Çocuğa devlet böyle mi öğretilir?

0
FZ
Tarih Vakfı ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından 2002'nin Mayıs ayından beri yürütülen 'Ders Kitaplarında İnsan Hakları Projesi' kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı'na sunulmak üzere bir rapor hazırlandı. Tarih Vakfı Başkanı Orhan Silier, incelemeye katılan hukukçuların ders kitaplarını 'ayıplı mal' olarak nitelediğini belirterek değişim sürecinin yavaş ilerlediğini, kitapların değişiminin 2009'u bulacağını söyledi.
Proje kapsamında uzmanlar tarafından hazırlanmış ölçütler doğrultusunda 287 gönüllü her branştan 190 ilk ve ortaöğretim ders kitabını taradı. Proje sonrasında ise kitap yazarları, öğretmen ve öğrencilerle çeşitli çalışmalar yapıldı. Konu düzenlenen uluslararası sempozyumda da tartışıldı. Proje Avrupa Komisyonu ile Açık Toplum Enstitüsü'nün mali desteğiyle gerçekleştirildi. 500 bin avro (870 bin YTL, kaynakla gerçekleştirilen proje, Milli Eğitim Bakanlığı'na sunulacak tavsiye raporu ile tamamlandı. Ders kitaplarının dünyada çağdaş, demokratik ve uygar metinler haline getirilmesinin son 30 yılda gerçekleştiğini vurgulayan Silier, "Türkiye 30 yıl geride kaldı. 12 Eylül öncesinde ve sonrasında ders kitaplarının kötüleşme süreci yaşandı. Türkiye'de değişim sürecinin çok yavaş işlediğini düşünüyoruz. Mevcut durumda ders kitaplarının değişmesi 2009 yılını bulacak" dedi.

Benim dikkatimi çeken ise...

Projeye para vermiş olan kurum. Yani Open Society Institute. Bunu başındaki George Soros, Soros'un hayat hikayesi, Popper'in öğrencisi oluşu, Karl Popper'in hikayesi... Bilgiler, düşünceler, bilinmeyenler, karmaşık denklemler, geçmiş, gelecek, çocuklar, gençler, devlet, ülke, geleceğimiz...

Görüşler

0
vizyoner
Bir kez daha görüyoruzki büyük güçlerin oyun sahasıyız:
Bir tarafta Demokrat Amerikanın'nın, demokratların tercihi George Soros ve geldiği ekol (Popper ekolü). O ekolki Dünya bütünleşmesine, globalizme inanır.
Diğer tarafta Cumhuriyetçi Amerika'nın, cumhuriyetçilerin (şu anki iktidar) geldiği ekol.Orada karşılık bir hoca yok mu? Elbette var.
Levi Strauss. Muhafazakarlığı savunan ve şu anki Amerikan şahinlerinin hocası...
Onların da izlerini tek güç Amerika üzerine kurduklarını görüyoruz.
Biz ise muhafazakarlar ve liberaller arası çekiştiriliyoruz..Hatta tüm dünya...
0
vizyoner
Eklemeyi unuttum: ABD iktiradındaki muhafazakar ekol ve marifetleri hakkında pratik bilgi almak için: Kabusların Gücü [www.bbc.co.uk]
0
bm
Uc bes sey soyleyim:

-- Gov.tr ile biten bir sitesi olduguna gore TUBA bir devlet kurulusu. Sitesi var. Gittim baktim, bu raporu bulamadim. Raporlar sayfasinda da liste vermisler, ama PDF koymamislar. Raporlari satiyorlar cunku. Kac kere para verecegiz bu insanlara millet olarak? Cok mu zor webe dokuman koymak, Allah askina? Ben bunu basit vatandas halimle dusunebiliyorum da TC'nin beyin tabakasi dusunemiyor mu? Basili kopyayi satmalari makul tabi, ona birsey demiyorum. (Site aramasi yok, onun icin ben bu raporu orada olmasina ragmen bulamamis olabilirim, o zaman ayni seyi nicin site aramasi yok diye yazabiliriz. Sifir devlet parasi alan FM'de arama varsa, orada niye yok?).

-- 190 kitap ve 500k Euro kitap basina 2631 Euro ediyor. 287 kisi gonullu calistigina gore bu paralara ne oldu?

-- Haberde gecen bazi dusunceleri yadirgadim. mesela:

' "İlhanlı hükümdarı, Elbistan yenilgisinin öcünü almak için Anadolu'da yüzlerce Türkmeni öldürttü ve ülkeyi yağmalattı" gibi düşmanca ifadeler kullanılıyor. '

Burada problem nedir? İlhanlı hükümdarı boyle birsey yapmamis midir? Yani yalan mi yaziyor? Yalan degilse aman cocuklar duymasin diye vahsetten arindirilmis bir Tarih mi okutulmali?

-- Cok uzak bir baglanti da olsa sokusturayim: 'Devletin temel görevi, kişi özgürlüğünü sınırlandırmaktır' ifadesinden rahatsiz oluyorsak, 'devlet milletin ustundedir' kabulunden hareket ederek ortaya cikartilan garipliklere de tapki gostermeliyiz. Ben denedim [turk.internet.com], sonuc SIFIR! Adamlardan hesap sorarken dahi 'siz bizim ustumuzsunuz' diyoruz. Bunlari gormek ve 'siz de kim oluyorsunuz' demek icin Soros'un bize para verip aratirma yaptirmasi mi lazim?
0
sefalet
Aynı türklük türkiyelilik tartışmasındaki gibi olaylar dış kaynaklı gündemimize getiriliyor gibi.Raporu okumadım ve ayrıntılarını bilmiyorum ama gazete ve televizyonda öne çıkarılan ana konu, başlıkta da olduğu gibi bireyin devleti algılayışı üzerine.Bu yaklaşımın çeşitli şüpheleri beraberinde getirmesi doğal, kafayı çalıştıran herkes şüphelenir.

Fakat ortada bir gerçek varki ders kitablarının içeriği sorunu şuan gündeme getirilen altı çizilen bazı konularda dahil pek çok tutarsızlık içeriyor.

Örneğin tarih bilgisi ders içeriklerinde rezil durumda.Ama sakın yanlış anlamayın bugün gündeme getirilen şekilde değil yok bilmem ne orayı yağmalamış denmiş de böyle denmemeliymiş de.Bu insanları uyutmak dan başka birşey değil.Başka ciddi sorunlarımız var o kitapların satırları arasında.

Ders kitaplarında hala tarihimiz 1071 den başlayıp savaşcı asyalı kavim şeklinde sürmekte.Ne Türklük doğru dürüst anatılmakta ne kültürümüzde anadolu medeniyetlerinden kalma izlerden bahsedilmektedir.Şunu açıkca söyleyen yok bizim uluslararası çapta diğer milletler ile rekabet edebileceğimiz bir bilimdalımiz varsa onların başında arkeoloji gelmektedir.Peki bizim ders içeriklerimizde arkeoloji biliminin esamesi okunuyormu tabiki hayır.Örnek vermek gerekirse ders kitaplarının tamamına yakını tarihin başlangıcından itibaren geçen süreyi kapsamaktadır.O da yazının ilk bulunduğu , paranın ilk kullanılmaya başlandığı medeniyetlerden bir iki paragraf bahsedilmek suretiyle 1071 e gelinmek şeklinde.Bu süre yaklaşık taş çatlasa 4-5 bin yıllık bir zaman dilimi ki dediğim gibi daha çok son bin yılı kapsayıcı şekilde anlatılmaktadır.Peki nerde kaldı tarh öncesi çağlar, insanlığın oluşumu yerleşik hayata geçişi , avcı toplayıcılık nerde, nerde ilk kültür kavramının ortaya çıktığının göstergesi somut kanıtların yaratıldığı dönemler.Kardeşim bir sürü bilgimizin olduğu son 500 bin sene nerde.yok yok yok.Birde çatalhöyük, çayönü gibi insanın ilk yerleşime geçtiği onlarca yüzlerce yerleşim yeri kalıntılarına sahibiz güyya.Kim biliyor. Bunlarsız tarih olmaz tarih bilincide olmaz dolayısıyla bir toplumun kimliğide olmaz. Bunlar alparslanın anadoluya girmesinden daha mı az önemli .ilk toprağın işlenmesinin , ilk mimarlık örneklerinin, ilk hayvancılığın gerçekleşmesi daha mı az önemli.

Boşuna aramayın bunları ders kitaplarında bulamazsınız.O yüzden zaten bu eğitim sisteminden türklüğü etnik bir kavram zannedip türklük-türkiyelilik tartışması yapan aydın bozuntuları çıkar.o yüzden dünyanın hiçbir coğrafi bölgesinde bulunmayan sayıda ve nitelikte medeniyetlerin yeşermiş olmasına rağmen bunların kalıntılarının gavur kalıntıları olarak bakıldığı bir anlayış var.

o yüzden biz hala kimliğimizi orta asyadan gelmiş göçebe halk olarak tanımlıyoruz.ne türk sözcüğünün nasıl ortaya çıktığını biliyoruz ne türklerin göçebe olmadığını, yüzlerce şehir kurduğunu biliyoruz, dilinin en eski dillerden biri olduğunu da bilmeyiz.Hele hele M.S. 2005 yılında anadolu üzerinde yaşayan bir halk olarak dünyanın herhangi başka bir yerinde bu derece hiç görülmemiş bir genetik ve kültürel karışımın sonucu olduğumuzu hiç bilmeyiz.Bizim kanımızda ve kültürümüzde asyadan gelen milletlerin de katkısı, var hititlerin de var , sümerlerinde var, selçuklularında var Helenlerinde var, var da var.Hangi birini sayalım bunların hepsi ayrı bilimdalı olmuş ve incelenmekte olan medeniyetlerin halkları.

Ben Türk diyince bunları anlıyorum.Benim kullandığım Türk kavramı tüm bu karışımı içeriyor.Tersi geçmişi inkar etmek olmaz mıydı?

Eğitimin içeriğini tartışacaksak herşeyini tartışalım bazı kimselerin ve kuruluşların öne çıkardığı konuları değil.Saygılar.
0
loker
>Gov.tr ile biten bir sitesi olduguna gore TUBA bir devlet kurulusu. Sitesi var. Gittim baktim, bu raporu bulamadim. Raporlar sayfasinda da liste vermisler, ama PDF koymamislar. Raporlari satiyorlar cunku. Kac kere para verecegiz bu insanlara millet olarak?
...
>190 kitap ve 500k Euro kitap basina 2631 Euro ediyor. 287 kisi gonullu calistigina gore bu paralara ne oldu?

Bir avukata, Bilgi Edinme Hakkı kanunu kapsamında, bu bilgilere ulaşma sınırlarımızla ilgili danışmak gerekir. TUBA bir kamu kuruluşuysa başvurduğumuzda bu bilgiyi vermek zorunda... 15 gün içinde size neden verilemeyeceğine dair (ulusal güvenlik vb.) ya da doğrudan bilgiyi ulaştırmazsa o kuruluş yöneticileri hakkında adli işlem başlatma hakkınız var.
0
abakana
Haberin sonundaki "İhlallere iki örnek" alt başlıklı kısım çok dikkatimi çekti. Belli ki bir hikayenin, bir romanın bir parçası kitaba dahil edilmiş. Bunun eleştirilmesini yeni nesil bir muzır kurulu olarak görüyorum. Zira bir Ömer Seyfettin' in Aleko' su bir Mehmet Akif' in İstiklal Marşı bu kurulun anlayışına göre 1930' ların kör faşist milliyetçi anlayışının sonucu olan eserler modern dünyada yer almamalıdır. Buna göre binlerce yıl önceki yaşanmış olaylar gözden geçirilmeli, olmuş olan bazı olaylar görmezden gelinebilinmelidir.
ABD Ordusu Bağdat' a girdiğinde Bağdat Müzesi yağmalanmış ve akla şu sözler gelmişti: "Tablet Kırıcıları". Sanırım birileri tabletlerimizin sağlam olmasından endişe ediyor.
Bu dediklerim demek midir ki çöocuklarımıza kin ve nefret aşılayalım? Hayır. Yanıbaşımızdaki Yunanistan' da hala Megalo Idea ve Enosis düşünceleri canlıyken, Kendi devletimiz içindeki Fener Rum Patrikhanesi orta kapıyı açmıyorken, birliğimizi tehtid eden unsurların neler olduğunun yetişen bireylere öğretilmemesinin sonucu birliğin dağılmasından başka brşey değildir.
0
sametc
yani biz kitaplarımızı tarihimizi amerikanın görüşlerimize gore yazcakmışız megerse bugunlerde gercekten cok ilginc olaylar oluyor hukumet milliyetcilikten yoksun olduğu icin amerikancı olduğu icin uyuduğu icin fırsat kollayıp iyi saldırıyorlar bize....

bugünlerde dikkat ediyorum köşe yazarları artık kürt milliyetcisi oldu yani kürtleri kötülemiyorum yanlış anlaşılmasın .. ondan sonra mehmed ali birand bir programında 12 kişilik toplu mezar bulundu turkiye insan hakları dersi veriyor diyerek ordu'yu apaçık kötülemişti mehmed ali birandın ordu dusmani olduğunu dusunuyorum nedense ama sonradan anlaşıldıki o mezardakiler pkk'nın oldurdukleri cıktı.....

fener rum patrikhanesi bir devlet vatikan benzeri bir devlet kurmaya calışıyor ekumenik sıfatını alıyor bizimkiler tepki olarak gitmiyor amerika not ettik diyor ama sağolsun orgeneral Hurşit tolon cevabını verdi....

>>Yanıbaşımızdaki Yunanistan' da hala Megalo Idea ve Enosis düşünceleri canlıyken

+500

yunanistanda turk dusmanı cok fazla işte ornek gecen gunlerde isminde türk ismi geciyor diye dernegi kapattılar acaba bunları goruyormu bizim vakıflarımız ?? bu olaya başta AKP hukumeti olmak uzere butun AB ve AKP yalakası medya sessiz kalıyor...

acaba diyorum hani bir komplo dolaşıyor ortaklıkta amerika turkiyeye saldırcak acaba bu vatan icin ölmeyi falan filan ifadesi bunun icinmi yer alıyor ????.........









0
loker
Toplu mezarda öldürülenlerin PKK infazıyla öldüğü bilgisi cezaevinde olan bir hükümlünün itirafıyla açıklandı. Diğer yanda bilim insanlarının kriminoloji araştırmaları ve İnsan Hakları örgütlerinin tanıklarla ilgili araştırmaları sonucu ulaşılan en son bilgiye göre bu infazın devlet kaynaklı bir infaz olduğu.

