Eric Raymond: GPL'e İhtiyacımız Yok

0
tongucyumruk
Breziya'da Fórum Internacional de Software Livre adlı etkinliğe katılan açık kaynak hareketinin kurucusu ve Open Source Initiative'in başkanı Eric S. Raymond açık kod hareketini savundu ve "GPL'e ihtiyacımız yok. GPL açık kaynak programların zayıf olduğu ve kendini koruyamayacağı düşünülerek hazırlanmıştır. GPL'i kullanarak BSD lisansının ekonomik getirilerinden yararlanamıyor, kendimize zarar veriyoruz" dedi.
Daha sonra açıklamalarına devam eden Raymond özgür yazılım konseptinin anti-kapitalist olduğunu ifade ederek "Para hala büyük şirketlerin elinde. Bu nedenle savunmalarımızı ahlaki değerler üzerine kuramayız, bunun yerine gerekçelerimiz açık kodun getireceği kar ve diğer avantajlar gibi pratik bir taban üzerine kurulmalıdır" diye devam etti.

Sunumu sırasında kendi yönetimindeki OSI'nin iki yılda Free Software Foundation'ın 15 yılda yaptığından daha çok iş başardığını iddia eden Raymond sözlerini "Topluluğun felsefi sebeplerle bölünmesine izin vermemeliyiz, ideolojik bir kazanç mı yoksa başarı mı istediğimize karar vermemiz lazım. Ben başarıyı tercih ediyorum. Piyasa verimlilik arar. Bizim bu nedenle kendimizi göstermemiz lazım. Biz kullanıcılarımızı kilitlemiyoruz. Biz yalan söylemiyoruz!" şeklinde bitirdi.

Kaynak: MyFreeBSD

Editörün notu: Bu konuşma bana bir Star Wars karakterini hatırlattı ama...

gnu

Görüşler

0
sundance
Tam da "Ulan ESR'dan bir ses yok ne kadar zamandır?" diyordum, yine bombayı patlattı :)

Boynuz kulağı geçermiş tabi, ama hangisinin daha lazım olduğu da çok bilinen bir gerçek.
0
Nightwalker
Açık kod (Open Source) yaklaşımı Kapalı Kod ve GPL arasında güzel bir sentez.

Teori ve Gerçek yaşamın arasındaki farkı özümsemiş bir filozof olan ESR ye katılıyorum.
0
loker
Star Wars Episode III'un en carpici sahnelerinden biriydi, I. Galaktik Imparatorlugun duyurusu sirasinda Senator Amidala'nin agzindan cikan sozler: "Demek ozgurluk boyle yok olurmus... Alkislar arasinda..."
0
gismo
Ortada Free Software vs. Open Source, Özgürlük vs. Piyasa durumu var. Bu savaşın sonucu önemli.
ESR'nin Stallman düşmanlığı bitmeyecek. Ben kıskançlıktan başka bir şey göremiyorum açıkcası
0
yilmaz
bende yazdığım yazılımlar için gpl lisansını kullanmak için tamamını okumuştum. gpl2 bile bi garip geldi bana bu v3 herhalde . sanmıyorum bir işe yarasın. hem gnu nun sitesinde sadece ingilizce versiyonu gerçektir gerisi hikaye gibi bir yazı vardı. bu da lisansın o kadarda kale alınacak birşey olmadığını gösteriyor bence.
0
tongucyumruk
ESR'ın sözleri GPL'in belirli bir sürümüne özel değil. Genel olarak GPL'in gereksiz olduğu yönünde. GPL'in çevirileri meselesine geilnce, şu adreste bir açıklama yapmıştım: http://fazlamesai.net/modules.php?name=News&file=article&sid=3015
0
zekeriya_akyildiz
şahsen yaptığım eserlerde bazen ben bile hangi lisans tipini belirleyeceğimi şaşırıyorum, GPL, BSD vs.vs hepsinin iyi veya kötü yönleri var ama tüm iyi yönlerini tek bir çatı altında toplayan bir lisans modeli yok gibi "GPL+BSD"= ? (kendimi BSD lisansına daha yakın hissetmeme rağmen kullanıcılar hazırladığım yapıtlardaki herşeyi değiştirme yetkisi veriyor-author bilgileride dahil- örnek olarak win2000 işletim sisteminin bsd TCPIP stack kullaması gibi.
0
tongucyumruk
GNU Projesi tarafından özgür olarak tanımlanan, GPL uyumlu olan ve olmayan lisansların bir listesine http://www.gnu.org/licenses/license-list.html adresinden ulaşabilirsiniz. Tam olarak bir lisansta aradıklarınız nelerdir? Bu lisanslardan biri çok büyük olasılıkla sizin ihtiyaçlarınıza uygun olacaktır.
0
AC
Eğer ortadaki lisansların şartları size uymuyorsa başka bir alternatifiniz daha var; ortadaki lisansları kullanmayın, kendi lisanınızı yazın.
Belki uzun ve zor bir iş gibi gelebilir fakat en iyi bu şekilde aradığınız maddeleri bir çatı altında toplayabilirsiniz.
0
antilop
evet, sir görece doğru bir tespit yapmış: özgür yazılım antikapitalisttir.Daha doğrusu ö.y. antikapitalist olmaldır. aksi takdirde açık kaynak vb. ifadeler ve çarpıtmalarla belirsiz ve netlikten uzak her alternatif üretim-felsefe gibi sisteme entegre olacak çarkların arasında, tekellerin dünyasında ezilip gidecektir.( bkz: gentoo linux) özgür yazılım korunmalı, savunulmalı, geliştirilmeli ve piyasa dolayımına sokulmasına izin verilmemelidir.
0
bm
Bir kere de RMS yerine ESR gelip konussa burada ne olur acaba diye merak ediyorum. Universitelerde bakanlarin filan konusmasina engel olduklarini zaman zaman gazetelerden okudugum guruplar acaba ona da engel olurlar mi?
0
sundance
Bildiğim kadarıyla, Bilgi Üniversitesi'ndeki etkinlik için iki defa ESR davet edildi. İkisinde de "çok meşgulüm, işim olmaz" gibi cevap geldi.

