Milli Otomobil Yaptık (Mı?)

0
FZ
Murat Koç'un blogunda Türklerin geliştirdiği bir 'milli otomobil'e dair haberi ve soruları görünce paylaşalım istedik:

"Ülkemizin gelişimine katkıda bulunmak için 'ETOX' u üretmeye karar verdik. 7 aylık bir tasarım sürecinden sonra, günümüz otomotiv sektöründe kullanılan tüm mühendislik teknolojilerini içinde barındıran teknoloji kullanılarak prototip imalatı başarıyla tamamlanarak, seri üretim belgesi almak için İTÜ Otomotiv Teknolojileri Araştırma Merkezi (OTAM)’ da testlere tabi tutulmuş ve 33 ana başlıkta toplanan testleri başarıyla tamamlamıştır.
Tasarımından prototip üretimi aşaması toplamda 14 ay sürmüş ve yine toplamında bu projede 2’si mühendis 46 kişi görev almıştır. Tasarım ve prototip ekibinde çalışan tüm personel içimizden birileri yani Türklerden meydana gelmiştir. Aracımızda motor hariç tüm malzemelerden kullanılarak bu alanda da bir ilktir."

Bu girişin,alıntının ardından ise şu türden sorular geliyor blog girdisinde:

Bir arabanın en önemli parçaları nelerdir? 1-) Motor 2-) Elektronik aksam Neden? Arabanın yürümesini sağlayan şey motordur, geri kalan düzenlemeleri yapan ise elektronik aksam. Bu en önemli bileşenler yurtdışından alınma, gerisi tasarım yapılarak üstüne kaporta yerleştirilme. Böylece elimizde ne oluyor MİLLİ OTOMOBİL.


Bu durumda biz Türkler tamamen bize ait bir otomobil üretebildik mi, üretemedik mi? Ne dersiniz?

Görüşler

0
evgind
Nedense bu haber bana Tulomsas'i hatirlatti.Umarim sonu Tulomsas gibi olmaz.Hatirlamayanlar icin

http://www.tulomsas.com.tr/1961.html
0
Titus
[alıntı]
Bu durumda biz Türkler tamamen bize ait bir otomobil üretebildik mi, üretemedik mi? Ne dersiniz?
[/alıntı]

"Devrim" varken ve hala çalışır durumdayken bu soruya gerek bile yok bence.
0
ncdlek
Türk tasarımcıların başarısı dedikten sonra adını ETOX koymak nereden esmiş? Milli otomobil yaptık mı sorusunu da aslında hayır diye cevaplarım fakat zaten otomobil yaptık değil tasarladık diyorlar sanırım o nedenle o yönden yüklenemiyeceğim :)
0
anonim
....
Bir arabanın en önemli parçaları nelerdir?
1-) Motor
2-) Elektronik aksam
Neden? Arabanın yürümesini sağlayan şey motordur, geri kalan düzenlemeleri yapan ise elektronik aksam. Bu en önemli bileşenler yurtdışından alınma, gerisi tasarım yapılarak üstüne kaporta yerleştirilme. Böylece elimizde ne oluyor MİLLİ OTOMOBİL. .....



eeee??
anadol'u da biz üretmedikmi??
önce biz ürettik Türk arabası falan dedik sonrada eşekler yiyo diyo dalga geçmedikmi??
sorarım size biz üretsek ne olacak b durum da üretmesek ne olacak motor dışarıdan elektirik aksamı dısarıda e tasrımı biz yaptık desek ne değişecek benim yeğenim legolardan daha iyi sini yapar bunun desem hiç yalan olmaz onun yaptığı arabalar uçuyor bile :)
Bari ismi yerli olsaydı be
0
xenomorph
Varsayalım ki motorunu da yaptık; elektronik aksamını da... Bu sefer ne olacak? "Bu motorun bilmem ne parçasını niye dışarıdan aldık? Şunu niye içeride üretmedik?" Onları da üretsek başka bir yönden açık bulunacak.
Biraz özleştiri: Bizim milletimizde yapılan işin takdir edilmemesi gibi bir hastalık var. Bugün otomobilin dışını tasarlayanlar yarın bir gün motorunu da tasarlar kendi üretim teknolojisini de geliştirir. Fakat bu işler hemen olup bitecek işler değildir. "Hani kardeşim bunu niye dışardan aldınız" diyerek köstek olunacağına. "Birader sen dışını üretmişsin ben de motor için çalışmalara başladım bir sonraki modelde motorumuzu da üretelim" diyerek destek olunmalıdır.
İlk kez burada görüyorum bu haberi. Daha önce hiç bilgim olmamıştı bu konuda. Projede çalışanları tebrik ediyorum...
0
ecder
Yapıcı eleştiri ile yıkıcı eleştiri. İkincisi daha kolay, ve karşıdaki insan hırslı birisiyse daima ateşler. Bu sorulara:
"Bu motorun bilmem ne parçasını niye dışarıdan aldık? Şunu niye içeride üretmedik?"
negatif olarak bakıp kötü hissetmek, hayal kırıklığına uğramak yerine geleceğe yönelik hedefler ve mükemmellik arayışı olarak bakmak da mümkün (hatta ne kadar zorlama ve zor olsa da öyle bakılmalı).
0
Betelgeuse

