Türkün Matematikle İmtihanı

0
FZ
Aziz Nesin'in ruhu aramızda yaşıyor. Üniversiteli gençlere yönelik bir matematik yaz okulu düzenleyen Prof. Dr. Ali Nesin'in başına gelenler herhalde pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.

Bu sayede yurdumuzdaki savcılık, jandarma ve orman görevlilerinin de matematiğe ne denli meraklı olduklarını ve halk sağlığını ne kadar ciddiye aldıklarını bir kez daha görmüş olduk.
Konunun detaylarını merak edenler Radikal'deki Kur bir matematik köyü gör başına neler gelir! ve Matematikçiler ayakta başlıklı dudak uçuklatan haberleri okuyabilirler.

Devlet görevlilerinin gençlere ve üniversite hocalarına karşı bu göz yaşartıcı yakın ilgisi, şefkati ile fezaya gitmemiz, nurlu ufuklara yelken açmamız elbette ki artık sadece bir zaman meselesidir.

Görüşler

0
mnc
Şok oluyorum böyle şeyler okudukça.
Bilim ve irfan yetişiyor belki dünyanın en kıymetli bilgilerini keşfedecekler engel oluyoruz.
"Gelişicez de ne olcak" zihniyeti resmen.
Ah ben orada olacaktım Atatürkçülükten vuracaktın.
Asker değil mi ? Sen nasıl atatürkçüsün ?
İlmi sınırları aşmış olan medeniyetler bilimi, bilgiyi geliştirene olanaklar kapısını ardına kadar aralıyor da böyle oluyor. Biz neden yap(a)mıyoruz ?
Lanet olsun
0
Tarık
Ali Nesin "sonradan okunur da tatlı görünür be, kendimize yontalım aycık" demediyse yazılanlar birebir hilafsız doğruysa ki muhtemelen doğrudur. Yazıklar olsun bu zihniyete be, birileri çıksın eli ayağı düzgün işler yapmak için, sınırlarını koruduğun ülkende mevcut olmayan eğitimini zenginleştirmek için çalışsın didinsin, ter döksün, dünyayı ayaklandırsın, seferber etsin sen gel silahınla, bürokrasinle engeller koy. Sonrada gel ben görevimi yapıyorum de. Bu kadar ahlaksızlık olurmu yahu. Sen kimsin kardeşim beynini çalıştıran adamlara engel oluyorsun. Hangi zeka kırıntısıyla ne mantıkla yapıyorsun bu görevi? Görev, vatan koruması, vatan sevgisi nedir? Kınıyorum bu zihniyeti ve anlam veremiyorum artık bu ülkenin tutumuna...

yazık vallahi yazık ne zaman aşacağız biz bu şeyleri?
0
rafet
Sirf Aziz Nesin dusmanliginin, egitim dusmanliginin
sonucu.Turkiye'yi satiyorlar, kimsenin sesinin ciktigi
yok.Biraz iyi birseyler yapmaya kalk, hemen basinda biterler.
Develikten kurtulamayacagiz bu gidisle.
0
Walleq
Bürokrasinin gerektirdiklerini yapmış arkadaşlar hah. Ülkemizde yıllardır bu durum var ve kimse bunu düzeltmeye çalışmıyor. Halbu ki yanlışların en büyüğü bürokrasi ile başlayıp bürokrasi ile bitiyor. Herkes istediği gibi at koşturuyor. Ülkemin her kurumu benim toprağım üzerinde söz sahibi, birgün orman bakanlığı, bir gün jandarma, bir gün milli eğitim. Artık bu kendilerince denetim yapan kurumların denetlenmesinin zamanı gelmiştir. Başıboşluk ve düzensizlik bu kurumları bu hale sokmuştur. İlgilenmeleri gereken önemli konuların neler olduğu hatırlatılmalıdır. Matematik köyü gibi oluşumların sayısının arttırılmasına katkı bulunmalarının kendilerine olabilecek yararları hatırlatılmalıdır. Çocuklarımızın daha iyi bir eğitim görebilmeleri bu tip kar amacı gütmeyen oluşumlar sayesinde daha da mümkündür.

