacak şimdi?

Söylediğim kernel, glibc vs. yamaları, kernel driverları vs. şahsi bir faaliyet değil, tamamen yapılan iş istekleri üzerine, mesai faaliyeti olarak yazılmış şeyler. Yazan benim, sahibi UEKAE. Sen sadece uludağ ekibi görürsün, ama burada yüzlerce mühendis, teknisyen, akademisyen vs. den oluşan koskoca bir UEKAE ve TUBITAK ailesi var. ULUDAĞ, bu projedeki şahısların değil, bu ailenin ürünü olacaktır. Biz bunun sadece hamalıyız. Bize şunu yapacaksınız denir, bizde elimizden gelenin en iyisini yaparız. Ve bu ailede kimseye angarya yapılmaz, herkes hakkını alır.

Başından beri söylüyorum. Yanlışınız, resmin küçük parçasını görmek. Filin kuyruğunu tutmuş bu neden püsküllü diyorsunuz. Size cevap filan vermek değil derdim zaten. Eğer büyük resmi merak ediyorsanız, açar sorar öğrenirsiniz ilgili mercilerden.

Sizce ne yapılmalıydı? Hala, ne maaş alıyorsunuz vs. abes sorular. Biz bize "verilen" işi yapıyoruz. Bu işin ne olduğu sadece bu aileyi ilgilendirir. Bunun karşılığında ne aldığımız da gene onun takdiridir.

Buyur, ne yapacaksan yap? Hiç pazarda adam ağzı görmeyen görgüsüzler ancak bir erkeğin maaşını, kadının yaşını sorar..

Maaşım mı? Sana duymak istediğinden fazlasını söyleyeyim. Ben iki milyon dolar maaş alıyorum. Buyur, ne yapacaksın? Hatta yılda bir adet yat, iki adet kat hediye ediyorlar? Üstüne 6 ay iznim var. İşyerine bir yatak koydum mesainin yarısını üzerinde geçiriyorum.. Ne olacak şimdi? Doğru düzgün konuş dersen, benim emeğimin takdiri benim üstlerime aittir, size değil. Onların emeklerinin takdiri de onların üstlerine aittir. Ben veya Umut yada diğerimiz hesabımızı onlara veririz. Sizde bir sorununuz varsa onlara iletirsiniz. Sanırım defaten söyledim gerçi.. Böyle sağda solda çamur atayım da izi kalır hiç yoktan tribine girmezsiniz.
0
robertosmix
Doğru düzgün konuş dersen, benim emeğimin takdiri benim üstlerime aittir, size değil. Onların emeklerinin takdiri de onların üstlerine aittir.

Filin kuyruğundan çekiştiren siz olmalısınız. Çünkü bu piramidin en üstünde halk duruyor. Ve ben bir vatandaş olarak bunu öğrenmek istiyorum. Hani TÜBİTAK bunu biz e sunmak "zorunda" olduğu halde sunmuyor, bizde o zaman kafadan hesap yapalım diyoruz. Ama bu hesabı yapmak için ortalama maaşınızı öğrenmemiz gerekiyor. Ha bu cevabı siz verirsiniz yada üstünüz verir, işin o tarafı beni ilgilendirmez.

İşi yokuşa (bürokrasiye) sürüp, ben muhattap değilim 3. kata çıkın, kaşe vursunlar ondan sonra şuraya gidin onay versinler, sonra işleminiz tamamlanır şeklinde davranmayın.

Ben bir Devlet Memuru olsam, halkın vergileriyle para kazandığımın bilincinde olsam, kendi blog'uma ne kadar para kazandığımı ve karşılığında neler yaptığımı ve yanına da CV belgemi bırakırdım. Bu utanılacak bir durum değil takdir edilecek bir davranıştır.

0
skoylu
Birincisi ben devlet memuru değilim, umarım ne kadar boş olduğunuzu bundan bile çıkarabiliyorsunuzdur.

İkincisi size değil, kimseye aldığım maaş hakkında bilgi vermek gibi bir durumum yok, siz kimsiniz ki?

Üçüncüsü, adam başı iki milyar alsalar gibi bakkal hesabıyla bu projenin maliyetini filan hesaplayamazsınız. Ben ayda iki milyon dolardan 30 milyon dolar aldım, ama siz benim bu projeye ne kadar bilmem X projesine ne kadar katkı yaptığımı bilemezsiniz.

Dördüncüsü, bu hesabı bilebilecek olan merci bellidir, gider ona sorarsınız. İsraf edilen paranın azı çoğu olmaz. İsraf bir lira da olsa, bir trilyon dolarda olsa israftır. Eğer bu harcamanın kıt kaynaklarımızı israf olduğunu düşünüyorsanız, gene o ilgili mercilere söylersiniz, size gereken izahatı yaparlar, ya da ikna olurlar. En basit ihtimal hepimizi işten çıkarırlar ki hiç sorun edinmeyiz, çünkü hiç birimiz işsiz gezerken değil, kurulu düzenimizi işimizi, bırakıp buraya geldik ve kapıdan çıkınca gene karnımızı duyuracak bir iş yaparız.

Beşincisi hiç kimse (bazı hortumcular haricinde elbet) halkın vergileriyle para kazanmaz. Kendi emeğinin karşılığını alır. Bizde sizde aynı şeyi yaparsınız. O zaman, herhangi bir devlet kurumuna herhangi bir şey satan bundan kaç para kazandığını açıklasın demeniz de gerekir ki, size müsait yerleriyle gülerler.
0
robertosmix
Birincisi ben devlet memuru değilim, umarım ne kadar boş olduğunuzu bundan bile çıkarabiliyorsunuzdur.

Memur demek sadece bir çalışan tipi demek değildir. Devletten maaş alıyorsanız devlet memurusunuzdur.

İkincisi size değil, kimseye aldığım maaş hakkında bilgi vermek gibi bir durumum yok, siz kimsiniz ki?

Ben halkım. Direkt sizin maaşınızı da sormadım zaten. İlgili birisinin bunları açıklamak zorunda olduğunu söyledim.

Üçüncüsü, adam başı iki milyar alsalar gibi bakkal hesabıyla bu projenin maliyetini filan hesaplayamazsınız. Ben ayda iki milyon dolardan 30 milyon dolar aldım, ama siz benim bu projeye ne kadar bilmem X projesine ne kadar katkı yaptığımı bilemezsiniz.

Ben projenin maliyetini hesaplamıyorum, kabadan cebimizden ne kadar para gittiğini hesaplamaya çalışıyorum.

Dördüncüsü, bu hesabı bilebilecek olan merci bellidir, gider ona sorarsınız. İsraf edilen paranın azı çoğu olmaz. İsraf bir lira da olsa, bir trilyon dolarda olsa israftır. Eğer bu harcamanın kıt kaynaklarımızı israf olduğunu düşünüyorsanız, gene o ilgili mercilere söylersiniz, size gereken izahatı yaparlar, ya da ikna olurlar. En basit ihtimal hepimizi işten çıkarırlar ki hiç sorun edinmeyiz, çünkü hiç birimiz işsiz gezerken değil, kurulu düzenimizi işimizi, bırakıp buraya geldik ve kapıdan çıkınca gene karnımızı duyuracak bir iş yaparız.

Yapın, karnınızı doyurun, aç kalmayın. Bunlar beni ilgilendirmiyor. Neden anlattığınızı da anlamadım. Benim sözüm direkt ilgiliye. Siz niye kahramanlığa soyunuyorsunuz, onu anlamadım.

Beşincisi hiç kimse (bazı hortumcular haricinde elbet) halkın vergileriyle para kazanmaz. Kendi emeğinin karşılığını alır. Bizde sizde aynı şeyi yaparsınız. O zaman, herhangi bir devlet kurumuna herhangi bir şey satan bundan kaç para kazandığını açıklasın demeniz de gerekir ki, size müsait yerleriyle gülerler.

Türkiyedeki Devlet Memurlarının çoğu tembellikte dünya rekortmeni oldukları halde ciddi maaşlar almaktalar. Sonra hortumcu konseptine büründürdükleri kimseleri idam ederler. Aslında farketmezler, halkın vergilerini yediklerini. Ayrıca sizin son cümlenizde bahsettiğiniz konsept Devletten ihale alan firmalar yada hakediş alan bireyler içindir, devlet memurları için değil. Tabii ki öyle birşey sormadım, sormam da.
0
bm
Türkiyedeki Devlet Memurlarının çoğu tembellikte dünya rekortmeni oldukları halde ciddi maaşlar almaktalar. Sonra hortumcu konseptine büründürdükleri kimseleri idam ederler. Aslında farketmezler, halkın vergilerini yediklerini.

Bu is tamamen yanlis bir yola girdi. Turkiye 'vahsi' addilen serbest ekonomisi olan bir ulke midir ki sanki insanlar ozel sektorde is bulabilecekken memur oldular gibi anlatiyorsunuz? Sunun surasinda ogretmen olmak isteyenlerin, profesor olmak istayenler yahut arastirmaci olmak isteyenlerin devlet disinda ciddi secim sansinin ortaya cikmasi kac senelik is? Ibrahim Tatlises gibi olacak ama Turkiye'de Bell Labs, PARC, ne bileyim Stanford, MIT varmis da calisilacak insanlar aman memur olalim mi demisler?

Ben devlet memuru filan degilim, ama ailemde 38 yasinda (ozel sektorden) emekli olmus insanlar varken 'siz memurler yiyorsunuz' denmesine seyirci kalamadim. Evet hakim olamadigimiz bir devlet duzeni var, evet dagitiyor, bazen cok parayi az insana bolerek bazen cok parayi cok insana bolusturerek dagitiyor sonra parasi bitince ya enflasyonla ya borcla ya vergiyle milletin uzerine gidiyor. Ama bunda buldugu iste (yahut tercih ettigi iste) calisan insanlar kadar hepminizin de payi var.

Bu isler olurken milletce seyredip ondan sonra hasbelkader devlette calisanlara topyekun yuklenmek (ustelik amir, politikaci yuksek burokrat gibi bu insanlardan verim almak onlerini acmak durumunda olanlardan degil, memurdan bahsediyoruz) bence ne dogru ne de istenilen sonucu getirir.

Simdiki konumuzda olani ben begeniyor muyum? Hayir. Ama bunun faturasi evvelce de izah etmeye calistigim gibi su veya bu sekilde al bu isi yap denenlere degil, onlarin vatandasla bu sekilde karsi karsiya kalip isin siz/biz'e donmesine izin verenler kimse onlara cikartilmali cikartilacaksa. Kimse sabah isine 'vatandas dusmanimdir' yahut 'kotu calisacagim' yahut 'hesap vermek ayip birseydir, sormak hakarettir' diye girmiyor, boyle seyler oluyorsa topyekun bir duzenin insanlari soktugu halin sonucu olarak oluyor (buna devletle maas vs. degil vatandaslik iliskisi olup kayitsiz kalanlar da dahil bence).
0
robertosmix
Ibrahim Tatlises gibi olacak ama Turkiye'de Bell Labs, PARC, ne bileyim Stanford, MIT varmis da calisilacak insanlar aman memur olalim mi demisler?

Devamlı başkalarından birşeyler beklemek ne kadar kabul edilebilir bir durum? Bell Labs, PARC vs. benzersiz işlere imza atan kimseler tarafından kuruldular. Beklenti sahipleri devamlı başkalarının kendilerini düşündüklerini farz ederler. Ancak kimse onları (en azından tahmin ettikleri kadar) düşünmez. Aslında herkes yalnızdır. Ne George Pake (PARC) ne de Alexander Graham Bell (AT&T - Bell Labs.) birilerinin bir şeyler yapmasını beklemediler. Ne yapmak istiyorlarsa onu yaptılar. Çünkü düşünceleri ve planları ertelemek yada başka şeylere bağlamak onlara göre değildi.

Tabii şöyle bir durum da söz konusu; herkes özel sektörde iş bulmanın zor olduğundan bahseder. Halbuki Türkiye için dönem iş bulma dönemi değil, iş yaratma dönemidir. Dünyada işleyen ve büyük markaların rekabet ettiği birçok pazarın Türkiyede bahsi bile geçmiyor. Neden? Çünkü ilgili pazara/pazarlara yönelik kuruluş sayısı neredeyse yok.

Devamlı bir bekleyiş. Birisi dev gibi ofisler kursa, milyonlarca dolarlık işler çevirse, masamı ve iş arkadaşlarımı hazırlasa ve sonra beni işe alsa da bende çalışsam. Bu tip beklentilerle hiç bir yere varılmaz. Kariyer denen şey, genelde ülkemizde kimlere hizmet edildiğinin tarihçesi olarak anlaşılmakta, aslında kariyer, aşılan engellerin ve yıkılan tabuların tarihçesidir.


Tabii "iş yaratma" konsepti riskli birşeydir. Özellikle ülkemizde bu konseptin peşinde koşarken aç kalmak da söz konusu, milyon dolarlar arasında yüzmek de. Ben aynı zamanda birçok Devlet Memuru'nu risk almadıkları, ülkenin kalkınmasında söz sahibi olmak istemedikleri için de suçluyorum. Ve bunda da haklıyım.
0
skoylu
Sizi anlamak zor. Sanıyorum gözümüzde saman çöpü ararken böyle mantıksız konuşuyorsunuz.

Türkiye'de bir kurum çıkıyor, artık birşeyleri bekleyip durmayalım, birazda biz katkı verelim, bizimde bu çorbada tuzumuz olsun, bu teknolojinin yol haritasına katkı verebiliyor vede belirleyebiliyor olalım diyor. Siz yok efenim, olmaz vergilerimi çar çur ediyorsunuzda filan diye çıkıyorsunuz. Sonrada böyle bir mesaj yazıyorsunuz. Özel sektör? Evet, ülkemizde Novell'e veya MS'e kafa tutabilecek özel sektör var sanki. MS'in kölesi olmaktan kurtulup, RedHat'ın kölesi olmak daha mı iyi? Teknolojik olarak oturup Debian tayfası yapsın diye seyretmek, elmanın ağzımıza düşmesini beklemek daha mı iyi?

Hangi devlet memuru risk almıyor? Bir devlet memurunun aldığı risk çoğu zaman senin aldığın riskten 10 kere fazladır. Senin kafanda, ay başı maaş garanti diye her şey o kadar sanrısı var. Senin gibi selam vermeyeceğim adamdan laf işitmek yeterince risk değil midir?

Biz bu işe girerken yeterince risk aldık sanıyorum. Eğer o riskleri alabiliyorsan, gel sende buyur böyle bir işin altına girmeye çalış. Biz bir sonraki ay maaşımız bile senin sandığın gibi garanti değilken, koskoca 70 milyonun önünde madara olma riskini aldık. Sen alabiliyorsan, buyur sen de yap.

0
robertosmix
Hangi devlet memuru risk almıyor? Bir devlet memurunun aldığı risk çoğu zaman senin aldığın riskten 10 kere fazladır. Senin kafanda, ay başı maaş garanti diye her şey o kadar sanrısı var. Senin gibi selam vermeyeceğim adamdan laf işitmek yeterince risk değil midir?

Hayır değildir. Neden risk olsun? Duymazdan gelirsiniz, boş konuşuyor dersiniz olur biter.

Biz bu işe girerken yeterince risk aldık sanıyorum. Eğer o riskleri alabiliyorsan, gel sende buyur böyle bir işin altına girmeye çalış. Biz bir sonraki ay maaşımız bile senin sandığın gibi garanti değilken, koskoca 70 milyonun önünde madara olma riskini aldık. Sen alabiliyorsan, buyur sen de yap.

Sizin avantajlarınız benim elimin altında olsa ve çok değil, 10 personel yerine 6-7 sağlam personelim olsa.19 Ay içerisinde en az 2 kere geldiğiniz noktaya rahatlıkla gelirim. O ayrı bir konu, zaten çizmiş olduğunuz yolla (yada çizemediğiniz) aynı doğrultuda bir yola başından girmeyi tercih etmem. Çünkü gereksiz.

Ha derseniz ki Ulusal bir İşletim Sistemi!!! Ekibi ben kurarsam 7 kişiyle 19. ayın sonunda paketlenmeye hazır bir işletim sistemi rahat rahat geliştiririm.

Benimle "boş konuşuyorsunuz" diye polemik yaratıyorsunuz ama ben gayet ciddiyim. Her anda bunu kanıtlamaya hazırım.
0
leveller
Kur ekibini yap yapacagini... Al 7 kisini yanina, baslayin calismaya, sen de Pamuk Prenses olursun baslarina iste fena mi...

Seni bekliyoduk zaten, robertosmix diye bir karakter ciksa da ulusal isletim sistemi yazsa diye...

Hopla tavsan zipla tavsan kemir tavsan atla tavsan... hadcannnmm...
0
robertosmix
Şimdi sen 7'yle dalga geçmeye çalışıyorsun ama bu sayının arkasında ciddi bir birikim yatmakta.

Şimdi soruyorum sana: 1 kişinin 40 saatte sürdüğü tarlayı 2 kişi kaç saatte sürer?
Diyeceksinki 20. Peki ben tekrar soracam 4 kişi? Diyeceksinki 10. Peki ben tekrar soracam 8 kişi? Diyeceksinik 5. Peki ben usanmadan yine soracam 20 kişi, diyeceksinki 2. Peki ben halen usanmadan yine soracam peki 40 kişi? Diyeceksin ki 1.

Bende sana diyecem ki, yanılıyorsun. Çünkü 40 kişi tarlaya sığmaz.

Özellikle bu çeşit yazılım çalışmalarında ekibe eklenen her bir kişi karmaşayı, (Ekip üyesi sayısı)-1 katında arttırır. Bütün büyük projelerde en ideal çekirdek takım üye sayısı 7 dir.

Tanımadığı insanlarla bu şekilde yılışık tavırlar sergileyen bir insan genelde ciddiye alınmaz, ama ben seni alıyorum ve fikirlerine saygı duyuyorum. Ve doğal olarak cevap veriyorum. Ancak grup psikolojisinin kurbanı olup olmadığını da gözden geçirmen gerektiğini düşünüyorum.

Bu arada bahsi geçen tavşan Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler de değil, Alice Harikalar Diyarında hayat bulmaktadır. Bilginize.



0
leveller
7 nin arkasinda ciddi bir birikim yatmakta... farkindayim... yatmakta orada o birikim 7 uyurlar hesabi... yatsin o birikim orda uslu uslu...

Ben de sana birseyler sorayim, misal bir havuz bir muslugu 20 sn de dolduramamaktadir, cunku havuz muslugu degil, musluk havuzu doldurur... Buradan yola cikarak, yola ciktiktan kac saat sonra B sehrinde oluruz?... evet?... hani cevap?...

Seni tanimadigimi nereden cikartiyorsun?... Ben dangalagi klavyesinden tanirim... Hem seni zaten butun Turkiye taniyor... Yarisi bu kadar denyo oldugunu bilmiyor ama...

Grup psikolojisini yemisim, sana birsey olmasin...

Bahsi gecen tavsan da yakinen tanidigimdir... Kendisi Matrix3 de oynadiktan sonra Ali Baba ve +0 Haramiler'e transfer oldu... Masalin adini bile degistirdiler... "Ali Baba, 40 Haramiler ve 1 tavsan" diye... "Fantastik korku komedi" tarzinda da bir film cekecekler esere...
0
leveller
7 nin arkasinda ciddi bir birikim yatmakta... farkindayim... yatmakta orada o birikim 7 uyurlar hesabi... yatsin o birikim orda uslu uslu...

Ben de sana birseyler sorayim, misal bir havuz bir muslugu 20 sn de dolduramamaktadir, cunku havuz muslugu degil, musluk havuzu doldurur... Buradan yola cikarak, yola ciktiktan kac saat sonra B sehrinde oluruz?... evet?... hani cevap?...

Seni tanimadigimi nereden cikartiyorsun?... Ben dangalagi klavyesinden tanirim... Hem seni zaten butun Turkiye taniyor... Yarisi bu kadar denyo oldugunu bilmiyor ama...

Grup psikolojisini yemisim, sana birsey olmasin...

Bahsi gecen tavsan da yakinen tanidigimdir... Kendisi Matrix3 de oynadiktan sonra Ali Baba ve 40 Haramiler'e transfer oldu... Masalin adini bile degistirdiler... "Ali Baba, 40 Haramiler ve 1 tavsan" diye... "Fantastik korku komedi" tarzinda da bir film cekecekler esere...
0
skoylu
Gürültüye gerek yok. Hadi bir plan çıkar. Ne yapmak isterdin? Bak ben sana bir fikir vereyim.

DEB, RPM, Gentoo, Zeroinstall gibi paket yöneticilerinin hemen her satırını gözden geçirip, neyi neden nasıl yapıyorlar diye incelemen lazım. Yapmazsın, sende paket yönetici için aynı hataları tekrar edersin olur biter. Ya da ne gam, ne keder, niye paket yöneticisi filan yapasın ki, al RedHat'tan.. sonra ben dağıtım yaptım diye kasıl dur. Bende güleyim bıyık altından..

Diğer yandan, örneğin bir network kartının ayarlanması için, yaklaşık bir adam boyu tutan X.700 serisi netwrok standartlarını anlaman, bunun linux kernel üzerinde hangi şekilde implement edildiğini çıkarman, sonra bunu bir modele döküp, IPX, IPv6, IPv4, IPsec vs. ayrımı yapmadan tek bir unique arabirimle düzenleyebileceğin, Win-NDIS gibi bir sistemi yerine oturtman gerekiyor. Yapmayabilirsin, ne olacak, SuSE YaST'ı alır koyarsın, sonra da gezersin ben dağıtım yaptım diye.

