Bakkalda Süt Varken Neden İnek Satın Alalım?

0
velista
Uludağ Projesinin ilk ürünü Pardus Çalışan CD'nin görücüye çıkmasıyla, ortalık karışmışa benziyor. Benim de içinde bulunduğum bir grup, Pardus'u ileriye doğru atılmış çok olumlu bir adım olarak görürken; bazıları da projenin sitesinin yetersizliğine ve ortaya çıkan "ilk ürünün" CD üzerinden çalışmasına içerledi...

Benim için sorun, Uludağ'cıların neden Microsoft Türkiye'ninki gibi bir site yapamadıklarından daha önemli... Sorulması gereken asıl soru şu: "Biz Türkler bir kilo kumdan ne üretebiliyoruz?"
Eskiler, ucu bucağı belli olmayan zenginliğin ölçütü olarak “kumu” gösterirlermiş. “Denizde kum, bende para” diyen atalarımız, kum örneğini kullanırken, bu metanın neredeyse sınırsız olmasından yola çıkıyorlardı. Modern ekonomi anlayışıysa, bunun tam aksini söylüyor. Tüm ekonomik metaların varoluş nedeni olarak “kıtlık” temasını ortaya koyan bu anlayışa göre, “kum” da şimdilerde şişelenen “su” gibi kıt bir madde. Bu yüzden de “maddi” bir değeri var.

Madem kumdan söz ettik, saf kumun kilosunun dünya piyasalarındaki değerini de söyleyelim: 1 cent! Bir grup İngiliz ekonomist, yememiş içmemiş bir hesap yapmış. Araştırdıkları şey, dünya üzerindeki toplumların, bir cent’lik kumdan ne kadar “artı değer” ürettikleri...

Sonuçlar çok ilginç. Kumdan sadece çömlek yapabilen bir Bantu yerlisinin ürettiği “artı değer” sadece 75 cent! Bu rakam, insanlık tarihinin son 10 000 yılına kadar üretilen artı değerle neredeyse eşdeğer.

Porselen tabak üreten bir Kenyalı, bu rakamı tam 3,5 dolara çıkarabiliyor. Eğer İran, Irak, Suriye gibi bir Ortadoğu ülkesinin yurttaşıysanız, ürettiğiniz cam eşyalar sayesinde, “artı değer”iniz bir anda 10 dolar düzeyine çıkıyor. Türkiye ise, bir üst lige layık görülmüş. Yani, Türkler araba camı, tencere kapağı üretmeyi öğrenmiş. İnsanlığa katkıları 25-35 dolar olmuş.

Bir cent’lik saf kum, yani silisyumdan Pentium 4 üretebiliyorsanız, ürettiğiniz artı değer bir anda 300 dolara fırlıyor! O işlemcinin üzerinde çalışan yazılımları da üreten bir ülkeyseniz, zil takıp oynayabilirsiniz; çünkü, 650-700 dolarlık bir artı değer ürettiniz!

ABD, İngiltere ve Güney Kore gibi ülkeler, saf kumdan elde edilen “altıncı kuşak ürün” olan yazılım kategorisine geçtiler bile... Üstüne üstlük, yazılımı üretmeye başladığınız andan itibaren, altınızdaki ülkelerle fark daha da açılmaya başlıyor.

Nasıl açılmasın ki? 560 dolar, Windows XP ve MS Office paketleri için ödemeniz gereken standart lisans bedeli. Dünya Bankası Gelişmişlik Endeksi’ne göre, bu iki lisansı satın almak için, bir ABD vatandaşının 6, bir Türk’ün ise tam 93 gün çalışması gerekiyor!

Afrika için durum daha da acıklı. Yıllık geliri sadece 99 dolar olan bir “Kara Kıta”lı, 6 yıllık mesaisi sonucunda “alıyorum” dediğinde, Windows XP çoktan müzelik olacak! Bir Burundilinin 560 dolarlık lisans bedelini ödemesi, bir ABD vatandaşının 198.864 dolar harcamasına eşdeğer bir bonkörlük!

O halde ne yapmalı? İşi, kumdan ürettiğimiz tencere kapağını değil, kendi yazılımlarımızı kullanmakla başlayabiliriz. Üstelik bir lisans bedeli de ödemeksizin!

Yoksa siz, bakkalda süt varken, "inatla" inek satın alanlardan mısınız?


Ali Işıngör
Focus Dergisi Yazı İşleri Müdürü






Ülke--------------GSMH----------İki lisans için kaç gün çalışıyor?