Gelse protesto edilir mi? Şahsen ben etmem, zira ESR'ın bu ortama oldukça fazla hizmeti geçmiştir.

Öte yandan, kendi istediği modül kabul edilmediğinde yaptığı kıskançlıklar, yazışmalar, isteyen herkes silah sahibi olabilsin gibi ters beyanatları bana itici geliyor.

OSI ve FSF'ın birbirlerine rakip olduğunu düşünmüyorum, fakat beraber çalışmayı da beerememekteler, 13 yaşında oğlan çocukları gibi davranmaktalar zaman zaman.
0
Nightwalker
Eğer mesele özgürlükse (ki öyle büyük ölçüde) Biraz düşünelim insalara yazılım üzerinde daha fazla özgürlüğü kim veriyor ?

GPL der ki al sana kod ama bu kodu içinde ticari sırlarının bulunduğu bir yazılımda dahi kullanmak istesen kapatamazsın. (Koda 3 satırdan fazla katkı veren herkesden izin almadan). Yani benim felsefemi benimsemeyip GPL i uygulamayacak kişilerin bu koda dokunmasına izin vermem.

OpenSource der ki; Bu kod mademki herkese ait o zaman herkes bu kodla kodu kapatıp ticari yazılınmda kullanmak da dahil istediğini yapabilir. Yalnız benim felsefemi benimseyenler değil benimsemeyenlerde bu kodu istediği gibi kullanbilir. Özgürlük herkes içindir. Yalnız beni sevip benimseyenler için değil.

Sanırım bu yorumun üstüne ESR yi Darth Sidious a benzetenler Beni de Darth Vader a benzeteceklerdir ama olsun. Bu da konuşma özgürlüğü :)
0
tongucyumruk
Sözkonusu fark tam olarak Open Source - Free Software farkını ifade etmiyor. Daha çok GPL ile BSD lisansı arasındaki fark gibi duruyor. GPL, GPL ile lisanslanan yazılımın özgürlüğünü korur, BSD lisansı ise özgürlükleri korumak için birşey yapmaz. Aradaki fark temelde budur. Ben insanları özgür kılmak amacıyla bir yazılım geliştiriyorsam bu yazılımın insanların özgürlüklerini kısıtlamak için kullanılmasını istemem ve yazılımımı GPL ile lisanslarım.

Open Source - Free Software farkına gelecek olursak. Özgür Yazılım Hareketi 1980'lerin başında RMS'in insanları özgür kılmak için, ve etik sebeplerden yola çıkarak başlattığı bir hareket. Açık Kaynak Hareketi ise ESR'ın özellikle Linux çekirdeğinin geliştirilme modeline bakıp bir anlamda "Aaa böyle yapınca çok güzel yazılımlar ortaya çıkıyor" demesiyle ortaya çıkmış ve etik sebeplerden çok teknik ve ekonomik sebepler üzerine kurulu bir yaklaşım.

