Bir yaşam tarzı olarak Unix

0
sundance
Uzun süredir üzerinde düşündüğüm "Bir yaşam tarzı olarak Unix" isimli makaleyi sizlerle paylaşmak istedim, umarım beğenirsiniz.

Sanırım hepimiz belli bir film türünü biliriz. Filmin göbeğinde bir şey vardır, bir meslek (itfayeci, bankaci, polis vs.), bir spor (basketbol, futbol vs.) ya da basitçe bir hobi (satranç, muzik, resim, poker vs.) ve filmin kahramanı bu konu ile takıntılı birisidir. Hobisi, işi, aşkı, takıntısı, heyecanı hepsi neyle ilgileniyorsa odur, hayatın geri kalanı ile de çok ilgilenmez.
Hatta biraz da korkar bundan, zira alışık olduğu ortamda kral kendisidir, nasıl bir problemle karşılaşırsa karşılaşsın o alanda olduğu sürece çözer (White Man Can't Jump, Color of Money, vs.)

İşte bu kahramanın başı bir gün bir şekilde belaya girer. Sorun artık oyun alanının dışındadır, gerçek dünyada gerçek insanlarla problemini halletmesi gerekmektedir. Peki kahramanımız ne yapar ? Hakim olduğu küçük dünyada modellediği çözümleri uygular ve bunları da seyirciye izah eder "Masadaki birisinin hileci olduğuna eminsen, bunu bile avantajına kullanabilirsin" gibi.

Burada uzmanlık/ilgi alanı ne olursa olsun çok önemli bir nokta vardır. O da hergün defalarca farkında bile olmadan yaptığımız bir şeyin yapılmasıdır. Bu; modellemedir. Kuralları ve sınırları belli bir oyun/hobi üzerinden, kuralları ve sınırları o kadar da belli olmayan daha karmaşık bir seti (hayat mesela ;) modellemek.

İşte bu noktada günümüzde uzmanlaşmanın etkisi ile kaybolmuş olan bir kavram devreye girer. Kişinin yaptığı işi bir hayat tarzı olarak benimseyip, kendisini ona yönlendirmesi, yaptığının bir iş olmaktan, hatta keyif olmaktan bile çıkıp nefes alıp vermek gibi bir hale gelmesi, meşk olması.

Jordan'ın nasıl basket oynadığını hatırlıyor musunuz ? Ya da bir zamanlar Michael Jackson'ın nasıl dansettiğini ? Bütün o zor hareketleri ne kadar kolay yaptıklarını. İşte herhangibiri olmakla işini meşkle yapan birisi olmak arasındaki fark bu.

Hiç bu insanlara, bu filmlere özendiğiniz oldu mu ? Böyle "benim de bir ustam olsa, ben onun çırağı olsam, bu ortamların kralı olsam" dediğiniz, ya da filmde hergun duzenli olarak calisarak kendisini geliştiren müzisyene gıpta ile baktığınız ?

Peki gelelim bugüne, bilgisayarlara, GPL'e, Linux'a, Unix'e hatta Fazlamesai'ye.

Ne yapıyoruz ?

Çoğumuz GNU/Linux dünyasını takip eden, günde en az birkaç saat Internet'te dolaşan insanlarız. Birçoklarının anlamadığı, anlasa bile ilgi çekmeyeceği konularla uğraşır saatlerimizi geçiririz. Teknoloji fetişistiyizdir genelde, sebepsizce daha hızlı daha güçlü olanı isteriz. Çok küçük detayları vurgularız, "bakın ben bunun farkına varabiliyorum" dercesine.

İşte bu doğrultuda şahsen kendi hayatımda etkin olduğunu düşündüğüm ve Unix Junkie olmama yol açan bazı ilkeleri sıraladım, bunlar eğer size de yakın geliyorsa siz de bir Unix Junkie olmuşsunuz demektir. Aralarında abartılı, eksik, yanlış gelenler illa ki olacaktır, buyrun onları da beraber tartışalım.

Bir yaşam tarzı olarak Unix ne demektir, nasıl Unix Junkie olunur ?

- Herşeyden önce, Unix/Linux işletim sistemini iyi biliyor olmak.

Peki neden Unix ? Çünkü "Bir yaşam tarzı olarak Windows" yazsam kimse bu yazıyı okumaya bile tenezzül etmezdi :P Şaka bir yana (kim şaka yapıyorsa) Unix, 1970'li yıllardan bu yana geliştirilen, kökenleri ticari kaygılarla, biranönce piyasayı domine etmektense, işe yarar bir şeyler yapabilir olmak olan, akademik tabanlı bir işletim sistemidir. Bu doğrultuda paralellik gösteren GNU (1983) ve Linux (1992) hareketleriyle birlikte (bir kısmını burada da anlatacağım) bazı ilkeler üzerine kurulmuştur. Ve bu ilkeler basitçe daha hızlı ve daha çok satmayı değil, işlerin gerektiği gibi yapılmasını hedeflemektedir.

Bu ve benzer bir çok sebeple Unix işletim sistemleri, iyi planlanmış ve güvenilir sistemlerdir, öyle ki yeteri kadar Unix'le uğraştıktan sonra "Bir yaşam tarzı olarak Unix" diye bir makale yazıp, gönül rahatlığıyla uyuyabilirsiniz :)

- İyi bilmek sadece başlangıçtır, UNIX'e o kadar hakim olmanız gerekir ki herhangibir bilgisayar işini UNIX üzerinde yapabilir olmalısınız.

Bu iki sebeple önemlidir

1) Muhtemelen karnınızı bu işten doyuracaksınız, ona saygı göstermeniz gerekir

2) Hayatınız modelleyeceğiniz altsistem olarak Unix'e ne kadar hakim olursanız, bu model üzerinden gündelik hayattaki problemlerinizi de o kadar kolay çözersiniz.

- Temel Unix prensiplerini hayat prensibi yapmanız gerekir. Nedir bu temel prensipler ?

1) Herşey bir dosyadır.

2) Her program belli "bir" işi mükemmel yapar ve sistem bu türden mükemmel parçaların biraraya gelmesinden oluşur.

Tabi ki bunlar Unix işletim sistemleri için geçerli ilkeler, fakat temelde bakarsanız kolaylıkla da hayata uygulanabilir. Basit bir benzetme, hayatınızdaki her problemi küçük parçalara ayırıp, bu parçaların her birini mükemmel olarak çözdüğünüz takdirde bütünün çözülmesini dert etmeyeceğiniz şeklinde yapılabilir.

