ABD´de ‘bilimi sevdirme’ patronu Prof. Dr. Osman Yaşar

0
malkocoglu
ABD'de matematik ve bilimi geliştirmek bir Türk profesörüne emanet edildi. ABD Başkanı George Bush'un eğitimi güçlendirme, orta ve yüksek öğrenimde matematiği, bilimi sevdirme projesi çerçevesinde başlatılan atılımın en önemli ayağı olan ‘Proje Değerlendirme Komitesi Başkanlığı’, The State University of New York'un (SUNY) teknoloji bölüm başkanlarından Hakkari Yüksekova doğumlu Prof. Dr. Osman Yaşar'a verildi.

Haber

Not: Merak edip Prof. Dr. Yasar'in bilimsel makalelerini taradık. Aşağıdaki makaleyi sitemizden indirebilirsiniz, yazılımbilim'in ne olduğu, nasıl öğretileceği hakkında harika bir makale. Sayın Yaşar sanki şu anki görevi için kendini hazırlıyormuş!

Yazılımbilim Eğitimi

Görüşler

0
malkocoglu
Bir duzeltme: Dr. Yasar'in makalesi/gorevi, yazilimbilim (yazilimin teorik tarafi) ogretimini iceriyor, fakat ana odak olarak bilimciler icin lazim olan uygulamali yazilim tekniklerinin ogretilmesi gibi gozukuyor... Bilimi ogretmek ve hakkiyla yapabilmek icin benzetim, sayisal (Matlab, Mathematica) gibi alanlarin vazgecilmezliginden bahsediyor kendisi; bu ogretimin icinde matematiksel modelleme de var mesela. Belki de teklif edilen egitim alanin ismi "Hesapsal Bilim" olarak daha iyi cevirilebilir.
0
FZ
FM´de yeni bir haber kategorisi açalım, dünya çapında Türkler diye. Sonra FM Forum´da da bir başlık açalım, yahu arkadaşlar bu kadar manyak, uçuk kaçık, çılgın ve başarılı adamımız var biz niye hala sürünüyoruz yaaaa
şeklinde :)

Aslında ben çözümü buldum, taşınalım. Ciddiyim! Yani ne kadar eğitimli TC vatandaşı varsa bir araya gelelim, aramızda para toplayalım, gidelim bir yerde arazi satın alıp taşınalım. Sonra da arada sırada bu topraklara uğrayıp bakalım, geride kalanlar birbirlerini ne kadar yemişler, kan gövdeyi nasıl götürmüş falan. Evet, evet, taşınalım gerçekten. Nereye olur bilmiyorum. Kanada´da var mıdır birkaç milyon aklı başında, yüksek eğitimli Türk´ü barındırabilecek bir bölge, ya da Kuzey Avrupa? Aslında Afrika da olabilir ama astarı yüzünden pahalıya gelir.

Ne yani hep suçlular ve ipini koparmış psikopatlar bir kıtaya girip uygarlık kuracak değiller ya. Bir kere de aklı başında insanlar böyle bir cemaat ruhu ile yeni bir yere gitsinler.

FZ: Ayaküstü fantazinin, ütopyanın, distopyanın dibine koyan lanetli ruh...
0
abakana
:D

Güzel bir söz vardır, "Aptallar olmasaydı, zekanın kıymeti bilinmezdi"

Sakın bu geride kalanlar bir uygarlık oluşturmasın ? :)

Gene eller gider Mersin' e biz tam tersine...
0
malkocoglu
Iyi fikir gercekten. Benim de aklima buna benzer birsey geldi, mesela, bir deney: Amerika'dakiler buraya gelsin, biz oraya gidelim, ve hayata kaldigimiz yerden devam edelim. Amerikalilar bizim boktan Cumhuriyetle bakalim birbirlerini yemeden ne kadar devam edebilecekler, biz tabii orada Mars'a turkmonot gonderecegiz (gitmisken orada popstar yarismasi yapacagiz, ama o kadar olur artik).

