Yüzyılın Fizik Deneyi

0
FZ
Merkezi İsviçre'de bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN) 36 ülke ve 2 binden fazla fizikçinin katılımıyla tarihin en büyük fizik deneyini gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Yerin 100 metre altında gerçekleştirilecek olan zamanın en büyük fizik deneyinde Türkiye de üç ayrı ekiple yer alıyor. Bilim dünyasının 10 yıldan fazla bir süredir hazırlandığı ve yarım milyar İsviçre Frangı'na (580 milyon YTL) mal olan deneyin temel amacı maddeyi oluşturan parçacıkları inceleyerek, evrenin işleyişi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak. Türk bilim insanları Compact Muon Solenoid (CMS) isimli projenin, doğanın şifresini deşifre edeceği yorumunu yapıyor. İnsanlık adına, evrenin oluşumu, işleyişi ve geleceği adına büyük keşifler yapacak olan deneye Türkiye'den Çukurova Üniversitesi, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi fizik bölümlerinden öğretim görevlileri ve doktora öğrencileri katılıyor.
Deneyin önümüzdeki eylül ayında gerçekleştirilmesi planlanıyor. İsviçre'de bulunan CERN laboratuvarında inşa edilen Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) isimli parçacık hızlandırıcısında, atom çekirdeğinde bulunan proton adlı parçacıklar çok yüksek enerjiyle çarpıştırılacak. Şimdiye kadar inşa edilen en büyük ve en yüksek enerjili parçacık hızlandırıcı olan LHC'deki çarpışma sonucunda ortaya çıkacak parçacıkların evrenin işleyişindeki rolleri incelenecek. LHC'de protonlar tünelin çevresine yerleştirilmiş yaklaşık 10 bin adet dev süper iletken mıknatıs tarafından yönlendirilecek. Böylece zıt yönlerde dönen iki proton ışını üretilecek. Bilim dünyası çarpışmalar sonunda şimdiye kadar keşfedilmemiş yeni parçacıkların açığa çıkmasını bekliyor. Deney, evreni her şeyiyle başlatan 'büyük patlama'dan (Big Bang) sonra ortaya çıkan büyük enerji yoğunluğunu tekrar yaratarak parçacıkların tekrar ortaya çıkmasını sağlayacak. Böylece fizik modellerinin temelini oluşturan ve maddeye kütle özelliğini veren 'Higgs' parçacığı da tekrar ortaya çıkarılıp gözlemlenebilecek.

Haberin devamı buradan okunabilir.

Görüşler

0
Zebani
"Böylece fizik modellerinin temelini oluşturan ve maddeye kütle özelliğini veren 'Higgs' parçacığı da tekrar ortaya çıkarılıp gözlemlenebilecek."

"Parçacıklara kütlesini verdiği kabul edilen, varsayılan Higgs bozonunun gözlemlenmesi bekleniyor. "

Daha doğru bir tabir olur diye düşünüyorum. Çünkü daha bu yönde deneysel bir veri veya kanıt olduğunu zannetmiyorum.
0
sefalet
"Çünkü daha bu yönde deneysel bir veri veya kanıt olduğunu zannetmiyorum."

ifadesi yerine

"Çünkü daha bu yönde doğrudan gözleme dayalı deneysel bir veri veya kanıt olduğunu zannetmiyorum."

demek daha iyi olur.Çünkü Higgs bozonunun dolaylı yollardan varlığına ilişkin veri ve kanıtlar mevcut.Hatta ağırlığına yönelik tahminler de var.
0
Zebani
Burada "DENEY" kelimesine dikkatinizi çekerim. Teori ve Deney birbirlerinden ayrı şeyler.
0
sefalet
Hiç bir "Bilimsel Kuram" deney verileri olmaksızın "kuram" olarak adlandırılamaz.Deneyler doğrudan olduğu gibi dolaylı kanıtlar da sunabilir.Bugüne kadar yapılmış deneylerden elde edilen "dolaylı" veriler ve hesaplamalar ile Higgs parçacıklarının varlığına dair kuramsal yaklaşımlar geliştirilmiştir.Yani kısacası higgs bozunun doğrudan gözlendiği bir deney yoktur ama dolaylı olarak varlığına işaret eden deneyler vardır.Dolayısı ile bu konuda deney ya da kanıt yoktur demek çok kesin ve eksik bir ifade olur.Aynı sizin yazı da eleştirdiğiniz ifade tarzı gibi (ki haklı bir eleştiri).
0
FZ
Sicim teorisi (string theory) yalan oldu diyorlar, ona ne diyorsunuz? ;-) Bu deney ona dair de bir şey söyler mi?
0
newman
Sicim teorisi (string theory) yalan oldu diyorlar, ona ne diyorsunuz? ;-)

Dedikodu, inanma kardes ;)
0
FZ
Valla bu işler o kadar karmaşıklaştı ki fizik gibi katı bir bilimde bile artık "inanmak" "inanmamak" gibi şeyler gündeme gelmeye başladı biz zavallı faniler için ;-)

Şaka bir yana, bana o soruyu sorduran son günlerde karşıma çıkan, Not Even Wrong: The Failure of String Theory And the Search for Unity in Physical Law, The Trouble With Physics: The Rise of String Theory, the Fall of a Science, and What Comes Next, Not Even Wrong gibi kitaplar, tartışmalar vs. idi.

Hazır fizikçiler burada iken belki bizi aydınlatabilirler diye düşündüm.
0
Zebani
Onu sicim teorisi çalışanlara sormak lazım. :) Sicim teorisi Fizikten çok Matematik veya fifty fity :).