-En az bir bilgisayar dilini çok iyi bilmek.

Bu Perl, C, Python ya da shell script olabilir. Önemli olan su geçirmez derecede hakim olmanız ve yeri geldiğinde elinizi taşın altına sokmanız gerektiğinde kullanabilmeniz. Böyle bir dile hakim olmayan bir Unix Junkie, mezhebi olmayan bir rahip gibidir.

Bunun sanırım en güzel örneği www.perlmonks.org. Gidin görün ve bilgeliğe saygınızı sunun :)

- Daha iyi olmak ve daha çok öğrenmek için devamlı çalışmak.

Bu çalışmanızın temel motivasyonu daha çok para kazanmak ya da daha çok ün sahibi olmak vs. olmamalı. Kendinden sebeplenen bir çaba olduğu sürece bu sizi geliştirir. Öbür türlü, para kazanmanın çok daha kolay yolları var.

- Problem çözmeyi hayat tarzı haline getirmek.

Burada amaç, yeterliliğin maksimuma çıkartılmasıdır. Unix/GNU/Linux camiasındakiler bilir ki bu sistemler altında çözülemeyecek bir problem yoktur, zira sistemi biraraya getiren bileşenler çok sağlam temeller üzerine oturtulmuş olup, herhangibir durumda sadece bu bileşenleri gerektiği gibi bir araya getirerek birçok sorununuza çözüm bulabilir, dahası en zor durumda direkt programın kaynağına inip çözümü orada arayabilirsiniz.

Buradaki yaklaşım bir Aikido hocasının düzenli olarak yeni formlar ve hareketler üzerine çalışması, rakibin muhtemel saldırı çeşitleri üzerine fikir yürütüp bunlara çözümler bulmasına benzetilebilir. Bahsedilen kesinlikle sokağa çıkıp bela aramak değildir :) Bu tür bir yaklaşımın hayatı kısaltacağı kesindir, öte yandan hazırlıklı olmak birçok durumda çok huzur verici olabilir.

- Yollar çoktur, bazıları çamurlu bazıları temiz, ama gidilecek yerler sayılıdır.

Unix'in bize sağladığı en önemli avantajlardan biri de bir işi yapmanın bir çok yolunu ortaya koyması ve herhangibirini dikte ettirmemesidir.

Burada bahsedilen herhangibir sunucunun killall -9 httpd ile öldürülebileceği gibi /etc/init.d/apache stop ile de durdurulabileceğidir. Bir büyük adam zamanında "Bir iş, yapılmayı hakediyorsa, büyük ihtimalle adam gibi yapılmayı da hakediyordur" demiş. Bizim yaklaşımımız da bu.

Eğer bir sistemi kurarken gerekli özenden kaçınmaz, detayları ihmal etmezseniz, sonuçta çıkan bütün birçok durumda problemlere karşı toleranslı olacak, sizin müdahalenizi bile gerektirmeyecektir.

Bu doğrultuda sistemlerin maksimum verimi verecek şekilde konfigüre edilmesi önemlidir. Fakat daha tam olarak oturmamış kişiliklerde bu nihayi amaç olarak görülebilir ve yanlış anlaşılabilir. Makinayı her boot edişte 1 sn kazandıracak bir konfigürasyon değişikliği için bir kaç saat harcamak, resetlenmeden yıllarca ayakta durabilen Unix sistemler sözkonusu olduğunda saf aptallık olabilir.

- Her sistemin bir zayıf noktası vardır, her sistem ele geçirilebilir, yıkılabilir, yakılabilir

Bütün bu çalışmalar, ideal Unix Junkie olma yolunda uzun süren meşk seansları sizi yanıltmasın. Bunlar sizi yenilmez yapmak için yapılan çalışmalar değildirler. Ne kadar çalışırsanız çalışın, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, dışarda biri bir gün sizi yenebilir, özenle kurduğunuz sistemi darmaduman edebilir. Böyle bir anda duyduğunuz çaresizlik ve öfke belki de bu ilkelerden bile çok daha yararlı bir öğretmen olacaktır sizler için.

Tekrar ediyorum, bütün bu çabanın amacı yenilmez olmak değil, iyi çalışan ve problemlerle başedebilir bir sisteme sahip olmak ve bunun keyfini yaşamaktır.

Umarım hayatınız keyifli geçer.

KIVILCIM "Sundance" Hindistan www.fazlamesai.net/sundance

Görüşler

0
SHiBuMi
Eline sağlık çok güzel bir yazı olmuş, bu yazıyı sitede bir yere sabitlemekte ve her yeni gelenin okumasını sağlamakta fayda var derim.
0
mysterious
Bu aralar bende böyle bir yazı harızlıyordum ama sundance daha hızlı davrandı :) ve ortaya güzel bir yazı çıkardı.

Bi Unix Junkie gördüm sanki :P
0
Werdem
"Modellemek":
Herhangi bir işte uzmanlaşmak kaba haliyle diğer tüm alanlarda eksik kalmak anlamına mı geliyor/gelmek zorunda mı? Konumuz üzerinden gidecek olursak bir "Unix Junkie" olmak için harcayacağımız, emek, zaman, enerji bizi yapabileceğimiz/yapmamız gereken birçok şeyden alıkoyacaktır/koymalı mıdır? Yani kültür-sanat, genel toplumsal olaylar ve onlara bakış tarzı, ekonomi, siyaset vd. Kendi uzmanlık alanımızdan öğrendiklerimizi bu alanlara "Modellemek" doğru olur mu? Ya da bizim istediğimiz sonucu verir mi? Uyguladığımız model herbir alanın kendi iç devinimi içerisinde kendine bir uygulama şansı bulabilir mi?
Bir yerlerde duymuştum, sanırım Amerika'da herhangi bir olaya şahit olmuş bir bilgisayar programcısının şahitliği, eğer olayın üzerinden 10 yıl geçmişse geçersiz sayılıyor. Buna neden olarak ise bir programcının kendi dünyası ve olaylara bakış açısıyla "Dış Dünya" arasındaki farklı gelişim seyri olarak gösteriliyormuş.