Bu bilginin doğrulunu kabul etmek TSK'nın ya da kimi yöneticilerin barbar katiller olduğunu kabul etmek anlamına gelmez. İşte bu raporda verilen örnekler de tam bu zihniyeti eleştiriyor.

Güneydoğuda savaşan askerler, polisler ve bu örneklerle en çok ismi özdeşleşen sivil milisler yani korucular hangi şartlar altında görev yaptılar, neler yaşadılar hala konuşulamıyor. Beş tane asker bir cinayet işleyebilir. Bu ordunun engellemesi gereken bir durumdur, ama engelleyemediğinde illa siyasi değil yalnızca adli bir sonuç ortaya çıkabilir tabii devlet kalkıp attığı her kurşunun adresini sahiplenmek için bu beyhude çabaya girmezse...

Orduya ya da koruculara mensup insanlar suç işleyebilirler bundan TSK muaf değil, burada önemli olan böyle bir olay yaşandığında bu olayın muhataplarının çağdaş hukukun gereklerini yerine getirmeleri böyle bir durumda kimsenin gıkı çıkmaz, çıkamaz. Olayın siyasallaşması için TSK'yı hedef alan fırsatçılar kadar TSK'yı savunmaya kalkarak bu olayda kurumu muhatap kılan kraldan çok kralcılar da rol oynar... Bunu unutmayalım...
0
bm
...burada önemli olan böyle bir olay yaşandığında bu olayın muhataplarının çağdaş hukukun gereklerini yerine getirmeleri böyle bir durumda kimsenin gıkı çıkmaz, çıkamaz.

Benim cikar. Karakolda uc bes sadistin yaptigi munferit bir isten bahsetmiyoruz. O insanlari o sartlar altinda oraya yollayip, birseyler yaptirip, ne yapiyorlar karismayip, ondan sonra olanlardan sadece onlari sorumlu tutmak 'cagdas hukuk'u tatmin etse de benim vicdanimi tatmin etmiyor. Ne yapmak lazim bilmiyorum tabi. (Tamamen teorik konusuyorum, kim ne yapti bildigimden degil).
0
loker
Buna katılıyorum ama konuyu genel açıdan militarizme taşımak ayrı, bir konuda yapılan adli çalışmanın manüple edilmesiyle ilgili tartışmak ayrı.

Ben de rahatsız olurum vergilerimle oluşturulmuş, süper yetkiler ve silahla donatılmış 'memur'ların suç işleyebiliyor olmasından... Bunun engellenememiş olmasından... Kaldı ki nasıl bir gazete yayın yoluyla suç işlediğinde yalnızca satırların yazarı değil genel yayın yönetmeni sorumlu tutuluyorsa, devleti temsilen görev yapan insanların hele ki görevleri gereği sahip oldukları olanaklardan (yetki ya da silah fark etmiyor teorik anlamda...) faydalanara işledikleri suçların sorumluluğu da çağdaş hukuk düzeni içinde yalnızca onlara bırakılmaz. Onlardan sorumlu insanlar, bu sıfatları nedeniyle olaydan da sorumlu tutulurlar zaten.

Benim burada vurgulamak istediğim böyle bir olay ortaya atıldığı zaman şanlı türk ordusu böyle şey yapmaz zihniyetiyle olayı ya örtpas eden ya da başkalarının üzerine atan (saklanamadığında) ve dolayısıyla yeni suçlar işlenmesine yol açan odaklar. Bu insanlar bunu milliyetçilik adına yapıyorlar ama suçlar korundukça büyür ve çok büyüdüğünde herkes farkına varır.

Allah aşkına bir emniyet kurumunun, halkın yanında olduğunu hatırlatmak için pankartlar asarak halka ilişkiler çalışmaları yaparak kendini sevdirme gayretinden daha vahim bir durum var mıdır?

Her 'polis sizin için var, polis sizin güveniniz, günaydın yurttaş nasılsın ben polis' vb. ifadeli pankart görsem gülerim ağlanaca halimize... Yok nasıl olabilirdin ki ey polis... Tabii ki dostum, güvencem olacaksın, tabii ki yanımda olacaksın... Başka ne ihtimal var ki? Ama bir ihtimal daha var demek ki bizi inandırmak için para harcıyorlar (hem de bizim paramızı...).

Benim ilk planda sona erdirmeye çalıştığım patolojik zihniyet bu... Sonra tabii ki sıra diğer üst seviye algılama ve edimlere gelsin, gelmeli...
0
bm
Anlasiyoruz. Tesekkurler.
0
sametc
ben TSK'ni savunmaya almıyorum maksatı acıklıyorum medyanın ve mehmed ali birand'ın maksatı başka mehmet ali birand daha kurt sorunu yok iken "şöyle kalıplarımızı kıralım ve bir sorunu ele alalım kürt sorunu" diye sorun cıkartıp para kazanmaya calışan ajan tipli bir adam mehmet ali birand ..

bu tür haberler medyada maksatlı yer alıyor kimse hukuku ciğnemiyor biz kendi abilerini en iyi arkadaşlarını askeri mahkemeye yargılamaya gonderen hatta turk deniz kuvvetlerii komutanını yargılamaya gonderen kurumdan bahsediyoruz bu kurummu hukuku çiğniyor...???? ordu açıklama yaptı "bu tur haberler maksatlı yer alıyor medyada bırakın bu konuyu yargı cozer" diye acıklama yaptı bilmem farkındamısınız... yani bırakalım yargı'nın kendisi çözer bu konuyu eğrisiyle doğrusuyla.

geçen gun pkk'nın kanalı roj tv'de dikkat ettim bir haber vardı haber aynen şu "turk silahlı kuvvetlerinde yolsuzluk tırmanıyor" işte bu haberler boyle pis kanallara yarıyor kime yarayacak başka biraz TSK yok etmeye calışan AB'ne yarar...

turkiyede başbakan olan devlet bakanı olanların yolsuzluklarını rusvetlerini duysanız dikkat edin dokunulmazlığa sığınan rusvetciler

Turkiye'yi daima koruyacak olan insanlarda dokunulmazlık yok yargılanabiliyorlar neden hala dokunulmazlık kaldırılmıyor anlamış degilim tabii bugunku hukumet kaldıramaz cunku kendi hukumetteki başbakan dahil milletvekillerinin eskiden işledikleri suc dosyları kabarık olduğu icin işte ikisi arasındaki farkı siz gorun ?
0
cadas
Merhaba,

Orduyu savunmaya almiyorum deyip yine orduyu savunmussunuz, ben de orduyu savunmamak degil derdim deyip orduyu savunmayayim. Aslinda cok da uzun yazmaya gerek yok. Konu basligi olarak 80 darbesinin Turkiye'ye etkileri diye aratin Internet'te ya da yok daha basiti kafanizda, anilarinizda bir arama yapin (boylelikle "dis mihraklarin komplolariyla dolu" web sitelerine girmekten de sakinmis olursunuz kendinizi) bakalim, nasil bir kurum kaliyor elimizde....

Ya ya da birakalim hocam siyasi meseleleri, buyuk capli konularla ilgili tartismalari, soyle mahallenizde, semtinizde, insan iliskileri uzerinden dusunun; bir ordu mensubuna karsi insanlarin tutumu nasildir. Nasil onlara her yol aciktir, nasil bir suru insan onlara "iyilik" yapmak icin siraya girer. Neden girer?

Ne kadar guclu olursa olsun bir ordu, savundugu topluluklar ile yabancilasirsa, ipleri gererse, iste bugunku konumuna gelir. Ayni sey ulkemizdeki tum guvenlik gucleri icin gecerlidir. (Burada dendigi gibi, MS gibi reklamlar vermeye baslarsiniz...)

Neden ordunun bu noktaya geldigi ile ilgili universitede bir hocamizla tartismistik, cunku 1960'larda ordu (her ne kadar darbe olmasi yine de ozgurlukler adina bir utanc kaynagi olsa da) daha halka donuk, birlestirici bir hamlede bulunmustu. (O donemi cok derin ayrintisi ile bilmiyorum ve acikcasi o donemde yuz kizartici olaylar oldu mu, bilgisi olan varsa, eklesin bence) Neyse, Hocam, meselede en buyuk etkenin Askeri Ortaokullarin kapatilmasi ve ordu mensuplarina bir zamanlar sadece emir eri denen kurumdan daha fazla olanaklar saglanmasinin oldugunu dusundugunu soylemisti (Ordu Evleri, OYAK vb. kurumlar vs vs). Ilginc bir nokta gibi geliyor bana ve bugun etraftaki genclere neden askeri okula gitmeyi dusunuyorsun diye soruldugunda kosullari cok iyi demelerini de acikliyor gibi geldi bana.

Simdi, siz savunmamis ben de elestirmemis olayim...

Ve son bir ek: Surasi acik ve net ki, medya her ne kadar gunah kecisi oldum, herkes kolaya kaciyor beni elestiriyor diye kendini kurtarmaya calissa da, ulkemizdeki en buyuk gunah kecilerinden birisidir. Bu anlamiyla orduya elestirel baksam da, ordu hakkinda medyanin yaptigi son donemki hicbir haberi ciddiye almiyorum. Cunku bu medyanin neferleri, AB vb. sureclerin rahatligi olmadan once neredeydiler, nasil konusuyorlardi ordu hakkinda?

Yani, bence Internet'i su yonuyle kutlamaliyiz ki, farkli bakis acilarina ulasmamiz icin gunumuz sartlarina gore iyi diyecegimiz bir ortam sagliyor bize. Umarim bu kanallarin kullanimi yayginlasir, boylece tepemizdeki, bir kisim tarihsel ve cografi sanslari sayesinde oralara gelmis, beceriksizlerin begendigi gundemler degil, gercekten kendi sorunlarimiz uzerine tartisir ve dusunur oluruz.

Sevgiler...
0
sametc
o zaman yaşamıyordum 1984 doğumluyum :) ama okuduklarım gorduklerim kendi goruşlerime göre şöyle, saçma sapan sağ sol kavgaları yapan gençler universiteliler maoculuk mussollinicilik artmış bu gençlerin kavga etmesini sağlayanında amerika olduğu soyleniyor? ben boyle okudum yani sağ sol kavgalarıda neyin nesi oluyor ??? ulusalcılık var iken ?

ve o zaman yaşamış gençlerin bazıları ordu artık mudahale etse diye haykırdıklarını anlatırlar cunku gunde tam 25 kişi olduruluyormus. sen sağcısın sen solcusun diye birbirlerini olduruyorlarmış hatta babamda istanbul universitesinden mezun 1978'de mezun olmuş ve o zaman sağ sol kavgaları yuzunden rahat ders goremediklerini kafasına taş geldiğini boyle sacma sapan kavgalara katılmadığını hatta gozu onunde bir gencin oldurulduğunu soyler. eh boyle durumda bilmem kim bitirebilir bu sorunu...

12 eylul hakkında bildiklerim bunlar pek fazla birşey bilmiyorum...... o yuzden 12 eylul bana uzak bir konu bildiklerimi soyledim.
0
demolish
"eh boyle durumda bilmem kim bitirebilir bu sorunu..."

http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2003/06/14/gundem/gundem4.html
0
bm
Bu cok eski bir haber, 12 Eylul'den hemen sonra 'izin almadik ama haber verdik' bile denmisti. ABD'nin 12 Eylul'e sevinecegi asikar tabi. 'Planladi yaptirdi' kisminin detayini ben bilemeyecegim, yapana destek olacagi acik tabi.

Genc arkadaslar bugun 'ulusalci' olanlarin 12 Eylul'den evvel neci olduklarina iyi baksinlar (bunu belirli kimseyi kastederek soylemiyorum), 9 mart (ki sonra baska kilikla 12 mart oldu o ayri) hadisesinde oyuncular kimmis diye kitaplar filan da cikti.

O zamanki hava cok degisikti Turkiye'de. 80 evvelinde burada yasamamis olanlar (hem 12 Eylul hem 24 Ocak yuzundan) mamleketin oldukca kisa surede ne kadar degistiginin farkinda degiller. Olsunlar bence.

0
demolish
"Bu cok eski bir haber"

sametc için yeni bir haberdir diye düşünüp gönderdim, tabii bu sadece tahmin, belkide haberi vardı.

"ABD'nin 12 Eylul'e sevinecegi asikar tabi."

niye?
0
sametc
hayır haberim yoktu tesekkurler benim icin yeni bir haber ama ben bu olayı amerikanın başlatıp amerikanın bitirdiğini dusunuyorum....

ve bizim ordumuzun amerikan ajanı olduğunu soyleyen bile var yani o zaman biz dusunmek zorundayız "NERDE YAŞIYORUZ" diye.

acaba bu düşünüyorum bu ordu olmasaydı nasıl bir ulkede yaşıyor olurduk ?.

0
bm
"ABD'nin 12 Eylul'e sevinecegi asikar tabi."
niye?


O zamanki dunya durumunu dusunelim. Onlarin dusuncesi, ne pahasina olursa olsun Komunizm yayilmayacak. Ustelik Iran'da anlamadiklari birsey olmus orayi kaybetmisler. TR'de o sira hem asiri sol kuvvetli hem ekonomi basagi giderek ciddi bir sekilde tabandan o akimlari besleyebilecek duruma dogru geliyor. Sistem oldugu kadariyla bile calistirilamiyor, secim mumkun degil olsa ne cikacagi cikanin ne kadar iktidar olacagi belli degil. Bir takim ekonomik kararlar alinmis ama belli ki meyvelerinin alinmasi hem uzun surecek hem orgutlu sol uygulatmayacak. (DISK'in o zamanki sinif mucadelesi ile ekonomiyi kilitlemeye calistigi sadece tahmin degil bizim Marksitlerin nostalji sitelerinde 'su kadar is gunu grev yaptik' diye gururla cetelesini acikladiklari birsey). Bu durumda komuta kademesinin sagda mi solda mi degil, sagin neresinde oldugu ancak tartisilacak ustelik halkin sevdigi ve guvendigi bir ordu darbe yapiyor. Siz ABD olsaniz sevinmez misiniz? Hem korkular izale oluyor, hem komunizmi getirmese bile kabullenebilecek/engellemeyecek duruma gireceginden korktugunuz bir millet 'oh kurtulduk' diyor. Onun icin oyle dedim, derin bir bilgim oldugundan degil.

