Bedavacılık, GPL, Efsaneler, Hurafeler

0
anonim
Barış Şimşek'in blogunda dolanırken çok ilginç bir yazıya denk geldim. Başlık "Bedavacılık, GPL, Efsaneler, Hurafeler"

http://www.enderunix.org/simsek/

Oldukça uzun ve etkileyici. Biraz insafsızca eleştirmiş ama doğruluk payı da yok değil.

Sanırım opensource geliştirmeden önce tartışacağımız çok konu var.
Alntı:

"Ben GPL lisansini Turkiye'de kullanildigi haliyle etik bulmadigim gibi gelistiricilerin haklarina bir saldiri olarak gormekteyim."

"Korsan yazilimla, lisanssiz yazilimla herkes mucadele etmeli. Lisansiz yazilim, korsan yazilim, emeginin karsiligi verilmemis yazilim tipki vergi kacirmak gibi bu ulkenin zararinadir."

"Birilerinin gece emegi uzerinden baskalari konusmasin. Hamasi edebiyat yapip "yasasin gpl" demesinler. Kendileri 1 yilini ayirip bir yazilim gelistirsinler, eminim ki bu sozu demeden once sapkalarini onune koyup dusunecekler."

Görüşler

0
FZ
Benim takıldığım bir nokta var, söz konusu yazı da dahil sanki tartışmaların büyük kısmı havanda su dövmek gibi. Hiç kimse ekonominin dışında değil (değiliz) ve hepimiz de o ekonomiye göre bir şeyler yapıyoruz. Evet, Stallman hiçbirimizin askerlik arkadaşı değil. Hiçbir şey düşünmeden yaşasın GPL! diyen insanları özel olarak hedef almak ne kadar anlamlı bilmiyorum çünkü hiçbir şey düşünmeden yaşasın XXXX! diyen herhangi birine de benzer eleştiriler söylenebilir.

İşimize geldiği yerde GPL kullanırız, işimiz gelmediği yerde kullanmayız. Sorun nedir?

AB bağlamındaki şu yazılım patent mevzusunun yazılımın telifi, lisansı ile ilgisi olmadığı defalarca belirtildi, bizzat bu mevzuların içinde olan insanlar tarafından. Bunda sorun ne?

Uzun lafın kısası, yazılımı geliştiren üzerinde tüm haklara sahiptir ister açık kod yapar, ister BSD, ister GPL, ister gider turşusunu kurar, ne isterse yapar yani.

Daha önce de "bilgi paylaşıldıkça artar" sözü ile ilgili bir şeyler yazmıştı Barış Şimşek. Eğer bu tür yazılarında biraz daha somut bir hedef gösterirse, gerçekten kendisini rahatsız eden somut uygulamalardan bahsederse o zaman anlamak çok daha kolay olacak.

Ticari bir yazılım geliştirecek kadar zekası ve bilgisi olan bir insanın bu işin ticaretini de üç beş düşünebileceğini var sayabiliriz herhalde. Gerçekten de GPL lisansı kullanmak istemiyorsa (neden istesin ki, durduk yerde, tabii eğer GPL lisanslı tonlarca yazılımdan faydalandı, oradan kodları aldı ise o ayrı, bunun da bin türlü detayı var, öyle değil mi?) ve hukuki olarak bir sorun yoksa (sorun olabilir de olmayabilir de, bunu da zaten FSF ile bağlantılı hukuki merciler takip eder) istediğini yapar. Bu soruya cevap vermesi gereken insanlar söz gelimi GNU/Linux tabanlı muhasebe uygulamaları geliştirip bunu GPL ile sunan insanlardır diye düşünüyorum, ne de olsa muhasebe programları akla ilk gelen ve çok satan türden son kullanıcıya yönelik, para getirme imkanı yüksek olan uygulamalar.
0
misafir
Bize düşünmeyi, öğrenmeyi öğütleyen bu yazı acaba neden özgür yazılımın sadece ekonomik yönüne değinmiş diye düşünmeden edemiyorum. Özgür yazılım herşeyden önce bir yazılım geliştirme modelidir. Ciddi özgür yazılım projelerine baktığımızda, neredeyse hiçbirinin tek bir kişinin bir yılını ayırarak yaptığı projeler olmadığını görürsünüz. Üstelik yazılımın özgürlüğü sadece kollektif kod yazmaya hizmet etmez, aynı zamanda kollektif hata ayıklamaya da hizmet eder. Linus'un kanunu şöyle der: "Given enough eyeballs, all bugs are shallow" yani "Yeterince göz yuvarlağı varsa bütün hatalar sığdır". Aytıntılar için bakınız: E.S.R., "The Cathedral and The Bazaar".
0
misafir
Bedavacılığı özgür yazılım bağlamında şöyle yeniden tanımlayabiliriz: Kullandığınız özgür yazılım ürününde bir hata bulup bunu geliştiricilere bildirmemek, ya da düzeltecek bilgiye sahipseniz, bir yama yazıp paylaşmamak.
0
turkix
Barış Şimşek, bu ülkedeki en önemli açık kaynak yazarlarından. Açık kaynağa hevesli her gencin, Barış Şimşek'in "kaleme aldığı" bu samimi yazıyı okumadan, hayatıyla ilgili kritik bir karar almaması gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü dergi editörleri vs biraz fazla pembe tablolar çiziyor insanların gözünde; ama gerçekte açık kaynak bi fedakarlık işi, ve bu fedakarlık bazen canınızı sıkabilir bu gerçek. Bakın, Miguel de Icaza bile açık kaynak kod yazarak para kazanmanın yollarını anlatmaya çalışan "pis yalancı :P" FSF misyonerini, Bilgi Üniversitesi'nde nasıl dağıtmıştı!
0
vst
"Pis yalancı :P FSF Misyoneri" ibaresi yanına binlerce gulen surat da konulsa en ufak bir sevimlilik ifadesi kazanamaz.

Ayrıca "dağıtma" gibi bir durum da söz konusu değil. Hatta akşam yemekte masada gülüp koklaşıp muhabbet ettiler ve birçok konuda da hem fikir oldukları belliydi.

Mevzu GPL olarak lisanslanmış yazılımlardan pazarlama usulü ile para kazanılıp kazanılmamasıyla ilgili bir şey. Greve de Icaza da bunun cevabını çok iyi biliyorlar. Icaza para kazanılmaz derken CDye yazıp satmaktan bahsediyor, pazarlama usulü. Greve ise böyle bir ayrım yapmıyor ve genel anlamda GPL lisansı ile üretilmiş yazılımlardan para kazanılacağını söylüyor.

Trajikomik olan şey ise Icaza ile muhabbetimizde ettiği bir söz: Hayatımın geri kalanında çalışmamı gerektirmeyecek kadar çok para kazandım. Bu parayı GPL olarak ürettiği Mono ve Ximian Desktop ürünleriyle Novell'in aklını çelerek sattığı Ximian firmasından kazandı.

Icaza ayrıca (Raymond'un aksine) GPL düşmanı da değil. Salondaki tepkisi daha çok Greve'nin üslubu ile ilgiliydi.

Durup duruken suni kamplaşma yaratmaya ne gerek var? Icaza da Greve de demorat, alanlarında yeteri kadar başarılı, zeki ve kültürlü insanlar. Greve'nin sözcülüğünü ettiği kuruluş Avrupa Parlamentosu'nun Patent Yasasını geri çevirmesinde önemli bir rol oynamıştır. Dünyanın böyle fikir adamlarına ihtiyacı varken, biz onlara tü-kaka diyoruz, bilip etmeden...
0
turkix
Gülüşüp koklaşmaları aynı fikirde oldukları anlamına mı geliyo? Icaza o toplantıyı terketti hatırlarsan.. O çıktıktan biraz sonra ben çıktım ve en az 1 saat konuştum kendisiyle; Greve'miydi neydi o misyonerin yalancı olduğunu kendi söyledi bana. Bilip bilmeden konuşmayalım. Ayrıca konuşmalarda da onu dağıtmak istediği gayet ortadaydı. Zengin olman gerçekleri görmemene sebep olacak diye bişi yok, bunun trajikomik bi yanı yok; Miguel de Icaza kendi diyo; Novell bizi satın almasa Ximian'la aç köpek (bkz: mübalağa) olurduk diye.
0
loker
FZ'e katılıyorum. Konunun 'ticaret' yönü ön plana çıkartılmaya çalışıldığı zaman tuhaf olaylar oluyor. GPL bir tercihtir, eden eder, etmeyen etmez. Özgür yazılımın tek modeli GPL olmadığı gibi yazılım geliştirmenin tek modeli de özgür yazılım değildir.