Açıkçası bu sorular uzun zamandan beri kafamı kurcalayıp duruyordu. Bu yazıyı görünce de sormak istedim. En kaba haliyle bilgisayar veya bağlantılı bir işle uğraşan herkese karşı genel bakış; "kafayı bilgisayarla çizmiş, başka bir şeyden anlamaz bu adam" şeklinde, en azından benim gözlemleyebildiğim kadarıyla böyle. Peki hem bir junkie olup hem de bunları boşa çıkarmak mümkün mü, yoksa bu sorduklarım bir Junkie olmanın kaçınılmaz sonuçları mı?
0
sundance
Aristo der ki "Akıllı adam herşeyi bilir ama ayrıntılarıyla değil."

Benim gözlemlediğim, özellikle Türkiye'deki GNU/Linux camiasında, bu şekilde tek özellikli insanların oldukça az olduğu. Genelde insanların uğraştığı başka birsürü şey de var. Bu sebeple diger tum alanlarda eksik kalmak anlamına geldiğine inanmıyorum bu bahsettiğimin.

Temelde mesele, bu sekilde adanmış BIR iş olması ve bunun ana omurgayı oluşturması. Aslında bu "Unix programları belli BIR işi mükemmel yapar" yaklaşımına da benzer. Zira bu Unix sistemleri tek görevli olarak tanımlamaz, aksina Unix sistemler çok görevlilik, çok kullanıcılılık konularında hala bir numaradır.

Modellemeye gelince. Modelleme çok önemlidir bence. Herşeyden önce hakim olunan, üzerinde deneyler yapılabilen bir alanda, hakim olunamayan bir alanın soyutlanmasıdır. Bu eğitimsel açıdan çok önemli olabileceği gibi, deney yapılamayacak alanlarda da bazen elimizdeki tek örnektir.

Benim kişisel tecrübem, yeteri kadar hakim olunabilen herhangibir sistemin, herhangibir başka sistemin modellenmesi konusunda (özenli bir çalışma ile) yeterli olacağıdır. Hemen bir örnek vermek gerekirse, bundan altı yıl önce yazdığım bir şey aklımda:

"İşletim sistemleri genelde insanlara benzetilebilir. Belli bir açıdan bakınca temel üç profil vardır. Bunları, Windows, Mac OS ve Unix olarak ele alalım mesela.

Windows der ki "Ben akıllıyım, konsoluma oturan adamın da ortalama olması yeterlidir. Bu kullanıcının bir miktar bilgisayar bilmesi yeter bana, ama bilmese de olur, bu sağlandığı takdirde ben geri kalan herşeyi hallederim, hatta kafası çalışan ne yaptığını bilen kullanıcıya da birçok imkan sağlarım, istediği gibi beni yönlendirme şansı veririm. Bir problem mi çıktı, ben o kadar akıllıyım ki problem çıktığında bile bunu kendi kendime farkedip halledebilirim"

MacOS der ki "Ben akıllıyım, konsoluma oturan adamın da zeka seviyesi hakkında hiçbir bilgim olamaz (böyle bir arabirim yapılmadı) bu sebeple ben onun gerizekalı olduğundan hareket ederek yola çıkarım. Bendeki herşey bilgisayardan pek anlamayan adamlara yönelik hazırlanmıştır, beni kullanmak için bilgisayar kullanmayı bilmeye çok ihtiyaç yoktur. Eğer uzman bir kullanıcı iseniz, birsürü zor aşamadan sonra size de üç beş şey yapmanız için izin verebilirim, ama oraya kadar işler benim istediğim gibi yapılacak. Beni öyle fazla zorlamayın, yok hızlı bir arabirim, kısayollar, tuş kombinasyonları gibi. Mouse'un bile iki tuşu olması kafa karıştırıcı bir şey bende bu sebeple o bile yok, eğer basmak isterseniz klavyenin üstünde bissürü tuş var. Hataları nasıl giderir miyim ? Bende hata olmaz ki..."

Ve son olarak Unix "Ben akıllı değilim, olmam da beklenmiyor. Sadece verilen görevleri elimden geldiğince iyi yapar, bir problem çıktığında da elimdeki bütün veriyi kullanıcıya verir, problemin tespiti konusunda ona yardımcı olmaya çalışırım. Ama problemi ben çözmeye çalışmam, zira evren bir problemin kendisinin ve çözümünün aynı sistemin içinde bulunamayacağı kadar geniştir. Problem yaşayan bir sistemin, problemli kısmının problem çözme mekanizmasında olmadığını kim bilebilir ki ?

Kullanıcıma gelince. Dediğim gibi ben akıllı olduğum konusunda bir yanılgıya sahip olmadığım gibi, kullanıcımdan akıllı ve daha önemlisi ne yapmak istediğini bilir olmasını beklerim. Eğer root olarak giriyorsa ve rm -rf yapmak istiyorsa gıkım bile çıkmaz, çünkü ne yaptığını bilen kullanıcıyı saçma sapan evet mi hayır mi verileceği belli olmayan sorularla engellemek, yavaşlatmak istemem. Kullanıcı ne yaptığını bilmiyorsa mı ? O zaman niye benim konsolumda ki ? Siz arabaları, araba kullanmayı bilmeyen, ehliyet alamayan insanlar bir gün gelir kullanırsa diye mi tasarlıyorsunuz ? "

Biraz dikkat ederseniz bu modellerde insanların çevrenizde olduğunu da görürsünüz."

Bahsettiğim bu türden bir modelleme. Kafayı bilgisayarla çizmiş, başka bir şeyden anlamayan insanlarla da şahsen çok konuşacak bir şey bulamam ben. Öte yandan, Unix'e canavar gibi hakim birsürü insanla, sosyoloji, hayat, jazz, satranç, silahlar ve daha birçok konuda çok detaylı tartışmalarım olmuştur.

Sizin bahsettiğiniz daha neyi neden yaptığını daha tam oturtamamış bilgisayarcılar. Dediğim gibi hepsi daha keyifli, daha güzel yaşamak için araçlar. İster bilgisayarcılık yaparsınız, ister marangozluk, farketmez, ama biraz dikkat ederseniz buradaki Unix Junkie prensiplerinin aslında birçok alana da aynı şekilde uyduğunu görürsünüz.