Bu deneyi gercekten gormek isterdim.
0
mentat
popstar diyince yazmadan edemedim.. avrupanin en koklu (!!) demokrasisine sahip oldugu iddia edilen, dillerine, bilimlerine sahip cikan, avrupa birliginin kuruculari, modern ve zengin fransa'da uc sene once yasarkene, popstar yarismasinin hemen hemen aynisi orada da vardi. yarisma formatlari arasindaki fark ayri bi yazi konusu olur, ama hemen hemen ayniydi diyebiliriz genel hatlarla. bastaki girisimden sonra herhalde entel fransizlar izlemedi diyecegim diye bekliyorsunuz. hayir tam tersi. olay oldu, rating rekorlari kirdi, hatta sonda kazananlar (bir kadin grup, spice girls tadinda bisey sectiler L5 adli) o yilin en cok satan albumunu yaptilar, zalak bi pop muzikti aslen.

ne demek istiyorum, zalak her yerde zalak, ve heryerde tahminimizden cok daha fazla var. hele amerikada yasamak mi tobe, zalak olmak on sart orada yasayabilmek icin (sosyal hayattan bahsediyorum).

e peki bu gavur niye zengin, modern, guclu vs vs.. bu konuda nacizane, kendimce fikrim zalak olmamasindan ote calisan, emek veren, cabalayanin kazandigi bir sistem olmasi. (yasasin kapitalizm diye anlasilmaz umarim dediklerim, sosyal yapidan bahsediyorum, ama kapitalist sistemin calisana ve akilliya avantaj saglamasi, kap. sistemin yasamasi icin de bi onkosul zaten, kapa parantez artik hop) ha tabi, tarihi sebepleri, yuzyillarca dunyayi somurmus olmalari, vs vs tamamen ayri ve belki daha onemli faktorler. bizim atalar da bi zamanlar imparatorlukmus ama malesef (ya da cok sukur ki) dunyanin kanini emip somurmemisler, malesef (bu sefer sadece malesef) yan gelip yatmayi secmisler. biz de calismak, kasmak yerine kurnaz olma kismini almisiz gavurdan bunca yil boyunca sadece. nerden kisa yoldan kestirme sinif atlarim derdinde cogunluk. sokaktaki, normal vatandastan degil de, sansli, egitimli azinlikan bahsediyorum. sokaktaki vatandasin boyle davranmasi da "boyle gelmis boyle gider, ben mi kurtaracam, hem nasi kurtaracam" seklinde bence. onlara kizmak da zalak demek de ukalalik olur ve gereksiz diye dusunuyorum. zalaklari sevelim :) akilli oldugunu dusunenler de kassin, is cikartsin, tembel tenekeleri utandirsin.

cok uzattim yine..
0
FZ
Ben de yazmadan edemedim, iddiam odur ki Fransızların kültüre, sanata verdikleri önemin (ve tabii bilime verdikleri önemin) %50´sini, sadece %50´sini verelim biz kendi çapımızda, 10 sene içinde tüm dünyayı silkelemezsek bana da FZ demesinler :-P

TBMM´de bütçe planlaması yapılırken savunmaya ve diyanet işlerine aslan payı ayrıldıktan sonra geriye kalan kaynaklarımız diğerleri arasında bölüştürülür. Eğitime de üç beş kuruş kalır.

Canım memleketim sürekli bir KRİZ halinde. Soğukkanlı olarak tartışmak, plan program yapmak mümkün değil pek, biraz sivrilirseniz, işlerin yolunda gitmediğini iddia eder ve bunu gerçekçi argümanlarla, istatistisklerle desteklerseniz size vatan haini yaftasını yapıştıracak olanları bulmak zor değildir.

