Katı Yakıt Oksit Pili Enerji Sorununu Çözebilecek Mi?

0
FZ
VESTEL, iki yılda yaklaşık 20 milyon dolar harcadığı ve hidrojen kullanarak enerji ürettiği yakıt pili teknolojisinin ürünlerini vitrine çıkarıyor. Yıl sonundan önce piyasaya çıkarılacak 'katı oksit yakıt pili' ile evlerin ısınma ve aydınlanma ihtiyaçları ilk aşamada doğalgaz-elektrik faturalarının yüzde 85'i, 2008 sonundan itibaren de yüzde 10'u kadar bir harcamayla karşılanabilecek.
Yenilenebilir enerji teknolojileri üzerinde çalışan Vestel, geliştirdiği yakıt pili ürünlerini piyasaya sürme aşamasına geldi. Vestel İş Geliştirme ve Stratejik Planlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Cengiz Ultav tarafından dün bir basın toplantısıyla tanıtılan yakıt pilleri arasında bulunan 'katı oksit yakıt pili' 2007 yılı sonlarına doğru satışa sunulacak.

Ultav'ın verdiği bilgiye göre yakıt pillerinin sertifikasyon işlemi üç ayda tamamlanacak. Ardından üç ay süreyle tüketiciler tarafından test edilip piyasaya çıkartılacak. İlk versiyonu doğalgazlı olacak piller evlerde toplam elektrik ve doğalgaz harcamasını yüzde 15 düşürecek miktarda enerji üretecek. Ultav, 2008 sonlarına doğru katı oksit yakıt pillerinde bir küçük parça değişimiyle doğalgaz yerine su kullanılacağını söyledi. Böylece Vestel'in bu yakıt pilini satın alanlar, 2008 sonunda küçük bir parça değişikliğiyle pillerini doğalgaz yerine suyla çalışır hale getirecek. Suyun devreye girmesiyle bir ev mevcut elektrik ve doğalgaz faturasının yüzde 10'u kadarlık bir harcamayla ısı ve elektrik ihtiyacını karşılayabilecek.

Detaylı haber için: Radikal

Görüşler

0
bm
Sunun dogru durust anlatildigi bir yer var mi? Yanlis okumadiysam Vestel Con Ahmet'i ise almis:

Yakıt pillerinde kullanılan hidrojeni elde etme yöntemlerinden birinin de su elektrolizi olduğunu belirten Cengiz Ultav şunları kaydetti: "Ancak bugüne kadarki elektroliz teknolojilerinde sudan 1 metreküp hidrojen elde edebilmek için 4-5 kilovatlık enerji harcanıyor. 1 metreküp hidrojen yakıt pillerinde 3 kilovatlık enerjiye dönüşüyor. Dolayısıyla 3 kilovatlık enerji icin 5 kilovat enerji harcamak ekonomik değil. Ancak geliştirdiğimiz bir elektroliz teknolojisi sayesinde sudan 2.7 kilovatlık enerjiyle 1 metreküp hidrojen elde edilebiliyor. Kısa sürede bu enerji miktarını 2 kilovata çekeceğiz. Böylece yakıt pilleri için sudan hidrojen elde etmek ekonomik hale geldi. Bu teknolojimizi de kendi adımıza patentledik."

Nasil yani? 2kW + su girecek , 1m3 hidrojen cikacak, o hidrojen yakit piline girecek, oradan da 3kW cikacak (baska ne koyuyoruz? su mu cikiyor?). Ben oyle okuyorum. Hesap buysa onlar da arada nefesi kuvvetli birine bu hidrojeni okutuyorlar herhalde. Yahut neyi anlamiyorum? Fuzyon filan mi yapti bunlar?

Esek basinimiza kW'in guc, kW-saatin enerji oldugunu da soylesin biri. Insanlari sokakta dolasmasinlar diye mi okul binasina tikiyoruz? Orada birsey ogrenilmez mi?