0
FZ
sundance yorumunun sonunda marangozluktan bahsedince aklıma geldi: Yıllar önce, Türkiye´nin en büyük şirketlerinden biri, Sun Microsystems konusunda uzman bir şirketteyiz, önerim üzerine matematik müh. bölümünden mezun bir dostumu iş görüşmesine çağırmışlar. Şirketin iki elemanı - ikisi de bilgisayar müh.- dostumla konuşurken biri diyor ki: `Mezun olmuşsunuz, askerliğinizi de yapmışsınız, herhalde bundan böyle bilgisayar kariyeri düşünüyorsunuz.´ Nevi şahsına münhasır arkadaşım gülümsüyor ve `Yoo, yani öyle bir takıntım, saplantım yok, karşıma usta ve bilge bir marangoz çıkarsa onun yanında çalışıp çok iyi bir marangoz olmayı da düşünebilirim, böyle bir şey bana çok uzak olmazdı.´ diyor.

Bunun üzerine ne mi oluyor? Arkadaşımla aynı ofiste çalışıyoruz bir müddet ;-) Daha sonra yine aynı `bilgisayarcı´ ile bir üniversitenin kapsamlı ve Türkiye´de ilk kez gerçekleştirilen Internet tabanlı yüksek lisans eğitimi projesini geliştiriyoruz. Arkadaşım program yazmadığı zaman en çok Championship Manager, Red Alert, vs. gibi oyunlar oynamayı seviyor ve bunlara ek olarak büyük bir üniversitenin FELSEFE bölümünde yüksek lisans yapıyor.

Bir başka arkadaşım ise yine benimle aynı çatı altında çalışan çok iyi bir programcı. Matematik bölümünde yüksek lisansını tamamlamış olan bu adamla çok sağlam sinema, göstergebilim, felsefe, vs. muhabbeti yaptığımızı biliyorum.

Başka bir örnek vermek gerekirse en son Bilgi Üniversitesi´ndeki Açık Kaynak ve YTÜ´deki Linux ve Özgür Yazılım etkinliklerine katıldım ve orada bilgisayar konusunda deniz-derya bilgi sahibi olan deneyimli, usta insanlarla konuşma şansını yakaladım. Muhatap olduğum bu değerli insanların hiçbiri `çatlak´, `kaçık´, `bilgisayardan başka hiçbir şeyden anlamaz ya da ilgilenmez´ türden insanlar değildi.
0
Werdem
Bu ayrıntılı cevaplar için teşekkürler. Özellikle Unix/Linux ile ilgilenen uzman bilgisayarcıların "bilgisayarla kafayı bozmuş, başka bir şeyden anlamaz (bunu biraz da uçlaştırmak, derdimi anlatabilmek için kullanmıştım)" adamlar olmadığını az çok bilmekle birlikte örneklerin benim düşündüğümden de fazla olması sevindirici. İçime su serpti :))

Ama bir şey hala kafamı kurcalıyor, ya da ben henüz yöntemini bulamadım. Aynı anda, bir vaya birden fazla alanda uzmanlaşmak ve yine birçok alanda bilgi sahibi olabilmek için gerekli olan emek/zaman nasıl elde edilir? Bilgisayar için örnek verecek olursak, üniversitede bilgisayar eğitimi almayan birini (ALM) örnek aldığımızda alanlara (ALN) oranla harcaması gereken efor kat kat daha fazla olacaktır. Belki de 3-4 misli. Bu kaçınılmaz tamam. Ama ALN'ların başka işlere, -bilgisayar dışındaki tüm alanlar- ayırdıkları güçlerinin aynısını ALM'lar da harcadığında bu eşitsiz gelişme uzayıp gidiyor. Harcamadığında da öbür türlü bir eşitsizlik oluyor bu sefer de. Eğitim düzeyi olarak o kadar dengesiz bir ülkedeyiz ki, bu örneği verme gereği hissettim. Keza aynı şey ALN'lar ile teknoloji konusunda oldukça ileri düzeydeki ülkelerde eğitim alanlar arasında da varolacak sürekli. "İyi de bunda ne var doğal bir sonuç bu" diyeceksiniz, evet öyle. Ama şimdi ALM'lar diğerlerini yakalayabilmek için uzmanlaşacağı alanda -örneğimizde bilgisayar, veya Unix- daha fazla emek/zaman harcamak zorunda hissetmez mi kendisini. Bu benim için böyle. Bilgisiyar başında olmadığım zamanlarda bile kafamı ordan alamıyorum. Ya okuduğum bir man sayfasını ya da öğrendiğim yeni bir yöntemi başka nasıl kullanabilirimin hesabını yaparak geçiyor vaktim. Kendimi bir türlü uğraşmakta olduğum işe veremiyorum bu yüzden.

Bu sizlerde de böyle mi oluyor, yoksa bunun üstesinden gelmenin bir yöntemini buldunuz mu? Gerçi seviye olarak (ben henüz "çaylak" düzeyindeyim) böyle bir kıyaslama yapmak doğru olmaz mı?

Tekrar teşekkürler...
0
cayfer
Sanırım birazcık "nasihat" etmeye hakkım olacak kadar yaşım ileri...

Birden fazla konuda uzmanlaşma isteğinizi ve "herşeyi" iyi öğrenme arzunuzu çok iyi anlıyorum ama bu "yanlış". Yaklaşık 30 yıllık meslek hayatımdan sonra öğrendiğim şu oldu: Çok konuda azar azar bilgi sahibi olmak yerine bir ayrıntıda uzman olmak daha iyi.

Eğer bir konuda etrafınızdakilere "bunu bilse bilse, falanca bilir" dedirtebilirseniz hem maddi hem manevi tatmin bulursunuz. Genel kültürü (örneğin bilgisayarlar hakkında) geniş olan bir insan saygı görebilir, sohbetine doyum olmayabilir, para da kazanailir ama aranmaz. Marifet aranan adam/kadın olabilmek.

Enerjinizin tamamını tek bir alt konuya yoğunlaştırmanızı öneririm. Örneğin kriptoloji, IP ağlar, kernel, bankacılık uygulamalari, e-ticaret, barkod okuyucular gibi.

Sakın ilginizi çeken her konuya saldırmayın. Her konuda okuyun, dinleyin, deneyin ama derinine dalmayın. Uzmanı olduğunuz konuda ise her taşı kaldırıp altına balın.

Sevgiler

0
Teorisyen
Aynı problem bende de var... Ben mesela düz lise mezunuyum, ve bilgisayar başında bir şirkette çalışıyorum.. Bilgisayarın herşeyine ama herşeyine merak salan bir tipim...
Kriptoloji, bankacılık uygulamaları, kernel gibi konularda uzman olamayacağıma göre, World, Excel gibi konularda uzman olsaydım bu sefer de Web veya ağ üzerine uzman olmamam gerekirdi... (ben ne diyom yaaaa)

Harbiden bana neler önerirsiniz
Yani şu dal üzerinde uzmanlaş ki hemen hemen her yerde bir işe yarar diyebilirmisiniz ?
0
sundance
Bu noktada baska bir şey söylemek istiyorum.