Arjantin-----------7.166----------25 gün
Bangladeş----------350----------640 gün
Burundi--------------99-----------2.032 gün
Norveç-----------36.815----------5 gün
Pakistan-------------415----------565 gün
Türkiye--------2.155---------93 gün
Yunanistan-------11.063---------18 gün
ABD--------------35.277----------6 gün




Kaynak: World Bank - World Development Indicators Database, 2001

Görüşler

0
simor
Benim görüşüm şu.
"bazıları" bir içerleme içinde değiller alsında.
1 asıra yakındır susmaya alıştırılmış halkım konuşmaya ve soru sormaya başladı sadece. Bunun en güzel tetikleyicisi uludağ ekibinin herkesin malı olarak hep bir ağızdan ve inanarak söyledikleri pardus sistemi. Aslında aynı taraftayız fakat bir nebze de artık farklı düşünceleri sadece karşı durulacak değil faydalanma amaçlı geliştirilecek düşünceler olarak da görmeliyiz. Biri ulusal işletim sistemi çıkardı, öylede böylede bizimdir üstüne oturalım düşüncesi çok yanlıştır. Eleştirilecek hatta yerden yere vurulacaktır belkide. Şimdiye kadar tepedeki götürücülere sigara dumanları arasında ettiğimiz küfürler artık özgür yazılım sayesinde hepimizin malı olacak bi şeye övgü ve kaliteli eleştiri olarak yönelecek. Ekipteki arkadaşların hepsi değerli insanlar bence. Hiç bir kuruma ve kişiye göbek bağı olmayan insanlar.
Uludağ'a, pazaryerinde kaybolmuş ağlayan çocuk gibi bakanlarda bi zahmet annesini babasını bulsun. Yani herkese tanıtsın. Umarım bu işin sonu hayırlı biter.

0
bm
Agziniza saglik. Tesekkurler.
0
velista
Fazlamesai'deki tartışmanın geriliminin giderek arttığını ve iki sıra alttaki tartışmanın giderek Uludağ ekibine yönelik hakarete dönmeye başladığını üzülerek görüyorum...

Bu tartışmayı yaşanırken, ilginç bir gelişme de Firefox ekibinde yaşanmaya başlandı... Firefox ekibinden Google'a geçen iki önemli isimden sonra, geride kalan en önemli beyin olan Mike Conner, "Firefox projesini terkedebileceğini ve mevcut yazılımcı desteği ile Firefox 2.0'ın değil önümüzdeki kışa, 2006'nın sonuna kadar yetişemeyebileceğini" açıkladı....

Conner'ın gerekçesi, aslında Türkiye'deki OpenOffice, Gnome, KDE ve Firefox yerelleştirme projelerinde yaşananlarla aynı: Aynı anda yüzlerce hatta Firefox örneğinde olduğu üzere onbinlerce kişinin kıyasıya eleştirdiği açık yazılımlara kimsenin bir "omuz vermemesi"...

Kısacası, bir süre sonra Firefox'dan da olmamız işten bile değil!

Simor'un söylediğine katılmamak mümkün değil: "Pardus'a pazar yerinde kaybolmuş çocuk gibi bakmayalım..."

Ben Doğan Medya Grubu'nun bir popüler bilim dergisinde çalışan orta kademe bir yönetici/gazeteci olarak gücümün yettiği oranda açık yazılıma destek verdiğime inanıyorum. Evet, bizimdir diye Pardus'un üzerine oturmaya ben de karşıyım... Ama bunu söylerken, kendimize şu soruyu soruyor muyuz acaba? Açık yazılım ürünlerinin geliştirilmesine şu ana dek ne katkıda bulunduk?

"Ben yazılımcı değilim" demekle işler çözülmüyor. Bu tartışmayı en acımasız şekilde sürdüren arkadaşlar içinde eminim daha iyi bir Uludağ Proje sayfası için bir iki taslak sayfa tasarlayabilecek kadar birikimi olanlar vardır. Ya da bir yerelleştirme çalışmasının ucundan tutabilecek kadar İngilizcesi olanlar...

Pardus'a pazaryerinde kaybolmuş çocuk gibi bakmamak, herkesin sorumluluğudur...




Ali Işıngör
Focus Dergisi Yazı İşleri Müdürü
0
bm
O konuda bir kayginiz olmasin. Firefox cok buyuk bir uygulama, ustelik C++ oldugu icin herkes ellemek istemiyor. O problem Netscape ilk kodu actiginda da vardi. Birsey olmaz, Firefox'un kaybolmasini istemeyen sirketler azcik destek cikar yahut birisi kodun bir kismini baska bir projeye ceker. Faydali yazilim kaybolmuyor o dunyada, gcc forkunda da, emacs forkunda da endise edenler oldu hicbirsey olmadi.