0
Betelgeuse
"Insanlari sokakta dolasmasinlar diye mi okul binasina tikiyoruz? Orada birsey ogrenilmez mi?"

Evet, aynen böyle oluyor. Çocukları aileleri sokaklarda dolaşmasınlar, evde ayak altında dolaşıp gürültü yapmasınlar, gitsinler okulda öğretmenlerine yaramazlık yapsınlar diye okula yolluyor. Daha sonra o çocukla biraz büyüyünce bu alışkanlıkla devam etiyorlar. Malesef durum böyle. Böyle olunca da okulda öğretilenler yalnızca ezberlenip sınıf geçilinceye kadar akılda tutulacak şeyler olarak algılanıyor. Hal böyle olunca da böyle yetişmiş bir toplumu yönetmesi de kolay, kazıklaması da kolay, çünkü büyükleri ne dese inanıyorlar.

Vestel de bu konularda oldukça sabıkalı sayılır. Sanki ülkesini kalkındırmak için birşeyler icad ettik havasına girmişler ama sonuçta ticari bir firma ve tabi ki kar etmek isteyecekler bunun için de reklam yapacaklar ama bu yaptıkları reklam cahil halkı kandırma reklamı olmuş. İlk önce kendi fabrikalarındaki işçilerin çalışma koşullarına baksınlar.

Malesef önyargılıyım. Aha işte ürün bu, bu şekilde çalışıyor, bakın görün, fiyatı da şu kadar diye görmeden inanmam.
0
sleytr
Soğuk füzyon değilse bile fosil yakıtlardaki enerjiyi klasik yöntemlere göre çok daha yüksek bir verim ve düşük maliyetle elektrik enerjisine dönüştürmenin bir yolunu bulmuş olmaları çok heyecan verici. Bu dönüşüm evlerde yapıldığı için de işlemin yan ürünü olan sıcak su doğrudan evin ısıtılması vb. ihtiyaçlar için kullanılabiliniyor, bu da verimi daha da arttırıyor. Geçen sene Vestel'in aynı konudaki basın açıklamasında bu jeneratörün fiyatının çıktıktan kısa bir süre sonra 1000 $ civarı bir fiyata satılabilineceğini okumuştum.(fiyatı tam hatırlamıyorum)
Görünüşe göre yakında "Kombi" tanımını yeniden yapılacak.

Elde edilen hidrojeni depolamak için ülkemizin zengini olduğu bor mineralini kullanıyor olmalarıda çok güzel bir gelişme.
0
Betelgeuse
Doğalgaz kullanıp yakıt hücresinde elektrik elde etmek yeni icad edilmiş bir şey değil ki. Avrupa'da yıllardır bunun testleri yapılıyor, hatta evdeki yakıt hücresi eklenmiş kombi gibi bir cihazda üretilen elektrik evde kullanılıp fazlası da şebekeye satılacağı yani evde üretilenden az elektrik kullanılıyorsa elektrik sayacının tersine işleyeceği bir sistem üzerinde çalışıldığı haberlerini 5 yıldan fazla zamandır okuyordum. Vestel yeni bir şey icad etmemiş. Haa, varolan bir teknolojiyi daha yüksek verimli hale getirmiş olabilirler ama bunu da cahil gazeteciler yolu ile değil doğru düzgün bir açıklama yolu ile açıklamaları gerekmez miydi? Koskoca web siteleri var ama elektrik süpürgesi türünden şeylerin resimlerini sergilemekten başka işe yaramıyor. Durum bu olunca da insanın inanıp ciddiye alası gelmiyor.
0
sefalet
"...ilk aşamada doğalgaz-elektrik faturalarının yüzde 85'i, 2008 sonundan itibaren de yüzde 10'u kadar bir harcamayla karşılanabilecek."

Bilgi kısmını geçtim, ifade güçlüğü daha bir zorlayıcı.

"İlk versiyonu doğalgazlı olacak piller evlerde toplam elektrik ve doğalgaz harcamasını yüzde 15 düşürecek miktarda enerji üretecek."

Yüzde 85'e ne oldu?

Bulmacayı çözmeye devam edersek piller önce faturanda %15 gibi bir tasarruf sağlıyor. Doğalgaz değil "su" kullanılmaya başlandığında da faturalardan %90 kadar bir tasarruf sağlamak mümkün olacak. Diğer bir deyişle bugünkü fatura bedelinin %10'u kadar bir masraf ile elektrik ve ısınma sorunu halledilecek. Doğalgaz ile su arasında epey bir fark görünüyor o zaman.