Bundan sonra daha yaratıcı ve geniş düşüncelerle hareket edebilmemiz dileğiyle.
0
yetgin2
Kardeşim, kuran kursu, dini eğitim kampı değil ya. (Dağda taşta açılan izinsizlerinden bahsediyorum.) Önce ahretlerini kurtarsınlar, sonra matematik öğrenirler. Hem ne o öyle kızlı erkekli! Zina yuvası mı orası? Kesin bir şeyler dönüyordur.
0
Zebani
Kur'an kursu olunca da şeriatçı (sanki şeriatçı da öcü demek neyse o başka bir bahis) eğitim kampı diyorlar... Birşeylerle karşılaştırmak yerine direk eleştirirseniz daha verimli olur diye düşünüyorum...
0
yetgin2
Öyle zaten. Bildiğim şeyleri bana anlatmayın, kaldım öyle yerlerde çünkü. Nurculara dokununca siz alınıyorsanız, Atatürk'e deccal dendiğinde biz alınıyoruz...
0
bm
Nurculara dokununca siz alınıyorsanız, Atatürk'e deccal dendiğinde biz alınıyoruz...

Matematik ogrenmenin sizi bizi olmasa; mesela Nurcu 'bu isin dini olmaz' deyip Nesin Vakfi'na yardim etse; onlar da 'gelin, burada basortunuze de ellenmez, mescit icin yer de ayrilir' dese ;bu alinmaya, gucenmeye, tedirginlige filan harcanan enerji faydali bir ise harcansa? Boyle olmadigini biliyorum ama niye olamamasi garantiymis gibi davraniyoruz onu bilmiyorum. Dunya barisi, esitlik, ne bileyim aclarin hemen doymasi filan gibi degil ki bu? Anlayan varsa bana da anlatsin.

0
yetgin2
Ben matematik kampına zorluk çıkaran devletin, dağda taşta açılan yurtlarda dini/nurcu eğitim kampları yapılmasına ses çıkarmamasından bahsettim. Ki nurcuların da adını vermeden yapmıştım onu. Konuyla da son derece ilgili. Kimsenin kimseye şiddet uyguladığı, misal bıçakladığı filan yok. Fikri tartışmanın sertliği; ki o bile yok sadece küçük bir iğneleme var; bir de ben anlayabilsem siz neyin avukatlığını yapıyorsunuz?

Ne kimse namaz kılmasın, ne kuran öğrenmesin diyorum. (Ki benim bildiğim kamplarda Kuran da öğretilmiyor...) Kafadan bir kategorizasyona uğradığım belli. Yoksa namaz kılmayı bilirim, kuran okumayı da. (Kılmamayı tercih ediyorum, o da benim kişisel tercihim) Ama bu birilerinin devlet desteğiyle koyun yetiştirdiği gerçeğini değiştirmiyor. Aynı devlet matematik kampına bin bir türlü zorluk çıkarıyor. Konu bu.
0
bm
Fikri tartışmanın sertliği; ki o bile yok sadece küçük bir iğneleme var; bir de ben anlayabilsem siz neyin avukatlığını yapıyorsunuz?

Acaba yazdigimda bir avukatlik yahut baska bir sinsi/gizli neyse maksat olmamasi mumkun degil midir? Ne bileyim kimin avukatligi oldu simdi? Ihtimaller nedir?

0
yetgin2
Atatürke deccal diyen bir öğretinin 6 milyon olduğu söylenen sempatizanlarının desem :)

Aradan laf seçmeye devam edecek misiniz? Siz inanıyor musunuz, Atatürk'ü önder olarak görenlerle deccal olarak görenlerin; (fikri manada) uzlaşabileceğine. Bakın bu adamlar böyledir deyince; gelin canlar bir olalım deyip susmaya ikna olmalı mıyım? Hemen konuyu kişilerin dini inanç özgürlüğüne çekip bel altından vurmuş olmuyor musunuz?(Avukatlık buradan geliyor) Kendime mi saklayayım yani fikirlerimi? İstediğiniz bu mudur?
0
bm
Atatürke deccal diyen bir öğretinin 6 milyon olduğu söylenen sempatizanlarının desem :)

Hah, benim baktigim yerden bakiyor olsaniz, deli olmaniz lazim gelirdi bunun boyle oldugunu dusunmeniz icin. Zaten su imayi anlayabilmem sunun surasinda bir senelik hikaye (evvelce 'nereden cikti ve kimdir bu adamlar' filan derdim icimden). TR'de universite ortamindan ayildigimda Kenan Evren hala cumhurbaskani idi, zottirik zengin cocuklarina musallat olan Adana Hoca (daha ismi degismemisti) da en etkili adamdi bulundugum okulda. Dolayisiyla sizin veya cemaat orgutlenmesinin ayyuka ciktigi zamanlarda okullarda dolasanlarin lak diye anladiginiz seyleri, ben ancak 'olsa olsa' diye dusunerek anlayabiliyorum.