Pardusun durumunda zaten ana gelistiriciler benim anladigim maasli calisiyorlar. Yani isleri bu. Eger hakikaten son kullaniciya da o modelle ulasilirsa ya o kadro buyuyecek yahut da bir sekilde katki yapabilecek bilgiye sahip masu ustu linux kullanicilarina hitap eden bir tarafi olacak. Gorecegiz.

Benim tercihim ordunun ihtiyaci vs. neyse onu karsilayacak kadronun orada kalip ana dagitimin peyderpey devletin uzerinden cekilmesi olur. Eline guc geciren devlet kurumunun piyasayi nasil bogdugunu Telekom/internet tecrubesinden biliyoruz. Dagitim o riske girmeye deger birsey degil. Devlet isin icindeyken de Turkiye'de bu ise kimsenin arkasina sermaye alarak tesebbus edecegini zannetmiyorum.

Pardus gurubunun sanssizligi, buyuk bir devlet ihalesinde alternatif olarak one surulmeleri oldu bence. Bir bilgim oldugundan soylemiyorum ama isin icine ihale girince (gucenmeyin) hangi basin mensubu ne maksada hizmeten ne yaziyor belli olmuyor. Bu insanlarin ustune de gidemiyoruz (baska bazi memleketlerde, YS'nin haberinde o resmin izinsiz yayinlanmasi dahi problem yaratirdi) ve gundem olusturuluyor. Memleketimiz bu malesef. Cok da dikkate almamak lazim.

Basindan benim ricam, bu islerin kanuni altyapisini anlatilmasi. Biraz havada hersey gibi geliyor bana. Devlet GPL ile is yapiyor, GPL Turkiye'de kanuni mi, uygun mudur, (GPL nedir otekilerden ne farki vardir?) kimse pek ilgilenmiyor. Bunlar (ozellikle AB'ye girecek Turkiye'de) anlasilmasi gereken seyler diye dusunuyorum. Bir tarafindan tutmak lazim. Ilacta veri imtiyazi bir firsatti ama (benim bildigim Meral Tamer haric) kimse uzun uzadiya ustunde durmadi. Yarin obur gun AB'nin kanunlarini etkileyecek bir nufusa sahipken 'AB istiyor en iyisi budur' dayatmasiyla karsilasinca en azindan bize carpanin ne oldugunu anlayabilecegimiz bir donanimimiz olsun isterim.
0
progress
Süt üreticisi olmak, sütünü kendin üretmek için inek almak zorundasın. Yoksa bakkal amca seni sağar ömrünün sonuna kadar!!!
0
pardus
"Bakkalda Süt Varken Neden İnek Satın Alalım?" demek uludağ Projesi'ne bile karşı çıkmaktır. Uludağcılar da almışlar kendilerini destekleyen bir yazı diye bu siteye koymuşlar pöh!

"Bakkalda Süt Varken Neden İnek Satın Alalım?" demek, Suse varken, neden Uludağ Projesi'yle uğraşıyorsun demektir. İyi düşünün!
0
velista
Sanırım yanlış anladınız yazıyı... Benim için bakkaldaki süt "Pardus'un ta kendisi"!

Yazıyı tekrar dikkatli okursanız eminim siz de göreceksiniz, karşı olduğum şey, artık tüm sektör ve iş süreçlerinde doğrudan üretim sürecinin bir parçası olan işletim sistemi için her yıl milyonlarca doların yurtdışına kaçmasını engellemektir. Benim bir işletim sisteminin "ulusal" olmasından anladığım da budur... İster açık kaynak kodlu olsun, ister kapalı; o ülkenin iş süreçlerine uyum sağlayacak, yerelleştirilme sorunları olmayan, kritik uygulamalarda güvenebileceğiniz, geliştirmeye ve özelleştirmeye açık bir uygulamalar bütünü...

Bu nedenle SuSe bizim için "bakkaldaki süt" değildir.

Hayalim; vitrininde kobilere yönelik çilekli, evlere yönelik muzlu, kritik süreçlerde kullanılmak üzere çikolatalı süt şişelerini bulunduran bir bakkal. Ve bu süt benim için Pardus...

Artık sağır sultanın bile bildiği bir şey şimdi söyleyeceğim ama Uludağ Projesi'nin nihai hedefi de budur. Aynı anda askeriyenin, BSA'dan korkan bakkalın ya da internette sörf yapmak isteyen öğrencinin ihtiyaçlarına yönelik farklı uygulama katmanlarını barındıran, birden fazla Pardus...

Son olarak söylemek istediğim bir şey daha var. Lütfen biraz daha sabır... ÇOMAR ve PİSİ modülleri, dünyada daha önce hiçbir Linux dağıtımının cesaret edemediği kadar cesur projeler. Bu yüzden aslında bir "kuluçka dağıtımı" olan "Pardus Çalışan CD"yi tartışırken biraz temkinli olmak gerekiyor...