Mesela diğer yandan, Mplayer önce derlenmez. Aaa, unuttum senin ne işin var Türkçe ile. millet gitsin ingilizce öğrensin, ingilizce konuşsun değil mi? Hatta bayrağın köşesine bir de İngiliz Hacı ekleyelim, bilmem kaçıncı ingiliz sömürgeliğini de kabul edelim. Değil mi?

Wide screen laptoplar almış gidiyor. Bir türlü ayarlayamıyorsun doğru dürüst. Ne gam efenim, almasın millet. Ama aksini söylersen, X'org. source'larına girersin, xserver dizininde hwdev sürücüleri bulunur, buradan her tür ekran kartı için, Flat panel nasıl tanınıyor, XDDC info nasıl bulunuyor buna bakarsın.

Sen bugüne kadar bunların herhangi birini hiç yaptın mı? Bunlar herhangi bir anda yapılanlar küçük, küçücük bir kısım. Acaba hiç hesap ettin mi, X'in dinamik linkerini anlamak bunun üzerinden X OS emulatörünü anlayıp DDC info'yu nasıl X üzerinden değil de, VESA-BIOS üzerinden doğru okuyabileceğini anlamak kaç gün sürer? Veya GRUB'ı CD'den çalışacak hale getirmek?

Sen ne yapıldığını bilmiyorsun diye milletin bir şey bilmediğin sanma. Sadece X.400 ve X.700'ü oku, bunları nasıl bu sisteme entegre ederiz bir düşün. Bunlar önündeki iş yükünün 300'de biri. Ondan sonra bir vakit hesabı yap bakalım..

Hadi bekliyoruz robertsomix.. bize bir zaman planı çıkar. Şurdan başlarım, şunu çözerim, şu kadar zamanda atıyorum kullanıcı eklemek düzenlemek için, LDAP, WinPDC, PAM, Shadow vs. ayırmadan transparent bir model sunarım. vs. vs. bir yaz. Bizde görelim bakalım sen hakikaten bizden daha az vakitte yapabiliyormusun? Eğer yapabileceğin belliyse, ben artan vakit için aldığım/alacağım parayı mehmetçik vakfına iade edeceğim. Hadi bir buyur.. Bir çıkar şu zaman planını...

0
robertosmix
Yaparsın, yapamazsın polemiğine girmek istemeye istemeye birşeyler söylemek zorunda hissediyorum kendimi...

Herşeyden önce dağıtım yapmak konusundaki fikirlerimi söyledim. Ama müşteri potansiyeli, amaç, çıkar üçgeninde mecbur kalınırsa, tabii ki hayır demem.

DEB, RPM, Gentoo, Zeroinstall gibi paket yöneticilerinin hemen her satırını gözden geçirip, neyi neden nasıl yapıyorlar diye incelemen lazım. Yapmazsın, sende paket yönetici için aynı hataları tekrar edersin olur biter. Ya da ne gam, ne keder, niye paket yöneticisi filan yapasın ki, al RedHat'tan.. sonra ben dağıtım yaptım diye kasıl dur. Bende güleyim bıyık altından..

İşletim sistemi çekirdeğine yerleştirilecek sağlam bir ELF Genişletmesi ve bunun desteği, bunun yanı sıra ilgili uygulamalar için kütüphane ve derlenmiş uygulama ambarı hazırlanması çok daha faydalı olur derim. İlgili uygulamaların kullanıcının bilgisayarındaki dağılımları zaten bellidir. Ama bununla uğraşmak yerine dosya sistemindeki Integration check'lerin tampon bir alanda tutulması ve geri yüklemenin de bu alan kullanılarak yapılması daha faydalı olur. Son olarak iyi bir backward-compatibility sistemi yerleştirerek, her dağıtım sürümünde bunun göz önünde bulundurulması, bilinen package management uygulamalarının yaptığının çoğunu hatta daha fazlasını yapar. Belki biraz InstallShield'ın çözümleri implement edilebilir, ama bu yolla çok orjinal neticeler çıkacağından eminim.


Diğer yandan, örneğin bir network kartının ayarlanması için, yaklaşık bir adam boyu tutan X.700 serisi netwrok standartlarını anlaman, bunun linux kernel üzerinde hangi şekilde implement edildiğini çıkarman, sonra bunu bir modele döküp, IPX, IPv6, IPv4, IPsec vs. ayrımı yapmadan tek bir unique arabirimle düzenleyebileceğin, Win-NDIS gibi bir sistemi yerine oturtman gerekiyor. Yapmayabilirsin, ne olacak, SuSE YaST'ı alır koyarsın, sonra da gezersin ben dağıtım yaptım diye.


Ben bu konuda, Amerikayı yeniden keşfetme taraftarıyım. YaST'ın kodlarına güvenmem.


Aaa, unuttum senin ne işin var Türkçe ile. millet gitsin ingilizce öğrensin, ingilizce konuşsun değil mi? Hatta bayrağın köşesine bir de İngiliz Hacı ekleyelim, bilmem kaçıncı ingiliz sömürgeliğini de kabul edelim. Değil mi?

Zaten Türkçe konusundaki yorumlarımdan çıkartabileceklerinizin bundan daha fazla birşey olabileceğini tahmin etmiyordum. Lütfen şunu tekrar okuyunuz:
http://www.fazlamesai.net/...

Acaba hiç hesap ettin mi, X'in dinamik linkerini anlamak bunun üzerinden X OS emulatörünü anlayıp DDC info'yu nasıl X üzerinden değil de, VESA-BIOS üzerinden doğru okuyabileceğini anlamak kaç gün sürer? Veya GRUB'ı CD'den çalışacak hale getirmek?

İşe anlamaya çalışarak başlamanız zaten en büyük hata. Anlamıyordunuz, neden bu işe kalkıştınız? Al, burada (http://www.vesa.org/...) bütün specificationlar var, Bunu anlamak 1-2 dakikadır da, siz birkaç gün uğraşırsınız.

Gelelim GRUB uğraşınıza. Bana kalsa GRUB'a hiç ihtiyaç duymam. Oturup El Torito Specification'ı kendi ihtiyaçlarıma göre tekrar implement ederim. (http://www.phoenix.com/...) Bu fazla zamanımı almaz.

Ama illa GRUB'u CD bootable yapmak istiyorsan, şuraya (http://www.gnu.org/...) bak derim.

Şaşırıyorum aslında, sizin dünyadan haberiniz yokmuş gibi.

Şurdan başlarım, şunu çözerim, şu kadar zamanda atıyorum kullanıcı eklemek düzenlemek için, LDAP, WinPDC, PAM, Shadow vs. ayırmadan transparent bir model sunarım. vs. vs. bir yaz.

Tabi, işim gücüm yok birde bununla uğraşayım. Benim size cevap vermekten başka bir derdim yok gibi davranıyorsunuz.

Finansmanını TÜBİTAK sağlasın, bende her türlü sözleşmeye imza atar bu işin dediğim zaman zarfında nasıl yapılacağını gösterir proje takvimi hazırlarım. Hazırım hatta.

0
bm
Bugun izan yarim gun calismayi da birakti toptan tatile cikti galiba.

Aaa, unuttum senin ne işin var Türkçe ile. millet gitsin ingilizce öğrensin, ingilizce konuşsun değil mi? Hatta bayrağın köşesine bir de İngiliz Hacı ekleyelim, bilmem kaçıncı ingiliz sömürgeliğini de kabul edelim. Değil mi?

Guzel de, PISI, YALI ve COMAR [1] Turkce kelimelerin bas harflerinden mi olusuyor? Bu konu bu kadar basit mi? Isleri konusurken durup duruken aclardan, fakirlerden, bayraklardan, haclardan bahsedip insanlari iyice uclara itmeye calismak marifet midir? Sizin takimin disinda birisi 'Tubitak bayraga hac koydu' seklinde bunu soylese bloglarda hangi hayvan olur acaba?

O bir taraf. Gelelim obur tarafa:

Finansmanını TÜBİTAK sağlasın, bende her türlü sözleşmeye imza atar bu işin dediğim zaman zarfında nasıl yapıFinansmanını TÜBİTAK sağlasın, bende her türlü sözleşmeye imza atar bu işin dediğim zaman zarfında nasıl yapılacağını gösterir proje takvimi hazırlarım. Hazırım hatta.
lacağını gösterir proje takvimi hazırlarım. Hazırım hatta.


Konu "Ulusal GNU/Linux Dağıtımı Yapmak Ne Kadar Anlamlı?"dan cikip "Tubitak niye bu isi robertosmix'e yaptirmadi?"ya mi dondu ben kahve yaparken? Mesele bu muydu?

[1] COMAR (COnfiguration MAnageR), PISI (Packages Installed Succesfully as Intented), YALI (Yet Another Linux Installer). Bunlari ben uydurmuyorum, Uludag sayfalarindan baktim. Fena kisaltmalar da degiller bence, o gurup belli ki kisaltmasi Turkce, ama uluslarasi kullanima konursa anlasilir manasi olan seyler secmis. Hal buyken hactan bayraktan bahsetmek ne is onu anlamadim tabii.

0
robertosmix

Konu "Ulusal GNU/Linux Dağıtımı Yapmak Ne Kadar Anlamlı?"dan cikip "Tubitak niye bu isi robertosmix'e yaptirmadi?"ya mi dondu ben kahve yaparken? Mesele bu muydu?


Siz kahvenizi yaparken, konu "eleştiriyorsun, ama iş yapmaya gelince konseptin nedir ki" boyutuna taşındı. Yani aslında eleştirilere cevap vermekten bir açıdan kaçma yolu tercih edildi.

Hani ben önce eleştirilerime cevap verin desem, "biz yaptığımız işten anlamayan adama cevap vermeyiz" boyutuna gelirdi.

Şimdi ne yapacaklar asıl onu merak ediyorum.
0
skoylu
Cevap vermeyen sensin. Bir tezin var. Kafanda bir dağıtım şöle yapılır gibi bir model var. Bu modele göre 9 ayda ben bir dağıtım yaparım diyorsun.

Öncelikle senin yaptığını yapmak zorunda olmadığımızı unutuyorsun. Sen at arabası veya uzay mekiği yapmak istiyor olabilirsin. Ama biz senin düşündüğünü değil, kendi düşündüğümüzü yapıyoruz. Biz bir tren yapıyoruz mesela. Ve sen durmadan ben sizden iki kat çabuk yapardım, paraları çar çur etmezdim diyorsun.

Sana bizim seçtiğimiz yolu kabaca da olsa tarif ettim. Biz böyle yapıyoruz dedim. Ve bunu sen ne kadar zamanda yaparsın dedim, iki gündür sesin çıkmadı.

Bu müessesede ben şunu istiyorum diyerek paldır küldür bir iş yapamazsın. Önce bunu yapmanın faydalı olduğuna her yönden ki buna ekonomik yönde dahil ikna edici bir gerekler, yol haritası, süreç planları, deadline ve milstone'lar vs. koyman lazım. Bizden şu amaçlara hizmeten (amaçlar web sitesinde görülebilir) bir dağıtım yapmamız istendi. Biz de bunun için şunları şunları yapmamız gerektiğini tespit ettik. İşe giriştik. Planımıza uygun olarak, küçük yöntem ve zaman farkları olsada ilerliyoruz. Biz doğru yaptığımıza kendimizi ikna ettik. Çünkü hariçten gazel okuyan sizler gibi düşünmüyoruz. görülebilen her ihtimali, bunun içinde baştan kernel yazmak üzere hemen hepsi var, enine boyuna tartarak giriştik. Emin olamadığımız yerde yapalım görelim diyerek işe giriştik. Bir sürü şey çin bir sürü proof-of-concept veya prototip fazında çalışma yaptık. Faydalı olmadığını veya astarının yüzünden pahalıya çıkacağını gördüğümüz şeyleri kısa yoldan iptal ettik, rafa kaldırdık veya erteledik. Örneğin, senin sandığının aksine, çeviri faaliyetinin bu projenin kapsamında olmadığına hükmettik. Bizim iş takip sistemimiz çeviri de dahil her noktaya ne harcandığını takip eder. Ve çeviriye hacanmış bir tek saat bile yok. Ama Barış veya ben gitmiizş hafta sonu oturmuş, bir şeyleri çevirmişiz. Bunda ne sorun var?

Asıl sorun şu. Ben şahsi olarak sana neler yaptığımıza dair ipuçları veriyorum. Sen hiç bir şey söylemiyorsun. Gel, ben olsam şöyle yapardım, maliyeti de şu olurdu de. Boş boş atıp tutmaktan vazgeç.. Bu işler vaveyla ile olmaz. Getir hesabını, görelim..


0
karasapan
sizin bisey yapamadinizi gorduk iste. burdaki herkeste ayni fikirde. is yapacak adama da camur atiyosunuz. tabi doruyu soyleyince dokuz koyden kovarlar.

yol haritasi deadline milstone falan fasafiso. onlari herkes yapar. asil teknik bilgi lazim. skoylu gordugum kadari ile iyi ama ekibin dier elemanlari yetersiz demekki.
0
robertosmix
Kendi fikirlerimi belirttim, sizleri eleştirdim vs.vs. Bütün bu dialogların sonunda, Bu işler vaveyla ile olmaz. Getir hesabını, görelim.. diyip çıkıyorsunuz işin içerisinden.

İyi de, sizleri eleştirebilmek için illa bir zaman planı yapmak yada ben de şöyle veya böyle yaparım demek mi gerekiyor? Zaten ifadelerimi takip eden herkes benim böyle bir zaman planını rahat rahat yapabileceğimi farketmiştir. Bunu yapmakda bir sorun yokki. Ben yapınca nereye varacağız, onu merak ediyorum? Hani siz, "masamı sana bırakırım" yada "sana kaynak buluruz" vs lafları diyosunuz ama bunların hava-civa olduğunu yine herkes biliyor.

Benim her dakikam kıymetli. Bir polemikte kendimi haklı çıkarmak için görüşlerimi belirtmekten daha da öteye, herhangi bir neden olmadan gitmemki. Neden gideyim?

"Sen bize kafandaki plandan bahset, ne kadar zamanda yapacağından bahset, ondan sonra biz anlatırız" tarzında bir yola giderek herhangi bir noktaya varamazsınız.

En azından hatalı olduğunuz noktaları kabul edin, bir daha size cevap yazmam bile. Tabii sizde bir öz eleştiri olgunluğu varsa? En azından bu şekilde insanlara daha faydalı olduğunuzu ve olduğumu farkedebilirim.

0
skoylu
Sen söz verirken, bilhassa böyle yazılı olarak verirken, bilmem nerenden konuşuyorsan, hava/civa diyebilirsin. Ama bizim lafımız ağzımızdan çıkıyor, her daim arkasında oluruz, yeterki sen dediğim gibi bir plan çıkar getir görelim.

Hatalı olduğumuz bir nokta varsa söyle, bizde cevap yazalım. Gerçekten hatamız varmıymış bir gör bakalım. Bazı işler senin gibi Lamerlerin anlayamacağı şeylerdir. Hata etmediğimizi söylemiyorum. Çünkü hata yapmaktan korkan hiç bir şey yapamaz. Ama biz hatalarımızdan ders çıkarmayı da, yapacağımız hataları da telafi etmek üzere önceden gerekli öngörüleri yapmayı da biliriz.

Soru gayet basit. Bir user view requirements list, bir system requirements list, review prosedürü ve bunun için zaman/işgücü planı çıkaracaksın. Eğer bunu çıkardıysan zaten sorun yok, Ben bu işi yarı zamanda yapar bitirirdim diyebilme hakkın var. Ama senin elinde ne yapılacağına dair bir şey yoksa, böyle sallamakla bu olmaz. Yok zaman planı niye çıkarayım, vaktim kıymetli benim diyorsan, hangi mesnede yaslanarak ben sizden daha çabuk yapardım diyebiliyorsun?

Davulun sesi uzaktan hoş gelir. Senin gibi 3-5 lamer toplanıp bir 9-10 ayda dağıtım yapıyor, 250.000 YTL gibi bir rakama çıkarabiliyor olsaydı, zaten bu thread hiç olmazdı. Yapılan dağıtımı makul ölçekte tek bir devlet kurumu kullansa kendini iki kere amorti eder geçer. Sen hayatında hiç dağıtım yapmamışsın, ancak en fazla belki Knoppix'i alıp ahanda dağıtım demişsindir, çıkıp dağıtım yapmak şöyle böyle diyorsun. Senin daha özgün bir dağıtım çıkarmak için neye ihtiyacın var onu bile bilmediğin belli, ama ahkam kesmeyi seviyorsun.

0
robertosmix
Ama bizim lafımız ağzımızdan çıkıyor, her daim arkasında oluruz

Aslında bundan, 19 ay önce sağda solda asacaz, kesecez, yıkacaz diye söyleniyordunuz. Aradan bu kadar zaman geçti, ortada "ciddi" hiçbirşey yok.

yeterki sen dediğim gibi bir plan çıkar getir görelim.

Neden bir plan çıkarıp getiriyim size? Ukalalığa bak. Siz kimsiniz de ben size plan çıkarıp getiriyim? Bir avuç yeteneksize, ben, plan çıkarıp götürecem demek? Hani planlarla boğuşan (user view requirements list, reviews, vs. (ahaha, MS Project kullanıyorlar)) adamlar olsanız, derim ki, adamlar ciddi çalışıyorlar, yanıtım da onlara göre olmalı.

Hatalı olduğumuz bir nokta varsa söyle, bizde cevap yazalım.

Bir arkadaşın tabiriyle... "oooohaaa!!!"

Bazı işler senin gibi Lamerlerin anlayamacağı şeylerdir.

Beni lam3r ilan ediyorsun? Bu durumda sen de hack3r oluyorsun haliyle. (Artık adama öyle bir gaz vermişler ki...)

Çok güzel. Tebrik ederim.

Ama şunu da not etmeliyim;

Şimdiye kadar, gördüğü insanları "işte bu lam3r" ve "aha bu hack3r" diye ayıran bir çok adamla tanıştım. Maalesef hepsi de "loser" idi, halen öyleler ve öylede devam ediyorlar. Bence bu sapkınlığından bir an önce kurtulmalısın. (Yanlış anlama, seni düşündüğümden değil, en azından vergilerimi doğru düzgün adamlar yemeli diye düşünüyorum)

Genelde bu davranış konuları ve bireyleri bütün olarak görememe ve bireysel kompleksleri bir şekilde dışa vurma olarak da değerlendirilir.

Kendinden emin insanlar zaten bu tür tanımlar kullanmazlar.

Ama biz hatalarımızdan ders çıkarmayı da, yapacağımız hataları da telafi etmek üzere önceden gerekli öngörüleri yapmayı da biliriz.

Şekilde görüldüğü üzere.

Yok zaman planı niye çıkarayım, vaktim kıymetli benim diyorsan, hangi mesnede yaslanarak ben sizden daha çabuk yapardım diyebiliyorsun?

Bilgi ve birikimlerime yaslanarak diyorum bunları. Yoksa sen bir grup uzaylıyla falan görüştüğümü mü zannediyordun?

Yapılan dağıtımı makul ölçekte tek bir devlet kurumu kullansa kendini iki kere amorti eder geçer.

Sadece kendi dağıtımınız varmış gibi konuşuyorsunuz. Turkix, Gelecek vs. herhangi birini kullanan bir devlet dairesi de aynı sınıfa giriyor. Hatta onlar için 3 kere amorti eder diyebiliriz. Hatta işin içine Uludağ'ın maliyetini'de devletten çıkarmak girerse, 9-10 kere amorti ederler bile deriz.
0
Ragnor
Gerizekalı! Kapa artık çeneni. Karşındaki adam bunları çekmek zorunda değil.

Sayın skoylu lütfen artık roberto bilmemne ne yazarsa yazsın cevap vermeyin çünkü böyle gerizekalılara siz hayatın anlamını açıklasanız hala karşı çıkar abuk subuk konuşmaya devam ederler. Kendi aşağılık yapılarından ne yapabiliriz ki?. Bu nedenle sayın skoylu lütfen bu kımıl zararlısına cevap vermeyin artık.
0
robertosmix
Karşındaki adam bunları çekmek zorunda değil.

Tabii ki değil.

Bu nedenle sayın skoylu lütfen bu kımıl zararlısına cevap vermeyin artık.

Sizin neden rahatsız olduğunuzu anlayamadım?


0
skoylu
Sadece kendi dağıtımınız varmış gibi konuşuyorsunuz. Turkix, Gelecek vs. herhangi birini kullanan bir devlet dairesi de aynı sınıfa giriyor. Hatta onlar için 3 kere amorti eder diyebiliriz. Hatta işin içine Uludağ'ın maliyetini'de devletten çıkarmak girerse, 9-10 kere amorti ederler bile deriz.

Peki PARDUS'un Turkix veya Gelecek, yada daha geniş bağlamda, RedHat, SuSE, Debian vs. gibi olacağını nerden çıkarıyorsun?

Sen kafanı kuma sokmuş, bunlar oturmuş, yeni bir redhat yapıyor diye düşünüyorsun. Zaten en baştaki yanılgında bu. Biz nasıl kerneli baştan yazmak gereksiz diyorsak, o dağıtımların gerekleri sağladığını görseydik, dağıtım yapmak gereksiz derdik, hiç bu işe uğraşmazdık.