Açık kaynak hareketini desteklediğiniz için kimsenin sizi Darth Vader ilan edecek hali yok, ancak ESR'ın konuşması bana Palpatine'i hatırlatıyor. Yarın öbürgün cübbeler içinde karşıma çıkarsa şaşırmayacağım hani...
0
Nightwalker
Zorla kimseye özgürlük verilemeyeceği gibi zorlama ile özgürlük korunmaz. Bu tip bir yaklaşım olsa olsa insanları sizin bakın bu özgürdür diye ifade ettiğiniz şeyden uzaklaştırır.

ESR gerçekten de pragmatik bir adam, teori ile pratiğin arasındaki farkı anlamış ve felsefi dinamiklerini de bunun üzerine kurmuş bir kişi.

RMS nin yaklaşımı taşıdığı asi ruh ve söylemleri ile gerçekten çok çekici duruyor ama sonuçları böyle [www.fazlamesai.net] de olabiliyor.
0
e2e
"Özgürlük" ve "Zor" kavramlarını bu kadar karşı karşıya koymayın: "Özgürlük Zorunluluğun Kavranmasıdır! Zorunluluk, ancak kavranılmadığı ölçüde kördür" (F. Engels)

GPL "Kendi özgürlüğü"nü koruyabilmek için "zorunlu" gördüğü kuralları işletiyor. Bu "özgürlük" tanımını doğru bulan ve ona ihtiyaç duyanlar da destekliyorlar.

... zorlama ile özgürlük korunmaz ...

Her tarafımız "zor"la çevriliyken kendi "özgürlüklerimizi" de zorla korumaktan başka bir yol göremiyorum ben.
0
acemi_
zorlama ile özgürlük korunmaz

ESR'in ne derece pragmatik olduğuna övgüde bulunduktan sonra böyle bir söz söylemek çelişki değil mi? Tarih boyunca insanlar, özgürlüklerini korumak için güçlü olmaya çalışmışlar, ordular kurmuşlar, emniyet güçlerine güvenmişler, kanunlar koymuşlar.

Ayrıca Eric Raymond, asıl kaygısının özgürlük olmadığını "Para hala büyük şirketlerin elinde. Bu nedenle savunmalarımızı ahlaki değerler üzerine kuramayız" sözleriyle çok açık dile getirmiş. Bunca emeğin/bilginin safca paylaşılması, pragmatik kafasını epey rahatsız ediyor sanırım.
0
bm
Yani benim felsefemi benimsemeyip GPL i uygulamayacak kişilerin bu koda dokunmasına izin vermem.

GPL'i uygulamak icin arkasindaki felsefeyi benimsemek gerekmiyor ki? Ya kanunla uzerinize gidilmesinden korktugunuz icin, ya da mueyyideden bagimsiz olarak bunu uretenler bana bunu bu sartla veriyorlar diyerek kendiliginizden uyguluyorsunuz. Fazlasi olabilir tabii ama uygulamak icin gerekli degil.
0
sefalet

Bazı kavramları doğru kullanmadığımız düşüncesindeyim, kuram-uygulama (na Türkçe söylenişiyle teori ve pratik) arasındaki farktan bahsediliyor ve sanki biri siyah diğeri beyaz gibi ele alınıyor.Halbuki kuram denilen şey zaten uygulamayı içinde barındırmak zorundadır.deneyle yani uygulama ile desteklenmemiş bir kuram, kuram olamaz.Bu yüzden "teoride pek güzel" ama "uygulaması" yok sözleri bu kavramları bilmemekten kaynaklanıyor.

Raymond'ın felsefesini (fikirleri desek daha doğru) uygulamaya dönük olarak mı tanımlamalı bilemem ama yazılarından pek de tutarlı ve temeli sağlam görüşlere sahip olduğunu düşünmüyorum.Kendini bir tür anarşist olarak tanımlayan ama incelediğimizde benimsediği anarşinin çok ilkel artık terk edilmiş (sonucu düzensizlikten başka bir şey getirmediği için) bir anarşi türünü içerdiğini görüyoruz.