(* Alternatif aciklamada 'komunizm' yerine 'ABD etkisinden cikmak' da koyabilirsiniz, sevinme sebebi baglaminda benim tahminim icin farketmiyor.)
0
bm
...Marksitlerin nostalji sitelerinde 'su kadar is gunu grev yaptik' diye gururla cetelesini acikladiklari birsey

Desteksiz kalmasin, taraf tutup haksizlik ediyor gibi olmayayim. Bir link buldum bunun hakkinda:

http://www.marksist.com/Bellek/DGMveProfilo.htm
0
demolish
benim tahminin söyle;

http://www.sabah.com.tr

Dün gibi hatırlarım... 12 Eylül askeri darbesi görünürde "terörü" önlemek için yapılmıştı... Nitekim, ertesi günü ortalık sakinleşmişti. Ama onca silahın yurt içine nasıl girdiği, bunun sorumlusunun kim olduğu hiç sorulmamıştı. Neyse, amacım bunları tartışmak değil...
Terörü önlemek için yapılan askeri darbe, sonunda en çok Yunanistan'a yaradı...
Kenan Evren, Yunanistan ile aramızdaki ihtilaflardaki en büyük kozumuzu, Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadına geri dönüşünü, hiçbir pazarlık yapmadan onaylayıverdi...
Bizler, askeri darbe ile anında kesilen teröre sevinirken, darbe Yunanistan'a yaradı. Vatanseverlik üzerine kurulu görünen bir hareket, ülke sorunlarındaki en büyük kozu dış arenada harcadı...


http://www.kongar.org

Kıbrıs davasının yitirildiği ikinci an, Kenan Evren'in Amerikalıların sözüne güvenerek, koşulsuz bir biçimde Yunanistan'ın NATO'ya dönüşüne yeşil ışık yaptığı andır. Bundan sonra Türkiye'nin elinde Yunanistan'a karşı hiçbir koz kalmamıştır.


http://www.belgenet.com

YABANCI BASIN MENSUPLARININ SORULARI VE CEVAPLAR

Soru : Türk-Yunan ilişkilerinin şimdiki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap : Çok yakın komşumuz ve dostumuz, aynı ittifak içinde bulunduğumuz Yunanistan la ilişkilerimizde bazı kopukluklar olmuştur. Bundan evvelki hükümetler döneminde de bu kopuklukların giderilmesi için Türkiye iyi niyetle daima yaklaşımda bulunmuştur.

Bizim dönemimizde de Türk-Yunan ilişkilerinin daha iyiye gitmesi ve Yunanistan ın NATO ittifakına dönmesi için her türlü gayret gösterilecek, ama bu gayretin dostumuz, komşumuz Yunanistan tarafından da aynı şekilde gösterilmesini ümit etmek istiyoruz.

Soru : Sayın General, Milli Güvenlik Konseyi nin herhangi bir üyesi ya da Genelkurmay�dan herhangi bir kişi bu hareketi yapmadan önce Birleşik Amerika ile istişarede bulundu mu?

Cevap : Sureti katiyede hayır. Ancak, bu soruyu niçin sorduğunuzu biliyorum. ABD nin buradaki Yardım Kurulu Temsilcilerinden aldığı bir haber üzerine, ABD deki bazı ajanslarda, Türkiye deki bu harekatın başladığı, erken saatlerde verildi. Buna istinaden bizde, böyle bir haberin onlara aktarıldığı izlenimi doğdu, daima bunlar soruldu.


kanaatim, bu hadise amerika(veya bir başkası veya birkaç tanesi birlikte) tarafından başlatılıp bizim çocuklar tarafından bitirilen(böylelikle izin almaya gerek yok sadece haber verseler yeterli) kıbrıs ve yunanistan merkezli bir meselenin halli. tabii bu olayların içinde olmadığım için gerçekleri bilemiyor sadece uzaktan bakıp yorum yapıyorum.
0
bm
Onu hatirliyorum. KE'ye 'soz' vererek bu isi baglayan da Alexander Haig idi galiba. Ben bunun TR'de darbenin arkasinda olabilecek kadar onemli olmadigini dusunuyorum. Yunanistanin NATO'ya donusu evet belki koz kaybi olarak dogru ama onun disinda bir felaket degil. 74'te kendi esekliklerinden cikincaya kadar zaten durum oyleydi. Kibristaki kaybi da tam anlamiyorum, Turkler olmuyorlar orada artik, adada askerimiz var, 74 oncesine gore durum gayet iyi. Benim de yasim o kadar buyuk degil ama Kibris harekatindan evvelki duruma kiyasla durumun hala cok iyi oldugunu gorebiliyorum. Bu arada olan bir bozulma degil, yine 12 Eylul doneminin sonunda Kibrista devlet ilan edilmesiyle isin seklinin bizim kafamizda degismesi bence. Adaya cikildiginda hakikaten (2. harekatta) iyi pazarlik ederiz diye topraklar alinmisti. O zaman zaten gazeteler filan da oyle yaziyordu bunlari. Ben simdi niye pazarlik topraklari verilmez vatan topragi oldu, o gunlerde de bayagi yetiskin olanlar sanki bu boyle degilmis gibi mesele yaratiyorlar anlamiyorum. (Hatta Kenan Evren de 'yahu biz oralari veriririz diye almistik' filan dedi ama herhalde 'sus konusma' dediler sonra sesi kesildi.)

Cok buyutuyoruz Yunanistani gozumuzde. Bu buyuklukte etkisi olabilecek bir ulke degil orasi (biz onlari o hale getirmezsek). Darbe yapmis, anayasayi, meclisi vs. ortadan kaldirmis bir idarenin dis politikada (ozellikle 'eski anayasa bol geldi, darini cikartmadan bir temizlik yapalim' diye herkesi susturmusken eline kan bulasmamis politakiclari bile enterne ederken) bazi 'ustumuze gelmemeniz icin ne yapmaliyiz' seklinde kaygi ve sorulari olabilir. Benim alanim degil, kulturum de cok kuvvetli olmadigi icin bilmiyorum tabi.

12 Eylul'un once ve sonrasina bakarsak, TR'de eylemci solun cok zor toparlanacak sekilde ezildigini, ayni sekilde ezilebilecek fanatik dinciligin ezilmedigini hatta imkan buldugunu goruyoruz. Bunlarin ikisi de (Afgan isgalinin tarihini hatirlayin) o gunku ABD'nin tasvip edecegi seyler. Oradan dikte edilmistir demiyorum, cunku gerek kaldi mi bilmiyorum. "Artik gencler gomonist olacaklarina dinlerini ogrensinler, netekim" denmis de olabilir.
0
sametc
Dincilik toparlanmışmıdır bu darbede bilmiyorum ama kenan evren ulus konusmasına "irticai ve sapık ideolojilere" diye başladığını bunlara darbe yaptığını soylerler hatta bilmem nerde şeriat isteriz diye protesto varmış ondan tam 12 saat sonra yapılmış bir darbe olduğunu soylerler solcular tek yanlı bakarlar bu olaya ama anarşinin durdurulabilmesi icin tek öneriye rastlanmamıştır ama 28 şubat darbesini yapanda aynı ordu ve en buyuk destekcileride solcular ve 28 şubat'ı eleştiren şeraitcılarda turkiyenin geri gittiğini falan soylerler. 12 eylulde de turkiyenin geri gittiğini solcular soyler.
0
bm
Evet o oyle derdi ama din dersini mecburi yapan o idaredir. Imam-hatip lisesi istatistiklerinde de oldukca basarilidirlar benim bildigim. Sizin bahsettiginiz Erbakan'in Konya mitingi olsa gerek, (Eylul 80 herahlde). 12 saat degil, ama oldukca yakin tabi.

Memlekete Suudi'lerin Rabita'si girdigi zaman 12 Eylul yonetiminin ses cikartmadigi soylenir, onun detayini arastiracak bilgim yok ama iste emperyalist kaptialist somuru bilmemne diye konusan memurlar ortadan yok olmusken 'bunlari ogrenecegine namaz kilmayi ogren' diyen, ben he demeden paketimi vermeyen gumrukculere denk gelmistim (disaridan gelen teknik kitap hakkinda). O donemde boyle vazifesinin disinda laflar edenler solcu olunca 'bir dilekce, bir pul, bir imza' marifetiyle en az birkac hafta iceride yatiyorlardi. Suclu veya sucsuz o yatanlar 90larin ortasina kadar pasaport alamadilar. (benim okul arkadaslarima oldu bu, ben kimseyi ihbar etmedim ama eden de edilen de biliyorum).

Istanbul'da o zaman (70ler) boyle bogaza basortu sarmak filan pek gorulen seyler degildi. Koyden goc edenler azcik kaydirip arkadan dogru baglarlardi basortuyu mesela. Yurtla okulla bilmeneyle orgutlenme, okul kapilarina tesetture uygun kilikla bir otobus kiz yigma filan o zamanlardan sonra iyice cogaldi. 28 Ocaktan evvel ordunun o tarafla solcularla ugrastigi gibi ugrastigina inanmiyorum. Hatta merkez sagin gucunu bolmek icin 12 Martcilarin Erbakan'i kactigi yer nereyse oradan cagirdiklari ve basimiza MSP'yi cikarttiklari iddiasina da rastladim ama teyid edecek durumum yok.
0
sametc
ben sizler sayesinde oğrenmiş oluyorumki 12 eylul darbesi doğru bir darbe ama uygulanması cok yanlış olmuş.

tesekkurler...

Dincilerin coğu "dusunce kalıplarına" kalırsak gelişemeyiz falan laflarını soylerler en son abdullah gul soyledi bu laf kasıtlı yani ataturkcu dusunceye takılırsak demek istiyor aslında kendileri dusunce kalıplarına sıkışıp kalmıştır şeriat şeriat diyerek siyasal islamdan başka şey dusunmeyen ve bunu getirmeye calışanların bu dusunce kalıpları lafını soylemeleri adamı cidden gıcık ediyor.

ve ben şahsen turkiyedeki siyasal islamcilarin arkasinda amerika'nın olduğunu dusunurum. bir ornek tabii siyasal degil ama apacık amerika ajanı olan fethullah guleni cumhurbaskanı yapma calışmaları vardı ve ne şukurki uyanık bir ordumuz var ve buna izin vermediler.


emre kongarı takip ederim 12 eylulu eleştirir ama 28 şubata destek verir yani buda solcu olduğunu gosterir ama coğu goruslerini beğenirim ve o yuzden takip ederim.


imam-hatip meselesine gelince bugun tarikatlarin erbakanların arka bahcesi olmuş olan bu okulları kenan evren zamanında 1 tane bile acılmadığını kenan evren cnn-turk'teki 5n1k programında söylemiştir tabii ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemem.
0
bm
"Bir tane bile acmadik" diyorsa o cumle dogrudur diye dusunuyorum. 80-83 arasi ogrenci sayisi istatistigi varsa bakalim ogrenci sayisi ne olmus. Bildigimden demiyorum, ama ortada bir yaygin inanc var, o inancin bir dayanagi varsa o zaman okul sayisi artmadiysa ogrenci sayisi artmis olabilir diye aklima geldi simdi.

Ben yanlis hatirliyor isem bundan cikacak ders su: (1) bilmem etmem derken saka yahut tevazu yapmiyorum (2) cogunlukla gazeteleri 'bakalim bu serefsiz bugun ne yazmis' diye okuyan benim aklima bu fikir bir seklide girdiyse, daha az supheci insanlarin aklina neler giriyordur?
0
bm
Pek anlasilir degil ama burada bazi rakamlar var:

http://www.cnnturk.com


0
sametc
http://www.insanbilimleri.com

bir sosyolojik analiz belki dikkatinizi ceker.
0
bm
Bu makeleyi yazan buradaysa kusura bakmasin, olmamis. Ben sosyolog degilim, cok derin bilgim de yok ama ordudan bahsedilecekse Talat Aydemir ve 9 Martcilardan da bahsedilmesi gerekir diye dusunuyorum. 60'tan sonra iki tesebbus daha oldu, (Aydemir) 12 Marttan evvel asiri sol orduya darbe yaptirmaya oldukca yaklasti (9 Mart). Bunlarin hepsinin mazzam onemi var bence.
0
bm
Bu hadiseler icin webden kaynak bulmak hala zor, ama en azindan o makaledeki bosluklarin bir kismini dolduran birsey buldum:

http://www.kongar.org

(Bu adam da biraz soldan bakiyor ama olaylar siralanmis hic olmazsa. "Kendilerine gore ulusal sol" ifadesi guldurdu beni biraz, yani 'kendilerine gore' oyle peki baskalarina hatta yazara gore ne?)
0
sametc
bugün ulusalcı olduğunu iddia edenlerden bir taneside işçi partisi doğu perinçek evet bunlar bugün ulusalcı ama eskiden maocu mussolinicilerdi zaten ben bunlara ulusalcı demem. yani atatürk'un yerine mao mussolini diyene ulusalcı demem.
0
sametc
Bu yazıyı okuduktan sonra şok oldum gercekten kötü olan hiçbirşey yok.

>>vatanı sevmeyi, vatan için ölmeye indirgeyen bir söylem terk edilmeli.

bu soz apaçık bir amerika oyunu apaçık AB oyunu Ne için ölelim sizin amerikadaki askerleriniz ben amerikayı seviyorum ve ıraka amerika için ölmeye gidiyoruz demiyorlarmı?. bu satıra gercekten gıcık oldum.

>>Azınlık mensuplarına karşı ayrımcılığa neden olacak hiçbir
ifadeye yer verilmemelidir. Yabancı düşmanlığının tüm biçimlerinden uzak durulmalı.

bu raporun bir amerika oyunu olduğu apaçık belirlendi turkiyede kim yabancı düşmanı ? yani biz AB'ye size düşmanız diye giriyoruz galiba ???


>>"Türkiye'de yaşayanların hemen hepsi Türktür. Yakın zamana kadar Türk'ten başka Rum ve Ermeniler de vardı. Bunların bir kısmı fırsat bulunca memlekete zarar vermeye kalkıştı."

türkiye cumhuriyetini kuran turkiye halkına turk milleti denir - Mustafa Kemal Atatürk ....


>>"Dünyanın tek bir elden yönetilebileceği ve bunun Türk iradesi altında olacağı fikri, başlangıçtan beri vardı. Buna bazı tarih araştırmacıları 'Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkuresi (düşüncesi) demişlerdir."

bu fikri zaten mustafa kemal ataturk reddetmiştir ve demiştirki biz nasıl kendi bağımsızlığımızı istiyorsak diğer devletlerinde bağımsızlığına saygı duymamız gerekir. görülüyorki mustafa kemal atatürk unutulmuş silinmiş gitmiş kimler sayesinde turkiyede olan amerika ajanları sayesinde :(ve akp yalakası medya sayesinde tarikatlar sayesinde kafası yıkanan gençler sayesinde :((( daha fazla uzulmeden Âtilla ilhan ve oktay sinanoğlu'na bir kez daha selamlar olsun......