Sana söylediğimiz bu hususu bir türlü anlamak istemiyorsun. PARDUS diğer dağıtımların bir kopyası değil. Onları temel alan bir dağıtımda değil. Dağıtım olarak herşeyiyle sil baştan düşünülmüş bir konsept. YALI -> Yet Another Linux Installer. PISI -> Package installation successfully and intended. Bilmiyormuyduk, PISI için "Yet another package installer" -> YAPI, COMAR icin YACS vs. demeyi?

PARDUS "Yet another XYZ based distro" veya "Yet another Linux Distro" olarak yapılmıyor. Altyapısı, geliştirme modeli, işletme modeli vs. diğerlerinden farklı. Tamam, temelde aynı uygulamalardan mütevellit. Ama dağıtım demek, entegrasyon demek. Bu açıdan yaklaşımı çok farklı.

Görmekten kaçtığın hususlardan bir diğeri Gelecek veya diğer Türkiye menşeli dağıtımlar dün çıkan şeyler değil. Bunların vaziyeti açık bir şekilde ortada. Eğer bunlar yeterli olsaydı zaten kimse çıkıp PARDUS gibi bir şey yapmaya girişmezdi. İçindeyim diye söylüyor sanmayın, PARDUS'un varlığı bile ülkedeki Linux potansiyeli açısından çok çok iyi şeylere sebep oldu. Bunun devamı da gelecek, izleyin ve görün.
0
robertosmix
En başta diyeceğinizi en sonda ifade etmeniz ikimiz için de büyük talihsizlik...

Bir yol haritanız varmı?
0
skoylu
Sen TUBITAK'ı iyice hafife aldın. Burada hiç bir işi yol haritası olmadan yapamazsın. Eğer merak ediyorsan, katılırsın uludağ listelerine vs. öğrenirsin.
0
robertosmix
Maalesef uludağ listelerinde şimdiye kadar böyle bir thread'e rastlayamadım. Sadece şunu (http:// cekirdek.uludag.org.tr/ ~tekman/...) bulabildim.

İyide (eğer varsa) böyle bir yol haritasını web sitenize neden koymuyorsunuz? Hadi ben araştırıp bulurum belki ama, (yoksa imkansız tabii) vatandaşında bilmesi gerekiyor, herkes araştırmacı kimliğine bürünmek zorunda değilkii.!!

Kaldı ki en basit açık kaynaklı projeleri geliştiren arkadaşlar bile, sade bir TODO listesi hazırlarlar???
0
skoylu
Öncelikle, Paket yönetici hakkında söylediklerinin doğru anladıysam, paket yönetmekle pek uzaktan yakında ilgisi yok. ELF'e ne desteği ekleyeceksin ki? Zaten nerdeyse gereken her tür destek var içinde. NEyin geri yüklemesini istiyorsunuz ki? Sanırım biraz gürültü üretip kaynatmak istiyorsunuz olayı. Herneyse, sorun bu değil, sorun bunu ne kadar zamanda yapacağınız?

Bir script kiddie VBE SIG'in dökümanlarını bilmez, kabul ederim. Bir lamer ise işte öyel bir döküman var onu bilir, ama milletin o dökümanı nasıl kafasına göre çarpıtıp ucebeler çıkardığını bilmez, gereken her şey o dökümanda var der. Mesela yanlış bildiğiniz bir husus, dual Head (Tipik laptoplar, TV-Out olanlar vs.) bilhassa mirror modunda çalıştıklarından, gerekli bilgiyi VESA VBE üzerinden elde edemezsiniz. ACPI kullanmanız gerekir, ama ACPI durumu daha içler acısıdır. Her neyse, gene konumuz bu değil. Bunları anlamak ve yönetilebilir bir modele benzetmek ne kadar zaman alır, banan bunu bir söyleyin.

Yapılandırma içinde bizde sizin gibi düşündük. Tamam, ama benim size sorduğum hangi yapılandırma yöntemi iyidir değil, basitçe network ayarları (servisleri boşverin, sadece Layer 3'e kadar olan kısmı ortaya koyun) için bir mekanizma geliştirin. Öyle ki, sistemde ip route veya ficonfig veya ne olursa olsun, şu istikamete giden paketleri 100kbit/sn yap diyecek kadarda tamamını kapsasın. Mesela servisler seviyesinde Apache, AHTTP, JAWS vs. ne krumuş olursanız olun, hepsini birden diğerleriyle uyum içinde çalıştıracak bir sistem olsun. Öyle ki, X kişisi yarın yeni bir Y servisi yazıp paketini yükleyince, kullanıcı interaksiyonu, yeni GUI'ler filan gerekmeden bu uyuma dahil olsun..

Yapamazsınız diye bir sözüm yok. Siz bunun için size gereken zamanı bir söyleyin.

Sen oturup El-toritoyu implement edersin. Buyur et. Ama ACER laptoplarda öyle yapmış. Sen de durma debelen benim boot loader'ım ACER laptop'ta niye açmıyor diye. Bizim başımıza geldi. Ama nispeten daha yaygın bir El-torito implementasyonu olan GRUB için sorun neymiş, çözüm neymiş öğrendik bu sayede. Ama gene sorun bu değil. Tamam kendi el-torito'nu yaz. SAdece bunun ne kadar zaman alacağını, X model, Y farklı versiyon BIOS'la uyumluluk testinin filan ne kadar süreceğini bir zaman olarak söyle.

Ben sana ne yapmadığımızı değil, neler yaptığımızı söylüyorum. Bunlar benzer 3000 civarında işten bir kaçı. Sen dilersen benzer şekilde ele alman gereken bu 3000 kadar kalemin bir listesini çıkar önce, sonra da otur bu işleri yapmak için geçecek zamanı bir hesapla. Ondan sonra gel de ki, bakın budur. bizde sanan bunlardan yaptıklarımızı söyleyelim, bakalım zaman planlarına eğer sen bizden daha önce bitirirdim diyorsan o zaman konuşursun.

Bu arada, her yazdığından Lamerlikten bir adım öteye geçmemiş olduğun bariz belli oluyor. Tavisyem böyle bilmediğin konularda vay efenim ELF formatı, VBE dökümanı filan iç konuşup daha temelli madar duruma dşme, düşersen de çok da umrumda, ama allaha şükür sana soracak kadar cahil değiliz bu işleri, çıkıp hiç dünyadan haberin yokmuş deme. Kıvırıp birde bu tarafa çekeyim belki kurutlurum bu kendimi düşürdüğüm kapandan filan diye de düşünme...

Ben sana bu sorunu nasıl çözerim diye sormuyorum, ben sana çözdüklerimizi söylüyorum. Sana sorduğum, bu gibi noktaları atlamadan, sistemin herşeyine hakim olacak şekilde bir dağıtımı ne kadar zamanda yaparsın, bir zaman planı çıkar. Yapılacak işleri iki kere yapacağına göre, zaten planın programın var olmalı. Bunları bize bir aktar. Biz dağıtım yapmayı, al Fedora, MDK, Debian neyse, vur bir search&replace, Fedora yazan her yere dağıtımın adını koy olarak görmüyoruz. Dağıtımı dağıtım yapan, dağıtımı geliştirenin sistemin bütünlüğü üzerindeki hakimiyeti ve bunu sağlamak üzere geliştirdiği araçlardır. Eğer bunu yapacaksan biz bak yardımcı oluyoruz, örnek noktalar sana sunuyoruz.

Hadi, yaz, ben bir dağıtım yapacam, 19 ayda iki kere, şunlar olacak, işte zaman planı.. Ben sana finansman bulurum merak etme. Hatta, ben sandalyemi bırakır seni oturturum, ona da kaygın olmasın. Ama yapamazsan yapacaklarımı tenha yerde değil, Taksim meydanında yaparım, üstelik canlı yayın araçlarının önünde, işim bitince bir de boynuna satılık eşek yazıp, eminönü, İzmir Kordon ve Kemeraltı Ankara Kızılay'da da gezdiririm. Yaparsan, aynısını sen bana yap. Hadi buyur..

Çıkar iş planını, kaç adam lazım, kaç ay sürecek, ne olacak ne bitecek. Demek biliyorsun ki, cesaretle "Ben sizin yaptığınızı şimdiye kadar iki yapardım" diyorsun. Hadi bir görelim.. Konuyu başka tarafa çekmeye çalışma:

1. Ben kimseye bunları yapamazsın demedim.
2. Ben bunları yapamıyorum, lamer abi bir el atıver de demedim.

Ben sadece çıkar hadi zaman planını diyorum, o kadar..



0
bm
Ben sana ne yapmadığımızı değil, neler yaptığımızı söylüyorum. Bunlar benzer 3000 civarında işten bir kaçı.

Bunlara bakabilecegimiz bir yer var midir? Bugzilla'ya baktim acik veya hallolmus 322 kayit gosteriyor. O Acer El-Torito problemini problemini bulamadim orada mesela. Bir de ic bugzilla yahut baska birsey mi var?
0
skoylu
Bugzilla hata raporu için. Bu tür işler daha ziyade dahili veya açık SVN üzerinde takip ediliyor. Son bir ayda SVN'e yaklaşık 2000 commit yapılmış. Bunlara seçilen yazılımların takibine dair işlemler dahil değil. Sadece COMAR/PISI. Kurumsal ölçekte dökümanlar yayınlanmadan önce pek çok revizyondan geçiyor. Bir kavga, gürültü, şu eksik şu fazla, döküman çıkıyor, bir süre öyle bekliyor. Yapılan yeni düzenlemeler filan derken döküman başta draft olarak yayınlanmış oluyor. Bu süreçte, bilhassa kalite ve uludag listelerinden geri besleme bekliyor oluyoruz. Mevcut dökümantasyonun sanırım yüzlerce katı draft/veya karalama şeklinde döküman mevcut. Bunları web'e koymak iyi olurdu. Fakat, bu iş için ayrı bir kaç adam istihdam etmek gerekecek. Sanırım bir saatlik toplantıda üretilen döküman bir günde filan ancak yayınlanabilir hale getirilebilir, çizimleri, gerekleri, süreç tanımları vs...

Gelişmeleri daha yakından izlemek istiyorsanız, mail listlere vs. sorabilirsiniz. Diğer yandan, hepimiz bilinen insanlarız. Şenlikte vs. karşılaşıyoruz, çekinmeden öğrenebilirsiniz. Ama nedense "Ne zaman çıkıyor" sorusu var, sadece. Cevabı basit. UYgun olduğu zaman. Pardus çıkınca bitmiş olmayacak. Bir sürü devamında iş var. İş yükü aksine çoğalacak. Experimental olduğu için dağıtıma koyamadığımız geliştirmelere (paketler değil) vs. oluşacak geri beslemeyle bir sonraki versiyonlara vs. monte edilecek. Sanırım 3-4 versiyon sonrasına kadar varan bir gelişme için gerekenler hazır. Ama hepsini birden 1.0'a koymak herkes için çok zor olacaktır. Önce ana iskeletin vs. testleri, kulanıcıların önceliklerinin tespiti vs. gerekiyor.

Diğer yandan Eğitim, bakım vs. dökümantasyonları geliştirilecek vs vs. Yani olay, bir makina koy, al SRPM, --rebuild, ver RPM, CD'ye basta bitsin çevriminden çok daha kapsamlı.

0
y0rk
afiyet olsun ne diyeyim :) Sizinle yada projenizdeki bir kişi yada kurumunuzla ilgil bir problemim yok. proje 2003 yılında düşünülmeye başlanmış, 2004 te hayata gecirilmiş. ortaya koyulan işler belli. çalışan kişilerin niteligi kurumu ilgilendirir beni degil. kimseye çamur falanda atmıyorum. ama konu maddiyata geldiginde başından beri agrasif bir tutum gosteriyorsunuz. bu bana komik geliyor. isminizi uzun zamandır duyuyorum. sundance serdar koylu ekolunden bahseder her yeri geldiginde, bir tanıdıgımda askerlik anılarınızdan. kişiliginizi ve yaptıklarınızı bildigim için komik geliyor tavırlarınız. saygılar iyi çalışmalar.
0
skoylu
Agresif tutumu ben göstermedim. Ama kimsenin kimseye maaşını sorup, bir de bunu "Benim paramın çöpe atılmış kısmının miktarını öğrenelim" gibi dile getirmesi sizce kabul edilebilir bir şeymi?

Diğer arkadaşlar Miami'ye tatile gittiler. Gelince onlara da sorarım maaşları neymiş diye...

Ortaya koyulan işler derken, oturup bir yazar mısınız, neymiş bu işler? Yanlışa düşmeyesiniz diye söyleyeyim, mesai saati içinde yapılmış tek bir çeviri dahi yok, bunları hiç yazmayın..

0
loker
Devlet için çalışan bir yazılım geliştiricisinin maddi/teknik hangi olanaklara sahip olarak çalıştığını merak etmek son derece doğal...

Ben de bir programcı olsam, önümdeki iş imkanlarını değerlendirirken neler yapabileceğim üzerine düşünmek için bu konuda da bilgi sahibi olmak isterim.

Bununla beraber aile terbiyesi diye özetlenmiş, sosyal ilişkilerde beni kibar, medeni bir insan olarak tanıtan davranış kalıpları içinde bir internet sitesinde pikaçu falan gibi isimlerle 'kaç para alıyon lan' diye sormak gibi bir model yok. Bunun yerine hepsinin açık isim ve adresleri belliyken, benim ilgi duyduğum alanlarda çalışan bir-iki tanesine e-posta atarım, bu proje için nasıl bir sözleşmeye imza atmanız gerekti, ne gibi imkanlara sahipsiniz diye sorarım... Buna cevap verilmeyeceğini de düşünmem... Hatta buradaki konu üzerinden farazi konuşmak yerine pardus'tan bahsedecek olursak kimilerini onlarca yıldır tanıdığım, sevdiğim arkadaşlarımın da medeni, iyi niyetli herkesle mahrem olmayan her bilgiyi paylaşacaklarını biliyorum. Bu konuda mahrem diye bir kavram var, kusura bakmayın. Maaşınızı kimin ödediği önemli değil, önüne gelenin sizin hangi parayla nasıl geçindiğinize dair fikir sahibi olması özgürlüğünden bahsedebileceğimiz bir toplumsal düzen içinde yaşamıyoruz... (Gerçekler acıdır)

Hele ki, her yazdığı mesajda aklı selim insanların trole atlamama uyarısı yaptığı tanınmış provokatörler ile aynı mecrada soru sormak yanlış anlaşılmaya net biçimde müsaittir.

Pardus geliştiricileri başka bir çok proje çalışanlarının maruz kalmadıkları bir saldırı ile ilk günden beri uğraşıyorlar ve böyle bir sorumlulukları yok. Eğer vergi harcamaları ile ilgili sorununuz varsa, bu bir sistem sorunudur, gider sistemle çözersiniz; uygun bulduğu, çalışma şansı şansı bulduğu bir projede çalışan insanlara isminizi bile lütfetmeden 'kaç para aldın konuş' diye bağırmazsınız... Ki bunu yapanlarla yapmayanlar açıkça ayrılabiliyor... Bunu biraz önce de yazdım yine yazayım; densiz, edepsiz, haddini bilmez bir avuç bokla aynı yerde aynı sözleri söylerseniz yanlış anlaşılırsınız... Bence samimi iseniz ilk söylediğimi ciddiye alıp arkadaşlarla özel iletişime geçin, ya da önerdikleri gibi devlet-vatandaş ilişkisinde ülkemizin ulaşabildiği azami nokta olan bilgi edinme hakkını kullanmayı deneyin, bm gibi bu hakkın yeterli olup olmadığı sorumluluğunu şu anda bu hakkın kullanımı konusunda sorumluluğu olmayan geliştiricilerin sırtına da yüklemeyin...

İsmi lazım değil bir gerizekalı da lütfedip cevap vermesin, pikaçularla iletişim kurmuyorum...
0
mdakin
siz tartışmanıza devam edin de, lafı geçtiği için bir iki mini düzeltme yapayım.

- Zemberek için UEKAE de mesai harcamıyorum, benim çalıştığım projeler zemberek ve pardusla tamamen ilgisiz(di), sadece Pardus entegrasyonu konusunda son 1-2 aydır 3-4 cuma öğleden sonrası arkadaşlarla beraber çalıştım. Kimseye yaranmak için mesaimi boşa harcadığımı zannetmiyorum, ama ben ve bir kaç kişi memlekette özgür bir doğal dil işleme kütüphanesi ve imla denetimi yazılımı olsun diye gecelerimizden ve tatillerimizden epeyce zamanı boşa harcadık

- UEKAE'ye 1998 de girdim, zemberek projesine katılmam 2004 te oldu.

- Zemberek benim eserim değil, sadece proje üyelerinden biriyim.

- lütfen bu mesaja cevap yazmayın. bu tartışma zaten anlamsızca uzadı.
0
kesken
> Ayrıca insanları Türkçeye, kolaya, alıştırmak da neyin nesidir? Bırakın bu hayalleri, İngilizce bilmeden, bugün ve yarın IT'de bir adım ileri gidemezsiniz

yorumlarinizi takip ettigim kadariyla turkce'yle ilgili bir probleminiz oldugu acik, ancak Turkce'lestirme calismalarini, insanlari tembellige alistirma olarak yorumlamaniz biraz haksizlik olmus.

cocuklarimiz okuma-yazma ogrenecek, o da yetmiyecek beklicez inglizce ogrensin diye, ingilizcesi belli bir seviye'ye gelince baslicak programlamaya, biraz gec olmadi mi? ulkenin zamani calinmadi mi? insanlar 5 yasinda ls cekerken ben linux ile ilk 18-19 yasinda tanismisim. simdi bu adamla ben bir olur muyum?

acikcasi Turkce gibi uretken ve matematiksel bir ana dile sahipken ingilizce gibi hafizaya dayali bir dilin propogandasini yapmaniza uzuldum, ingilizce dusunmenin programciliginizi korelteciginizi dusunuyorum, tabi gunumuz Turkiye'si kopyala-yapistir programlamaciliginda, ne kadar uretken bir dusunme tarziniz oldugundan cok hafizanizin ne kadar guclu oldugu on plana ciktigi icin pek aci cekiceginizi sanmiyorum,

ulusal bir dagitim ne kadar faydalidir bilemem ama Turkce'mizden bu kadar cabuk vazgecmemek lazim.
0
bm
cocuklarimiz okuma-yazma ogrenecek, o da yetmiyecek beklicez inglizce ogrensin diye, ingilizcesi belli bir seviye'ye gelince baslicak programlamaya, biraz gec olmadi mi? ulkenin zamani calinmadi mi?

Ben cevap verdiginiz yaziyi yazan degilim ama birseyler ekleyeyim. Gayet tabii eger imkan varsa cocuklara ana dilleriyle birseyler ogretmek, ilgili olanlarin da alanlarinda kullanilan yabanci dili sokecek seviyeye gelince kendi kendilerini gelistirmeleri diye bir orta yol da var. Sektordeki herkesin isini cok iyi yapmak icin dil bilmesi de gerekmiyor, satis yapanlar, musteriye yakin calisip derdini anlayanlar, moda metodlarla kod uretenler vs. belki bugun olmasa da birkac sene icinde islerini ciddi bir ikinci dil kullanmadan gorebilir hale gelecekler. Ama bahsettigimiz is gormek degil bilgi uretmek, kimsenin gitmedigi yerlere gitmek ise:

acikcasi Turkce gibi uretken ve matematiksel bir ana dile sahipken ingilizce gibi hafizaya dayali bir dilin propogandasini yapmaniza uzuldum, ingilizce dusunmenin programciliginizi korelteciginizi dusunuyorum

Dogru dusunumuyorsunuz bence. Onemli olan bilgiye ve belki cok daha onemli olan bilgiyi ureten insanlara ulasmak. (Istisnalar disinda) Bu insanlar Turkce konusmuyorlar. Soylediginiz ideal bir dunyada esit sartlarda belki olculebilir bir fark dogurur ama bu dunyada bu esit sartlar yok. Eger Inglizce bilmiyorsaniz birisi bakacak, karar verecek, tercume edecek de bazi seyleri ogreneceksiniz -- yani dunyanin buyuk bir kisminin uretimine bakisiniz bir gurup Turk'un perspektifi ve ufku ile sinirli olacak. Belki daha onemlisi o bilgiyi ve sistemleri uretmis insanlarin nasil insanlar olduklarini, ne tarzda calistiklarini, birbirleriyle nasil tartistiklarini goremeyeceksiniz, birebir onlarla calisma imkaniniz olmayacak. Burada taklitten bahsetmiyorum, anlamaktan bahsediyorum tabii. Iyidir kotudur ayri ama dunyamiz halimiz bu, yasayacagimiz 'bunu begenmedik' diye secebilecegimiz baska bir dunya yok.

5 yasinda ls cekerken ben linux ile ilk 18-19 yasinda tanismisim. simdi bu adamla ben bir olur muyum?

Ben galiba 22 yasinda basladim bu ise. Hic umut yok desenize. Kaybolan birsey yok, belki sizin de onda olmayan baska avantajlariniz vardir (sIkintIya daha dayankli olabilirsiniz rahat bir memlekette dogmadiginiz icin? belki aile duzeniniz daha duzgundur? hatta dediginiz gibi anadilinizin Turkce olmasi beyninizi bazi seyleri cabuk kavrar hale getirmistir? belki geriden basladiginiza olan inanciniz sizi daha verimli ve caliskan yapmistir? Kac yasinda ls bilindiginden cok ote ve bilemedigimiz faktorler var bu islerde.). Belki bu bir yaris da degil, onun ek kabiliyeti sizin isinizi kolaylastiracak seyler yapmasina, tamamen farkli bir yolda hizli gitmenize sebep olur?
0
robertosmix
Niyetinizi anlıyorum. Amacınız en azından Ulusal Linux düşüncesinden çok daha somut ve yapıcı.