Tasarım ve prototip ekibinde çalışan tüm personel içimizden birileri yani Türklerden meydana gelmiştir.

Ne yani, ekibi toplarken kafataslarını mı ölçmüşler? DNA testi mi yapmışlar? Nedir bu milli olma takıntısı? Bir otomobil tasarım ekibi toplamak için gereken kriterler içinde mühendislik ile ilgili özellikler olur diye biliyordum, milli olmak nereden çıktı şimdi?
Motoru yani otomobilin en önemli parçasını tasarlamamışlar. Bu anlaşılabilir. Altı üstü içten yanmalı motor, icad edileli neredeyse yüz yıl olmuş, çalışma ilkeleri belli, ne gerek var motorun yenisini tasarlamaya, hazır binlercesi var zaten. Motoru da biz tasarladık deselerdi aferin demeyecektim yine de. Hem petrol bitiyor, küresel ısınma vb. çevre sorunları almış başını gitmiş, bu zamanda bir tane daha petrolle çalışan motor tasarlamak abes zaten.
Birisi tasarlasın çok verimli bir elektrik motoru ve bunu çalıştıracak hidrojen yakıt hücresi bak o zaman aferin derdim. Bu haber bu haliyle ancak içinde "milli" kelimesi geçen şeylerden gaza gelenleri heyecanlandırabilir.
0
Tarık
milli otomobil fanatikleriymiş bunlar, normal değillermiş. milli otomobil yapmaya çalışanlar derneğide olabilir. size ne oluyorda milliliklerini sorguluyorsuuz ki? sizin evrenselliğiniz kendi içinizde çöküyor bence. motoruda yeniden yapacaklarmış, kahve tutacağınıda size ne be kardeşim. adınada milli diyecekler. amerikalılar nasıl "american bilmemnesi" yapıyorlarsa onlarda "milli, türk, ay yıldızlı bilmemneli" bişeyler yapacaklar. Nasıl bir karşıtlık bu. Bırakında kim ne yapıyorsa yapsın. hatta sende otur birşeyler yap. adınada "new zealand motor kumpany" koy, kime ne kardeşim.
0
Betelgeuse
Yapsınlar, niye yapmışlar demedim zaten. Niye ille de birşeyleri pazarlamak, reklamını yapmak için milliyetçiliğe başvururlar onu anlayamıyorum.
Ben kendi ürettiğim şeylerde bunu yapmıyorum, ekip toplarken yani firmama eleman alırken de hangi milletten olduğunu sormadım, yazılım geliştirme konusundaki tecrübesini sordum. Ama bunlar o otomobili tasarlamak için ekip toplarken mühendislere hangi milletten olduklarını da sormuşlar ki böyle birşey söyleyebiliyorlar.
0
simor
"Yapsınlar, niye yapmışlar demedim zaten. Niye ille de birşeyleri pazarlamak, reklamını yapmak için milliyetçiliğe başvururlar onu anlayamıyorum"

Ben size anlatayım.
Lise veya üniversitede, zaten varolan teknolojilerin nasıl çalıştığını öğrencilere öğretmek için üretim yapılıyormuş gibi gösterilmesi gereken içten patlarlı motorlar gibi şeyleri, biz bulduk biz yaptık milli olduk deyip piyasaya çıktıklarında tarifsiz bir tatmin yaşarlar. Bu kelimeleri, bir lafı 40 kere söyleyip anlamını yitirircesine salça gibi her yere dökerler. Çünkü yaptıkları birşey yoktur aslında. Kendi vakitlerini boşa harcadıkları gibi başka insanların da vakitlerini harcayıp bir de dört başı mamur politika yapıp üzerinize kusarlar. Bu da onların savunmasıdır. Çok üzerlerine giderseniz de davranışları tehlikeli bir hal alır.