0
FZ
>>>vatanı sevmeyi, vatan için ölmeye indirgeyen bir söylem terk edilmeli.

>>bu soz apaçık bir amerika oyunu apaçık AB oyunu Ne için
>>ölelim sizin amerikadaki askerleriniz ben amerikayı seviyorum
>> ve ıraka amerika için ölmeye gidiyoruz demiyorlarmı?. bu
>>satıra gercekten gıcık oldum.

Ben o satırlara gıcık olmadım, ben de karşıyım bir şeyi "ölümüne" sevmeye. Ölmeyi yüceltmeyelim, bir şey uğruna ölmek genellikle o şey uğruna yaşam mücadelesine atılmaktan daha kolay bir iştir. Kalıp yaşamak, mücadele etmek çok daha zordur. Ölür kahraman olursunuz ama belki yaşar ve kahraman da olamayabilirsiniz, çetin iştir. Bu topraklarda son 100 yılda oluk oluk kan aktı, daha fazla akmasın, düsturumuz ölmek, sevdiğimiz için ölürüz falan değil, sevdiğimiz için çalışır, refahı artırır, refah içinde yaşar ve yaşatırız olsun. Bu ülke çok değerli gençlerini defalarca kaybetti, nesiller telef oldu gitti, en değerli hazinemiz olan insan kaynağımızı daha fazla harcamayalım artık. Bakın ABD'deki ana babalar Irak'taki oğulları ve kızları için seslerini yükseltmeye başladılar, geri istiyorlar onları, insanlar sevdiklerinin ateş altında ölümle burun buruna olmasını istemiyorlar ve haklılar da! Kim ister?
0
bm
Olmeyi ululamak dogru degil bence de. Amerikan askeri zaten resmi agizdan bizim vazifemiz vetanimiz olmekten ziyade dusman askerinin kendi vatani icin olmasini saglamaktir filan gibi laflar eder. Asker politikaciya yavas yavas tepki gosteriyor orada zaten ("kendi cocuklarini yollasinlar", yahut "adam olduruyoruz diye kiziyorsaniz niye savas cikartip bizi buraya yolladiniz" filan gibi). Marifet insanlerin olmesini ve oldurmesini gerektirecek bir durumu ortaya cikartmamak tabi. Bu pek olmamis insanlik tarhinde.
0
sametc
aslında ben daha cok vatanı sevmeyi lafına gıcık oldum neyi sevelim.

vatan için ölmek savaş yaklaştığında savaş anında soylenir burayı gecelim peki ya vatanı sevmeyi ?? yani sanki bir kuresellleşmecilerin lafına benziyor.

ataturk zamanında ataturk ruhuyla calışan işciler calışan gencler vardı fakat ataturk vefat edince kolejler, ingilizce ile eğitimler,amerikalılar misyonerler masonlar tekrardan kusatmaya basladı ve ataturk ruhu öldü vatanseverlik ruhu öldü....

vatanseverlik olmayan ulus gelişirmi vatanseverlik olmayan ulus karakterlimidir ??

Bu rapor cok maksatlı yani vatan sevgisinden uzak oğrenciler yetiştirelim diyen rapor kesin AMERİKA oyunudur


0
loker
>>"Türkiye'de yaşayanların hemen hepsi Türktür. Yakın zamana kadar Türk'ten başka Rum ve Ermeniler de vardı. Bunların bir kısmı fırsat bulunca memlekete zarar vermeye kalkıştı."

>türkiye cumhuriyetini kuran turkiye halkına turk milleti denir - Mustafa Kemal Atatürk ....

Sapla samanı karıştıyorsunuz orada itiraz edilen ifade kimin Türk olduğu değil, Türk olmayan insanların tanımlanma biçimi... Ne yani bu ülkede yaşayan her rum ya da ermeni her fırsat bulduğunda bu ülkeye zarar mı veriyor? Ama yukardaki ifade apaçık böyle bir anlam içeriyor.

İstanbul'da doğan ve yüzyıllardır ailevi kökenleri bu kent, bu ülke, bu topraklar olan bir ermeni olduğunuzu hayal edin... İlkokula başlıyorsunuz ve ders kitabında böyle bir cümle okunuyor. Kendinizi nasıl hissedersiniz? Ya sınıftaki insanlarla ilişkileriniz?

Bu tip farazi ve bilimdışı tarih yorumları ayıklansın çabası var, geri kalan itirazlarda haklı bulduğum çok yan var. Örneğin bu araştırmanın finansmanının kaynağı... Kendine parayla ihtilal çıkartarak iki tane ülke satın alan bir spekülatörün finans ettiği bir araştırma insanlara ister istemez niyetli görünüyor örneğin... Milli Eğitim Bakanlığı hem kitaplar hem de bu kitapların ancak böyle eleştirilmesi yüzünden utanmalı bence... Türkiye'de bu araştırmayı yapabilecek nitelikli insanlar MEB tarafından finanse edilse ve 'bu ülkede yaşayan herkesi kucaklayan ve bir birlik duygusuyla onlara tarihi öğreten bir perspektif arıyoruz' düşüncesiyle yola çıkılan bir çalışma yapılsaydı fena olmazdı mesela...
0
sametc
yani ben şimdi yunanistana gidecem dusman gozuyle bakılcam adımda turk geciyor diye dernegim kapatılcak ben sessiz kalıcam oysa biz yunanlılara dusman degiliz onlar bize dusman

ermeni diasporası butun dunyayı dolasıyor butun devletleri dolaşıyor ermeni soykırım denen sacma sapan gercek dışı iddiayı herkesin gozunun icine sokuyor hatta bazı devletler kabul edicek neredeyse ben sesssiz kalıcam. amerikada beni terorist olarak gorsunler ben sessiz kalıcam.

babası kurtuluş savaşı gazisi olan bir ermeni adam var 1980'lerde vefat etmiş babası ve birgun 1980'lerde televizyonlar trt madalyalı kurtuluş savaşı gazilerini isimlerini okuyorlarmış fakat bunun babasının ismi gecmedi diye babası uzuluyor belkide ermeni oldugundan ve oğluna isminin burada okunmasını vasiyet ediyor ve bu oğul trt kurumuna gidiyor babam kurtuluş savaşı gazisi ismini okuyun madalyasıda burda diye fakat dikkate almıyorlar ve birgun atilla ilhan kendi programında bu ismi okuyunca bu evlat ağlamaya başlıyor hıçkırıklarla ağlıyor ve diyorki : sonunda babamın vasiyeti yerine geldi.

yani demek istiyorumki biz kendi azınlıklarımıza sahip cıkıyoruz 2-3 kişinin yaptığını butun azınlıklara bağlamak doğru değildir.

> bir kısmı diyor hepsi degil.

acaba yunanistanda ermenistanda bizim isimlerimiz nasıl okunuyor gercekten merak ediyorum herhalde biz turklere hep yenildik demiyecek yunanlılar ?
0
loker
>yani demek istiyorumki biz kendi azınlıklarımıza sahip cıkıyoruz 2-3 kişinin yaptığını butun azınlıklara bağlamak doğru değildir.

Bütün hikaye adamın nasıl yok sayıldığı üzerine bir Attila İlhan (ki ismi Atilla değildir...) bu durumu önemsemiş hala 'biz azınlıklarımıza sahip çıkarız' diyorsun...

Bütün tartışma boyunca verdiğin cevapları, yaptığın yorumları okudum. Okuduğunu ve okumadığını belirttiğin kitapları/kaynakları ve yaşını da işin içine kattım. Çok az bilgi edindiğin konularda sadece duygularına dayanarak işkembeden sallıyorsun gibime geldi, umarım bu söylediklerinle ilgili fikirlerin yıkıcı hayal kırıklıklarıyla değil, bilgiyle, aydınlanmayla değişir. (Değişmezse zaten yazık... cidden büyük yanlışlarla şartlanmışsın... bence yazık tabii sen böyle yaşa, paşa gönlün bilir...)
0
sametc
ben o atilla ilhan ornegini eninde sonunda bir gun hatırlancaktır mesajını versin diye verdim.

+ ben hiçbir kitap kaynak okuduğumu soylemedim ? link verdim bir tane o da sosyoloji analiz linki onuda evet okudum.

12 eylul hakkındaki fikirlerimi kenan evren anılarım kitabından ve babamın anılarından alarak soyledim. zaten pek bir fikrim olmadığnı soyledim.

ve doğruluğunu bilmediğim konularda ne kadar doğru ve ne kadar yanlış bilemem sozu ile bitirdim cok bilmişlik yaparsam emin olun kendim soylerim.

evet işin içine birazda duygularımı kattım maalesef bugunlerde goruyorumki bize cok saldrılıyor isminde turk geciyor diye derneklerimiz kapatılıyor askerlerimizin başna cuvallar geciriliyor ırakta insanlarımız olduruluyor seriat nağmeleri artıyor ataturk unutuluyor siliniyor ingilizce tabelalar artıyor ermeni tasarıları kabul ediliyor.bu durumda birazda duygularımı katmam gerekti kusura bakmayın.
0
loker
Adamın adı Attila, Atilla değil... Bu ülkede on yıldır bilfiil siyasetle uğraşan biri olarak da o komik ajitasyonundaki sevimli ve naif havaya bakıp 'hey gidi gençlik' diyor, başka bir şey demiyorum haberin olsun...
0
sametc
Yazmadan duramayıcağım acaba diyorum hani bir komplo dolaşıyor ortalıkta amerika turkiyeye saldırcak acaba bunun icinmi yer alıyor vatan icin ölmeyi falan cıkarın yani vatancı degil amerikancı gencler yetiştirin mesajımıdır

biz pkk terörüne 30 bin şehit verdik
emperyalist guclerin desteklediği çanakkale savaşında 200 binden fazla şehit verdik

kurtuluş savaşında binlerce şehit verdik onlara mı kalmış bizim vatanseverliğimiz ??? artık uyanalım arkadaşlar turkiyeyi kim yonetiyor belli degil.

sıkı bir turk milliyetcisi olan atilla ilhan bakın ne diyor "bugun dunyanin hangi bilgisayarina kurtulus savasi verilerini girseniz, simulasyonda turkiye yuzde yuz maglup cikacaktir.turkiye ve turk milleti iste boyle irrasyonel bir tarihe ve karaktere sahiptir."

bugun turkiyenin icine bakınca demekki kurtuluş savaşını boşuna yaptık :(

tabelalarda ingilizce isimler heryerde amerikan bayraklı tişortler giyen insanlar din din diyerek tarikatlar tarafından vatan ve ataturk dusmanı olarak yetiştirilen insanlar - hala saçma sapan sağ sol kavgası yapan insanlar vah vah vatanımın haline :(
0
FZ
Attila İlhan evrenin indeterministik olduğunu düşünüyor sanırım ;-) Ya da "simülasyon" programlarının evrenin birebir modeli olduğunu falan?
0
bm
Ben komplolardan pek anlamiyorum, oyle (bazi bolgelerde icten malum destek olmadikca) isgal misgal de olacak is gibi gelmiyor bana. Mahallenizde yabanci asker dusunebiliyor musunuz? Birbirimizin agzini burnunu kirmaya merakliyiz da yabanci askere huzur mu verecegiz? Kimse isgal filan edemez memleketi, merak etmeyin.

Ben de okudugumdan cok memnun kalmadim, ama baska birsey soyleyeyim: madem isin icine yabancinin 'y'si girdigi zaman komplo dusunecek kadar supheci olabilen bir yapimiz var, bunu herkese yapalim. Burakrat-politikaci-hirsiz ucgeni icinde bu memleket gozumuzun onunda soyuldu. Tutmayan hesaplarla da ayrica poltikacilar tarafinda soyuldu. Mesela:

"... makroekonomik istikrar açısından sosyal güvenlik sisteminin açıklarının önemini de 1994-2003 sonu arasında yapılan projeksiyonla gösterdi. Projeksiyonda, mevcut iç borç stokunun 194.4 katrilyon, toplam borcun ise 282.9 katrilyon, GSMH'nın ise 354.6 katrilyon olduğuna dikkat çekilerek, "10 yılda bu üç kuruluş için faiziyle beraber Hazine 345.2 katrilyon borçlandı" denildi."

http://www.radikal.com.tr/veriler/2004/07/03/haber_121126.php

Ben bu hesabi yapmadim. Ama tutuyorsa, bu kepazelik gozumuzun onunde oldu. Niye farkina varamadik? 'Genc nufusumuz yasli ABliye bakacak' diye dolasanlar var aramizda, bir baksinlar su hesaba o lafi edinceye kadar.

Demek istedigim su: yok Rum papaz sunu yapmis, yok Soros bunu yapmisla ugrasilirken dogrudan veya endirekt sekilde berbat isler yapiliyor memlekette farkinda bile olmuyoruz, cunku devlet ne yapiyor bakacak tarz ve donanimimiz yok. Halbuki bunu yapsak memnuniyetsizlik ve IMF'e (dolayisiyla ABD'ye) bagimlilik kaynagi olan maddi krizlerin belki onune gecilebilecek. Ille komplo varsa, her tasin altinda komplo arayabilen milletin basit bakkal hesaplarini yapmaz hale gelmesinde var bence.
0
FZ
Bu işgal mevzularına filan sanırım biraz son dönemde çıkan enteresan bir romanın da etkisi var, ismi Metal Fırtına:

- http://www.pandora.com.tr/urun.asp?id=117686

- http://kitap.antoloji.com/kitap.asp?kynk=1224&kitap=37560

Bir de tabii ABD kalkıp İran'a het höt bak gelmiim oraya falan diye diklenince... onun da etkisi oldu herhalde o tür düşünenlerin üzerinde. Bilen biliyor tabii, yani İran'a girmek öyle Irak'a girmeye benzemez falan...

0
bm
Goruldugu gibi firsatcilik Turkleri kafa kesen vahsiler olarak gosteren ABD TV yayincilariyla kisitli degil. Bence onemli de degil, yazilsin okunsun, eglensin millet. Bu memelekette boyle kitaplarin basilamayacagi zamanlar vardi, onun yerinde bu hali tercih ederim.
0
sametc
Metal fırtına'yı okumadım boyle kitapları okumam cunku bende pek fazla inanmıyorum amerikanın turkiyeyi işgal ediceğine edemezde.

ben sadece bu araştırmanın maddi kaynağını amerikalıların verdiğini gorunce ve bu raporda vatanseverliği bırakın lafı gorunce suphelenmeye başladık tabiiii doğal olarak.
0
cadas
Komplo... Bu cumle bu topraklarda her allahin gunu duydugumuz bir laf... Komplo muhabbetleri ile nereye varilabilir. Ben de sizin bir komplocu olmadiginizi nerden bileyim? Ki zaten yok mu boyle ornekler de... Bir ortamda huzursuzluk saglamak icin en guzel baharattir "Komplo Teorisi" uretmek... Yani sonucta komplo diye baslarsaniz dusunce sisteminize, kendi icinizde celisirsiniz, kim bilecek, kim dogru...