Bazı zamanlar Raymond'ın özgür yazılım felsefesine mi yoksa karşıt kapitalist görüşe karşı mücadele tarzına mı karşı çıktığı ikilemi olabiliyor.Ama sanırım açık bir şekilde bu hareketlerin doğuş ihtiyacını hissettiren "bilginin özgürlüğü" dolayısıyla "insanlara özgürlük" duygularından uzak bir görüşe sahip.Aksi takdirde piyasa ekonomisinin egemenliğindeki bir çevre içinde açık kodla dağıtılan bir yazılımın kapalı kod uygulaması yapmak isteyenler için dahi özgür olmasını istemek, bilginin özgür olmamasını istemek demektir.Çünkü bu şartlar içinde yani herhangi bir koruyucu düzenleme olmaksızın etik bazı kaygılar ile hareket edip paylaşımda bulunan bir gurubun üstüne basılmamasına imkan yoktur.Böyle kurallara sahip oyunun galibi bellidir, sermaye.Halbuki "özgür yazılım" gibi hareketler bireyin ve bireyin oluşturduğu kitlelerin kazanmasını ister.
0
bm
ESR'in tutarli bir felsefesi var mi tartamiyorum, ama GPL'e karsi konusurken zaten ne maksatla konustugu ortada degil. Ben ESR'in degil sefalet'in dusundukleri ile ilginerek bir gozlemde bulunayim:

Aksi takdirde piyasa ekonomisinin egemenliğindeki bir çevre içinde açık kodla dağıtılan bir yazılımın kapalı kod uygulaması yapmak isteyenler için dahi özgür olmasını istemek, bilginin özgür olmamasını istemek demektir.

Soylediginiz bence tutarli, ama yukarida soylemediginiz (belki hesaba katmadiginiz) nokta hangi durumda ne miktar 'bilgi'nin ortaya cikacagini bilemememiz. Evvelce de konusugumuz gibi felsefi temelleri fiziksel mulkiyet kadar dahi saglam olmayan fikri mulkiyeti taniyan duzenlerin icinde goze carpan ABD duzeni bu tur uretimi tesvik (ve patent konusunda paylasilmasini saglamak) gibi pragmatik kaygilarla bu mulkiyeti taniyor.

Cok daha pratik bir sey ekleyeyim, IBM+MS+Intel marifetiyle 'commodity' haline gelen sistemlerin uretimlerinin sermaye emip son derece ucuzlasmasi sonucunda BSD olsun GPL olsun hem fiyati sifir hem kaynagi acik yazilimlar pek de ayricalikli olmayan siniflarin onune geldi ve belki daha onemlisi onlardan katki kabul edebildi. Burada karmasik bir mekanizma var gibime geliyor, su anda bilebildigimiz 'dogru' felsefe ne olursa olsun ortaya cikan sonucun temelindeki emek ve uretimi mumkun hale getiren mekanizmalari da dogru teshis etmekte en azindan tarihi anlamak acisindan fayda var. (Bu arada ekleyeyim, Unix+x86 turevleri bence gurur duyulacak bir ilerleme de degil. Ne olsaydi iyi olurdu bunu bilemeyecegim, ama 1970 ortasinin teknolojisini genis kitlelerin onune koyup harika is yaptik demek pek marifet degil.)

Çünkü bu şartlar içinde yani herhangi bir koruyucu düzenleme olmaksızın etik bazı kaygılar ile hareket edip paylaşımda bulunan bir gurubun üstüne basılmamasına imkan yoktur.

Copyleft'in engellemeye calistigi da bu. Kullandigi duzenleme de ortada.

Böyle kurallara sahip oyunun galibi bellidir, sermaye.

Oyunu RMS benzeri insanlar ile para kazanmak isteyen insanlar arasinda gorursek elbette programcidan fikri mulkiyeti satin alabilenler avantajli durumda olacaklardir. Daha genis acidan bakasak, oyunda bir de son kullanici ve tuketici boyutu var. Bu insanlarin bahsedilen urunlerin uretilmesine katkilari yok. Bunlarin arzularina hizmet edip para kazananlarin da ille de para anlaminda 'sermaye' olmalari gerekmiyor. Dunyadaki Gates, Jobs vs.'nin kurduklari uretim ve satis duzenlerinin bu insanlara faydalari var bence, fiyati bu uretimin kanuni (fikri mulkiyet) veya efektif olarak (kapali kaynak) paylasilamaz olmasi olmali midir bu ayri bir tartisma. Ama ortaya cikani fiziksel hayatta kitleler acisindan kullanilabilir hale donusturmeleri acisindan yaptiklari uretimin faydasiz oldugunu (ikisin de urunlerini kullanmayan biri olarak) soyleyemiyorum. Bu arada zenginlesmeleri politikaci satin alip beni birseylere zorlamaya baslamazlarsa beni ilgilendirmiyor tabii. (Gates'in cebindeki 50 milyari 300 milyarlik ekonomiden bakinca muazzam geliyor ama kendi yerel 12 trilyonluk ekonomisinde korkutucu derecede buyuk degil).