Not: Olası yanlış anlamaları düzeltmek için haber metnini bir daha gözden geçireceğim. Uyarınız için teşekkürler.
0
ToR
Aslında ineğide geliştirmek ve inek üretmek duruken, bakkala gidenlerin pek eleştiri hakkı varmı muamma?
Güneş eninde sonunda doğar, istense de istenmese de özgür yazılım kazanacaktır (Bu onun doğasında varrr çünkü doğa gibi :)
Ayrıca tekrar belirtilmeli, eleştiren bazı medya araç sahipleri halkı yanıltırken kendi geleceklerinide çürüttüklerinin farkında değiller. Yakında kendi inkelerinin kafasına bindikleri dalla beraber düşerler :)
0
gismo
Öncelikle Pardus üzerine bir kaç kelam edeyim. Pardus hem basında hem de açık yazılım camiasında fazlasıyla abartılı bir şekilde ele alınıyor. Neresinden bakarsanız bakın Pardus'u özel yapan tek şey Tübitak projesi olmasıdır. İsteyen herkes biraz çabayla pardus ayarında bir dağıtım hazırlayabilir(ekibe de ihtiyacınız yok.). Uzun vadede pardusun dağ fare doğurdu misali bir hayal kırıklığı olmamasını dilerim. Ama pek umutlu değilim. Her canı sıkılanın bir dağıtım hazırladığını bilmeyen varsa distrowatch.org'a bir göz atmasını tavsiye ederim. Burada asıl önemli olanın tartışma kültürümüz olduğunu düşünüyorum. Her eleştriyi saldırı olarak görme eğilimi bizi bir yere götürmez. Gerçekten kötü niyetli eleştiriler hatta saldırılar da olabilir. Bunlara da hazır olmak lazım. Uludağ projesiyle hedeflenen öncelikle tübitak önderliğinde bir özgür yazılım camiası oluşturmak olmalıdır, ki öyle bir hedefi de var projenin. Bu bakımdan doğru yolda olduklarını söyleyebiliriz. Ama projenin önüne koyduğu bazı projeler -çomar gibi- özgür yazılım dünyası için kanamalı bölgelerdir, ve bugüne kadar köklü bir çözümde bulunamamıştır. Bu konuda oldukça iyi kabul edilecek projeler olmasına rağmen bunların genel kabul görmesi en önemli problemdir. Bu tür problemleri çözmeye soyunmak iyi gibi gözükmekle birlikte bugüne kadar memleketten özgür yazılım dünyasına yapılan katkıları düşününce pek gerçekçi durmuyor. proje ortaya çıktığında hedef 2004 sonunda dağıtımın çıkmasıydı. Ortaya şubat ayında hiç bir orijinalliği olmayan bir live cd çıktı sadece. Bu tür bir cd yi bir kaç saatte hazırlayabileceğiniz bir dolu proje var. Yani şu bir yılda uludağ fare doğurdu. Eleştiriden korkmayalım. Eleştirenlere hain gözüyle bakmayalım. Hatta eleştirmeyenlere hain gözüyle bakmakta fayda var. Eleştiri yaptığınız yanlışları düzeltmeniz için çok iyi fırsatlar yaratır. Sağlıcakla kalın.
0
resilence
sert karşılanan taraf eleştiriler değil eleştirilerin üslubudur. e-posta listelerine v.s. bakarsanız sert karşılanmayan eleştirileri görebilirsiniz, ana sebep ise eleştirinin üslubudur.
Atasözü: "Bir oha var çift kırdırır, bir oha var çift sürdürür."

dağıtım hazırlamak kısa sürebilir ama devamlılığı v.s. kolay sağlanan şeyler değil, tek kişinin hazırladığı dağıtımlar vardır fakat en popüler olanları elbette kaliteli oluşumları beraberinde getirenlerdir.

Pardus çalışan cd sadece ne yapılacağını azıcık ucundan göstermek amacıyla oluşturulmuş bir cd. kaldı ki çalışan cddeki ön-sürüm çomar bile diğer dağıtımları çalıştıramadığım bilgisayarlarda harikalar yarattı.

Yeni doğan hiçbir çocuğa 2-3 aylıkken "bu neden konuşmuyor? şarkı söylemiyor? koşmuyor? integral bilmiyor?" denmez değil mi? gerçekçilik böyle ölçülmez işte, çocuk büyür gelişir sonra sorulur bunlar neden olmuyor diye...
0
acemi_
Pardus'u henuz deneme imkani olmamis olanlarin, "bir liveCD de bu kadar abartilmaz ki..." seklinde sitem etmelerini anliyorum ama Pardus'u denemis, tarafsiz/teknik acidan yeterli kisilerin, bu tip sozler demeyecegine eminim.