Bu noktada lisanslar arasında bir karşılaştırma ya da GPL'in kendi başına eksiği/fazlası gibi konularda yorum yapmak istendiği zaman bir nevi akademik form tutturulması ve belirli bir hedef açısından bu lisans(lar)ı incelemeyi öneriyorum. Daha somut ve mantıklı bir yol yakalarız gibi geliyor bana...
0
vst
Katılıyorum. Zira Özgür Yazılım Derneği GPL3 sürümünü çıkartacak. Kendilerinin de gelişen süreçte pratik anlamda tavır değişikliği söz konusu olabilir. Bu da çok normal...
0
nitrium
Açık kaynak kodlarını hepimiz kullanırız. Hatta gerektiği zaman açıp kaynak kodlarından esinlenip üzerine katma değerimizi koyup yeni şeyler ortaya çıkarırız.

Eğer bunu ticari amaç güderek yapıyorsak önümüze ister istemez sorunlar çıkıyor. Şimdi kod açık kaynak ve GPL lisansıyla korunuyor. O zaman bunu ticari yapamazsınız. Teknik olarak yaparsınız ama istemezsiniz. Barış'ın da dediği gibi kimse ticari sırlarını vermek istemez.

O yuzden GPL ticari işler için kullanılamayan bir lisans. O zaman para ödenerek GPL kodlaması yapılması biraz mantıksız geliyor. Böyle de olmuyor zaten.

BSD lisansı çok daha hür bir lisans. Lisansın başında bir iki kısıt haricinde bütün olarak özgür. O da nedir ki? Bu koddan kaynaklı zararlar için BSD sorumlu değildir. Çok açık ve olması gereken.

Ek olarak, Ticari bir şekilde kullanılabilen bir lisans. Hem açık kaynak hem de ticari kodlamaya izin veriyor.

Peki yazıyı çok ticari olarak ele almış diyen arkadaşımıza bir soru: Lisans zaten ne için vardır ki? Süs olsun diye mi konuyor kodların tepesine? Pek tabiki ticari amaç için kullanılır lisans denilen şey :)
0
Ragnor
Sorun şu GPL ticaret yapma demiyor. Diyor ki ister ticaret yap ister yapma bu kodu aç ki "ÖZGÜR" olsun, kalsın, olalım, kalalım :). Bu kadar basit. Yani işin temelinde her kodun açık olması var, ama herkes uymadıkça işleyemiyor bu güzel ütopya... :(
0
vst
"GPL ticari anlamda kullanılamaz" diyorsunuz. Ya etrafınıza bakmadan konuşuyorsunuz, ya da siz olayı yanlış anlamışsınız.

GPL ticari yazılımlarda da kullanılır. Ne demek kullanılmaz. GPL şartlarını sağladıktan sonra, destek vererek, fiziki ürünlerin içerisine koyarak, üzerinden hizmet verilerek gayet güzel kullanılıyor.

"GPL ticari değildir" yerine şu ifadeyi kullanmalısınız: "GPL ile müseccel ürünleri lisanslayamazsınız." Arada hem hukuki hem de pratik anlamda çok ciddi farklar vardır.

BSD'ye gelince. GPL'den hür ne demek? Kodu kapatma imkanı sadece bir serbestilik sağlar. Bunun özgürlük ile alakası yok. Seneler önce "Özgür Yazılım"a "Serbest Yazılım" diyen dernekler bile hatalarını farkedip iki kelime arasındaki farkın ciddi bir fark olduğunu anladılar. Şu ibarelere dikkat çekerim: "Kodu kapatma serbestisi" ve "Kodu kapatma özgürlüğü". İkisi farklı şeylerdir, özgürlük ifadesi pratk uygulamaya indirgenip parçalanamaz. Tavır ile ilgilidir, içsel bir kavramdır.

Şahsen GPL ile BSD arasında tercih yapabilirim. Gerekirse BSD'yi kullanabilirim, gerekebilir de. Ancak, bu onun GPL ve temsil ettiği anlayışı BSD ve onun temsil ettiği anlayıştan daha az özgür kılamaz. Ha, öte yandan aksi de iddia edilemeyebilir. Subjektif yaklaşmamak gerekir.
0
Ragnor
Anlaşılan beleşçilere, başkasının emeği ile ortalıkta "açık kod" (özgür yazılım değil, kalmadı özgür yazılım diyen pek kimse :( ) diye yırtınan gaza gelmiş kitleye karşı bir yazı. Bu konularda da haklı.
Yine de hatalar var. Mesela GPL için kominist diyor. Oysa GPL tam anlamı ile Anarşisttir. Bu özelliğide belkide onun tek zayıf noktası. Çünkü GPL'de Anarşizm de olduğu gibi 1,10,100 hatta 1000 kişinin anarşist olmasıyla Anarşizmin yaşanmasına yetmiyorsa, aynı şey GPL lisanslı yazılımlarında sorun yaşamasına neden oluyor. GPL bence lisanstan çok yazılımlar ütopyanın hedef standartları. Bilmiyorum belkide bu benim idealist, anarşist yanım ile alakalı ama böyle düşünüyorum.
Yazıda diyor ki GPL yazılımı geliştiriciden alıp kullanıcıya veriyor. Ama madalyonun öteki yüzünde az önce yazılımını veren geliştirici şimde de kullanıcı olup GPL bir yazılıma kavuşuyor. Ha tabii diğer yazılımların hepsi GPL lisanslı olmadığı için bu çoğunlukla böyle olmuyor ama ne yapalım.
Açıkcası birçok kişi sevmesine rağmen ben sevmiyorum BSD lisansını. Benden herşeyi alıyor, bana hiç birşey vermiyor. Ne anladım bu işten? Anlayan biri varsa açıklayabilir mi?
Diğer proje bazlı lisanslara gelince, onlarda ne yazık ki piyasa şartlarına teslim olup özgür yazılımı onlara göre uyarlıyor, ellerine açık kod geçmiş oluyor.
Bunlar benim görüşlerim, katılmayabilirsiniz ama birşey var ki Özgür yazılımla ilgili derdim benim yazılımın özgür olması idi, Yoksa kodu açmışsın açmamışsın cidden umursamıyorum. Ama açık kod'un taviz veren yapısı her ne kadar onu popüler yapsada Özgür Yazılım düşünü yıpratıyor.
Bunlarda benim fikirlerim. Niye bloguma yazmıyorum ki bunları? Şimdi kim uğraşacak, sonra copy&paste ederim belki...
0
oktay
Yaz arkadaşım bloguna. Bak ben yazdım oldu mesela :)

http://konspyre.org/blog/index.php/konspyre-tr

oktay
0
bm
Okudum elinize saglik. Bahsettiginiz BSD TCP/IP - MS isinde belki hatirlanmasi gereken o kadronun zaten sirketler istedikleri gibi kullansinlar diye o kodu urettigi. Onlar kaliteli bir TCP/IP stackinin yaygin olarak kullanimini amaclayan bir kadroydu. Amac o olunca kimin o kodu kullanarak para kazandigi onemli degil. Simdi buna bir referans bulamadim ama Apache icin buldum:

"This type of license is ideal for promoting the use of a reference body of code that implements a protocol for common service. This is another reason why we choose it for the Apache group - many of us wanted to see HTTP survive and become a true multiparty standard, and would not have minded in the slightest if Microsoft or Netscape choose to incorporate our HTTP engine or any other component of our code into their products, if it helped further the goal of keeping HTTP common."

Brian Behlendorf. Tamami (yazida da alinti):
http://63.249.85.132/open_source_license.htm

0
AC
Bence de.. Bakın bir tane de burada var mesela :)
0
Ragnor
Yazdım birşeyler.

http://ozanemirhan.blogspot.com

0
bm
Bu konuda cok kafa yoruluyor ama cehaletim icin affiniza siginarak herseyden evvel tespit edilmesi gerektigini dusundugum birseyi sorayim: GPL TC'de gecerli mi? Nereden biliyoruz gecerli oldugunu?

Diyelim ki GPL'li bir yazilimi aldim, biraz mincikladim kapattim, satiyorum. Bandrol bilmemne ne gerekliyse onu da yaptim diyelim. Satin aldiktan sonra "aaa bu bilmemnenin GPL'li programi yahu" dediniz, eklerim dahil kaynak kodunu istediniz benden. Vermedim. Lisanslayan gurubun yurt disinda oldugunu dusunelim ustelik. Ne oluyor o zaman? Emsal bir dava var mi?

Memlekette kanunen veya efektif olarak gecersiz bir lisansin faziletini mi konusuyoruz diye merak ediyorum.
0
vst
Abi, sanırım haklısın. Neticede GPLin Türkçe tercümesinin başında da resmi tercüme olmadığını söylüyor. Tek tercüme bu olduğuna göre, resmi bir GPL lisansı ülkemizde mevcut bile değil.