Yalnız bildiğim kadarıyla Sicim teorisi şu aşamada deneylenebilir durumda değil.
0
newman
Cok yakinlarda bir "Group representations" dersi aldim. Fizik ve matematik ogrencilerinin yakin sayida oldugu bir dersti. Her dersten onceki degismez muhabbet bu fizikci-matematikci atismasiydi :)
0
Zebani
:)
0
newman
Bir podcast dinlemistim, Brian Greene ile Smolin bir radyo talk showunda konusuyorlardi: birincisi meshur bir String teorisi uzmani (hatta baslaticilardan sanirim) digeri de "trouble with physics"in yazari. Bu parcacik hizlandirici konusunda Greene "cautiously optimistic" bir degrlendirme yapiyordu. Teoriyi dogrulayacak kesin birsey beklemiyordu, ama bir tur destek cikmasini da umuyordu. Ilginc olabilir sonuclar, hayirlisi artik...
0
sefalet
Sicim Kuramı aslında "teori" tanımı içine girmiyor.Maalesef bir "bilimsel varsayımı" çok olağan ve yaygın olarak yanlış tanımlamaktan kaynaklanıyor olay. Bilim popüler hale getirilmeye çalışılırken böyle terim bilimsel hatalara sıklıkla rastlanıyor.
0
FZ
Sicim kuramı bir bilimsel kuram değilse o halde nedir? Yani İngilizce yazanların "string theory" dedikleri şey bir teori değil midir? Kuram değil midir? Galiba yüzeyden sezebildiğimden daha karışık bir durum var bu işte...
0
newman
Bir teori ne zaman bilimsel bir teoridir oyle kolay bir soru degil. Acikcasi bilim adamlarindan cok filozoflarin cebellestigi bir soru ayni zamanda. Sizin aklinizdaki Popper'inki gibi bir tanim mi? eger oyleyse, oyle dusunmeyenlerin oldugunu ve konu uzerinde bir uzlasma olmadigini da biliyorsunuzdur. Teori'nin tanimi ile neyi kasdediyorsunuz?
0
sefalet
Detaylı bir konu ama bu konuyu daha önce Fazlamesai'de tartıştığımızı hatırlıyorum.Kuram dediğimiz zaman bahsettiğimiz alana göre kavramın yapısı değişiyor.Ama bilim felsefesi açısından "kuram" tanımı, doğa bilimlerinin sistematiği örnek alınarak yapılır.Özellikle fizik alanındaki "kuram" tanımı baz alınır.Çünkü bilimsel yaklaşımın yöntemlerinin en iyi kullanıldığı alanlarının başında gelir fizik.Bilimin giderek uzmanlaşması ve çeşitli dallara ayrılması, aynı kavramların özgün tanımlarına uymamalarına rağmen kullanılmalarına yol açtı.Böylelikle bir toplum bilim kuramından bahsediyoruz ama bu alandaki kuram tanımı fizikteki kuram ile asla aynı tanım içine giremez.

Değerlendirme yapacağımız alan "sicim kuramı" varsayımı (sadece sicim varsayımı da diyebiliriz ama anlamın açık olması için tamlama şeklinde kullanalım) ve fizik ise o zaman fiziğin kuram tanımından ve bilim felsefesinden yararlanmak gerekir.O zaman da, sicim kuramının bilimsel niteliği bakımından varsayım düzeyinde olduğunu görürüz.Çünkü kuram denilen sistemin deney verilerine dayanması, bir kuram için kuram olmanın olmazsa olmazıdır.Görecelik kuramı bile kendi iç tutarlığı yanısıra olguları açıklayabilme ve hatta çok önemli ölçütlerden biri olan "bilimsel öngörü" yapabilme kabiliyeti sayesinde "kuram" sıfatını kazanmıştır.

Günlük dile kadar kullanımı yaygınlaşmış bir kavramın bu uygulama genişliği, bilim insanlarını bile yerli yersiz bazı terimleri kullanmalarına neden olabiliyor.Bu biraz da teknik bilimlerin felsefi sorgulamadan uzaklaşmasının bir yansımasıdır.
0
Zebani
.... Çünkü kuram denilen sistemin deney verilerine dayanması, bir kuram için kuram olmanın olmazsa olmazıdır.Görecelik kuramı bile kendi iç tutarlığı yanısıra olguları açıklayabilme ve hatta çok önemli ölçütlerden biri olan "bilimsel öngörü" yapabilme kabiliyeti sayesinde "kuram" sıfatını kazanmıştır.

"öncelik teori ve kuramı eş anlamlı kabul ediyorum."

Bu durumda matematik kuramlar veya teoremler yok mu dur? Bildiğim kadarıyla matematik genelde soyuttur. Ki Sicim teorisi fizik bilimi boyutuna tam anlamıyla da geçebilmiş değildir zannımca hala matematik biliminin yörelerinde dolaşmaktadır.
0
sefalet
Matematik bilim olarak kabul edilmez bir çok bakımdam.O yüzden bir matematik teorisi/kuramı dendiğinde bilim de kullanıldığı şekli ile kuram kavramı tanımı ve yapısı aklımıza gelmemeli.Kısacası matematik teorileri "bilimsel kuramlar" değildir.

Diğer söylediklerinize katılıyorum, sicim kuramı matematiksel temeli olan ve orda kalmış görünmektedir."Bilimsel varsayım" düzeyinde kalmış bir fizik açıklamasıdır.Fizikteki gelişmeler sicim kuramını destekler nitelikte görünmemekte.Gelecekte ne olur bilinmez.
0
newman
Bilim felsefesinde sizin iddia ettiginiz gibi bir konsensus yok. Ustelik, string teorisi deneyle sinanamaz denmiyor. Kendine ozgu oldugu alanlarda henuz sinanamiyor. Benzer durum daha pekcok teori icin de gecerli.
Çünkü kuram denilen sistemin deney verilerine dayanması, bir kuram için kuram olmanın olmazsa olmazıdır.
Burada uzlasma yok... Fiziksel bir teori elbette eninde sonunda sinanabilir olmalidir. Ama bu zaman alabilir. Ote yandan, dil bir konvansiyondur. "Teoridir" veya "degildir" demek anlamli bir tartisma degil pekcok insan icin. Sicim kuraminda olan sey: onu diger teorilerden ayiran noktalarda henuz deneyle sinanamadi. Olan bu.
0
sefalet
"Bilim felsefesinde sizin iddia ettiginiz gibi bir konsensus yok"

Buna katılmıyorum, bilimsel yöntemin ne olduğu konusunda ve dolayısı ile bilimsel yöntemin ve sonuçlarının derecelendirilmesi konusunda oldukça kuvvetli bir ortak görüş bulunmaktadır.Örnek verdiğiniz Popper bile bilim kuramını aynı şekilde bir tanım içinde kabul ederek eleştirel sistemini kurmuştur.