Pardus'ta, bir LiveCD'den cok daha fazlasi var. Harika arayuzu, mukemmel Turkce destegi, oldukca dogru secilmis yazilimlar, bu is icin oldukca kafa yoruldugunu ve ciddi emek harcandigini hemen hissettiriyor.
0
gismo
Debian unstable kullanıyorum. Türkçe desteği konusunda bir problemim yok. Türkçe desteğini uludağ projesine mal edemezsiniz. Çeşitli projeler altında türkçe desteği her uygulama için ayrıca sağlanmakta.
0
Challenger
Tabi ki Türkçe desteğini Uludağ' a mal edemeyiz. Ama en basitinden Uludağ ekibi bizzat KDE Yerelleştirme Ekibi ile paralel çalışarak dosya çevirisi yaptılar.
0
bm
Ben de bunu merak ediyordum, hakikaten duzgun bir Turkce destegi var mi Debian'da? 'Tamam yarin makinelerimize kuracagiz' dendigi dusunerek soruyorum: Turkce acisindan Pardus'un gelecegi yerden eksigi nedir?
0
gismo
hiç şüpheniz olmasın. Son bir yılda Recai Oktaş önderliğinde gayet düzgün ilerliyor. Burdan kendisine teşekkürlerimi sunarım.
0
bm
Ben o cabanin farkindayim ama denemedigim icin sordum. O zaman alternatif zaten var? MEB'in sectigi donanimda problemsiz calisiyorsa, mesele nedir?
0
tongucyumruk
Uludağ projesi kapsamında gerçekleştirilen türkçe desteği sağlama işlemi sadece yerelleştirmenin çok daha ötesine uzanan bir konu. Yerelleştirme işlemi zaten KDE, OpenOffice.org, GNU-TR gibi yerelleştirme gruplarının çabalarıyla yürüyor. Bildiğim kadarıyla Uludağ ekibi bu gruplar arasında bir ortak sözlük yaratma gibi bazı uygulamalarla gruplara destek oluyor. Fakat Uludağ ekibinin yerelleştirme çalışmalarına asıl sağladıkları katkı görebildiğim kadarıyla kaynak temizleme çalışmalarıyla gerçekleşiyor. Örneğin birçok uygulamada UTF-8 desteği hatalı veya eksik olabiliyor. Uludağ ekibi bu eksikleri tamamlayıp hataları düzelterek uygulamaların Türkçe desteğini geliştiriyor. Bir diğer konu ise Türkçe'ye özgü küçük ı büyük İ gibi problemleri çözmek üzere hazırladıkları yamalar. Bu yamalar sayesinde KMail'den Samba'ya birçok uygulamada meşhur problem ortadan kalkmış durumda.

Bunun dışında MEB'in dağıtacağı Laptop'larda tabiiki Debian, az önce bahsettiğim yerelleştirme grupları ve Uludağ projesinin kaynak temizleme sonucunda oluşan yamaların Debian paketlerine de girmesiyle mükemmel türkçe desteğine sahip olacaktır.

Burada gözden kaçmaması gereken nokta Uludağ projesinin tek amacının yeni bir Türkçe ve/veya Türk kullanıcısının ihtiyaçlarına uygun programların bir araya geldiği bir GNU/Linux dağıtımı üretmek değil "görev merkezli, insan temelli" bir GNU/Linux dağıtımı için gereken araçları hazırlamak ve böyle bir dağıtım ortaya çıkarmak olduğudur. Zaten bildiğim kadarıyla ekibin Debian/Gentoo/Mandrake/RedHat gibi bir dağıtımı temel almak yerine sıfırdan bir dağıtım geliştirmesinin sebebi de budur.
0
bm
Anladim, tesekkur ederim. Bu durumda Gismo'nun sorusuna verilecek makul cevaplardan biri bu UTF-8 yamalarinin kisa (changelog gibi vs.) dokumu olabilir herhalde? Nereden bakariz buna?
0
irfaN
Aşağıdaki bağlantıyı incelerseniz, söylenildiği gibi sonucun sıfırdan bir dağıtım geliştirmek değil, Gentoo paketlerinin kullanıldığı bir dağıtım geliştirildiğini göreceksiniz.

