fazlamesai.net'e soralım: Genç bir yazılımcı adayına ne tavsiye edersiniz?

0
FZ
Genç bir arkadaşımızın bana yolladığı e-postaya özelden cevap vermek yerine FM ortamınının kolektif deneyiminden ve yol göstericiliğinden faydalanalım dedik. Kendisinin de izniyle iletisini burada yayınlıyor ve deneyimli bilgisayarcılardan yol göstermelerini istiyoruz:

"Emre Bey merhaba,

Ben ileriseviye.org'daki yazılarınızı takip edebildiğimce/kavrayabildiğimce okumaya çalışıyorum. Öncelikle kendimi tanıtmak istiyorum. Ben Berk Aydın. Şu anda H. Avni Sözen Anadolu Lisesi 2. sınıfta okumaktayım. Gelecek sene üniversite giriş sınavına gireceğim. Aynı zamanda da amatör bir şekilde programlama dilleri ile -naçizane C, C# ve Java- ilgilenmekteyim.
ileriseviye.org'da kendiniz hakkında matematik mühendisliği bölümü mezunu olduğunuzu belirtmişsiniz. Gerek şu anki hayat görüşüm ile, gerekse de çevremden aldığım tepkilerden matematik mühendisliğine -ne olduğunu tam olarak kavrayanlar- benim okumak istediğimi söylediğimde gayet olumlu bakmaktalar. Ancak ben bölümün havasını koklayan birisi olarak size de sormak istiyorum. Açıkcası sizce yazılım sektöründe çalışan birisi olarak matematik mühendisliğinin, bu sektör için okunulması avantajlı bir bölümmüdür? Size göre tercihimi bu bölümlerden mi; yoksa daha farklı -ama ilgili- bölümlerden mi kullanmalıyım? Ayrıca sizin gözünüzde sektörde kabul görme oranı vb. nedir? Mezun oldunduğunda yazılım sektöründe çalışabilecek daha farklı hangi bölümlerin -gördüğünüz kadarıyla- avantajları vardır?

Sorularımla sizi sıkmadığımı umuyor, cevabınızı bekliyorum. Şimdiden teşekkürler.

Berk Aydın

Görüşler

0
aeon
Meslek seçimi son derece ince elenip sık dokunacak bir
mesele o konuda takdiri sana ailene ve hocalarına bırakıyorum. Ama yazılım konusunda bir kaç tecrübemi
aktarmak istiyorum.

ACPI ve APM konusunda windows kullanıcısı olarak hepimizin biraz bilgisi vardır. Fakat ne derece olduğu tartışılır. Tamamen linux'a geçtikten sonra gnome'un
batt-stat-applet'ini çalıştırayım dedim. daha sonra
ACPI ve APM howtoları okudum. Birgün içinde /proc
dosya sistemi üzerinden ASUS taşınabilir bilgisayarımın
ekran parlaklık ayarlarını yapabiliyor. İstediğim panel
ışıklarını yakıp söndürebiliyordum. bilgisayarımı
bekleme konumuna rahatça alabiliyordum.
Ki bunu yaparken tek bir echo komutu kullanıyordum.

O zaman anladımki linux bir bilgisayar programcısının
veya ileri düzey bilgisayar kullanıcısının başına gelebilecek en güzel şey.

Bunun dışında ise programlama dili olarak python,
Java ve C içinden biri birkaçı veya hepsini öneriririm.
Tabi burada daha büyük üstadlar var. Elbetteki
onların sözleri daha da önemli olacaktır.
0
bm
KMP roportajinin dun burada cikan 2. bolumunde bir dil listesi var. Tarz olarak da Norvig'in yazisi guzel bence:

http://ileriseviye.org/arasayfa.php?inode=programmingtenyears.html

Bir de teknik Inilizce'ye hakim olmaya gayret edin. Anadolu lisesi olduguna gore bunda bir problem olmaz herhalde. Bunun belki farkedilemeyan faydalarindan biri de su: eger Ingilizce dokuman okuyamiyorsaniz okumayi sevseniz bile teknik dunyaya tercumanlarin ve/veya tercume yaptiranlarin perspektifinden bakiyorsunuz ufkunuz kisitli kaliyor.
0
FZ
Sorunun muhataplarından biri olarak elimden geldiğince cevap vereyim:

Benim Mat. Müh. maceram 1994 yılında başladı, epey bir sürdü ancak okulda en yoğun vakit geçirdiğim dönem 90'ların ikinci yarısı diyebilirim, dolayısı ile son 5 senedir bölümde ne olur, ne biter çok fazla bilgim yok. Benim zamanımda teorik matematik (reel analiz, diferansiyel geometri, topoloji, cebir, cebirsel topoloji, vs.), uygulamalı matematik (diferansiyel denklemler, kısmi türevli dif. denklemler, vs.) derslerinin yanısıra mühendislik (statik, mukavemet, akışkanlar mekaniği, analitik mekanik, sürekli ortamlar mekaniği, gaz dinamiği, vs.) ve bilgisayar dersleri de vardı. Bilgisayar dersleri ile kast edilen temel dersler yani işte veri yapıları, temel algoritmalar, grafik programlama, ayrık matematik, vs. Dersler genellikle C programlama dili ile veriliyordu (ve bir de assembly), veren kişiler de genellikle yine Mat. Müh. mezunu hocalar idi, sadece tek bir prof. İTÜ Bilgisayar Müh. bölümünden idi. Bilgisayar bölümü olmadığı için genellikle hocalara bu derslere biraz yan ders gözü ile bakıyordu yani işte doğrudan bilgisayar programcısı yetiştirmekten ziyade matematik, müh. uygulamaları için iş güç yapabilecek insanların bilgisayar programlamadan bir miktar anlaması mantalitesi ile...

Öte yandan 1994 yılında ben okula girdiğimde Fen Edebiyat Fak. matematik müh. lab.larında GNU/Linux yüklü makinalar vardı ve Prof. Dr. Metin Demiralp yönetiminde bir öğrenci ekibi TeX, Perl, temel Linux, vs. pek çok konuda okul müfredatına ek dersler düzenliyorlardı, kendini geliştirmek isteyen arkadaşlar için pek çok yazılım olanağı mevcuttu. Sanırım biraz da bu karakteristikler sayesinde bölümde yetişen öğrencilerin büyük bir kısmı yazılım geliştirme dünyasın, sektörüne, piyasasına yöneldi, tabii ekonomik şartlar da bunda rol oynadı, gidip bir matematik yük. lisansı yapmak, sonra işte doktora, sonra hoca olmaya çalışmak, pek çok insana o kadar da parlak bir kariyer gibi görünmüyordu. Tüm bu şartlar bir araya gelince, benim gördüğüm, sektördeki firmaların da bakış açısı şu idi: İTÜ Mat. Müh. mezunu bir adamı alır, bir şey biliyorsa doğrudan kullanır, bir şey bilmiyor ise bile (bilgisayar konusunda) kolayca eğitebilirim. Bu ikinci seçenek daha ziyade banka gibi büyük ve kurumsal yapısı olan organizasyonlar tarafından tercih ediliyordu, pek çok bölüm arkadaşım banka ve benzeri kurumların bilgi işlem ve yazılım geliştirme bölümlerinden çalışıyor şu anda. Bunun yanısıra Linux dünyasında Türkiye'de ismi bilinen bazı insanlar da yine İTÜ Mat. Müh. kökenlidir. Bunun yanısıra şu anda çalışmakta olduğum kurumun farklı farklı yazılım geliştirme ekiplerinde yine epey başarılı ve İTÜ Matematik Müh. kökenli yazılım geliştirme uzmanları mevcut.

Ancak son birkaç yılda bölümde epey bir değişiklik oldu diye biliyorum, yani işte bazı dersler seçmeli oldu, yeni hocalar geldi falan gibisinden ama bu konuda en iyi bilgiyi şu anda orada okumakta olan arkadaşlar verebilir. Benim uzaktan edindiğim izlenim 10 sene öncesine kıyasla bölümün çok daha popüler olduğu ve okuyan öğrencilerinin yine önemli bir kesiminin yazılım geliştirme alanına yöneldiği. Ancak oradaki okul hayatı çok çok öznel bir şey, buna ancak kişi kendi karar verebilir, dolayısı ile hiçbir şekilde yanlış yönlendirme yapmak istemem çünkü ciddi bir seçim.

Bunun dışında aynı okulun bilgisayar bölümü ya da Boğaziçi, ODTÜ gibi okulların bilgisayar bölümleri de tercih edilebilir. Daha yüksek puanlı bölümlerdir ve girmesi daha zordur ancak doğrudan bilgisayara yönelik bölümler oldukları için biraz farklı bir bakış açıları ve odaklanmışlıkları vardır.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Tercih meselesi önemli bir mesele ve farklı görüşler almakta, farklı insanların izlenimlerini, deneyimlerini öğrenmekte fayda var.
0
malkocoglu_2
Arkadasa tavsiye: Matematik ogreniminin cok faydasini gorursunuz. Matematik muhendisligi TR'de uygulamali (applied) yoksa teorik agirlikli mi bilmiyoruz ama ne cesidi olursa olsun, dusunce kaslarinizi en iyi matematik gelistirir. Ondan sonra bilgi isleme gecilebilirsiniz; Kurumsal yazilimda lazim olan yazilim muhendisligi teknikleri halen bilim tabanli olmaktan uzaktir (aynen ekonomi gibi, ekonomiye de zavalli bilim (dismal science) derler), o yuzden matematigin faydasini gorursunuz.
0
Ragnor
Bence de Mat. Mühendisliğinde okuman sana iyi bir matematik bilgisi kazandırır. Ayrıca yan ders olarakta birkaç bilgisayar dersi olacaktır. Zaten bilgisayar konusunda ilerleyeceksen sen kendini geliştireceksin, okuldan bu konuda birşey beklemeden.
Programlama Dili tercihleri konusuna gelince C/C++ kesin öğrenilmesi gereken diller. Ayrıca bir Perl/PHP/Python gibi bir yada birkaç betik dilinide öğrenmen oldukça faydalı olur. Birde Lisp üzerine çalış. Ya da bir başka yapay zeka programlama diline. Çünkü diğer programlama dillerinden çok daha farklılar. Ve bu iyi anlamda bir farklılık.
Kariyer peşinde koşmuyorsan C#'ı önermem. Tabii sıkı bir Micros~1 düşmanı olduğum doğru :).
Ne yaparsan yap en önemlisi kendi istediğini yapman.
0
T-u-N-i-X
Selamlar,

Şu anda Bilgisayar Mühendisliği'nde okuyorum ben.. Metin Demiralp bizim Discrete dersimize gelmişti. Açıkcası adamın Linux'u insanlara gösterme ve böyle birşeyin varlığından haberdar etme çabası gerçekten çok hoşuma gidiyor. Çünkü ben de bir penguenim ;-) Daha sonra kendisinin yanında ufak bir gönüllü staj süresi geçirdim. Bilişim Enstitüsü'nü gördüm, oradaki çalışma ekibini gördüm.. Enteresan bir deneyim olmuştu.