Türkçenin çok kıymetli olduğu ve neredeye bir "nimet" niteliği taşıdğını biliyorum. Sanırım sizde benim gibi düşünüyorsunuz.

Ancak ortada objektif olmamızı gerektirecek bazı faktörler var. Eğer biraz sonra bahsedeceğim konularda "objektif" olmassak, ulusal olarak zarar uğramamız kaçınılmaz.

Bakın efendim, 6 asır önceye kadar neredeyse ilim doğunun ellerindeydi. En büyük filozoflar, düşünürler hep bu topraklarda büyüdüler. Ve bunun getirisi olarakda bu toprakların insanları ne konuşuyorlar ise ilim de o dil ile bütünleşti, kaynaştı.

Ancak zaman geldi ve ilim artık Batıya hizmet etmeye başladı. Dolayısıyla ilim'in dilide batılıların konuştuğu "ingilizce"ye döndü.

Şimdi şöyle bir nokta var; İngilizceye yüz çevirdiğimiz kadar da ilim'e yüz çevirmek gibi bir durum söz konusu. Bu böyle. Maalesef kuralları biz koymuyoruz ancak onlara göre hareket etmek durumundayız.

Gelelim bunun IT alanındaki boyutuna. Bu alanda bu at ile deve kıyasından çok daha büyük bir oranda kum tanesi ile dağ kıyası durumunda. Eğer birşeyler üretmek ve başarıyı sağlamak istiyorsak, çok iyi derecede İngilizce öğrenmek zorundayız. Gerekirse anaokulunda bile çocuklarımıza bunun eğitimini vermeliyiz.

Yabancı dili insanların çok iyi bilmesi o insanların kültürlerini sanmıyorum ki yozlaştırsın. Kültürün korunması bilindiği sürece yabancı dil eğitimi ciddi anlamda verilebilir. Dilimizin ömrünü uzatmak için Türk bilimadamlarının ve Türk IT uzmanların ve Türk xxx lerinin çoğalması ve bir kitle haline gelmesi daha da öncelikli kanımca.

0
FZ
acikcasi Turkce gibi uretken ve matematiksel bir ana dile sahipken ingilizce gibi hafizaya dayali bir dilin propogandasini yapmaniza uzuldum, ingilizce dusunmenin programciliginizi korelteciginizi dusunuyorum, tabi gunumuz Turkiye'si kopyala-yapistir programlamaciliginda, ne kadar uretken bir dusunme tarziniz oldugundan cok hafizanizin ne kadar guclu oldugu on plana ciktigi icin pek aci cekiceginizi sanmiyorum,


Daha önce yeri geldiğinde dikkat çekmiştik. Yine benzer hata yapılıyor o halde yine dikkat çekelim.

Modern dilbilim kuramlarına göre bir dil diğerine kıyasla "daha karmaşık", "daha matematiksel", "daha bir şey" vs. değildir (sözcük sayısının konumuzla hiçbir alakası yok, bunu da belirteyim).

İngilizce konuşulan topraklarda büyüyen normal zekada bir çocuğun İngilizce öğrenme süresi ve çabası ile Türkçe konuşulan topraklarda yetişen bir çocuğun Türkçe öğrenmesi arasında bilinen ciddi bir fark yoktur, dillerin farklı olması, bazı kategorilerin öğreniş sırasının farklı olması, vs. dışında.

Dolayısı ile İngilizce öğrenen çocuk daha çok hafızaya yükleniyor Türkçe öğrenen çocuk ise süper algoritmik iş güç yapıyor tıkır tıkır sürekli kural uyguluyor demek mesnetsiz bir iddiadır. Aksi yönde bilimsel yayınlar varsa lütfen adres verin.

Ayrıca, İngilizce konuşan programcılar ile Türkçe konuşan aynı zekalı ve yaklaşık aynı deneyimli programcılar arasında istatiksel olarak anlamlı bir farka işaret eden bir çalışma biliyor musunuz? Varsa böyle bir şey lütfen bunu da belirtin.

Lütfen anadilimize mevcut olmayan özellikler atfederek kendimizi daha iyi hissetmeye çalışmayalım. Türkçe bilgi üretilirse Türkçe okur anlarız. Yok eğer ihtiyaç duyduğumuz bilgi ve onun etrafında oluşmuş çok zeki ve deneyimli insanlar topluluğu İngilizce ile üretim yapıyorsa o zaman da İngiliz dilini kullanıp neler oluyor bunu anlamalıyız. Bu demek değil ki anadilimize önem vermeyelim, bilakis, bir şeyleri öğrenen insanlar o şeyden ne kadar çok kendi dillerinde bahseder ve tartışırlar ise konu o kadar derinleşecek ve kitlelere ulaşacaktır, bu da bence gayet iyi.
0
kesken
> Dolayısı ile İngilizce öğrenen çocuk daha çok hafızaya yükleniyor Türkçe öğrenen çocuk ise süper algoritmik iş güç yapıyor tıkır tıkır sürekli kural uyguluyor demek mesnetsiz bir iddiadır. Aksi yönde bilimsel yayınlar varsa lütfen adres verin.

malesef aksi yonde sunabilecegim bilimsel bir yayin gosteremiyecegim, ancak izin verirseniz bir iki cikarim yapayim ve bir iki gozlemimi aktarayim neden Turkce'nin daha matematiksel bir dil oldugunu dusundugume dair.

lutfen dil bilgisi saglam biri "cekoslacakyalaştiramadiklarimizdan misiniz" sozcugunu eklerine ayirip bu kelimenin turkce'yi yeni ogrenen bir yabanci tarafindan kac farkli sekilde soylenebilecegini belirtebilir mi usenmez ise. ben deneyim dedim isin icinden cikamadim

bu yaz amerika'da bir fabrika'da calistim, fabrika'da o ana kadar hayatimda hic gormedigim, iscilerin kollarina su kacmasin diye kollarina sardiklari bir plastik vardi. fabrikadaki Turkler bu nesneye "kolluk" diyorlardi. ama kimse kimseye "bu nesnenin adi kolluktur." dememisti. "aklin yolu bir" kuramiyla herkes bir kelime uretmisti hayatlarinda ilk defa gordukleri bir nesne icin, ve herkes ayni kelimeyi uretmisti.

bir ingiliz'in, baskasi "bu nesne sudur" demezse yapabilecegi birsey var mi?

bir de dikkatinizi cekiyorum, kimse "kollik" demedi ya da "kollak, kollek, kollok, kollök" vs. herkes kelimeyi dogru bir sekilde cekti. bir de bu hata yapma payini "cekoslavakyalastirabildiklerimizden misiniz" sozcugune uygulayin lutfen. cekim eklerini dogru sesliye cekmek bir yana bir de dogru dizilmesi var bu isin.
bilmem kacta bir dogru soyleme sansimiz oldugunu merak ediyorum dogrusu.

Turkiye'de dogan buyuyen bir Italyan arkadasim var, adam'a buyuk kucuk unlu uyumlarini anlatincaya karnimiz catladi ki adam benle bir dogmus, Turkiye'de yasamis bir insan.

uzun lafin kisasi ben Ingilizce ogrenilmesine karsi degilim, Turkce'den vazgecilmesine uzuluyorum. ozellikle dusunme dili olarak insanlarin yabanci dilleri tercih etmesi cok uzucu.

eger bu konuyla ilgili bilimsel bir arastirma, makale yok ise bu bizim eksikligimizdir diye dusunuyorum, eger sizin elinizde "Turkce'nin Ingilizce'ye gore daha matematiksel bir dil oldugu" tezini curuten bir arastirma varsa lutfen belirtin, aydinlanayim.

















0
FZ
lutfen dil bilgisi saglam biri "cekoslacakyalaştiramadiklarimizdan misiniz" sozcugunu eklerine ayirip bu kelimenin turkce'yi yeni ogrenen bir yabanci tarafindan kac farkli sekilde soylenebilecegini belirtebilir mi usenmez ise. ben deneyim dedim isin icinden cikamadim


Sanirim kast ettiğiniz "Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?" cümlesi idi. Sorduğunuz sorunun amacını ise anlamadım açıkçası.


bu yaz amerika'da bir fabrika'da calistim, fabrika'da o ana kadar hayatimda hic gormedigim, iscilerin kollarina su kacmasin diye kollarina sardiklari bir plastik vardi. fabrikadaki Turkler bu nesneye "kolluk" diyorlardi. ama kimse kimseye "bu nesnenin adi kolluktur." dememisti. "aklin yolu bir" kuramiyla herkes bir kelime uretmisti hayatlarinda ilk defa gordukleri bir nesne icin, ve herkes ayni kelimeyi uretmisti.


"Kolluk" sözcüğü sizi niye bu kadar şaşırttı? Daha doğrusu, Türk işçilerin, kol etrafına sarılan bir şeye "kolluk" demeleri sizi niye şaşırttı, bunu anlayamadım. Dahiyane bir sözcük üretimi ya da isimlendirme gibi mi algıladınız bunu? Kullanılabilecek en genel ("generic") sözcüğü kullanmışlar.


bir ingiliz'in, baskasi "bu nesne sudur" demezse yapabilecegi birsey var mi?


Bu çok acayip bir soru olmuş. Şimdi de anadili İngilizce olanların sözcük üretme, türetme sıkıntısı olduğunu mu iddia ediyorsunuz?


bir de dikkatinizi cekiyorum, kimse "kollik" demedi ya da "kollak, kollek, kollok, kollök" vs. herkes kelimeyi dogru bir sekilde cekti.


Anadili Türkçe olan insaların, "kol" köküne söz konusu eki düzgün şekilde eklemeleri sizi neden şaşırttı? Normal zekâdaki insanların anadillerini düzgün şekilde kullanmaları garip bir durum mu?


bir de bu hata yapma payini "cekoslavakyalastirabildiklerimizden misiniz" sozcugune uygulayin lutfen. cekim eklerini dogru sesliye cekmek bir yana bir de dogru dizilmesi var bu isin.


Bu örneğe neden takıldığınızı anlayamadım henüz. Bu arada kast ettiğiniz herhalde yine "Çekoslovakyalılaştırabildiklerimizden misiniz?" cümlesi (yukarıda farklı yazmışsınız da, anlamlı değil o haliyle).


bilmem kacta bir dogru soyleme sansimiz oldugunu merak ediyorum dogrusu.


Şans meselesi değil ki, eğer anadiliniz Türkçe ise ve hızlı konuşmaya zorlanmazsanız, dil sürçmesi filan olmazsa normal şartlar altında söz konusu uzun soru cümlesini gayet rahat söylersiniz.


Turkiye'de dogan buyuyen bir Italyan arkadasim var, adam'a buyuk kucuk unlu uyumlarini anlatincaya karnimiz catladi ki adam benle bir dogmus, Turkiye'de yasamis bir insan.


Arkadaşınızın anadillerinden biri Türkçe ise (bakın bu nokta çok önemli) o zaman o da Türk dilini düzgün konuşur. Dili düzgün konuşmak ile dile dair birtakım kurallardan haberdar olmak farklı şeylerdir. 5 yaşındaki bir çocuk da anadilini düzgün konuşur ama pek çok dilbilgisi kuralından bihaberdir, yıllar geçtikçe öğrenecektir.


eger bu konuyla ilgili bilimsel bir arastirma, makale yok ise bu bizim eksikligimizdir diye dusunuyorum, eger sizin elinizde "Turkce'nin Ingilizce'ye gore daha matematiksel bir dil oldugu" tezini curuten bir arastirma varsa lutfen belirtin, aydinlanayim.


İddiayı ortaya atan sizsiniz. Türkçe'nin diğer dillerden, daha doğrusu İngiliz dilinden daha "matematiksel" olduğunu, İngilizce'nin kurallara değil ezbere dayandığını, vs. iddia ettiniz. Bundan ötürü iddialarınızı desteklemeniz gerekiyor, ortaya bir şey atıp, sonra bir başka biri "yahu nereden çıkarıyorsun öyle bir şeyi" dediğinde "hah, o zaman aksini ispatla da göreyim" diyemezsiniz.

0
kesken
>Şimdi de anadili İngilizce olanların sözcük üretme, türetme sıkıntısı olduğunu mu iddia ediyorsunuz?

evet. siz aksini mi iddia ediyorsunuz?

>Anadili Türkçe olan insaların, "kol" köküne söz konusu eki düzgün şekilde eklemeleri sizi neden şaşırttı? Normal zekâdaki insanların anadillerini düzgün şekilde kullanmaları garip bir durum mu?

ana dili Turkce olan insanlarin bunlari kolayca yapmasina sasirmiyorum, konusma sirasinda farkinda olmadan bircok karar verdigimize dikkat cekmek istiyorum, ve bu kararlari matematiksel buldugum kurallara gore yaptigimizi dusunuyorum.

verdigim ornek sozcukte (yanlisimi duzelttiginiz icin tesekkurler, Turkce'yi iyi kullandigim yonunde bir iddiam yok, ama cabam o yonde) bircok yapim ve cekim eki kullanilmis. bu eklerin hangi sirada, hangi seslerle cekilmesi, ozel durumlari vs. gibi ISLEMLERi cok hizli bir sekilde yapabiliyoruz.

Turkce'nin islem yukunun Ingilizce'den fazla oldugunu dusunuyorum.

>ortaya bir şey atıp, sonra bir başka biri "yahu nereden çıkarıyorsun öyle bir şeyi" dediğinde "hah, o zaman aksini ispatla da göreyim" diyemezsiniz.

ben bu konuda bir oterite degilim, olsam burda yazmazdim konuyu,
siz;

>Modern dilbilim kuramlarına göre bir dil diğerine kıyasla "daha karmaşık", "daha matematiksel", "daha bir şey" vs. değildir

gibi kesin bir kuramla cikinca, bu gorusunuzun bir arastirmaya dayandigini dusundum. "yahu nereden çıkarıyorsun öyle bir şeyi" gibi bir yaklasim olarak yorumlamadim acikcasi.

butun dillerin ayni karmasiklikta oldugunu iddia etmeniz bana gercekten uzak geldi. sanirim dilimizin daha karmasik dusunmemizi saglamadigini soylemek istiyorsunuz.

bence aksini ispatlayamadiginiz bir konuya bu kadar kesin yargilarla yaklasmaniz dogru degil.

(bunlar kendi goruslerim ve cikarsamalarimdir, herhangi bir arastirmaya vs. dayanmamaktadir)
0
FZ
>Şimdi de anadili İngilizce olanların sözcük üretme, türetme sıkıntısı olduğunu mu iddia ediyorsunuz?

evet. siz aksini mi iddia ediyorsunuz?


Sözcük sayısı bakımından en zengin dillerden birinden bahsettiğinizin farkında mısınız?

Şimdi mesela ben benzer bir argümanla yola çıksam ve misal pek çok İngilizce teknik terime Türkçe karşılık bulmakta zorluk çektiğimi söylesem, size göre bu sefer Türkçe sözcük üretemiyor ya da Türkler sözcük üretemiyor durumunda olacak. Enteresan.


>Anadili Türkçe olan insaların, "kol" köküne söz konusu eki düzgün şekilde eklemeleri sizi neden şaşırttı? Normal zekâdaki insanların anadillerini düzgün şekilde kullanmaları garip bir durum mu?

ana dili Turkce olan insanlarin bunlari kolayca yapmasina sasirmiyorum, konusma sirasinda farkinda olmadan bircok karar verdigimize dikkat cekmek istiyorum, ve bu kararlari matematiksel buldugum kurallara gore yaptigimizi dusunuyorum.


Her insan konuşma sırasında çok çok karar veriyor farkında olmadan. Henüz bu işin nasıl yapıldığı tam olarak çözülmedi. Zulu dili Türk dilinden, Türk dili Alman dilinden, Alman dili falanca filanca Kızılderili dilinden daha basit değil.


verdigim ornek sozcukte (yanlisimi duzelttiginiz icin tesekkurler, Turkce'yi iyi kullandigim yonunde bir iddiam yok, ama cabam o yonde) bircok yapim ve cekim eki kullanilmis. bu eklerin hangi sirada, hangi seslerle cekilmesi, ozel durumlari vs. gibi ISLEMLERi cok hizli bir sekilde yapabiliyoruz.


Çok hızlı yapmıyoruz. Normal hızda yapıyoruz. Neye göre çok hızlı olduğumuzu iddia ediyorsunuz ben onu anlamadım. Hem bu şekilde bilgileri ek kullanarak ileten tek dil bizimki de değil. Başka diller de var.


Turkce'nin islem yukunun Ingilizce'den fazla oldugunu dusunuyorum.


Bunun için her iki dilin tüm gramerini ortaya koyup, ardından insan beyninin bunu nasıl işlediğini tam olarak tarif edip, sonra da "bakın, bir insan beyni A dilini işlerken B dilini işlemeye kıyasla şu kadar daha fazla enerji, zaman, kaynak, vs. harcıyor" diyebilmeniz lazım. Bunu yapabilirseniz muhtemelen Nobel'i alırsınız.


>ortaya bir şey atıp, sonra bir başka biri "yahu nereden çıkarıyorsun öyle bir şeyi" dediğinde "hah, o zaman aksini ispatla da göreyim" diyemezsiniz.

ben bu konuda bir oterite degilim, olsam burda yazmazdim konuyu,
siz;

>Modern dilbilim kuramlarına göre bir dil diğerine kıyasla "daha karmaşık", "daha matematiksel", "daha bir şey" vs. değildir

gibi kesin bir kuramla cikinca, bu gorusunuzun bir arastirmaya dayandigini dusundum. "yahu nereden çıkarıyorsun öyle bir şeyi" gibi bir yaklasim olarak yorumlamadim acikcasi.

butun dillerin ayni karmasiklikta oldugunu iddia etmeniz bana gercekten uzak geldi. sanirim dilimizin daha karmasik dusunmemizi saglamadigini soylemek istiyorsunuz.

bence aksini ispatlayamadiginiz bir konuya bu kadar kesin yargilarla yaklasmaniz dogru degil.


Bilimde her zaman şüpheye ve sorgulamaya yer vardır, hay hay, buna hiçbir itirazım olamaz. Ben sadece mevcut durumu ve bakış açısını özetledim. Gerek Noam Chomsky ve onun fikirlerinden yola çıkmış, devam eden ekol olsun, gerek başka çerçeveleri temel kabul eden modern dilbilim kuramları olsun, diller arasında karmaşıklık bakımından herhangi bir ayrımdan bahsetmiyorlar. Bahsedilen şey olsa olsa bir dili diğerinden ayıran parametreler. Kast ettiğim şey bu.

Ben sizin ortaya attığınız bir şeyin aksini ispatlamak ile neden uğraşayım ki? Ben diyorum ki, bu da insan dili, şu da insan dili. Bir çocuğu İngiltere'ye koysam da Türkiye'ye koysam da hemen hemen aynı sürede, aynı yetkinlikte oranın dilini öğrenebiliyor. O halde öğrenilen sistemin parametreleri, sözlüğü, vs. farklı ama temelde birbirlerine üstün çıkacak bir karmaşıklıkları yok. Bunu sadece ben demiyorum, size modern dilbilim kuramlarını da incelemenizi öneriyorum. Siz ise ortaya ekstra bir önerme koyup, "aksini ispatlayamadığın şey hakkında nasıl karşı çıkışta bulunursun" diyorsunuz. Sizin önermenizin aksini ispatlamakla mükellef değilim, ortaya atan siz olduğunuza göre bunun sorumlusu sizsiniz, nasıl yapabileceğinize dair de yukarıda bir örnek verdim zaten.
0
bm
Gerek Noam Chomsky ve onun fikirlerinden yola çıkmış, devam eden ekol olsun, gerek başka çerçeveleri temel kabul eden modern dilbilim kuramları olsun, diller arasında karmaşıklık bakımından herhangi bir ayrımdan bahsetmiyorlar.

Turkce ile ilgili bu tip laflari son senelerde cok duymaya basladim. Kucuk bir arama yaptim yazilisini bulur muyum diye. Ilk tahminim olan Sinanoglu'nun boyle birsey dedigi yeri bulamadim ama sunu buldum:

Türkçemiz okunduğu gibi yazılan ya da yazıldığı gibi okunan, dil yapısı kolay ve mantıklı, imceliğinde (alfabesinde) kafa karıştıran imceleri (harfleri) olmayan bir dildir. Desimal sisteme en mantıklı uyum sağlayan dildir. Bir, iki,... dokuz; on, o bir, on iki,...; on dokuz;... doksan, doksan bir, doksan iki,... doksan dokuz,... Bu uyumlu sayma ve dil sistemi örneğine bir eş daha bulamayız. Bu özellik ABD’de son yıllarda en çok satılan betiklerden (kitaplardan) biri olan Being Digital adlı betikte de doğrulanmakta ve Türkçe, uluslararası bilgisayar için en uygun dil olarak tanımlanmaktadır.


Tamami: http://turkbilim36.sitemynet.com/yabancidilsel_dosyalar/bilimdili.htm

Belki bu yaziyi yazan hoca, Negroponte'nin cok satan kitabindan daha inanilir bir bilimsel calismaya da isaret edebilir. (bende o kitap yok, kitabi almis olan varsa bir bakiversin ne buyurmus hazret diye.)