Öte yandan Almanca tercümesine baktım: Türkçesinde olduğu gibi orda da hukuki bağlayıcılığın İngilizce versiyonunda olduğunu söylüyor. Bu da belki uluslararası hukuk ile ilgili bir şey olabilir...
0
AC
GNU GPL'in hiç bir çevirisi(Almanca dahil) resmi çeviri olarak kabul edilmemektedir.
Bunun sebebi olarak bir lisans çevirisindeki en ufak bir hatanın hukuki boyutta nelere yol açacağını düşünebilirsiniz.
0
loker
GPL Türkiye'de bir feragatname niteliğinde işlevsellik kazanabilir. Normal şartlar altında, bunu belirtseniz de belirtmeseniz de telif hakları ve benzeri hukuki normlar sizin fikri ürününüzü koruma altında tutmaktadır. Siz yazdığınız yazılımı GPL ile yayınlarsanız, GPL şartlarına karşı taraf uyduğu sürece sizin de maraz çıkartmayacağınıza dair bir güvence vermiş olursunuz. Mahkemelik olduğunuzda karşı taraf sizin GPL lisansını tercih etmiş olduğunuzu öne sürer ve talep ettiğiniz şartlara uyduğunu böylece aranızda bir hukuki anlaşma doğduğunu savunabilir. Bence kazanma şansı da yüksek olur.

Tersinden gidelim, GPL ile bir kod yayınladınız ve birisi aldı 'üstüne kondu', siz de mahkemeye gittiniz. Karşı taraf GPL dese olmaz, ona zaten uymamış. Telif hakları dese olmaz ona da uymamış. Geriye ne kalıyor? Ne savunacak? Bilgisayar mühendisliği, matematik vs. bölümlerin devlet üniversitelerinde görevli akademisyenlerinden bilir kişi tayin eder kodları karşılaştırırsınız eğer gerçekten kodunuz kullanıldıysa adam GPL hükümleri doğrultusunda olmasa da ceza-i müeyyide ile karşı karşıya kalır.

Bir de Almanya'da GPL'i hukuk metni olarak tanıyan federal mahkeme kararı var. Bu gelişmenin nasıl gerçekleştiği incelenerek Türkiye'de nasıl yapılabileceği izlenebilir.

Ama pratikte baktığımızda GPL olarak Türkiye'de geliştirilmiş, ticari değer içeren (araklanabilecek bir unsuru olan) ne proje biliyorsunuz?

Bağımsız projelerin çoğu zaten özgür yazılım camiasına hitap eden işlev ve içeriklere sahipler. (Uludağ projesi kapsamında geliştirilenler örneğin) Muhasebe programı vs. ticari hedeflere yönelik hazırlanan projelerde ise henüz araklanabilecek bir teknoloji geliştirilebildiğine denk gelmedim. Yani hukuki yönünü bırakın, fiilen henüz gerçekleşme şansı olmayan bir ihtimalden bahsediyoruz gibi geliyor bana.
0
bm
Bana makul geldi dediginiz ama bunu bir avukattan duymak, yahut daha iyisi ictihat olarak gormek tabii daha iyi olurdu.

Memelekete bunlar olmaz demeyelim bence. Son kullanici platformu olarak Pardus veya baska bir KDE'yi on plana cikartan dagitim basarili olursa, Trollara para vermeden QT'ye linklenmis kapali kaynak yazlilimlar cikabilir mesela. Bu durumda Trolltech TC'de ne yapabilir? Ayni sekilde ama cift lisans sansi olmayan, icinde linux olan cihazlar var. Bunlarin GPL'e tabi kismini actirmak ne derece mumkun?

Ozellikle kodun sahibinin yurtdisinda oldugu durumlarda yazilim sektoru STK'lari tarafindan burada 'pis yabancilar teknolojimizi calmak istiyorlar' propagandasi yapilabilir gibi geliyor bana. O da isin kanundan ayri kismi tabii ama gucu oturmus bir telif hakki rejiminden gelen GPL, bu konular konusulurken 'bundan para kazanacak adami seviyor muyuz?' sorusunun yahut 'ama fakirler MS-Ofis kullanamaz o zaman' fikrinin on plana ciktigi bir memlekette mekanizma olarak yerine oturabilir mi kestiremiyorum. Bedava kisminin oturacagi kesin de 'ozgur' kismi icin pek aramizin iyi olmadigi kanun hakimiyeti gerekiyor.
0
robertosmix
Bir kere, GPL komünizm'dir, BSD kapitalizm'dir lafları çok eskide kaldı. Ayrıca arkadaşımızın bunları bu felsefelerle ilk tanıştığı gün ifade etmesi gerekirken bugün neden bunları ifade etme ihtiyacı duyduğunu anlamak zor.

Objektif olmak gerekirse, zaten Türkiye GPL, BSD lisansı ayrımı yapılmıyor ki. Kimse de anlamıyor zaten. Gidip GPL bir projeyi adını, logosunu değiştirip devlet dairelerine, arkadaşına, müşterisine satanlar çoğunluk neredeyse.

Hem kimse, "ya bu kodu projemde kullanamam çünkü bu GPL'dir" diye de düşünmüyor. Ayrıca bunu gerçekleştirdiği zaman bile, bunun kontrolü yapan mekanizma bile yok. Varsa söyleyin lütfen.

Hadi hepsi bir yana, "emeğin karşılığı alınmıyor" gibi bir düşünce bile başlı başına bir facia. Çünkü bir yazılım geliştirici bilmelidir ki, emeğe kendisin verdiği değerin hiç bir önemi yoktur, emeğin değeri daima üründen faydalanan çevre tarafından belirlenir. Türkiyede sen yazılım geliştirip (açık kodlu, kapalı kodlu farketmez) emeğimin karşılığını alamıyorum dersen (sen derken havaya konuşuyorum) sana bir tarafımla gülmem gerekir. Çünkü kime ne yaptığını bilmiyorsun demektir bu.

Apache Foundation'daki arkadaşlarımız açmı geziyor acaba? Yada diyelim FreeBSD takımı. Yada herhangi bir GNU.ORG'a bağlı herhangi GPL projesi geliştiricisi? Çoğu zevkine uğraşıyor -herhangi bir karşılık beklemeden, emeğim çöpe gidiyor diye ağlayıp sızlamadan- ve kalan kısmı da zaten foundation'lardan yeteri kadar kazanıyor.

Ha bizde şu sorun var. Foundation tam olarak nedir bilmeyiz. Örneğin bugün Havelsan birebir "foundation" tanımına eş gelir, asıl yapması gereken orduya ve devlete ücretsiz açık kaynak kodlu ürünler geliştirmektir. Ancak bügün Havelsan maalesef ordunun ve devletin kanını emen bir illetdir. Bunun gibi tonla vakıf var Türkiyede.

Biz bütün yazılım felsefelerini ithal ettiğimiz için aslında GPL, BSD, OpenSource gibi materyalleri anlamada güçlük çekmemiz normal. OpenSource adını duyan, hayrına iş yapan parasız yazılımcı kimliğini getiriyor aklına. Halbuki yok böyle birşey. Eksik olan yazılımcılarımızda değil eğitimsiz ve bilinçsiz sosyal örgütlerde, ve toplumun geri kalan kısmında. Bizdeki vakıfların başında genelde bunaklar, siyaset peşinde yada menapoz teyzeler heyecan peşinde koşarlar. Genç, dinamik beyinlerin oralarda işleri olmaz genelde. Ha bir kaç tane varsa da onlarda hafta sonları Kızılayda eylem yapmaktan öteye gidemezler. Oturup evlerinde iki satır kod yazmak zorlarına gider.

Öğrenci olan aile baskısından bilgisayar başına oturamaz, okulunu bitiren iş bulma derdine koşar, emekli olan hak yolunu arar, iki üç yere iş yapan yazılım evi kurar, beleşe nasıl program yazdırırım da üç beş yere daha satarım diye düşünür, üniversitelerde üç beş satır kod yazan hemen kendini kahraman ilan eder ve bırakır bu işleri, her sene yaşasın LINUX diye toplanılır kampüslerde ama bir allahın kuluda "bunları geliştirenler bu kadar sevinmiyor siz niye coşuyosunuz" diye sormaz, zaten aslında amaç ortam yapmak çalışılıyor ediliyor havası vermektir, böyledir Türkiyede.

Ha bazı cengaverlerde şekilde olduğu gibi bir noktaya geldikten sonra pes eder ve "başlarım böyle işe, ben para kazanmak istiyorum kardeşim" der birşekilde çıkar işin içerisinden. Haklıdır da. Ama ben bir yazılımcıdan şahsen daha kompleks bir yaklaşım ve öngörü beklerim. Tabii biraz da dirayet.

"Yok arkadaşlar tekrar düşünelim, bu iyi birşey değilmiş" demek biraz komik oluyor.