Simdi, bence kim hangi kaynaklardan ne yollarla bir sey yapmaya calisiyor, bunun bir onemi oldugunu dusunmuyorum. Soyleyin bana, bir kurum adi verin, ve diyin ki bu arastirmayi o kurumun desteginde yapsalardi, rapora guvenirdim. Boyle bir kurum var mi dunya uzerinde... Yani, komplo teorileriyle ugrasmanin anlami nedir? Sonucta, aciktir ki, her olusum bir amac icin, bir cikarlar kumesi icin kurulmaz mi?

Cok genellesmeden, sadece bu konuya yonelik (tarih dersleri meselesi) dusuncemle bitireyim. Bence bir tarih dersinin Turk ya da bilmem baska millet tarihi adi altinda islenmesi en bastan sorunlu. Istediginiz kadar raporda gecen cumleleri cikarin o kitaplardan, yine de Tarih dersine bakis acisi degismemis olacak. Bu yonuyle raporla ilgili gazete haberinde ozetlenen maddeleri samimi bulmadim. Raporun tamamini okumak lazim belki.

Bir arkadas guzel demis, tarih 1071'de mi baslar bizim icin diye. Konuya bu yonden bakmak daha saglikli gibi geliyor bana. Raporda bu var mi? Sanirim yok...

Sevgiler...
0
loker
>Bir arkadas guzel demis, tarih 1071'de mi baslar bizim icin diye. Konuya bu yonden bakmak daha saglikli gibi geliyor bana. Raporda bu var mi? Sanirim yok...

Temel eğitim kapsamında verilen tarih bilgileri sanırım Milli Tarih olarak müfredatlaştırılıyor. Öncesi ayrı konular altında kategorize ediliyor. Belki bununla ilgili bir detaydır bu durum... Hani yaklaşımına sonuna dek katılıyorum o ayrı, sadece böyle teknik bir açıklaması olabilir bunu da eleştiriye dahil etmeli diye belirteyim dedim.
0
sefalet
milli tarih veya sosyal bilgiler ne isim verildiği önemli değil çünkü bellli bir dersi tartışmıyoruz .Milli eğitim de bu ülkenin cocuklarına öğretilen tarih bilgisi ve bilincinden bahsediyorum ben yazıda.Eğitim rezaletinin sadece bir parçası tarih ki en önemlillerinden çünkü bireysel ve toplumsal kimlik ile doğrudan ilgili.

ben matematiği ingilizce görmüş sonra deneme sınavında türkçe sınav soruları karşısında öyle bakakalmış biriyim.iki ile ikiyi toplayamadığımı biliyorum bundan büyük eğitim rezaleti olabilirmi ya benim babamlar orta okulda üniversite kalitesinde bir eğitim almışken nerden nereye gelmişiz.köy enstitülerini hiç saymıyorum bile dünya ya model olmuş bir uygulama.Şu elimizdeki insan kaynağa az ülkede var ve bizim verdiğimiz eğitime bakın. uyutuluyoruz hemde ayakta.
0
sametc
benim abimde hatırlıyorum kitaplarını matematik - fizik - kimya'yı ingilizce görmüştü.

düşünsenize birde bu milli eğitim bakanlığı normal okullara bile ingilizce hazırlık sınıfı koyuyor koymaya calışıyor hazılrık sınıfı ulkedeki yabancı oğrencilere verilirmiş.dunyanın hangi ulkesinde hazırlık sınıfı vardır anlatırmısınız hangi ulkede ? demekki arkadaşlar biz kendi ulkemizde yabancı oğrenci sıfatına sokuluyoruz.

milli eğitim ingilizce hazırlık sınıfı yapmadan once turkçe'yi adam gibi oğretsinler ve Mustafa kemal atatürk'ün nutuk kitabını okutsunlar tavsiye etsinler...

artık uyanmamız gerekli arkadaşlar...
0
loker
Yahu tam hatırlamıyorum ama yakın zamanda 'barış için ders kitapları' falan gibisinden bir çalışma daha yapılmamış mıydı? Bence buradaki komplo teorilerine neden bu çalışmanın benzeri başka çalışmaların önüne geçirildiğine dair bir takım yaklaşımlar da eklenebilir : )
0
malkocoglu_2
Ders kitaplarinda ultra hamasi naralarin oldugu dogrudur... "Resmi tarihimizde" de bazi degisiklikler yapmak sart. Herhalde yakin tarihimizde azinliklarin kendi ultra milliyetci akimlarinin etkisiyle imparatorluktan ayrilmasi sebebiyle eski Osmanli ve yeni Turkiye Cumhuriyeti elitleri asimilasyon kullanarak bu isi cozmeyi planmislardi. Fakat insanlar, dogru ya da yanlis, kendilerine bir kimlik seciyorlar ve bunda israrci oluyorlar. Guneydogu da Turkcell niye iyi satmiyor biliyor musunuz? Isminde Turk var diye. Bir ust kimlik olmasi planlanan bu soz, nedense tutmamis. Aynen unlu matematikci Hilbert'in ogrencilerinden Courant'in durumu gibi. Courant gidecek yeni bir ulke ararken Turkiye'ye de gelmis, ve etrafa gezerken "ne mutlu Turkum diyene" sozunu gormus. Ve arkasina bakmadan kacmis (kendisine Nazi usulu milliyetciligi hatirlattigi icin bunu yaptigi soylenir). Matematik Dunyasi dergisinde bu olayi anlatan hanimefendi matematikci diyor ki "efendim, Courant o sozu yanlis anlamis". Hah! :) Tabii, kendisi belki de haklidir. Ama belki de, dunyanin en iyi matematikcilerinden biri kendine gore birseyler anlamistir. Degil mi?

Once cozulmesi gereken konulardan biri ultra hamaset, o kesindir. Bu problemi ilk yasayan millet de degiliz. Bu konu hakkinda bir hikayem de var. Universite yillarimizda yabanci 3 arkadas ile bir tatile cikmistik. Bir arkadas Peru'dan, digeri Israil'den, otaki de Amerika'li bir zenci. Tam bir fikra baslangici gibi.

Aramizda gecen bir sohbeti de hic unutmayacagim. Peru'lu arkadas Aztek'li bir tipdeydi (fucking Pokahantus), ve ben adama sordugumu hatirliyorum: "Sen, nesin?". :)

Cocuk durdu, soyle bir babalandi, dedi ki "ben Ispanyolum". Simdi, oyle babalanmasi ve bir kimlik sozu sarfetmesi o kadar komiktir ki, bunun icin adamin tarihini bilmek lazim. Yani, Avrupa'dan gelen Ispanyollar adamin dedelerini vurmus, oldurmus, bu herifi asimile etmis, ve adam karsimda durmus diyor ki "ben Ispanyolum". Sonra donuyor zenci arkadasa diyor ki"SEN DE ISPANYOLSUN". Hahaha! Yani, sakayla karisik tabii ama, _herkesin_ ozunde Ispanyolluk ariyor.

Zenci arkadas ta donup demez mi, "butun insanlar Afrika'dan geldi, ilk insan zenciydi" (ki bunda hakli olabilir), ve, "sen de zencisin" :) Isler nereye gidiyor goruyorsunuz.

Biz Israil'li arkadasla agzimizi acmadik. Fakat TR'de bu tur hamasi naralar yok mudur? Hani kurucu liderimiz ziyaret etmekte olan Amerika'li bir gazeteciye demis ya:

"Siz de Turksunuz".

Alin iste, ayni ornek.

Fakat bu tur seylerin baslama noktasinin, son yuzyillarda cok yenilgiler yasamis bir miletin kendine guvenini birazcik yukari cikartmayi hedeflemekten ote bir sebep oldugunu da zannetmiyorum. Bir sekilde bir arada kalabilmis bir millet, gururunun biraz oksanmasini da hakketmistir, bu kesindir. Ama bu yapilirken, isin felsefi tarihi arka planinin yapilamamis olmasi bir talihsizliktir.

Ve bir gurur oksama ile baslayan seyler, artik en cetrefil komplo teorilerine cephane sagliyor. "Efendi" kitaplarini okuyup, her yerde Sabetayci arayan tirlatmis tipler var etrafta. Neyse ki azinliktalar.

Vatan sevgisi koreltilsin demiyoruz. Fakat bu ulke insaninin kimligi, nereden geldigi ve gidecegi artik tarih kitaplarinda DOGRU DURUST ANLATILSIN istiyoruz.

Bunun babinda, George Soros'tan biraz bahsedelim.

Soros, Macar asilli bir Amerika'lidir. Borsa'da muthis zengin olmustur, ve bu parayi once demir perde arkasina dusmus Macaristan icin, sonra da diger demir perde ulkelerinde ozgurlukculere yardim etmek icin kullanmistir. Gurcistan'da gecende olan "ipek devrim" de onun para verdigi kuruluslarin parmagi var. Ayni sekilde Ukrayna'da da...

Son ABD secimlerinde Soros, butun gucunu Bush'a karsi kullandi. Ulkelere nasil yardim edebilecegini goren kendisi, guc kullanmakla bu isin olmayacagini bildigi icin butun destegini Demokratlarin arkasina atti. Bu destek basarili olamadi. Ama Soros'un davranisi kesinlikle tutarsiz degildir.

Yani komplo teorisyen bir sekilde noktalari birlestirmeden once biraz dusunmek, ve hikayedeki aktorlerin karakterlerini, yasam oykulerini bilmek gerekiyor... derim.

0
sametc
>>Fakat bu tur seylerin baslama noktasinin, son yuzyillarda cok yenilgiler yasamis bir miletin kendine guvenini birazcik yukari cikartmayi hedeflemekten ote bir sebep oldugunu da zannetmiyorum. Bir sekilde bir arada kalabilmis bir millet, gururunun biraz oksanmasini da hakketmistir, bu kesindir. Ama bu yapilirken, isin felsefi tarihi arka planinin yapilamamis olmasi bir talihsizliktir.

istanbul'u bizans bize doğum gunu hediyesi olarak verdi galiba ? biz kurtuluş savaşını şansla kazandık galiba ? çanakkale savaşını harbiye kazandık galiba ? 27 yaşında profesor olmuş oktay sinanoglu nereli fatih sultan mehmet nereli mustafa kemal ataturk hangi kokenlerden geliyor ? bizim sırtımızı okşamış ağlama diye ulkemizde cıkan matematikciler bilim adamları yabancıydı galiba ??

ataturk demiştirki "dunyayı turkler hukmedecek anlayışı uygun degildir biz nasıl kendi bağımsızlığımızı istiyorsak diğer devletlerinde bağımsızlığına saygı duymamız gerekir"

ataturk olmasaydı tarihimiz ne kadar ortaya cıkardı yani afet inan ve ekibiyle beraber turk tarihini ortaya cıkaran ve o turklerin neler yaptığını yapabildğini gormuş ve buna gore turkleri yuceltmiştir mustafa kemal paşa ve yurtdısındaki türk köylerine, turklere TURKCE dergiler gonderiliyordu ataturkun emriyle fakat ataturk oldukten sonra gitmemeye başlamış yani ataturk turk milliyetcisiydi zaten bir roportajında ataturke su sorulmaktadır " efendim siz sağcımısınız solcumusunuz"
mustafa kemal ataturk "ben herseyden once bir turk milliyetcisiyim" diyor.

biz kimseye sen turksun demiyoruzki ???? ben yurtdısına cıkıcam ispanyola sen turksun diyemem komik olur onun kokenlerini bilmeden yani sen biraz abartmışın sanırım kimse yurtdısındaki kimseye sen turksun demedi demiyorda ?
0
malkocoglu_2
Ata iki seyde cok iyiydi, Hariciye ve Askeriye, yani, stratejik taklalar ve rakibi gocertmek konulari, ki yabanci ordular herhalde bu yetenege sahitlik yapabilir. Eh Hariciye de zaten "milletlerin birbirini usulca duzmesinden" ibaret ise (int. relations is nothing more nations f**ng eachother) Askeriye yeteneginin bu alana transfer olacagini gormek zor olmaz.

Fakat bir milletin tarihini, felsefi durusunu ve yonetim bicimini secmek/duzenlemek bambaska bir istir, ve bu yeteneklerin ayni insanda olmasi cok zordur. ABD'de de bir asker ve lider olan George Washington bunlarin milletini "kurtarmistir", ama politik sistemlerini kurmaya gelince Jefferson, Madison, Adams gibi babalar on plana cikmistir.

Biz de G. Washingon benzeri vardir, ama Jefferson, Adams, Madison benzeri yoktur. Hamilton vardir (super maliyeci) Celal Bayar. Ama soyle okkali sistem kuracak, tarihi inceleyecek insan yoktu. Bunda da konjektur onemlidir, sonucta memlekette okumus insan sayisi fazla degildi.








0
abakana
Bence burda George Soros' tan çok bu işi yapan insanların halet-i ruhiyelerine bakmak gerektir. Herhalde sadece bizdeki insan hakları komisyonunda, uluslararası kurallara ve insan haklarına aykırı bir biçimde tutklanan askerler için tepki gösterilmesi, askerlerin sivil olmadıkları gerekçesiyle reddedilebilir. Burada durum bundan farksız değildir. Altın tepsi içide bir ülkenin menfaat birliğini oluşturacak temeller parçalanıp didilip pilavın üstüne yerleştirilip başkasına sunuluyor. Maalesefki bunu yapanlar Türkiyeli...
Bu hamaset midir?
Gözden göze farklılık vardır. A topluluğu bir olayda biz haklıyız diyor hak talep ediyorken, olay hakkında nesileri bilgilendirmemek de, biz haksızız demekte aynı şeydir. Buna en güzel örneklerden biri Türk-Moğol tarihinden, Altın Orda devletinin tüm ilmi hazinesi bir noktada toplanmışken Ivan geldi ve yaktırdı. Bu bilgilerden yoksun kalmış uzak ellerdeki insanların torunları ise şimdilerde kökenlerini belirlemek için eski destanlarının söylencelerinin en eskilerini bulmaya ve hasbel kader oraya uğramış seyyahların yazılarından toplumlarını öğrenmeye çalışıyor.
0
cadas
Ulusalciligin kokeni Fransiz Devrimi'ndedir diye biliyorum. Kralliklari ve Imparatorluklari gucsuzlestirmek ve hatta yikmak icin Avrupa Burjuvazisi'nin destekledigi bir fikir. Bunun sonucu ulusalcilik ayni bir aniz yangini gibi her yere yayilmistir.