Aradan laf seçmeye devam edecek misiniz? Siz inanıyor musunuz, Atatürk'ü önder olarak görenlerle deccal olarak görenlerin; (fikri manada) uzlaşabileceğine.

Hayir inanmiyorum, ama fikirlerin statik olmasi gerekmedigini, kutuplasmanin ayrismaya donusmemesinin iki tarafin fikriyatina da kismi evrim gecirtebilecegini dusunuyorum. Daha dogrusu bu niye olamaz onu anlamiyorum. Dedigim de oydu zaten. En azindan aklimdaki oydu.

Bakın bu adamlar böyledir deyince; gelin canlar bir olalım deyip susmaya ikna olmalı mıyım?

Yoo, ama o konusmanin insanlari nereye vardirdigini da merak etmiyor degilim.

Hemen konuyu kişilerin dini inanç özgürlüğüne çekip bel altından vurmuş olmuyor musunuz?(Avukatlık buradan geliyor)

Anladim simdi, ama niyetim o degildi. Nasil iki kutup olunmaz diye dusunurken aklima geldi ve dusundum ki ozel bir kamp olduguna gore 'bizi almiyorlar' veya 'biz ibadet edemiyoruz' sikayetlerinin olmasi gerekmiyor. Onlar oradan cikti.

Kendime mi saklayayım yani fikirlerimi? İstediğiniz bu mudur?

Susun demis miyim size? Oyle bir ima oldu ise -- ki kastim o degildi -- ozur dilerim.

0
Zebani
sorun burda. arkadaşım. sen siz biz onlar siz biz diye görmeye devam ettikçe de anlaşma bir birini anlama olmaz. olamaz. empati diye bir kavram üretilmiş ben de işe yarıyor belki siz de işe yarar. zaten bildiğini iddia eden adama birşey öğretmek kimin haddine. ayrıca benim kimseye bir şey öğretmek gibi bir iddiam yok. sadece kafatasçılığı ve yaftalamanın olmadığı bir ülkede ve bu ülkenin insanlarıyla yaşamak istiyorum. Bu ülke de mümkünse ülkem ve canımdan çok sevdiğim vatanım olan Türkiye olsun istiyorum. Demagojiye daldı diyecek birileri o yüzden susuyorum. iyi günler...
0
yilmaz
İnşaat kaçakmış.
0
ysa
Mecidiyeköyün göbeğindeki taş yapı inşaatı da kaçaktı unutuldu gitti. Geceleri bile devam ediyor artık.

Hep gitmek istediğim bir okuldu yaz kampı. MD sayesinde lisede nefret ettirilğim matematiği sevdim ve matematik bölümüyle çift anadal yapma çabaları içine girdim. olmadı tabiki. Ama dünya bir fizikçi kazandı. Yaşasın bilim =)
0
coskung
Şirince'deki arkadaşlarla haberleşiyordum. Mühürleme sonrası eğitim durmamıştı zaten. Binaların mühürlenmesi sonrası dersler dışarıda yapılıyor, geceleri de çadırlarda kalınıyordu. Bu sabah (çarşamba sabahı) aldığımız haberlere göre mühürler sökülmüş. En kısa zamanda binalara dönüyorlarmış.
0
Tarık
"inşaat kaçakmış" demek ne kadar gülünç biliyormusunuz? Hemen şimdi aklıma gelen ilk yeri söylüyorum hemde İstanbul' da, hmmm Ümraniye/Alemdağ.

Gidin bakın bakalım hangi ev kaçak değil. Benim orda kirada bulunduğum süre içerisinde hangi orman arazilerine ne kaçak inşaatlar yapıldı, nasıl ağaç kıyımları vardı, inşaat hafriyatları nerelere nasıl dökülüyordu.

Neyse sanırım Türkiye'de yaşamıyorsunuz ya da yaşadığınız yer Türkiye' nin sınırları içerisinde ama değil.