Yaptıkları ne yeni bir buluştur, ne de bir hipotezdir vb.
Süreci yaşamadıkları için, ne amaçları vardır ne yönleri nede vizyonları. Öğrendikleri şeyleri dünyada ilk kendileri yaptı sanırlar. Bu konulardaki yayınları makaleleri takip etmeyip, anlamsız renklerde karakterlerde herhalde okunmaması için web siteleri yaparlar. Dış kapının mandalı bazı insanlar da aa milliye laf etti, ooo ben milliyi, milliyeti savunuyorum ve böylece ideal vatandaş oluyorum zaten kavram olarak tehlikeli kelime aman yanıma yaklaşmayın derler. İletişim, kalite ve estetik kaygısı önemli değildir onlar için.

Aslında yukarıda yazdıklarım biraz da yarı cahil insanların tanımı olabilir. Bildiğini sanmakla, ne bildiğini karşısındakine anlatamamayı anlayamamak. Sonra da saygısızlaşmak.

Ülkeye faydalı olmak için üzerinde çalışabilecekleri konularda değer yaratma çabaları karşısında, kopya yapıp reklam yaparlar. Bunun üzerinden de o ülkeye hizmet eden diğer insanların vatandaşlıklarını sorgulayıp kendilerinde fark yarattıkları yanılgısına düşerler. Bazen bilinçsizce bazen de bilerek tekillik yaratıp güç sağlanır hesapta. Eleştirdikleri veya savundukları insanların ne yaptıklarını anlamasalarda aa bak milli demişler ne yaparlarsa yapsınlar iyidiri bilirler.

Ulusal bilinç ve vatandaşlık kültürü gelişmemiştir bu insanlarda. Onlara öğretilmemiştir. Sokakta, yanlışı görüp vatandaş olarak müdahale etmeleri gereken kişilere veya olaylara bileğini öpüp taraf olurlar veya güler geçerler. Kendilerine birşey olursa dünyaları yıkarlar.

Bilim ve teknolojinin er meydanı küreseldir. İyidir kötüdür ben bilmem fakat,

"Bir otomobil tasarım ekibi toplamak için gereken kriterler içinde mühendislik ile ilgili özellikler olur diye biliyordum, milli olmak nereden çıktı şimdi?"

dediğiniz zaman mühendisliği de sadece etiketleyip konusunu bile geçmezler. Vaay milli yerine mühendislik dedin haa diye size sokak ağzı dolusu kabarırlar. Hatta, herkesin fikridir düşüncesidir kardeşim sana ne derler. Orada boşa harcanan insan ve para gücünün miktarı umurlarında olmaz. Mühendis diploması vardır ne yaptığı önemli değil milli olsun yeterlidir onlar için. Ama bak yapmışlar ne güzel de olmuş diyenler de vardır. Bunlar da çoğunlukla bir projeye dahil olmamış veya tartışılan konularda hiç bilgisi olmayan insanlardır.

Tabiki otomobil tasarımı ve prototip üretimi için kendi alanında okumuş, iş ve fikir üretmiş insanların çalışması gerekir. Diğer anlam açılarında, felsefi veya
ideolojik yaklaşımlar ve stratejiler onu üreten grubun ortak paydasında tabiki etki edecektir. Fakat bir arabanın üretiminde sadece milli olma kaygısı ile ortaya hiç bir şey çıkarmaya çalışmanın üretimle alakası yoktur.. Üzerinde sadece milli semboller olacak diye kalitesiz ve kopya ürünlerin umarsızca reklamının yapılmasına karşıyım.