Hadi o bir yana, bir kısım cemaat de "Ya harbiden doğruymuş yaw" yada "zaten benim de aklıma yatmamışdı" yada "ne güzel yazıyorsun, yürü be koçum" benzeri ifadeler kullanıyor. Bunlara da artık ne desem bilmiyorum ki. Şimdi burada gülmek mi lazım, ağlamak mı?
0
vst
<blockquote>Objektif olmak gerekirse, zaten Türkiye GPL, BSD lisansı ayrımı yapılmıyor ki. Kimse de anlamıyor zaten. Gidip GPL bir projeyi adını, logosunu değiştirip devlet dairelerine, arkadaşına, müşterisine satanlar çoğunluk neredeyse.</blockquote>

Kimler bunlar, bir örnek ver bari... İtirazım var bu tarz kaynaksız tespitlere. Ama,

<blockquote>Hadi hepsi bir yana, "emeğin karşılığı alınmıyor" gibi bir düşünce bile başlı başına bir facia. Çünkü bir yazılım geliştirici bilmelidir ki, emeğe kendisin verdiği değerin hiç bir önemi yoktur, emeğin değeri daima üründen faydalanan çevre tarafından belirlenir.</blockquote>

Ağzına sağlık. Çok sağlam bir tespit.
0
robertosmix

<b>Kimler bunlar, bir örnek ver bari... İtirazım var bu tarz kaynaksız tespitlere. Ama,</b>

İçişleri bakanlığına ve Türkiye Bilişim Derneğine satılan doküman yönetim sistemlerini incelerseniz hepsinin KnowledgeTree (http://www.ktdms.com/) denen açık kaynak kodlu ürünün şekil ve şemal değiştirmiş olduğunu görürsünüz. Tabii bunun gibi daha çok var. Arkadaşların günahlarını almayalım. :)
0
vst
Yapma yahu... Aslında bunlar çok önemli şeyler. İlgili bilgi işlem yöneticilerinin bunu bilerek almalarını pek mümkün zannetmiyorum. Ama yine de kimsenin günahını almayalım :)
0
yetgin
Bu konuda söyleyebilecek, birşeylerim olduğunu düşünürken, önce yorumları okudum. Sonra siteye gittim ama maalesef yazı kaldırılmıştı. Yine de ilgili yada ilgisiz bir kaç balta sallamak isterim.

Bu alıntılar üzerinden yorum yapmak dogru degil, ama yorumlar alıntılara degilde genelde zaten soylemek istediklerim olarak algılanabilir:

1. BSD, GPL kıyaslaması yapıldığında, BSD tarzı lisansların daha özgür olduğunu düşünmüyorum. Denize donla giren adam heykeli yaptım, sen bunun bir kopyasını alıp kafasına bir çuval geçirebilirsin dediğinizde; tamam karşı taraf daha özgür oluyor, ama sizin sanatınızın da içine tükürmüş olmuyor mu? Bu özgürlüğü ancak, safdillerin yada sanat düşmanlarının işbirlikçilerinin vereceğini düşünüyorum.

Ha para kazanma ihtimaliniz daha yüksek, yada isim yapma(akademisyenler için çok uygun mesela); öylesine daha fazla talep var; isminizi duyurup başkalarına üzerine çuval geçirilmiş heykeller yaparken danışmanlık yapıp çuvalla para kazanabilirsiniz. buda işin başka yönü.

BALTA: OSI nin ve ESR(tamam cok hossohbet bir zat ama o kadar) nin safdil değil işbirlikçi olduğunu düşünüyorum.

2. Korsan yazılımla mücadelenin 'özgür yazılım türkiye'yi geliştireceğini düşünüyor, bizim arkadaşlar. Haklılar da. Tıpkı vergi kaçırmak gibi denince orada şüphelerim var. Eger mecbur kalırlarsa, vatandaşımın yüzde 90ının beleş yazlıma geçmektense gidip özgür olayan yazılım lisansı satın alacağı konusunda önsezilerim var. Bunu ispatlayamam tabii. Surası da bir gercek ki, verginin cogu, amerikan firmaları aracılıgıyla, ABD ye gidecek, onlarda silah harcamaları yapıp, bilmem hangi petrol ülkesinin, ortadoguda mı olur, asyada mı, güney amerikada mı artık, kendi çıkarları doğrultusunda ambargoya filan alıp, bilmem kaçyüzbin bebegin sırf ilaçsızlıktan ölümüne sebep olacaktır. Buda madalyonun bir başka yüzü.

BALTA: İsteyen emek ve karşılığı edebiyatı yapabilir tabii... Yada biz de yazılımcıyız felan deyip, empatiyi, bebeklerle değil; amerikan yazılımcılarıyla yapabilir.

(Yazılım sektörünün büyük parsası ABD'ye ait olduğu için tek onlar varmış gibi yazmakta sakınca görmüyorum.)

3. Birileri neden birilerinin emeği üzerinden slogan atamayacakmış. Böyle derken de, yine birilerinin emeği üzerinden akıl vermiş olmuyor muyuz? Yani bu emeğin tamamı size aitse onu bilemem.

Ha şimdiye kadar hiç özgür yazılım geliştirmedim. bunu söylemeye benim de hakkım yok değil mi? Pardon böyle yanlış oldu. Aslında 3-4 yıldır, özgür birşeyler geliştirmeye çalışıyorum. Ama başladğım 4-5 projeyi yarım bıraktım. Zaten keyif için ugrasıyordum, aldıgım tatmin, ogrendigim seyler yanıma kar kaldı. kendimi özgürlük savascısı filan gibi görmüyorum. Biraz keyif biraz da ego tatmini. Birara kendi java idemi yazıyordum. Yarıyı da gecmistim halbuki. Sonra ticari bir ideyle karsılastım. Yapmak istediğim seyi en güzel haliyle yapmışlardı.(IDEA) Oysa ondan önce onlarca IDE, editor incelemistim. Ozgur degildi ama simdiye kadar kullandıgım en iyi programdı. (IDEler içinde degil tüm programlar içinde) Madem yapılmısı var dedim vazgectim. Özgürlük için devam edilebilirdi. Ama ego tatmini tarafı kalmamıstı acıkcası. Ha crack ini kullanıyorum bu arada. Aman duymasınlar. Serdar Köylü üstat da umarım okumuyordur :) Param olsa verirdim. Hele bir kredi kartlarını kapatayım!

Bu arada bir projem devam ediyor. Tatilimi açık kaynak'a ayırdım. Ailem denize girerken ben kod yazıyordum . İnsallah bu ay sonunda yayınlarım. Birisi benden önce yapmaz/yapmamıs sa tabii. Ha bunu simdiden niye yazdım. GPL sevmeme ragmen, kullandıgım bütün kütüphaneler APACHE lisanslı oldugu için, APACHE lisansı kullanmayı düşünüyorum. Böylesi daha etik geldi.

4. Birilerinin ortaya komünizm yada sosyalizm yada anarşizm argümanlarıyla çıkıp, bir şeylere bok attıklarını sandıklarında acayip sinir oluyorum. Gecende mezunlar grubumda da vardı boyle bir denyo. Bu ideolojilere inanmayabilirsiniz. Ama siz inanmıyorsunuz, onlar inanmıyor, hatta milyarlar inanmıyor diye; fikirleri genellemeler üzerinden tu kaka ilan edip, sonra birilerini kategorize edip sınıflandırıp sonra da bu yanlıştır diyemezsiniz. Ütopist olmak bir suç değil. Solculuk adına PKK yı desteklemekle, yazılım ve fikir eserleri alanında solcu olmayı ayırt etmek lazım.
(Burada inanmayı tarafgir olmak anlamında kulandım)

Hacker Etiğini okumuşsunuzdur. Himanen orada komünizm le hacker etiğini bağdaştırmamak için baya bir lafı dolamış. Aynı zihniyet ve korkunun bir uzantısı bence bu. Serdar Turgut bir yazısında bizim vatandaşımız dünyanın en anti-komünist varlığıdır demişti. Kendisini de pek sevmem gerçi ama komik bir yazıydı. Hak vermiyor değilim. Eski üniversite modeli bilginin komünistçe yayıldığı bir modeldi. Bilim adamı bulurdu. İnsanlığın malı olurdu. Patentler vs derken işin çivisi çıktı. Artık kafası basan adamı firmalar satın alıyor. Malum M$ da yakın bir zamanda bir dünya akademisyeni üniversitelerden koparıp işe aldı. Serbest pazar filan iyi ama, teoride güzel laflar olan bazı şeyler, pratikte yürümüyor. Zaten bunlar teoriden uygulamaya geçmemiş. Ortada olan kaosun teorisi yapılmış. Örneğin AIDS in ilacını bulan dev bir bir ilac firması, aynı zamanda su an işe yaramayan ilacları hasta olene dekservet fiyatına satıyorsa, ve aynı zamanda AIDS in ilacını bulabilecek adamları satın alıp örneğin bulunan seyi kendine saklıyor yada bu adamları baska seylerle mesgul ediyorsa ne olacak?
(Laf lafı actı dagıttım bayagı...)