Kişisel konuşmadım, tartışma yaratmak değil amacım.

saygılar...
0
SHiBuMiGo
Ümraniye'de kaçak yapıların inşa edilebiliyor olması, Ali Nesin'in ya da başka bir vatandaşın da kaçak yapı inşa edebileceği anlamına mı geliyor? Ya da örneğin kaçak bir bina satılmak için yapılıyorsa ahlaksızlıktır ama matematik köyü kurmak için yapılıyorsa ahlaksızlık kabul edilebilir mi?

Bence ahlak sisteminizi gözden geçirmenizde fayda var

Sevgiler
0
Tarık
Alakalandırma ve sonuca varma mekanizmalarında hala sorunlar görüyorum. ilginç... oluyor ama oluyor aynen devam... başaracaksın bir gün.
0
FZ
Karşınızdaki basit bir mantıksal argüman getirdiğinde o argümana mantıklı bir cevap vermek yerine bu tür saldırılarda bulunmak onu değil, sizi ve desteklemeye çalıştığınız fikri zor durumda bırakır.
0
Tarık
ben bu arkadaşı, savunduğu fikirleri, doğru ya da yanlış argümanlarını, kesin ve net olarak büyük bir önyargıyla kaale almıyorum. Zira benimle ilk diyaloğunda da buna benzer bir abukluk sergilemişti. Siz ona her ne diyorsanız, "arkadaş, eski dost, x, y, z," bu beni ilgilendirmiyor. Açıkçası gerçekten kimdir ne yapar o da beni ilgilendirmiyor.

Ama haklısınız bir konu için birşeyler iddia ederken, savunurken, mücadelesini verirken yöneltilen tüm tenkitlere yerinde ve oturaklı cevaplar vermek gerekir. Siz istediniz diye cevap vereyim o zaman:

SHiBuMiGo @ Perşembe, 9 Ağustos 2007 (22:04 TSI) (#30917)

Ümraniye'de kaçak yapıların inşa edilebiliyor olması, Ali Nesin'in ya da başka bir vatandaşın da kaçak yapı inşa edebileceği anlamına mı geliyor? Ya da örneğin kaçak bir bina satılmak için yapılıyorsa ahlaksızlıktır ama matematik köyü kurmak için yapılıyorsa ahlaksızlık kabul edilebilir mi? Bence ahlak sisteminizi gözden geçirmenizde fayda var Sevgiler

Hayır ben Prof.Dr. Ali Nesin de kaçak inşaat yapabilir demedim. Sadece İstanbul' un göbeğindeki kaçak inşaatlara jandarma ve belediye müdahale etmezken, neden Nesin Vakfının bir Matematik Köyünün bu kadar üstüne gidildiğini ve hızlı işlem yapıldığını sorgulamaya çalıştım. Bu mevzunun altında farklı politik anlayışların, ideolojilerin, dar fikirlerin olup olamayacağını vurgulamak istedim.

saygı sevgi ...

0
anonim
Birisi birisinin dinine laf eder, diğeri diğerini sıkıştırır.. Arada müslümanlara laf edilir, yok kuran kursu olsaymış yıkılmazmış, dağ taş kaçak kuran kursu doluymuş... Yok Atatürk e Deccal denmiş... uuffff.. sıktı beni bu laflar..

Ortada bir olay var, doğrudur. Matematik köyü ile ilgili yasal mevzuat gereği bir işlem yapılmış. Asıl gözden kaçan bu..
Yasal mevzuat dışında bir işlem yapılsa idi bağırmamız gerekirken, yasal olarak yapılan işlerle ilgili çene yoruyoruz...

Ha istanbulda bir yerde kaçak yapı varmış ama yıkılmamış.. O zaman gidin Belediyeyi şikayet edin, mahkemeye verin.. Karanlığa küfredeceğinize bir mum yakın...

Başta da dediğim gibi, burası herkesin birbirine b.k atmaya çalıştğı Ekşisözlük e dönmüş...

Lütfen olayları doğru yorumlayalım..
0
Tarık
Sizin bu yaptığınızda sıkıldığınız şeylere ek olmuyor mu? Zira düşüncelerinizi doğrudan ilgili/yetkililere bildirmiyorsunuz da buraya yazıyorsunuz. Ne fark etti?

saygılar

0
sefalet
Sataşmaları eleştirmenize bir diyeceğim yok ama betimlediğiniz gibi de "yasal mevzuat vakası" bir durum yok göründüğü kadarı ile. Haberin kaynağında verilen, Ali Nesin'in olayla ilgili tuttuğu günlüğü okuma inceliğini gösterirseniz olayı daha açık kavrayabilirsiniz.