İnsanlara lanse ettiğinizde, bak kardeşim biz bunu yaptık, aynı türden ürünlerle aynı zamanda aynı işi yapıp daha az enerji harcıyor, hammadde ve yarı mamul tedarikinde dışa bağımlı değiliz veya az bağımlı olup o teknolojileri de öğreniyoruz. Tamamen yeni bir yaklaşımla, basit ve seri üretimi daha ucuz bir ürün geliştirdik vs vs.

Belki de, bak kardeşim füzyon reaktörü çalıştırdık 15 dakika boyunca. Senin triyonlarca euro harcayarak üzerinde çalıştığın şeyi sizden de öğrendiklerimizle yaptık, Hatta içinde Adana kebap yapacaktık ama 1 milyon santigrat derece sıcaklıkta olmuyor. Bizim kebabımız odun kömürü közünde pişer diye de tarihe espirili ve kendimize özgü bir şekilde gireriz. Tabi ütopik bir örnek ama ne demek istediğimi anlatabiliyorum umarım. Herkes bunu konuşur, Bu konuda gerçekten birşeyler üretmiş insanların okuduğu yayınlarda yayınlanır, gerçekten "devrim" yaparız. Bizi kültürümüzle ve bilim insanlarımızla da tanır.

Boş ve tembelce, korkakça aidiyet çabalarıyla değil.
Ulus için çalıştığını bilerek, ürünlerini ve insan kaynaklarını sattığın toplumların da seni değerlendireceğini hesaba katarak...
0
huseyinalb
Kalkınmanın aşamaları vardır. Önce yedek parçaları üretirsiniz, sonra taklit markalar çıkarmaya başlarsınız ki bu bilineni üretmektir ki bilinen şeyi üreten çıkmadığı için dışarıya para verilmektedir, sonra yeni markalar ve yaklaşımlar üretmeye başlarsınız. En son aşamada ise yeni teknolojiler üretip teknolojiye yön verirsiniz.
"Ceee ben geldim, şimdi teknoloji geliştirecem" şeklinde piyasaya çıkamazsınız. Buna ne sermayeniz, ne yetişmiş elemanınız, ne de ülkeye ait, o alanda oluşmuş olan kültür birikimi yetmeyecektir.
Motor konusuna gelince, sorarım; programlama dillerinin imla standartları bellidir, ancak hangi birimiz "Hangi programlama dili ile yazıldığı ve ne yapacağı belirtilmiş olan programlar aynı şekilde çalışır" diyebilir? Diyemez. Niye? Çünkü bir çok ayrıntı vardır ve bu ayrıntılar yığını programın ne kadar hızlı, geliştirilebilir, esnek, vb olduğunu etkileyecektir. Motorda da hemen hemen aynı şey söz konusu. Ne kadar benzin yakacağı, ne kadar dayanıklı olduğu, ne kadar ömrünün olduğu gibi şeyler yüksek teknoloji araştırmalarının sonucu ortaya çıkıyor. Araba fabrikalarında motor genel olarak, marka hangi ülke çıkışlıysa ordaki bir fabrikadan özel olarak getirilir ki, teknolojisi çalınmasın. İki üç boru ve sarımdan ibaret değildir yani.
Onun için, süreçleri takip ederken ve eleştirirken, zamanlama hatası yapılmamalıdır. (bunu kalkınma süreci şeklinde anlattığım yere işaret ederek söylüyorum)
Eleştiri hata ve eksikleri gösterip, orijinalite, buluş ve kıvamında yapılmış olan şeyleri de övüyorsa, o zaman işe yarar. Sizin yaptığınız salt muhaliflik. Milli kelimesi canınızı yakmış anlaşılan.
0
simor
Sadece bunu yazsaydınız,

"Sizin yaptığınız salt muhaliflik. Milli kelimesi canınızı yakmış anlaşılan."

Yorulmasaydınız.

Geri kalanı ise benim yazdıklarımla alakası olmayan ve hatta konu ile de alakasız şeyler. Çünkü ortada eksik püksük ve yarım yamalak kulaktan dolma ağızdan boşaltma yazdıklarınızı destekleyecek kadar bile bir buluş veya teknolojik gelişme yok.
Neden bu kadar kelimenin arkasına gizlediniz ki derdinizi?