Merak ediyorum, bu tür haberleri yapanlar; okuyanlar kadar yoruluyor mu, haberi yaparken. Yoksa bir suyun yolunu bulması gibi kendiliğinden mi oluyor zihinlerindeki bilişsel süreçler.
0
bm
Merak ediyorum, bu tür haberleri yapanlar; okuyanlar kadar yoruluyor mu, haberi yaparken. Yoksa bir suyun yolunu bulması gibi kendiliğinden mi oluyor zihinlerindeki bilişsel süreçler.

Ben de birsey merak ediyorum. Kendim bir iki kere muhatap oldum basinla ve dedigimi carpitmayi birakin takla attirip basini kicina soktuktan sonra yazdilar. Bildigimiz anladigimiz herhangi birseyde duzgun yadiklarina denk geldigimiz de nadirdir. Disaridan alintilara kaynak gostermedikleri gibi maymuna cevirip verirler ve genelde bize yorarlar (en son o otobuse binen kediyi Van kedisi yapmislardi, son kontrol ettigim o). Hal buyken biz okuz gibi hala bu insanlarin yazdigini okuyup bir haber aldik zannederiz. Niye? Biz de bir acayibiz bence, sanki bir buyu oluyor yanlisi yalani gormemiz mumkun olmayan konularda duzgun yaziyorlar diye dusunuyoruz galiba. Kendim icin konusayim 'bakalim bugun diiitlar ne basmis' diye tiklamama ragmen okuduklarimin bir kismina hala inaniyorum -- halbuki ihtimaller uzayinda neyin olmadigini tesbite yaramali gazetede cikan elimdeki verilere gore.

0
sefalet
Canı sıkılıyor insanın, en basit yol yordam bile işletilmiyor bu ülkede. Vestel'in sitesine baktım, haber filan yok. Oysa bu kadar önemli görünün bir gelişme varsa, sitene koyarsın; başka ne işe yarar ki site zaten, süpürge resmine bakmak için mi bu siteler.

Halkla ilişkiler diye bir alan var ama, duyan bilene ancak herhalde. Koy sitene gerekli açıklamayı haber noktaları oradan en sağlıklı bilgiyi alsınlar. Bu kadar basit bir süreç nasıl becerilemez ki.

Zaten bilgi kirliliği var, bir de bilgiyi aktarmada özensizlik olunca, al sana arap saçı. Hadi buradaki konu bir teknolojik ürün ile ilgili, ya daha mühim meseleler? Giderek okuduğuna, gördüğüne, duyduğuna inanmayan kitleler haline getiriyorlar insanları? Bir gelecek ütopyası düşünelim; kimse kimsenin söylediğine güvenmiyor, güvenemiyor. Pek hoş.
0
sefalet
Ülkeye bak, en büyük teknoloji şirketi geliştirdiği ürünü kendi sitesinde duyurmaktan acizken, Türk Silahlı kuvvetler sitesinden "muhtıra" (bu arada son zamanlarda kullanıla gelen eşanlamlı "andıç" kelimesi yerine niye "muhtıra" kullanılıyor düşünmek gerek) yayınlıyor.

Ne diyelim, demek yol yordam bilen bazı kurumlar var bu ülkede. :)

0
bm
(bu arada son zamanlarda kullanıla gelen eşanlamlı "andıç" kelimesi yerine niye "muhtıra" kullanılıyor düşünmek gerek)

'Milli gorus' ile 'ulusal gorus' nasil ayni degilse, bunlar da oyle zahir. Ben andic nedir bilmiyorum zaten, ayni sey diyorsaniz oyledir ama kullanim bunlarin anlamlarinin arasini acmis. Millet 12 Mart'ta olana benzeyenine 'muhtira' diyor, baska ise yarayanina 'andic.'

Bu arada:

Ne diyelim, demek yol yordam bilen bazı kurumlar var bu ülkede. :)

Siz beni guldurdunuz Allah da sizi guldursun.