Benim korkum burada insanlarin RMS veya ESR'i dinlemeleri degil. Piyasa ekonomisine soldan bakanlarin devlet politikalarini temelden etkilemeleri de en azindan uretimin cogunun yapildigi ulkelerde su anda mumkun gozukmuyor (zaten uretim yapamayan ulkelerin herhangi bir anlamda komunist olmalari bile kisa vadede birseyi etkiler mi bilemiyorum). Benim korkum fikri mulkiyet lobisinin devletleri etkileyip nispi hurriyetleri dahi kismasi. Bunu ABD'de kitap vs. telif haklarina yapilan uzatmalarda gorduk. DMCA vs. kepazelikler de kanunlasabiliyorlar. Ilacta merkezi bir sekilde sosyalize olan ve/veya ozel sigortaya duzen zorlamasiyla baglanan insanlar soyulduklarinin farkinda dahi olmadan zenginlik yok eden ve bir ucu fikri mulkiyete dayanan bir duzenin icine cekiliyorlar. Bence bu konulara GPL/BSD ekseni uzerinden bakip orada durmak bizim genis anlamda tehlikenin ne oldugunu kacirmamiza sebep olabiliyor (sefalet'i tenzih ediyorum, onun kacirdigini zannetmiyorum).

0
sefalet

Söylediklerine katılıyorum, her ne kadar aykırı görüşlere sahip olduğum söylensede bazen (başkalarına göre tabi) militan bir bakış açısına sahip değilim veya öyle olmak için bir sebep göremiyorum(görseydim olurdum yani)

Açıkcası her ne şekilde olursa olsun üretmeyenin yanında üretenin söz söyleme hakkı daha çoktur.O yüzden bugünün bilişim kültürü ve o kültürü yaşatan ortam ne şekilde olursa olsun, bunlar üreten insanların eseridir.Bizim yaptığımız sadece olması gerekeni düşünüp ona göre bir tasarımda bulunmak.Gelişmenin ana güç kaynaklarından biri de bu değil mi (hem bilinç hem teknik için)

Bu bakımdan şöyle ne geriye ne de ileriye bakmayıp, bulunduğumuz noktaya yoğunlaşırsak söylediklerinize neden katıldığımı açıklamam daha kolay olur.

Günümüzde teknoloji o kadar yaygınlaştı ve hızla değişiyor ki dışardan biri baksa şöyle görür heralde; milyarlarca insanın yaşadığı bir ortam ama ortam o kadar hızlı değişmekte ki insan denilen canlı teknik ve onun köklerindeki fikirlere alışmaktan veya anlamaktan bir haber yalnızca hızın peşinde ona uyum sağlamaya çalışıyor.

Dallandırıp budaklandırmadan şöylede söylenebilir, çözülmesi gereken bir bulmaca var ve siz onun başına oturmadan evvel bir ağır siklet boksörü tarafından kum torbası vazifesi görmüşsünüz.Artık sizin için çözülmesi gereken bir bulmacanın önemi kalmamıştır sadece gidip gelen bir bilinç ve açı hissi vardır.

İşte günümüz insanının talihsiz durumu buna benziyor, hızla yayılan ve hayatımızın en üçra köşelerine kadar giren bir değişim rüzgarı içinde kim neyin ne olması gerektiğini düşünecek zamana ve güdüye sahip olabilir ki.

Özet olarak bulunduğumuz noktaya bakınca bende olan bitenin devrimsel bir hareketle ters yüz olacağına yada bilinmez yerlerden beklenmedik şekilde başlayıp yayılan bugünün dünyasına bir karşıt fikir-eylem birlikteliğinin doğacağına ihtimal vermiyorum.Hız buna izin vermiyor malesef.O yüzden ister soldan ister sağdan olsun fikirler, görüşler havada kalıyor.

Ama kesinlikle çaresiz bir durum resmediyorum sanılmasın.Durumun tespit edilmesi çabası yalnızca.

Daha konu çok uzayabilir ama güncel bazı tartışmalara atıfta bulunarak bağlamaya çalışayım.Hız dedik, bilinçli kavrayışı engelliyor dedik, değişimler bilinçli değil ağırlıklı olarak istem dışı oluşacak demeye getirdik.Zaten etrafımızda olup bitenler de bunun böyle oluğunun açık kanıtları.

Peki ne yapmalı?