Programlama dili olarak ben de C/C++, Python, PHP, Java dillerinin öğrenilmesi gerektiğine inanıyorum. Ve yine dendiği gibi C# da iyi olabilir. Ancak şu aşamada yalnızca Microsoft'un suyunda dümen tutabiliyorsunuz bildiğim kadarıyla; Mono ile yapılabilenler sınırlı sanırım..

Bizim okulda Mat. Müh'te birçok insan var. Ben C aldıklarında falan çok şaşırmıştım. Hangi bölüme girilirse girilsin; ister Bilg. Müh (sonuçta tüm mühendisliklerde 1-2 sınıflarda hatta belki 3e kadar aynı matematik dersleri görülüyor) ister Mat Müh vb olsun, önemli olan kendini geliştirebilmek. Insanlardan farkın olması....
0
kernel32
merhaba,

cevaplar için çok çok teşekkür ediyorum. hepsi doyurucu ve bilgi verici cevaplar. bunun yanında sizden ufak bir de analiz istiyeceğim. $u anda sektörde hangi daldan mezunlar daha fazla gözüküyor? sizin tandıklarınız arasında. ve de gelecekte --open source, micros~1, veya akademik perspektifden bakılınca-- hangisinde daha fazla umut ışığı görüyorsunuz? matematikçiler teorik olarak daha bilgili olduklarından mı avantajlı olacaklar? yoksa gelişen teknolojiler ve dillerin hemen hemen hepsine yakın olduklarından bilgisyar,elektornik mühendisleri mi avantajlı olacaklar? bu konudaki öngörüleriniz nelerdir?
0
bm
Ayinesi istir insanin diplomaya bakilmaz. Gittiginiz okulun onemi is tecrubeniz arttikca azalacak. Bu ise alinma bakimindan boyle. Ama gittiginiz okullarda tanistiginiz insanlar tabi hayat boyu sizin insanlariniz olarak kalacaklar. (NOT: ben yurt disi perspektifindan yaziyorum, ama bunun boyle olmasi makul).
0
malkocoglu_2
ABD'de IT danismanligi (consulting) sektorunde her turden gecmis bulunuyor. Ibre birazcik daha bilgisayar bilime kayiyor galiba, ama bilgisayar muhendislerini de bulmak mumkundur (b. muh. donanim uzerinedir). Ayrica kimya, matematik, gibi gecmislerde mevcut.

Eger bilgisayar bilim egitimi veren bir okulda yaninda sizi diger matematik dallarina tanistiracak yardimci dersler var ise (almaniz da mumkun ise) bilgisayar bilim egitimi de iyi olabilir tabii =. Mesela yapay ogrenim, hesapsal ogrenim teorisi (computational learning theory) derslerinde bircok matematik ogretisi biraraya geliyor. CLT'de alt ve ust sInIrlar (lower/upper bound'lar) ile calismayi ogrenirsiniz, Y.O.'da iyi dogrusal cebir, uygulamali matematik ve optimizasyon'a giris bilgisi alacaksiniz. Bunun gibi seyler. Bunlar da aklinizda bulunsun.

0
mentat
Üniversite sınavına hazırlanırken ben de benzer kaygılarla çevremdekilere danışıp, elektronikçiler bilgisayarcılardan daha iyi matematik bilirler, ve isterlerse (uğraşırlarsa) on kaplan gücünde bilgisayarcılardan daha bir bilgisayarcı olurlar diye bir sonuca varıp elektronik muhendisliğine girdim. şu anda soranlara bilgisayar mühendisiyim demeyi tercih ediyorum, çünkü o yıllarda öğrendiğim hemen herşeyi, matematik dahil, unuttum ve uzun zamandır (6-7 yıl) yazılım işleri ile uğraşıyorum.

pişmanım bilg müh'de okumadığıma, hiç olmazsa derslerin hemen hepsi beni daha ilgilendiren konularda olurdu. manyetik, yarıiletkenler, güç, ne?? matematik için de benzer bir durum var sanki. yazılım dünyasında temel matematik ve mantık bilgisinin gerekliliği tartışılmaz ama akademik/araştırma alanında durmayacaksan (hatta duracaksan da) matematiğe hakim olmak adına onca ders almak anlamsız. hedefin IT dünyası ise..

ayrıca okuldan mezun olunca olacaklar kadar okuma sürecini de düşünerek bilgisayarda okumak çok daha kolay ve eğlenceli olurdu diye düşünüyorum ben.

tabi bir de, bölüm kadar okuduğun üniversite de önemli. aman yanlış anlaşılmasın, elitist falan değilim.. okuduğum üniversiteden tek öğrendiğim şey, sürünerek, debelenerek, gerektiğinde hiç bilmediğin konulara bile balıklama dalacak ve az çok iş çıkartabilecek inada ve dirence sahip olmak idi. yani derslerin içeriğinden çok, bizim hocaların pek sevdiği; "biz size bilgiye ulaşmayı öğretiyoruz" durumu.. bu yüzden sanki a üniversitesinde bilg okumak yerine b üniversitesinde matematik, fizik, vs okumak daha mantıklı olabilir. parametrelerden biri de bu olmalı bence.

evet, teoride, hangi bölümde, üniversitede okursan oku, azmedersen kasarsan, olursun. fakat bu yaklaşım bana biraz da çocukça geliyor uzun süredir. bulunduğun ortamın seni motive etmesi ve ilerletmesi gerekli. ve eğitim denen şey bence, "aha al internet var nefis, otur oku kas"'a indirgenebilecek bir denklik değil gibi..

girebileceğin en iyi bilg müh'e girmeye çalış. ama illa bilg olsun diye de abartma. başarılar.
0
hayalci
Merhabalar,

Bilgisayar mühnedisliği ile ilgili şu yazının [www.ceng.metu.edu.tr] çok faydalı olacağını düşünüyorum. Mentat'ın da başından geçtiği gibi, elektronik bölümüne gidip hem elektronikçi, hem bilgisayarcı olayım gibi bir düşünce çok yanıltıcı olabilir.

Matematik Mühendisliği çok güzel bir bölüm, mühendislik dallarında çok güzel bilgi edinilebilir.
Ancak asıl amacı bilgisayar alanında çalışmak olan birinin bilgisayar mühendisliği dışındaki bir bölüme gitmesinin, kendisine *yazık* etmesi anlamına geldiğini düşünüyorum.

Bilgisayar mühendisliği'ndeki derslere girmenin, verilen ödevleri yapmanın vereceği deneyimi diğer bölümlerdeyken kazanabilmen imkansıza yakın. Programını bir şekilde ayarlayıp derslerin bazılarına girsen bile [ ki kaçırdıkların nedeniyle bunlardan ne kadar faydalanabileceğin de belirsiz ] , iyi not alman gereken dersler ve ödevin bitiş süresinin baskısı olmasa o ödevlerin hiçbirini kendi çabanla tamamlayamazsın. Ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinin en önemli ve insana katkı sağlayan özelliği ödevleridir. [ Hatta belki de Bilgisayar Mühendisliğini, Bilgisayar Mühendisliği yapan tek şey bu ödevlerdir ] Ve inan bana, tekrar söylüyorum, kendini zorlayıp başka bir bölümdeki her derse girebilirsin, ama o ödevleri hakkıyla yapabilmen çoooook zor. [ bkz: imkansız ] Kendi çabanla bir şeyler yapabilirsin, belki çok şeyler yapabilirsin; bambaşka bölümlerden mezun olan, ya da üniversiteye gitmeyen ama yine de bilgisayar alanında çok iyi olan insanlar olabilir. Ancak bilgisayar alanında; ders + ödev + *ortam* üçlüsünün yerini tutacak hiç bir "kendini geliştirme" olacağını sanmıyorum.

Yukarıda ortam derken, sosyal ortamları kastetmiyorum, bilgini ve deneyimini geliştirecek olan ortamlardan bahsediyorum, ki bunlar laboratuvarda birlikte ödev yaparken, ders aralarında elindeki ödevle ilgili tartışırken, başkaları masada muhabbet ederken senin bilgisayar mühendisi arkadaşınla sohbetin sonucu ortaya çıkan ortamlar. [ sonra etraftakiler size garip garip bakar :) ]

İlk paragrafta verdiğim adrese de baktıktan sonra biraz daha iyi anlaşılacaktır sanırım anlatmak istediklerim.
0
ileti
Kesinlikle katılıyorum. Eğer şu an ne olacağına karar verdiysen bu yolda ilerle ki bu da en iyi alakadar olduğun konunun okulunu okumak ile olur. Eğer imkanın el veriyorsa ve gözün yiyorsa :) (şehir dışında okumak dahil) kesinlikle bilgisayar mühendisliği oku.Gerçekten istekliysen hangi okulda okursa kendini geliştirip bir yere varacaksın.
0
sundance
Ben yirmi yıldır bilgisayarla uğraşan, yaklaşık sekiz yıldır de sektörde çalışan birisi olarak defalarca test edilmiş bir çıkarımımdan bahsetmek istiyorum.

Zamanında fikirlerine çok saygı duyduğum bir müdürüm, "Bu iş için bilgisayar mühendisi aramayalım, matematik, fizik mühendisliğinden (tercihen İTÜ) bir eleman bulalım ona yazdıralım bu kodu." demişti.