Ben artık ``bu ülkeyi çok seviyorum´´ sözünü uluorta söyleyenlerden, basında falan bunun altını çizenlerden acayip tırsıyor ve hemen hiçbir dediklerine güvenmiyorum. İnsan şöyle düşünüyor, yahu eğer sevginin sonucu böyle ise, allah bilir nefretin sonucu ne olurdu.

Her zaman dediğim bir şey, Fransa´yı, Almanya´yı falan geçtim, burnumuzun dibindeki Bulgaristan´ın, Yunanistan´ın okuma yazma oranına, bilgisayarlaşmasına, ekonomik gücüne yetişelim sonrasını getiririz.
0
Challenger
Doğru söylüyorsun da savunma sanayiine maalesef bu kadar fazla para ayrılması gerekiyor. Malum. Bir sürü dostumuz var. Bu dostlar her zaman bize misafirliğe gelmek istiyorlar. Geldikleri zaman da yatıya da kalıp, bizi evden atmak da istiyorlar üstelik. Keşke savunmaya bu kadar para harcamak zorunda kalmasaydık.
0
FZ
Bu sözleri derinlemesine düşünülmeden söylenmiş klişe sözler olarak kabul ediyorum.

``Vallahi siz de haklısınız ama n´apalım, malum jeostratejik (!) [söylene söylene içi boşaltılmış kavramlardan biri] bunu gerektiriyor, yoksa yani biz de isterdik para falan harcamayalım ama yani üzgünüz aslan payını bize vermek zorundasınız´´.

İşin kötüsü muhafazakârların geliştirdikleri (ki bunun en incelmiş hali ABD´de görülebilir) bu söylem genellikle ``bakın biz ne kadar gerçekçiyiz siz muhalifler ise ne kadar toz pembe görüyorsunuz dünyayı, gerçekçi değilsiniz´´ mantalitesi ile sunuluyor kitlelere.

``Gerçek´´ ilk düşünüldüğü kadar masum bir terim, kavram falan değil. Nasıl yansıtıldığına göre kitleleri dönüştürme gücünü haiz.

Sadece Türkiye´de değil, tüm dünyada ÖLDÜRME TEKNOLOJİLERİne (savunma değildir bu, silahların varoluş amacı öldürmek, yok etmek ve terör estirmektir) daha az para ayrılmalıdır. Sorunun çözümü silahlarda, roketlerde değil iletişimdedir ve bu herkes için geçerlidir. Sorunun çözümü bir kez böyle kabul ettiğinizde bu işin sonu yoktur. Tarih bunun örnekleri ile doludur. Ben burada rahat uyuyacağım diye dünyanın bir başka yerinde bazı insanlar, kadınlar, çocuklar vs. açı çekiyorsa, bedenleri parçalanıyorsa bu olmaması gereken bir şeydir.

Özellikle muhafazakâr ve tutucu politikacıların geliştirdikleri detaylı dil kullanım yöntemlerine dair dilbilimci ve bilişsel bilimci üstad George Lakoff´un şu iki röportajı bir hayli ufuk ve vizyon açıcı nitelikte:

- http://www.buzzflash.com/interviews/04/01/int04003.html

- http://www.berkeley.edu/news/media/releases/2003/10/27_lakoff.shtml
0
Challenger
Anlatmak istediğimi yazıya çevirirken kurduğum cümleler klişe gibi göründüyse de sonuç değişmiyor. Türkiye' nin (bildiğim kadarıyla) "Savunma Sanayii" adı altında aldığı veya geliştirdiği "Öldürme Teknolojileri" ni hiçbir masumu öldürmek için kullandığını sanmıyorum. Daha 15-20 yıl önce yaşanmış şiddetli terör saldırılarına bakmak "klişe" olan sözlerimi açıklamaya yeter diye düşünüyorum. Ordumuz herhangi bir ülkeye/millete saldırmayı düşünse de düşünmese de başkaları bize saldırmayı her daim düşünüyor. Laik bir devleti olan tek müslüman ülke olmamız nedeniyle, tamamen aşırı dinci politikalar ile yönetilen ülkelerdeki sapkın yöneticilerin ilk hedefi olmamızdan tutun da sahip olduğumuz topraklardaki zenginliklerin başkalarının iştahını kabartmasına kadar birçok neden başkalarının bize saldırmayı düşünmeleri için yeterli sebep oluyor.