Nasıl üretim yapılırı istediğiniz zaman tartışabiliriz "ayrıca".
Nasılsa sırası gelir.
Yorum yaptığım soruyu ve yazdıklarımı bir daha okursanız veya yazdıklarıma aksi veya yanlış olduğunu düşündüğünüz şeyleri yazarsanız hem daha faydalı problemlere ve dahi sonuçlara ulaşabiliriz, hemde birbirimizin vaktini almamış oluruz.

Milli kelimesi benim canımı niye yaksın? Silah mı ki o. Yoksa siz silah olarak kullanılması şeklinde mi eğitildiniz ve öyle mi biliyosunuz ? Can yakacak şekilde kullanılan bir kavram mı sizin için? O zaman silahlar konusunda hatırlatma yapayım. Silahlar geri teper aman ha...
0
Betelgeuse
"bilinen şeyi üreten çıkmadığı için dışarıya para verilmektedir" demişsiniz. Eğer bilinen şeyi dışarıda üretmek daha ucuza malolacaksa ne diye içeride üretilsin ki? Sonuçta ortaya çıkacak ürün piyasaya çıkacak, rekabet edebilmek için gereksiz maliyetleri en aza indirmesi gerekir. Bir şeyi üretirken her bir parçası dünyanın neresinde daha ucuza üretilebiliyorsa orada üretiliyor. Artık dışarıya kapalı geri kalmış ülkeler dışında ille de herşey burada üretilsin diyenler kalmadı. Ekonominin gerçekleri var.
Birisi tarasımını yapsın süper gelişmiş bir motor, Çin'de ürettirsin, dünyadaki araba üreticilerine de satsın ona aferin derim. Araba üretmişler. Yaa, icad olalı 100 yıl olan bir şey, bir kaporta, biraz mekanik sistem, biraz elektronik birşeyler ve bir motordan ibaret. Sanki uzaya uydu göndermenin daha kolay bir yolunu bulmuşlar gibi aferin demeye gerek yok. Zaten çok süper birşey olsaydı "milli" vb. gibi kavramları reklam arası olarak kullanmalarına gerek duymazlardı, dünyanın heryerine satarlardı süper ürünlerini. Bakın "milli" birşey ürettim, yerli malı, aman bunu alın haa diye bir haber duyunca ne düşünecektim ki? Yine birileri vasat birşeyler üretmiş, dünyada satacak kimse bulamamış yurdum insanına satmaya çalışıyor derim.
0
sefalet
Size nüfus kağıdı verilirken kafatası ölçümü ya da DNA analizi mi yapıldı?

0
chaostician
İçinde ithal girdi olan her ürün için milli değildir şeklinde bir genelleme yapmak zaten mantıklı olmaz. Ancak şu var, yapılan işin içindeki mühendislik tarafının ne kadar profesyonel ve ne kadar dışa bağlı kalınmaksınız yapıldığını eleştirebiliriz.

Eğer ki bir otomobil üretmek ülkemiz için ne kadar önem arz ediyorsa, otomobili üretebilecek kapasitedeki insanları yetiştirmekte o kadar önem arz ediyor.

Neticede otomobil yapmışız, uzaya insan göndermedik hala.. Fakat dediğim gibi işin ilmine hakim olmak da bir değerdir.
0
GtG
Emege saygisizlik etmek istemem. Ancak bknz. Hyundai Coupe .
Bu kadar benzerlige ragmen usenmedim aracin icinden cekilmis fotograflara baktim, onlarda ayni.
Bu haber ne kadar ciddi bir kaynaktan alindi bilmiyorum ancak olsa olsa Ankara'daki ustalarin kendini ne kadar gelistirdigini gosterir.
Bunun fazlamesai'de yer almasi beni uzdu ancak editorler de bir yere kadar haberleri dogrulayabilirler.

PS: Resmi sitesinde (!) yazana gore araci 20bin km'dir test ediyorlarmis, 100bin km'ye kadar devam edeceklermis :)
Arabanin testini hizli tamamlayabilmek icin vardiya usulu direksiyon salliyor olabilirler mi :)
0
esrefatak



Kaç otomobil markası motorunu kendisi üretiyor ki?