Bu arada betik 'script' demek degil miydi? Kitap betik mi oldu simdi? Imce filan iyi diyelim de, ondalik varken desimal demek nereden cikmis? Hadi hoca elinden kacirdi, onu oraya koyan da mi gormedi? Boyle seyler okuyunca 'defa ne demek bir defa |tokat geliyor| caat' diye bize 'kez' demeyi ogretip daha iyi vatandaslar yapmak isteyen Turkce hocam aklima geliyor.
0
bm
Kusura bakmayim, baska birsey yazacagim diye fz'den alintiladigim kisim kalmis o yazida. Hekesten ozur dilerim.
0
FZ
Şu yazıldığı gibi okunur, okunduğu gibi yazılır muhabbeti çok enteresan geliyor bana (bazıları buna bakınız Türkçe ne de güzeldir, fonetik bir dildir demek sureti ile "fonetik" kelimesini de katlediyorlar):

- Öncelikle çok büyük ölçüde okunduğu gibi yazılır, yazıldığı gibi okunur ama %100 değil.

- Dilimizin büyük ölçüde bu özelliğe sahip oluşu sanki dile ait çok acayip bir özellikmiş gibi algılanıyor, ne ilgisi var, bu dilin modern alfabeye ne zaman geçirildiği ile ilgili. Bu bakımdan kısa süre önce alfabesi oluşturulmuş (Latin harfleri ile) pek çok Afrika dili de okunduğu gibi yazılır, yazıldığı gibi okunur. Latin alfabesini yüzlerce yıl önce kullanmaya başlamış olan İngiliz, Alman, Fransız, İspanyol, Portekiz, vs. dilleri de bildiğimiz gibi bir sürü "gereksiz" :) harf barındırır.

Bir başka gariplik hala Türkçenin süper matematiksel dil, bilim dili olduğunu filan iddia etmeye çalışmak. Bu iddia en az "bilimin hası İngilizce, felsefenin özü Almanca yapılır" iddiası kadar boş bir iddia. Kafa patlatmaya hazır adamların anadili hangisi ise o dilde bir sürü eser çıkar, durum bundan ibaret değil mi, bunun daha nesini tartışıyoruz?

Bu arada "desimal" hakikaten çok acayip olmuş :)

"Betik"e gelince. Benim biraz kafam karıştı. Türkçe sözlük, "betik" için "Yazılı olan şey, kitap, mektup, tezkere, pusula" diyor:

http://tdk.gov.tr/TDKSOZLUK/SOZBUL.ASP?kelime=betik

Öte yandan Google, "script" için ne diyor:

http://www.google.com.tr/search?q=define%3Ascript

Şimdi bunlara baktığımızda, bilgisayarcıların, senaristlerin, filmcilerin, tiyatrocuların, vs. alıştığı hali ile "script"e "betik" dersek o zaman o sözcüğe "kitap" anlamı yüklemek pek uygun kaçmıyor. Yok eğer "betik" lafı Türk diline göre "kitap" anlamına geliyorsa o zaman da bizim "script" sözcüğü için "betik" dememiz doğru olmaz.

Negroponte'ye gelince, yahu MIT'de koskoca dünya çapında dilbilim bölümü var, Media Lab.a mı düştü dil hakkında yorumda bulunmak. MIT bir yana Türkiye'de, Boğaziçi'nde, ODTÜ'de, Sabancı'da filan Harvard'da, MIT'de ve diğer sağlam üniversitelerde çalışmış dilbilim ve "computational" dilbilim hocaları var, referans alacaksam onların eserlerini referans alırım.

Madem fonetik ile başladık, çağrışım yaptı, fonoloji filan, vakti zamanında bana kök söktürmüş bir fonoloji egzersizini sizinle paylaşayım, üstelik yabancı dil değil, anadilimiz, çok basit değil mi, buyrun:

- sanat sanatı
- yat yatı
- sakatı sakatı
- kanat kanadı

Allah, allah, sanki son sözcüğün aldığı ekte bir gariplik var gibi. Neden acaba? Neden "kanatı" değil de "kanadı", başka bir deyişle neden "sanadı" değil de "sanatı"?

Dili kullanmakla, dili "bilmek" arasındaki farkı gösteren en çarpıcı örnekti yukarıdaki.
0
loker
Türkçemiz okunduğu gibi yazılan ya da yazıldığı gibi okunan

Bildiğin yanlış anlama... Abidik gubidik bir modernleşme projesi ancak bu kadar 'güzel' anlatılamazdı, aynen de öyle yapılmış...

Türkçe hiç de yazıldığı gibi okunmuyor. Diksiyonda bir çok ses kaynaşması, (nasıl yazılır bilmediğim, yalnızca duyduğum bir kelime olan) diftong gibi kurallar vardır ve bu kurallara göre konuşulunca doğru konuşmuş olduğumuz var sayılır. (ona istanbul türkçesi denmesi de ayrı saçmalık... istanbul türkçesi diye bir ağız, lehçe ya da kullanım olduğuna hiç denk gelmedim, levantenlere özenen istanbul pre-burjuvası, asilzadecikleri kendi çaplarında doğruyu kendileri sanmışlar, biz de çanak tutmuşuz cumhuriyet çocukları olarak...)

O kuralla açıklanmak istenen dile ait özellik, bir arkadaşımın çok güzel özetlediği biçimde söylersem: her harfin bir sesi vardır, yani m'nin önünde e, k'nin önünde a olmaz... der... ki öyledir... abecemizin tüm harfleri bir tek ses ile anılırlar, ama sözcük içinde kullanıldıklarında seslilerin birbirleriyle etkileşimleri sonucu ortak sesliler eklenir, bunlar malesef ğ gibi garabetlere yer varken, abecemiz içinde kendilerine yer bulamamışlardır. a ve e sesi ya da kağıt üzerinde 7 pratikte 3 tane ayrı tonda E sesimiz olması gibi...

Bu söylediklerim cumhuriyet ile birlikte kuralları belirlenen türkçenin yine aynı kadrolarca bilimsel olarak düzenlenmiş diksiyon sistemi (sistem mi denir, disiplin mi denir bilemiyorum...)

Ha bu arada, kanımca bu tartışmanın bir dilin zenginlik ölçümüyle uzaktan yakından alakası yoktur. Tamamen lüzumsuz detay verdim, aramızda bir de tiyatrocu olmasının bir anlamı olsun diye... Bir dil diğerine ya da ötekine göre değil; kendi ihtiyacını karşılama duygusuna göre ölçülebilir ancak... İngilizce yeterli midir değil midir diye türkiyelilerin tartışması bence abesle iştigaldir... Bu konularda hep dönen geyiklerden biri de 'araplar deve için 50 tane sözcük kullanabiliyormuş, olm o bir şey mi, eskimoların da kar için ayrı ayrı 100 tane sözcüğü varmış' olayıdır... Buradan hareketle türkçeyi beğenmeyenlere ben özetle civciv yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmemiş derim... Olay kendi etrafını yorumlayabilme ve bu yorumu başka insanlara anlatabilme derdidir...

Yeri gelmemişken şunu da eklemek isterim, İngilizlerin dil zenginliği yerkürede ayak basılmamış, sömürülmemiş ve londra'ya götürülmemiş bir şey kalmamış ve dolayısıyla herşeyi anlamlandırmış olmalarından ve bunu yaparken gittikleri ülkelerde konuşulan dilleri öğrenmeye zahmet etmemelerinden kaynaklandığı için, afedersiniz sıçam ben öyle zenginliğe... Olmaz olsun öyle zenginlik...

Bir de kent efsanesi duymuştum, Fransızlar vaktiyle aralarında çok casus dolanmasından işkillenmişler, fransızcanın fransada yaşamayanlarca anlaşılmasını zorlaştırmak için bazı kural setlerini bilinçli olarak değiştirmişler... bana pratik olarak uygulanabilir gelmediği için sallamadım, ama paris bir yana tüm fransa bir yana bir aksan olayı var ki, bir krallık başkentinin dilinin, başka hiçbir kentinde aynı konuşulmuyor olması da ilginç bir detaydır... (bkz: istanbul türkçesi yoktur paragrafı....)

bir de coştukça coştum, kıraathaneyse bile sınırı var susam ben...
0
ahmetaa
ufak bir yorum,

isin asli verdiginiz orneklerde Turkce kuralsiz degil. sert harfle biten tek heceli kelmelere sesli ile baslayan ek eklendiginde harf yumusamaz. Bu kural. yat->yadi olmamasi bekleniyor.
Sanat ve Kanat ise bildigim kadari ile arapca kokenli. Eskiden okunuslari su sekilde idi: San'at - Kan'at. yani son hecede duraksama var. bu duraksama nedeniyle ilk kural buraya da uygulaniyor. ve eski okunusta sanata (san -ata) demek daha kolay. Fakat eski okunus kaybolmasina ragmen bu kural ozel durum haline donusmus. Turkcedeki bu ozel durumlarin hemen tamami baska dillerdeki kelimeler ve kurallar nedeniyle olusmustur. "saat"->"saati" , hat -> haddi gibi. yoksa agiz-ses yapimiz aslinda reddeder bu ozel durumlari.
0
FZ
Bir yanlış anlama oldu herhalde, ben o örnekleri bakın kural yok şeklinde vermedim, bilakis kural örneği onlar.

Bağlamı aktarayım da anlaşılsın: Söz konusu örnekler bir fonoloji egzersiz kitabından alınma. MIT dilbilim bölümünde verilen fonoloji dersinin egzersiz kitaplarından biri. Kitapta pek çok değişik dille ilgili egzersizler mevcut, Zulu dilinden tutun İzlanda diline, oradan Türk diline. İşte benim verdiğim sözcük listesi de o kitaptaki bir sayfadan alınma, maalesef listenin tamamını hatırlayamadım, o yazdığımın 3-4 katı uzunlukta bir liste idi ve örneği inceleyenler de bizim örneğimizde Türk öğrencilerdi ama bu önemli değil çünkü aynı egzersiz Türkçe bilmeyen ABD'li dilbilim öğrencilerine de soruluyor. İstenen şey ise bazı ses dönüşümleri, fonoloji kuralları, vs. cinsinden mevcut "pattern"in keşfedilmesi. Göbek çatlatıcı bir egzersizdi ve ben ilk kez o egzersizi gördüğümde dili kullanmakla dile dair bilimsel bilgi sahibi olmanın ne kadar farklı şeyler olduğunu gördüm.

Uzun lafın kısası, söz konusu sözcük listesindeki dönüşümleri açıklayan şu anda hatırlayamadığım bir kural vardı, o anda öğrenmeye çalıştığımız fonoloji teorisinin dayandığı temeller çok sağlam gelmese de profesörün açıklamasını kabul etmiştim çünkü gerçekten de listedeki tüm örnekleri karşılıyor idi.

Dediğim gibi, kuralsızlık örneği olarak vermemiştim o sözcük listesini, bunu belirtmek istedim.
0
kesken
>misal pek çok İngilizce teknik terime Türkçe karşılık bulmakta zorluk çektiğimi söylesem, size göre bu sefer Türkçe sözcük üretemiyor ya da Türkler sözcük üretemiyor durumunda olacak

Türkce sozcuk uretemiyor ya da Turkler sozcuk uretemiyor demezdim, Turkler fikir uretemiyor, teknolojiyi ithal ediyor derdim.

>Zulu dili Türk dilinden, Türk dili Alman dilinden, Alman dili falanca filanca Kızılderili dilinden daha basit değil.

"daha basit degil" demeniz butun dillerin zorluk (ogrenme zorlugu diyelim bir zemine oturtmak icin) acisindan esit oldugunu savundugunuzu dusunduruyor bana, bu da dedigim gibi pek olasi gelmiyor bana. diller arasinda fark vardir, cince ogrenmege ayrilan zaman ingilizce ogrenmeye ayrilanla ayni olmazmiydi o zaman?
(bu arada kulaktan dolma bir bilgi: bildigim kadariyla cin'de cocuklarin okuma-yazma egitimi 1 yildan fazlaydi, dedigim gibi kulaktan dolma, arastiracak kadar vaktim yok su anda)

>Neye göre çok hızlı olduğumuzu iddia ediyorsunuz,

fazla takilmissiniz bu soze, ordaki vurgu ISLEM sozcugundeydi, "cok hizli"'da degil. Turkler ancak bu kadar hizli islem yapabilir gibi bir iddiam da yok, insan beyninin islem hizindan bahsediyordum

>Hem bu şekilde bilgileri ek kullanarak ileten tek dil bizimki de değil. Başka diller de var.

Ben burada "Turkce butun dillerden ustundur"'un savunmasini yapmiyorum, sadece "Turkce'nin Ingilizce'den daha fazla islem yukunun oldugunu dusundugumu" soyluyorum. ustunluk goreceli bir kavram, ogrenim kolayligi ustunluk olarak da yorumlanabilir, eziklik olarak da.

>Bir çocuğu İngiltere'ye koysam da Türkiye'ye koysam da hemen hemen aynı sürede, aynı yetkinlikte oranın dilini öğrenebiliyor. O halde öğrenilen sistemin parametreleri, sözlüğü, vs. farklı ama temelde birbirlerine üstün çıkacak bir karmaşıklıkları yok.

yani diyorsunuz ki bir insanin (ikinci dil olarak) Ingilizce ogrenmesi ile Turkce veya Cince ogrenmesi arasinda hic fark olamaz.

>Bunu sadece ben demiyorum, size modern dilbilim kuramlarını da incelemenizi öneriyorum

onerinizi degerlendirecegim, ilk firsatta konuyla ilgili arastirma yapip, edindigim sonuclari haber olarak donerim fazlamesai.net'e,
cunku gercekten "butun dillerin ayni karmasiklikta olmasi" iddiasi akla yakin gelmiyor bana.
0
FZ
Nihayet bazı şeyler netleşti! Teşekkür ederim. Şimdi ne demek istediğinizi ve derdimi size neden anlatamadığımı daha iyi anladım. Aşağıda bunu açıklayayacağım:


>misal pek çok İngilizce teknik terime Türkçe karşılık bulmakta zorluk çektiğimi söylesem, size göre bu sefer Türkçe sözcük üretemiyor ya da Türkler sözcük üretemiyor durumunda olacak

Türkce sozcuk uretemiyor ya da Turkler sozcuk uretemiyor demezdim, Turkler fikir uretemiyor, teknolojiyi ithal ediyor derdim.


Hayır yani kast ettiğim şu, İngilizler, ABDlileri, Kanadalılar, Avustralyalılar, vs. etraflarındaki şeylere, kavramlara, vs. sözcük bulmakta güçlük çekiyor değiller, bu bir; biz Türkler de birikimimizi, kültürümüzü ve yaratıcılığımızı devreye soktuğumuzda sözcük üretme konusunda çekmeyiz bu da iki. (Olsa olsa İngilizce haline çok alıştığımız ve öncelikli olarak akıl etmediğimiz terimleri Türkçe yapmaya çalışırken biraz zorlanırız ama bu bir çeviri meselesi, ayrı mesele diye düşünüyorum).


>Zulu dili Türk dilinden, Türk dili Alman dilinden, Alman dili falanca filanca Kızılderili dilinden daha basit değil.

"daha basit degil" demeniz butun dillerin zorluk (ogrenme zorlugu diyelim bir zemine oturtmak icin) acisindan esit oldugunu savundugunuzu dusunduruyor bana, bu da dedigim gibi pek olasi gelmiyor bana. diller arasinda fark vardir, cince ogrenmege ayrilan zaman ingilizce ogrenmeye ayrilanla ayni olmazmiydi o zaman?
(bu arada kulaktan dolma bir bilgi: bildigim kadariyla cin'de cocuklarin okuma-yazma egitimi 1 yildan fazlaydi, dedigim gibi kulaktan dolma, arastiracak kadar vaktim yok su anda)


Hah, şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere: Dil öğrenmek derken kastım konuşmayı öğrenmek, aslolan odur çünkü. Okuma yazma bilmek ile dil yetisinin bir alakası yok. Okuma yazmaya bilmeyen yüzbinlerce insan anadillerini gayet güzel konuşurlar. Çinli bir bebeğin Çinceyi düzgün konuşması için geçen süre İngiliz bir bebeğin İngilizceyi düzgün konuşması için gereken süreyi kıyaslayalım lütfen, aslolan odur çünkü dil öğrenmek dediğimiz şey odur.

Sanırım sizin yanlış anladığınız birinci nokta bu.

İkincisi ise, ben dil öğrenmek derken ısrarla vurguladım, anadilini öğrenmek diye. Siz ise ikinci dil ediniminden bahsediyorsunuz yani bir yetişkinin anadilini (ya da anadillerini, birden fazla anadili olabilir insanın) öğrendikten sonra bir "yabancı dili" öğrenmesi için geçen süreden bahsediyorsunuz. Bu bambaşka bir şey. Ben şimdiye dek hiç bundan bahsetmedim ki.



>Hem bu şekilde bilgileri ek kullanarak ileten tek dil bizimki de değil. Başka diller de var.

Ben burada "Turkce butun dillerden ustundur"'un savunmasini yapmiyorum, sadece "Turkce'nin Ingilizce'den daha fazla islem yukunun oldugunu dusundugumu" soyluyorum. ustunluk goreceli bir kavram, ogrenim kolayligi ustunluk olarak da yorumlanabilir, eziklik olarak da.


Böyle düşünmenizi anlayabiliyorum, özellikle de İngiliz dilini ikinci dil yani yabancı dil olarak öğrenmişseniz. Öte yandan bu iddianızı bazı ölçülere dayandırmanızı beklerim doğal olarak.


>Bir çocuğu İngiltere'ye koysam da Türkiye'ye koysam da hemen hemen aynı sürede, aynı yetkinlikte oranın dilini öğrenebiliyor. O halde öğrenilen sistemin parametreleri, sözlüğü, vs. farklı ama temelde birbirlerine üstün çıkacak bir karmaşıklıkları yok.

yani diyorsunuz ki bir insanin (ikinci dil olarak) Ingilizce ogrenmesi ile Turkce veya Cince ogrenmesi arasinda hic fark olamaz.


Bakın yine aynı kavram karmaşası olmuş. Dil edinimi derken kast ettiğim insanın anadilini öğrenmesi. Bir bebeğin İngilizce öğrenmesi ile Çince öğrenmesi arasında temelde bir fark yok diyorum. Hangi topraklara bırakırsanız, birkaç yıl sonra o toprakların dilini konuşan bir çocuk olarak çıkar karşınıza. Sonra o çocuk büyüyüp yetişkin olduğunda elbette bir ikinci dili öğrenmesini etkileyen milyar tane parametre olacaktır. En basitinden bir dile "kıl" olursunuz, uyuz olursunuz ve bir türlü öğrenemezsiniz. En yakın çevremden biliyorum, birkaç yabancı dili genç yaşta epey ileri derecede öğrenmiş ve sonra başka bir ülkeye gidip (o dillerin konuşulduğu bir ülke değil) yaşadığı psikolojik/kültürel şoktan ötürü o yabancı dili aradan 20 sene geçmiş olmasına rağmen düzgün konuşamayan insanlar tanıyorum. Dolayısı ile bu konuda kontrollü deney yapmak gerçekten çok güç.



>Bunu sadece ben demiyorum, size modern dilbilim kuramlarını da incelemenizi öneriyorum

onerinizi degerlendirecegim, ilk firsatta konuyla ilgili arastirma yapip, edindigim sonuclari haber olarak donerim fazlamesai.net'e,
cunku gercekten "butun dillerin ayni karmasiklikta olmasi" iddiasi akla yakin gelmiyor bana.


Yukarıda dediklerimi göz önünde bulundurursanız sevinirim. bana deyin ki misal Zulu kabilesinden farklı dönemlerden 1500 çocuk üzerinde araştırma yapılmış Zulu dilini ancak ortalama 4.5 yaşında doğru düzgün konuşmaya başlamışlar, öte yandan işte mesela Papua Yeni Gine'deki bebekler (yine 1500 bebek olsun) birkaç yıl incelenmiş, bir bakmışlar oradaki bebekler ortalama 3.5 yılda konuşabilir hale geliyorlar ana dillerini. Bu bebeklerin ortalama zekası aynı, çevre koşulları hemen hemen aynı, vs. O zaman bir bakalım nedir aradaki 1 yıllık ciddi farkın sebebi, tabii o çalışmanın metodunu da inceleyelim, malum o verinin nasıl toplandığı verinin kendisi kadar önemli, çok hassasiyet gerektiren konu.
0
rafet
Ulusal linux bana da tuhaf geliyor, ama sacma diyemiyorum yine de.
Bir yanda zorunluluklar var:Guvenlik acisindan, baska devletlere
bagli olmamak acisindan kendi linuxlarini gelistirme dusuncesi.
Ote yanda linux terimlerinin bati temelli olmasi, linuxin kaynaginin,
gelistiricilerin cogunlugunun batili olmasi.
Sonucta sen kendi linuxunu ya da ne ad verirsen , yeni bir sistemi en bastan yaratmazsan basarili olmanin imkani yok gibi gorunuyor.Belki Cinliler biraz daha sansli olabilirler.
Tam bir devlet destegi var, eleman sorunlari yok, dunyaya yayilmis iyi linuxcu cinli varsa parayla da olsa cagirip calistirabilirler vs...

0
bm
Bir yanda zorunluluklar var:Guvenlik acisindan, baska devletlere bagli olmamak acisindan kendi linuxlarini gelistirme dusuncesi.