Sektörün ve dahası yeni mezunların olaya bakış açısı bu. Bilgisayar mühendislerinin çok büyük bir kısmı (özellikle ODTÜ, BOĞAZİÇİ, İTÜ gibi) çıktıkları anda kapağı büyüklerden birine (TCELL, KOÇ, DOĞAN, vs.) atıyorlar ve birçok durumda da ordan emekli olana kadar yürüyorlar. Bunun en bariz örneklerinden biri nerdeyse askeri sisteme eş bir kıdem sistemi güden KOÇ. Herşey yeteri kadar beklerseniz üzerine kurulu.

Öte yandan IT'de ilerleme imkanı olan işlerin büyük bir çoğunluğuna bilgisayar ya da en azından elektrik-elektronik-haberleşme üzerine bir dal okumamış birilerini almıyorlar.

Adı üstünde kafa avcıları sizi ne bildiğinize göre değerlendirmiyor, zaten bunun için zamanları da yok. Ve biz -ayazda yürüyenler- ya da başka tabirle alaylılar, bu işin okulunu okumamışlar, her adımda mücadele ederek yolumuzu açmak, her girdiğimiz işyerinde kendimizi tekrar tekrar ispat etmek zorunda kalıyoruz.

Öte yandan tanıdığım bir çok bilgisayar mühendisliği öğrencisi, mezun olana kadar artık bilgisayardan nefret etmiş hale geliyor. Bunun belki de en önemli sebebi ülkemizde Bilgisayar Mühendisliği eğitimi verilmesi Bilgisayar Bilimleri eğitiminin verilmemesi (tek istisnası Bilgi Üniversitesi ama bildiğim kadarıyla YÖK bunu onların burunlarından getiriyor.

Sonuç olarak benim tavsiyem bilgisayara yoğun bir ilginiz varsa, özellikle de programcılığa ve bilgisayar mühendisliği bölümüne giremezseniz üzülmeyin çok da. Mesele ne yapmak istediğinizi bilmek, gerisi boş. Mühendislik okumuş olmak bir avantaj olabilir ama onu okurken de hayattan bezmemek, kendinizi geliştirmeye, FAZLAMESAİLER yapmaya biraz rezerv enerji bırakmak gerekiyor.

0
SHiBuMi
1) 5 yılını yalnızca öğrenci olarak harcama. Yapabilirim dersen hem oku hem çalış. Ama mutlaka çalış. Gerekiyorsa karşılıksız çalış. Gelirin tecrüben olur. Diploma bir kağıt parçasıdır, senin başlangıç seviyeni belirleyebilir ama alacağın yolu belirleyen senin bilgine, yeteneklerine ve zekana duyulacak saygıdır.

2) Kendini "kendin" geliştir. Kendini geliştirmenin en iyi yolu üretmektir. Seninle benzer amaçları olan insanları bul. Birlikte projeler yaratın, onların üzerinde çalışın. Özgür Yazılım bu alanda bir cennet ve iyi bir kendini tanıtma alanı. Sourceforge'da yüzlerce proje yardımcı arıyor.

3) Karşılık beklemeden projeler üret ve hayata geçir. Okulunun web sitesini yap örneğin ya da öğrencilerin-mezunların üye olabileceği bir posta listesi yaz. Ne kadar çok problemle karşılaşırsan, o kadar çok tecrübe edinir, problem çözme yeteneğini geliştirirsin. Proje olmadan problem olmaz, problem olmadan tecrübe olmaz, gelişim olmaz. Unutma ki gerçek dünyada, üniversite ortamından çok daha fazla problem var.

4) İngilizce bilmiyorsan bunların hepsini unut. Önce İngilizce öğren. Sana faydası olabilecek tüm kaynaklar İngilizce.

5) Ben bu yorumu yazarken geride 11 yorum vardı. 1-2 tane kısa olan hariç hiçbir şey içermiyorlar, yalnızca ego tatmini, pek takılma derim.

Sevgiler
0
sundance
Bence de Shibumi'yi dinle. O'nun dedikleri dışında herşey ego tatmini. Bir dakka yaa, bunu söyleme ihtiyacı asıl ego tatmini olmasın. Neyse, sen yine de Shibumi'yi dinle, zira buralardaki en sağlam put kırıcı kendisidir, ne tecrübe, ne birilerinin bir şeyleri gerçekten biliyor olabileceğine ihtimal verme, bu gibi konulara kendisi hiiiç takılmaz, ona da veriştirir buna da :) Kısaca kral her zaman çıplaktır, gerisi büyük bir komplo.

Takışırız ederiz, ama hala da severiz birbirimizi o ayrı :)
0
daegil
Ben de kendimden (ve çevremdeki dönemdaşlarımdan) örnek veriim:

Önce kendim (kesin FM'cilerden narsist damgası yicem, neyse beni bilen biliyor :) )
Tarih öncesi gibi gelen zamanlarda (ki o zaman Lynx'le surf yapardık) Elektrik-Elektronik Müh bitirip üstüne Yazılım Mühendisliği ve Network vb. konular içeren Master dersleri aldım. Sonrasında da 10 senedir IT'deyim (scriptler vs dışında yazılımla profesyonel olarak uğraşmadım) bu 10 sene içinde o kadar kredili ders içinde somut bilgi olarak tek kullandığım Unix (Kernighan) ve Network (Tanenbaum) derslerinden gelen bilgilerdi.

Ama bu konuya yorumlarda verilen "Bilgiye ulasma ogretisi", "Psikopat rekabete aliskin olma", "Tanidiklarin super noktalara gelmesi", "Guzel etiket" vb. gibi bolumden ve universiteden gelen avantajlari kullandim, kullanmaya da devam edecegim.

Aynı bölümden ya da Bilgisayar Müh'den mezun olanların "ben okulda öğrendiğimi uygulayacağım" diye idealist olanları Türkiye'de kendilerine teknik olarak imkan veren çok az iş yeri olduğu için yurtdışına gittiler (ki yazılımcılar daha esnek olabiliyor ama işin içinde donanım da varsa çok seçenek yok)

IT'yi seçenlerin önemli bir bölümü o zamanki modaya uyarak bankalara girdi, halen ya uzman geek modundalar ya da yönetim kademesinde orta-üst seviyelerde ve yukarı tırmanmaya devam ediyorlar.

Hatırı sayılacak bir kısmı ise satış vb. gibi alanlarda uzman oldu ya da tamamen alakasız dallarda kat kat daha fazla para kazanmayı tercih ettiler ;)
0
cayfer
30 yıllık bir deneyim işe yarar mı bilmem... Şöyle bir daha düşününce "yarar!" diye karar verdim.

30+ yıldır sayısal bilgisayarlarla uğraşıyorum. Kimbilir kaç kişiyle birlikte çalıştım; doğal olarak hatırlamıyorum. Ama hatırladığım birşey var: bu süre içinde birlikte çalışmaktan en çok zevk aldığım insanların hiçbiri bilgisayar mühendisi ya da bilgisayar bilimleri eğitimi almış insanlar değildi. Hepsi kendi kendini yetiştirmiş; bilgisayara gönül vermiş; en önemlisi de işine sevgiyle, merakla sarılmış insanlardı.

Ekmeğini bilgisayarlardan çıkaracak insanlara gerekli olan bir kaç önemli özellik var:

1. Merak, öğrenme isteği ve enerjisi
2. Sabır ve çalışkanlık,
3. Kod yazacak olanlar için yetenek (IQ yeterli değil, yetenek şart)
4. İngilizce

Sevgili Berk,

eğer bilgisayarları seviyorsan, çalışmayı, öğrenmeyi seviyorsan çok iyi ve çok başarılı bir bilgisayarcı olabilirsin.

İlk işinde belki diplomanı sorarlar, sorgularlar ama sonra bilgin/deneyimin/becerilerin önemli olur; bir daha kimse diplomanı sormaz.

Matematik eğitimi ise bu yolda senin için çok yararlı olacaktır. Üniversite yıllarından beri integral, türev almadım. O günlerden beri diferansiyel denklem hiç görmedim. Ancak aldığım matematik eğitiminin (aslında elektrik mühendisiyim, ancak oldukça güçlü bir matematik eğitimi aldım ODTÜ'de) o kadar çok yararını gördüm ki... aldığım matematik eğitimi bana düşünmeyi, problemlere yaklaşmayı, problemlere değişik açılardan bakarak zarif ve kolay çözümler bulmayı öğretmiş. Bunu yıllar sonra anladım.

Ortalıkta nice bilgisayar yüksek mühendisleri var ki iki satır kod yazamaz; çalışmayan bilgisayarın neden çalışmadığı konusunda fikir yürütemez... Meslek hayatımda karşılaştığım en etkileyici programcı bir mikrobiyolog; en iyi donanım teknisyeni de bir arkeologdur.

Hayatta en güzel şey insanın sevdiği işi yapmasıdır. Matematiğe ilgin varsa matematik oku! Bilgisayara merakın varsa bir yandan da bilgisayar bilimleri öğren! CPU tasarımı işine girmediğin sürece mühendislik eğitimi gerekmeyecektir. Hoş, son aylarda (adını hatırlamıyorum) mühendislikle yakından uzaktan ilgisi olmayan bir hanımefendi yaptığı yonga tasarımlarıyla literatüre geçti ; o da başka.

başarılar dilerim

0
007
Bir kere cayfer'i kesinlikle dinle derim, biz kampüste el üstünde tutarız onu ;)

Eğer bu kadar programlamayla ilgiliysen, bence Bilgisayar Mühendisliği (CENG) ya da Bilgisayar Bilimleri (CS)'ni de düşünebilirsin. Ama eğer ille de Matematik Mühendisliği diyor ve programlamaya da yanında devam etmek istiyorsan; matematik bu işle elbette çok çok ilişkili. Aslında bütün mühendisler birbirlerinin alanlarıyla çok ilişkililer. Mesela endüstri müh.leri, çatır çatır Java öğreniyorlar, veritabanı tasarlıyorlar falan filan.