Ortada kafa kafaya vermiş, bir şeyler öğrenmeye, öğretmeye çalışan insanların bu girişimlerini ne yapıp edip engel olmak isteyen "savcı" ve "yandaşları" olduğu çok açık. İnşaatın kaçak olmasından girip izinsiz eğitim verildiğinden çıkarak, köstek olmak için her yolun denenmesi nasıl başka türlü yorumlanabilir. Bir gurup insanın bir araya gelip matematik çalışması için herhangi bir yerden izin almaları gerekmiyor. Bu da demek oluyor ki ortada bir mevzuat dışı durum var. Ayrıca her şey uygunsuz bile olsa, ortada ticari amaç veya benzeri bir çıkar amacı güden girişim yok. Böyle durumlarda bürokrasinin yapacağı ancak kolaylık sağlamak ve hatta yardımcı olmaktır, köstek olmak değil. Bu bir ayrıcalık gösterme değil, anayasada belirtildiği üzere kamunun çıkarlarının savunulmasıdır.

Bürokratların hizaya gelmeleri için illa daha üst makamdan talimat almaları mı gerekiyor. Aslında gerekmiyor, aynı duyarlılığı bu engellemeleri yapan mevki sahipleri de gösterebilir ama yapmıyorlar. Eleştirilen ve eleştirilmesi gereken durum da bu.
0
bm
Buyurun efendim, bugunku haber: Mevzuatta 'problem' var. Alinti yapayim:

Çünkü bürokrasiye göre burada yapılan 'eğitim'di ve Türkiye'de mevzuata göre bir 'eğitim'in yasal olması için öncelikle izne ve daha önemlisi denetime tabi olmasıydı. Böyle bir organizasyon için Milli Eğitim Müdürlüğü'ne ne yaptığını bildirmek ve izin almak gerekiyordu.

Eh bu durup dururken mi boyle olmus, yoksa bu tur 'kamp', 'egitim faaliyeti' filana devletin 'tehlike' olarak gordugu guruplar da mi bulasmis? Haber bunu yazmiyor. Diger yorumlarda birkac ima var tabii.

Netameli isleri bir kenara birakalim, baska tarafina bakalim. Izin ve denetime tabi olmadan bu tur faaliyetler matematik disi bir alanda yapiliyor olsa, ve/veya yine yetiskinlere dandik hatta zararli sayilacak seyler ogreten veya gurup calismasi yapan olusumlar iyi bir PR ile meshur olsa, bu sefer de ayni sayfalardan 'devlet nerede?' 'denetimsiz kurslar insan kazikliyor' filan diye haberler okumayacak miydik acaba?

Nesin Vakfi ile ozellikle mi ugrasilmistir bunu bilemiyoruz, ama ortada islemeyen/agir isleyen bir imar/izin sureci ve hevesinden dolayi bunu ihlal etmeyi secmis bir gurup, nasil olduysa hizli hareket eden devlet ve ustune belki sadece bir matematik profesorunun hosumuza giden bir cabasi oldugu icin denetim/izin geregine takilmasi bize itici gelen bir kurs calismasi var. Butun bunlardan bir ders cikabilir ama buradaki insanlarin bile cikacak ders konsunda mutabik kalacaklarini zannetmiyorum -- bir nokta haricinde o da su: bol bol kanun ve nadir/secerek uygulama devlet gucu kullanimini efektif olarak keyfi hale getiriyor. Umraniye'de kacak yapi olabilir, ama Selcuk'ta (muydu?) olamaz diye yazan bir kanun yok, bu konuda insanin onunu gorebilmesi icin kanun harici kistaslar ile devlet otoritesinin nasil kullanilacagini kestirebilmesi gerekiyor. (Bu Tarik beyin ornegi) Benzer sekilde, egitim denetimi vs. isleri de egitimin icerige bagli olarak basa bela getirebiliyor ama bunun da yazilisi yok, olsa olsa ile bulunuyor. (Bu da Yetkin beyin ornegi).

Benim gorebildigim bu.