Bunun ne miktari propaganda ne miktari gercek ben bilemiyorum. Cin veya Brezilya'dan (yahut bizimkilerden), guvenlik murakabesi sonucunda su su ve bu aciklari kapattik filanca baska devletin bize yapacagi su kotuluge engel olduk diye bir haber duymadim. Kritik sistemler icin (ozellikle devletlere satilan pahali sistemlerde) maddi acidan guclu bir devletin zaten kaynak kodu lisansi da alabiliyor olmasi lazim. Bu konular bana biraz corba olmus gibi geliyor. Ustelik yine tahminim devletin buyuk agirligi olan memleketlerde mesela 'Mikrosoft su acidan zayif' yahut 'Debian'da su acik var' diye yuksek sesle konusulurken, devletin urettigi yazilim icin 'surayi yanlis yapmissiniz' demeye insanlarin cekinecegi (daha fenasi yazilim yerel oldugu icin bunu bulup yaygara yapmaktan cekinmeyecek insanlarin menzilinin tamamen disinda kalacagi) yolunda. Isin icine devlet kurulusu sokulunca guvenligin artacagi konusunda ikna edici birsey gormedim henuz ben.
0
sundance
+1
0
loker
+1

Kuyuya attığı taşların niteliklerine bile bakmadan, laf olsun diye konuşan bir ahmakın peşinden gidip vakit harcamayın... Kimin kim olduğunu herkes biliyor... Referansı, kaynağı olmadan konuşan, kurumlar, kavramlar hakkında 'nereye geldiği belli...' gibi aslında hiç de belli olmayan laflar atan bir insana niye cevap veriyorsunuz arkadaşlaar...
0
FZ
Haberde linkini verdiğim Flash video kimsenin dikkatini çekmedi mi? :)

Sinsi plan: Benzerini yapalım ama içinde Debian ismi geçsin ve TVde yayınlayalım, bakalım ertesi gün bilgisayarla en alakasız tipler bile "bize de bir kutu Debian ver oradan kaptan!" diye girecekler mi mevzuya ;-)
0
chatos
Ulusal işletim sisteminin gerekli olduğuna inanıyorum. Çünkü devletin bir çok kurumu var bu kurumlarda farklı farklı sistemler ve programlar kullanılabiliyor. Örneğin İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi ile Erzurum'un ki farklı tahsilat programları kullanıyor. Eğer devlet kendine ait bir program geliştirme birimi kurar ve ardından Linux gibi açık kaynak kodlu bir işletim sistemininin çekirdeğini kendine uyarlar, kendine gerekli programları yazar ve bu dağıtama ilave ederse, her iş için birer standart program seçer (ofis, web tarayıcısı, e-posta programları) bunları kendi dağıtımına yerleştirir ve kurumlarında öncelikli olarak bunun kullanılmasını sağlarsa, birincisi çok büyük bir lisans maliyetinden kurtulur, ikincisi kurumlarda standardizasyon sağlanır (her yerde aynı program, tek öğrenim ile ülkenin her yerinde çalışabilme), üçüncüsü dışa bağımlıklıktan kurtulunur (dört, beş, altı diye çoğaltmak mümkün). Devlet halka ücretsiz bir yazılım sunmak zorunda değil. Fakat kendine bir standart işletim sistemi geliştirirse ve standart güncelleme işlerini kendi yaparsa, kendi işini serbest yazılımlardan sağlarken serbest yazılımın ülkemizde gelişmesi için öncü olmuş olur. Gelecek A.Ş. ulusal işletim sistemi diye Gelecek Linux'u lanse etti ama tamamen fos çıktı. Çünkü başka bir dağıtımın kopyasıydı ve adam gibi güncelleme ve geliştirilmesi yapılmıyordu. Şu tarihte yeni sürüm çıkacak denilip aylar geçmesine rağrem web sitelerindeki geçmiş ilanlarını bile değiştirmediler. Sonuç olarak tamamen fos çıktı. Eğer devlet kendine bir sistem geliştirirse diğer firmalar da bu sistem etrafında kendi dağıtımlarını sunarlar. Yeter ki bir temel olsun... Devlet kendine gerekli şeyleri yapsın, halk için eksik olanları da gruplar veya firmalar tamamlar...
0
emreTURK
Yorumlarda, Michael Robertson'ın söylediğiyle alakalı olmayan bir yöne gidilmiş bence. Michael Robertson'ın burada asıl bahsettiği devlet destekli Linux'ler.. Yoksa ulusal Linux çalışmalarına kimsenin lafı olduğunu sanmıyorum.

Michael Robertson, bu konulara devletlerin el atmaması gerektiğini, özel şirketlere bırakması gerektiğini söylüyor. Şirketlerin ulusu hakkında bir yorumu yok; hatta Novell, Sun, Red Hat ile bu konuda rekabet içinde olabileceklerini ama sadece devletlerle bu konuda savaşmak istemediklerini söylüyor.

Açıkçası bu konuda kendisine katılıyorum. Bence de, devlet Linux ve açık kaynak işi içinde rol oynayabilir ama iş bizzat oyunun içinde yer almak şeklinde olmamalıdır. Zaten günümüzde, hiçbir alanda devletin böylesi bir varlılığı istenmemekte. Bu hem devlet, hem özel sektör için zararlı; ne de olsa devletin elini attığı sektörel işlerde verimsizlik oluyor. Bu konuda devlet daha farklı bir rol oynamalı.

Nitekim dünyanın hemen hemen heryerinde durum böyle. Örnek diye konuştuğumuz ülke Çin, ama Çin'de bile devlet bu işe özel bir şirketle beraber girmiş. Münih Belediyesi zaten Novell'in danışmanlığını aldı, Brezilya ise Conectiva'sı, yani yeni Mandriva'sından hiç şaşmıyor.
0
bm
Michael Robertson'ın burada asıl bahsettiği devlet destekli Linux'ler.. Yoksa ulusal Linux çalışmalarına kimsenin lafı olduğunu sanmıyorum.

Devlet destekli de degil, bizzat devlet tarafindan yapilanlardan bahsediyor. Bu iste ulusal/milli vs. etiketleri yapistirilinca devletin yaptigi anlasiliyor. (milli spor yahut milli icki dedince oyle degil mesela, ama milli havayolu milli dagitim oyle.)

Michael Robertson, bu konulara devletlerin el atmaması gerektiğini, özel şirketlere bırakması gerektiğini söylüyor.

Robertson TR gibi ulkelerdeki havayi anlayamiyor. Bakin bir telekom ihalesi yapildi, yazilanlardan neredeyse devlet tekeline kaptirdigimiz paralardan gurur duydugumuz ortaya cikti (altin yumurtlayan tavuk diyoruz gururla, elimizi kolumuzu kanunla baglayip bizim altinlarimizi alip yumurtladigi kimsenin aklina gelmiyor). 'Devlet para kazansin' lafi hala pirim yapiyor. Serbest calisan kisi veya kuruluslarin para kazanmasini 'hirsizlik' olarak goren (hala) genis bir kitle var (gecenin onunda bir telefonla kapisina peynir getiren bakkala tanzim satistaki fiyatindan fazla para istedi diye geri dondugu raki sofrasinda hirsiz diyen emekli amca tipolojisini dusunun). Amerikali bunlari bilemez ki? Bizim yasadigimiz dunyada yasamiyor o. 'Kongre tatilden dondu cuzdaninizi kollayin' sakalarinin yapildigi bir memleketten, 'devlet babadir, is versin as versin, devlet buyuklerine itaat ededlim, secilenler devleti degil milleti yonetir' goruslerini ozumsemis insanlarin memleketini anlamak kolay degil.

'Yapmamasi gerekir' demek kolay. Kendi basarisini en dusuk fiyatli piyasa katmanini hedefleyen donanimcilara MS'e benzeyen (bunun adi Lindowsdu hatirlatayim) OS satmasina, yani MS'in fiyatinin yuksek olmasina borclu olan bir adam, devletin akademik unvanli memurlarinin 'devlet MS urununun ucuz makineler icin lisanssiz kullanimina goz yumsun' deyip alkis aldigi memleketin dusunsel dinamigini nereden anlayacak? 'Yahu bu kopyalama isi piyasa dengelerini bozuyor' dendiginde 'piyasa' lafininin okumusun yarisini zaten ittigi 'denge' lafinin da kalan yarisina 'hmm, devlet bu dengeyi planlamali' dedirttigi bir ortamda 'yapmamasi gerekir'in bir agirligi yok.

Bir de yeri gelmisken hinzirlik edeyim. Amerikali bu ortamda son gelismelere bakarak belki "Milli Guvenlik icin bu gerekli" "sorgulamayin arkamizda devletin gizli birimleri var, elbette milli menfaatimizi en iyi onlar dusunur" laflarina "haa oyleyse pekiyi" denmesini iyice anlar. O konularda bizim oldugumuz yere onlar da geldiler cunku.
0
tongucyumruk
Özgür yazılım dünyası gibi yazılımların büyük bir çoğunluğunun şirketler tarafından değil de bağımsız kullanıcılar/kullanıcı grupları tarafından üretildiği bir ortamda buna katılmıyorum. Bu devletin telekom işine girmesinden veya şeker pancarı üretmesinden farklı bir durum sonuçta.

Yazılım dünyasında bazı işler vardır ki tek kelimeyle verimsizlerdir. Önemli olsalar dahi, ekonomik anlamda genelde istediğiniz karşılığı vermeyebilirler. Bunun en eğlenceli örneklerinden biri meşhur ı/İ meselesidir. Şimdi, bu problemi bir ton program üzerinde kontrol etmek, her biri için yamalar hazırlayıp programın geliştiricisiyle iletişime geçmek serbest piyasa koşullarında çalışan bir yazılım firması (mesela Gelecek AŞ) için pek uygun bir yol değildir. Veya aynı şekilde yine Uludağ Projesi kapsamında yapılanlardan gidersek hiç yoktan yeni bir paketleme sistemi, konfigürasyon mekanizması vs... oluşturulması da ticari bir dağıtımda yapılması tercih edilecek şeyler değildir. Bir şirketin bu işlerle uğraşması zordur. Zira belirli bir zaman aralığında ürünlerini yayınlamak ve piyasanın gtereklerini yerine getirmek zorundadır. Bu nedenle bu gibi yenilikçi hareketlerin devlet destekli olarak veya akademik ortamlarda geliştirilmesine şaşmamak lazım.

Tamam, hazırsanız şimdi asıl eğlenceli kısmı geldi. Birçok alanda devletin piyasaya bir rakip olarak girmesi piyasadaki diğer şirketlerin zararına bir etki yaratır. Sonuçta devlet diğer tüm rakiplerinden daha geniş imkanlarıyla piyasayı dilediği gibi yönlendirme imkanına sahiptir ve bu konuda (telekom örneğinde görüldüğü gibi) oldukça agresif bir oyuncu olarak varolabilir. Özgür yazılım dünyasının dinamikleri ise bundan çok daha farklıdır. Özgür yazılım dünyasında devletin X bir dağıtım geliştirmesi size fayda değil yarar sağlar. Devlet yukarıda bahsettiğim verimsiz işleri yapar, bir dağıtımın daha iyi olması için ne gerekiyorsa gerekli altyapı çalışmalarını hazırlar. Siz de dilediğiniz zaman bu dağıtımı alır, canınızın istediğin gibi özelleştirir, varsa katma değerinizi ekler, daha iyi bir dağıtım olarak ortaya çıkarırsınız. Sonuçta kod ortada, lisans izin veriyor. Daha ne?
0
bm
Hazir hinzirligim ustumde seytanin avukatligini yapayim sizin eglenceli kisma:

Devlet yukarıda bahsettiğim verimsiz işleri yapar, bir dağıtımın daha iyi olması için ne gerekiyorsa gerekli altyapı çalışmalarını hazırlar.

Hayir. Direkt devletin bu tip isleri kendi isdihdam ettigi insanlara yaptirmasi ozellikle TR gibi ulkelerde yerel monokulture sebep olur. 'Ne gerekiyorsa'yi devlet bilebilse zaten planli ekonomiler catir catir calisiyor olurlardi. Burada altyapi olarak yol ornegi akla gelecekse (ki bu TR'de cok konusulur) araba/petrol bagimliginini subvanse edip basimiza kendi elimizle bela getirdigimiz gibi bir arguman da var. (dunya icin de var).

Bu baglamda bir de devlet personelinin devlet kurulusunda is yapmasi ile devlet kaynaginin ozel kuruluslara (veya ozel/kamu universitelere) aktarilmasinin farkina vurgu yapmak lazim. Batip kaybolamayan, personelini omur boyu millete baktiracak olan kuruluslardan bahsediyoruz. 'Yanlis' yola girince ancak ve ancak siyasi iradenin mudahalesiyle tasfiye edilebilen kuruluslari, devlet kaynaginin diger kaynaklarin yaninda besledigi ve proje bazinda calisan kuruluslarla bir tutmamak lazim. (Uludagci arkadaslar: genel konusuyoruz burada lutfen gucenmeyin).

Siz de dilediğiniz zaman bu dağıtımı alır, canınızın istediğin gibi özelleştirir, varsa katma değerinizi ekler, daha iyi bir dağıtım olarak ortaya çıkarırsınız. Sonuçta kod ortada, lisans izin veriyor. Daha ne?

Bu dediginiz BSD/MIT tipi lisansli sistemlerde mumkun. GPL (yahut yanlis anlamadiysam ya linkenen de GPL veya kutuphaneye para seklinde lisanslanan QT) isin icine girince durum farkli. Ben ozel kisilerin GPL ile dagitim yapmalarina karsi degilim (hatta kendim birsey yazip umuma acacak olsam ben de dusunurum). Devlet bu isi kendi personeline urettirdigi kod icin yapinca GPL devlet politikasi olmus oluyor. Bizim ozelde ustelik devletin 'resmi' platformu olma yolundaki bir sistem eger 'resmi toolkit' ile GPLsiz bir lisansla program yazilacaksa Trolltech'e para verilmesi mecburiyetini beraberinde getiriyor. Buna nasil karar verildigini, ne dusunuldugunu ben bilmiyorum. Siz biliyor musunuz?
0
skoylu
Aslında güzel bir soru. Bugün biraz kafamızı kaldırıp gerçekleri görelim. Ülkede hangi yazılımlar üretiliyor birinci soru. İkincisi Linux dağıtımından para kazanılabilir mi?

Önce ikinciye bakalım. Linux'tan para kazanmanın yolu, çıplak Linux sağlamak değil, katma değerli Linux sağlamak olabilir. Destek, eğitim vs. yanında, siz Linux'u alırsınız, üzerine bir uygulama yapar komple bir şey yaparsınız. Mesela SHARP Zaurus. Mesela RH EL. Mesela SuSE.. Pardus bu noktada Türkiye'de üreticiler için zor olan pek çok şeyi hallediyor. Bilmem nerede strupper() varmış bulup çıkarmak gibi. Diğre yandan dağınık olan yazılımları platform haline getiriyor. Siz alın, üzerine sadece kendinize özgün olan desteği ekleyin. OS tarafındaki angarya bizden. LFS'ten başlayıp paket bir mail sunucu yapmak için harcayacağınız zamanı biz size sunuyoruz.

Şimdi beklentimiz PARDUS üzerinde çalışacak uygulamaların gerçekleşmesidir. Adam muhasebe programı yazsın/taşısın Linux'a. Ama orada alan adam kurarken bizim uğraştığımız gibi bilmem ne dependency ile boğuşmasın. Satın alan adam bunu networka nasıl bağlayacağım, yazıcıyı nasıl tanıtacağım diye bakınmasın. Sistem bu işleri kendi halletsin. Mevcut durumda çok az ISV linux üzerinde yazılım geliştirmeyi göze alabiliyor. Biz de bunu aşalım, ISV'lere kapı aralayalım..

0
skoylu
Aslında güzel bir soru. Bugün biraz kafamızı kaldırıp gerçekleri görelim. Ülkede hangi yazılımlar üretiliyor birinci soru. İkincisi Linux dağıtımından para kazanılabilir mi?

Önce ikinciye bakalım. Linux'tan para kazanmanın yolu, çıplak Linux sağlamak değil, katma değerli Linux sağlamak olabilir. Destek, eğitim vs. yanında, siz Linux'u alırsınız, üzerine bir uygulama yapar komple bir şey yaparsınız. Mesela SHARP Zaurus. Mesela RH EL. Mesela SuSE.. Pardus bu noktada Türkiye'de üreticiler için zor olan pek çok şeyi hallediyor. Bilmem nerede strupper() varmış bulup çıkarmak gibi. Diğre yandan dağınık olan yazılımları platform haline getiriyor. Siz alın, üzerine sadece kendinize özgün olan desteği ekleyin. OS tarafındaki angarya bizden. LFS'ten başlayıp paket bir mail sunucu yapmak için harcayacağınız zamanı biz size sunuyoruz.

Şimdi beklentimiz PARDUS üzerinde çalışacak uygulamaların gerçekleşmesidir. Adam muhasebe programı yazsın/taşısın Linux'a. Ama orada alan adam kurarken bizim uğraştığımız gibi bilmem ne dependency ile boğuşmasın. Satın alan adam bunu networka nasıl bağlayacağım, yazıcıyı nasıl tanıtacağım diye bakınmasın. Sistem bu işleri kendi halletsin. Mevcut durumda çok az ISV linux üzerinde yazılım geliştirmeyi göze alabiliyor. Biz de bunu aşalım, ISV'lere kapı aralayalım..

Diğer yandan PARDUS üzerinde uygulama geliştirme için hiç bir şekilde QT'ye bağımlılık yok. Siz dilediğiniz şekilde uygulama geliştirebilirsiniz. Tercih GTK/QT arasındaki tercih değildi hiç bir zaman. Tercih KDE/GNOME arasında yapıldı. Ama içinde QT kullanmayan tonla uygulama da var. Bunu gözden çıkarmamak lazım. Yani bizim kimseyi QT'ye veya ne bileyim MySQL'e vs. zorladığımız yok.
0
bm
Pardus bu noktada Türkiye'de üreticiler için zor olan pek çok şeyi hallediyor. Bilmem nerede strupper() varmış bulup çıkarmak gibi.

Sunlari buldum:

http://lists.gnu.org/archive/html/bug-gnu-utils/2004-10/msg00083.html
http://groups-beta.google.com/group/mailing.unix.samba-technical

Bu tip katkilari (ozellikle upstream patchleri) sizin barometre gibi bir sekilde gorunur bir yere eklemeniz mumkun mu?

Diğer yandan PARDUS üzerinde uygulama geliştirme için hiç bir şekilde QT'ye bağımlılık yok. Siz dilediğiniz şekilde uygulama geliştirebilirsiniz. Tercih GTK/QT arasındaki tercih değildi hiç bir zaman. Tercih KDE/GNOME arasında yapıldı. Ama içinde QT kullanmayan tonla uygulama da var. Bunu gözden çıkarmamak lazım. Yani bizim kimseyi QT'ye veya ne bileyim MySQL'e vs. zorladığımız yok.

Anladim tesekkurler. GPL konusunda soyleyebileceginiz birsey var mi? Sizin baska bir yerde verdiginiz cevap uzerine gittim baktim. Asagi yukari bir sene bunlar dusunulmus gibi gozukuyor. O surecte yaratilan dokumanlara bakabilir miyiz?
0
lifesdkver0_1
Pardus geliştiricilerinden Barış Metin, blogunda 1500ytl maaş + prim aldığını söyledi [cekirdek.uludag.org.tr].

Ben Tübitak'ın bilgi isteme formunu da doldurdum (evet, bazıları için arz ettim). Mevzuatı da okudum, orada elde edilen bilginin izinsiz yayınlanamayacağı ile ilgili bir şeye rastlamadım. (Ticari amaçla çoğaltılamaz haricinde ilgili bir şey göremedim) Eğer uygun bir cevap gelirse, yine buraya yazarım.
0
bm
(evet, bazıları için arz ettim)

Bu bazisi ben oluyorum herhalde. Ben bu konularda yalniz kalmaya alisigim, gucenmedim, ama merakimdan soruyorum, sizin cok hosunuza giden bir devlet-vatandas iliskisi tarzi mi ki bu, boyle birsey soylemeye gerek duyuyorsunuz? Sadece kendim icin arzu ediyorum devletimizin bize baska turlu yaklasmasini diye bir intiba mi uyandi sizde? (yani bm ozeldir, kalanlar n'olursa olsun diye?)

Yayin hakki icin yanlis birsey soylediysem ozur dileyeyim (ben hatirlamiyorum ne dedigimi).

O blogu okudum. O arkadas uzulmus belli. Uzucu. O is obur alt-baslikta iyice cigirindan cikti bence de, ama bloglarda da cigirindan cikmis belli ki. Bunlarin hic luzumu yok aslinda.
0
lifesdkver0_1
s/için/adına

yok, ifadem kıt kalmış orda. yoksa "bazıları" grubunun içine kendimi de dahil ediyorum. ("sen benim adıma niye,nasıl arz edersin" demeyin lütfen)
0
bm
aaa o zaman bana tesekkur etmek duser, sagolun. (GPL fetvasi ve QT isini sordunuz mu?).




0
robertosmix
http://itpatterns.blogspot.com/2005/07/turkish-uluda-projesi-ve-gtrleri_13.html
0
bm
Bir cevap geldi mi? 18 gun olmus.
0
lifesdkver0_1
yok, herhangi bir cevap gelmedi henuz.
0
bm
Ping?
0
skoylu
Sanırım boş adamların kavgası bittiğine göre asıl mevzuya bir yorum eklemek iyi olabilir.