Ben de savunma sanayiine daha az para ayrılmasını isterim. Ben de dünyadaki her problemin konuşularak halledilmesinden yanayım. Ben de savaş istemiyorum ve silahımı kimseye doğrultup paramağımın bir hareketiyle koskoca bir hayatın yok olmasını istemiyorum. Ama, bizim gibi düşünmeyenlere ne cevap vereceğiz? "Aaa benim silahım yok ama sen silahla saldırıyorsun ve canımı yakıyorsun, ben oynamıyorum" diyemeyiz. Topraklarımızda gözü olanlar "Onlar savunmaya daha az para harcıyorlar, bak silahları da eski, şimdi biz bunlarla saldırırsak üzeriz onları, çocuklar ölür, yapmayalım en iyisi" demiyor ki.

Maalesef o paralar oraya harcanmak zorunda kalıyor. Bunu biz istemiyoruz ama harcamak zorunda bırakılıyoruz. Bu silahların masum birilerini öldürmek için alındığını sanmıyorum. Bu kadar fazla silahla kimseye zarar vermemiş tek ülkeyiz diye düşünüyorum.
0
malkocoglu
Popstar abd'de var dogru, ama orada okumuslar (!) bu programa ilgi gostermiyor. Bizde gosteriyor, bu ilginc bir garabet, ama bu ornegi kullanmamin sebebi (o kadar olur dememe dikkat ediniz), duzgun sistem icinde bu turden garabetlerin bile FARKETMEYECEGIDIR.

Not: Fransa'ya hicbir sey icin iyi ornek kabul etmem. Bu herifler demokrasiyi bile dogru durust kurmayi beceremediler, aynen bizim jonturk, ittihatci takimi gibi salt cogunlugun yonetmesini demokrasi zannettiler. Bu tur yanlisliklar artik asildi. Tabii biz bu duzletmelere daha dahil olamadik o baska...
0
FZ
malkocoglu demiş ki:

Fransa'ya hicbir sey icin iyi ornek kabul etmem.

Sanattan başlayalım ki sanat bence en az bilim kadar ve kimi durumda insana büyük acılar getiren bilimden daha önemli bir insan etkinliğidir:

Stendahl, Proust, Balzac, Hugo, Zola, Camus, Rodin, Saint-Saens, Ravel, Bizet, Debussy, Le Corbusier, ...

Bilim ve felsefe ile devam edelim:

Pascal, Cauchy, Poincare, Laplace, Poisson, Abel, Galois, L'Hosptital, Descartes, Sartre, Foucault, ...

Unuttuğum sanatçılar ve bilimadamlarının isimlerinden ötürü buradaki insanlar özür diler ve cehaletimi bağışlamalarını ümit ederim.

Açıkçası ben de Fransa´yı pek bir şey için örnek almam, yani sanat, bilim, felsefe, vs. hariç. Bu örnek almadığım uygarlığı tarihten çıkarsam oluşacak büyük deliğe kaç kişi sığar bunun hesabını meraklı ve araştırmacı, aydın ruhlara bırakıyorum.
0
FZ
Büyük matematikçi Abel´in memleketine dair birkaç yüz kilometrelik bir hata yaptığım için üzgünüm, kendisi biraz daha kuzeyden, Norveç´ten.
0
sundance
Pardon. Kim aştı demokrasiyi ? Amerika mı ? Eh tabi, pre-mature devlet faşizmini demokrasinin önünde görüyorsan aşmışlardır, ama bana sorarsan tersinden aştılar.