0
sefalet
Ali Nesin'in girişiminde yapılan matematik toplantısı, köyü vs. nin eğitim olarak nitelendirilmesi keyfidir. Kanunlarda bu tür bir kısıtlama yok. Bu aynı elektrik faturası işine benziyor. Siz haklı da olsanız gelen borcu önce ödemeniz sonra da haklı görüyorsanız kendinizi, hukuki yollara başvurmanız isteniyor. Bu olayda da her türlü engellemeyi yapıp sonra haklıysan hukuki yollara başvur deniyor. Başbakan'ın yaptığı açıklama da, fırsattan istifa edip, Kuran kursu ve bir sürü benzer faaliyetle ilgili bakın suç hep mevzuattan demek. Ortada açık olarak, bir bürokratın mevzuatı hatalı yorumlaması (bilerek veya bilmeyerek) olayı var.

Kanunlarda sizin matematik, biçki dikiş vs. ile uğraşmak için bir araya gelmenizi engelleyen bir şey yok. Tek konuda var, o da din eğitimi konusunda. Milli Eğitim'in bilgisi ve denetlemesi dışında olamayacağı belirtiliyor kanunda. Bu olayın da dinle ilgisi yok, o zaman nedir bu lahana turşusu.
0
bm
Ali Nesin'in girişiminde yapılan matematik toplantısı, köyü vs. nin eğitim olarak nitelendirilmesi keyfidir. Kanunlarda bu tür bir kısıtlama yok.

Haber oyle yazmiyor? Her ne hal ise, 'egitim'in ne oldugunun sarih bir tarifi var mi zaten?

Bu aynı elektrik faturası işine benziyor. Siz haklı da olsanız gelen borcu önce ödemeniz sonra da haklı görüyorsanız kendinizi, hukuki yollara başvurmanız isteniyor. Bu olayda da her türlü engellemeyi yapıp sonra haklıysan hukuki yollara başvur deniyor.

Bu iyi benzetme olmus, evet. Tabii bunun boyle olmasi ile devlet/vatandas dengesinin durumu arasinda nasil bir bag kurulabilir merak etmiyor degilim.

Başbakan'ın yaptığı açıklama da, fırsattan istifa edip, Kuran kursu ve bir sürü benzer faaliyetle ilgili bakın suç hep mevzuattan demek. Ortada açık olarak, bir bürokratın mevzuatı hatalı yorumlaması (bilerek veya bilmeyerek) olayı var.

Evet. Basbakanin niyetini okuyacak durumum yok ama gecmisi ve nelerden sikayet ettigi sakli degil. Yalniz bakin bir tur baski/denetim/gozetim filana cevaz verdigimiz zaman (hos soran yok ya?) ister istemez hem burokrati guclu yapiyoruz hem bir suru tarif zorlugu cekiyoruz. Yetkin bey Nurcu demis mesela, Said-i Nursi'nin eserlerinin karsilikli okunacagi edebiyat kampi olsa ne olacak? Eninde sonunda -- eger kanunlarin arkasindaki fikri dogru anliyorsak -- bir takdir meselesi oluyor. Nur risalesi okumayi birakin, pekiyi Marx'in eserlerinin tartisildigi siyaset bilimi kampi olsa? Ya dokuz isik teorisinin tartisildigi arada sirada da jimastik hareketlerinin yapildigi saglikli kafa saglikli beden kampi? Bunlara (artik konjonkture gore) karismak istiyor devletimiz (hakli veya haksiz) ve eninde sonunda is insiyatife biniyor bence. Hem devlette bu gucun olmasini arzu edip, hem (belki ruzgar baska taraftan esince) cekilen sIkIntIdan sikayet ediyor da olabiliriz, bilmiyorum. En azindan bana size gozuktugu kadar acik gozukmuyor durum.

0
sefalet
Aslında çok karmaşık bir durum yok ortada. Eğitimin ne olduğu değil de, nasıl olmasına yöneliktir kanun ve yönetmelikler. Atatürk İlke ve İnkılaplarına aykırı olmaması vs. ile başlayıp sonra da eğer bir kurum veriyorsa ve yetki belgesi verme özelliğine sahipse uyması gereken yönetmelikler ve Eğitim Bakanlığı tarafından denetlenmesi gerekliliği diye süren bir silsile.