Aslında yukarıda bir arkadaşın dediği gibi: istersen kimya oku hiç farketmez, önemli olan senin bu işe ne kadar ilgi duyduğun ve vakit ayırdığındır. Herşeyi okulda öğretmiyorlar ve hele üniversitede çok daha soyut geçecek herşey. İş kendi araştırmalarında bitiyor.
0
ileti
Bırakın bilgisayar konusunda,hayat yarışında bile 30 yıllık deneyimim yok :) ama neyseki bütün bunlar yorum yapmamı engellemiyor. :)
Hayatınızda gördüğünüz en etkileyi programcı olan mikrobiyolog arkadaş, acaba mikrobiyolog olmak için geçirdiği vakti bilgisayar mühendisliğindeki derslerine harcasa sizce kötü mü olurdu? Eğer bu arkadaş bilgisayar programı yazmaktan çok fazla zevk alıyor ise inanın bana bilgisayar mühendisliğinde okumayı mikrobiyoloji okumaya tercih ederdi.Yok eğer zevk almıyor sadece bu işte iyi olduğu için yapıyorsa sadece şunu söyleyebilirim yaptığı işte pek mutlu olduğunu sanmam.
Kesinlikle her programcı olacak insan bilgisayar okusun veya okumalı diye iddiam yok. Ama gördüğüm durum şu ki ömrünün baharındaki bu arkadaş henüz üniversite sınavına girmemiş bile. Eğer bilgisayarı gerçekten çok seviyorsa matematik mühendisi olmayı (şu an için) aklından bile geçirmez. Ama olur ya mesaj şu şekilde gelirdi
"Arkadaşlarım,abilerim,ablalarım ben ÖSS ye girdim ama bilgisayar mühendisliğini kazanamayacağım ama programcı olmayı çok istiyorum acaba mikrobiyolog olsam arada kendimi geliştirsem okulumu bitirince programcı olabilitmiyim ne dersiniz?"
diye sorarsa sizin bu cevabınız bir anlam kazanır.
Bilgisayarcı olmak için (ŞARTLAR ELVERDİĞİ HALDE) matematik mühendisliği okumak çok anlamsız, lütfen kendimizi kandırmayalım.
Sözlerimin "matematik mühendisinden (veya diğer başka bölümlerden) bilgisayarcı olmaz" anlamı çıkarmaz iseniz sevinirim. Aklın yolu bir dümdüz gitmek varken diye dolambaçlı gidelim ki...
0
cayfer
Ne yazık ki hayat her zaman planlandığı gibi ilerlemiyor. O mikrobiyolog arkadaşım bilgisayarla tanıştığında zaten mikrobiyolog olmuştu bir kere...

Bu tek örnek önemli değil zaten. Önemli olan insanın sevdiği işi yapması, bunun için gerekenleri öğrenebilecek yetenek ve kararlılığa sahip olmasıdır

Benim bunca yıldır öğrendiğim "iyi bilgisayarcı" olmak için formal eğitimini almanın şart olmadığıdır. "bilgisayarcılık" mesleğini icra edebilmek için diploma mecburiyeti olmaması (elektrik müh, makine müh. tıp, eczacılık gibi) bir bakıma bir şanstır dünya için.




0
ileti
Kesinlikle yazdıklarınıza katılıyorum ama daha önceden de dediğim gibi mesajı yazan arkadaş zaten kararını vermiş. Yazılımcı olmak istiyor. Bu saatten sonra (ŞARTLAR ELVERDİĞİ HALDE) bilgisayar yerine matematik okuması,elektrik vsvs okuması sizcede çok anlamsız değil mi?
Sizin bahsettiğiniz olaylarda ki kişiler kararlarını bu arkadaştan çok daha geç vermişler. Lütfen iki olayı birbirine karıştırmayalım ve doğru bilgilendirelim.
0
cayfer
Şartların elverdiğini nereden biliyorsunuz?

Ayrıca Berk henüz kararını vermemiş! Matematiğe karşı olan ilgisinden dolayı tercihleri arasında matematiğe de yer verip vermeme konusunda araştırma yapıyor. Matematiğin, sevdiği diğer konuya destek mi köstek mi olacağını sorguluyor.

Berk Aydın matematiğe duyduğu ilgiyi dile getirmiş. Aynı zamanda yazılım işlerine de ilgi duyduğunu hatta bu işlere şimdiden başladığını da dile getirmiş. Yani ya matematik okuyup kendini bilgisayar konusunda geliştirecek; ya da bilgisayar okuyup matematikte kendini geliştirecek.

Berk benim oğlum olsaydı kendisine matematik okumasını, mümkün olursa ikinci dal olarak bilgisayar bilimlerini çalışmasını tavsiye ederdim.

Bundan sonraki FM yorumlarımda sizin doğrularınız doğrultusunda yazmaya gayret edeceğim.
0
ileti
Estağfurullah herkes istediği yorumu yapmakta serbesttir.
Daha önceki yorumlarınızda yazdığınız yorumdan bir alıntı:
"Ortalıkta nice bilgisayar yüksek mühendisleri var ki iki satır kod yazamaz; çalışmayan bilgisayarın neden çalışmadığı konusunda fikir yürütemez... "
Kesinlikle size katılıyorum . Sebebini kendimce şöyle açıklayabilirim. Bilgisayara meraklı arkadaşların eğer ÖSS puanı biraz daha düşükse, Türkiyede ilk sıralarda olmayan bir okulda bilgisayar mühendisliği okuyacağıma , 1. sınıf ( ki aslında üniversiteleri sınıf ayrımına koymak istemiyorum sadece anlaşılması daha kolay olur diye böyle bir ibare kullanıyorum) bir okulda başka bir bölümde okurum, bilgisayarımı geliştiririm zihniyetleridir. Hal böyle olunca en iyi okulların bilgisayar mühendislikleri Türkiye'de derece yapmış ama ne olacağı hakkında pek bir fikir sahibi olmayan kişiler ile doluyor(istisnalar kaideyi bozmaz). Dolayısıyla bu insanlardan da 4-5 yıl sonra çıkıp bilgisayarı çok sevmelerini, işlerine hayran olup çok iyi kod yazmalarını beklemek bence çok yanlış. Böyle insanlara bakıp, bilgisayar okumasanız bile olur , bilgisayar okuyan bir insanın seviyesine ulaşmanız o kadar da zor değil demek;

Alıntı:
1. Merak, öğrenme isteği ve enerjisi
2. Sabır ve çalışkanlık,
3. Kod yazacak olanlar için yetenek (IQ yeterli değil, yetenek şart)
4. İngilizce
/Alıntı

hepsi bu demek açıkçası bana biraz ters geliyor.Bu bahsettiğiniz zihniyet ile kimsenin branşlaşmış bir dalı okumasına gerek yok. Matematik,fizik,kimya bütün bilimlerin atasıdır (ki canı gönülden katılıyorum) . Bunlardan birini okuyun sonra bilgisayarcı(yada başka bir branşta) başarılı olursunuz.Belki eskilerde böyle idi ama bugün lüften bilgisayarcı olmak isteyen bilgisayar okusun.
Merak ettiğim bir konuda Türkiye'de alaylılar ile mekteplilerin yeteneklerinin bu derece karşılaştırıldığı başka bir meslek dalı var mıdır?
Bunları okuyan insanların aklına hemen saydığım temel bilimleri okumuş çok bilgisayar konusunda cok başarılı olmuş insanları gelebilir.Gerçek şu ki bu kişilerin çok zeki ve azimli oldukları , sorunun bilgisayar biliminin bu bilimlere olan yakınlığından çok, arkadaşların yüksek IQ seviyelerinden olduğu , el attıkları herhangi bir branşta başarılı olacaklarıdır.
Bu yorumlar 2 kişi arasında gidip geldiği için kişiselleştiği inancındayım.Buradaki insanlarıda düşünerek CEVAP VERMEMİ GEREKTİRECEK ÖNEMLİ BİRŞEY OLMADIĞI SÜRECE bu konuya yorum yazmayacağımıda belirtmek isterim.
0
bm
Madem iki kisi kalirsaniz bu konusma bitecek, ben mudahil olup ikinizle de ters duseyim dedim.

Iyi kod yazmak bilgi+tecrube vs belki en onemlisi [buyuk ihtimalle Allah vergisi] ise yatkinlik gerektiriyor. Iyi kod yazabilmenin baska hangi olculebilen ozellikle ortustugunu ben bilmiyorum. Matematik kabiliyeti degil pek. OSS puani eger o imtihan hatirladigim gibiyse hic degil. Baska birsey benim bilemedigim.

Bligisayar bozuklugunu anlamak da belki artik standart parcalardan olusan makineler oldugu icin insanlarda olmamasi yadirganan bir ozellik. Bilgisayarci teknisyen olmak zorunda degil, ilgilenmek (hatta ilgi duymak) da konulara baska acidan hakim olanlar icin gerekli olmayabiliyor. Bazi insanlar isin teorik kismiyla ilgili ve teori fasafiso birsey degil. Bu insanlar bazi seyleri anlayip anlattiklari icin hergun kullandigimiz pekcok program mumkun olabildi (kriptografiyi dusunun, yahut 'computation learning theory'e dayanan spam filitrelerini vs. vs.)

Alan cok boyutlu oldugu icin tavsiyeler havada kaliyor. Mesela integral/turev kullanmadim demis bir arkadas, valla ben dun kullandim ikisini de (biri Newton'un metodu icin oteki isinan bir cismin simulasyonu icin). Ama mesela herhalde 10 senedir 'recurrence relation' cozmem gerkmedi. Yarin gerekebilir. Hangi kitaba bakacagimi biliyorum cok sukur.

Lisans duzeyinde bilgisayara hakim olmak icin cok fazla bilgisayar dersi gerekmiyor. Eger ciddi bir egitimden bahsediyorsak Windows mu Linux mu tartismasi tamamen benim bahsettigim egitimin disinda. Ozellikle burada konusulanlarin bir kismi tamamen "Human Factors" ile ilgili, CS ile degil. Her neyse. Ben kafadan basliklari yazayim, bir iki kaynak da vereyim ben olsam CS alaninda ne calisirdim diye. Bunu simdi kafadan yaptim, ama cok fazla eksik kaldigini zannetmiyorum. Ciddi bir calismayla azimli biri boyle bir programin buyuk kismini iki senede hazmeder. Hoca olsun veya olmasin (usenet'te bunlarin hepsine hakim insanlar var, sorulara cevap da verirler). Bunlarin uc dort tanesini baska birsey okurken okulda ogrenirseniz zaten kalanini tamamlamaniz hem daha kolay olur hem de daha kisa surer.