Fransa´yı hiçbir konuda örnek almaman da ilginç. Klasik ´frog eaters´ yaklaşımı. Amerika neyin üzerine kuruldu peki ? Amerika´nın kendi mimarisi, kendi edebiyatı hatta kendi mutfağı bile yoktur, sen tutturmuş bir sistemden bahsediyorsun.

Peki nesi var ? Varlığı boyunca bir kez ülkesini savunmamış asli görevi jandarmalık olan bir ordusu, nerdeyse tamamı Avrupa ve Asya göçmenlerinden oluşmuş bir beyin takımı, hemen komşusu olan Kanada´nın bin katı cinayet oranı, milyonlarca işsizi evsizi ve öbezi var. Ha diyeceksin şimdi, bak işte sistem ne kadar güzel bunları birarada tutuyor işliyor. Eğer yukarda bahsettiğim tablo sana işliyor gibi gözüküyorsa zaten diyecek bir şey yok. Ama bana daha çok ´Amerika´da bunlar böyle olmazdı, orda herşeyin sistemi var. ´ modunda hezeyanlardasın gibi geliyor. Aynı ´Burası Türkiye, olur böyle´diyenlerle aynı hata bu.

0
sundance
Hımmmmm! Şimdi sevgili Malkoçoğlu kardeşim ´burası´ derken Türkiye´yi mi kastediyorsun Amerika´yı mı ? Zira bildiğim kadarıyla Amerika´dasın halihazırda :) (klavyen bile orda gördüğüm kadarıyla).
Hal böyleyken, (sözüm tabi ki meclisten dışarı) Amerika´daki her yönden öbez Amerikan vatandaşları buyursun orda kalmaya devam etsinler, sadece bizimkiler geri dönsün, burdakiler de ´ulan ipimi kopartsam da bir kapağı Amerika´ya atsam´ zihniyetinden bir sıyrılsınlar , o zaman bir görelim bakalım senin Cumhuriyet önüne koyduğun sıfat hala orda duruyor mu ?

Not: Öte yandan 1980´lerde Amerika´ya ciddi bir beyin göçü veren Arjantin´in 90´larda yaşadığı ciddi ekonomik çalkantının sebebinin bu olduğu söylenirdi. Bir röportajda bir sivil toplum kuruluşu yetkilisine bunun böyle olup olmadığı söylendiğinde verdiği cevap hala aklımda Bizim sorunumuz beyin göçüyle değil, bizim sorunumuz Amerika´ya gidip orda Amerika´lı olduktan sonra Arjantin´e dönenler asıl şeklinde.
0
malkocoglu
Sayin Sundance; Su anda Turkiye'deyim ve muteber bir boyuuk sirkette bilgi islem isine devam ediyorum. Bu oldukca patlayici yorumlarim bundan geliyor, cunku okyanusun iki tarafinin farkini artik tam mercek altina alabilmis durumdayim.

Daha once de tekrarladigim gibi; bu ise istatistiki bakmak gerekiyor. 100 insani istedigin toplumdan sec, 2'si akilli, 50'si ortalama gerisi aptal cikacak. Numaralari degistriebilirsin, ama yuzdeler ayni olacaktir. Bu sekilde bir yelpazeyi nasil organize edersin ki birbirlerinin bogazina yapisip sistemi kitlemezler, ve ICRAAT yaparlar, iste dert budur.

B**tan Cumhuriyet, Fransa bazli, gucleritekeldetoplayici bir sistemdir. Ulu liderimiz olumsuz olsa idi, islerdi. Ama hayat fani. Kurucular, kendileri olmadan isleyecek sistem kuramadilar.

Arjantin diyorsun, Brezilya diyorsun, tabii ki CIA bu adamlarin etrafinda binbir cirit atti. Peki o zaman sormazlar mi "NIYE CIRIT ATMASINA BU ADAMLAR IZIN VERDI". Iceride guclu degilsen, disaridan adami gidilarlar. Ve nitekim de gidikliyorlar.