"Ustelik, string teorisi deneyle sinanamaz denmiyor"

Bunu ben de demiyorum.Hiç onu belirtir bir şey yazmadım.Her "bilimsel varsayım" sınamaya açıktır; doğrulanır, yanlışlanır veya hiç bir gelişmeye maruz kalmaya da bilir.Fakat bu sınamaların sonuçlarına göre bir "bilimsel varsayım", "kuram" nitelemesine kavuşur ya da kavuşmaz.

" "Teoridir" veya "degildir" demek anlamli bir tartisma degil pekcok insan icin. "

Tam tersine çok anlamlıdır çünkü sonra birileri çıkıp aslında bilimsel bile olmayan iddialar ile karşınıza dikilip, bilimin ve bilimsel gerçeklerin ne olduğu hakkında toplumların düşünce hayatını oldukça etkileyen ve çok da hayra yolaçmayan tartışmalara pervasızca girebilirler.

0
newman
O var oldugunu soylediginiz konsensus bilimin kendisi uzerinde, neyin "teori" sayilip sayilmayacagina dair bir metodoloji uzerinde degil: bilim adamlari buna felsefi tartismalarla karar vermez. Birseye teori deyip dememek cok onemli degil. Sorun nerede ise onu ortaya koymak lazim: farzedin teori kelimesini kullanmadan derdinizi anlatmak zorundasiniz. Mesela siz matematik bilim degil diyorsunuz. Sizin bilimden anladiginiz seyin ne oldugunu tahmin ediyorum, ama bunun uzerinde konsensus var demenize hayret ettim dogrusu... Kaynak belirtin, ama once gidip herhangi bir bilimsel yayin veri tabanina bakin: matematige insanlar bilim diyor mu, demiyor mu diye. Ondan sonra konsensusten bahsedin. Birseye bilim denip denmeyecegine filozoflarin karar verecegine ise zaten hic katilmiyorum. Kaldi ki orada da konsensus yok: Kuhn-Popper-Positivistler-Althusser-Varoluscular-... bu liste uzar gider.
0
sefalet
Bilimlerin kendileri, yöntem üzerine düşünme gibi bir alışkanlığa ve çalışma alanına sahip değildir.Bunu bilim felsefesi ve tarihi yapar.Bunu bilmiyormuş gibi konuşuyorsunuz.Bilimciler sadece sonuçların yorumlanmasını etkileyecek bir şey varsa yöntem üzerine kafa yorar.Onun dışında bilimi ve yöntemlerini kendine çalışma sahası yapmış olan felsefedir.Bilimin ne olduğuna dair bir soruyu baz alarak bir fizikçi çalışma yapmaz.Yaparsa da felsefe alanına girmiş olur, fizik değil.Örneğin, Fizik Bilimi "bilimin" ne olduğu ile değil, fiziki dünyanın ne olduğu ile ilgilenir.Bu bakımdan tanımlamalar ve sınıflamalar veritabanlarına bakılarak yapılmaz, bu görev felsefenindir.Bu demek değildir ki bir bilimci bilim hakkında konuşamaz.Tam tersine ilgilendiği teknik alan kadar yaptığı bilimin felsefesi ile de büyük bilimcilerin uğraştığını görüyoruz.

Matematik kendine has bir alandır.Aynı felsefe gibi ve yine felsefe gibi "bilim" değildir.Matematiğin uygulanabilir olmak gibi bir kaygısı yoktur oysa bir şeylerin bilim kapsamına girmesi için somutu açıklamaya yönelik olması gerekir.Matematiği yarı bilim ya da bilim gibi ifadeler ile tanımlama çalışmaları vardır ama kavram karmaşası yarattığında matematiği kendine has soyut bir alan olarak görmek çok daha tutarlıdır.
0
newman

Bilimlerin kendileri, yöntem üzerine düşünme gibi bir alışkanlığa ve çalışma alanına sahip değildir.
Bunu bilim felsefesi ve tarihi yapar.Bunu bilmiyormuş gibi konuşuyorsunuz.


Evet bunu bilmiyorum: boyle birsey yok. Bilim adamlari neyi nasil ve hangi metodlarla yapacaklarini, hangi metodun gecerli olup olmadigini ve bunun sebebini gayet iyi bilir. Yapmadiklari bunu felsefe diline dokmektir.


Bu bakımdan tanımlamalar ve sınıflamalar veritabanlarına bakılarak yapılmaz, bu görev felsefenindir.


Siz birsey teoridir veya degildir dediginizde sadece siniflama yapmiyorsunuz: Fizik Bilimi dediginiz seyin konuyla ilgilenip ilgilenmemesine de karar vermis oluyorsunuz. Bu karari fizik ile ugrasanlar verebilir, filozoflar veremez, verse de kimse ciddiye almaz: o yuzden o veri tabanlari cok daha iyi bir gosterge pratik durumun ne oldugu konusunda.


Aynı felsefe gibi ve yine felsefe gibi "bilim" değildir.


Ben size bunun uzerinde bir konsensus olmadigini anlatmaya calistikca siz kendi fikrinizi sabit ve herkesin kabul ettigi gerceklermis gibi tekrarlamaya devam ediyorsunuz. Ben sizin gibi dusunenler yok demiyorum, sadece herkes boyle dusunmuyor, dolayisiyla bunlar kimseyi baglamiyor diyorum.


Matematigin uygulanabilir olma diye bir kaygisi olmadigina ise, iceriden biri olarak "hadi oradan!" deyip geciyorum... Bu papagan gibi tekrarlanan, ama gercekle yakindan uzaktan ilgisi olmayan bir iddiadan ibaret.
0
Zebani
"Matematigin uygulanabilir olma diye bir kaygisi olmadigina ise, iceriden biri olarak "hadi oradan!" deyip geciyorum... Bu papagan gibi tekrarlanan, ama gercekle yakindan uzaktan ilgisi olmayan bir iddiadan ibaret."