I. Program nasil olur, bilgisayar nasil calisir, bilgisayara basit seyleri nasil yaptiririz, program nasil yazilir vs.
Kaynaklar:

SICP
http://mitpress.mit.edu/sicp/

K&R C
http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0131103628/103-8968369-8994220

Bir basit C'li data structures kitabi.

Ben bu seviyede o gunku moda dilin kullanilmasini dogru bulmuyorum. Java/C++ filan gerekli degil bence. Ustelik bunlara hakim olduktan sonra onlari ogrenmek cok daha kolay.

II. Ciddi algoritma dersi (ki icinde data structure da var)
http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0262032937/103-8968369-8994220

III. Basit teori dersi
Simdi ne okutuluyor bilmiyorum, ama iste computability, regular gramerler, pumping lemma, recursion thm. Post's correspondence problem, Turing makineleri, Blum complexity vs. Eskiden Hopcroft&Ullman'in kitabi duzgundu, ama daha okunabilir kitaplar cikmistir onunun icin link vermiyorum.

IV. Mimari dersi. Makine hakikaten nasil calisir. Bunu dijital elektronik hatta basit devre dersi ile birlestirip hakikaten ciddi bir arka plan da olusturulabilir. Standart kaynak:
http://www.amazon.com/exec/obidos/tg/detail/-/1558605967/103-8968369-8994220
ama daha basit kaynaklar da vardir. Tanembaum'um olmasi lazim mesela. Stalling'in de vardi ama o bence gereginden basit.

V. OS dersi. Simdilerde moda Linux'u minciklamak. Ben buna pek katilmiyorum cunku calismakta olan bir OS ile oynarken ogrenilecek seylerin sifirdan bir OS yaratirken ogrenilecek seylerden farkli oldugunu dusunuyorum. Basit bir RISC simulatoru uzerinde, multi-tasking ve VM'li bir OS yazmak C veya C'nin bir kismina sahip bir derleyici olduktan sonra mimariyi anlamis kisiler icin zor degil. En azindan bunun zor olmadigini gormenin insanlara cok sey kazandiracagini dusunuyorum. Kitap olarak Tanenbaum'un Minix'li kitabi fena degildi ama yeni neler cikti bilmiyorum. ***soz vermeyeyim ama*** bundan cok guzel sebil edilecek online ders olur. SIkIldIm cin gibi cocuklarin alt tarafi seneler suren dikkatli hammaliye urunu olan monolitik cekirdekli
Linux'u oldugundan farkli gormelerinden.

VI. Derleyici dersi. Eger SICP bitirildiyse zaten bazi konular anlasilmistir.
Burada kitap onerim biraz demode (ejderhali kitap). Ama bu ogreniliken fevkalade iyi bir hoca oldugunu bildigim birinin kitabini derleyici kitabina ek olarak tavsiye edebilirim.
http://www.cs.rochester.edu/u/scott/pragmatics/home.html

Simdi 7 baslikla asagi yukari her seyi tamam ettik. Bunun uzerine ekleri ilgiye gore yapacagiz.

Yazilim Muhendisligi dersi. (Simdiki moda OO, benim zamanimda "structured programming" idi, buna "yapisal programlama" deniyor ama kotu tercume bence.)
OO icin bir Gang-of-4 kitabi + o gunku moda dil (Java/C# vs.). Buna proje lazim. Bundan emin degilim. Malkocoglu okuyorsa, lutfen birseyler yazsin. Benden cok daha iyi biliyor.

Veri Tabani dersi. Onda ne var demeyin, cok sey var. Relational model insanlarin kicindan uydurdugu birsey degil. Iste select yazariz join yazariz biter diyorsaniz, belki mesela
http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/020154329X/103-8968369-8994220
gibi bir kitaba bakmalisiniz.

Network Dersi. Burada kaynak cok kolay. Tanenbaum'un kitabi +
Stevens'in kitaplari.

YZ dersi: Russel & Norvig.

(belki) Paralel programlama dersi. Buna kaynak bilmiyorum ama 4 islemcili makineyi programlamakla 100 islemcili makineyi programlamak farkli seyler. NUMA filan da isi karistirabiliyor. Araya ag gecikmeleri girince keza modeller degisiyor. Malesef bunu duzgun yapabilmek icin ya makine ya da cok iyi yazilmis simulator lazim.

Numerik analiz.

Genel kultur icin:

http://docs.sun.com/source/806-3568/ncg_goldberg.html
http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0201485419/103-8968369-8994220
http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0201835959
http://www.amazon.com/exec/obidos/tg/detail/-/020161586X
http://www.amazon.com/exec/obidos/tg/detail/-/0201549794
http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0201657880
http://www.multicians.org/multics.html
http://www.dreamsongs.com/WorseIsBetter.html
vs.


0
bm
Ne unuttum diyordum. Eklere Kriptografiyi koymayi unuttum. Bruce Schnier'inkitaplari iyi, soyle bir bakmak icin. Derini icin benim bir bilgim yok, ama matematigine daha hakim insanlar bakacaktir. Ayni sekilde quantum computing ve quantum kriptoya da bakilabilir.
0
FZ
Benim sevdiğim bir kitap var, matematiğin ve sayılar teorisinin gücünü gösteren, pratik olarak ne şekillerde uygulandığını (teoriyi ihmal etmeden) anlatan bir şifrebilim kitabı:

Making, Breaking Codes: Introduction to Cryptology
http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0130303690/

Schneier'in kitapları da iyi ancak kendisi de şikayetçi Applied Cryprography kitabından, "benim o kitabımı okuyan insanlar hemen oradaki birkaç C kodunu alıp sistemlerine yerleştirip güvenliği yüksek program yazdıklarını düşünüyorlar, bu çok yanlış" dediğini biliyorum. Daha sonra bir başka yazarla yazdığı diğer şifrebilim kitabı sanırım biraz da o tür yanlış anlamaları gidermek ve güvenliğin şifrebilimin izole, tek başına kullanılmasıyla sağlanamayacağını göstermek amacını taşıyor.

Kuantum şifrebilimle ilgili hemen kurcalanabilecek çok da güzel dokümantasyonu olan bir sistem var, daha önce FM'de konu ile ilgili haberi geçmiştik:

http://www.fazlamesai.net/modules.php?name=News&file=article&sid=433

0
bm
Artik sabaha kadar ek yaparim buna. genel kultur icin sunu da tavsiye ediyorum:

http://research.microsoft.com/~daniel/uhh-download.html

bir are FZZ ile bunu tercume etsek mi dedik, ama Ingilizcesi malesef cok idyomatik ve bazen kufurlu, duzgun birsey ypamayacagimiza karar verdik. URL'deki Mikrosoft sizi yaniltmasin, MS'le alakasi yok, ayni kadro bugun MS icin neler diyordur diye dusunebilirsiniz o kitabi okurken.
0
perl6
Eski bir Huseyin Avnili'den Berk'e.

Burada arkadaslar kapsamli bir sekilde soruna cevap vermisler. Aslinda ekleyecek pek bir sey kalmamis. Fakat, butun gununu C/Perl programlama yaparak geciren biri ve okuldasin olarak bir seyler karaliyim istedim.

Oncelikle programlama dili konusunu Lise 2 deyken ortaya atman cok ama cok guzel. Simdiden saril bu ise. Ilk yapman gereken C/C++ uzerine gidip biraz deyim yerindeyse kafayi yemelisin. YILMAK yok. Ayni zamanda kesinlikle Perl/Python/Ruby den birine alis, simdiden kafana koy. Java, C#... ben pek isinamadim.

Bir de sana onemli bir tiyo.

Grafik kutuphanelerini kullanarak programlama yetini nispeten rahat gelistirirsin, ayni zamanda eglenirsin de. Ornegin Macromedia Flash filmlerini Ming -C yi kullanarak yaratabilirsin kodlayarak. Bu kutuphanenin hemen hemen her dile cevrilmis "wrapper"lari mevcut.
(ming.sf.net)

Gelelim matematige. Bence de cok guzel bir bolum. Iki arkadasim ITUden mezun, ama gel gorki programlamaya bir hayli uzaklar!! Yani senin bakis acin cok onemli, derslerle programlamayi bir sekilde birlestireceksin eger programlama yeterli duzeyde verilmiyorsa.

Ozellikle C/C++ la yazilmis cok karmasik matematik kutuphaneleri var. Aklina gelecek her turlu islemi yapiyor keratalar. Bunlardan yararlanarak da ilerlersin, hatta bir bakmisin pro olmusun.

Son sozum okuldasim... Bu bolumu yaz. Guzel bir bolumdur. Ama daha onemlisi ne olursa olsun, programlamadan sakin uzaklasma, hep ustune git!!

Bu arada Linux kullanman gerektigini hic yazmiyorum bile...







0
kernel32
merhaba,

abi ozel mesaj atmak istedim mumkun olmadı. eğer mumkunse benimle ileti$ime geçebilirmsin mail vb. yoluyla, bu konudan sapacak biraz ancak okul vb. konularında konu$mak isterim.

selamlar.
0
korayok
Bu işin ustaları, sektör çalışanları bilgisayar, programlama dilleri...vs ile ilgili yapman gerekenleri yazmışlar. Bende YTU Matematik Mühendisliği son sınıf öğrencisi olarak sana bölüm ile ilgili yardım edeyim.

Geçen seneden beri kendi oluşturduğumuz forumu kullanmaktayız, Matematik Mühendislerinin Mekanı [www.matengs.com], gel üye ol, bölüm ile dersler ile ilgili istediklerini sor, herkes yardımcı olmaya çalışacaktır.... İyi çalışmalar...

(Biraz reklam oldu ama...)
0
ahmetaa
Benim tavsiyem ise ticaretle ugrasmandir.. pazarda sogan sat daha iyi. hic olmazsa kafan agrimaz, tuzsuz asim agrisiz basim oh.. Eger bilgisayari ve yazilimciligi cok seviyorsan evde gene is donusu bir seyler yaparsin..
0
cilginpenguen
Genç bir yazılımcı adayına öncelikle tvsiye edeceğim şey MS Windows OS üzerinde boşuna zaman kaybedeceğine derhal LINUX'a geçmesidir.