1984'den beri bilgisayar kullanıyorum, bu sektörde birçok insan da tanıdım, birçok projenin içinde de bulundum. Bu gözlemlerim sırasında şunu farkettim ki Türkiye'de bilgisayar işi yaptırmak isteyenler BİLGİSAYAR MÜHENDİSİ ARAMIYOR. Gördüğüm bilgisayar mühendislerinin de %90'ı bilgisayarla uğraşmak istemiyordu.

Yani bu adamların senin dediğin gibi bir avantajı filan aslında yok. Dahası Bilgisayar konusunda en çok bilgiye sahip olan, bu konuda en uzman olan tanıdıklarımın büyük bir bölümü de Bilgisayar Mühendisliği mezunu değil.

Peki ne yapıyor bilgisayar mühendisleri, bilgisayarla uğraşmıyorlarsa ? MÜDÜR oluyorlar. Çok ciddiyim, gidin bakın projelere, bir programlama işi varsa %90 bilgisayarla ilgili Matematik/Fizik mühendisi aranıyor. Kimse programlama için Bilgisayar Mühendisi aramıyor, öncelikle para yetiştiremeyeceklerini düşünüyorlar ama aslında becerileri hakkında da şüphe var piyasada çünkü bilgisayar mühendisleri gerçekten de bu alanda çalışmıyor.

Sistem yöneticiliği, Unix adminliği diyelim. Hayır bu alanda da makina mühendisleri, elektrik/elektronik mühendisleri dominant. Piyasayı bir inceleyin bunun böyle olduğunu göreceksiniz.

Öte yandan ben Can Ayfer hocamın dediklerine katılmıyorum. Aranan insan olmak çok değerli bir şey değil. Şu an ASP programcıları aranan insan, eeee ? Noluyor peki ?

Uzmanlaşma o kadar saçmasapan yerlere doğru gidiyor ki, yakında duvara çivi çaktığımız için ehliyetsiz iş yaptığımızdan dolayı komşumuz tarafından ihbar edilme tehlikemiz var.

Bence şu an herşeyle ilgilenen insanlara, Rönesans insanlarına en çok ihtiyaç duyulan zaman. Ama burada bahsedilen, maymun iştahı ile, ya da kariyer açlığı ile duyulan bir ilgi değil. Yazıda da bahsedilen, meşkle, ilgi ile, bitmeyen bir merak ile duyulan bir ilgi. Bu olduğu sürece ARANAN İNSAN olmak sizin için bir dert olmadığı gibi dolu dolu yaşayan ve örnek gösterilen bir insan olursunuz. Bizzat tanıdığım bir çok uzmanın benim gözümde değerleri, huzurlu mutlu bir hayat yaşayan bu az sayıdaki ilgili,meraklı rönesans insanlarının yanında çok düşük seviyelerde.

Son olarak bu binyıllardır tartışılan bir mevzu, Sokrates zamanında en bilge kim diye yola çıkıp bütün sanatkarları, zenaatkarları dolaşıp onların uzmanlıklarını inceledikten sonra en azından "birşey bilmediğini bildiğinden dolayı" kendisinin en bilge insan olduğuna karar vermiş. Uzmanlığın eksik kaldığı nokta işte bu.

Gidin bakın bu ARANAN adamlara, kaç tanesi alanında çığır açmış. Öte yandan birçok disiplinle ilgilenen insanların hayatlarını inceleyin, görün bakalım bir kaç yıllığına merak saldıkları alanlarda bile ne kadar yaratıcı çözümler ortaya koyup, yıllardır kımıldamaz diye bakılan nice taşları yerlebir etmişler.
0
cayfer
Sevgili sundance,

"Aranan insan olmak çok değerli bir şey değil. Şu an ASP programcıları aranan insan, eeee ? " demişsiniz.

Benim "aranan insan olmak" dan kasdettiğim ASP programcısı arayanların size ulaşması değil; sizi "isminizle arayanların size ulaşması durumuydu
0
sundance
Bu noktada baska bir şey söylemek istiyorum.

1984'den beri bilgisayar kullanıyorum, bu sektörde birçok insan da tanıdım, birçok projenin içinde de bulundum. Bu gözlemlerim sırasında şunu farkettim ki Türkiye'de bilgisayar işi yaptırmak isteyenler BİLGİSAYAR MÜHENDİSİ ARAMIYOR. Gördüğüm bilgisayar mühendislerinin de %90'ı bilgisayarla uğraşmak istemiyordu.

Yani bu adamların senin dediğin gibi bir avantajı filan aslında yok. Dahası Bilgisayar konusunda en çok bilgiye sahip olan, bu konuda en uzman olan tanıdıklarımın büyük bir bölümü de Bilgisayar Mühendisliği mezunu değil.

Peki ne yapıyor bilgisayar mühendisleri, bilgisayarla uğraşmıyorlarsa ? MÜDÜR oluyorlar. Çok ciddiyim, gidin bakın projelere, bir programlama işi varsa %90 bilgisayarla ilgili Matematik/Fizik mühendisi aranıyor. Kimse programlama için Bilgisayar Mühendisi aramıyor, öncelikle para yetiştiremeyeceklerini düşünüyorlar ama aslında becerileri hakkında da şüphe var piyasada çünkü bilgisayar mühendisleri gerçekten de bu alanda çalışmıyor.

Sistem yöneticiliği, Unix adminliği diyelim. Hayır bu alanda da makina mühendisleri, elektrik/elektronik mühendisleri dominant. Piyasayı bir inceleyin bunun böyle olduğunu göreceksiniz.

Öte yandan ben Can Ayfer hocamın dediklerine katılmıyorum. Aranan insan olmak çok değerli bir şey değil. Şu an ASP programcıları aranan insan, eeee ? Noluyor peki ?

Uzmanlaşma o kadar saçmasapan yerlere doğru gidiyor ki, yakında duvara çivi çaktığımız için ehliyetsiz iş yaptığımızdan dolayı komşumuz tarafından ihbar edilme tehlikemiz var.