Bunu bazı büyük veya pür matematikçiler de söylüyor. :)
0
newman
Ayinesi istir kisinin, lafa bakilmaz :)
0
newman
Tabii matematikte yaptiginiz calismanin "hemen" ve spesifik bir olaya uygulanmasi her zaman hedeflenmez. Ama ana yon, diger tum "bilim"lerde oldugu gibi, varligi anlamaya, kanunlarini kesfetmeye yoneliktir. Oyle filan zaman soyle birsey demis diye takilmamak lazim. maalesef dilde kemik yok, bazen matematikte zirveleri tutan insanlar da sacma sapan konusabiliyor. Halmos'un meshur bir makalesi var: "Uygulamali matematik neden kotudur" diye mesela. Veya Hardy'nin boyle garip degerlendirmeleri var. Ama kollektif suur ve calisma kesinlikle boyle degil. Ama tabii sabir ve genis ufuklu olmak lazim.
0
Zebani
Ben de Hardy'den bahsedecektim ama ne söylediğini hatırlamadığım için bahsetmedim. :)
0
newman
Onun soyledigi daha cok: "uygulamali matematik estetik degildir, estetik matematigin de uygulamalari yoktur" tarzinda. Hardy cok saglam br matematikci, ama matematik 20. yuzyilin basindan itibaren kimsenin tekbasina yonunu belirleyemeyecegi bir alan oldu. Herkes birseyler soyluyor, ama dogrultusunu genel bilimsel camia belirliyor ister istemez. Ve bilimsel camia derken sadece matematikcileri kasdetmiyorum. Matematigin metodu deneysel degil, ama bu matematik bilim degildir iddialarini ciddiye almayi gerektirmez. Matematik bilimin ayrilamaz bir bilesenidir, sistematik bir bilimdir. Haa, deneysel bilim degildir, ama onlarin bile vazgecemeyecegi son derece onemli bir alandir. Bilim felsefesi boyle degildir ama :) esasen ben bilim felsefesine aldiran bir bilim adami bilmiyorum. Bazen birseyler soyluyorlar, ama bu calisma metodunu etkilemedigi gibi, populer bilim kitaplari yazmadiklari zamnalarda hicbiri digeriyle munakasasini "senin teorin falsifiable degil" temeline oturtmuyor. Iste yetkisi kendinden menkul "bilim felsefecileri" o teoriye, bu teoriye "sen teorisin, sen degilsin" diyedursun; hicbir gercek bilimadami bunlarla ugrasmiyor. Bilim kutsal bir inek degildir, bilim kisaca bilim camiasinin (matematikci, fizikci, kimyaci, biyolog, doktor, vs..) yaptigi calismalar, elde ettigi sonuclar ve ilgilendigi projeler butunudur. Bundan gerisi laf bence...
0
Zebani
"Physical laws should have mathematical beauty and simplicity", wiki, Paul Dirac.

İşte bazen bilim dışı da konuşabiliyor bilimadamları. :)
0
FZ
Bilim felsefesi bilimciler aldırsın diye mi yapılır? Bilim felsefecilerinin "yetkileri" mi vardır? Bilim kutsal bir inek olmadığına göre bilim felsefecileri "bilim" üstüne çıkarımlarda bulunamazlar mı? Meta-çıkarımlar sadece üzerine oldukları alandaki insanları mı ilgilendirirler yoksa o alana dışarıdan bakan ve belki o insanlara yönelik politika ve bakış açısı geliştirecek kişileri de ilgilendirir mi?

Gürol Irzık yukarıdaki cümlelerden bazılarını okurken yerinden zıplar ve tüyleri diken diken olur mu? ;-)