Ileride LINUX'ın Windows'tan daha yaygın olacağı hiç şüphesiz. Linux üzerinde herkesten önce uzmanlaşan biri çok avantajlı bir konuma sahip olabilir. !Ülkemizde Linux kullanımını arttırabiliriz!

Bence Windows'un "güzel görünümlü ve kolay kullanışlı" ama bir o kadar da "çürük" yapısına kendinizi kaptırmadan, o şık görünüşlü arayüze kapılmadan, hemen LINUX'a geçin.
0
perl6
Pardon, Windows ne zamandan beri şık bir görünüşe sahip? Bilinen Linux WMlerinin hepsi çok daha etkileyici. Hele hele Enligtenment.... BIr de 0.17 çıksın yakında!
0
007
Haksızlık etmeyelim, Windows XP de oldukça şık bir işletim sistemi. Ama Linux tabi ki bambaşka... :)
0
inoxes
bende ayni sekilde lise 2 zamaninda programlama sanatina meraklanmis ve o yaslardaki hevesle tum zamanimi program yazarak bir seyler ogrenip kesfederek gecirmistim hatta oys sinavindan onceki gece bile bilgisayarimda kod yaziyordum :)
bu sebepden su an alayli pozisyonunda is hayatinda varligimi surdurmekteyim.

ilk olarak sunu soylemek isterim ki bu bana daha once soylenmisti bu yaslardaki heyecanini ve merakini kaybetme cunku benim gordugum en iyiler bu yaslarda yada daha erken programlamaya baslayan insanlar.

sektorde oldukca buyuk capli projelerin cekirdek kadrosunda calismis ve her bransdan yazilimla ugrasan insanlarla tanismis birisi olarak sunlari soylemek isterim.
eger calismak istedigin sektor IT yada ilgilendigin konu yazilim ise kesinlikle bilgisayar muhendisligi oku cunku bu is uzerinde uzmanlasman (ki bunun bir sonu yok sadece kendi adina her gecen gun bir gun oncesinden iyi olman gerekiyor) icin oldukca fazla zamana ihtiyacin olacak ornegin ayni zamanda okulda matematik bilimini ogrenirken ve buyuk bir zamanini bunlarla harciyor iken aksamlari yada baska zamanlar bilgisayar ile ugrasiyor olacaksin.

gecen seneler bir yazi okumustum, bdn.borland.com sitesinde borland'da(Meshur delphinin ureticisi firma) yada sektorde calisan diger ustalarla soylesiler yapilir ve orda genelde en son sorulan soru "genc bir yazilimci adayina ne tavsiye edersiniz"dir. artik herkesin guru olarak kabul ettigi bir muhteremin cevabi ise suydu "eger bilgisayar sektorunde calismak istiyor ve baska bir bransda ogrenci iseniz kesinlikle kendi bransiniza yonelin ve calismalarinizi bunun uzerine yurutun" cunku artik bilgisayar sistemleri eskisi gibi basit degil evet hala o zamanlarda dusunulmus ve icat edilmis kurallar ve fikirlerle calisiyoruz fakat sistemler artik eskisine oranla cok karisik cunku bir isi yapmak icin kullanman gereken bir cok urun yada yol var. Olay basitce bir programlama dilini ogrenmeklede kalmiyor o dili en iyi nasil kullandigin, yazdigin kodu en iyi nasil yeniden kullanilabilir, genisleyebilir ve anlasilabilir gelistirdiginide ilgilendiriyor. Ayrica yazilim isinde calisirken karsina bir cok problem gelecektir ve bunlari cozerken aslinda herseyin nasil ic ice oldugunu anlayacaksin, ornegin kullandigin log dosyasini server uzerinde nasil birden fazla thread e ayni anda kullandirtman gerektiginde ayri bir dersde olan "interprocess communication" konularini bilmen gerekecek(bilmiyorsanda
dusundugun yolun aslinda o kitaplarda gectiginide goreceksin), agir grafik islemlerinde calisirken isin teorisini bildigin kadar kodu en hizli alistirabilecegin assembly kodlarini yazman gerekecek(evet hala kullaniliyor). En basitinden bir tanidigim ki kendisi makina muhendisi olmasina ve bir cok muhendisin c dersine girmesine ragmen bile kendi sektoru icin hazirladigi bir c kutuphanesinin olusturdugu degerleri alip bilgisayarda 3d ortamda modelleyecek
bir yazilim icin haril haril programci ariyordu ve kendisi bile bu isin altindan kalkabilecek kisiyi akademide bulamadigi icin sektorden bir kac kisiyle konustugunu anlatirdi.

Yani uzun lafin kisasi, gercekten hatiri sayilir bir programci olmak istiyorsan okuman gereken bolum kanimca bilgisayar muhendisligidir cunku orda senin merakini daha rahat gelistirebilecegin kaynaklar ve insanlar olacaktir ve senden beklenilen is uzerinde, bilgisayar uzerinde calismis olacaksin ve bunun icin zamanin zaten hazirda gelecek.
Tabiki bunlari senin bu iste merakli ve istekli birisi oldugunu ve bilgisayar sektorunde calisacagini dusunerek yaziyorum cunku bilgisayar muhendisligi bolumu sana gerekenleri saglayacak bir arac olacak yoksa ordan mezun olmus yada olacak
tek amaci takimlari cekip plaza insani olmak olan, bu isin okulda karnede 5 getirmekle ayni olmadigini anca anlayabilmis yada okula dersden cok kantinde geyik yapmak icin gelen insanlarida goreceksin.

Ayrica bilgisayar isinin temiz ve saygin bir is oldugunu dusunuyorsan sunlarida soyleyeyim, benim gordugum en iyi programci ki kendisi ayni zamanda yurt disindan bile muhendislerin hayran oldugu ve sohbet etmek icin can attigi bir kisidir, su an midesinde 1.5 santimlik yara ile calismaya calisiyor. Diger bir arkadasim isi birakti ve memlekete donup kucuk bir dukkan acti baska bir arkadasim ki kendisi almanyada 4 senede bir unix yazilimi hazirlamis birisiydi simdi yazilim dediginde yuzu eksiyor. Bunlari onlara is hayati hediye etmisti cunku sektorde ne yazikki yazilimin kalitesi ve uretimi hakkinda is verenlerin hic bir fikri
yoktu ne yazikki hala yok ve tek istenen sey senden bu yazilimi bitirmeleridir. Kuzenim hala gunde 14 saat calisiyor cunku is planini yapan sevgili mudurleri birazda kendi koltugu icin 1 yillik projeye 5 ay zaman bicmis. Arkadaslarimla birlikte,
bilginin ve emegin on planda oldugu ve ahlaki olarak daha yuksek ozgur yazilimi desteklememizin nedenide aslinda bunlar :)

aslinda cevap vermek biraz zor cunku matematikle ilgilisin ama bilgisayar sektorunde calismak istiyorsun, ama su Bogazici, odtu yada itude herhangi bir bolum bitirirsen ne olursan ol sektorde kabul gorur ve iyide kazanirsin.

Sana basarilar dilerim..
0
kernel32
Arkadaslarimla birlikte,
bilginin ve emegin on planda oldugu ve ahlaki olarak daha yuksek ozgur yazilimi desteklememizin nedenide aslinda bunlar :)


merhaba,

açıkcası yazılan $eyleri okumaktan buyuk keyif alıyor aynı zamanda bir o kdar da bilgi sahibi oluyorum. konuyu da open source vs. micros~1 ayağına çekmek istemiyorum ancak alıntı yaptığım $u bolum hakkında ufak da bir soru yoneltmek istiyorum.

malum, --kapitalist yonde-- gelişen dunyada şu an için sektorde micros~1 egemeliği hakim ve ileride linux bunu ele tam tersine çevireceği öngörülüyor. bir çok coder, gru, yonetici vb. de bu tezin destekçisi. bunu da tartışmak istemiyorum çünkü konu ciddi bi şekilde sapacak.

ancak; dediniz ki emeklerimizin on planda tutulması için open source destekliyoruz. hatta bi senelik projeleri 5 ayda bitirebileceklerini iddia eden yoneticiler var vb. ancak open soruce bu konuda gerçekten çözüm mü?

ufak bir örnke vererek soru sormak istiyorum. open source felsefesi neye dayanır? açık ve bedava olmasına. en azından kapitalist yapıdan daha ucuzdur. ancak zamandan, yeri geldiğinde maaşınızdan kısmak isteyen --zamanı gelince onların yerinde olacağımız-- yoneticiler, open source seçerek maliyetleri kısıyor. (en azından bir çoğunun tercih nedeni bu değil mi?) mesela mssql'e binlerce dolar yerine mysql'e donation tadında paralar vermek herkesin hoşuna gidiyor.

peki yarın obur gun bu yoneticiler, aynı bu mantıkla maaşlarda, çalışma zamanlarında vb. daha da kısıntıya gitmez mi? bu bağlam da aslında open sourceu seçerek, yarın obur gun bilginizi, emeginizi de "açık" hale getirilmesi riskini almıyormusnuz? (aynen open engineering veya rebuildable engineering kavramları gibi.) bugun veritabanı programına odemeyi yapmaktan kaçan yonetici yarın "nasılsa maliyetleri dusurebilliyorum" mantığıyla sizden akıllara ziyan şeyler isteyemezler mi? bu konuda ne dusunuyorusnuz
0
bm
ancak; dediniz ki emeklerimizin on planda tutulması için open source destekliyoruz.

Emek destegi ile 'open source'un alakasi yok. 'Open source'da iddia emegin randimanli kullanilabilmesi yuzunden ortaya cikan eserin alternatif gelistirme yontemlerine gore daha az kusurlu oldugu merkezinde. 'Ozgur Yazilim' (ki bence buradaki ozgurluk biraz propaganda) akimi ahlaki acidan kaynak kodunun gizliliginin, dagitim kisitlamasinin sakincali oldugunu soyluyor.

Ozgur yazilim mulkiyet hakkinin kullaninca tukenmeyen seylere de (fikir eseri) genisletilmis halindan faydalaniyor kanuni altyapi olarak. En azindan o pratikte anti-kapitalist degil. 'Acik kaynak' akimini populerlestiren Eric Raymond da TR'de 'vahsi kapitalizm' denen seye cok yakin politik goruslere sahip (klasik liberal). O bakimdan RMS'ten oldukca farkli. Ne olursa olsun iki akimda da en azindan su anda bir anti-kapitalist hal yok.