4. Bazen alanında iyi olan arkadaslar, ki burada alandan sadece yazılımı kastetmiyorum; hakettikleri ilgi ve imkanları elde edemeyince fikren ve dilleriyle agresif oluyorlar. Bu Türkiye'de sıkı rock müzik yapıp ilgi görmemekten şikayet etmeye benziyor. Arkadaşlar Türkiye'de rock müziğe olan talep belli. Eline gitar alıp Türküyü fantezi müzik formatında çalan, reklamı iyi yapılanlar; iyi rock müzik yapanlardan öne çıkacaktır. Türkiyede tek argüman, reklam ve kendini pazarlamadır. Sen iyi müzik yapar bar köşelerinde sürünürsün. Elin oğlu klibini parasıyla yayınlatır. Biz surada bir avuç kişiyiz, birbirimizi de biliriz.

Türkiyede bu işi ya prensip, ya keyif, ya (kendi kendinize) ego tatmini için yaparsınız; kusura bakmayın karşılığını da göremezsiniz. Kuru alkış olarak bile. Betofın bile olsanız, sizin yaptığınız müziği algılayacak ne kulak, ne müzik altyapısı var çevrede.

Yazılım alanında zaten ticari olarak bile dünayaya ne üretiliyor ki, bunun özgür tarafını tartışalım. Çevremde gördüğüm 100 programcıdan 90'ı ehliyetsiz, sekizi vasat. Çalışma şartları zaten kötü. Hevesi olanlarında özgür bir şeyler yapmaya mecali yok. Kendine zaman yaratmak için bile bir nevi hacker olmak gerekiyor. Hayat hacker'ı. Mirasyedi değilseniz tabii. Bu ortamda ne kadar üretilir ki özgür olarak, aralarından kaliteli olanlar sıyrılsın? (Bir şeyler yapmaya çalışan arkadaşların hevesini kırmayayım, duyamadıkları kuru alkışlarım onlarla, ama yalnızca o kadar.) Özgürlük adına üretim yapmak için biraz da özgür olmak lazım. Maalesef.

Daha çok şey söylemek isterdim, ama enerjim tükendi. Biliyorum, bir çoğunuzla ters düşeceğim. Ama rahatlamak için yazdımzaten bu kadarını, Türkiyede kimsenin bir tartışma sonucu bir şeye ikna olduğunu görmedim daha. yanlış anlama sonucu safları karıştırma durumu hariç. Ben farklımıyım onu bilmiyorum ama yine de fikirlerimin geçirdiği evrime baktığımda, ikna olabilen biri olduğum sonucuna varıyorum. (Çok yaşa superegom.)

Son olarak,
BALTA: Yaşasın GPL! Yürü be Stallman kim tutar seni!.. Simdilik emegim degilse de kalbim seninle.
0
FZ
Kolay kolay şaşırmam diyorum ama yine de şaşırıyorum. Ben de şimdi gidip siteye baktım ve yazının kaldırıldığını gördüm ama yorumlar duruyor. Sadece oradaki değil buradaki yorumlar da duruyor. Garip bir durum ortaya çıkıyor. İnsanlar birtakım eleştiriler getirmişler ama eleştiri hedefi olan eser "silinmiş" durumda. Sonuçta kişinin kendi inisiyatifindedir ve fakat hakikaten garip bir durum oluşturuyor ve pek çok yanlış anlamaya yol açabilir yazıyı görmeden eleştirileri okumak, bağlamı yakalamayı gerçekten çok ama çok güç hale getirir.

Gördüğüm kadarı ile şunlar yazılmış:

"8 Mayis 2005'te Acik kod hakkinda yazdigim bir yorum vardi. Onemli bir konuydu. Ancak arkadaslarim ve bazi akli selim insanlarin tavsiyesi ile bu yorumlarimi yayinlamaktan vazgectim. Gereksiz bir kavga ortami dogacagini dusundum. Maalesef Turkiye'de tartisma kulturu henuz olusmadi. Kor diyalogu seklinde tartismalar oluyor. Ayni yaziyi biraz daha insaf terazisinda tartip yeniden duzenledim. insallah yikici degil yapici bir etkisi olur."

Şimdi burada teknoloji, yazılım, ekonomi, vs. bir yana benim anlamadığım bir şey var. Gerek FM, gerekse özgün yazının bulunduğu blog'daki yorumlara baktım ve ne bir sataşma, ne bir hakaret gördüm. Bilakis, bazı insanlar birtakım somut gerçekler üzerinden eleştiri getirip bazı yanlışları düzeltmişler. Bazı insanlar da, saygıdeğer şekilde uzun ve detaylı eleştirilerini yayınlamışlar. Ortada ciddi bir tartışma ortamı olduğunu düşünürken, tartışmayı başlatan yazarın "Maalesef Turkiye'de tartisma kulturu henuz olusmadi. Kor diyalogu seklinde tartismalar oluyor." demesi bana pek gerçekçi gelmedi (tabii bambaşka sitelerdeki bambaşka ve kötü niyetli ya da saçma yorumlardan bahsediyorsa bunu bilemem, çünkü yine bunu belirtmemiş).

Şimdi düşünüyorum da, söz gelimi Paul Graham benzer bir tavır içinde olsa, yazdığı yazılara gelen binlerce eleştiri sonucunda "siz daha tartışmayı bilmiyorsunuz, çekiyorum yazımı!" deyip herhalde sitesindeki makalelerin yarısından çoğunu silmesi gerekirdi. Tartışma başlatmak kötü bir şey değil ki, hele de detaylı eleştiriler ve karşı eleştiriler geliyorsa. Sorun nedir?
0
vst
Sorun fikirlerin kayıtsız kabul görmemesinden başka birşeymiş gibi durmuyor. Yazık oldu yazıya...
0
bm
<i>...Türkiyede kimsenin bir tartışma sonucu bir şeye ikna olduğunu görmedim daha.</i>

Su asagida alintiladigim cumleniz konusunda belki sizi ikna edebilirim diye dusunuyorum.

<i>Surası da bir gercek ki, verginin cogu, amerikan firmaları aracılıgıyla, ABD ye gidecek</i>

Bir dakika, bu gercegi nereden teyid edebiliriz? Butce icin devletin acikladigi rakamlardan ilk ucunu soyleyeyim size:

Faiz gideri: 56.4 Milyar YTL (% 36.3)
Cari Transferler: 32.4 Milyar YTL (% 20.9)
Personel gideri: 31.9 Milyar YTL (% 20.5)

Kaynak: http://www.bumko.gov.tr/tasari/2005BTasari.pdf sayfa 17

Faiz giderinin cogu ic borca odenen faiz olmali. Cari transferlerin 20 kusur milyar YTLsi de SSK, Emekli Sandigi ve Bagkur aciklarini kapatmak icin. Dedigimi teyid etmek istiyorsaniz bunlar da netten bulunabiliyor.

ABD ile ticaret icin size eski bir rakam tablosu vereyim:
http://www.dtm.gov.tr/pazaragiris/ulkeler/abd/abd-tur-tic.htm

Butun bunlardan sizin yukarida soylediginiz cikmiyor. Iddia ABD bu sefer de gelip burada butce yapip devlete once personel aldirdi sonra hesapsiz sosyal guvenlik sistemleri kurdurdu, sonunda millet bunun parasini vermeyince devlet tahvili ihrac ettirip borclandirdi filan ise onu bilemeyecegim. Benim 38 yasinda emekli olmus tanidiklarim var, onlar bana pek Amerikali gibi gozukmuyor. Devlet dairesine gittigim zaman da bana hizmet eden memurlar memurmus gibi yapan Amerikali silah tacirleri degil (ama eger oyleyse bazi bu seyleri cok iyi acikliyor, ben hep bu kadar insan ne is yapar diye dusunmusumdur sagolun aydinlattiniz).

Saka bir tarafa, ortada bir seytan gorup her fenaligi ona yuklemek cekici de olsa dogru degil. Bizim kendi kendimize yaptigimiz kotulukler, hesapsiz isler, kandimiz soyleyip kendimizin inandigi yalanlar da var. Bir buyuk yabanci devletin seytan olmasi bizim kendi sorumlulugumuzu yok etmiyor.
0
yetgin
Öncelikle ifade yanlıslıgı için özür dilerim. Anlatmak istediğim sanırım "verginin çoğu" değil "vediğiniz paranın çoğu" olacak.