Ulusalcilik, bir ulusa ait olma kavrami, bu yuzden cok eski bir kavram degil ve bir bireyin ulusalci fikirlerle kendini bilmem kac yuz ya da binyil onceki atalariyla birlestirme cabasi da anlamsiz, cunku o atalarinda simdi kendisinde hissettigi (hissettigini sandigi) duygulari bulamayacaktir. Ama iste ulusalcilik fikrini benimseyenler bunu yapmaktan kendilerini alamamislar. Herkes kendi kokenini aramis, bununla da yetinmemis, kendi kokenini en ulu en soylu gosterme yarisina girmistir. (Sanirim insan beyni boyle bir fikre sahip oldugunda bunu bu noktaya getirmekten kacamiyor. Cog. Sci.ci arkadaslar ne diyor bu konuda?)

Ben bu ve benzeri nedenlerle ulusalciligin ve turevi olan her tur fikrin zihinlerimizden cikarmamiz gereken fikirler oldugunu, cunku her halukarda bu tip dusuncelerin insanda derin kompleksler yaratacagini ve bunun hem toplum ici huzuru bozacagini (cunku herkes ayni seviyede bu tip fikir ve duygulara sahip olamayacagi icin kavgalar yasanacaktir (bkz. Ulku Ocaklarinin etraflarina olan tutumu vb.)) hem de dis huzuru bozacagini dusunuyorum (cunku yine bu ulus kavraminin sonucu olan "benim ulusum en yuce ulus" cikmazi savaslardan fayda saglayan gruplarin elinde en guzel malzeme olacaktir).

Tabi bugunku devlet yapilari genelde ulus devlet uzerine kurulu oldugu icin, ulus kavrami olmayinca "dis" tanimi da yapilamaz olacak sanirim. Zaten tek bir dunya devleti kurma fikri paralelde gelisirken ancak ulus fikrinden siyrilabiliriz.

Sevgiler...
0
sametc
Ülkücüler aşırı davranışlar sergileyerek birazda dinci gozukerek cevreye zarar vermekten başka şey yapmıyor onlar hepten komplocu hepten paranoyak.

milliyetcilik akımı ulusalcılık akımı evet fransız devriminde gercekleşti demokrasi laiklik derken dunyaya fransız tipi devrim olarak yayıldı.
0
malkocoglu_2
Dunya devleti kismi haric (orada cekincelerim var) yazdiklariniza katiliyorum. D.D. belki birgun olur ya da olmaz... Ama olana kadar da biz vatandaslarimiza gerceklerden bahsetsek, haklari genisletsek, tabulardan siyrilarak demokrasi yanindan iyi sosyal destekli meritoktasiyi kurabilsek (becerisi olaninin odullendirilmesi) iyi bir yol almis olacagiz.

0
cadas
Katiliyorum, zaten birbirine paralel surecler bunlar, birseyin yok olmaya bir seyin de yesermeye baslamasi ya da bazi seylerin birbirine paralel gelismesi vb.

Zaten bireyin ve toplumun zihninin ozelliklerinden birisi de bu degil mi; yani, parametrelerinde (eger parametre bakisiyla tanimlanabilirse tabi) degisiklik yapmak tak-cikar seklinde olmuyor.

Ben niyetim bu fikirlerden siyrildigimizda varmamiz gereken yerin boyle bir DD modeli olmasi gerektigini soylemekti. Ancak, arayi dolduramadim, sanirim kendi zihnimin bir hatasi, kacamadigi bir yontem oldu. :)

Sevgiler...
0
abakana
Sözlerini yaşamlarını ve deneyimlerini taşlara yazdıranlar, devasa kitaplar yazılmasını sağlayanlar da mı Fransız devriminden sonra yaşadılar?
Bu da medeniyetin sanayi devrimi sonrasında başladığını düşünen bir çarpık zihniyet.
0
cadas
Ben yaptiginiz elestiriye muhattap bir sey yazmadim mesajlarimda. Boyle bir dusuncem oldugu sonucunu yazdiklarimdan nasil cikardiniz, anlamadim.

Ayrica eklemek isterim, nasil cikardiysaniz bu fikri, benim boyle bir dusuncem de yok. Tam tersine Aydinlanmaciligi elestirir bir durusum oldugunu dusunuyorum. Ama bu durusa dair de yazdiklarimda bir sey yok. Gercekten, nasil boyle bir cevap yazdiniz anlamiyorum.
0
abakana
Ulusalcılığın kökeni Fransız devriminde geçer demişsiniz, ama fransız devriminden 1000 yıl önce dikilen yazıtlarda açıkça ulusalcılık yapılmakta.
Ulusacılığın o günde de, fransız devriminde de, bugünde de asıl itici kuvveti belli bir kitleye ait ticari güçtür. Bununla ümmetçi Avrupa Fransız devrimiyle tanış olmuştur bu tamamen ayrı bir konu.
1000 yıl önceki yazıtlarda halkın nasıl savaş görmeden zenginlik içinde yaşayacağı anlatılmış, bugün bu tip ulusalcılığı ülke içinde hemşerilik oalrak görebiliriz. Mesela X ilinden olan Y ilindeki vatandaşlar bir kültür ve yardımlaşma derneği kurarlar, sonra neredeyse bir devlet örgütlenmesi benzeri iş bölümü yaparlar.
0
cadas
Tamam, bu dediklerinize katiliyorum, ama siz "Fransiz Devrimi ile medeniyetin basladigi" gibi bir fikrim oldugunu soylediniz...

X konusu Y zamaninda ilk defa gundeme gelmistir diye iddiada bulunan birisinin sozlerinden Y zamanindan once hicbir gelisme olmamistir sonucu cikar mi? Bunun yaninda X dusuncesi X' dusuncesinden geliyorsa ve X Y zamaninda olmustur denirse bu X' yoktur anlamina da gelmez.

Siz ilk mesajinizda boyle bir elestiri getirdiniz, benim itirazim o yondedir. Bu mesajinizda ise X konusunun Y'den once oldugunu soylediniz. Ben bu ikinci mesajiniza katilirim ve bu noktadan tartismaya devam ederim.

Her kavram gibi ulusculuk kavrami da gokden zembille inmeyecektir, kendine ilham kaynagi, gecmisten gelen fikir ya da fikirler bulacaktir elbette.

Bu anlamiyla ulusculuk kavrami da eskilere goturulebilir. Ancak sizin de bahsettiginiz gibi eski donem ulusculugu hemsehrilik ya da yakini bir kavram olarak algilanmis eski donemde. Belki de kavramlar karismasin diye buna ulusculuk' (X' gibi) diyelim.

Ben Fransiz Devrimi ulusculuk kavraminin, hemsehrilik gibi ya da 1000 sene once ulusculuk' ne anlama geliyorsa o anlamda olmadigini soyluyorum. Peki aralarindaki fark nedir o zaman. Ulusculuk ulusculuk' kavramindan ne kadar farklidir?

Bu soruya bir cevap soyle verilebilir: Fransiz Devrimi oncesindeki ulusculuk' kavramini alarak, yani hemsehrilik kavramini, ben etrafimdaki insanlari ayni tanima sokabilirim. Cocuklugumu gecirdigim mahalle, okul arkadaslarim, is yerindeki is arkadaslarim, simdi yasadigim mahalledeki market calisanlari, bunlarin hepsini hemsehrilik ile yani ulusculuk' kavrami ile tanimlayabilirim. Ama Fransiz Devrimi ile ortaya atilan ulusculuk kavrami ile yola ciktigimda cocuklugumun gectigi mahalleden baslayip, gunume kadar geldigimde bir suru kisi dista kalmis oluyor. Hatta birakin etrafimdaki insanlari, kendimi o kavram icerisinde degerlendirdigimde kendi kendimin dista kalmasi kuvvetle muhtemel.

Sevgiler...
0
sefalet
öncelikle tarif ettiğiniz toplumun gururunu okşama amacı sonradan o dönemleri önyargılı bir şekilde açıklama heveslisi küresel "aydınlarımız" tarafından iddia edilmiştir.Her ne kadar bu ihtimali yok sayamazsak da bu ihtimal cumhuriyetin başında gelişen kimlik arayışının nedenleri arasında çok az bir yer tutar bence.

Yüzyıllarca dünya ya hükmetmiş bir imparatorluk düşünün, bir imparatoluk ki halkı yüzyıllarca ihmal edilmiş.halkı halkı yapan ortak ve yaygın bir eğitim verilmemiş.Teknolojik gelişmelerden ve bunların kültürel gelişmeye katkılarından uzak kalmış bir halk.sonra bu imparatorluk yıkılsın ve cumhuriyet diye bir şey kurulsun buda yetmesin egemenlik kayıtsız şartsız milletindir denilsin.Ondan sonra bu kadar da yetmesin genel bir eğitim seferberliği başlatılsın halka bilgilenme hakkı yüzyıllar sonra geri verilsin.

Şİmdi sormak gerek bu durumdaki bir halk ve onun önde gelen bireyleri yüzyılların bilgi yokluğundan sonra bilgiyle karşılaşıp kafasında sorular üretmez mi ? ben kimim demez mi? Neydim ne oldum ne olucam demez mi? Der tabi bilginin insanda yarattığı ilk şey sorular üretmesidir çünkü.Şimdi bu durumu bir topluluğun gururunun okşanması olarak tanımlamak size de sığ gelmiyormu.

cumhuriyetin başında türk kimliğinin araştırılması ve bu bilgilerin halk ile paylaşılması girişimi çok doğal ve doğru bir yaklaşımdır.Bir toplumun kendi geçmişini bilmesinden ve bilmek istemesinden daha doğal ne olabilirki.Bir birey için onu oluşturan deneyim, bilgi ve anılar ne demek ise toplum için de tarih bilinci o demek değilmidir?

Gelen amerikalıya siz de türksünüz demiş iyi demiş kafası çalışan herkes amerikan yerli kültürüyle orta asya kültürü arasındaki bağlantıyı görür bunun için ünü dünyaya yayılmış bir antropolog olmaya gerek yoktur.Ayrıca genetik yapıların karşılaştırılması yoluyla kuzey amerika'daki bir yerli kabilesinin ve şimdi hangi sınırlar içinde kaldığını hatırlayamadığım bir orta asya türk cumhuriyetinin vatandaşı arasında akrabalık bilimsel olarak tespit edilmiştir.Bugün bilim genetik yapıdan, arada akrabalık bulunan bireylerin hangisinin genlerinin diğerine geçerek devam ettiğini saptayabilmekte.Sonuçlar asyadan amerikaya bir geçişin olduğunu göstermektedir.Şimdi kime gülmek gerek acaba gelen amerikalıya siz türksünüz diyene mi buna gülene mi ?

Cumhuriyetin başında ayrıca dil konusunda çalışmalar yapılmış güneş dil kuramı adıyla bizzat Atatürk'ün oluşturduğu düşünülen çalışmalar yapılmıştır.Evet bilimsel anlamda eksikleri olduğu gibi bazı yanlış çıkarımlarda yapılmıştır fakat yine bizzat Atatürk'ün söylediği gibi bu girişim kesin yargılar içeren ve sonuçların kesin doğrular içerdiği iddiasında olmayan ama altını çizerek söylemek gerekirse "geliştirilmesi" gereken sonraki nesillere bırakılmış çalışmalardır.AMa sonraki nesiller daha çok bu çalışmalara bakıp alay edip geyik yapmayı tercih eder duruma gelmiştir.Aynı kuramın içinde çok doğru olan ve araştırılması gereken konular olduğu gözden kaçırılmak istenmiştir.Biz bu işi bırakırken macarlar ilk türkoloji bölümünü kurup kendi kültür ve dillerinin kökenini araştırmaya başlamışlardı bile.

Özetle demek istediğim tüm bu girişimlerin altında sırf banel bir gurur okşamanın olmadığıdır.Bu girişim olsa olsa hafızasını kaybetmiş bir halkın kendini bulma çabası olarak tanımlanabilir.Bunu da bugünkü duruma bakarak konuşursak eğer, çok ihtiyaç vardır. Cumhuriyetin başındaki bu girişimlerin 40-50 lerden sonra devam etmediğini de belirtmek de yarar var. neden acaba?
0
sametc
Geçen gunlerde makedonyanın bir kanalına takip ettim(uydu tabiiki) ve bir turku soyleniyor makedonya turkusu fakat farkettikki ailece sık sık turkce-osmanlıca karışımı bazende tam türkçe kelimeler cıkıyor ortaya demekki biz sırtımızdan sıvazlancak bir milletmişiz meğerseki dunyada heryerde olmasada gittiğimiz yerlerde turkce kelimeler duyabiliyoruz... ataturkde dunyada hem ulusalcı hem iki kez nobel barış odulune aday gosterilmiş belkide TEK milliyetçi lider yani hem barışcı hem ulusalcı olunabiliyormus demekki ve ataturk sadece bir asker degil ayrıca bir devlet adamı olarakda anılır.

>>AMa sonraki nesiller daha çok bu çalışmalara bakıp alay edip geyik yapmayı tercih eder duruma gelmiştir
+500 ne dalga cekmesi turkluğumden utanıyorum diyen gencler yetişti.

kolejler acıldı,amerikalılar geldi,ingilizce ile eğitimler başladı ve boylece kendi milletiyle dalga gecen, saçma sapan sağ sol kavgası yapanlar turedi.

hatırlarsanız geçen gunlerde hiç dinlemediğim ama tanıdığım bob dylan kokenlerinin TÜRK olduğunu kendi kitabında anlattı.
0
FZ
Makedonya diye tabir edilen ve günümüzde Makedonya Cumhuriyeti ismi ile bir ülke olarak varlığını sürdüren bölge yüzyıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu hakimiyeti altında kalmış Balkan bölgelerinden biridir. Makedonya'nın başkenti Üsküp'ü ziyaret edecek olursanız şehri ikiye bölen, türkülere konu olan olağanüstü güzellikteki Vardar nehrinin her iki yakasında camiler, hamamlar görürsünüz. Keza bir yakada kesme taşlı yolları ile epey bir alan kaplayan eski Türk çarşısı mevcuttur, bir ya da iki katlı ahşap dükkanlar. Girişinde, hemen solda sizi "Bosfor Kebapçısı" karşılar. Uzun lafın kısası Makedonya'da yabancılık çekmeniz çok kolay değildir, ülke halkını oluşturan iki büyük grup yani Makedonlar ve Arnavutlardır, Arnavutların büyük bir kısmı ise müslümandır ve Osm. İmp. dönemini, kültür izlerini hissetmemek mümkün değildir. Biraz daha ileride, Kosova bölgesinde Prizren'e gidecek olursanız daha da çok şaşırırsınız çünkü dükkanlarda Türkçe tabelalar, yolda Türkçe dediğiniz dile çok çok benzeyen bir dil konuşan insanlarla karşılaşabilirsiniz (en azından 10-15 sene öncesine dek böyleydi, bizzat oraları ziyaret etmiş ve akrabaları bulunan biri olarak söyleyebilirim).