Bence şu an herşeyle ilgilenen insanlara, Rönesans insanlarına en çok ihtiyaç duyulan zaman. Ama burada bahsedilen, maymun iştahı ile, ya da kariyer açlığı ile duyulan bir ilgi değil. Yazıda da bahsedilen, meşkle, ilgi ile, bitmeyen bir merak ile duyulan bir ilgi. Bu olduğu sürece ARANAN İNSAN olmak sizin için bir dert olmadığı gibi dolu dolu yaşayan ve örnek gösterilen bir insan olursunuz. Bizzat tanıdığım bir çok uzmanın benim gözümde değerleri, huzurlu mutlu bir hayat yaşayan bu az sayıdaki ilgili,meraklı rönesans insanlarının yanında çok düşük seviyelerde.

Son olarak bu binyıllardır tartışılan bir mevzu, Sokrates zamanında en bilge kim diye yola çıkıp bütün sanatkarları, zenaatkarları dolaşıp onların uzmanlıklarını inceledikten sonra en azından "birşey bilmediğini bildiğinden dolayı" kendisinin en bilge insan olduğuna karar vermiş. Uzmanlığın eksik kaldığı nokta işte bu.

Gidin bakın bu ARANAN adamlara, kaç tanesi alanında çığır açmış. Öte yandan birçok disiplinle ilgilenen insanların hayatlarını inceleyin, görün bakalım bir kaç yıllığına merak saldıkları alanlarda bile ne kadar yaratıcı çözümler ortaya koyup, yıllardır kımıldamaz diye bakılan nice taşları yerlebir etmişler.
0
Werdem
"Gördüğüm bilgisayar mühendislerinin de %90'ı bilgisayarla uğraşmak istemiyordu." Bu benim sorum dışında biraz. Ben çizdiğim senaryoda tercihini; ister bilgisayar mühendisliği isterse diğer herhangi bir bölümden, bir şekilde bilgisayar eğitimi almış insanlar içindi karşılaştırma.

"Aranan insan" konusu sanırım kişilere göre değişiyor. Çünkü herkesin arayacağı insan kendi tercihlerine göre oluyor. Neyse bu konuda pot kırmadan geçeyim.

"... maymun iştahı ile, ya da kariyer açlığı ile duyulan bir ilgi değil. Yazıda da bahsedilen, meşkle, ilgi ile, bitmeyen bir merak ile duyulan bir ilgi ..."

Aslında benim sorum da tam burda başlıyor. Yani en kaba haliyle bunu yapabilmek mümkün mü diye soracaktım ki mümkün, bunun örneklerini verdiniz. Ama bunun yöntemi, yani örneğin kendi adıma en çok ilgilenmek istediğim matematik ve ingilizce -ki her ikisi de bilgisayarla bağlantılı dallar- için bile yeterince vakit bulamıyorum, ya da yaratamıyorum. Verdiğiniz örneklere bakarak da şöyle derinden, "Aşmış bu adamlar" diyorum kendi kendime.

Kısacası bunun aktarılabilecek bir yöntemi, verilebilecek bir dersi var mı? FM'de en çok gözüme çarpan iki isim: sundance ve FZ'nin günlerini nasıl planladıklarını öyle merak ediyorum ki... :))
0
sundance
Valla günleri planlamakla ilgili belki şu yazım yardımcı olabilir.

http://fazlamesai.org/fm/modules.php?name=News&file=article&sid=1495

Onun dışında ben hep gördüm ki, gerçekten hayatlarını belli bir omurgaya, belli bir düzene oturtmuş insanlar her zaman herşeye vakit bulabilmekteyken, daha oraya gelememişler için her zaman herşeye vakit bulmak bir stres kaynağı bir sıkıntı (bkz. ben, Cuma günü şöyle bir şey yapalım mı, lafını duyduğum anda tüylerim diken diken olur, acaba bir başka şeyi engeller mi, nasıl olur filan diye kalırım :))

Bir de günümüzde seçimlerimizin bağımsız olması Cola reklamlarında bile o kadar kaktırılıyor ki bize, bir şekilde belli bir günün belli bir saatini kendi isteğimizle bir işe ayırmayı bile kısıtlanma olarak nitelendiriyoruz.

Yazıdaki yöntemlerin %70'ini uygulasan, bence aslında ne kadar çok şeye zamanın olduğunu görürsün.

Bunu yapabilmek mümkün mü ? diye soruyorsun. Mümkün bence, tek yolu da gerçekten keyif aldığın ilgilenmekten, günlerce gecelerce uğraşmaktan hoşlandığın bir alan bulup bunun üstüne gitmek. Bilgisayarlı bir hayatta bu tür bir hobi bulmak daha kolay ama bu illa da bilgisayar bazlı olmak zorunda değil tabi ki...
0
BBK
Link in yeni hali burada [www.fazlamesai.net]
0
FZ
sundance´ı bilemem ama FZ günlerini planlamıyor. Kendini indeterministik ve kaotik evrenin kucağına bırakıyor. FZ günü değil gün FZ´yi planlıyor. FZ ne zaman kontrolü ele geçirmek istese `gün´ bir punduna getirip FZ´ye feleğin kaç bucak olduğunu gösteriyor. Evrendeki ilahi güçlerin şimşeklerini üzerine çekmemek için çabalayan FZ duruma göre ya insanlara teknik destek veriyor, ya da C, VBScript, JScript, SQL, HTML, Perl, vs. kodluyor. Eğer kodlamıyorsa hata ayıklıyor. Ayıklamıyorsa ayıklayanlara teknik ve psikolojik destek sunuyor ;-) Bunları yapmıyorsa ve gevezeliği üstünde ise (ki genellikle üzerindedir) görüldüğü gibi buraya, FM Forum´a, cazci.com sitesindeki foruma falan laf yetiştiriyor. Tüm bunlar olup biterken FZ´nin bilinçaltı Mozilla tarayıcısındaki 35 farklı sitede geziniyor, teknoloji haberlerini vs. inceliyor ve bunları filtreliyor (şu önemli, bu önemsiz, şu ileride önemli olabilir bir yere not edelim, vs.). Kendini eve atan FZ orada da kaosu izliyor ve sinsice bilgisayarına sokuluyor, Debian sistemini kurcalıyor ya da IRC´de geyik yapıyor ya da İngilizce bir belgeyi Türkçe´ye çeviriyor. Ya da yeter artık diye bağırarak bilgisayarın başından kalkıp bilgisayarla ilgili kitaplar, dergiler, vs. okuyarak kafasını dinlendirmeye çalışıyor. Eğer okuduğu yazılar kafasını bozarsa ya da incelediği projeler yüzünden aşağılık kompleksine kapılırsa (genellikle en `cool´ projeler uzakta bir yerde yapılanlardır ve siz izlemekle yetinirsiniz :-P) o zaman da kendini edebiyatın serin ve tahrik edici kollarına bırakıyor, misal FZ en son Fight Club´ı yazmış olan Chuck Palahniuk´tan TIKANMA isimli romanı okudu (http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=KJI2ZVVU60ROHD11VGQ3).