http://www.uludag.org.tr/kulucka_dagitim/node_4.html#htoc4
0
Challenger
Gentoo sadece kuluçka dağıtım. Yani sistemin temeli oluşturulurken Gentoo kullanılıyor. Pardus Gentoo tabanlı değil. Sonuçta sıfırdan yepyeni bir dağıtım çıkacak.
0
Challenger
Aslında pek bir sorun yok Debian' da. Ancak şu tarz problemler var (benzeri diğer dağıtımlarda da vardır). Örneğin Evolution' da mesaj listesinde Türkçe karakter içeren mesaj başlıklarının bozuk veya eksik görüntülenmesi söz konusu. Ben Pardus' u denemedim. Ama eğer seçtikleri uygulamalar üzerinde Türkçe için düzenlemeler yapmışlarsa buna benzer sorunları da gidermiş olabilirler. Bilemiyorum.
0
bm
Ben evolution filan kullanmiyorum ama bazen ACSII olmayan karakterler (RFC'lere uygun olmayan bir sekilde) kodunu belirtmeden duz 8 bit olarak geliyor, o zaman problem cikiyor. Oyleyse ona care yok, yerellestirme problemiymis gibi gozuken bu tip bircok sey daha var. Webde de bazi siteler Turkce oldugunu belli etmeden iso-8859-9 yolluyorlar mesela, browser ontanimina guvendikleri icin (bilmeden) yanlis yaptiklarini da farketmiyorlar. Bu cehalet problemi. Dogru mu anliyorum?
0
Challenger
Böyle bir sorun var ama Evolution' dan kaynaklanan bir problem de var. Evolution, ön tanımlı karakter kümesi olarak UTF-8 kullanıyor ve mesajları da ilk açtığınızda böyle gösteriyor. Gerçi mesaj içeriğiyle ilgili bir problem yok. Ama ön tanımlı karakter kümesi UTF-8 olduğu için, mesaj listesinde de ISO-8859-9 ile doğru kodlanmış bir mesaj olunca, başlıkta su koyveriyor. Aynı sorunu KMail ile yaşamadım. Benim verdiğim basit bir örnekti. Ama çok can sıkıcı olabiliyor.
0
bm
Anladim tesekkur ederim. Bu cicili bicili yeni yetme programlari kullanmazsaniz, pek problem cikmiyor. Emacs altinda ne VM'de ne GNUS'da boyle bir problem yasamadim ben.

0
Challenger
:) Senelerdir Sylpheed-Claws kullanırım. Ama bana özene bezene yazdıkları e-posta mesajlarını, şekillendirmelerini ve renklendirmelerini aynı şekilde görmediğimi öğrenenler küsebiliyor da :)

Az önce yanlış bilgi verdim. 5 yıldır Linux, 2,5 yıldır Debian olacaktı. Yalan söylemiş olmayayım. :)
0
Challenger
:) Senelerdir Sylpheed-Claws kullanırım. Ama bana özene bezene yazdıkları e-posta mesajlarını, şekillendirmelerini ve renklendirmelerini aynı şekilde görmediğimi öğrenenler küsebiliyor da :)
0
Challenger
Belirtmeden geçemeyeceğim. Yaklaşık 5 yıldır Debian kullanıyorum ve Sarge' ın yerelleştirmesinden memnunum. Recai Oktaş ve ekibi çok iyi iş çıkarıyor olmasına rağmen Debian paket deposundaki her paketi elden geçirip Türkçe olarak problemsiz bir şekilde kullanılması için elden geçirebilmeleri pek mümkün değil. Pardus' ta durum farklı. Türk kullanıcısı düşünülerek tercih edilmiş uygulamaların düzenlenmesi daha rahat. Ek olarak tamamen Türkiye şartları düşünülerek, Türk kullanıcısının ihtiyaçlarına uygun bir sistemin geliştirilmesi gerekli bir şeydi diye düşünüyorum. Ha bu sistem Debian üzerine inşa edilebilirdi veya sıfırdan bir sistem tasarlanırdı. Bu Uludağ ekibinin tercihi.
0
bm
Anladim, task-turk-kullanicisi gibi birseyle bu hallolabilir tabi. Pardus deposundan upstream'e yama gidiyordur herhalde?
0
Challenger
Bildiğim kadarıyla evet. KMail' deki bir hatayı düzeltmişlerdi yanlış hatırlamıyorsam. Bunun yamasını göndermişlerdi.

Az önce yanlış bilgi verdim. 5 yıldır Linux, 2,5 yıldır Debian olacaktı. Yalan söylemiş olmayayım. :)
0
resilence
kimse Türkçe desteğini %100 uludağ ekibine mal etmiyor zaten, sadece dağıtımda %100'e yakın Türkçe desteğini sağladıklarını söylüyoruz o kadar...
0
acemi_
"Pardus'ta mukemmel Turkce destegi var" sozunden Turkce destegini, Pardus'a mal ettigim sonucunu cikarmamalisiniz. Zaten dogasi geregi ozgur yazilimlari, kisilerin/ekiplerin degil, toplulugun/insanligin urunu gibi gormek bence daha dogru.