Burada reçete yazıcak ne haddi ne de öyle bir gücü kendimde görmüyorum ancak aklıma geleni söyleyebilirim.Madem hızlı bir trende gidiyoruz ve pencereden hızla geçen görüntülerden bir anlam çıkarma isteği ile yanıp tutuşuyoruz.Ama tren o kadar hızlı ki görüntüler bir birine giriyor ne yapabiliriz, trenden mi atlayalım?Tabiki hayır.Ama bu böyle sürüp gidemez bu hızda ilerlersek neyi kavrayıp bilincimize aktarabiliriz.

(bu noktada aklımda garip çelişkiler devamlı pişpirik oynuyor , nasıl bir çevrede yaşıyoruz? bundan onbin yıl önce yaşamış bir insandan daha mı çok bilgiliyiz?hangimiz televizyonun, telefonun, bilgisayarın, radyonun, arabaların, yazılımların, mikrodalganın ve bunların altında yada üstünde olan kavramların anlamına erişebiliyoruz?insanoğlu binlerce onbinlerce sene yıldızlara baktı merak etti, çözmeye çalıştı, günümüzde eski insanların belki bilmek için canını verebileceği şeyleri biliyoruz (veya bilgisine sahibiz) kaçımız biliyor yeryüzünde? kaçımız evren-bilimin yanından geçtik?bir yerlerde var bu bilgi. ama bu hızın içinde bir yerlerde doğru cevabın olduğunu bilmek artık yeter mi oldu acaba bize? pişti pişti pişti..., sigortalar attı burada o yüzden parantezi kapatıyoum)

Kısa bir nöbetten sonra tren mevzusuna dönebiliriz.Treni yavaşlatmakta söz konusu değil çünkü bilindiği gibi artık değişim ve gelişim bizim irademiz dışında, kendi karmaşık düzeni tarafından yönlendiriliyor.Biz sadece ona ayak uyduruyoruz onu yönetmiyoruz.Biri bir görüntü aktaran alet icat ediyor biz yüz sene tartışıyoruz bunu ne için kullanalım diye bu arada boş durmuyoruz başkalarının evini , yaptıklarını gözetlemek için kullanıyoruz aleti.

Yavaşlatmak elimizde değilse kendimiz ve trenin diğer yolcuları için tek çıkış yolu hızla geçip giden görüntülere daha fazla yoğunlaşmaktır.İnadına ve azimle daha fazla zaman ve güç sarfetmeliyiz bu iş için.Kendimiz dışındakilere bir öğüt vermek gerektiği zaman bunu söylemeliyiz; geçip gidiyor demeyin daha iyi bakın.

Stallman ile Raymond'ın haline getirip bağlamalı artık.Stallman der ki; dikkatli bakın pencereden, zorlansanız da deneyin, görmeye çalışın. Raymond der ki boşverin dışarısını, açın bilgisayarınızı para kazandıracak yeni şeyler kodlayın.

Biraz fazla gaddar betimlemiş olabilirim sonuçta bu adamların uzmanı değilim, benimki izlenim sadece.Ama dikkat çekmek istediğim nokta etik değerler, kavramsal yaklaşımlar vs. nin çok önemli olup, tekno dünyanın hızından uzaklaştırarak bize bilinç katacak yegane alanlar olduklarıdır.(aslında burada direk olarak dünyayı ve kendimizi anlama çabası olan Felsefe'yi kastediyorum)O yüzden bu fabrika böyle daha iyi üretir diyenden çok bu fabrikayı işletmeye gerek var mı? yada başka tür bir fabrikaya mı gerek var acaba? diye sorana daha kulak kabartırım.

Bu kadar yazmamdan ve konuyu sakız gibi uzatma çabamdan "bm" dolaylı olarak sorumludur belirteyim. :)
0
bm
Açıkcası her ne şekilde olursa olsun üretmeyenin yanında üretenin söz söyleme hakkı daha çoktur.

Dogru. Musteri olduklari zaman haric tabii, o zaman uretimi yonledirebiliyorlar. (Bu RMS icin de dogru, cebinizde onun ve kadrosunun ilgisini cekecek kadar para ve sonuclarin GPL olacagi vaadi ile giderseniz bir suru sey yaptirabilirsiniz. Tabii bunu yapacaklar Gabriel ve JWZ'nin emacs/lemacs/xemacs macerasini bir okusunlar once).