Hala birileri plandan, programdan mı bahsediyor? Hala mı? Aşmış adamlar falan mı diyor birileri hala? Hadi canım sen de :) Yok öyle bir şey, en azından benim açımdan.

Nezdimde aşmış adam örnekleri: Lao Tsu, Nikola Tesla, 9. dan seviyesindeki profesyonel GO oyuncularının bir kısmı, vs.

`Aşırı uzmanlaşma öldürür´ diye bir laf vardır (en son Ghost In The Shell´de duymuştum). Mümkündür ama uzmanlar olmadan da bazı şeyler olmaz. Ve aslında sözcükler genellikle yanıltıcıdır. Bir de tabii `Jack of all trades, master of none´ diye tabir edilen insan türü vardır. İyi bir şey midir bilemem, genellikle duruma göre aşağılamak için kullanılabilir. Ve sanırım Sokrates´in bildiği `hiçbir şey´ değil, `neyi bilmediği, hangi konularda, hangi eksikleri olduğu´ idi ki arada dağ kadar fark var.

Nasıl, yeterince şu abuk sabuk BLOG´lardan birine benzetebildim mi? Microsoft şu müthiş weBLOG fenomeni üzerine bir sürü sosyoloji `uzmanı´nı güzel paralarla çalıştıradursun, Google BLOG´lar üzerinde sanal ve fakat gayet de maddi iş güç yapsın, biz de burada tartışalım. Tartışmayalım demiyorum, tartışalım tabii ama açıkçası ben müzik dinlemeyi tercih ederim :)
0
sundance
Sokrates aynen "Ben en azından hiçbir şey bilmediğimi biliyorum" der, "Neyi bilip neyi bilmediğimi biliyorum" zaten onun için fazla kibirli bir ifade kaçar.
0
conan
sundance
Buradaki yaklaşım bir Aikido hocasının düzenli olarak yeni formlar ve hareketler üzerine çalışması, rakibin muhtemel saldırı çeşitleri üzerine fikir yürütüp bunlara çözümler bulmasına benzetilebilir. Bahsedilen kesinlikle sokağa çıkıp bela aramak değildir :)
ho ho ho! Ben bela ariyorum arkadasim. Bi sorun ciksa da eglensem, sorumlusu oldugum makinalarla ugrasilsa da bana oyun ciksa gibi manyaksal mutluluklarim var. Iste demin biri geldi rhosts vs ile ilgili birseyler istedi tam bu yoruma baslayacakken, hey, sorunla ugrasmak bu yorumu yazmakla ugrasmaktan cok daha eglenceli! O yuzden yorumum 20 dk gecikti :)
Werdem
Kısacası bunun aktarılabilecek bir yöntemi, verilebilecek bir dersi var mı? FM'de en çok gözüme çarpan iki isim: sundance ve FZ'nin günlerini nasıl planladıklarını öyle merak ediyorum ki... :))
Ders: SIKILACAGIN isi yapma. :) Bilgisayardaki sorunlari cozmekten useniyorsan, SIKILIyorsan git baska birsey ol. Ama o olacagin isin de en iyisi ol! Askerlikten kacmak icin felsefe bolumunde master yapma, felsefe okumak icin master yap. Bana en cok zaman kaybettiren sey beni bayan islerle ugrasmak. Karakterim geregi beni bayan isleri baymayan islerden 4-5 kat daha uzun zamanda yapiyorum. Iste bu zaman kaybi! :) Yani plan yaparken seni bayacak seyleri SIKISIK zamanlara koy ki seni limitleyen vakitlerde onlari bitirebilesin ;) Geri kalan zamanlarda da keyif aldigin seyleri yap. Keyif aldigin seyler bir an once bitiyorsa super bir olay bu! Cunku ayni zaman icerisinde birden cok keyifli isi yapabilecek vaktin var demektir. :)
sundance
-En az bir bilgisayar dilini çok iyi bilmek.
Ve insan dilini iyi bilmek! Eger insan dilinden anlamiyorsan "kafayı bilgisayarla çizmiş, başka bir şeyden anlamaz bu adam"dan baska bir sey olamazsin. Paylasmak dedi roktas, (roktas roktas roktas roktas roktas hehe recursive soyleyince cok komik oluyor nickin :) eger bilgisayar uzmani insan dilinden anlamiyorsan istersen 40bin bilgisayar dili bil kardesim, benimle iletisime giremiyorsan hicbirsey paylasamiyorsun demektir. Bu yuzden en az n+1 insan dili konusmak zorundasin. (n ana dil sayin) Ve bunlari da iyi konusmalisin ;) Paylasma full duplex bi olay :) iyi konusursun iyi anlatirsin, ama iyi anlamazsan tam manasiyla paylasmamis olursun :) Neyse sonucta ben bu halime nasil geldim diye donup baktigimda aynen su yazinin orta yerlerinden birinde yazdigi gibi bir sure sonra su icer nefes alir verir gibi bilgisayar kullanmaya basladigimi farkettim. Simdi bana soranlara su icmeyi nasil ogrendin diye sormaktan kendimi alamiyorum. Linuz is a lifestyle for me dude! ;)))))
0
St
Iste bu iyi oldu, ben de diyorum bi ingilizce sunumu yapacagim, iki gundur bitmedi, iki gundur baSka bisey de yapamadim, nedendir acaba diye :)). Bunca zamandir nasil farkina varmadim acaba boyle basit $eyin. Te$ekkurler conan... ;)
0
GaripFakir
Bu yazi saygideger sundance 'in "Ev-Ofis Kullanım Kılavuzu Tarih: 15.04.2003 Saat: 09:27" adli yazisiyla paralel okunmali bence. Tabiiki bu iki yaziyla ilgili olarak olarak akla gelen tek bir sey var " ah minel ask"
0
roktas
Ben bu yazının altına imzamı atarım arkadaş :)

Unix junkie'liğin amentüsüne müsaadenle iki madde ekleyebilir miyim?