Doğrusunu söylemek gerekirse, FM'ye Radikal'den alıntıladığım bu haberi geçerken ne tür yorumlar geleceğini tam olarak bilmiyordum, birlikte okuduk ve gördük. Sanırım haberin sonuna benim eklediğim sorulardan ötürü konu çok farklı yerlere de gitti, enteresan bir tartışma çıktı. Zaman zaman konu bambaşka bir kulvara da aktı, farklı tartışmalar gündeme geldi.

Konu önemli bir konu, ders kitaplarının gerçekten elden geçmesi gerekir ve elbetteki devlet kutsal falan değildir, devlet kutsaldır diye diye bu topraklar üzerinde pırıl pırıl gencecik çocuklar binlerce kez telef edildiler. Aslolan insan hayatıdır ve refah dolu, yasaların büyük hassasiyetle korunduğu bir ülke kurabilmek, gücün çalışmaktan, üretmekten, paylaşmaktan ve sağlıklı bir rekabetten geldiğini göstermektir, öğretmektir diye düşünüyorum. Vatan için ölme mevzusunu gerçekten de kritik durumlara saklamak, mümkünse bireyin devlete karşı haklarını bireye öğretmektir önemli olan. Bu ülke bölünür mü bölünmez mi bilemem ama bu ülke üzerinde devlet yetkisini ele geçirmiş insanların, elinin altında şiddet uygulama yetkisi bulunan insanların ve organizasyonların vatandaşa kök söktürdükleri bu ülkede uzunca bir süre yaşamış herkesin malumudur. En ciddi politik, ideolojik konulardan tutun en teknolojik konulara dek devlet karşımıza çoğunlukla "bireyin özgürlüğünü kısıtlamak" olan bir düzenek olarak çıkmaktadır ve buna karşı çocukları eğitmekte, haklarını çatır çatır aramayı öğretmekte fayda vardır.

Öte yandan konulara geniş perspektifle bakmakta da fayda vardır, tarih demek sadece yüz yıl öncesi demek değildir. Avrupa'nın göbeğinde katliamlar yaşanırken Avrupa'nın en güçlü, en demokratik devletlerinin ne yaptıklarına, hem öncesinde hem sonrasında bakmakta fayda vardır. Eski Yugoslavya bölgesinin parça pinçik olması, darmadağın olması, küçük küçük bir sürü devletin kurulması nasıl bir süreçtir, öyle bir anda kendiliğinden mi oluvermiştir, bugün dünyaya demokrasi dersi veren büyük Avrupa devletlerinin bu konudaki stratejisi neydi falan, bunları öğrenmekte fayda vardır. Hiçbir zaman komplo teorisine gerek yoktur, sabaha kadar insan spekülasyon yapabilir, bir manası olmaz ancak bu denli hareketli dünyada, gücün belli noktalarda odaklanmaya başladığı bir zamanda biraz daha serinkanlı ve analitik bakmak herhalde iyi olacaktır. Kim kimi neden destekler. Kim kime neden para verir? Kimin kimden nasıl bir çıkarı vardır, kısa vadede, orta vadede ve uzun vadede?

Öte yandan, arkasında kim olursa olsun, bir eylemin genel olarak doğru olduğunu düşünüyorsak elbette ki bunun desteklediğimiz kısımlarını savunmamız gerekir, ders kitaplarımızından hamasi milliyetçilik ne denli çıkarılırsa o kadar iyi, hamasi milliyetçiler üzülmesin, ders kitaplarından çıksa bile medyadan, TVlerden, günlük söylemden çıkması bir hayli vakit alacaktır, bir süre daha mikro iktidarlarının tadını çıkarabileceklerdir.

Ben de bu ülkenin öyle kolay kolay parçalanmayacağına inananlardanım ancak bu demek değil ki ortalık güllük gülistanlık, burnumuzun dibinde kaynar bir kazan var ve haritalar yeniden çizilip duruyor, öyle ya da böyle bundan etkileneceğiz ve hep birlikte yaşayıp göreceğiz, kolayca başka topraklara yerleşemeyecek olanların, bu topraklarda aile kurmayı düşünecek olanların bu ülkenin her şeyinde bilgili ve bilinçli şekilde söz sahibi olmalarında fayda var. O bilgi ve bilinç nereden gelecek, daha da önemlisi gelecek mi, bunu da hep birlikte göreceğiz. Suyun içinde olup suyun farkında olmama durumu da var, yaşarken ayırdına varmak zor oluyor ve insan günlük ya da bilemedin birkaç yıllık falan düşünüyor, ulusların kaderleri ise genellikle uzun vadeli ve incelikli planlarla çiziliyor.

Son olarak, şu dil meselesi, daha önce de konuşuldu, işin içine gereksiz spekülasyon da giriyor, belki de girmemesi zor çünkü insanlar konuyu hemen bir yarış gibi algılıyorlar ancak hala pek çok bilinmeyeni olan bir alan dilbilim. Tarihi açıdan bakılacak olursa bu konuda belki de son zamanlarda çıkmış en acayip kitaplardan biri "Tarih Türklerde Başlar" isimli bir kitap. Anti-milliyetçi refleksleri bir kenara bırakıp bu kitapa herkesin bir göz atmasını, mümkünse alıp okumasını isterim. İçinde yazılı dilin Sümer tabletlerinden öncesine gittiğinden tutun Türk dillerinin tarihçesine dek iddialar var. Uzun süreli birkaç TV programının metinlerinin kağıda dökülmüş hali olan bu kitapta karşınıza dünyadaki en değerli Sümerologlardan Muazzez İlmiye Çığ gibi kişiler de çıkacak. Çığ, söz konusu iddiaları kayda değer ve ciddi bilimsel araştırmaya değer bulduğunu söylüyor. Gülünüp geçilecek türden şeyler değil:

Son 50 yılını Anadolu, İtalya, vs.deki Etrüsk yazıtlarını çözmekten tutun Asya´daki pek çok yazıtı incelemeye adamış Kazım Mirşan isimli araştırmacının bir hayli önemli ve radikal iddiaları yer alıyor kitapta. Ceviz Kabuğu’nun birkaç bölümüne yayılan tartışmaların bünyesinde çok değerli Sümer bilimleri hocası Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ da mevcut. Özellikle bilinen ilk yazı örneklerinin Sümerlerden değil de değişik bölgelerde ve daha önce yaşamış Türklerden geliyor olduğu iddiası bir hayli önemli.

Etrüsk yazılarının Türkçe okunuşu ve buradan yola çıkarak Avrupa medeniyetinin temellerinden birinin de eski Türk dillerine dayandığı iddiası üzerinde önemle durulması ve bilimsel olarak didik didik edilmesi gereken bir iddia. Ancak önemli bir problem şu ki Kazım Mirşan’ın kitapları (en azından benim okuduğum bu kitapta söylenenlere göre) pek ortalıkta bulunmuyor kendisinden istemek gerekiyor. Bir başka eleştiri de dilbilim ve fonoloji konusundaki hassasiyetine dair. Bu eleştiri de konu üzerinde çalışan akademik Türkologlardan geliyor.

Kitaptaki bir başka önemli bilgide Çin´de bulunduğu söylenen, yaklaşık 300 metre yüksekliğindeki bir piramit! Mısır piramitlerinden daha yüksek ve daha önce yapıldığına dair iddialar var çünkü o bölgeye yakın bir Budist tapınağındaki çok eski metinlerde söz konusu piramide referanslar varmış.

Ayrıca Edward Said´in “Oryantalizm” yaklaşımına da değiniliyor ve bununla ilgili ilginç örnekler veriliyor.

Hamasi milliyetçiliğin ve efsane milliyetçiliğinin tuzaklarına, kısır tartışmalara düşmeden bu iddiaların araştırılması ve analiz edilmesi önemli, gerçekten çok önemli. İşin ilginç yanı kitap 2002 tarihli ancak ben 2002 yılından bu yana popüler bilim eserlerinde ya da diğer medya kanallarında bu tartışmaya dair herhangi bir şey görmedim.

Konu ile ilgili gelişmelerden haberdar olanlar varsa ya da burada (ve kitapta) yazılanlara katkıda bulunmak isteyen olursa sevinirim.

http://www.pandora.com.tr/urun.asp?id=87917

Yazının başında geçen Prizren ve Üsküp ile ilgili birkaç bağlantı:

- http://www.albanian.com/information/countries/kosova/prizren/

- http://www.skopjeonline.com.mk/detalno.asp?id=159&vtorid=159&idpodkat=0&glavnoime=Culture

Türkiye'de de Üsküp diye bir yer varmış!

- http://www.yerelnet.org.tr/belediye/yore.php?belediyeid=128214
0
malkocoglu_2
||Gelen amerikalıya siz de türksünüz demiş iyi
||demiş

Eger dillerin tarih izlerini takip ederseniz, Amerikali "Ben Hititliyim" de diyebilir. Cunku "Ata'nin egitime gonderdigi" Hitit uzmanimiz Sedat Alp'e gore, Ingilizce Hititce'ye, Turkce'nin Hititce'ye oldugundan daha yakindir....

Eger dusunce aleminizde tek bir noktayi bir -izm,kisi,goruse cok sIkI baglarsaniz, serbest dusunemez ve dogmaya dalarsiniz.


0
sefalet
dilbilimin köken araştırmalarında önemli katkıları olduğu açıktır fakat sadece dilbilimsel araştırma kökenlere inmek için yeterli değildir.Ben yazıda genetik kanıtların varlığından da bahsettim kimse yalnız dil üstünden hareket ederek köken araştırması yapıp bulduğu sonuçların çok kesin olduğundan bahsedemez.Çünkü dil sonradan öğrenilen bir şeydir.

Tabi burda kimse etnik türk milliyetciliği yaptığımı filan zannetmesin ben önceki yazılarda türklükten ne anladığımı ve neden öyle anladığımı anlatmıştım.

Türk Milleti olarak en iyi bilmediğimiz şey tarihimiz malesef.
0
malkocoglu_2
Genetik giderseniz busbutun cikmaza girersiniz, cunku Guney Almanya'da cekik gozlu sari sacli mavi gozlu arkadaslarda Hunluk kokenli olabilirler, ama onlarin Turkluk'le alakalari kalmamistir. Aynen Muslumanliktan cimis Macarlarin ne Turklugu ne de Muslumanligi kaldigi gibi. Siz onlara Turk dediginiz derecede onlarda size Alman ya da baska bir sey diyebilirler.

Fakat iki saattir etrafinda dansedilen fakat bahsedilmeyen esas analiz sudur. Zenci, ispanyol ve Turk orneginde o. "Gecmiste basarilar gostermis, ama bugunlerde ikinci plana dusmus milletler, kendilerini guvenlerini yukseltebilmek, ve BEN DE VARIM/VARDIM diyebilmek icin, herkesi "kendileri" yapmak zorundadirlar". Eh iste, matbayi bulmadim ama, Gutenberg buldu, o da Turktu. Boylece ucuz yoldan kendine guven satin alinmis olmaktir. Hele eger ki izole ve bizler/onlar olan bir dunyada yasaniyorsa, bunu yapmak mecburidir ve kolaydir da.. Gecende bir televizyon ekibi Kuzey Kore'ye girdi, oradaki insanlarin soyledikleri sozler, "Ulu Lider", "Sevgili Lider" (birincisi baba Kim, oteki ogul Kim icindir) gibi hamasi laflari dinleyince kendinizi 80'lerin Turkiye'sinde zannederdiniz. Bu zavallilar, o kadar izole haldedirler ki, BMW marka arabayi Kuzey Kore yapimi zannetmektedirler, cunku iceride soylenen hersey oldugu gibi lop yutulmaktadir. Disaridan gelen sinyalleri bloke etmek icin devasa sinyal kalkanlari vardir.

Fakat bugunun dunyasinda, ve hele ki bilimde ilerlemeyi amaclamissak, dogmanin her turunu birakmamiz gerekiyor.

0
sefalet
malkoçoğlunun senin yaptığına argo tabirde kıvırmak deniyor.macarların bir kere türklük ve müslümanlık ile alakaları yok değildir.Adamlar kendileri söylüyorlar dillerinin türkçe kökenli olduğunu ama sen boşver bunu ne önemi var böyle tarihsel sosyolojik bir bilginin dimi ne gereği var bilmeyelim böyle şeyleri sonra türklük gururumuz okşanır filan.Amerikan yerlileriyle olan genetik bağlantıyı asyadan amerika kıtasına tarihin bir döneminde göçler yaşandığını filan unut aman ha ucu türklüğe dokunur bir tarafımız okşanır yine.

heralde sen tam anlamadın benim verdiğim örneklerin sebebini burada dünyayi türkleştirmeye çalışan yok bilimin verilerine bakarak tarihi algılamaya çalışıyoruz bu kadar basit ve öz.

sen tarih bilincinden ve tarihe bakıştan ne anlarsın bilmiyorum ama tarih bilgisi diye bişey varsa bu dilbilimden de yararlanır genetikten de yararlanır yerbilimlerinden de yararlanır.Bunları kullanırız böylece kültürün varsa devamlılığını, gelişmesini,değişmesini,yok olmasını, tekrar ortaya çıkmasını vs vs vs kısaca insanlık tarihini öğreniriz.senin başka bildiğin yol varsa dünya halklarıyla bu başka yolu paylaşırsan sevinirim.
0
FZ
Benim oradaki esas merakım bir köken bulmak, gidip bir şeye bir etiket yapıştırma merakı değildi, yanlış anlama olmasın. Bugün okullarda tarih Sümer ile başlar diye öğretilir, sebep olarak da en eski yazılı eserlerin, yani okuyabildiğimiz en eski yazının Sümer tabletlerinde olması gösterilir. Türkiye'deki müzelerde de pek çok Sümer tableti vardır, Çığ'ın verdiği bilgiye göre birçok tablet çözülmüş ama bir o kadarı ve hatta daha fazlası çözülmemiştir. Öte yandan geçen sene bir kitap görüyorum, bir TV programına bir araştırmacı çıkmış ve hayır diyor, daha eski yazılar var. Bu bile heyecanlanmak için başlı başına bir sebep. O yazıları kim yazmış, bu sonraki konu. Ancak tabii eğer Sümer yazısından önce yer almış yazılar var ise, bu yazılar Türk dil ailesi ile bağlantılı yazılar ise, bunu da bilmek isteerim.