Bazılarının olaya nasıl baktığını görünce dehşet içinde kalıyorum. Stallman, Maddog vs. çıkıp nasıl sessiz de kalabiliyor bunu da anlayabiliyor değilim.

Sorun şu. GPL hareketi birileri para kazansın diye yapılan bir hareket mi? Binlerce GPL geliştiricisinin misyonu RedHat yada Robertson'a para kazandırmak mı?

Bir ülke havayoluna sahip olmak ister. Hızlı ulaşım imkanı gerekli bir husustur. Eğer özel sektör havayolu kuracak birikime sahip değilse devlet bunu kendi yapar.

Bu kafayla gidince, devlet hastane yaptırmamalı, yol yaptırmamalı, okul yaptırmamalı.. Olsa olsa bir ordu ve adli sistem olsun yeter noktasına gelirsiniz. Tamam bu da bir fikirdir. Parası olmayan gebersin. Doğal seçilim bu.. Gayet yaratılışa, evrime filan uygun.

Ama bir diğer yaratılış kaidemiz, genlerimizin bir özelliği de silahı alıp dağa çıkabiliyor, ferman seninse dağlar bizimdir diyebiliyor oluşumuzdur. Bu yüzden devlet sosyal dengeleri yerinde tutmak üzere bu tür girişimlerde bulunur. Havayolu kurmanın sebebi sosyal denge değil, bilhassa yurtdışından gelmek ihtiyacında olanların isteklerini karşılamaktır. Devlet burada bir altyapı sağlayıcı olma hüviyetini korur.

Evet, garip bir kafayla KİT, Devletçilik gibi kavramlara karşı çıkılır. Oysa, ELF bir kittir. Özelleştirme filan diye biz terane okuruz, Fransa zırnık koklatmaz Telekomundan kimseye. Haa, Türkiye'de kit = arpalık denklemi olduğundan, kitlerin tasfiyesi faydalı olacaktır.

Bu bir yüzü diğer yüzüne bakalım. Diğer yüzde garip olan şu. GPL hareketi, yazılımın kamunun malı olmasını hedefler. Kamunun en büyük temsilcisi olan devlet, güvenlik, maliyet, teknoloji transferi vs. herneyse düşüncesiyle bir dağıtım yapmış, bunun nesi yanlış? Kamunun malı olan yazılımları kullanmak için illa ki birilerine para vermemiz mi gerekiyor?

Daha bir diğer soru da şudur: Devlet para kazanmak için mi iş yapar? Devlet kurumları kar maksadıyla değil, belirlenen görevi yerine getirmek amacıyla kurulur. Bazı kurumlar pozisyonları gereği para kazanmak, mümkünse kar etmek, rekabete girmek durumundadır. Ama devlet bu işi yapıyor, sonra zarar ediyor demek abestir. Çünkü devlet o işi zaten kar etmek için yapmaz.

ULUDAĞ projesi bu tartışma topa tutulan taraftır. Normaldir. Ama vizyonuan, misyonuna, gelecek planlarına vs. bakarsanız, bir milyon adet satıp 5 milyon dolar kasamıza koyacağız gibi bir gayesi yoktur. ULUDAĞ'ın alt projesi olduğu UEKAE ve TUBITAK'ın misyonuna bakarsanız gene aynısını görürsünüz. Efenim, bunu özel sektör yapsın.. Yapsın.. Kim yapacağım dedi de bizde ona engel olduk? Kim ciddi manada dağıtım, işletim sistemi vs. işine girişti de bize onun önünü kapattık? Kim bize gelip sizinle şöyle bir çalışma içinde olayım dedi de, biz de de get Lan dedik? Bu proje açılalı o kadar zaman geçti. Televizyonlara kadar her yerde duyuruldu. Kimse gelip bizimde şöyle bir katkımız olsun, yada bana şöyle bir katkı yapın diyor mu? Hakkını yemeyelim. Hevesli ve gayretli bir kitle var. Peki kaç kişi, Devede kulak tüyü. 70 Milyon nüfus var. Peki bakın bakalım toplamda kaç tane Linux dağıtım gerçekleştiren, bunu da piyasa koşulları içinde yapabilen var? Biz bunu yapacağız değil, derdimiz. Biz insanların bunları yapabilmesi için ön ayak olacağız.

Elbet bilir bilmez herkesten laf çıkacak, normaldir. Tercümanlıkla bu iş olmaz deniyor. Peki aksini kim söyledi. Bir sürü belge, şu, bu yazdık. Barış'ın filan blogl'larına vs. bir bakın bakalım. Proje mesai içinde çeviri gibi bir misyon üstlenmiş mi?

Hepsi varda, şu da buda... Evet, bizde rüyaya yatıp COMAR, PISI gibi projeler yapalım dedik değil mi?

Ama işte ne bileyim bir haset, bir çekememezlik.. Vay efenim şu kadar masraf edilmişte şöyle de böyle de. Elbet, hesap bilen tek sizsiniz. Bu kurumun yöneticileri hesap makinesi kullanmaktan acz içindedirler öyle mi?
0
bm
Bazılarının olaya nasıl baktığını görünce dehşet içinde kalıyorum. Stallman, Maddog vs. çıkıp nasıl sessiz de kalabiliyor bunu da anlayabiliyor değilim.

Nette bir 10 sene daha gecirin, anlarsiniz.

Bu bir yüzü diğer yüzüne bakalım. Diğer yüzde garip olan şu. GPL hareketi, yazılımın kamunun malı olmasını hedefler. Kamunun en büyük temsilcisi olan devlet, güvenlik, maliyet, teknoloji transferi vs. herneyse düşüncesiyle bir dağıtım yapmış, bunun nesi yanlış? Kamunun malı olan yazılımları kullanmak için illa ki birilerine para vermemiz mi gerekiyor?


Bu kadar basit degil bu is bence. Gonullulerin GPL'li yazilim uretmeleri ile devletin GPL'li yazilim uretmesi arasinda fark var. Bu dusunulmus mu, ne denmis yazilisi var mi dedigimiz zaman bize kotu niyet bilmemne atfedilmek yerine yapilan analiz neyse o soylense balki biraz daha aydinlanacagiz. Fikir yukarkindan ibaretse, ben biraz sig buluyorum bunu. Stallman dahi en uc noktada boyle kendisine 'temsilcilik' veya 'yetki' atfeden kurumlarin kararlarindan veya devlet eliyle uretimden degil, verilen para olcusunde soz sahibi olunulan bir devlet eliyle finansman modelinden bahsediyor[1]. Meraktan dahi sorulmus olsa her sorulan soruyu dusmanlik alameti olarak aliyor olmasaniz eger enine boyuna dusunulmusse bunlarla ilgili raporlari gormek istemenin makul oldugunu anlayabilirdiniz bence.

Uludag ozelinde bu belki cok onemli de degil ama 'temel yazilimi devlet yapar' adimi fikren veya fiilen atilirken birazcik bunlari acip dusunmek zararli degil herhalde. Sizin oynadiginiz tribunden (marifet mi bu 'parasi olmayan gebersin' klisesini bu baglamda isin icine sokmak?) farkli yarde oturan insanlar da vardir herhalde memlekette? 'Dogrusu budur' demeden 'bunun fena olmadigini su sebepten dusunuyorum, ama surasi da soyle' tarzini iceren metinlerin ozellikle haziri varsa acilip gosterilmesi fena mi olur?

[1] GNU Manifesto'da var bu. Tercumesini bilen varsa yerini soylesin lutfen, ben google ile bulamadim.
0
skoylu
Oratada iki husus var. Birisi, Robertson'un söyledikleri. Yani adam açıkca diyor ki, devletler bunu yapmasın. Tamam, tartışılabilir. Peki o zaman? Bunu şirketler yapsın. Yoksa devlet zarar ediyor. Buyur burdan yak. Devlet kar etmek için bir şey yapmaz. Atıyorum bir hesap yapsa şu kadar kara geçerim diye bir dağıtım yapsa bunun nesi yanlış?

Ekonomik işler tartışılır. Devlet bunu adam tutup yapmasın, bir özel şirkete yaptırsın. Bu tartışılabilir. Ama bunu söylerekn o zaman hemen yanında şunları da söyleyiniz:

1. Başbakanlık, TBMM, Üniversitelerin vs. Bilgi işlem merkezleri kaldırılsın. Bu işler ihale ile özel kurumlara verilsin.
2. Devlet hastaneleri kapatılsın. Devlet hizmet vermesin.
3. Vs. Vs.

Bu seçtiğiniz devlet modeline dayanır. Bunun tartışması apayrı bir tartışmadır. Dağıtım vs. özeline indirgenemez. Dahası devletin burada iktisadi faaliyet olarak mevcut olması değil, başka sebeplerden varlığı önemlidir.

USA'da çıkıp, NASA'yı feshedin, NSA'yıda NSF'i de ... Onların işini özel sektör yapsın derseniz, size ne derler? Bunu başta bir düşünün..
0
bm
Kusura bakmayin, pek birsey anlamadim dediginizden bunlar benim dedigime cevapsa aklim yetmedi diye kabul edin. Ama:

USA'da çıkıp, NASA'yı feshedin, NSA'yıda NSF'i de ... Onların işini özel sektör yapsın derseniz, size ne derler? Bunu başta bir düşünün.

Dusunmeme gerek yok. "Hakli olabilirsin, NSA'dan biz de biraz cekiniyoruz[1], NSF'den para aliyorum simdi ne desem cikarima dokunacak, NASA'da da dipsiz kuyuya para attigimiz oluyor [2] bunlari kurmak kolay kaldirmak zor." Ciddi soru sordugunuzu kabul ederek bu soruyu sordugumda aldigim cevaplardan bir cinsini ozetle birlestirip soyledim.

Siz yine de etrafiniza ABD'de boyle birsey soyleyene herkes guler demeye devam edebilirsiniz tabii (hatta belki bu laf duyulunca bloga kosulup laf yetistirilir gibi seyler de, maksat gencler duzgun yetissinler). Biliyorsunuz Silikon Vadisini de oradaki devletin kurduguna inananan cok burada. Kaldi ki ABD'nin her seyini de taklit etmek durumunda degiliz -- ozellikle yaptiklari meydanda olan devletini.

[1] 'spook' denir orada o tip insanlara, oyle ortalikta 'ohhooo bizim kurum' diye dolasani da yoktur.

[2] O tarzi hakikaten merak ediyorsaniz bir NASA calisanindan alinti yapayim: "You don't want to know how many of your taxpayer dollars went to pay me for helping to shepherd purchase orders through the JPL bureaucracy." tamami: http://www.flownet.com/gat/jpl-lisp.html
0
robertosmix
Platon, Aristoteles ve Eflatun'un devlet ile ilgili kitaplarını okudum ancak halen bu konuda yeteri kadar bilgi sahibi olduğumu zannetmiyorum. Bu konuda bilgili olmadığımdan dolayı da yaptığınız devletle ilgili yorumlara yanıt vermem yanlış olur.

Ama vizyonuan, misyonuna, gelecek planlarına vs. bakarsanız, bir milyon adet satıp 5 milyon dolar kasamıza koyacağız gibi bir gayesi yoktur.

Bunun yanısıra elle tutulur ciddi bir gayeside yoktur.

Kim ciddi manada dağıtım, işletim sistemi vs. işine girişti de bize onun önünü kapattık?

Gelecek Linux, Turkix, IstanbulX birşeyler yapmaya çalışan bazı topluluklar. Şimdi siz her türlü medya organında bangır bangır reklam yapınca, bilgisiz insan onlar yerine tabii ki sizi seçecek. Ha belki bir süre sonra yanlış yaptığını anlayabilir. Ama o zaman kadar bu diğer çalışanlara zarar olur.

Biz bunu yapacağız değil, derdimiz. Biz insanların bunları yapabilmesi için ön ayak olacağız.

Yaparız yada yapmayız gibi bir kaygınız yoksa o zaman neden

Bu gelistirmeleri özgür yazilim dünyasina geri sunmamiz ise, bizi özgür yazilim ekosisteminde yer ve söz sahibi yapmakta, bu ekosistemin dinamik gücünü kendi yararlarimizi gözetecek sekilde yönlendirebilmemize imkan vermektedir.

şeklinde tanımlar yapıyorsunuz. Gayri ciddilik söz konusu olabilirmi?

Ama işte ne bileyim bir haset, bir çekememezlik..

İşte bütün sorunda bu zaten. Ciddi birşeyler yaptığınızı düşünüyorsunuz. Böyle düşününce de bu eleştirileri çekememezlik olarak adlandırıyorsunuz. Bu normal. Ama iş göründüğü gibi değil.

Bu kurumun yöneticileri hesap makinesi kullanmaktan acz içindedirler öyle mi?

Evet, tamamen öyle. Niye hesap yapsınlar ki? Para kendi ceplerinden çıkmıyor nihayetinde. Hem yüksek dereceli yöneticilere çoğu zaman kimse hesap bile sormaz. Bürokrasi bu.

Hani devletten anlamam ama bürokrasiyi de iyi bilirim. Özellikle ülkemizde tam bir pisliktir.
0
skoylu
Evet, tamamen öyle. Niye hesap yapsınlar ki? Para kendi ceplerinden çıkmıyor nihayetinde. Hem yüksek dereceli yöneticilere çoğu zaman kimse hesap bile sormaz. Bürokrasi bu.

Hala boş konuşuyorsun.. Kimsenin hesap sormadığını filan nerden çıkardın? Boş atıp dolu tutmaya çalışıyorsun, ama gittikçe batıyorsun. Para kendi ceplerinden çıkmıyormuş? Yahu aç bir sor.. Para nerden geliyor, nasıl gidiyor, hesabı kime nasıl veriliyor.. Hesabı verilememiş bir kuruş var mı?

Böyle iftira atmak kolay. Aç bir sor, öğren, ondan sonra konuş.
0
robertosmix
Açıp sormaya gerek yok. Biliyorum TÜBİTAK daki bürokratları. Gözünü kapat, karşında bilgisayar varmı? Var. Gözünü açıp bakmana gerek yokki. O orada.

Hadi arada bir kaç tane takdir edilir kimse varsa da onları da görmezden geliyorum. Bunu da kabul ediyorum.
0
skoylu
O Zaman bende seni biliyorum. Sen çocukluğunu bakkaldan çiklet ve misket çalarak geçirmiş, üç beş yerden 3-5 script yürütüp kendini bilgisayar bilir ilan etmiş bir zavallısın.

Hiç cevap verme, istemiyorum senin cevabını. Zaten ben seni biliyorum, yalan söyleyeceksin.

buyur, bende sana böyle derim. Köpekler havlıyor diye atların ölmeyeceği malumdur. Bu tavrınızın ancak havlama olarak niteleceği de malumdur. Sen eğer bu işin aslı nedir sormam etmem diyorsan bu sadece köpeğin havlaması olacaktır vede kervan bilindiği gibi yoluna devam edecektir.

Eğer hesabı verilmemiş bir kuruş bulursan gel, hep beraber hesap soralım. Yoksa böyle inek işkembesi gibi bir işkembeden saalyıp durmakla hiç bir şeye varamazsın. Bu yaptığına hukuken, fiilen, sosyal yönden vs. ne yönden bakarsanız bakın, iftiracılık denir. Başka da hiç bir şey olmaz..

Ben şimdi gideyim, sizin verginizi şöyle çatır çatır yiyeyim, sonra gelirim..
0
robertosmix
Bürokratları ifşa edip şöyle adamlardır böyle adamlardır diye ortalığı velveleye vermemi istiyorsan, bunu elde edemeyeceğini bilmeni isterim.

Eğer hesabı verilmemiş bir kuruş bulursan gel, hep beraber hesap soralım.

Bütün ödenen paraların karşılığı (yaklaşık 250.000 YTL) http://svn.uludag.org.tr, pardus CD'si ve uludag.org.tr değildir. Adaletsizlikdir bu. Hadi hesap verin. Başka neyiniz var?

0
karasapan
Cok uzun seyler yazilmis hepsini okuyamadim. ama konuyu anladim.

Cok haklisin. Hadi hesap versinler bakalim. cok iyi bisey yapiyorsunuz artik birileri bunlara dersini vermeli. Nereye gitsek ayni insanlar ile karsilasiyorum lkdde bu adamlar var ceviri yapmiyoruz diyorlar ama cevri takimlarinda bu adamlar var pardusda tubitaka bu adamlar var. Her yerde karsimiza cikiyolar. heryeri parsellemisler anliyacagin. dusuncelerimizi robertosmix tercuman oluyor.

bu adamlarin calistikleri yerin webinde telefon numaralari var. hepsinin isimlerini biliyoruz santralden isteris. hepimiz telefonle ararsak artik cevap vermek zorunda kalirlar.
0
robertosmix
Santraldende arasak, gidip evlerine çaylarını da içsek, verilecek cevap http://svn.uludag.org.tr den daha öteye gitmez.

Belkide biz yazmıştık, onlarıda arkadaşın biri uçurdu bilgisayarında. Oturup baştan yazmak zorunda kaldık falan derler.

0
karasapan
ben anlamiyorum oradaki programlardan ama becerememisler dimi. Tahmin etmistim zaten pisi sayfasindeki documan da biseye benzemiyo vede anlasilmiyo.

Siz burada büyük bir isi basariyorsunuz artik her kesin kimin ne mal oldugundan haberi var sayenize. Belki bu sayede buradan yeni br grup cikartir kendi sistemimizi kurariz biz. ne dersiniz.
0
robertosmix
Hani adamları eleştiriyorum ama ben az çok biliyorum yurdum insanımı. Büyük bir gazla dalarlar, "şunu yapacaz, bunu yapacaz,kral olacaz" diye. 3. hafta da tatile çıkarlar.

Bir çok açık kaynaklı projede bu sorun var zaten. Ya işler kağnı hızında gider yada gitmez bile.

Mali kaynakları ve zaman planı belli olmayan, "amatör" bir projenin hiç bir geleceği olmaz. Yurdum insanı genelde bunu sağlayamıyor zaten.


Adam sabah işe gidiyor, akşam işten dönüyor. Sonra da gidip adama "hadi, fazla mesai yapalım da" şu işleri halledelim diyorsun. E adam haliyle bir veya iki gün yapıyor, üçüncü gün sıkılıyor, yada vazgeçiyor.


Uludağ projesi için kafayı yedirten de aslında bu. Adamların hem mali kaynakları var hemde taş gibi arkalarında TÜBİTAK, ama elemanlar oturup dağıtım geliştiriyorlar, varmı böyle birşey yaw. Ayrıca "işiniz budur" deniyor adamlar. Yani sabah kalkıyorsun, işin, OS geliştirmek, akşam yatıyorsun işin halen OS geliştirmek. Başka da birşey yok. Yani bu boyutta nasıl da oturup dağıtım hazırlayalım demişler, hani bir arkadaşın tabiriyle "ooohaa" diyorum.

Şimdi sen bana diyorsun ki, bir grup çıkartıp kendi "sistemimizi" kuralım.

Bende sana derim ki, "hocam background'unu bilmiyorum ama, tartışma ortamında "onlara inat bizde oturup, sistemimizi kuralım" gazı yemez. En fazla 1 ay gider. 1. ayın sonunda kimse kalmaz etrafımızda.

Bana dersinki, mali kaynak buldum, çalışma ortamı da OK. O zaman tabii ki olur bu tip şeyler. Hatta gel beraber kaynak arayalım desen, seni başıma tac eylerim.

Ama senin şu dediğin temeli atmadan, bina dikmek için çalışmaya benziyor.

Daha önce bu tip projelerde çalıştığım için söylüyorum. Ciddi bir lam3rlik olsa, atlardım zaten.



0
karasapan
backgroundum yerindedir. ama hocam sen de bos ciktin. Ben tek basima yaparim sifirdan ozaman herseyi. Bura da konusanlarda bana yardim etmek isterseler yazsinlar

mali kaynak buldugumda buraya yazarin yine belki o zaman gelirsin. Para hersey demekmis demekki.
0
hozkanlar
Daha önce bu tip projelerde çalıştığım için söylüyorum. Ciddi bir lam3rlik olsa, atlardım zaten.

İşkembeden sallıyorsun bence yine. Hangi projelerde çalıştın daha önce söyle bakalım. Ne yaptın o projelerde, şimdi sen hesap ver. Hadi.

Burası senin gibi boş konuşanlarla dolu. Ben bu siteyi artık takip etmeyeceğim.
0
cavuslar
Yalnizca sunu yazmak istiyorum. Artik bende bu siteyi takip etmeyecegim. Tum bu konuda yazilanlar kocaman bir ayip. Bu sitenin yoneticileri ve mudavimleri de bu ise goz yummaktan hatta destek olmaktan oteye bir sey yapmiyorlar. Bana cevap vermek icin ugrasmayin okumayacagim. Utanin kendinizden.
0
numb
Öncelikle amacımın polemik yapmak olmadığını bilmenizi isterim, ancak söyledikleriniz hakkında yorum yapmak istiyorum.

Şu ana kadar yazılanları "ayıp" olarak nitelendirmişsiniz. Neden böyle düşündüğünüzü anlayamadım. Burada insanlar olumlu-olumsuz fikirlerini paylaşıyorlar, sizin yaptığınız gibi... Site yönetimi de en doğrusunu yapıp kurallar dahilinde kalan (hakaret, temelsiz suçlama, vs. gibi uç noktalardan söz ediyorum) yorumlara karışmıyor. Acaba siz bütün bu yorumların tek elden, tek beyinden süzülüp buraya yazılmasını mı istiyorsunuz? İşte buna "ayıp" denir.