- İdeal bir junkie eylemleriyle ilgili "niçin"li sorulara "çünkü haz alıyorum"la cevap verir. Bunun daha nizamî adı "entellektüel haz"dır. İngilizcesini "cause it's fun" olarak karşılayanlar var. Hazza konu eylemleriyle Junkie büyük paralar da kazanabilir (bkz. John Carmack, mutlaka okunmalı 1 [firingsquad.gamers.com] ve 2 [slashdot.org]), fakat eylemlerinin arkasında yatan aslî unsur bu değildir. Asimov'un, kişiyi bilim yapmaya iten en temel güdü olarak takdim ettiği merak faktörü vardır bir de. Meramımız anlaşılsın diye oldukça çarpıtılmış bir karşılaştırma yapmam gerekirse: bilim'in arkasında merak, sanat'ın arkasında -daha uygununu bulamadığım- bu haz faktörü yatıyor. Junkie'lik hazzı sanat'a daha yakındır ama bilim'in merakından da pay alır. "Haz" doğrusu çok saf/idealistik şeyler çağrıştırmıyor. Kendi başına önemi olmakla birlikte hem bu çağrışımları biraz olsun gideren hem de yeni bitirdiği heykel'e büyük bir gururla bakarken kibriyle kalabalıklardan yüz çeviren bir kısım sanatçı model'inden ayrışmak için bir maddemiz daha var, okumaya devam edelim...

- Junkie paylaşır. Sadece bilgisini değil, entellektüel hazzını da paylaşır. Masabaşında elde ettiği küçük zaferler ilk fırsatta girilen bir IRC seansında uzun cümlelere konu olur. Sezen Cumhur Önal'ın sararmış sonbahar yapraklarına meze ettiği bu "paylaşmak" lafına nasıl yapsak da daha gayri sıradan bir renk versek. Şu Junkie kafamla bu lafı bold yazmaktan başka bir hal çare bulamadım, bakın onu yapıyorum: paylaşmak

Ha bir de unutmayalım, paylaştığını mutlaka copyleft yapar, yani "bildiğimi anlatırım, sen de eğer diğer bilmeyenlere öğrendiğini anlatırsan" ;-)
0
sametc
kim demiş bilgisayar ile uğraşan insanlar ya da unix/linux ile uğraşan insanların baska hiçbirşeyden anlamaz diye :)) #fazlamesai kanalına gelenler bilir orda sadece bilgisayar konusulduğunu zannedenler yanılıyor bence cunku konu dısına cıkıp sağlam sinema felsefe okul universiteler sosyoloji konusuluyor bu kanala gelenlerin hepsini tanırım coğu bilgisayar işinde calışır ama hiçbirzaman sadece bilgisayar sohbeti olmadı...

evet bilgisayar bilen sadece bilgisayar bilmiyor kulturude biliyor sosyoloji ile ilgileniyor ornek sundance felsefe ile ilgileniyor ornek fz bende merak ediyorum sundance ve fz nin neler yaptığını bazen icimden sundance simdi geeklik fz ise jscript veya C ile uğraşıyrodur diyorum :))))

sadece bilgisayar bilenin nasıl baska seylerle ilgilenmediğini dusunursunuz (n internet diye birşey vardır coğu ordan sinema yazıları hersey okuyordur şimdi bu ilgilenmek olmuyor mu !=?????


=!'^+!!%%!%+/%/%()/()/(
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

XBox Linux´tan yeni haberler

tongucyumruk

Son zamanlarda XBox-Linux projesinde kıpırtılar sıklaştı. İşte XBox-Linux'tan son haberler:

-XBox linux üzerinde (sanırım emulatör üzerinden) Windows 2000 çalıştırılıp onun içerisinde de video oynatıldı. Videosun buradan indirebilir, basın bültenine de buradan ulaşabilirsiniz. Sanırım Bir performans şovu yapmak istemişler

Galatasaray Üniversitesi Linux’a Geçti

charissma

Galatasaray Üniversitesi sessiz sedasız ağ sistemini linux'a çevirdi. Artık 600 adet bilgisayarda fedora core 6 ve fedora core 4 dağıtımları kullanılıyor. Geçiş ihalesini alan Sentim Bilişim Teknolojileri seminerler düzenlemiş ve kullanıcıları linux konusunda bilgilendirmiş. Haberde söylendiğine göre bu Türkiye'nin en büyük linux ağı olmuş.

Kim demiş Linux altında modelleme ve animasyon yapılmaz diye!

PCc0d3r

Şu anda tam iki sene önceye gittim. Elimin altında win98 ve karşımda lightwave açık. Hayal gücümü fare tıklamaları ile dijital ortama dokuyorum. Peki şimdi ne farkı var bu zamandan. Şu an linux makinemde elimin altında blender açık ve neredeyse artık ligthwave ile yapabildiğim her şeyi yapmaya başladım! Bu arada Shrek adlı filmin Linux altında yapılmış olması da işin çabası.

Sonuç olarak kimse 3d yüzünden Linux'a geçemiyorum diye bir mazeret uyduramaz günümüzde. Alırsınız ücretsiz Blender'i sonra başlarsınız konuşturmaya hayal gücünüzü...

Linux 2.6´nın Harika Dünyası

FZ

Linux çekirdeği 1991 yılında Finlandiya´lı Linus Torvalds tarafından yüksek lisans projesi olarak başlatılmış, Minix benzeri bir işletimi sisteminin 80386 işlemcili PC´ler üzerinde çalışması hedeflenmişti. Linus´un bu proje için aklına gelen ilk isim Freax idi ve neyse ki bundan çok kısa sürede vazgeçti. Çekirdeğin ilk kararlı sürümü olan Linux 1.0, Mart 1994´te dünya kamuoyuna açık kodlu ve bedelsiz olarak sunuldu. O sırada resmen sadece i386 mimarisini ve tek işlemcili makinaları destekliyordu.

Sene 2003, yaklaşık 9 yıl sonra Linux 2.6 binlerce gönüllü ve çalışkan yazılım ve donanım uzmanının çabaları sonucunda yine kamuoyuna sunulmak üzere.

Endersys LPI'nin Türkiye temsilciliğini aldı

anonim

Endersys Danısmanlık ve Yazılım Ltd. Şti., Linux sertifikasyonu konusunda dünyaca ünlü LPI (Linux Professional Institute) ile yaptığı görüşmeler neticesinde LPI Türkiye temsilciğini almıştır.