Emegin on plana cikmasini birakin, para eden emegin karakterini degistirecek ozellikler var iki akimda da. Basarili bir acik kaynak veya GNU lisansli uygulama o alanda normal gelistiriciler icin ekmek kapisini kapatabiliyor. Bakim, kurulus, idare vs. gibi seylerden para kazanma ihtimali kaliyor. Eger program yazarak para kazanacaksaniz, ya istisnai kabiliyette olacaksiniz, ya da kapali kaynakli ve tercihan ozel yazilimlarla ugrasacaksiniz. Cok ozel kabiliyette olanlar icin sans: eger acik kaynakli bir proje icin birisi programci tutacaksa, ticari sir, kaynagi koruma gibi kaygilar ortadan kalktigi icin formaliteye ve calisan hukuk duzenine ihtiyac kalmadan dunyanin herhangi bir yerindeki birisiyle rahatca al gulum/ver gulum is yapabiliyor. Yanliz burada rekabet az degil, Rusya vs. yerlerdeki namussuzluk korkusu acik urunde ortadan kalkiyor.

hatta bi senelik projeleri 5 ayda bitirebileceklerini iddia eden yoneticiler var vb. ancak open soruce bu konuda gerçekten çözüm mü?

Kaliteli acik kaynak yazlimin bu baglamda faydasi, kapali ortamda bir senede kotu sekilde yazilabilecek birseyin acik ortamda 5 ayda cok daha iyi bir sekilde mevcut bir sistemi degistirerek ortaya cikartilabilmesi. Tabi ayni yoneticiyi bu sefer 2 ay demekten alikoyan birsey yok.

bu bağlam da aslında open sourceu seçerek, yarın obur gun bilginizi, emeginizi de "açık" hale getirilmesi riskini almıyormusnuz?

Gayet tabi. GNU lisansi durumunda, eger yama kabul etmediyseniz mal sizin -- sadece digerleri kapatamiyor siz isterseniz kapatirsiniz. BSD'de mal gene sizin, ama digerlerinin kapatmasina engel olmuyorsunuz. BSD'ciler zaten "herkes bizim iyi uygulamimizi malina katsin" diye dusunerek onu oyle yapmislar.

Burada mevzubahis olan sadece sizin emeginizi acik birseye harcamaniz degil. Siz _kapali_ bir programla ugrasirken bir firmanin parayla satilan urununden farkli ama sizinkine benzer bir urunu bir anda 'ben bunu actim' diye ortaya koyma ihtimali var. Yahut bir gurubun bir araya gelip gonullu emekle sizin urununuzun fiyatini sifira itecek ortami hazirlamasi da mumkun. Yani bu akimlar 'ben kapali yazarim' diyenleri de etkileyebiliyor. Bence kendisini 'programci' yani program yazarak para kazanan insan olarak gorenlerin bunlari dusunmelerinde fayda var.
0
Ragnor
Açık Kaynak Kod'da güç programcıda. Çünkü kod açık. Bilgi orda ama o bilgiyi sadece programcı anlıyor. O salak yöneticiler değil. Ha şimdi diyebilirsin ki ya sizin yerinize daha ucuza çalışacak programcılar bulurlarsa ya? Bu olmaz çünkü açık kaynak zaten programcıların dayanışması üzerine kurulu, birbirlerinin arkasından kuyularını kazmazlar o zaman. Zaten böyle birşey yaşanırsa açık kaynak biter. Çünkü işini bilen, iyi yapan programcılar kazık yemekten bıkıp bilgilerini paylaşmazlar. Ucuza iş yapan sıradan programcılarsa avuçlarını yalar... :)
Umarım derdimi anlatabilmişimdir...
0
FZ
Sorunun doğrudan muhatabı değilim ama bir çift laf etmeden de duramadım.

"Bedava" diye bir şey yok ama sanırım biraz da medya ve bilip bilmeden, biraz fazla heyecanlı ve kafası karışmış insanların konuşmalarının etkisi ile öyle bir manzara ortaya çıkıyor ki yani böyle sanki bir grup süper kod yazan adam var, kod yazıp duruyorlar, başka hiçbir şey yapmıyorlar ve en büyük emeklerini harcadıkları şeyi bedavaya veriyorlar. Garip bir yaşam döngüsü değil mi? Hatta fantastik!?

Yok öyle bir şey. İnsanlar iş güç de yapıyor, para da kazanıyor. Yahu bir yazılımın kaynak kodunun açılması nasıl bu kadar yanlış anlaşılabilir diye düşünüyorum. MySQL deniyor, MySQL = bir şirket. Tekrar edelim: MySQL = bir şirket. Nasıl bir şirket? Para kazanan bir şirket. Yani? Yani programcılarına PARA ÖDEYEN bir şirket. Bu garip mi? Yoo, neresi garip? Adamlar "iş" yapıyor. "iş" = "business" Para. Kapitalist ekonomide iş yapıyorlar?

PostgreSQL, MySQL'den çok daha kapsamlı, güçlü ve "iş" için uygun bir RDBMS öyle değil mi? PostgreSQL bedava mı? Şaka mı yapıyorsunuz? Yahu o kadar karmaşık bir ürünün sadece binary ya da kaynak kod halinin ücretsiz olarak çekilmesi, CD'ye yazılıp kurulması nedir ki? Bunun hiçbir anlamı yok. Böyle bir ürün uzmanlık ister, teknik destek ister. Ayrıca böyle bir ürün tek başına hiçbir işe yaramaz ki. Tek başına veritabanı nedir ki? Önemli olan o veritabanını kullanan uygulamalardır. Tabii herhalde insanlar şöyle düşünüyor: Yahu çekerim yazılımı bedavaya, sonra da yaptırırım birine. E tamam işte, o birileri öyle yoldan geçen birileri değil. PostgreSQL uzmanları.

Çok güzel bir örnek verilmiş, 1 yılda ancak yetişebilecek projeyi 5 aylık olarak göstermek sonra da programcılara yüklenmek. Tipik bir gözünü hırs bürümüş, küçük dağları kendisinin yarattığını düşünen yönetici örneği (sanki II. dünya savaşındayız da söz konusu olan proje Almanların Enigma şifresinin çözülmesi, milletin hayatı buna bağlı filan, breh breh!). Biz buna kötü proje yöneticiliği deriz, genellikle bu tür projeler patlar. Patladıkları belli olmasın diye ekstra çaba sarf edilir ama sonunda patlar ve o süreler uzar, uzatılır. Kendi hayatımdan sıcağı sıcağına bir örnek vereyim: Çok büyük bir firmanın Türkiye temsilcisi olan bir şirketten bir hanımefendi bana birkaç belge gönderiyor, firmanın önemli iki ürünü ile ilgili dil dosyaları. Efendim neymiş bunların çevrilmesi lazımmış, hay hay çeviririz elbet, efendim acil lazımmış iyi tamam, 45 günde değil 33-35 günde çeviririz diyoruz. Karşıdan gelen tepki şöyle: Bir dil dosyası seti daha göndereceğiz (toplam 300 sayfayı geçiyor) ve 1.5 haftada tamamı bitmiş olmalı. Şaka gibi. Allah allah diyorum ve tabii hemen bir e-posta yazıp gerçekçi bir durum olmadığını, son dört yılda ilk kez bir işi geri çevireceğimi ve mantıklı sebeplerini de izah ediyorum. Karşımdaki "para problem değil gerekirse istediğinizin 2-3 katını verelim" diyor. Yok filan diyorum. Akşama doğru cep tel.den, bu sefer daha üst düzey bir yönetici arıyor. Meğer adam merkez ofise cengaverce söz vermiş "gerekirse çeviriyi yapacak arkadaşları uyutmam 1.5 haftada bitirtirim". Tatlı-sert bir dille bir daha öyle bir cengaverlik yapmadan önce birlikte iş yapacağı insana danışmasının daha uygun olacağını anlatmaya çalışıyorum, adam benzer bir muhabbet yapıyor, para mühim değil, ben de sinirlenip, e benim için de mühim değil para, o kadar sürede istenen iş istenen kalitede çıkmaz! diyorum. Nasıl? Tipik bir yönetici örneği değil mi?

Naçizane tavsiyem şu, bakınız 4-6 Mart tarihleri arasında, uzak bir yerde değil, İstanbul'da Bilgi Üniversitesi, Dolapdere Kampüsünde bir Açık Kaynak etkinliği düzenlenecek, bu etkinliğe hem Türkiye'den hem de Avrupa ve ABD'den pek çok açık kaynak programcısı, proje yöneticisi vs. katılacak. Bunlardan biri efsanevi programcılardan Miguel de Icaza. Hem çok sağlam bir programcı (Midnight Commander, Linux çekirdeği, GNOME, MONO, vs. desem herhalde yeterli olur) hem de popüler bir isim. Lütfen gelin ve her türlü sorunuzu bu adama sorun. Eminim çok ilginç cevaplar alacaksınız.

Bu dünyada hala paralı, parasız, açık kodlu, kapalı kodlu, vs. birçok yazılıma yer var. Rekabet sürüyor ve herkes de buna göre kendine bir pozisyon belirliyor. 10 yıl sonra ne olacağını ise hiç kimse ama hiç kimse tahmin edemez! 2015'te görüşmek ümidiyle :)
0
FZ
Madem açık kaynak, Linux, kariyer, vs. mevzuları açıldı, şu bağlantıyı paylaşayım:

http://searchenterpriselinux.techtarget.com/qna/0,289202,sid39_gci1047823,00.html

Yukarıdaki yazıya göre GNU/Linux ve çevre teknolojiler Bilgi Teknolojileri dünyasında hızla gelişiyor, dolayısı ile bu alanda deneyim sahibi olmak tercih edilir bir şey.

Bu bir yana, yani programlama ile ilgilenen biri için, kariyer, vs.nin ötesinde Linux çok cazip olanaklar sunmaktadır. Bunu da dikkate almakta fayda var.
0
Ansugo
Berk Aydin : Programci olmak icin muhendislik okumana gerek yok. Pek tabii iki yillik programcilik bolumlerini okuyabilirsin. Hatta okumadan da programci olabilirsin. Programci olmak icin daglari devirmen gerekmez.