Günümüzde teknoloji o kadar yaygınlaştı ve hızla değişiyor ki dışardan biri baksa şöyle görür heralde; milyarlarca insanın yaşadığı bir ortam ama ortam o kadar hızlı değişmekte ki insan denilen canlı teknik ve onun köklerindeki fikirlere alışmaktan veya anlamaktan bir haber yalnızca hızın peşinde ona uyum sağlamaya çalışıyor.

Bunu buyuk olcude basin sisiriyor bence. Orta halli son kullanicinin menziline yeni seyler giriyor ama bugun 'en yeni' diye pisirilip bizim endustrinin boyali basininda manset olan seyler pek de yeni seyler degil aslinda. 80lerde veya 90larin basinda mesela bir Sun veya SGI'in karsinina oturmus olanlar o gunden bugune lokal LAN veya internet uzerinden yapabildigimiz seylerin kitlelere yayilmasi disinda neyin cok degistigini bir dusunsunler. Ben web haricinde pek birsey bulamiyorum teknolojik acidan (sosyal acidan da oyle ahim sahim seyler yok olanlar ise uzunca vadade makine basinda gecirilen zaman arttikca ortaya cikacak. Katedral/pazar yeni birsey degil, GPL'deki yenilik hukuki acidan copyleft, paylasim degil vs. vs. Ama IM ile 'arkadas' buluyorum diyenler, zamaninda bilgisayara dokunan teknik alanlarda akademik calisma yapan 40-50 yaslarindaki kadinlarla konussunlar bakalim teller uzerinden birseyler yapma tesebbusu yeni miymis diye). Bu acidan bakinca salim kafayla dusunecek firsatimiz var, bunu cok sayida insanla beraber yapabilmek de bu teknolojinin yayginlasmasi nedeniyle mumkun. Ustelik salim kafayla dusunmemiz gereken fikri mulkiyet yazilim fikri mulkiyeti mi, o da tartisilir. Biz MEB ihalesindeki yazilimi konusurken devletin izin veren makaminin ikna olmak icin okudugu dokumanlari 'unutmasi' anlamina gelen bir veri korumasi isi gundemimize bile giremedi! Cok hizli gelisen ve kacirdigimiz sey teknolojiden ziyade guc odaklarinin devletlerin yaptirici gucunu kullanip (geriye donuk kanunlar dahil) bilgi kullanimini kisitlama cabalari. (Bu konuda aslinda okumus sol (- bazi sendikalar vs.) ve klasik liberaller (- Randcilar vs.) ayni tarafta gorebildigim kadariyla.)

Yavaşlatmak elimizde değilse kendimiz ve trenin diğer yolcuları için tek çıkış yolu hızla geçip giden görüntülere daha fazla yoğunlaşmaktır.İnadına ve azimle daha fazla zaman ve güç sarfetmeliyiz bu iş için.Kendimiz dışındakilere bir öğüt vermek gerektiği zaman bunu söylemeliyiz; geçip gidiyor demeyin daha iyi bakın.

Buna tamamen katiliyorum. Gecip giden tren cok hizli degil, bu yapilabilinecek birsey. Gozumuzun de ticari iliskimiz yoksa uzerinde pek kontrolumuz olmayan kisi/kurumlarin uzerinde degil, otoritesini prensipte bizden alan guc odaklarinin uzerinde olmasi gerektigini dusunmeliyiz biraz da belki.

Biraz fazla gaddar betimlemiş olabilirim sonuçta bu adamların uzmanı değilim, benimki izlenim sadece.Ama dikkat çekmek istediğim nokta etik değerler, kavramsal yaklaşımlar vs. nin çok önemli olup, tekno dünyanın hızından uzaklaştırarak bize bilinç katacak yegane alanlar olduklarıdır.(aslında burada direk olarak dünyayı ve kendimizi anlama çabası olan Felsefe'yi kastediyorum)

Ikisi de aslinda kendi hayat tarzlari ve goruslerini giydirip onumuze koyuyorlar bir yerde. Bilerek veya bilmeden seffaf sekilde propagandaya kactiklari da oluyor elbette. Felsefe konusunda mutabikiz bence. Burada bir ek vazife belki genclerdeki heyecani kirmadan bu insanlarin haksiz, yanlis (hatta kotu manasinda 'taraf') olabileceklerini hissettirmek. Bizim memleketimiz icin bu cok daha onemli, cunku bizim genclerimiz kuvvetli karakterli ve tutarli argumanlarla tartismayi bilen yuzlerce kisinin oldugu bir ortamda tanismiyorlar bu insanlarla. Bahsedilen kavramlar zaten bu cografyaya yabanci kavramlar, belki sahte doktor raporuyla eve kapanip calisarak girdigi universitede fotokopi kitapla yetisen genclerimiz (mesela) RMS gizlilik anlasmasini imzalamadim cunku paylasmama mani oluyordu[1] deyince 'imzanin haysiyeti'ni, 'hukuk mekanizmasinin islerligi'ni, 'fikri mulkiyet'i mi dusunuyorlar yoksa Fenerbahce (belki saibeli de olsa) gol attiginda hissettikleri 'biz buyuguz ve hakkimiz olan maci kazaniyoruz' tipi birsey mi hissediyorlar acaba?