Aklıma gelen birkaç soruyu not edeyim dedim.
0
newman
Bilim felsefesi bilimciler aldirsin diye mi yapiliyor, bunu bilmiyorum. Ama aldirirlarsa yapanlarin memnun olacagini saniyorum :) Bilim uzerine cikarimlarda bulunmak baska, bu bilim, su bilim degil diye siniflandirmalar ve hele bunlarin baglayici gerceklermis gibi sunulmasi baska bir olay. O zaman denebilir ki, pratikteki bilim ile bilim felsefesindeki bilim terimine yuklenen anlam ayni sey degil. Tabii bilim feslsefesinde bu boyledir, su soyledir diye felsefe ile dogmalar arasindaki farki farkedemeyenlerin kestikleri ahkamlar da baska...
0
newman
Bu arada, ben gurol Irzik'tan Bilim Felsefesi dersi almistim yillar once: en keyif aldigim derslerden biriydi. Oldukca acik fikirli bir ortam olusturmustu ve "bilimin tanimi budur, iste o kadar!" diye kestirip atmamisti. fakat pozitivist bir slant de yok degildi, olsun... Alan Chalmers'in kucuk bir kitabi vardi" What's this thing called science" diye, ders kitabiydi. Ama ben en cok Popper'dan hazzetmistim o zamanlar. Finalde Kuhn'un "The Structure of scientific Revolutions" kitabi, bir de bilim ve degerler uzerine bir makalenin tamamindan sorumluyduk:cok isti, ama keyif aldim. Daha sonra o gazla bir genel felsefe dersi aldim, ama sevmedim. Ben Gurol Irzik'in felsefede pozitivist egilimleri oldugunu dusunuyorum (ozellikle Rudolph Carnap ile cok ilgileniyordu o siralar), ama uzman degilim. Bogazicinde analitik felsefeye yakin insanlar (tabii gurol Bey ustune bir de muhendis kokenli ;). dersten aklimda kalanlardan biri de su: Birgun ders arasinda quantum teorisinin bilim felsefesinde pekcok kisinin yerlesik yargilarini sarstigini, cunku deterministic sebep-sonuc iliskisini inkar ettigini soylemisti. dersi alanlardan zeki, ama kendini fazlaca sol ideolojilere kaptirmis bir cocugun nasil hararetle itiraz ettigini hatirliyorum. Gurol Bey neden/ diye sorunca da "cunku bu benim en temel dunya gorusumle celisiyor!" demisti. Dusundurucu, ama en azindan durust bir cevapti. Umarim boyleleri cok degildir ama... Kabul etmeyecekseniz en azindan gerekceniz objektif olmali. Ayrica Hilmi Yavuz yilda bir bir ders veryordu o zamanlar: bir yil rasyonalism, bir yil psikanaliz anlatiyordu. Ben aldigimda psikanaliz ve ona yapilan felsefi elestirileri anlatmisti. Cok hos gecmisti. Popper'in elestirileri pur metodolojikti, o yuzden beni tatmin etmedi. Althusser'in bilimsellik kriteri daha cok mevcut bilimsel bilgiyi anlasilir kilma, sebep-sonuc iliskilerini aydinlatma gibi birseydi, yani o destekliyordu. Ama en guzeli Sartre'in elestirileri idi: onunki dogrudan teorinin kendi icndeki celiskilere dairdi. Buyuk keyif almistim dogrusu.. Aah,ah, hatiralar canlandi... Tek icimde kalan, o siralar Wittgenstein'i okumak istiyordum, ama bir sekilde olmadi. Halen de okuyamadim: ama birgun yapacagim :)
0
sefalet
Ama ana yon, diger tum "bilim"lerde oldugu gibi, varligi anlamaya, kanunlarini kesfetmeye yoneliktir.
Bilim ve matemetiğin arasında en temel ayrımları farkında olmadığınız hissi uyanıyor bende. Buradaki "varlık" ne oluyor merak ettim.Bilimdeki "varlık" ile matematiğin "varlık" dünyası bir birinden önemli farklar arz eder.Matematikteki varlık, matematik kavramları ve nesneleridir.Bilim ise kendi çalışma sahasındaki somut nesneleri kendine varlık alanı olarak belirler.Yani bilimin varlık alanı evren ise matematiğin varlık alanı matematik nesnelerinden oluşan soyut bir alandır.Matematik, matematiğin kendine has bu nesneleri arasındaki ilişkileri bulmaya çalışır, görünür dünyanın neslerinin değil.Matematiğin gezegen sistemleri veya galaksiler arası çekim kuvvetini belirleme gibi bir derdi tasası yoktur.Bu iş bilimin amaçladığı bir konudur.Matematik bu gayede araç olarak kullanılır, ama bu matematiği bilim yapmaz.Saf matematik çalışmaları da bu kendine özgü alanın kendine özgü dünyasının bir imkanı sonucu vardır.Saf matematik bir kaç matematikçinin dil sürçmesi olmasa gerek.Bu demek değildir ki Saf Matematik çalışmaları hiç bir zaman uygulama imkanı bulmazlar, ama çıkış noktası veya ana gaye, bir fiziki olguyu açıklamak da değildir.

What is Pure Mathematics?

0
newman

Bilim ve matemetiğin arasında en temel ayrımları farkında olmadığınız hissi uyanıyor bende.


Buyuk konusmayayim, ama sanirim biliyorum. Fizik de, matematik de idealizasyonlar ile, modellerle calisir. sadece modelleri farklidir.


Matematik, matematiğin kendine has bu nesneleri arasındaki ilişkileri bulmaya çalışır, görünür dünyanın neslerinin değil.


O nesneler laf olsun diye uydurulmuyor. Neden olasi bircok "hayal mahsulu" yapi yerine secilen konular ve yon seciliyor sizce?


Bu iş bilimin amaçladığı bir konudur.Matematik bu gayede araç olarak kullanılır, ama bu matematiği bilim yapmaz.


Siz bana neden matematigi bilim saymadiginizi hala soylemediniz. Mesela kismi turevli denklemler kitabi acin bir tane, ve ele alinan problemlere, terminolojiye bakin. Veya bir fonksiyonel analiz kitabi acin, spektrumun tanimina bakin. Sonra da gidip spektrumun adi neden spektrum diye bakin bir yerden. En soyut matematik branslarinin bile fizik ve diger bilimlerle ne denli ic ice ve paralel bir gelisme icinde olduguna sasiracaksiniz. saf matematik de dahil, bilim degil diyenler sadece laf ebeligi yapiyorlar. Bilim deneyden ibaret degildir.

Bir ricam, muhabbetin selameti acisindan, ithamkar konusmayalim: "sunun farkinda degilsin, bunu boyle zannediyorsun"... ne siz deyin, ne ben diyeyim. Merak etmeyin, tum bu farklari biliyorum. Simdi benim sizden talebim, bilim taniminizi nereden aldiginiz, sonra da bunun evrensel veya buyuk cogunlukla kabul edilen tanim oldugunu neye dayanarak soylediginizi belirtmeniz. Bilimi boyle kesin kaliplara sokmayan, dene-yanil, tekrar dene-tekrar yanilda daha ote oldugunu goren bir dolu insan var. Ilk aklima gelen Kuhn. Ayrica bilim felsefesi kitaplarinin sadce fizikle mesgul olmasi, diger disiplinleri bilim olmaktan cikarmaz. Matematik de felsefeden cok daha diger bilimlere yakindir. Ayrica neden "What is Pure Mathematics" linkini verdiniz bana? Anlamadim, bir zahmet aciklayin lutfen.
0
sefalet
Fiziği neden örnek olarak kullandığımı başta belirttim.Adresi vermemi neden açıklamak durumundayım anlamadım ama bilmeyen öğrensin diye diyelim, bir de sizin matematikçiler estetik kaygılardan veya dillerinden kemik olmamasından yola çıkarak öyle laflar etmişlerdir sözlerine yönelik olarak verdim.Sadece bir kaç matematikçinin bir lafı değil ayrı çalışma sahası olarak görüldüğüne vurgu yapmak maksatlı.
0
newman
Pure Mathematics denen siniflandirma kabaca bir siniflandirma. Ama mesela Fonksiyonel Analiz bu alana sokulur genelde. Siz bunu "uygulamasi olmayan" matematik diye algiliyorsaniz fena halde yaniliyorsunuz. Metodu dogrudan fizik ve deney degil, ama bu alanlarla fizik arasinda son derece verimli ve iki yonlu bir etkilesim var. Ozellikle Barry Simon ve Michael Reed'in 4 ciltlik "Methods of mathematical Physics" kitabini tavsiye ederim. Adina bakmayin, bu kitap bogazina kadar fonksiyonel analiz ve fizik dolu. Bir baska alan, sizin bilimsel saymadiginiz String theory ile cebrik geometri ve topoloji arasindaki simbiyotik ilsiki. Veya quantum teorisi ile en soyut matematiksel alanlardan biri olan cebir/grup teori... Ben saymakla bitiremem. Metodlari deneysel olmayabilir, ama fizigin bu bilimlerin seyri uzerinde, fiziksel teorinin formulasyonunda da var olan matematik prensiplerin (ki bunlarin kainatin isleyisiyle ortustugu bilimin metafizigidir denebilir) buyuk etkisi var. Yani, bunlar olmasa bilim diye birsey olmazdi, modern bilim okken matematigin son geldigi noktanin antik yunan duzeyi oldugunu dusunurseniz cok daha genis ve kusatici, gercek uygulamayla da ortusen bir bilim kavramina ulasmak mumkun olur.
0
sefalet
"Bir baska alan, sizin bilimsel saymadiginiz String theory ile cebrik geometri ve topoloji arasindaki simbiyotik ilsiki."