Matematik muhendisligi bitirip programci olmak ise, tarih bitirip matematikcilik yapmakla benzer birsey.

Neden isi kolaydan kapmak varken matematik muhendisliginin agir dersleri ile ugrasacaksin ki? Muhendis olmak sana sadece bir imza verir, oyle cok buyuk bir toplumsal statu beklememelisin. Statuyu uzmanligin verecektir, namin degil.

Benim sana tavsiyem, programcilik ile ugrasmak istiyorsan iki yillik programcilik okullarina git. Gerci tam kriterine uymaz ama bilgisayar muhendisligine gidebilirsin. En azindan bil. muh. mat.muh'den iyi bir secim olacaktir.
0
FZ
Berk Aydin : Programci olmak icin muhendislik okumana gerek yok. Pek tabii iki yillik programcilik bolumlerini okuyabilirsin. Hatta okumadan da programci olabilirsin. Programci olmak icin daglari devirmen gerekmez.

2 yıl, evet, pek çok kategoride programcılık işi için yeterli bir süre. Yani meslek yüksek okulları. Türkiye'de bunun gelişmemiş olması ise belki de üzücü bir durum.

Matematik muhendisligi bitirip programci olmak ise, tarih bitirip matematikcilik yapmakla benzer birsey.

Değil.


Neden isi kolaydan kapmak varken matematik muhendisliginin agir dersleri ile ugrasacaksin ki? Muhendis olmak sana sadece bir imza verir, oyle cok buyuk bir toplumsal statu beklememelisin. Statuyu uzmanligin verecektir, namin degil.


Kısmen katılıyorum. Bilimsel uygulamalar geliştirmeyecek birinin gidip mesela statik, mukavemet, akışkanlar mekaniği, gaz dinamiği, sürekli ortamlar mekaniği, analitik mekanik gibi dersler almasına gerek yok. Şimdi durum biraz daha iyi, benim zamanımda iki dönem teknik resim dersi vardı ve kağıt, kalem, rapido, vs. şeklindeydi. Hiç değilse bir AutoCAD göstermiş olsalardı, bir AutoLISP göstermiş olsalardı diye düşünürüm bazen :)
0
Ansugo
Matematik muhendisligi bitirip programci olmak ise, tarih bitirip matematikcilik yapmakla benzer birsey.

Değil.


Neden degil mesela? (Umarim aklimdan gecen ornegi dusunmemissindir. Bu cumlenin o tarafinin acik oldugunu bilerek yazmistim. Yani sudur : "Hocam matematik bolumunde kisiye matematik, C vesaire verilebiliyor. Bu kisiye programcilik konusunda on giris saglar. Tarih bolumunde bunlar yok". Bu gorusu dile getireceksiniz ben bunun soylenebilecegini onemsemeden yazdigimi soyleyeyim.)
0
FZ
Matematik ve mühendislik formasyonu ile tarih eğitimi formasyonu farklı şeyler. Bu ikisinin algoritmik düşünce ile olan ilişkisine bakacak olursanız farkı daha da iyi görürsünüz. Söz gelimi tarihte algoritma kavramı yoktur ama matematikte vardır, tıpkı programlama dünyasında algoritma kavramının oluşu gibi. Mühendislikte de vardır. Tarih bir sosyal bilimdir, araştırma yöntemi, çözmeye çalıştığı problemler çok farklıdır. Matematikçilerin, mühendislerin ve programcıların çözmeye çalıştığı problemler ise kesişebilmektedir. Herhangi bir yanlış anlamaya yol açmak istemem, derdim matematik müh. reklamı yapmak değil. Önceki mesajlarımda somut olarak İTÜ Matematik Müh. programına, oradaki deneyimlerime ve ortamın sosyolojisine değinmiştim, bu sadece merak eden birine bilgi verme amaçlı idi.


Kurduğunuz analoji kötü bir analojidir. Teşbihte, benzetmede hata olmaz değil, görüldüğü gibi oluyor. Matematik ve mühendislik derslerini çalışıp kavramış, o alandaki problemlerin çözümleri ile uğaşmış bir insanın bilgisayar programlama (en geniş anlamda alıyorum) konusuna bakışı ile tarih araştırması yapmış bir insanın matematiğe bakışı aynı şey değildir, benzer de değildir.

Tekrar tekrar belirteyim: matematik matematiktir, bilgisayarlar olmadan olmadan yüzlerce yıl önce de vardı, bugün de var, bugün anladığımız anlamda bilgisayarlar olmadığı zaman da belki varlığını sürdürecek. Evet, matematik bilgisi eşit değildir programlama bilgisi eşit değildir mühendislik bilgisi denilebilir, buna da tamam. Ama el insaf, yukarıdaki sebeplerden ötürü tarih okumak ile matematik+mühendislik okumak bilgisayar programlama açısından bir fark yaratmaz ya da tarihten matematiğe geçmek ile matematikten programlamaya geçmek çok benzer durumlardır demek, bu kabul edebileceğim bir şey değil.
0
Ansugo
Evet, matematik bilgisi eşit değildir programlama bilgisi eşit değildir mühendislik bilgisi denilebilir, buna da tamam.

Zaten anlatmak istedigim nokta burasi idi. Yukarida da bunu basitce belirtmeye calistim. Takildiginiz geri kalan noktalar benim soyleme amacimin cok disinda kaliyor.

Tesbihte hata olur mu? Olur. Ama her tesbihe tersinden bakmaya calisirsak tesbih diye birsey olmaz.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

fazlamesai.net'e soralım: Satıcılar neden OO.org yüklü bilgisayar satmıyor?

FZ

Soru orijinal değil, açık, özgür kod dünyasının ve Debian camiasının öncü isimlerinden Bruce Perens'e sorulmuş bu soru bir röportajda. Bruce Perens de bu konudaki şaşkınlığını gizlemiyor:
Eğer OpenOffice.org bu kadar makul bir alternatif ise neden donanım satan şirketlerin gittikçe artan oranda bu yazılımın kurulu geldiği bilgisayarları sattıklarını görmüyoruz?

Açıkçası bir bilgisayar satıcısının bakış açısından baktığımda neden her satılan PC´ye bir OpenOffice yüklemediklerini anlamıyorum. Bunu yapabilecek durumdalar, bu onlar için gayet kolay bir iş.

Belki de gidip o satıcılarından birine sormalıyım bunu ancak şu salakça cevabı almaktan korkuyorum: 'O yazılımı download edebilirsin.' Kimbilir belki de pazarlama dahileri henüz oralara varamamıştır.

Erişim Çözücü: Engelli Sitelere Erişim Problemi Çözücü

FZ

GÜNCELLEME (29 Şubat 2008): Kablosuz ağlar ve TreeWalk DNS sorunlarının çözümü için lütfen buraya, buraya ve de buraya bakın.

GÜNCELLEME (27 Şubat 2008): Dosyalar ZIP olarak arşivlendi. Başlık engelleme kararını uygulayan tüm ADSL erişim sağlayıcıları kapsayacak şekilde (Türk Telekom, Superonline, vs.) güncellendi

GÜNCELLEME (22 Şubat 2008): Şu anda MS Vista için çalışmamaktadır. Birkaç gün içinde gerekli güncellemeler yapılıp duyurulacaktır.

Wordpress.com ve muhtelif yerlerde karşımıza çıkan "bu siteye erişim mahkeme kararı ile... bla bla bla" sayfalarından bunalan, deliren bir insansanız size kalıcı bir çözüm sunuyorum. Eğer İngilizce Windows XP ya da Vista kullanıyorsanız Erişim Çözücü v. 0.1b bağlantısına sağ tıklayıp bilgisayarınızın masaüstüne kaydedin. Eğer Türkçe Windows XP kullanıyorsanız o zaman da Türkçe XP için Erişim Çözücü bağlantısına sağ tıklayıp tıklayıp kaydedin. Ardından...

Bu sabah bir şeyler farklı

sundance

Hiç kendinize gerçekten ama gerçekten sordunuz mu 'Ne yapıyorum?' diye, veya 'Bu yaşamak istediğim hayat mı ?'

Sorsanız iyi olur çünkü herşey bir trafik kazasına bakıyor.

Yarın sabah uyandığımda ilk bir kaç saniyenin tadını çıkartmak istiyorum. Kim olduğumu, nerede uyandığımı ve 18 Aralık 2000'de ne olduğunu hatırlamadan önceki mutlu birkaç saniye...

Çünkü biliyorum ki artık hayatımda bir eksik var. Hem de Serdar gibi büyük bir eksik...

Internet`de Kızılderili Olmak!!!

sundance

1992 yılından beri Internet yaygın bir şekilde kullanılmakta. Bu süre içinde öncelikle daha önceden bilgisayar merakı olanlar, sonra da hemen herkez yavaş yavaş bu yeni medyaya dahil olmaya başladı... Öncelikle tamamen teknik adamlardı bu ortamın müdavimleri, daha sonra yavaş yavaş sanatçılar da dahil olmaya başladı. Herne kadar altyapıyı sağlayanlar yine aynı insanlar olsa da, içerik daha bir ön plana çıkmaya, sayfalar artık birer sanat eseri kategorisi haline gelmeye başladılar.

Ve sonra kıyamet koptu, Üniversiteler Visual Communication Design bölümleri açmaya başladılar ve artık hobi olarak bile bilgisayarla ilgilenmeyen insanlar bile tasarım ve Internet konusunda söz sahibi olmaya başladılar.

Bilgisayarın Ürettiği Sanat Sanat mıdır?

FZ

Güzel bir soru, çok tartışılmış bir konu. Meraklı bir bünye konu hakkında metafizik bir makale yazıp tartışmayı yeniden başlatmış. Tartışmaya yol açan ise TypoGenerator isimli program.

fazlamesai.net camiası bu konuda ne düşünüyor? Sizin için bu önemli mi? Hayran kaldığınız bir grafik tasarımın bir grafik ustası tarafından emek harnarak değil de bir program tarafından birkaç saniye içinde üretildiğini öğrenseniz hayatınızın şokunu mu yaşarsınız yoksa sorun yok işte, ne güzel görüntü, bana güzellik hissi veriyor, gayet de çekici, hoşuma gidiyor... mu dersiniz?

Kaynak: /.