Mevzuatta sorun var deniyor ama ancak "Matematik Köyü" oluşumu bir eğitim uygulaması olarak kabul edilirse söylenenler geçerlilik kazanabilir. Oysa böyle eğitim kurumu olma gibi bir iddia yok ortada. Buna izinsiz eğitim yapıyorlar demek, çok bilinen bir örneği hatırlattı bana. Nasıl ki, yolda yanyana duran 3 kişiyi izinsiz gösteri yapmaktan alıkoymak bir mevzuat yorumlamasını da aşan bir insan hakkı ihlali ise bu durumun bundan farkı yok.

Resmi, özel ve kurumsal eğitimlerin denetlemeye dahil olmasını anlarım ama bunun dışındaki her türlü eğitim toplumsal eğitim sınıflaması içine girer. Ve bu toplumsal eğitim (ki aile içi eğitimden tutun pek çok sosyal oluşum girer bunun içine) devlet denetlemesine tabi değildir (uygulamada zaten imkanı da yoktur). Ama bu eğitimler de anayasada belirtilen hak ve hürriyetler dışında kalan konularda olamaz (bölücü faaliyet, ayrımcılık vs. üzerine eğitim yapılamaz). Tek istisna devletin tarihsel deneyimlerinden kaynaklandığı için, din konusundadır. Dini eğitimin her türlüsü denetim altına alınmıştır, yaş farkı gözetmeksizin.

Ben kişisel olarak düşünce özgürlüğü kapsamında her türlü eğitimin serbestliğini savunuyorum. Bu Saidi Nursi de olur Marx da. Anayasaya aykırı olmayan her konu denetime tabi olmadan öğretim faaliyeti içinde serbest olmalı. Din meselesinde de özgürlükten yana olmakta fayda var. Yani ben Budizm öğretmek istesem, Milli Eğitim bunun nesini denetleyecek, Budizmi doğru öğretip öğretmediğimi mi. Belki reşit olmayanlara yönelik yapılan uygulamalara çeşitli esaslar getirilebilir o kadar.
0
coskung
IX. BİLİM VE SANAT HÜRRİYETİ


MADDE 27- Herkes, bilim ve
sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her
türlü araştırma hakkına sahiptir.


Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci (Devletin Şekli), 2 nci (Cumhuriyetin
Nitelikleri) ve 3 üncü ( Dil, Bayrak, Marş vs. ) maddeleri hükümlerinin
değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz.

Bu madde hükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımının kanunla
düzenlenmesine engel değildir.
0
bm
Bu haber Izlenimler blogunda Fethi beyi de, nasil desem, pek memunun etmemis: buyurun.
0
karl
Ali Nesin'in çektiği ilk şey bu değil.Zaten Aziz Nesin in oğlu olarak bir uğursuz miras aldığı için başına gelmiyen şey kalmamış.Bir keresinde konferansına gitmiştim.Gerçektende eğitim konusundaki eforu örnek alınacak bir insan ama bu memlekette nasılki Köy Enstitüleri ve Halkevleri kapatılıyorsa tabiyatı gereği aydın eğitimcilerinin önüne öyle set çekiliyor.Bilgi Üniverstesinde saat ücreti X liradan ders vermektense burda olmayı tercih ediyorum demişti.Ali Nesin in bize söylediği şey aslında nasıl olurda kendi mesleğine dair iki kelam etmek için izne tabi olması gerektiğiydi.Bilgi Üniverstesinden Matematik Dünyası dergisini çıkarırken bile başına gelmiyen kalmamıştı.Konferanslardada öyle kimseye sertifika vermiyor tek istediği mutlu olduğu ve en iyi bildiği işi yapmak.Ancak bu bürokrasi ve bu insanlar bunların hiç birini hak etmiyor.
0
eraycanli
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=571082

el arabalarina dikkat...
0
yetgin2
Açıkça söylesenize ne demek istediğinizi. "Başımıza taş yağacak!" seçeneklerden biri mi mesela?
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Gerçekten de yok mu Türk geliştirici?

FZ

Google'ın Summer of Code sonuçlarını açıklamasından sonra enteresan bir tartışma başladı.

En son Bahadır Kandemir'in blog ortamında gördüğüm Çok güldüm çok ve Neden enderunix'e ait seyler hep negatif bir psikoloji ile degerlendiriliyor? girdileri beni Barış Şimşek'in Neden Türk Geliştirici Yok? yazısına yönlendirdi.

Şimşek'in yazısı dikkat çekici, iddialı ve karamsar genellemeler ile dolu. Yazıdan birkaç örnek veriyor ve soruyoruz, Türkiye'deki durum gerçekten böyle mi?