0
sefalet
İki kelime arasında farkın olduğu doğru, öyle bir fark var ki, insanlar günler haftalardır andıç diye inlerken ortalıkta, birden "muhtıra" ya geçiş olsun. Fakat bu fark "Milli Görüş" ile "Ulusal Görüş" arasındaki fark gibi değil bence. Milli Görüş bir siyasi çizgiyi belirtmesi ile özel bir isim haline gelmiş bir ifade. Yani burada bir özel ad haline gelme durumu var. "Milli Görüş" dolayısı ile "halkın görüşü" anlamında kullanılmıyor, bir siyasi oluşum kastediliyor. Yani bir anlam değişmesi, kayması var. Oysa "muhtıra" ve "andıç" da böyle bir adlaşma veya herhangi bir özel isim anlamı yok. Anlam değişmesi de yok ortada, çünkü hala iki kelime de "uyarı" veya "hatırlatma" anlamına geliyor ve bu anlamları vermesi için kullanılmakta. Sadece kullanımın koşullarında bir farklılık var. Evet "muhtıra", "darbe" gibi askeri söylemler ve yaptırımlar ile bütünleştirilen bir kelime olmuş.

Aradaki ayrımın ince olduğunu kabul ediyorum fakat bu kelimeleri kullananların "andıç" yerine "muhtıra" demesinin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her söylem ve hareketini darbe veya siyasete müdahale olarak görme alışkanlığından kaynaklandığını düşünüyorum. Sanki askerin sessiz kalabilme olanağının mümkün olduğu bir coğrafyada yaşıyormuşuz gibi, her fikri açıklama bir tür anti demokratik hareketmiş gibi sunuluyor. Bu bakımdan, suçlayıcı bir tarz olarak "muhtıra" kelimesinin kullanılmakta olduğu izlenimi doğuyor bende.

Bu tarz yönetici takımı ve sabit fikir anlayışının ortaya koyduğu durum komedisi üzerine, espiri yapmaya bile gerek kalmıyor bu ülkede. O kadar komik durumlar yaşıyoruz. Olanları alt alta yazın, alın size komedi.
0
Betelgeuse
Konu çok güncel olduğu için bu başlığın altında off topic olmasına rağmen duramadım, madem konu açılmış ben de fikrimi söyleyeyim dedim.
Nasıl ki herhangi bir bakanlığa bağlı bir devlet memuru, mesela tapu kadastro işleri genel müdürü diyelim bakanın ya da bakanlar kurulunun kararnamesi ile görevinde alınabiliyor ise normalde milli savunma bakanlığına bağlı bir üst düzey memur konumunda olması gereken genel kurmay başkanını da bakanlar kurulu görevi dışına çıkan yani siyasete karışan eylemleri yüzünden görevinden alabilmeli, hatta dün yaptığı açıklama yüzünden bir de mahkemeye verebilmeli. Ama tabi ki bu gibi şeyler demokratik devletler için geçerli. Bizde güç askerin elinde malesef.
Sitenin güvenliği için tutulmuş güvenlik görevlileri site yönetim toplantısı kararlarına karışmaya başlaşa, site yöneticilerini silahla tehdit etse en hafifinden işten kovulurlar. Bu da aynı şey değil mi? Askerin işi sınırları korumak, savaş çıktığında savaşmak. Demokratik bir ülkede siyasi konulara karışmak ve söz sahibi olmak işin içine girince o devletin yönetim şekline militarizm deniyor. Asker milleti de askerler yönetir işte böyle...
0
sefalet
Sözleriniz doğru olurdu, verdiğiniz koşullar doğru olsaydı. Öncelikle Genelkurmay Başkanı mahkemeye verilebilir ve yasalar karşısında sizin benim kadar sorumludur. Görevden alma başka bir konu, YÖK başkanını da görevden alamaz hükümet, bu durum farklı kurumların kendi iç işleyişleri ile ilgilidir. Çoğu ülkede bu durum aynıdır. Hükümet demek, istisnasız herkesi görevden alma yetkisi demek değildir.

Ben sizin söylediğiniz gibi siyasete karışmak olarak algılamıyorum Genelkurmay'ın açıklamasını. İrtica, devlete karşı bir tehdit olarak saptanmış bir olgudur. Böyle olmasının pek çok sebebi var, İster Hizbullah deyin ister tarikat örgütlenmesi deyin, ülkenin gerçeğidir bu. Devlet bu tarz bir tehdit saptamış ise, bu tehdit ile mücadele etmesi gereken kurumlardan biri ordu olmalıdır ve ordu da bunu bir görev olarak benimsemiş durumdadır. Dolayısı ile bu konuda kendinde söz söyleme ve gerekirse müdahale etme yetkisini görmektedir.