Yıllar İhracat İthalat
2003 3,788.0 2,904.3

Tabloya bakıp bunu gördüm. Yine de bu rakamların globalizm ekonomisi karmaşıklığı altında maskelendiğini düşünüyorum. Simdi Türkiyede Amerikan firmaları var. Bu konuda (ve hatta iktisatta zayıfım, imkanım olsa iktisat yüksek lisansı yapmak istiyorum) emin değilim ama diyelim ki FORD, OPEL, M$ turkiye ve bir dunya ABD kaynaklı sermaye iştiraki Türkiyede üretim yapıyor olsun. (Hatta Türk sandığımız firmaların Gizli/Açık ortağılar.) Bu firmaların yaptığı ihracat, vergisini TC alsa da gelir olarak para belirli zenginlerin cebine gidiyor. Ama bu cepler bizim ekonomimizin bir parçası değil. Hatta tayvanda üretilip ABD de satılan Nike ayakkabı, vergi ve istihdam kadar yarar Tayvan'a katkı yapar. Ama ihracat rakamı Tayvan ekonomisini, rakamın kendisi kadar büyütmez( mi? Yanlışım varsa düzeltin lütfen).

Öyle her şeyi bir şeytana yıkacak kadar sığlaşmadığım umuyorum. RMS de, Özgür Yazılım da, Açık Kaynak ta, bilgisayarda o şeytanın icadı değil mi zaten :)

- "Saka bir tarafa, ortada bir seytan gorup her fenaligi ona yuklemek cekici de olsa dogru degil. Bizim kendi kendimize yaptigimiz kotulukler, hesapsiz isler, kandimiz soyleyip kendimizin inandigi yalanlar da var. Bir buyuk yabanci devletin seytan olmasi bizim kendi sorumlulugumuzu yok etmiyor."

+1

Yine de, ortada bir şeytan varsa, şeytana şeytan demekten çekinmemek gerektiğini düşünüyorum. Şeytan olan ABD yada birer birer vatandaşları ve kurumları değildir. Ama Amerikanın toplamının dünyaya dayattıklarının bütünü yada bir kısmıdır. Kim aldığı Win lisansıdan elde edilen gelirin vergisinden ABD hükümetinin bir miktarını silah harcamasına aktarmadığını, ve o parayla alınmış bir merminin su an bir Iraklı üzerine sıkılmayacagını iddia edebilir ki?

Kendi adıma elimden fazla bir sey gelmiyor. Yabancı sigara içmiyorum. Alacagım malın aynı kalite muadili varsa yerli, yada hic olmazsa Türkiyede üretilenini tercih ediyorum. Bir de yeri gelirse, internet kıraathanesinde içimi döküyorum. Ama bu kadarının bir seye yetmedigi de ortada.

38 yasında emekli tanıdıkları kimin yok ki? Benim calıstıgı daireye ugramadan, maas aldıgını bildigim bankamatik memurları var. Ama bana hepsi Amerikalı gibi görünüyorlar. Yani bizi bir sıradan bir Amerikalı ne kadar umursuyorsa o kadar umursuyorlar, sıradan bir Amerikalının ne kadar katkısı varsa o kadar katkıları var...

0
bm
<i>Hatta tayvanda üretilip ABD de satılan Nike ayakkabı, vergi ve istihdam kadar yarar Tayvan'a katkı yapar. Ama ihracat rakamı Tayvan ekonomisini, rakamın kendisi kadar büyütmez( mi? Yanlışım varsa düzeltin lütfen).</i>

Ben de Ekonomist degilim, ama GNP ile GDP'nin (herhalde Garyi-safi Milli Hasila ile Gayri-safi Yurtici Hasila olarak tercume ediliyor?) farki orada benim bildigim. GNP'nin bunu gosteriyor olmasi lazim.

Memleketten ticaret harici bir para cikisi veya girisi varsa bunu da cari hesaba bakarak (acik varsa giris var) cikartiyorlar benim anladigim. Bu sene hem TC hem ABD disaridan sermaye girisi aliyor. TC icin 20 Milyar USD'ye yaklasacak herhalde. ABD icin 600-700 Milyar olmasi lazim. Turkiye'ye kim bu paralari getiriyor bilmiyorum (Eurobond satisi bu miktar degil ama ic borclanma tahvili aliyor olabilirler bilmiyorum), ABD onemli olcude bunu diger ulkelerin fazlalarini dolarda tutmalariyla beceriyor benim anladigim. Direkt yabanciya satilan tahville edinilmis devlet borcu var bunun icinde onemli oranda yani (oranini bilmiyorum ama rezervini dolar olarak tutanlar bunu yastik altinda saklamiyor ABD kagidi aliyor benim bildigim). Bunda isaret ettiginiz dogu Asya'nin buyuk rolu var. Japonlara ve Cinlilere trilyon dolardan fazla borclari var onlarin devletinin. Seytan veya degil, batik durumda o devlet aslinda ama kimse birsey caktirmiyor. Ingilizce biliyorsaniz kiskirtici bir calismaya link vereyim:

http://money.cnn.com/2003/05/29/news/economy/social_security_pain/

Bahsedilen makale:

http://www.aei.org/docLib/20030723_SmettersFinalCC.pdf

Bu arada tekrar hatirlatayim ben ekonomist degilim, anlamam etmem, kiraathane sohbeti olarak alin lutfen.

0
yetgin
Linkler için teşekkür ederim.

İnsanlığın ticari konularda vardığı soyutlamanın nirvanaya ulastıgını düşünüyorum. Bir ay çalışıyorsunuz, maaşınız bir bankaya yatıyor. Bir kısmını borsaya yatırıyorsunuz mesela. Daha sonra bir şeyler oluyor. Bir bakmışsınız firma batmış. Firma yerinde duruyor ama borsada bir gecede dibe vurmuş kapısına kilit vurmuşlar filan. Sizin paranız nereye gitti? Firmanın borclarına mı?

İkinci dünya savaşının sonunu bekliyor, vakadan kuvvetli bir halde cıkıyorsunuz. Devletler arası degis tokus için bir metaya ihtiyac var. İhtiyac oldukca basıyorsunuz. O kadar cok basıyorsunuz ki muz cumhuriyetindeki emekli teyzenin kaptıkaçtıya giden çantasında bile üç beş dolar var.

Bastınız harcadınız, bastınız harcadınız. Nereye kadar? Dünya doyana yada daha kredisi yüksek bir degisim metası çıkana kadar. Eh birileri Euroyu sürdü pazara. Dünya da doyuma dogru gidiyordu zaten.

Asıl ilginc olan II. dünya savasının düsman komsuları, Almanya Fransa, ABD-Japonya bir tarafta görünüyor! Hani olayları ekonomik baglamda degerlendirildiginde işine gelmeyince her sey ekonomi degil diyen arkadaslara lafım(Bu topictaki arkadası kastetmedim, oradaki baglam farklı). Her sey ekonomi degilsede, ekonomi cok sey.

ABD yüz yıldan fazladır dünyanın dört bir kösesinde aktif savasta. Bu kadar saldırgan bir devlet kültürünün zamanı gelince geri plana düsmeyi uslu uslu kabullenecegini sanmıyorum. Dünyanın gelecegi konusunda karamsarım. Zamanını bilemem ama haritaların bir gün yine toplu degisime ugrayacagını düsünüyorum.

Bakalım, insanlık simdiye kadar hep yenik düstü ama bu sefer bir ders almış mı...
0
bm
<i>Bir kısmını borsaya yatırıyorsunuz mesela. Daha sonra bir şeyler oluyor. Bir bakmışsınız firma batmış. Firma yerinde duruyor ama borsada bir gecede dibe vurmuş kapısına kilit vurmuşlar filan. Sizin paranız nereye gitti? Firmanın borclarına mı?</i>

Sizin paraniz size o hisseleri satan adamda! Piyasadaki diger oyuncular o sirketin degerini degisik gormeye baslamislar sadece. Iyice bos muhabbete donup anlayabildigim uc bes sebep soyleyeyim:

-- Siz sirket hakkinda yanlis degerlendirme yapmis olabilirsiniz.
-- Sirket piyasaya yaniltici bilgi vermis olabilir. (Bu ortaya cikarsa bayagi can yakiliyor).
-- Suru psikolojisiyle herkes yuksek degerlendirme yapaken, birsey olmustur insanlarin akillari baslarina gelmistir.
-- Hisseleri uzun sure elinizde tuttunuzsa, belki efekif olarak is verdiginiz sirket idarecileri sizin verdiginiz isi duzgun yapmamistir.
-- Devlet para pompalamaya finans piyasalarindan baslamistir, orada enflasyon veya 'kopuk' yaratmistir sonra takke dusup kel gorunmustur.

<i>ABD yüz yıldan fazladır dünyanın dört bir kösesinde aktif savasta. Bu kadar saldırgan bir devlet kültürünün zamanı gelince geri plana düsmeyi uslu uslu kabullenecegini sanmıyorum.</i>

Iyi de dunyayi birakin kendi milletine dahi iyilik etmiyor o devlet. Insanlari sonsuza kadar uyutmak mumkun degil, ozellikle ifade hurriyeti gelenegi olan bir yerde. Takip ediyor musunuz bilmiyorum, orada savas taraftarligi yapan asagi yukari butun yuksek tirajli serefsiz gazeteler simdi sanki kendileri 'valla inandirici bulduk' 'yapsak iyi olur, evet evet bizim icin tehlike' filan yazmamislar gibi idareye giydirmeye basladilar orada. Felaket bolgesine sevkedilecek askerlerin bir kisminin Irak'ta olmasi da dikkatlerden kacmiyor. "Bu yaptigimiz yanlistir' diyecek kadar bilgi sahibi olabilecek bir durumda degil oradakiler henuz belki ama 'bu yapilan islere gucumuz yetmiyor' demek icin delil geciyor ellerine.

