Banka sistemlerine girip sahte kredi kartı yapan Türk çetesi!

0
FZ
Bankaların kredi kartı merkezlerine internet yoluyla sızarak elde ettikleri kredi kartı bilgileriyle düzenledikleri sahte kartlarla yüklü miktarlarda harcamalar yaptıkları öne sürülen beşi üniversite öğrencisi 9 kişilik şebeke çökertildi.

Polis, üniversite öğrencileri Selim Günay ve Ethem Tanta'yı sahte kredi kartlarıyla gözaltına aldı. Daha sonra üniversite öğrencileri Sadun Özkaya ile Ahmet Hamdi Güler ve Murat Şahin Malkoç yakalandı. Şebekeyle çalıştıkları iddiasıyla Abdullah Avcı, Mustafa Baloğlu, Nihat Öztürk ve Sibel Karagül de gözaltına alındı.
Şebekeden 2 dizüstü bilgisayar, kredi kartı numaralarının bulunduğu 5 disket ve 7 CD, 87 sahte kredi kartı, 18 sahte reçete, 41 sahte kredi kartı slipi, 2 sahte nüfus cüzdanı, 1 sahte sürücü belgesi, kredi kartı yapımında kullanılan madde ve 18 gram hintkeneviri ele geçirildi. Şebekenin, internetten Türk ve bazı yabancı bankaların kredi kartı merkezlerine sızarak, kredisi yüksek olan kartların bilgilerini kopyaladıkları ve bu bilgilerle de sahte kredi kartı düzenledikleri iddia edildi. Boğaziçi üniversiteli Güler'in ifadesinde, "20 dakikada bir bankanın bilgisayar ağını çökertebilirim. Bildiklerimi doğru şekilde kullanmak istiyorum" dediği iddia edildi.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2004/09/15/yasam/ayas.html

Görüşler

0
Nightwalker
1- 20 dk ? Dün akşamda kod adı kılıç balığı vardı. Hollywood filimleri için güzel senaryolar bunlar ama gerçek yaşam biraz daha farklı.

2-Peki sizce bu vaka arkadaşın ustalığından mı yoksa bankaların zaafiyetinden mi kaynaklanıyor. Bir de gazetelerin bu olayı nekadar doğru verdiğini sorgulamak lazım. Yani aslında olay kişilerin bankalardan geliyormuş gibi gösterdikleri e-maillarlada yapılmış olabilir. Haberi yapan muhabirin ikisi arasındaki farkı algılayabileceğini sanmıyorum.

3-
kredi kartı yapımında kullanılan madde ve 18 gram hintkeneviri ele geçirildi.

bu neki şimdi ?
0
Hurma
Kredi kartı merkezlerine fiziksel olarak bile erişim sadece belli kişilerce mümkünken demek internetten bu kadar kolay ulaşılabiliyor. Güldürmeyin adamı! Bu olay ya sosyal mühendislik (social engineering) ya da pos'lardan bir şekilde bilgi aktarımıyla mümkün olabilir(geçmişte bunu başka bir çete yaptı ve oldukça da basit ve hatasız bir yöntemdi) fakat bunları tespit edebilecek bir uzmanın bulunmadığını sanıyorum. Belki Boğaziçili arkadaşımız MİT'e girmeyi düşünüyordur bu yaptığıyla kim bilir?
0
FZ
Haberde adı geçen elemanlardan birini tanıyorum, adamın karakterini düşündüğümde şaşırmadım ve kendi kendime ``beklenen son´´ dedim. (Bunu diyen tek kişi ben değilim).

Bir de merak ettiğim bu vakadan etkilenen BANKALAR HANGİLERİ?
0
abakana
FZ peki gazete muhabiri dogru mu anlamis bunlarin yaptigini, bu tanidigin kisiye bakisla...
0
murat09
Citibank tahmin ediyorum zira bana bir aylık bir süre içerisinde Citibank'tan bir çok uyarı ve Citibank imzalı ama aslında Citibank'tan gelmeyen sahte (fake) posta'lar geldi.
Fakat banka sistemlerine girip kırmak söz konusu değil, fake mail'lerle kullanıcıları kandırmak söz konusu. Citibank bunu farkedince müşterilerine tedbirli olmaları için uyarı postaları göndermeye zaten başlamıştı. Yani burada kimse Citibank sistemleri kırıldı vs diyemez, gazete yine hezeyanlı yarı asparagas haber yapıyor bir manada. Birde 'bak bu akıllı çocuklar ayık kafayla olsa bu işi yapmazlar' demek için hint keneviri lafını atmışlar ortaya.
Fake Mail'lerin ortak noktası, içinde Ingilizce bir metinle (resme yazılmış) "bir sürü kredi kartı sahtekarlığı şikayeti alıyoruz lütfen linke tıklayıp detaylarınızı güncelleyin" demesi. Adres ise şu: http://66.123.203.152:87/cit/index.htm
Bu adres şimdilik devre dışı. Muhtemelen bir süre sonra başka sosyal mühendislik dehaları(!) ortaya çıkar ve internet yurdumun insanlarını keklemeye çalışır..Bu işler böyle sürer gider..