Belirttiğim gibi askerin işi, sadece sınırları korumak, savaş çıktığında savaşmak vs. değildir. Böyle tanımlamak, ancak ufak bir çocuk ordu ne iş yapar diye sorarsa söylenebilecek, kısa ve sınırlı bir açıklama olabilir; daha fazla bir anlam ifade etmez. Her toplumun ve ülkenin tehdit olarak gördüğü koşullar vardır. Bunlar içte olabilir, dışta da.

Eğer siz, İrticayı bertaraf edilmesi gereken bir olgu olarak gören kuruma, okullarda irticayi faaliyetlere göz yumması gerektiğini söylüyorsanız; bu gerçekçi değildir.

0
Zebani
ne güzel bir aşlık altında güzel bir aymazlığı tartışma başarısını göstermişsiniz. genelkurmayın yaptığını savunmak apaçık demokrasiye karşı durmaktır. irtica da bazılarının kendilerinin yaratıp kendilerinin korktuğu öcüdür daha da ötesi değildir. hizbullah filan diye saydığınız örgütlerin de solcu sağcı pkk veya diğer terör örgütlerinden farkı yoktur bunu inandığı gibi yaşamak isteyen kesimlere atfedemezsiniz. bazıları yok şu bizi temsil etmez yok bu bizi temsil etmez diyor temsili demokrasi de %100 halkı temsil etmek nasıl mümkün olabilir? 70 Milyonun 70 milyon fikri var bu ülkede kabaca bir yaklaşımla...

"Dolayısı ile bu konuda kendinde söz söyleme ve gerekirse müdahale etme yetkisini görmektedir."

gazetelerde okuyorum bazıları diğerlerini "ötekileştirmeye" çalışıyor yüzde 26 nasıl olurda %74 ü temsil eder diye daha önceleri nasıl temsil ediyorduysa başka iktidar zamanlarında şimdi de öyle temsil ediyor. Bu demokrasi diye adı konulan oyunun kuralları sonucu ortaya çıkmış bir tablodur ve bu %26 yı devlete düşman olarak görmek apaçık tek yönlü ve ön yargılı bakmaktan başka bişey değildir. Ordumuzun müdahelesini şuandaki olayların hiç biri meşru da kılmaz. Rejimin değiştiği filan da yok. Değiştirmek isteyen de sadece sizin gibi yaşayanların istediği gibi yaşama hakkı varken ötekileştirdikleriniz de kendilerine özgür bir yaşam alanı isityorlar, daha da başka bişey değil.

Bu ülkedeki en büyük tehdit birbirimizin varlığını ve birlikte yaşamayı kabul etmemekte birbirimizin haklarına saygı göstermemekte ve birbirimize sevgi ve anlayışla yaklamaş varken kin ve nefret dar boğazına girmektedir.

Yorumunuza eksi puan verecektim ama malesef fazla mesaimizin askeri usulları gereği karmanız benden yüksekmiş o yüzden eksi veremesem de eksi vermek istediğimi buraya belirtmiş olayım....
0
sefalet
Terör örgütü deyip işin içinden sıyrılmak, asıl aymazlık ve köşe başı kurnazlığıdır. Bir kere yazımda hiç bir şekilde Cumhurbaşkanlığı vs. değinilmemiştir. O yüzden yüzdeler ile verdiğiniz "temsil" ve "ötekileştirme" hikayesi sadece sizi bağlar. Neyse, ben alışığım zaten yazdıklarımın amuda kalkıp okunmasına.

Bu ülkede irticai faaliyetler vardır. Hem tarikat yapılanması hem de şiddete başvuran terör örgütlenmesi şeklinde. Niyetlerini de açık açık ilan etmişlerdir ama size intikal etmemiş henüz herhalde. Ve merak etmeyin, kimse bu faaliyetler ile türban takmak isteyen veya tatlı tatlı dindar olduğunu göstermek isteyen kesimi birbirine karıştırmıyor. En azından ben yapmıyorum. O yüzden gevşeyebilirsiniz, çünkü demokrat ve mazlum rolü yapmanıza gerek kalmayacak.