Pardus ekibi de bu birikime/ortak urune ciddi katkilarda bulunmus/bulunuyor. Bilgi Universitesi'nde Ulusal Dagitim Projesi'nde yer alan arkadaslarin sunumundan da anladigim kadariyla bu ekip Turkce destegi konusunda, mevcut destegi oldugu gibi urunlerine tasimanin otesinde, onemli katkilarda bulunmus. Muhtemelen Debian unstable'daki duzgun Turkce destegine de dolayli ya da dogrudan katkilari olmustur.

Sadece bu nedenle bile, nihayetinde kullanilabilir hicbir urun cikmasa dahi, Ulusal Dagitim Projesi'nin ulkemizdeki ozgur yazilim kullanicilarina cok buyuk getirileri olacagini dusunuyorum.
0
gismo
Eğer mesele türkçe desteğinden ibaretse zaten uludağ beyhude bir çaba olur. Projenin hedefi bu olamaz. Zira zaten türkçe desteği son iki yılda çeşitli yerelleştirme projeleriyle oldukça iyi duruma geldi. Burda mesele FS camiasına katkı sağlamaktır. Ki uludağ projesi de bunu amaçladığını söylüyor. Türkçe desteği üzerinden uludağı tartışmak yanlış. Katkınız nedir diye burdan sormak istiyorum uludağ ekibine. Bir koca yılda ne katkı sağladınız?
0
acemi_
------
Eğer mesele türkçe desteğinden ibaretse zaten uludağ beyhude bir çaba olur.
------

Mesajimdan simdi de "mesele Turkce desteginden ibaret" sonucunu cikarmanizdan sonra "artik ne desem bos" diye dusunmeye basladim.

Size tekrardan ozel olarak aciklama yapmak isterler mi bilmiyorum ama Bilgi Universite'sinde verdikleri seminerde, sitelerinde ve gerek burada gerekse de mail gruplarinda katkilarinin neler oldugu/olacagi konusunda epey aciklama yaptilar.
0
loker
Ya ciddiye almayın böyle adamları... Tek dertleri daha uzağa işemek...
0
gismo
terbiyesizliğin alemi yok.
0
loker
detdet dütdüt neyneyneyney
0
bm
Ben bu yaklasimi sevmiyorum. Gismo bir soru sormus, bunun dogru cevabi 'aha yillik raporlari surada, yaptiklari bazi isler de gizli' olmali bence. Yahut en azindan iste SVN deposu surada (http://www.uludag.org.tr/servisler.html) haftalik bulten surada (http://www.uludag.org.tr/bulten/ ) barometre surada (http://cekirdek.uludag.org.tr/~tekman/blog/index.php?p=47 ) denebilir. Karsinizdaki bunun kisasi yok mu derse, onun cevabi da vardir herhalde. Soru sorana yok sutu bozuk yok sidik yariscisi yok bilmemne demek hakikaten hos degil.
0
resilence
cahil bir yazarın gazetedeki yazısı nasıl sinir bozucu olabilliyorsa, cahil ve araştırmamış bir insanın sorusu da o kadar oluyor...

araştıran insana svn deposu, bülten, site göstermeye gerek var mı? kaldı ki uludağ projesinin neredeyse tamamı gözler önünde...
0
bm
Ben oralara baktim, bloglara da baktim (burayi okuduklarini bloglara alinti yapmalarindan biliyoruz bu arada), aklimin erdigi kadar Comar hakkinda yazilanlari da okudum, Gizmo'nun sorusuna ben cevap veremem. X adam bir senedir calisiyorsa X adam-sene mesai yapildi, su anda ortaya cikan katki nedir diyor. Bunun kisa -- icabinda ististikli -- bir cavabi olabilir, uzunca bir cevabi da olabilir. Belki hazirda vardir. Belki proje ana sozlesmesinin yanina ek olarak 'neredeyiz, ne katki oldu' eklenmistir. Ben nereden bileyim, benim gordugum bu. Cahil olmayan ve arastirmis insanlar belki daha iyi cevap veririler.