Eğer böyle sığ düşünüyor, haber yorumlarında düşünceniz doğrultusunda birkaç kırıntı arıyorsanız burada olmanız bence hata... Okumamanız da çok isabetli olmuş...

Tekrardan polemik yaratmak ve konuyu dağıtmak istemediğimi belirtmek isterim, ancak en azından birşeyler yazma ihtiyacı hissettim.
0
selam
Merhaba...

lkdde bu adamlar var ceviri yapmiyoruz diyorlar ama cevri takimlarinda bu adamlar var pardusda tubitaka bu adamlar var. Her yerde karsimiza cikiyolar. heryeri parsellemisler anliyacagin.

Her yerde aynı kişilerin bulunması bir sorunsa eğer bunun nedeni bu işleri yapan başka insanların olmaması olabilirmi? Siz, ben yada başkaları c.tesi, pazar kız arkadaşı ile sinemaya giderken bir takım kişiler kendi kişisel zamanlarından fedakarlık yapıp bir şeyler yapıyor olmaları eğer sizi yada başkalarını rahatsız edecekse bu rahatsızlık ulan yine mi bu herifler diye değil ben neden bir şeyler yapmıyorum diye olmalı. Yok zaten ben bir şeyler yapıyorum diyorsanız ne demek istediğimi daha iyi anlıyor olmalısınız...


Saygılar && İyi seyirler
Timu EREN (a.k.a selam)
0
FZ

Platon, Aristoteles ve Eflatun'un devlet ile ilgili kitaplarını okudum ancak halen bu konuda yeteri kadar bilgi sahibi olduğumu zannetmiyorum. Bu konuda bilgili olmadığımdan dolayı da yaptığınız devletle ilgili yorumlara yanıt vermem yanlış olur.


Bir hatayı düzeltelim, yukarıda "Platon, Aristoteles, Eflatun" denmiş, sanki üç farklı adamdan bahsediliyor gibi, oysa Platon ve Eflatun isimleri aynı adamın, aynı filozofun isimleridir. Platon, özgün ismi, eski Yunanca, Eflatun ise sanırım daha sonra bu filozofu keşfeden Arapların verdiği ve günümüze dek ulaşmış isim:

Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Eflatun

0
robertosmix
Ciddi bir hata yapmışım. Polemik telaşından diğer şeylere dikkat etmiyorum. Editörlerimiz sağolsunlar.
0
malkocoglu_3
Haklisiniz. Devlet, ihtiyaci olan, hatta ihtiyaci olmasi muhtemel olan konularda parayi bastirir. ABD'ye atif ederek derler ki, "efendim, devlet/kilise evliligi sona erdi, ama devlet/bilim_kilisesi birlikteligi basladi. :)

Uludag projesinin sadece "yan etkisi olarak" kernel/dagitim/Unix/Linux konusunda bilgili, sn. skoylu gibi, insanlarin etkilesimde oluyor olmasi bile, ulkemiz icin bir kazanimdir. Ki belli ki bundan daha fazlasini yapiyorlar.

Devlet harcamalarini hicbir zaman optimal yapamazsiniz. Contact filmini hatirlayin (oldukca gercege yakindir) zengin/eksantrik karakter demistir ki: "hukumet harcamalarinin ilk kanunu soyle der: Bir seyi yapmak yerine, niye iki tanesi icin iki kati harcama yapmayalim". :) Buradaki durumun katiyen oyle oldugunu soylemiyorum. Fakat bir kurulusumuz birkac hukumetten sonra hala ayakta ise, arkadaslarin bahsettikleri misyonlari cercevesinde demek ki bir gorev yerine getiriliyordur. Zaten uretilenler ortada: Iyi Turkce destegi + Linux + masaustu = Uludag. Degil mi?


0
abakana
Oldukça fazla tartışma yapılmış, kaç paraya yapıldı bu diye.. Bizde ahkam keselim biraz değil mi :))
Bu işin yapımını üstlenen kurumun konumu ve ilgi alanları, Uludağ Projesinin hedeflerini düşününce işler rutin hale gelinceye kadar ~ 7 ila 10 milyon YTL arasında bir miktarın ayrılmış olabileceğini düşünüyorum, ki bundan aşağıda bir toplam bütçe düşünüldüyse oldukça çok şaşıracağım. Peki neden bu kadar fazla? Kurumun yaptıklarından tabiiki, bahsettiğimiz kurum yanlış hatırlamıyorsam başta askeri olmak üzere çeşitli alanlarda görev kritik noktalarda kullanılan sistemlerinde geliştirimini yapıyor. Mesela X ülkesindeki bir biriminizden bilgi alırken İ ı sorunu yüzünden sistem gitti. Ya da bu sistemin bir kardeşi kullanılan bir tıbbi cihaz bu nedenle tamda ameliyatn ortasında haa verdi ve kullanılan uygulama çöktü. Diyelim ki bu anda önemli birine bypass ameliyatı uygulanıyodu...
Olasılıkları arttırmak mümkün, tabik ibu tıbbi cihazın içine pardus kuracak değiliz ama yapılan Pardus' ta düzeltilen problemlerin çoğu alt yapı hazırlamada kullanılan araçların problemleri.
Herhalde durduk yere bu problemleri çözdürmeniz herhangi "ticari kafalı" siyasi ya da bürokratın ilgisini çeker ve sizin ödeneğinizin kesilmesine neden olur.(Ya da neden düzelttirdiğinizi açmak zorunda kalırsınız, ki bazen bu işi isteyen kurum hariç açamazsınız)
Pardus ya da Uludağ ya da klozetlerin bakter üretimine engel olması projesi sizin için bir kılıftır. Sizce bir işletim sisteminde kaç önemli parça var? Bu kadar önemli bir proje için devletin zorunluluğu olmamasına rağmen(evet batık bankalar için böyle bir zorunluluğu yok, ancak ekonomik düzenin devamlılığı için bir fedakarlıkta bulunuluyor) herhangi bir batık bankaya koyduğu kadar para koyması neden bizi diğerinin aksine rahatsız ediyor.
Bakarsınız bir gün ilgili kurumun bir kısmını gezme fırsatınız olur ve 10-15 m2 yere yeni alınan araçları görebilirsiniz, onların fiyatını öğrenince yuh yahu bu para Türkiye' nin IMF' den istediğinin bilmem kaç katı da diyebilirsiniz.(Benzeri işler yapan başka bir devlet kurumunda böyle diyen birini duydum)

Nerden nereye gelmiş konu yahu :p
Terar diyeyimde içimde kalmasın ~7-10 milyon YTL ' nin Pardus projesi için gözden çıkarıldığını düşünüyorum.
0
ilkerakkus
Saygıdeğer fazlamesai üyeleri,

İzin verirseniz, bende konu ile ilgili birkaç düşüncemi aktarmak istiyorum.

Uzun zamandır fazlamesai camiasını takip etmeme rağmen, niyedir bilmem ancak hiç fikirlerimi sizlerle paylaşma gereği hissetmedim. Çünkü o veya bu şekilde doğru tespitlerin yapıldığını görüyordum hep.

Ancak bu başlık altında birşeylerin ters gittiğini görünce, birkaç ana noktaya parmak basmak istedim.

Bu başlıkda İngilizce de "God Smack", yani Allah'ın Tokadı/İlahi Tokat/Büyük Şamar anlamına gelecek bir durum söz konusu. Biraz daha açmam gerekirse;

Uzun zamandır, Uludağ projesi ve üyeleri başlara tac edildi. Bilen ve bilmeyen kim varsa, bu ekibin üyelerinin devamlı sırtlarını sıvazladılar, onlara inandılar. Kimse (birkaçı hariç) Uludağ projesini oturup eleştirmeyi düşünmedi. Devamlı eleştirel bakış açıları 2. plana atılıp, birşeyler "yapma" çabası içerisine girildi. Niyetlere diyecek bişeyim yok ancak izlenen yol kabul edilebilir değil.

Bugün robertosmix adında bir "deli" çıkıp, bütün inanılan şeylerin ve kurulan hayallerin aslında çok zayıf bir temele oturmuş olduğunu ve projenin uzun vadedeki değerinin sanılandan çok daha ucuz olacağını bizlere gösterdi.

Vizyon ve misyon metnindeki maddeleri tek tek ele alıp, geliştirilen proje ile herhangi bir alakası olmadığını bizlere gösterdi. Ancak Uludağ ekibinden bir Allahın kulu çıkıp, bunun aksini iddia edemedi.

Tabii, hem Uludağ ekibi, hemde bu ekibe inanan arkadaşlarımız bunlara anlam veremedi ve robertosmix'e her türlü hakaret ve aşağılayıcı tavır takınıldı. Bu normaldir. Çünkü belkide binlerce insanın hevesini ve inancını kursağında bırakmak, altından kalkılması güç bir durumdur.

Burada robertosmix denen "deli" kardeşimizin takındığı tavrı takdirle karşılamalıyız. Bütün incitici tavır ve davranışlara rağmen devamlı olarak cevap vermiştir kendisi. Ve ciddiyetini kaybetmemiştir.

Bütün bu tartışmalardan çıkarılması gereken sonuç şudur; Sular asla devamlı gittiğiniz doğrulutuda akmaz. Her zaman işlerin yürümemesi için bir B planının olması gerekiyor ve hiç bir zaman herşeyin yolunda gittiğini de düşünmemelisiniz. Her zanaatkarda olması gereken başı önünde mizacını Uludağ ekibi de kazanmalıdır. Asla iyi iş yaptığınızı düşünmemelisiniz. Hep daha iyi iş yapabileceğinizi düşünmelisiniz.

Tabii basın mensuplarının da bu konuda Uludağ Ekibine gereğinden fazla hava vermekden dolayı büyük suçu var. Ancak onları da çizginin öbür yanına koymaktan kaçınıyorum. Nihayetinde detayları bilmek zorunda değiller. Kendilerine (genelde) söylenenleri kamuoyuna aktarıyorlar. Başkada yaptıkları araştırmacı bir tutum yok maalesef.

Sonuç olarak, robertosmix'i gösterdiği cesaretden dolayı kutlarım. Uludağ Ekibine ve TÜBİTAK'a ise başarılar dilerim.

Saygılarımla,

İlker AKKUŞ

0
bm
Yazinizla bir problemim yok (herseye katiliyor degilim, onemli degil orasi). Ama problemin parcasi olmasi bakimindan su nokta bence onemli:

Vizyon ve misyon metnindeki maddeleri tek tek ele alıp, geliştirilen proje ile herhangi bir alakası olmadığını bizlere gösterdi. Ancak Uludağ ekibinden bir Allahın kulu çıkıp, bunun aksini iddia edemedi.

Burasi bir kiraathane, arzu eden insanlar katilanlarla konusuyorlar. Burada icabinda basbakan veya Bill Gates hakkinda da konusuyoruz, 'neredeler burada birsey soylemiyorlar' demiyoruz. Mesele cikmasinin bir sebebi zaten Uludag ekibinden bagimsiz olarak burada 'ulusal dagitim makul mu" yahut 'bizim devlet kuruluslari da seffaf degiller, Gentoo'nun butcesine Turkiye'den bakiyoruz kimse olmuyor' veya 'bu ulusal/milli isler de cok suistimale acik herkes bir tarafindan cekiyor' filan dendiginde sanki orada is bulmus calisanlara sovulmus gibi kabul edilmesi. Konusma icinde sirasi gelince elbette soru soruyoruz, 'nerede' 'nedir' 'acik mi' 'kac para' vs. diye. Bakamiyorsak da 'yahu ne var bunda niye kapali?' diyoruz, ama bunlar ortaya konusmalar ve ortaya aciklamalar ile ilgili yorumlar, buraya gelip cevap vermediler diye birsey soylemek dogru degil.

Robertosmix yazacagini yazdi, belli ki siz begendiniz ve ikna oldunuz. "Gelip cevap vermediler" yerine, bence, 'ben ikna oldum, oradaki dokumanlar da bu hususlarda birsey soylemiyorlar' demek daha dogru olur. Burada olan skoylu/robertosmix konusmasi, Uludag projesi temsilcisi/vatandas konusmasi degil.
0
hozkanlar
Ben de bu sayfayı takip ediyorum. Elimden geldiğince Pardus projesini de gözlemlemeye çalışıyorum. Bahsettiğiniz kişinin yorumlarını alarak vardığınız sonucun ne kadar yanlış olduğunu anladıklarım kadarıyla yazmaya çalışacağım.

Bahsettiğiniz gibi proje elemanlarının uzun zamandır baş tacı falan edildiği yok. İsterseniz proje ilk başladığı andan itibarenki liste arşivlerini çıkan bazı haberleri, orada-burada konuşulanları bir inceleyin. Burada derken bu siteyi kastediyorum.

Bu arada gerçekten proje etrafındaki konuşmalar genelde hep konuşma olarak kalıyor. Bu sitedeki ironi de buna işaret zaten. İşten çok anladığını belirten insanlar polemiğe gelince çok güzel yazıyorlar. Fakat yapıcı yorum yapmak için aynı şekilde hevesi kimsede görmüyoruz. Helen ana sayfada duran "Pardus'un PİSİ'si..." başlıklı yazıya bir yorum bile gelmemiş mesela. Gelse de bu konuda gelen yorumlar seviyesindeki bir yorum kimsenin işine yaramaz. Bu site gün geçtikçe daha fazla gereksiz tartışmaların olduğu forumlara benziyor bence.

Kimliğini bildirmeden pislik atmak herkesin hoşuna gidiyor. Hoş kimliğini belirtse de bence değişen pek bir şey olmayacak.

Sürekli bu şekilde tepkilere maruz kalan geliştiriciler de sinirlenebiliyor tabiki. Bahsettiğiniz kişinin yazdıklarını okuduktan sonra ("yazdıklarında gerizekalı beyinsiz gibi kelimeler kullanmıştı") herkes sinirlenir heralde.

Bilgim yeterli olsa ben işim bilgisayar olmamasına rağmen ben yardım edeceğim pardusa ama bu kadar çok bilgisayarcı varken etrafta bakıp üzülüyorum sadece halimize.
0
mkdogan79
Oha diyerek baslamak istiyorum. Bir kac kez daha da diyecegim. Forum'un yoneticilerinin ne kadar demokrat (aslinda genis demek daha dogru belki??!) insanlar olduklarini gordugum icin bu mesajin akibetinden endise etmiyorum.

Bu kadar olamaz, bir kisinin burada kendisini hakli cikarmak icin actigi fake forumlara referans vermesine, actigi fake kullanciilar ile kendisini desteklemeye calismasina sahit olduk... Oha diyorum. Bu kadar olur.

"Vizyon ve misyon metnindeki maddeleri tek tek ele alıp, geliştirilen proje ile herhangi bir alakası olmadığını bizlere gösterdi."

Oha. Baska bir sey diyemiyorum. Tartismalari bastan sona usenmeden okudum, boyle bir sey gostermemis kimse buraad...

Bu sitenin ALEV ALEV kisminin son 10 gunluk tartismalari gosterirken son 15 gunluk tartismalari gostermeye baslamasi da ayrica ilgi cekici bir degisim, bence, dile getirmeden gecemeyecegim.

Son kez oha diyor (genelde okuzlere 'yavas olun' anlaminda kullanilir), ve gidiyorum.


Kaan.
0
robertosmix
Teşekkürler. Her ne kadar yaptığım şeyin "güzel" bir davranış olmadığını bilsemde (birçok insanın morali bozuldu vs.). Konunun bu noktaya varabileceğini tahmin etmiyordum ama birşekilde birşeyler gerçekleşti işte.





0
mkdogan79
Kendi kendine tesekkur etmen cok komik... Bu konuda bir sey soylemene gerek yok rober, goz goruyor, beyin isliyor ayrica ELF'ler moduler bir dosya sistemi hiyerarsisi sunan microkernel bufferlari icindeki stack'lere map edilmis bsd cache loglar sayesinde backward compatibility ve integration check'ler icin minimum protokol overhead sagliyor, X.400, X.500 (bildigimiz InstallShield iste).. Sana hazir firsat bulmusken bir kez daha oha demek lazim (kizma). Anlamini bir onceki postumda aciklamistim (onu okuyunca kizabilirsin).....

Her ne kadar yaptığım şeyin "güzel" bir davranış olmadığını bilsemde

Goz yasartici. Bir cok insanin moralinin bozuldugunu filan dusunuyorsun... Teknik bilgisi olmayan bir insan degilim, surda yazanlari (rober, skoylu, bm, ...) okuyup da morali bozulmaz kimsenin bence (tubıtaktaki memurlardan birisi en sonunda ne kadar maas aldigini yazmis, onun morali belli ki bozulmus, kizmis).

Konunun bu noktaya varabileceğini tahmin etmiyordum

"Konunun bu noktaya varacagini tahmin etmiyordum fakat bir sekilde unlu oldum sanirim, suraya bak, bir kac kendimler de eksik olmasinlar beni tebrik ediyorlar"

Hepsi bir yana (hepsi bir yana, sen bir yana. ben senin gibi lam3r tiplerin derdigini cok iyi bilirim), ulusal bir isletim sistemi calismasi icerisine girmek cok gereksiz bir sey. TBD baskani Rahmi Aktepe'nin de soyledigi gibi isletim sisteminin ulusu olmaz, isletim sistemi evrensel oldugu olcude basarili olur. Orda calisan 3-5 memurun cabasi koskoca Microsoft'un yatirimlarinin karsisinda duramaz sonucta bence. Bu tubıtak da olsa, uakea da osla farkmaz. Logolari guzel.


K.
0
berkin
Merhaba,

"Hem nalına hem mıhına" yaklaşımınız için teşekkür ederim. Gerçi burada gözlemlediğim kadarıyla koca yazı içinden bir cümle çekip onun üzerine bir yazı yazma gibi bir eğilim var. En büyük sorunumuz orada gibi görünüyor. Zira bu durumda metnin genel anlamı kayboluyor; akla şu fıkra geliyor:

- - - - -

Bir gün Papa yaşından ötürü görevinden ayrılmaya karar verir. Yerine önemli bir kardinal kendi görev yerinden çağrılır. Kardinal, Papa'nın çağrısına uyar ve kendi yerini tekredip uçakla Vatikan'a gelir.

Uçaktan inerken birisi mikrofonu uzatıp "Vatikan'daki genelevler hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sorar. Kardinal de bu soru karşısında şaşırıp "Vatikan'da genelev var mı?" der. Ertesi gün ise gazetede manşet ilginçtir:

Kardinalin ilk sorusu: Vatikan'da genelev var mı?


- - - - -

Herşeye rağmen, son zamanlarda FazlaMesai'de gördüğüm en büyük beyin fırtınası süregidiyor. Herkese kolay gelsin.

Şen ve esen kalın.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Evcimen Linux´çular yaşadı: Mandrake 8.0 çıktı!

sidar

Yeni Mandrake 8.0, KDE 2.4.3 Linux Kernel çekirdeğini kullanıyor ve KDE 2.1.1, GNOME 1.4, Nautilus 1.0, Evolution 0.9, XFree86 =4.0.3, RPM 4.0 gibi yeni sürüm ve yeni özelliklerle geliyor. Mandrake 8.0'e geçmek için: http://www.linux-mandrake.com/en/ftp.php3

Yılın Penguenleri Ödülleri Sahiplerini Bekliyor!

anonim

Bu yıl ikincisi gerçekleşecek olan Linux ve Özgür Yazılım Şenliği sırasında geçen yılki gibi bu sene de yılın penguenleri çeşitli dallarda ödül alacaklar. "Ödül almazsa olmaz" diye düşündüğünüz penguenleri aday göstermek icin http://senlik.linux.org.tr/odul_oneri.php adresinden öneride bulunabilirsiniz

Editörün notu: FM'i henüz kimse önermemiş

Sakarya Üniversitesi Linux Seminerleri

mambo

Linux Kullanıcıları Derneği (LKD), üniversitelerde düzenlediği bağımsız konferanslar çerçevesinde 18.10.2003 Sakarya Üniversitesi’nde Linux seminerleri düzenliyor. Ayrıntılı bilgi için buraya

Şimdi Linux için de var

e2e

DesktopLinux.com'a bugün girdiğimde alt alt geçen iki başlıkta da bu, "Şimdi Linux için de var" ifadesi geçiyordu. Artık Linux üzerinde çalışacak programlar ise Adobe'un Acrobat Reader 7.0'ı ile Nero'nun CD yazma programıydı.

Acrobat 7.0'a, RPM ve .tar.gz formatlarında buradan,
NeroLinux hakkında ayrıntılı bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.

Editörün Notu: Acaba RMS bu durumu nasıl karşılıyor.

Gelecek Linux 2.0 çıktı

tongucyumruk

Gelecek A.Ş. tarafından geliştirilen Gelecek Linux'un 2.0 sürümü geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız çıktı. Tamamen masaüstüne yönelik olarak hazırlanmış olan dağıtımda mümkün olduğunca paketlerde sadeleştirme yapılmış. Bu sayede ilk defa Linux kuran ve X, Window Manager gibi kavramlara pek te alışık olmayan kullanıcıların daha makina açılında içinde Enlightenment, Blackbox, Window Maker gibi çince kelimeler geçen uzun bir menü ile karşılaşıp şaşırması önlenmeye çalışılmış.