Demokrasi, Milli Eğitim Bakanı'nın "nasıl Evrim bir kuram ise, Akıllı Tasarım da bir kuramdır" demesi demek değildir. Bunun ne olduğu bellidir, adı da CAHİLLİKTİR.

Demokrasi, 23 Nisan'da evlenme yaşı gelmiş adamı 23 Nisan çocuğu diye TBMM'si koltuğunu oturtmak da değildir.

Demokrasi, her belediye ihalesini yandaşlarına dağıtmak, kar eden kurumları üç kuruşa satmak da değildir.

Demokrasi, kendi ismini kullandırıp gurbetçilerden para toplanmasına göz yummak, ondan sonra da para nerde denilince dağa kaçtı demek de değildir.

Demokrasi, elin aşiret reisi ülkene ağzına geleni söylerken, yutkunmak da değildir.

Bu konuları bilmiyorsanız araştırın, sonra kanal 7 yorumcularının "ötekileştirme" ezberini belki kullanmazsınız. Belki o zaman neden milyonlar sokağa düşüyor diye bir soru gelir aklınıza. Hatta belki bir cevap gelir aklınıza, kim bilir.
0
FZ
Bir şeyi milyonların yapıyor olması o milyonları gözü kapalı destekleyeceğimiz anlamına gelmiyor. Demokrasi ordunun 'ülkenin özel koşulları...', vs. şeklinde yıllardır ezberletildiğimiz şeyleri söyleyerek e-muhtıra yayınlaması da değildir. 2007 yılında, onca çalkantılı tarihten sonra halen böylesine bir seçeneksizliğe mahkum edilmeyi kabul etmek, sindirmek de değildir. Demokrasi ve hukuk hepimize her zaman gereklidir, bunun yerine başka kutsallıklar koyup tartışılmaz kabul ettiğimiz sürece 70 küsur milyoluk bir ülke olarak saçma sapan çalkantılarla vakit kaybetmeye devam etmemiz işten bile değildir.

Not: Bu satırları yazan kişi vakti zamanında Milli Eğitim bakanının yukarıda belirtilen bilimsel konudaki aymazca ve cahilce açıklamalarını sert bir dille kendi blogunda eleştirdikten çok kısa süre sonra tehditvari e-postalar almış bir kişidir. Aynı satırların yazarı artık bu ülkenin biraz normalleşmesini ve gerçek gündemlerle meşgul olmasını istemektedir. Aksi yöndeki her türlü 'coşku dolu ve süper vatansever' manipülasyona da karşıdır.
0
sefalet
Bu haberin bir yerlerinde ilk attığım mesajlarda yazdığım gibi ben bahsini ettiğimiz gelişmeyi "e-muhtıra" şeklinde görmüyorum. MGK toplantılarında ve başka ortak buluşmalarda özel raporların hazırlanıp hükümete verilmesine rağmen "herhangi" bir yanıt veya gelişme görmeyen bir kurumun, sert ve açık olarak düşüncelerini kamuoyu ile paylaşması olarak görüyorum. Bu ülkede darbe söylentisi yapıp rant sağlayan kesimlerin olduğunu çok iyi biliyorum çünkü. Belki o metindeki bazı sözler sert olabilir, tartışılır ama altındaki niyet başkaymış gibi sunulmamalıdır. Asker, gündemi, milletin reisi seçilecek insanın eşinin türbanı görecek kadar veya demokrasiye müdahale ederek memlekete hizmet edeceğini düşünecek kadar "cahil" ve "fevri" değildir diye düşünüyorum. Ordu bu kadar küçük hesaplar yapmaz, bunu anlamak gereklidir. Aksi takdirde, Malatya olaylarını gerçekleştirenler ile aynı zihinsel düzeye indirmiş olursunuz orduyu.