0
loker
gismo kendini dünya ekseni sanıyor, olmadığını görmek de ağır geliyor... o yüzden de ciddiye alınması şu anda yersiz... ne özelliği var da paşa zırlayınca koşa koşa bilgi taşıyacağız? soruyu sorduğu yere bak... uludağ projesinden birilerine ya da doğrudan projeye kafasındaki soru işaretlerini yazıp da cevap alamazsa bu haksızlık olur.... ama bir internet sitesine girip kafasına göre ahkam kesip, aldığı cevapları da beğenmeyip zırlarsa hakkı budur...
0
bm
aldığı cevapları da beğenmeyip zırlarsa hakkı budur

Bir cevap almadi benim gordugum. Soru soranin kisiligini analiz etmek yerine o sorunun bildiginiz bir cevabi varsa onu vermek cok daha faydali olurdu bence. Ben bildigim kadarini soylemeye calistim ve bir zarar gormedim bunu yaparken. Soruya cevap verilince bir fenalik olmuyor bu deneyden gorebildigim kadariyla. Garanti veremem ama tavsiye ederim.
0
resilence
burdan sormayınız efendim, burayı okuduklar ne malum? bunun yerine kendilerine e-posta atmayı deneyiniz...
0
resilence
oops, yanlış oldu :)
0
resilence
burdan sormayınız efendim, burayı okuduklar ne malum? bunun yerine kendilerine e-posta atmayı deneyiniz...
0
gismo
Tartışma adabından bihaber insanlarla tartışmaya niyetim yok. Bu tür tartışmalardan bugüne kadar uzak durdum bundan sonra da uzak duracağım. Tek niyetim bir gazetede çıkmış abuk bir yazı da olsa burada uludağ projesini tartışmaktı. Abuk bir bizimdir o zaman iyidir sığlığı yerine ne yaptınız diye sormak gerektiğini düşündüm. Hata ettim. Ne gereği var, böyle gider bir kaç sene daha, sonra her şey çöpe atılır, herkes mutlu olur.
0
Challenger
O zaman SuSE, Mandrake vs de böyle. Ohoo böyle dağıtımları hazırlamak en fazla bir hafta alır. Mandrake de neymiş? RedHat' in cicili bicili olan hali.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Microsoft´un Şubat 2001 Raporuna cevap yazıldı !

urxalit

Son yıllarda Microsoft'un Linux aleyhine çeşitli kampanyalarına şahit olmaktayız. Bu da göstermektedir Linux, Microsoft için çok ciddi bir rakip olmaktadır.

Bu çalışmamız özelde Microsoft Corporation'ın Şubat 2001 de yayınladığı rapora ve genelde tüm Microsoft iddialarına yanıt niteliğindedir. Bu nedenle cevaplar verilirken, Microsoft'un iddialarında kullandığı POS makineler ve perakende sektörü düşünülmüştür.

Evde kendi Wap Gateway`inizi kurun!

larweda

Her geçen gün biryerlerde duyuyoruz, WAP aşağı, WAP yukarı. Bu WAP denilen şey aslında, bildiğimiz yaygın internet protokolünün (HTTP) cep telefonu şebekeleri için ufaltılmış bir hali. Yani internet'te ulaşabildiğiniz şeylerinin ufak bir kümesine, o da doğru bir şekilde biçimlendirilirse, cep telefonunuzdan da ulaşabiliyorsunuz. Bu servisi vermek için bir servis sağlayıcısına ihtiyacınız var. Artık evde linux yüklü orta halli bir bilgisayarınız varsa, kendi kendinize de wap gateway olabiliyorsunuz.

Debian sürüm 3.0 çıktı!

cadas

Sonunda Debian GNU/Linux version 3.0 çıktı... Resmi sitede çıkan haberi okumak için buraya, Slashdot'taki yorumları okumak için de buraya tıklayabilirsiniz.(Ed. Aaa debian 3.0 çıkmış şunun haberini yapayım diye yönetici arabirimine girdiğim anda, bu haberle karşılaştım :) FM bu işte...)

Vector Linux 4.0 çıktı

GaripFakir

Vector Linux'un 4.0 versiyonu çıktı. Vector Linux sade ve güçlü yapısıyla kendisine Linux dünyasında yer edinen Slackware Linux'a zenginleştirilmiş masaüstü ve otomatik donanım tanıma özellikleri ilave edilmesiyle ortaya çıkan bir dağıtım.

Yeni versiyon Slackware 9.0 ve 2.4.22 kernel tabanlı.

Zihinlerdeki Penguen Masaüstünde Durduğu Gibi Durmuyor.

acemi_

John H. Terpstra, "Masaüstünde Linux kullanmak için 10 neden" başlıklı bir sunum hazırlayacaktı. Linux'a alışkın olan biri için bunu ispatlamanın hiç de zor olmayacağını düşündü. Sonuçta MS Windows, sadece bir işletim sistemi idi ve benzer araçlar, Linux için de olduğuna göre Windows'dan vazgeçmemek için bir engel göremiyordu. Zira ofis uygulamaları, web tarayıcılar, e-mail istemcileri Linux için de vardı ve oldukça iyiydiler.