Madem tahmin yapiyoruz ben de ekleyeyim. Ben de zamanini bilmem ama altinin onsunu bin dolarin uzerinde rahat goruruz. Bu arada bizim adet haline getirdigimiz sIkIstIkca 'ama bakin bize birsey olursa sizin icin cok fena olur' diye borc alma islerini de dev ekonomiler yapamaz, onlari kurtaracak daha buyuk yok cunku.
0
sefalet
Amerikan Ekonomisinin hali konusunda katılıyorum.İlk büyük afette etkiler görünmeye başladı bile.Bush'un en büyük destekçileri siyahların başına bu tür bir felaket gelmesi "etme bulma" sözünü akla getirmiyor değil.

Özellikle para konusunda da katılıyorum, aldığımız her dolar Amerikan Ekonomisine yapılmış bir katkıdır.Tabi bu konuları ihracat yapan bir Türk işadamına sorsanız tam tersini söyler hatta aman sakın yüksek sesle konuşma insanları yanlış yönlendirip dolardan soğutma diyebilir.(Dolar üzerinden ticaret yapmanın etkileri)

Ayrıca bizim aldığımız her doların ABD de basılmadığını da belirtmek isterim.Daha doğrusu ABD bastığı bu paraları içerde harcamaz yabancı ülkelerde kullanılması için özel basılır.Yanılmıyorsam aldığımız dolarların kağıt kalitesi bile az buçuk farklı.

0
loker
Benim bildiğim siyahların Bush dışında adaylara verilen oyların sayılmaması nedeniyle Florida'da mahkemeye gidilmişti. Fahrenheit 9/11 filminin başında temsilciler meclisindeki afro-amerikalıların kongre nezdindeki girişimleri bu konudaki durumu gösteren ve karşılığında nasıl tepkiler aldıklarını bütün açıklığıyla yansıtan sahneler içeriyordu. Tam tersini nereden çıkarttığınızı anlayamadım doğrusu, araştırabileceğimiz bir kaynak önerebilir misiniz?

Öte yandan A.B.D. ve felaketler arasındaki ilişki için 'etme bulma' güzel bir tabir oluyor. 6000cc. motor hacmi olan kamyonetlerden aşağısının kurtarmadığı paşalar küresel ısınmayı tanımadılar, küresel ısınma da onları ve süpergüçlerini tanımadı resmen... ama olan gene bu konuda söz sahibi olmayı başaramamış insanlara oldu...
0
bm
<i>Amerikan Ekonomisinin hali konusunda katılıyorum.İlk büyük afette etkiler görünmeye başladı bile.Bush'un en büyük destekçileri siyahların başına bu tür bir felaket gelmesi "etme bulma" sözünü akla getirmiyor değil.</i>

Cogu insanin dusundugunu ama soylemedigini soyluyorsunuz bence. (Bush'un siyahlardan oy aldigi dogru gelmedi bana, simdi usendim bakmiyorum ama onemli degil). Ama affiniza siginarak, FM'nin kardesce havasinda, kardesce bir uyarayim: bu hissiyatin bizim felaketten sonra "7,8 yetmedi mi?" diye pankart kaldirtan hissiyattan cok farki yok gibi. Hedefim siz degilsiniz gayet tabii, ama boyle olmayalim bu hislere kendimizi kaptirmayalim diyorum.

<i>Tabi bu konuları ihracat yapan bir Türk işadamına sorsanız tam tersini söyler hatta aman sakın yüksek sesle konuşma insanları yanlış yönlendirip dolardan soğutma diyebilir.(Dolar üzerinden ticaret yapmanın etkileri)</i>

Dolar bazli bir ciddi cokus olursa TL'nin ayakta kalip kalmayacagini zaten bilemiyoruz. Bir de bu risklerden kisa vadede korunmak icin bir suru turev enstruman var, buyuk paralarla is gorenler bunlari bilip aliyorlar. Euro'nun 70 kusur centten $1.25'e geldigini goruyor insanlar zaten, bizim lafimizla kimse dolardan sogumaz. Bu Avrupa'nin eknomik gucunden degil, dolarin zayifligindan oluyor. Benim luks tuketim endeksim ise (Maltepe sigarasi ve Taksim'de durum doner vs.) dolar bazinda 2002-2005 sonbaharlari arasi %250-300 civari artti.

Para basma konusunda dediklerinizi duydum ama dogrulugundan emin degilim. FED'in piyasaya para pompalama araci 'acik piyasa islemleri'. Yani ilan ettikleri faiz oranini tutturuncaya kadar para yaratip devlet kagidi satin aliyorlar (yahut satiyorlar veya daha az satin aliyorar faizi cikartmak icin). Orada ortaya cikan para finans sistemi icinde elektronik para, basilmasina gerek yok.

Bunlarin bir suru olcusu var, gizli filan da degil aslinda. Ilan ediliyor. Mesela bir olcu 95'ten sonra once borsalarda sonra diger piyasalarda (emlak vs.) olan sismeyi izah edebilir:

http://research.stlouisfed.org/fred2/series/M3/28/Max

Ama tekrar ediyorum ben ekonomist degilim. Neymis bu diye (ve yahu bana ne ediyor bunlar, basima ne gelecek diye) biraz bakmanin disinda baska birsey bilmiyorum.
0
sefalet
Yanlış anlaşılma olmasın kesinlikle New Orleans halkının başına gelenler iyi oldu diyecek kadar insanlığımdan uzaklaşmadım.Sadece İronik durumu ortaya koymak için söyledim.Sonuçta kendi oyunuzla seçtiğiniz hükümet size ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıyor aynı hükümet ki yine yaklaşık aynı çoğunluktan güç alarak ikinci kez seçildi ve insanlar Irak gibi bir olaya ve dünya kamuoyunun tepkisine rağmen bunu yaptı.İşin diğer tarafı o insaların dünya kamuoyundan bir haber olduğunu da belirtmek gerekir.Orda yaşayan akrabalarım "Felluce" neresi duymamışken bizler ve izleyen diğer ülkeler ezberledi.(ciddi düzeyde bir sansür bulunuyor ABD de)

Siyahların çoğunlukta olduğuna dair çok geçerli bir veri şuan veremem nerde okuduğumu bende unuttum belkide yanılıyorumdur fakat çok da mantıksız değil özellikle iki dış işleri bakanının siyah olduğunu düşünürseniz.(bu daha önce hiç olmadı sanırım)Amerika'da oy verenlerin deri rengi, güzellik hatta boy ölçüsü gibi ölçütlere göre seçimlerini oluşturduğuna dair bilimsel çalışmalar var.Genel kültür düzeyi ve televizyonlu yaşam biçimleri düşünülünce garip gelmiyor.(geçen gün internette dolaşan bir haberde ABD de yapılan bir araştırmada Amerikalıların yüzde 70-80 oranında hala güneşin dünya çevresinde döndüğünü düşündüğünü yazıyordu yanlış hatırlamıyorsam)

Para konusunda farklı düşünmüyoruz.Federal banka zamanında bizde pek çok defa yapıldığı gibi borçları ödemek için iç piyasaya para basması gibi bir durum yapmıyor on yıllardır bildiğim kadarıyla.Ama hiç para basılmıyor değil ve basılanlar ülke dışında kullanım için yapılıyorlar.Yani bir çeşit amerikan devlet bonosu ya da tahvili almış gibi oluyoruz dolar alınca.Amerikanın ekonomik gücü doların değerini tam yansıtmıyor, amerikan ekonomisinin üretim gücünden daha değerli durumda dolar.Bunun sebebi basit olarak ABD'nin güçlü ekonomisine güvenen (bunlar arasında çoğunluğu kendi değeri düşük yerel para birimine güvenmeyenler oluşturur) insanların gidip dolara yatırım yapması veya işlerinde doları aracı olarak kullanmasıdır.Bu olağan bir şey gibi görünse de bir şeyin olmayan değerini varmış gibi gösteren içinde yaşadığımız ekonomik sistemin bir çarpıklığı olduğunu düşünmek yanlış olmasa gerek.