Bir Genelkurmay ki, daha bir hafta önce Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili sert müdahale ve sözler söylemesi beklenirken, medyanın merakını gidermek maksatlı sadece bir cümle ile konuyu geçmiştir. Farklı zamanlardaki pek çok konuşma takip edilirse, kendilerinin ordu ile "siyaseti" net bir şekilde ayrı gördükleri açıktır. Kuzey Irak gibi bir meselede bile Genelkurmay başkanı öncelikle "siyasi iradenin" olması gerektiğine değinmiştir. Ordunun bu kadar siyasete ve diğer memleket meselelerine karışmaya meraklı olduğunu düşünüyorsanız, önce K.Irak konusunda kendi bildiğini okuyacağını tahmin etmeniz gerekirdi. Oysa asker siyasi otoriteye saygısını her fırsatta dile getirmiştir.

Ezber meselesi önemli, belki milyonların yaptığını yapmak gibi algılanabilir ama başkalarının yaptığını yapmaktan bahsetmiyoruz; büyük kitlelerin neden böyle yaptığına yoğunlaşmak daha faydalı olacaktır.

Uzun lafın kısası, her muhtıra diyene inanmayın bence siz.
0
Zebani
ben ezber kullanmıyorum arkadaşım açıp hürriyet gazetesindeki kanalturkteki haberlere yapılan fanatik yorumları okuyabilirsin.

sen kabaca genellemeler yapıyorsun. yapılan genellemeler ancak kaba yaklaşımlar yapılmasını sağlar genellemeye uymayanları da ezip arada yok etmeye yarar buna da atalarımız kuruların arasında yaşların yanması demiş olsa gerek... ben bir tek kişiyim ve beni bu aşırı uçlar bağlamaz.

benim kanal 7 ağzıyla konuştuğumu söyleyip ancak niyet okuması yaparsın o kadar.

neyse bu konuyu uzatmak niyetinde değilim. senin kapalı bir zihniyet olduğunu düşünmüyorum ama insanlara hoşgörü göstermeniz gerektiğini düşünüyorum.

ki emin olasın ben de kapalı bir ve tek yönlü bakan bir zihniyet değilim...
0
FZ
fazla mesaimizin askeri usulları gereği

Burada 7 yıldır bir iletişim ve tartışma platformunu belli bir kalitede yürütmeye çalışanlardan biri olarak sizin bu yukarıdaki sözlerinizi çok samimi şekilde ayıplıyorum. Hiç yakıştıramadım. Bunun anlık bir tepki şeklinde sarf edilmiş sözler olduğuna inanmak istiyorum.
0
Zebani
bunun bu süreçte (ülkemizin gergin sürecinde) yaşanan duygusal ve zihni durumla ilgisi var askerlik benzetmesini karma kuralına atfen yazdım. zanımca sayın sefalet'in yorumuna negatif puan verememem bu rütbe sisteminden olsa gerek.

yoksa başka anlamda kullanmadım.
0
simor
Ben de bu konuyu merak ediyordum. Ben kimseye ne artı ne eksi puan veremiyorum artık. Bir kaç hafta önce verebiliyordum. Herhalde bir problem var.
0
sleytr
Bu haber turk.internet.com'daki gibi de verilebiliyorsa asıl hatayı haberi yapan gazetede aramak gerek diye düşünüyorum. Tabi bu Vestel'in vestelrd.com şeklinde sırf arge çalışmalarına özel bir alan adı alıp içini dolduramama ayıbını örtmez.
0
sleytr
konuyla ilgili turk.internet.com'daki haber biraz daha okunası duruyor...
0
ice
http://online.tpe.gov.tr/ Türk Patent Enstitüsünün Patent araştırması sitesinde başvuru sahibi kısmına vestel yazıldığında (2006/5864 nolu başvuru) "Katı oksit yakıt pili için membran elektrot gurubu" adlı buluşları için vestelin başvuru yapıtığı görülüyor. Yani çıkarabildiğim en yakın teknoloji bu.. Haberdeki yakıt piline ilişkin bir başvuruları yok. Patent başvuruları 18 ay içinde yayınlanır. Ya 18 aylık süre dolmadı ya da Patent başvurusunda bulunmadılar! biri vesteli uyarsın...
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Türkiye'ye Çin Usulu İnternet Sansürü

towsonu2003

Hürriyet'teki bir habere göre, "başta çocuk pornosu olmak üzere yasalara ve ahlaka aykırı görüntülerin internet üzerinden indirilmesi ve dolaştırılmasının önlenmesi için "perdeleme" geliyor. AKP Milletvekili Gülseren Topuz, bu tür görüntülerin internet üzerinden indirilip yayılmasını tamamen engellemeye dönük olarak yasa teklifi hazırladı."