İkinci kere tekrar söyleyeyim, ben sicim kuramı "bilimsel değildir" DEMEDİM.

Fiziksel matematik ayrı bir konu.Ben fiziksel sistemlerle ilgili matematiksel yaklaşımları baz alarak tartışmıyorum.Matematiği genel anlamında ve üretim yöntemleri düzeyinde kullanıyorum.Siz diyorsunuz ki bilim deneysiz de olur o yüzden matematik de deney bilimleri dışında bir bilimdir (ki bir yerde deneysiz bilim olmaz dediniz o da ayrı).Ben de diyorum ki bilim olması için deney gerekli değildir diyene rastlamadım hiç bir bilim tanımı çabası çalışmasında.
0
newman
Bilim bir buyuk butundur diyorum. Matematik de bunun parcasidir. yani kendimle celisen birsey soylemis degilim. Sadece bu butunun bir parcasi deneysel calismalardir, bir yonu ve parcasi da teorik calismalardir. matematik dogasi geregi teoriktir, ama onu bilimin disinda kilacak tarzda degil. Ben deneysiz bilim olur DEMIYORUM, bilimin tum yuzleri, tum metodlari, tum branslari deneysel degildir diyorum. Onlarin deney eksikligini diger branslar tamamlar, diger bilimlerin ihtiyaci olan teorik altyapi ve dile matematik onemli katkida bulunur. Ve bunu izole kalarak yapmazlar: bir buyuk bilimsel faaliyet butununun icersisinde karsilikli etkilesirler. Bilimi tanimlama sonucta betimleyici bir calisma olacaktir: bilim, bilim camiasinin faaliyeti ve urunudur (iyisi, kotusuyle; dogrusu, yanlisiyla: onemli olan basarili, asil --istisnalarla-- bir caba)... Matematigin genel anlami ile ne kasdettiginizi bilmiyorum: buyuk ihtimalle orada da ayni dusunmuyoruzdur, onemli degil. Uretim yontemleri hakkinda da acikcasi yeterli bilgiye sahip olmadiginizi goruyorum: sizin kafanizda izole ve amaci bilimsel olmayan bir disiplin sanki (benim izlenimim). hic oyle degil. Dedigim gibi, matematik ve deneysel bilimleri birbirinden ayiramazsiniz: biri olmasa oteki de olmazdi. Buna "saf" matematik de dahil, deneysel fizik te.

Son olarak: siz sicim kurami aslinda kuram degil demediniz mi? Ote yandan kuram duzeyinde olmayan sey bilim degildir de demediniz mi bana verdiginiz "tanim"da? Ben neyi kacirdim?
0
sefalet
"Son olarak: siz sicim kurami aslinda kuram degil demediniz mi? Ote yandan kuram duzeyinde olmayan sey bilim degildir de demediniz mi bana verdiginiz "tanim"da? Ben neyi kacirdim?"

Kuram değil dedim ama kuram düzeyinde olmayan şey bilim değildir gibisinden bir saçma laf etmedim.Sicim kuramı kuramdan çok "bilimsel varsayım" olarak nitelenebilir dedim.Kuram düzeyine erişmemiş bir "alan" bilim olarak nitelenemez dedim ki sicim kuramı ile alakası yok bu dediğimin.Hiç bir bilimsel alan yoktur ki kuram ve uygulama olmadan veya bunlardan biri olmadan "bilim" olarak nitelenemez.Sizin bilimi tanımlama, onu bir bütün olarak görme isteğiniz başka alanlara da uygulanabilir o zaman.Sizin tanımınıza göre de Felsefeyi bir bilim olarak görmek mümkün olur.Kapı açılır ve kimin içeri gireceği de belli olmaz.Alman çorbasına döner iş.
0
newman
Tamam, sizin alan-kuram ayrimi yaptiginizi anladim. Ama "kimin iceri girecegi belli olmaz" diye siz bilim tanimini ayarlarsaniz, ortada objektiflik diye birsey kalmaz. Kimin girdiginden bana ne? Akil, zaman, sagduyu, genel bilimsel bilgi, mantik kriterleri, mumkunse deney: birsekilde sahtekarlar dokulur.
Felsefenin bazi alanlari diger bilimsel olarak genel kabul goren disiplinlerle amac birligi tasiyor zaten: en onemlisi mantik... Benim icin onlara da bilim demenin hicbir mahzuru yok. Ama teorik veya teorik-deneysel olarak izah delillendirilmeden laf ola beri gele, kose yazisi tadinda seyler de felsefe adi altinda ileri suruluyor, onlara bilim demem ben: felsfeciler ona felsefe demek istiyorlarsa kendileri bilir (maalesef diyorlar ama...).