'Yok abi. Eğitim şart netekim. Türk gençleri çok zeki ama işte bak böyle heba oluyor' diyeyim de klasik bir son isteyenleri de hüsrana uğratmayalım :)
0
Hurma
"Fakat banka sistemlerine girip kırmak söz konusu değil, fake mail'lerle kullanıcıları kandırmak söz konusu"

Çok güzel tespit. Büyük ihtimal sosyal mühendislik ve bu yöntemdir. Eğitim gerçekten şart yıl 2005 olacak neredeyse insanlar hala maille gelen linklere tıklayıp kullanıcı adı ve şifre gibi bilgilerini tanıdıklarını sandıkları biri tarafından gönderildi diye çekinmeden girebiliyorlar.

Aklıma gelen başka bir komik örnek ise iki cin fikirli arkadaşın yaza doğru güzide bir kampüsteki tüm mail adreslerine "internete bağlanmak için bunu yükleyin- imza:bilgi işlem" gibi bir mesaj atarak kampüse virüs yaymalarıydı. Neredeyse hepsi üniversite mezunu hatta profesör bile olanların bu bilgisayar cahilliğine olay yayıldığında çok gülmüştük diye hatırlıyorum. Virüs temizlensin diye çok uğraşılmıştır sanırım ve bu sosyal mühendisliğin sadece çok küçük bir yanıydı. Hepimizin bildiği gibi çok daha detaylı ve korkutucu sosyal mühendislik yapılma imkanı var ve ne yazık ki Türk insanı olarak bu konuya yatkınız. Çok safımız da var çok cinimiz de ama banka sahtekarlıklarında yakalanmanın en büyük nedeni para hırsı oluyor. O parayı çekerken/kredi kartını kullanırken bir şekilde sizi tespit edip bir dahaki gelişinizde sizi bekliyor oluyorlar. Kullandıkları sorgulama yöntemleri sayesinde de tahmin edersiniz ki yakalananların bülbül gibi ötmeleri sadece 1-2 saati alıyor. O yüzden çeteler bu kadar kolay göçüyor. Çapraz sorgu teknikleri konusunda çetelere brifing vermek lazım !

Ayrıca medyanın her konuda aşırı bilgili stajer muhabirlerine(!) gidip uzmanlık isteyen haberleri vermeleri ne büyük talihsizliktir. Halbuki medyanın kendi içinde bile bu konularda bilgili kavramlara hakim insanlar bulunmakta. Onlara ya da dışarıdan bağımsız danışmanlara danışmaları çok mu zor ve pahalıya patlayan bir iştir? Deprem ve yapı güvenliği konusunda akıllandılar çok eskiden olduğu gibi kafasına esenin görüşünü açıklamak yerine belli ünvanı olan kişilerle görüşüyorlar. Zaten halkımız da bunu istiyor(herkes deprem uzmanı olmasına rağmen!).
0
sahbaba
Kevin Mitnick(Neredeyse girmediği sistem kalmayan dünyanın en ünlü hacker'ı) röportajında diyor ki içeriden bilgi sızmadan firewall ı olan herhangi bir network e girilmesinin aylar sürebileceğini belitmişti .Bu arkadaş 20 dakikada bankanın ağına girerim demiş.
0
pirx
18 Sahte reçete kısmıda ayrıca ilginç.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Türkiye´de Bilim Teknoloji ve İnsani Gelişme Düzeyi

FZ

Gerçek bilimin değeri hatta göstergesi, kanımca, ondan türetilebilen buluş ve ürünlerdir. G.W.Leibniz

``Bu yazı Türkiye’de bilim ve teknoloji politikalarının hazırlanması, uygulanması ve ARGE çalışmaları konusunda atılan adımların kısa bir özetini çıkarmak, bununla ilişkili olarak Türkiye adresli (çıkışlı değil) bilimsel yayın sayısındaki artışa ilişkin son günlerdeki tartışmaları Türk insanının gelişimi ile ilişkilendirerek irdelemek için hazırlanmıştır. Burada anahtar sözcük "insan gelişimi"dir.