Aynı haberde, AKP Milletvekili Gülseren Topuz'un ağzından şu sözlere yer veriliyor:

Vatandaşlık, Kişisel Bilgiler, 250 YTL Ceza ve Bilgi İşlem...

FZ

Bilgi almak, bilgi vermek. Devletin vatandaştan bilgi alması ve vatandaşın devletten bilgi alması. Garip bir asimetri. Söz gelimi artık adresinizi bildirmezseniz 250 YTL'den başlayan para cezasına çarptırılacaksınız.

Bir başka habere göre ise İçişleri Bakanlığı, başlangıçta sadece nüfus kayıtlarının doğru düzgün tutulmasını amaçlayan Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi'ndeki (MERNİS) bilgileri, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu hizmeti veren kurumlarla paylaşacak. Kimlik Paylaşımı Sistemi Uygulama Yönetmeliği, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Elektronik fişleme tartışmalarını yeniden gündeme getiren yönetmelik şöyle işleyecek.

Uzun yıllar ABD'de yaşamış bir tanıdığımın deyişi ile: "11 Eylül sonrası ABD'de yabancı pasaportlu Müslüman olmak burada vatandaş olmaktan daha az kayıt ve bürokrasi gerektiriyor."

DERİNKUYU`da HalfLife!

kuzen

Sevgili arkadaslarım ben askerlik gorevimi icra etmek icin NEVSEHİR - DERİNKUYU ilçesindeyim. Şu an kendi halinde bir Internet kafeden size bu haberi gönderiyorum. Garip olan, anadolunun bu ücra kasabasında bile gerek yazılımı gerekse donanımı benden hatta sizden (Ed. dur orda!) daha iyi bilen gençler, half-life/counter strike`ı kıvılcımdan emreden iyi hatta çok daha iyi oynayan 10-11 yaşında köylü çocukları var. Bu da ne demek? Para kazanmak için acele edin, yoksa bir iki seneye kadar ne adam gibi para kazanabileceksiniz bu işten, ne de oyun oynayacak bir yaşantınız kalmayacak.....

Kendinize iyi bakın.......(Ed. Sende kendine iyi bak, Half Life öğrenmeden de gelme askerden ;)

Yerli Otomobil Etox Yollarda

anonim

Daha önce fazlamesai'de de duyurusu yapılan ve yorumları alınan Etox marka spor arabanın 2.'sinin yollarda olduğu geçenlerde haberlerde yer aldı: Cumhuriyet, Superonline, Hurriyet

Matematiksiz Eğitim

FZ

Radikal'deki habere göre 2004 yılı Liselere Giriş Sınavı'yla ilgili 'skandallar' bitmek bilmiyor. 64 bin 598 öğrencinin 'sıfır' puan almasıyla Türk eğitim tarihine geçen bu sınav sonucunda, matematikten 'bir tek net bile yapamayan' öğrencilerin, Anadolu liselerine '1.' olarak girebildiği belirlendi.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2004 yılı LGS sonuçlarına ilişkin istatistik çalışması, 'seçkin' sayılan bu liselere girmenin aslında sanıldığı kadar zor olmadığını gösterdi. Sınavda Türkçe (25), matematik (25), sosyal bilimler (25) ve fen bilimleri (25) dallarında toplam 100 soru soruldu.

Buna göre, Erzurum'un Hınıs, Afyon'un Çay, Bilecik'in Gölpazarı ve Van'ın Erciş ilçelerindeki Anadolu liselerine 'birinci' olarak giren öğrencilerin dördü de LGS'de matematik sorularından bir net bile çıkaramadı.

Taban puanı en düşük Anadolu Lisesi Çankırı'daki Çerkeş Anadolu Lisesi oldu. Bu okula son sıradan giren öğrencinin puanı 482.866. Bu öğrenci toplam 100 sorudan dört netle Anadolu lisesine kaydını yaptırdı. Öğrencinin matematik neti -5, Türkçe neti ise -2 olarak gerçekleşti.

Kaynak: Radikal