Insanlarimiz, ki en okumusu da buna dahildir, hala sistem kurmayi degil, sahsi bazda performans gosterirlerse,ya da iyi bir LIDER gelirse basarili olacaklarini zannediyorlar.

Bunda cok yaniliyorlar. Bahsettigim BOYUK sirketimizde, hata takip (bug tracking) icin bir SISTEM kurdurmak icin ve bunun onemini anlatmak icin gobegimiz catliyor "Niye program hatasiz cikmiyor?", "niye daha iyi program yazmiyoruz?" havasindalar hala. Sahsi bakiyorlar. Insana kufur ediyorlar. Biraz daha sIkIstIrsan, "niye iyi yonetilmiyoruz" diyecekler aynen bizim okumus(!) takim gibi.


0
FZ
Arjantin diyorsun, Brezilya diyorsun, tabii ki CIA bu adamlarin etrafinda binbir cirit atti. Peki o zaman sormazlar mi "NIYE CIRIT ATMASINA BU ADAMLAR IZIN VERDI". Iceride guclu degilsen, disaridan adami gidilarlar. Ve nitekim de gidikliyorlar.

İyi diyorsun, güzel diyorsun da, Nasreddin Hoca´nın dediği gibi, "hırsızın hiç mi suçu yok!". Yani ortada koca bir imparatorluk var ve kendi çıkarları doğrultusunda terör estirdi ve estiriyor, Güney Amerika´da, Ortadoğu´da, Uzakdoğu´da. Biz, elimizden geldiğince bundan zarar görmemek için çaba sarf edelim, daha iyi bir dünya yaratmak için uğraşırken içimizdeki her türlü pisliği de eleştirelim ancak bunu yaparken dünya siyasetini şekillendiren, ortalığı hallaç pamuğu gibi atan ve bunu fiziksel gücün yanı sıra inceden inceye entelektüel manipülasyon ile yapan bir mekanizmaya karşı gıkımızı çıkarmayalım mı? Bu mudur yani?

Insanlarimiz, ki en okumusu da buna dahildir, hala sistem kurmayi degil, sahsi bazda performans gosterirlerse,ya da iyi bir LIDER gelirse basarili olacaklarini zannediyorlar.

Bu nasıl topyekûn bir suçlamadır anlamadım doğrusu. Eğer böyle ise eleştiriyi getiren kişi de ki kendisini en geniş anlamı ile okumuş yazmış kabul ederim, eleştirisinin hedefi durumdadır, o zaman dediklerine ne demek gerekir?

Kaldı ki yukarıdaki eleştiriye karşı ben de bunun yüzeysel olduğu iddiası ile cevap verebilirim. Türkiye gibi kaynamış ve halen kaynayan bir ülkede, bu kadar dinamik bir toprakta insanların sistem kurma çabalarını yok saymak siyaseti yok saymak demektir. Genellemelerin ne kadar tehlikeli olacağı gerçeği bir kez daha kendini burada belli ediyor.

Bunda cok yaniliyorlar. Bahsettigim BOYUK sirketimizde, hata takip (bug tracking) icin bir SISTEM kurdurmak icin ve bunun onemini anlatmak icin gobegimiz catliyor "Niye program hatasiz cikmiyor?", "niye daha iyi program yazmiyoruz?" havasindalar hala. Sahsi bakiyorlar. Insana kufur ediyorlar. Biraz daha sIkIstIrsan, "niye iyi yonetilmiyoruz" diyecekler aynen bizim okumus(!) takim gibi.