Bu kadar yazmamdan ve konuyu sakız gibi uzatma çabamdan "bm" dolaylı olarak sorumludur belirteyim. :)


Kismen de olsa bu sekilde yazacak kadar kistkirtabildigime ne kadar memnun oldum anlatamam.

[1] Bir iki Turkce yazismada o Xerox printer NDA'sinden bahsedildigini gorunce bu aklima geldi. Bu tur anlasmalar genelde 2-3 sene icin yapilir. (Daha uzun olmamasi icin bilgi paylasimi disinda sebepler de var: kimse sirtinda bin sayfa gizlilik anlasmasiyla dolasmak ve her imzanin digerlerinin uzerine gelmesini istemiyor.) O ozelde durum nedir bilmiyorum tabii, ama hikayeyi okurken kisitli zaman oldugunu farzederek okumak lazim. O da oranin fikri mulkiyet felsefesine cuk oturan bir duzen aslinda, RMS'in simdilerde yabancisi oldugu birsey de degil cunku Aladdin Ghostcript boyle 'bir sene sonra GPL' seklinde bir lisansla dagitiliyor[du?].
0
axanc
doğrusu bu olayın ne zaman olacağını merak ediyordum. sonuçta bu insanlar kod yazmaktan para kazanmak istien, kişiler.. :)
0
spinodal
Konu burada tazeyken slashdot'da şöyle bir haber [yro.slashdot.org] var. Miranda ekibinin Miranda IM kaynak kodu GPL ihlali ile kullanılmış ( iddialarına göre [blog.miranda-im.org] içine spyware eklenerek).

Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Özgür Yazılım Dergisi

wetware

Kısa bir zaman önceye kadar Özgür Yazılım dergisinin yeni sayıları ücretliydi. Daha çok okuyucuya ulaşmak için şimdi tamamen ücretsiz. Yani "free as in free beer" ;)
http://www.freesoftwaremagazine.com. Güzel okumalar.

SCO: ''Solaris GPL olamaz.''

yuxel

Sun, bir süre önce Solaris 10'u GPL (uyumlu) yapacaklarını açıklamıştı. Ancak SCO, "Solaris'de hala GPL'e uymayacak kodlar var" diyerek tepkisini gösterdi.

DotGNU Ortaklaşa Kodlama Yarışması Başladı

FZ

Free Software Foundation, bünyesindeki GNU projesinin bir parçası olan DotGNU Projesi kapsamında uluslararası ve tüm programcılara yönelik ödüllü bir yarışma düzenliyor.

Yarışmaya katılan programcılar DotGNU Portable.NET System.Windows.Forms C# sınıfları bölümünü tamamlamak için yarışacaklar. Yarışmanın hedefi kapalı kodlu olan kitaplığın açık kodlu ve her sistemde çalışabilir halini somut olarak hayata geçirmek.

Neden Linux, Neden Özgür Yazılım?

sundance

22 Nisan gecesi, irc.freenode.net'de fazlamesai kanalında takılırken, birden bir hareketlenme oldu ve Unix'in temelleri, GNU hareketi, Linux derken spontane olarak uzunca bir seminer ortaya çıktı.

Umarım seversiniz. Bu türden seminerler vermek isteyenler için de Fazlamesai'nin kapıları hep açık. Seminerin Bilgi Üniversitesi Linux Eğitimi'nin ilk dersinde verdiğim OpenOffice Presenter formatındaki hali burada (500~KB).

Ne demiş büyüğümüz, 'Gel, gel, kim olursan ol, ama öğrenmek istiyorsan gel' ;)

Bitkeeper Bitti

wetware

Bir süre önce Linux'un geliştirilmesinde BitKeeper adlı kaynak kontrol programı kullanılmaya başlanmıştı. Bitkeeper özgür değildi. (Yani free speech'teki gibi bir free yoktu)

Ama özgür yazılım/Açık Kaynak kod projeleri için bedavaydı. (free beer'da oldugu gibi)