Neyse, benden bu kadar. Saygilar.
0
newman
Saf matematik bir kaç matematikçinin dil sürçmesi olmasa gerek.Bu demek değildir ki Saf Matematik çalışmaları hiç bir zaman uygulama imkanı bulmazlar, ama çıkış noktası veya ana gaye, bir fiziki olguyu açıklamak da değildir.
Saf matematik, uygulamali matematik o kadar kesin cizgilerle ayrilmiyor. Ayrica, ben matematik fizigin bir alt dalidir demedim, bilimdir dedim. Bilim=fizik degildir.
0
sefalet
İşi aslında matematik bir "pozitif bilim" değildir denilerek kestirip atmak mümkün.Pozitif değildir ama bilimdir dersiniz çıkarsınız işin içinden elinizde de yolunmuş bir bilim tanımı kalır.Bir şeylere illa bilim sıfatını takma gayreti de nerden çıkıyor anlamak zor.Siz bana fizik biliminin fiziki dünyada karşılığı olmayan bir kavramı ya da nesneyi konu edindiğini gösterebilirmisiniz.Gösteremezsiniz.Ama matematik için aynı şeyi söylemek zor.Matematik bilimden çok mantık ile dans eden bir alan.Daha yapay ve fiziki dünyada karşılığı olmayan kavram ve nesneler üretebilen bir alan.Böyle bir alan, olanı açıklama çabasındaki bilim sınıfına sokulamaz.Deney yapmadan da bilim yapılabilir demek, tüm bir bilim tarihini silmek anlamına geliyor.Ayrıca kapı açtığı fizik ötesi yaklaşımlara dolayısı ile her şeyin ve hiç bir şeyin bilim olmadığı bir ortam yaratarak bilimin sonunu getirme çabalarına da yağ sürmekten başka işe yaramaz diye düşünüyorum.

0
newman
Kusura bakmayin, ama siz ne matematigi ne fizigi bilmiyorsunuz demk zorundayim artik. uzgunum... Sanirim siz olaya ideolojik yaklasiyorsunuz: ozellikle son cumlenizden bunu anliyorum. Yaniliyor olabilirim, ama oyle dusunuyorum."Böyle bir alan, olanı açıklama çabasındaki bilim sınıfına sokulamaz." Sizin aklinizdaki bilim tanimina girmese de... Maalesef bilim iste! Burada kimsenin bilimin sonunu filan getirmeye calistigi yok. Newton'un kutle tanimini biliyorsunuzdur. Bu kavramin genel rolativitede yerini "matematiksel bir field" a biraktigini da... Bunlar dis dunyada olan kavramlar mi? Bunlar modeller. Hem fizik, hem matematik modellerle calisir. Yani ortada sizin sandiginiz gibi "matematiksel kavramlar" ve "fiziksel gerceklik" diye iki sey yok. Matematiksel model, fiziksel model, ve algiladigimiz ve kavramaya calistigimiz gerceklik, 3 sey var. Matematik mental modellerle ve kati lojik ile calisir. Mantigin iskembe malzemesi olmadigi ve tum bilimsel cabanin en temelinde oldugu malum. Fizik lojik kisitlamalari gevsetir, ama dis dunya ile dogrudan iliskiye girmeye calisir. Matematik ve algilarimizi kullanarak modeller uretir. Modelleri her ikisini de mumkun oldugunca kullanir. Sonucta ikisini de yapan ayni varli, insan oldugu icin, fizik matematikten, matematik fizikten etkilenir: her ikisi de ayni seyi, dissal ve bagimsiz gercekligi kavramay calisir. Deney olmadan bilim olmaz, ama bilim deneyden ibaret degildir: arada bir isbolumu vardir. Matematik, fizik, kimya, vs. hepsi modellerle calisir ve dis gercekligi (zihinsel olarak kavranan, algilarla kavranan, vs.) anlamay calisir. Siz isterseniz "aman bazilari bunu kullanir, ben sadece pozitivist filozoflarin bilim dedigine bilim diyeyim" diye dusunmekte serbestsiniz. Ben buna katilmiyorum: Bilimin sonunu asil bu getirir...
0
sefalet
Deney olmadan bilim olmaz, ama bilim deneyden ibaret degildir: arada bir isbolumu vardir.
Kendinizle çelişiyorsunuz.Bilimin deneyden ibaret olmadığını ben de biliyorum ve söylüyorum bayadır.Sizin de dediğiniz gibi bilim deneyden ibaret değidir ama deneysiz de bilim olmaz.Kimin neyi bilip neyi bilmediği konusunda kendi önerilerinize kulak asmanızı tavsiye ederim.
0
sefalet
Sözlerinizin o kadar çok eksik tarafı var ki neresinden tutmalı bilemiyorum.Matematik ve bilim gökten zembille indi filan zannediyorsunuz demem geliyor hatta diyorum.Bilimin felsefeden doğduğuna ilişkin görüş de herhalde size göre bir kaç delinin arada sırada ağzından kaçan bir şeydir.Bilimi doğuran ve geliştirenlerin aynı zamanda filozof kimlikleri ve bu kimlikleriyle yaklaştıkları teknik alanları nasıl bilim sıfatına yükselttikleri de koca bir hurafeden ibarettir herhal.Bu dünyadan Descartes gibi bilimin yöntemini yazmış bir adam geçmedi çünkü.Aristo'da kimmiş ya da matematik felsefesi yapan Pisagor.Bu adamlar matematik ve fizik alanında çalışmış ama aynı zamanda şans eseri ve nedendir bilinmez filozofturlar.David Hume'u da okumak gerek biraz ki bu bilim denen şey nerden kimler tarafından bu sıfatı kazanmış bilgimiz olsun.İnsanın düşünce tarihi maalesef biraz geniş o yüzden neyin ne olduğu gibisinden yargıları yapmak için öncelikle bolca bakılması gereken bir edebiyet var.