Valla yönetim konusunu bilemem şu anda ama yani hata takip sistemi kurdurma konusunda sorun çıkarıyor, bir programın anında hatasız yazılmasını falan bekliyorsa adresi ver mahalleden programcı arkadaşları toplayıp gelelim, oradaki yöneticileri beraber dövelim, büyük bir zevkle hem de! :)

Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

İşbirliği Teorisi: Hile Yapmanın Zararları Üstüne

malkocoglu

Ünlü bilim adamı Darwin, bir insan özelliğinin eğer avantaj sağlayan bir özellik ise bir nesilden ötekine geçeceği fikrini öne sürmüştü. Fakat Darwin, gene kendi teorisi olan en güçlünün hayatta kalacağı kuralını çiğnemeden, ilk insanların hayatla mücadelede niye ilk kez işbirliği yapmaya karar verdiklerini bir türlü açıklayamamıştı. Geçen hafta ortaya çıkan bir matematikçi gurubunun teorileri, bu sorunun nihai olarak çözmeye aday gözüküyor.

SCiB, Li-Ion'a Karşı!

parsifal

Toshiba geçen sene duyurduğu ve bu sene başında piyasaya sürdüğü SCiB pillerin dizüstü bilgisayarlara uyarlanmış modellerini (1, 2) tanıttı. Bu pilleri klasik Li-Ion pillerden ayıran en önemli özellikler ise %90'ının 10 dakika içinde dolması ve 5000 ila 6000 kere tekrar doldurulabilmesi.

Soru: neden biz değiliz?

musshani

Yıllarca İngiliz sömürgesinde yaşadı. Özgürlüğüne kavuştu ancak fakirlik yakasını bırakmadı. Bilişim alanındaki gelişmeler nedeniyle ABD ve Avrupalı şirketler tarafından ikinci kez keşfedildi. ABD uyurken o çalıştı. Yazılım cenneti Hindistan 1990´da kapılarını dış dünyaya açtı ve 10 yılda Silikon Vadisi´nin arka bahçesi oldu. Hindistan´ın kod yazılımı ve veri kaydetme sistemiyle başlayan yazılım macerası artık üretime ve danışmanlığa kayıyor. Ülkede yazılım alanında nitelikli insan kaynağı patlaması yaşanıyor. Her yıl 125 bin yazılım mühendisi yetişiyor. Yetişen insan kaynağı Hindistan´ın kendi ayaklarının üzerinde durabilmesi için yatırım yapıyorlar.

Polinomsal Sürede Çalışan Deterministik Asallık Testi

FZ

Hintli Profesör Manindra Agarwal ve onunla çalışan iki doktora öğrencisi Nitin Saxena ve Neeraj Kayal girilen bir sayının asal sayı olup olmadığını polinomsal sürede determenistik olarak tespit edebilen bir algoritma geliştirdiler. Yüzlerce yıldır pek çok araştırmacı asallık testi için polinomsal sürede çalışabilen bir algoritma arıyorlardı ve çoğu araştırmacıya göre bu algoritma önem bakımından rahatlıkla 70'lerde geliştirilmiş P-süreli Lineer Programlama çözümü ile kıyaslanabilir.

Mars Kurtarma Görevi Programlama Yarışması

FZ

Telsizden pilotun yardım çağrısı duyuldu: "Mayday, mayday!" ve devam etti, "Elysium bölgesinde yeni bir mağara keşfettik, piramidin hemen yakınında ve ani bir elektromanyetik dalga uzay gemimizin tüm elektronik sistemlerini bozdu, mecburi iniş yaptık. Eğer dünyada bizi duyan birileri varsa, lütfen yardım edin!". Ve sonra sinyal gürültüye dönüştü... Bu mesaj bir saat önce gelmişti ve siz de bunu Dünya Görev Kontrol Merkezinde dinlediniz. Mürettebatı kurtarmanın tek yolu bir araştırma robotunu programlamak ve robotun oraya uçmasını, bozuk uzay gemisini bulmasını, almasını ve sonra da Mars ana üssüne geri getirmesini sağlamak. Dünya ile Mars arasındaki büyük mesafe ve zaman farkından ötürü robota anında müdahele etme şansınız yok, her türlü şeyi önceden programlama durumundasınız.