Bu arada bende iktisatçı değilim kendimce yazıyorum siz konuyu açınca.
0
anonim
Bakın Serdar k
Köylü'ye gerek yok böyle bir durumda tepki almak için. Evet bende pek çok kez korsan program kullandım. Eğer hiç bir alternatifim yoksa belki gene kullanırım. AMA 3-5 satır fazla kod yazmamak içinde gidip bir programı cracklemem. Onun maddi gücüm yeten muadili neyse onu satın alır veya kullanırım. Eğer bir bigo (birleşik geliştirme ortamı ) yazmaya niyetlenmişseniz pek çok bigo'yu incelemişsiniz demektir. Ben yinede birini önermek isterim. Adı MyEclipse ( www.myeclipseide.com ) ihtiyacınız olan pek çok şeyi içerdiğini tahmin ediyorum. Ben şu an demo sürümünü kullanıyorum ve bir aksilik olmazsa sürenin sonunda lisansını alacağım çünkü sadece yıllık 29$ (ve halen öğrenciyim). Evet belki idea çok daha güzeldir ama şu an için mali durumum buna uygun. Gidip başka bir bigo'yu çalmaktansa satın alabildiğimin en iyisini kullanmayı seçiyorum. Ama sonuçta her şeyde olduğu gibi buda bir tercih meselesi.
0
yetgin
Mesele ihtiyaç gidermekse Notepad/vi kafidir.

Bir sayfa yazı yazmıstım, susma hakkımı kullanmaya karar verip sildim. Haklısınız, tercih meselesi. Pişman degilim. (Korsan kullanıcı, flaşlar patladığında bir eliyle gözlerini kapatmış, diğer eliyle zafer işareti yapmaktadır :p )

Sayın Serdar Köylü'nün adını latife olsun diye anmıstım. İstemeden saka degil kaka olduysa kendisinden özür dilerim. Bu cevabı asıl bu özür için yazdım.
0
BBK
Sn. Barış Şimşek "Oturup aylarca-yıllarca uğraşıp program yapsanız GPL mi seçmezsiniz" demiş, ben direkt GPL seçerdim diye düşünüyorum. Zira anlattığı gibi BSD yaparsam yazısında anlattığı üzre farkedip kapan şirketin eline geçip de ticari kod olacak ve üstelik finansal açıdan da bana bir artısı olmayacaksa, ben de bir şirketin alıp kâr etmesindense yazdığım kodları GPL yaparım, ama readme sine vs. GPL den BSD lisansına geçmek için bana başvurun demeyi de ihmal etmem.. Zira para kazanmak gerek, madem ekonomiyi gözardı edemiyor muşuz..

Benden başka projeye katkısı bulunanlar da ya patch (yama) yazmıştır, ya bug fix (hata tamir) etmiştir vs., onlardan da rica minnet lisansın GPL den BSD ye geçmesine itirazım yoktur onayını alırım ümitli isem projemden..

Bilmem demek istediklerimi anlatabildim mi..
0
robertosmix
Barış kardeşimizin yazısını kaldırması çok enteresan bir durum. Yapılan davranışın arkasında durma gibi bir ciddiyeti ve karakteri kendisinde bulamadığımdan dolayı çok üzüldüm. Kaldı ki kendisini seven insanlarda varmış o kadar.

Yarın öbürsü gün, barış denen muhterem, yazısının bazı yerlerini değiştirip yapılan yorumlara karşı "yok ben öyle birşey demedim" tarzı bir yaklaşımda da bulunur. Hadi hepsini geçtim, yorumu yapan kimse de yer yer yalancı durumuna düşebilir.

Yarın ciddiye alınmamaya başlarsa, yazık etmiş olacak kendisine.

Bir de tabi burada kendisi şöyle bir yanılsamaya düşmüş olabilir. Dünyanın kendi etrafında dönüyor olması gibi. Halbuki burada yorum yapanlar, yazı barış kimsesi tarafından yazıldığı için değil, fikiri/fikirleri kabul etmediği için yorum yapıyor. Şahsen ben kendisini tanımam. Ciddiye de almam. Ancak burada ciddiye aldığım FM ailesi ve oluşan sinerji.

Daha önce de çoğunluk benimle bazı ekipler ve açık kod yazarları için tartışmıştı. Ben tekrar söylüyorum... bu adamların sırtlarını çok sıvazlıyorsunuz çook.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Ergenekon'da Bilgisayar Bulguları Kanıt mı?

sosgezbir

Basında "Ergenekon" adıyla bilinen "Ümraniye Soruşturmasında" aramalar sonucu onlarca kişinin ve bir televizyon kanalıyla bir derginin ve bir partinin gerek bilgisayarına gerekse sadece sabit diskine el konuldu.

TBMM Teknoloji Komisyonu Üyesi, Endüstri Mühendisi ve Bilgisayar Yazılım Uzmanı Seyhan, 4 Aralık 2004’de kabul edilen 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134’üncü maddesine göre hákim ya da savcı kararıyla elektronik ortamdaki kayıtlara veya bilgisayarlara el koyulacak ise yedeğinin alınması, bu yedeğin de adli makamlarca veya polis tarafından mühürlendikten sonra kişiye veya avukatına verilmesi gerektiğini söyledi.

Devlet ÇEAŞ'ın şifresini çözemedi

sundance

HaberTürk'de yeralan habere göre, el koyulan ÇEAŞ'ın abone bilgilerinin tutulduğu AS400 sistemi bilinmeyen kişilerce sabote edilmiş ve sisteme şifre konulmuş :))) Sözkonusu şifre çözülemediğinden şu anda abone bilgilelerine ve kayıtlara ulaşılamıyormuş.

Yazık...

Bilişimciler ihracatı dörde katlayacak!

FZ

Bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteren yüzde 100 Türk sermayeli 8 şirket, stratejik işbirliğine giderek, bilgi birikimi, deneyim ve teknolojik güçlerini Platform 360 adını verdikleri yeni bir oluşumda birleştirdiler. Platform 360 çatısı altında, GVZ, Infotech, KoçSistem, Mobilera, Netsis, Obase, Prizma ve Soft şirketleri yer alıyor.

Türkiye’nin bilgi teknolojilerinde sahip olduğu entelektüel sermayeyi yurt dışına açmak vizyonuyla yol çıkan Platform 360, sektöre örnek bir işbirliği modeli oluşturuyor. Ortaklarının toplam bini aşkın çalışanı ve 170 milyon doların üzerinde cirosu bulunan Platform 360, ulusal ya da uluslararası pazarda faaliyet gösteren her sektördeki müşterisinin tüm bilgi sistemleri ihtiyaçlarını tek noktadan karşılamayı hedefliyor.

AB ve Dünya Bankası fonlu projelere verecekleri teklifler ve kazanacakları projelerle bilişim ihracatının artmasında öncülük yapmayı planlayan Platform 360’un ihracatta hedeflediği öncelikli ülkeler arasında Rusya, Kazakistan, Azerbaycan, Ukrayna, İran, Suudi Arabistan, Mısır, İsrail, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Hollanda, KKTC, Afrika ülkeleri ve ABD yer alıyor.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com

Bu Cuma OOXML'e Hayır Deme Şansı!

zekzekus

Bu haberde bahsedilen OOXML konusu ile ilgili olarak, Özgürlükiçin.com e-posta listesine atılan bir mesaja dikkat çekelim:

Dijital Ayrımın Önüne Geçebilmek...

FZ

Bilgisayarsız bir hayatı düşünmek zor ancak ABD gibi bir ülkede bile halen teknolojiye erişip onun nimetlerinden faydalanabilenlerle buna sahip olamayanlar arasında büyük bir boşluk var. Annie E. Casey Vakfı tarafından son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre düşük gelirli bölgelerdeki ailelerin %84'ünün çocukları bilgisayar sahibi değil. Bundan ötürü bilgiye erişim ve diğerleri ile kolayca iletişim sonucunda edinecekleri bilgisayar becerileri ve bunların getireceği fırsatlardan mahrum kalıyorlar.

Teknoloji hızla yaygınlaşsa da kütüphaneler ve okullardaki bilgisayarların sayısı bu açığı kapatmak için yeterli değil. Yapılan çalışmalara göre kendi evinde bilgisayara ve Internet'e erişebilen bir çocuğun kendine güveni artıyor, yeni beceriler kazanıyor ve öğrenme konusunda proaktif yaklaşım geliştirmesi, keşfetmeyi öğrenmesi mümkün olabiliyor.

Yukarıdaki sözler yabancı bir siteden çevrildi. ABD'deki durumun çok iyi olmadığına bir işaret. Böyle bir durumda, Türkiye gibi gelir dağılımı çok daha dengesiz bir ülkenin durumunun da bu bakımdan pek parlak olmadığı su götürmez. Biz ne yapabiliriz bilgisayarı ve Internet erişimi olmayan çocuklarımız, gençlerimiz için? Bu konuda çalışan organizasyonlar kimlerdir ve şimdiye dek ne tür çalışmalar yapılmıştır? Çocukların evlerinden Internet'e erişmeleri ve ufuklarının genişlemesi için, bu ülkenin en sağlam hazinesi olan genç beyin çokluğundan faydalanması için ne tür adımlar atılabilir somut olarak?