İyi yada kötü, Etox bizim arabamızdır. Helal olsun, ucuz olsun yeter :)



0
yilmaz
O adam kaportasını yapmış sende motorunu üret o zaman.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

İkinci bir TTNET Proxy vakası mı ?

sundance

Bugün eve geldiğimde, her zaman yaptığım gibi ne var ne yok diye bir fazlamesai'ye gireyim bakayım dedim. Fakat Firefox bana "The document contains no data" dedi. Belki dnsde bir problem vardır diyip, www.fazlamesai.net ismini çözümleyip çözümlemediğine baktım çözümlüyordu, ama browser ile sayfayı görmek mümkün olmuyordu.

O an aklıma "TTNet şimdi yine proxyi aktif hale getirmiştir, hatta SAKINCALI sitelere erişime bile engel olmuştur" diye bir düşünce geldi. Google'ı açtım, sex yazdım, gelen ilk yirmi linke tıkladım ve "The document contains no data". Sonra bir proxy bulayım diye stayinvisible.com'a gireyim dedim bilin bakalım ne dedi ? "The document conta..."

İstanbul'da UltraTV'den kablonet ile bağlanıyorum. Acaba paranoyada mıyım, yoksa bu tür bir acaiplik yaşayan başka FM üyeleri de var mı ?

(Şimdi diyeceksiniz, madem FM'e giremiyorsun bu haberi nerden yazdın, veya biz nasıl okuyalım eğer giremiyorsak ? Herhangi bir site okurları için haklısınız, ama FM okurları olarak SSH tunneling dersem sanırım anlaşırız ;)

Kürtçe Yazılıma Soruşturma

FZ

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, bilgisayarlarında kullanmak üzere Kürtçe yazılım sistemi hazırlatan Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş hakkında soruşturma başlattı.

Edinilen bilgiye göre, savcılık, Sur Belediye Başkanı Demirbaş tarafından bir süre önce kamuoyuna tanıtılan ve bazı basın yayın organlarında yer alan haberin ardından "Ubuntu" adı verilen ilk Kürtçe yazılım sistemiyle ilgili olarak soruşturma başlattı.

Yükselen Değerler Medyası...

conan

Yükselen değerleri daima takip eden ve kendisine uygulayan güzide medyamızın bir ilke daha imza atmış olmasını gururla burada haber yapıyorum! Çok değil belki bir sene öncesine kadar içeriğini kimseyle paylaşmak istemeyen, ya da para ile satan medyamız bir anda ne hikmetse RSS feedleri ya da içerik paylaşımları yapmaya girişti.

İşte bazı gazetelerimizin birden ortaya çıkan RSS linkleri.

Ticari istihbaratta hangi rengi seçtiniz?

FZ

Rakip firma hakkında bilgi toplamak, her zaman 'yasa dışı' bir iş değil. Tüm mesele, sınırların doğru çizilmesinde. Yani nereye kadar uzanacaksınız? Rekabet ve istihbarat uzmanları bu işi çözmüşler. İstihbarat çalışmalarını üçe ayırmışlar. Beyaz, gri ve siyah bölgeler...

... İstihbaratın hiçbir zaman modası geçmedi. Sadece biçimi, yöntemi değişti. İşin içine elektronik girdi. Casuslar da işsiz kalmadı. Üstelik devletlerin yanına bir de dev şirketler eklendi. Öyle ki artan rekabetle birlikte 'istihbarat' şirketlerin önemli yatırım konuları arasına girdi. Geçtiğimiz günlerde bu konu İstanbul'da bir konferansa da konu oldu. Yeditepe Üniversitesi ve SESAR'ın (Siyasi Ekonomik Sosyal Araştırmalar ve Strateji) düzenlediği konferansta 'endüstriyel espiyonaj' masaya yatırıldı. Yazının girişinde kullandığım iki örnekte bu konferansta 'model' olarak ele alındı.

Şaziye Karıklı'nın yazısının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Yunan Türk Dostlugu(!)

PCc0d3r

Akşama doğru canım çok sıkıldı şu eski hack siteleri vardı ya gardiyan.com cehennem.com gibi efsane diye nitelendirebileceğim siteler (yani en azından 4-5 sene önce benim gözümde öyleydiler) işte onlara bir göz atayım dedim. gördüğüm manzara şöyle; "yunanlılar turk sitelerini gün be gün hack`liyor". açıkçası çok canım sıkıldı. Bizimkiler de karşı tarafın sitelerini hacklemişler.