... Üstelik toplam yayın sayısında sağlanan bu artışa karşın ortalama atıf sayısının düşmesi (yayın sayıları Türkiye’nin altında olup ta atıf sayıları Türkiye’nin üstünde hatta iki katı olan ülkelerin sayısı azımsanmayacak düzeyde) ve etki faktörünün hemen hemen sabit kalması (bkz., CBT 832), aşağıda da gösterileceği üzere, yapılan yayınların kaliteden ödün verilerek, endüstri ve üretimden kopuk, genelde ünvan ve parasal ödül alma amaçlarına yönelik olduğunun önemli bir göstergesi.

... Küçük örneklemelerle yapılan çalışmalar bu yayınların ne değerde olduğunu ortaya koymakta. Örneğin, (elektrik, elektronik, haberleşme, bilgisayar ve benzeri dalları içeren) bilişim teknolojileri ve uygulamaları alanlarında uluslararası saygın dergilerin başında ABD’de basılan IEEE, İngiltere’de basılan IEE dergileri gelmekte. Bu dergilerde basılan Türkiye adresli toplam yayın sayısı son on yılda ortalama 50 civarında (bu 50 yayının da ortalama % 60’ı sadece Türk yazarlarınca, % 40’ı ise yurt dışı ortaklıklarla gerçeklenmekte). Gelişmiş ülkelerde istihdamın % 50'sinden fazlasını yaratan böyle bir alandaki yayınlarımızın toplamın sadece % 0.5 oluşturması çok düşündürücü ve yayınlarımızın ne kadar ülke gereksinimlerinden kopuk olduğunun iyi bir göstergesi.´´

Prof. Dr. Levent Sevgi ve Prof. Dr. Nejat İnce tarafından yazılmış olan bu önemli makalenin tam metnine buradan erişebilirsiniz.

Kaynak: Cumhuriyet Bilim Teknik, 24 Ocak 2004, Sayı: 879

Usta bir felsefeci ile hayat,bilgelik, anti-depresanlar ve akademisyenlik üstüne

FZ

Ülkemizin tanınmış felsefecilerinden ve bilim felsefesi, bilgi teorisi, felsefe tarihi, ahlak felsefesi üzerinde uzmanlaşmış araştırmacılarından, ODTÜ Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet İnam kendisiyle yapılmış son röportajlardan birinde pek çok konudan, her zamanki sıradışı ve çarpıcı üslubuyla bahsediyor.

İnam'ın değindiği konular arasında bilge bir adamın neden fırlama olması gerektiği, akademisyenliğin hiç bilgece bir iş olmadığı, şeytanla konuşmanın nasıl bir şey olduğu, ODTÜ gençliğinin büyük bir kısmının neden bunalıp anti-depresan kullanmaya başladığı, Platon'dan bugüne memleketinin halinin ne olacacağının neden bir türlü karara bağlanamadığı gibi şeyler var.

Zaman zaman FM'de girdiğimiz tartışmalar bağlamında da pek çok şey çağrıştırabilecek, güzel ve eğlenceli bir yazı.

Bir XP macerası

parsifal

Az evvel gerçekleşmiş bir telefon görüşmesini olabildiğince aklımdayken sizlerle paylaşmak istedim.
Hattın bir ucunda az çok windows'dan çakan ben, diğer ucunda ise pc'yi yazı yazmak, internet ve oyun haricinde kullanmayan bir arkadaşım vardır.

Üniversitedeki Radyoaktif Madde

anonim

Hayata verilen değer ve saygı kategorisinden bir haber. FM müdavimlerinden bir anonim bildiriyor:

Bugün saat 14.00-15.00 sıralarında İÜ Fen Fakültesi Fizik Bölümü girişinin yaklaşık 2-3 metre ilerisinde radyoaktif madde içeren bir sandık duruyordu.

Sandığa yaklaşık 4 metre uzaklıkta bulunan profesörler ve araştırma görevlileri dedektör ile ölçüm yaptılar.

Yükselen Değerler Medyası...

conan

Yükselen değerleri daima takip eden ve kendisine uygulayan güzide medyamızın bir ilke daha imza atmış olmasını gururla burada haber yapıyorum! Çok değil belki bir sene öncesine kadar içeriğini kimseyle paylaşmak istemeyen, ya da para ile satan medyamız bir anda ne hikmetse RSS feedleri ya da içerik paylaşımları yapmaya girişti.

İşte bazı gazetelerimizin birden ortaya çıkan RSS linkleri.