Bugünkü başarımız, başarısızlığımıza bir kalkan falan değil ki tarih, dilbilim, arkeoloji araştırmaları. Ben bugün Türkiye'deki insanlar süper güzel teknoloji üretsin, dünyaya satsın, güzel de para kazansın isterim, Türkiye insanı başarılı olsun isterim ve bu tabii ki bugün yapılacak, bugünün şartlarında yapılacak bir şeydir. Öte yandan tarih araştırmalarının buna ket vurucu bir yönü olduğunu da sanmam. Bilakis, kültürü ne kadar sağlam temellere dayandırırsak o kadar iyi olur diye düşünüyorum ve açıkçası ABD gibi köksüz tarihsiz kültürsüz bir toplum olmayışımızın kötü bir şey olduğunu da düşünmüyorum (lütfen bana Avrupa'nın yozlaşmış hali ile ABD'nin birkaç yüzyılda bazı bakımlardan çok başarılı olmuş hali bir zıtlık olarak sunulmasın, Avrupa filan da bir yere kadar çünkü). Tek üzüntüm içinde bulunduğum toprakların kültürünü, tarihini pek iyi bilememek ve umarım bu eksikliğimi de en kısa sürede gidereceğim. Elin ABD'lisi, Avrupalısı, Çinlisi, Japonu allaya pullaya yıllardır kültür ve sanat eserlerini bana satıp duruyor, evet hepsinde sevdiğim bir yön var ama yeter be kardeşim artık, biraz da biz satalım kültürümüzü, bu topraklarda çok acayip hikayeler var, tüm dünyaya dinletmeliyiz hikayelerimizi, müziklerimizi, efsanelerimizi. Biz sahip çıkmaz isek yine gelip bir başkası sahip çıkacak. Cumhuriyeti de, osmanlısı da, hititi de, sümeri de filan benim demezsem eğer ya kaybolup gidecek ya da işte bir başkası sahiplenecek ve ben bunu istemiyorum. Çok sevdiğim bir laf var: Londra köy, Paris kasaba iken, İstanbul şehirdi. Bugün İstanbul şöyledir, böyledir, milyar tane problemi vardır o ayrı. Ama Türkiye'dir, İstanbul'dur, geçmişiyle ve bugünüyle bizimdir, bizim olsun ki güzel bir geleceği de olsun. Ne yazık bize ki en karmaşık medeniyetlerin kurulduğu topraklarda yaşıyor iken, problemlerimizi çözmek için yüzümüzü sürekli başka bir yere dönmek zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Dilerim ki bu ülkenin insanları olarak sürekli bir şeye özenmekten vaz geçer, zekamızı, bilgimizi, tarihimizi, pırıl pırıl genç insanlarımızı kullanarak imrenilesi işler çıkarırız. Vakti zamanında tüm dünyayı bir hayli şaşırttık, herhalde gene yapabiliriz.
0
demolish
"Elin ABD'lisi, Avrupalısı, Çinlisi, Japonu allaya pullaya yıllardır kültür ve sanat eserlerini bana satıp duruyor, evet hepsinde sevdiğim bir yön var ama yeter be kardeşim artık, biraz da biz satalım kültürümüzü, bu topraklarda çok acayip hikayeler var, tüm dünyaya dinletmeliyiz hikayelerimizi, müziklerimizi, efsanelerimizi."

http://www.milliyet.com.tr/2005/01/30/pazar/yazortay.html

Bu sergi Londra'dan sonra Paris veya Madrid'e de gitmelidir. Bilhassa İspanyollar, Türk tarihine meraklı bir millettir. Televizyondaki "La Clave" programını seyir için İspanyolların gece evlerine kapandığını biliyorum. Türk tarihini ise öğrenecekleri kaynaklar azdır. Bu sergi yardımcı olur. Diğer yandan Paris ve Madrid 40-50 milyon turistin ziyaret ettiği başkentlerdir. Sözü geçen Viyana'yı ise aklınızdan çıkarın; Avusturya başkenti bu kadar pahalı bir sergiyi hak edecek bir nüfus ve fikri iklime sahip değildir. Ve illa ki Moskova olmalı; Rusya'nın kalabalık başkentindeki Slav ve Türk gruplar, Kremlin müzesinin Türk silah ve zırhlarından, Ermitaj müzesinden seçilecek yeni ilaveler ve uygun kültürel programlarla bu sergiden etkilenecektir. Ve tabii İstanbul unutulmamalıdır; bin yılın hikayesini biz Türklerin maalesef diğer uluslardan daha çok bildiğini zannetmiyorum.
0
bm
Ben size ben n'apmak istiyorum (vakit bulunca) onu soyleyim. Eserler bizim mi degil mi onu birakin ama belki bizim konservaturdaki talebelere filan yarar: Devletin konservatuarda, senfoni orkestrasinda artik neyse urettigi butun muziklerini Creative Commons tipi bir lisansla, (belki archive.org'dan) insanlara acmak istiyorum. Milletin xmms'inde yok winampinde 'Beethoven's bilmemne, Veli Kabiliyetli conducting, a gift from the Turkish Nation' filan diye yazi gecse fena mi olur? Ya ne bileyim 'yahu Manisa Belediye bandosuna mi basvusram acaba, tuh tuh niye bunu calisiyorum ki ' diyen cocugun mailboxuna Japonya'dan 'yahu yorumunu simdi dinledim ihya etti beni' diye mail gelse? Evet illegal P2P'de cogu var bunlarin, ama onemli degil.

Tubitak'in Uludagi GPL ile dagitmaya razi olmasi, (care yok baska ama personel kullaniyor ne de olsa bir gideri var) Turkiye'de fikri eser baglaminda ekonomik degeri olmayan seylerin kimseye zarar vermeden herkese acilabilmesi icin de devlete bir ornek belki. Bandwidth gerek P2P gerek yurt disi hayir sahiplerinin varligi (hosting) bakimindan ucuz. Creative Commons insanlari kanini alt yapi icin adim adim, once memleketinizde bir avukat bulun ile baslayan prosedurlerinde oldukca tecrubeli. Lessig'in blogu, ne bileyim archive.org vs. bunlar bile projeyi tanitirlar. Sonra Kultur bakanina 'acayip meshur olacaksin, web siteleri senden bahsedecek' deyince belki izinler cikar. Ne dersiniz? Atla deve degil, finansman istemiyor, sonucta para da kazandirmaz ama kabiliyetli couklarimiz dunyanin zenginligine katkida bulunurlar. Belki daha onemlisi eserlerinin/yorumlerinin birilerin hayatinda ciddi fayda sagladigini, en azindfan bu ihtimalin oldugunu hissederler.
0
sefalet
konuyu uluculuğa getirmişiniz cağdaş da ulusculuğun zihinlerimizden cıkarmamız gereken bir anlayış olduğunu yazmış talihsiz buluyorum bu açıklmayı.

insanlık tarihine baktığımızda insan topluluklarının biraraya gelmesi ve ortak hareket etmesi uygarlığı başlatan olgu olarak karşımıza çıkıyor.ama insan toplulukları bugün hava çok güzel hadi bir araya gelelim dediği için olmuyor bütün bunlar.Bir topluluk oluşturmak için belli ortak bazı değerler sisteminin oluşması gerek.Kavimsel birlikteliklerde bu akraba , kan bağı oluyor, mısır medeniyeti gibi din devletlerinde bu inanç oluyor , kimi imparatorluklarda ekonomi oluyor , ulus devlette de bu millet olma ve kültürel kimlikte birlik şeklinde oluyor.bunu yadsıyamayız.Bunlar insan yığınlarını bir arda tutan harçlardır.

Ulus devletin zihinlerde açtığı farklı olana yabancılaşma ulus fikrinin nasıl ve hangi şartlar altında öğretildiğine ve öğrenildiğine göre değişir.Tartışılması gereken budur.Ulusculuk nazi almanyasında başkadır amerikada başkadır ve bizim ülkemizde bam başkadır.

Kısaca demek istediğim sorunlar ulusculuk kavramından değil onun anlaşılması, öğretilmesi ve öğrenilmesinde ortaya çıkmaktadır.

Ulusculuk kavramı aşılıcak bir kavramdır ve aşılmalıdır denebilir ki bir ölçüde doğrudur ama derinlemesine bakıldığında ulusculuğun kalktığı bir dünyada yinede insanları bir arada tutacak ve birlikte hareket ettiricek bir değerler sistemine ihtiyaç duyulacaktır ve bunun kültürel kimlikten başka birşey olması kültür varlığı olan insan için şaşırtıcı değildir.Böyle olduğu zamanda bu ulusculuk fikrinden çok farklı bir anlayış olmayacaktır.Belki adı başka olucaktır kapsama alanı belki bütün dünya olucaktır ama işlevi ve dayandığı temel çok farklı olmayacaktır.

bunun olması içinde epey bir vakit var görünüyor ve bu tür bir dönüşüm tek bir noktadan başlayıp yayılan değil ancak bütünün ortak değişimi sonunda olabilir.aksi kurt sürüsü içinde kuzu olmaya benzer ve o kuzunun ertesi gün doğan güneşi görmesi epey düşük bir ihtimaldir.
0
cadas
Yazdiginizdan cok farkli bir sey soylemedigimi saniyorum. Benim bu kavrami kafalarimizdan atmamiz gerektigini soylemem de hadi hep beraber simdi atalim bu fikri seklinde bir sey degildi, dediginiz gibi yerine ne konacagi onemlidir. Bunun yaninda, diger mesajlarimdan birinde dedigim gibi, insan zihni ya da toplumsal zihinden bir seyi kerpetenle soker gibi cikarip yerine baska bir sey koymak mumkun degil. (Sanirim bu anca Pay Check gibi ucuz bilim kurgu filmlerinde oluyor... :) )

Belki, demek istedigimi su sekilde daha iyi aciklayabilirim, ulusculuk kavrami bugun isimize yaramaktadir, ancak, bu kavrami (bircok baska kavramda yasanan sorunlardaki gibi) degismez, olmazsa olmaz, en temel sey odur tarzi gordugumuz surece, bunun egitimi nasil verilirse verilsin sonuc degismeyecektir dusuncesindeyim.

Haber altinda baslayan tartismaya da baglayarak soylersek, haberde bahsi gecen cumleler ne kadar degistirilirse degistirilsin, tarih dersini siz insanlara insanlik tarihi olarak degil ulus tarihi olarak verirseniz, cumleleriniz ne kadar pembe olsa da cocuklarin zihinlerindeki yansimalar pek degismeyecek.

Onerim sudur, cocuklarimiza insanlik tarihini ogretelim, bunun ardindan da milli tarihi. Boylece bireyin kendini insanlik tarihi surecinde daha saglikli bir yere koymasina yardimci oluruz.

Sevgiler...
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Rezalet Üzerine Rezalet, Hadi Hayırlısı

robertosmix

Dün savaş hattındaki F-16'larımıza fiber kabloları keserek yapılan sabotaj, bugün de İMKB'nin 14:30'da açılmasına neden olan aymazlık.

Özetle; dün gece 02:00 sularında yol genişletme çalışmaları sırasında çamura saplanan hafriyat kamyonunu çıkarmaya çalışan işciler İMKB'ye giden ana fiber optik kabloları koparıyorlar. Buraya kadar normal diyelim. Kazadır diyelim. Olur diyelim. Komedi bundan sonra başlıyor..

Turkcell´in Yeni Reklam Kampanyası ve Shubuo´su

MultiServis

Geçen gün Turkcell´in yeni ürünü olan Shubuo hakkında bir şikayet sitesinde güzel bir yazıya rastladım. Günlerce ekranlarda büyük merak uyandırarak yayınlanan reklamların sonunda hep beraber Shubuo´nun ne olduğunu öğrendik. Reklamlar sonucunda karşılaştığım manzara bana Segway hüsranını hatırlattı.

FRP intihar ettiriyor mu?

SHiBuMi

Bugünkü (pazar) Milliyette sorumlu gazetecilerimiz FRP konusuna da el atmışlar ve FRPnin genç, saf beyinleri nasıl intihara sürüklediğini belgeleriyle (!) ortaya koymuşlar. Geçenlerde Kanal D ana haber bülteninde Yüzüklerin Efendisi sonunda kağıt oyunu(!) da oldu başlığını duyunca zaten işin çoktan suyunun çıktığını düşünmüştüm ama bu kadarına da pes yani.

Ev Kadınları ve Internet

FZ

Yıllar önce (lisede iken) bir C programı yazmıştım, program çok basit bir veritabanı oluşturarak kişi isimlerini, bunların telefonlarını ve adreslerini tutuyordu, metin tabanlı bir menü ile bilgi girişi ve arama tarama falan yapmanızı sağlıyordu.

Bir gün okulda iken acilen bir adamın telefonuna ulaşmam gerekti, hemen eve telefon ettim, anneme bilgisayarı açmasını söyledim. Sonra adım adım anlattım, annem yazdığım Telefon Rehberi programını kullanarak ilgili adamın bilgilerine ulaştı, bana telefonunu söyledi ve böylece işimiz görülmüş oldu kolayca.

Bilimsel Toplantıların Duyuru Siteleri: Erişilebilirlik Üstüne

FZ

İki farklı bilimsel toplantı. İki farklı duyuru web sitesi.

Bu sitelerin amacı nedir, bağlanan kişiye en kestirme yoldan o bilimsel toplantı ile ilgili detayları sunmaktır öyle değil mi, yani toplantı yeri, tarihi, katılım şartları, vs.

Amaç bilgi vermekse bunun için standartların kullanılması, web sitesinin olabildiğince hedefe yönelik, kolay erişilebilir ve her türlü platformdan ulaşılabilir olması gerekmez mi? Böyle bir iş için grafik etkilerin yoğun olduğu, tamamen FLASH tabanlı bir siteyi mi tercih edersiniz yoksa w3c standartlarına uygun metin tabanlı web tarayıcılarla dahi görüntülenebilecek bir siteyi mi? Tüm içeriği, tüm bilgileri bol grafik efektli bir FLASH dosyasının içine gömerek mi sunmayı tercih edersiniz yoksa metin tabanlı HTML ya da XHTML olarak sunmayı mı? Amaca uygun iş yapmayı mı yoksa sırf teknoloji olsun diye teknoloji kullanmayı mı?

Yorumu size bırakıyorum, buyrun kıyaslayın (kendiniz de benzer örnekler bulabilirsiniz):

1- http://www.dilkongre2004.anadolu.edu.tr/

2- http://cs.bilgi.edu.tr/pages/turing_days/

Not: İkinci web sitesi ile ilgili tek eleştiri Türkçe halinin olmaması olabilir ki söz konusu etkinlik İngilizce gerçekleştirileceği için belki bu mazur görülebilir (yine de Türkçesinin olması kötü olmazdı).