Türkiye´de Bilim Teknoloji ve İnsani Gelişme Düzeyi

FZ

Gerçek bilimin değeri hatta göstergesi, kanımca, ondan türetilebilen buluş ve ürünlerdir. G.W.Leibniz

``Bu yazı Türkiye’de bilim ve teknoloji politikalarının hazırlanması, uygulanması ve ARGE çalışmaları konusunda atılan adımların kısa bir özetini çıkarmak, bununla ilişkili olarak Türkiye adresli (çıkışlı değil) bilimsel yayın sayısındaki artışa ilişkin son günlerdeki tartışmaları Türk insanının gelişimi ile ilişkilendirerek irdelemek için hazırlanmıştır. Burada anahtar sözcük "insan gelişimi"dir.

... Üstelik toplam yayın sayısında sağlanan bu artışa karşın ortalama atıf sayısının düşmesi (yayın sayıları Türkiye’nin altında olup ta atıf sayıları Türkiye’nin üstünde hatta iki katı olan ülkelerin sayısı azımsanmayacak düzeyde) ve etki faktörünün hemen hemen sabit kalması (bkz., CBT 832), aşağıda da gösterileceği üzere, yapılan yayınların kaliteden ödün verilerek, endüstri ve üretimden kopuk, genelde ünvan ve parasal ödül alma amaçlarına yönelik olduğunun önemli bir göstergesi.

... Küçük örneklemelerle yapılan çalışmalar bu yayınların ne değerde olduğunu ortaya koymakta. Örneğin, (elektrik, elektronik, haberleşme, bilgisayar ve benzeri dalları içeren) bilişim teknolojileri ve uygulamaları alanlarında uluslararası saygın dergilerin başında ABD’de basılan IEEE, İngiltere’de basılan IEE dergileri gelmekte. Bu dergilerde basılan Türkiye adresli toplam yayın sayısı son on yılda ortalama 50 civarında (bu 50 yayının da ortalama % 60’ı sadece Türk yazarlarınca, % 40’ı ise yurt dışı ortaklıklarla gerçeklenmekte). Gelişmiş ülkelerde istihdamın % 50'sinden fazlasını yaratan böyle bir alandaki yayınlarımızın toplamın sadece % 0.5 oluşturması çok düşündürücü ve yayınlarımızın ne kadar ülke gereksinimlerinden kopuk olduğunun iyi bir göstergesi.´´

Prof. Dr. Levent Sevgi ve Prof. Dr. Nejat İnce tarafından yazılmış olan bu önemli makalenin tam metnine buradan erişebilirsiniz.

Kaynak: Cumhuriyet Bilim Teknik, 24 Ocak 2004, Sayı: 879

Ortaokul Mezunu “Genetikçi”

anonim

internethaber.com: Mustafa Bilgiç, ortaokul mezunu olmasına rağmen, adeta bir genetikçi gibi uğraşarak beyaz tavuskuşu üretti.

Ulubat Gölü kıyısındaki 20 dönümlük araziyi cennete çeviren ve ömrünü doğa korumacılığına adayan Mustafa Bilgiç, “uzun yıllardır bütün enerjisi ve birikimini, kuş ve ağaçların bakımına harcadığını” söyledi.

Oluşturduğu “cennet”te 50’yi aşkın kuş türü bulunduğunu, ancak “bunların arasında kendisi için ayrı bir yeri olan tavus kuşlarını çok sevdiğini ifade eden Bilgiç, şu anda da ‘gelin gibi’ beyaz tavus kuşu üretmenin mutluluğunu yaşadığını” kaydetti.

Otomatik Sansür

Dite

Görünen o ki (benim anladığım kadarıyla) sansürüde otomatik hale getirmişiz. Buyrun Turkey censors Reg commentards

Bir başka toplumsal sorumluluk projesi: Türk Telekom

FZ

Sosyal sorumluluk projeleri, kişilerin ya da kurumların yaşadıkları, gelirlerini kazandığı topluma karşı bir borç ödeme olarak düşünülebilir.

turk.internet.com geçen hafta İşte Sosyal Sorumluluk Projesi Böyle Olur başlıklı bir yazı yayınlamıştı.

Sitede son yayınlanan haberlerden birine göre Türk Telekom da benzer bir yoldan gidiyor...