Bu arada hep kaynak isteyip, kaynaksız konuşmak olmaz.Siz de bana "kuram" tanımlarının sözlük dışında ciddi ciddi tartışıldığı ve herkesin başka tarifler ile çıktığı bir kaç kaynak gösterirseniz sevinirim.Bu kaynaklarda ayrıca tez, anti tez, varsayım, vs. gibi kavramlar da açıklanırsa daha bir mutlu olurum.Böylece öğrenmiş olurum bu üzerinde uzlaşılmamış konunun kimler tarafından tartışıldığını.
0
newman
Hicbir sey gokten zembille indi demiyorum. Bilim 16. - 17. yuzyilda kalmadi. ama anlasilan siz hala oradasiniz. Ben hala sizin kaynaklarinizi bekliyorum: bana neyin bilim, neyin bilim olmadigina dair taniminizi da vermediniz. Once bu tanimi aldiginiz kaynaklarin birkacini verin, ondan sonra devam edelim. Siz bana su bilim degil, bu bilim degil deyip duruyorsunuz. Ben bunun sebebini ogrenmek istiyorum. Ayrica eskiden bilimin adi tabii felsefe idi pekcok yerde. Benim 16. yuzyilin bilimi bilim degildi demiyorum. 20. yuzyildaki bilim felsefesinin bilim uzerinde, veya neyin bilim olup neyin olmadigi uzerinde hicbir yetkisi ve etkisi yoktur diyorum. Agzima soylemedigim sozleri tikmayi birakip kaynaklarinizi verin. Ayrica bilimde otoritey tapma yoktur. Aristo'nun bilimi ve mantigi degerlidir, sacma sapan astrolojik felsefesi degil. Pisagor'un degerli katkisi yaptigi geometridir. Irrasyonel sayilari kutsallastirmasi degil. Sapi samani karistirmayalim.
0
sefalet
Yazdıklarımı daha iyi okursanız hem istediğiniz tanımı hem de gerekli kaynaklara ilişkin bilgi verdiğimi anlamanız mümkün olur.Başlangıç için "metod üzerine konuşmalar" ve Auguste Comte'un "Pozitif Felsefe Dersleri" adlı yapıtına bakmanızı öneririm.Bilimin ne olduğu sorusu bilginin ne olduğu sorusu ile bağlantılı olduğundan sizi yormamak için Kant ve Kant sonrası bilgi felsefesi yapıtlarına bakılması da konuyu anlamak açısından yararlı olacaktır.

Bir özet geçersek; bilimin bilim olması için kuram düzeyine gelmiş olması ve bu düzeyi yansıtacak kavramsal birikime sahip olması gerekir.Ayrıca bahsi edilen bilim alanı olgusal zenginlik ve açıklama potansiyeli de taşımalıdır.Bir diğer ölçüt, bilimin "fiziki dünyaya" ilişkin bir açıklama getiriyor olmasıdır.Yani gökyüzünde yaşayan tanrılar ile ilgili olmamalı aksi takdirde ona bilim değil mitoloji demek doğru düşer.Bilim olarak adlandırılacak alanın gözlem ve deney dışında yöntem biliminin araçlarını kullanıyor olması ( ki bunların da çoğu FELSEFE tarafından ortaya atılmış ve sistemleştirilmiştir) gerekir.Mantık sistematiğinden tutun neden sonuç ilişkisine vs. kadar uzanan bir araç sepeti.

Kabanın kabası olarak yüzeysel bir bilim olma tanımı yazmaya çalıştım.Her ne kadar ben burada neyin bilim olduğuna tartışmaya çalışmasam da tartışma o noktaya çekildi.Eğer "kuram" tartışmasına yönelik çok çeşitli tartışmaların ve görüşlerin olduğuna dair sarf edilen iddialara kaynak gösterilirse memnun olacağım.

Ayrıca bir not olarak 20.yy'da neyin bilim olup olmadığı hiç tartışılmadı zannediyorsanız lütfen bir daha bir gözden geçirin yakın bilim tarihini.Ufak bir örnek olarak ruhbilim alanındaki şiddetli tartışmaları hatırlatırım.
0
newman

Ayrıca bir not olarak 20.yy'da neyin bilim olup olmadığı hiç tartışılmadı zannediyorsanız lütfen bir daha bir gözden geçirin yakın bilim tarihini.Ufak bir örnek olarak ruhbilim alanındaki şiddetli tartışmaları hatırlatırım.


Gercekten sabredeyim diyorum, ama... Ben halen konunun tartisilan yonleri var derken... bu yazdiklariniz metafizik ile fizigi ayirmaya yonelik. Modern anlamda tum bilimleri kapsamiyor. Mesela sosyal bilimleri... mesela matematigi...


Bir diğer ölçüt, bilimin "fiziki dünyaya" ilişkin bir açıklama getiriyor olmasıdır.


bu birtakim bilimleri kapsiyor, bazilarini kapsamiyor. Ben de size Kuhn'a bakmanizi oneriyorum: daha yakin ve sizin goruslerinize aykiri (aykiri kaynak istiyordunuz). Bana onerdiginiz Kant'in geometri hakkindaki goruslerini biliyor musunuz?

Ayrica siz neyin bilim oldugunu tartismaya calismadiginizi iddia etseniz de simdi, aslinda bu dogru degil. Cunku siz, kendinizce "kuram" olmayan seyleri bilimsel de kabul etmiyorsunuz. ote yandan bilim taniminiz, hic gormedigim bir tanim olmasa da, kabul ettigim veya evrensel kabul goren bir tanim degil. Farkli dusunenler oldugunu gormek icin, wiki deki mathematics ve fasifiability maddesine ve orada belirtilen kaynaklara bakin. Bir baska ornek, mesela louis Althusser (bu arada bu adam Marxist,ben degilim) bilimsel teorinin ne oldugu konusunda sizden cok farkli dusunuyor. Simdi ben onlarinki doru veya yanlis demiyorum. Ama konu dogmalastirilabilecek bir konu degil--neyin kuram oldugu konusunda: yoksa simdi de benim neyin metafizik neyin fizik oldugunu bilmedigimi soyleyeceksiniz diye korkuyorum. Bu arada, eger goruslerinizi "Metod uzerine konusmalar" ve Comte'a degil, aktif olarak bilim yapmis insanlara (ozellikle 20. yuzyilda) dayandirabilirseniz makbule gecer. Cunku beni onlar daha cok ilgilendiriyor, neyin "modern bilimin" sahasi icinde oldugu konusunda...
0
sefalet
Her yüzyıl bilimin tanımı yeniden yapılıyor size bakılırsa.Pek öyle değil bu işler.Ayrıca yanlış yorumlarda bulunuyorsunuz yazdıklarım hakkında.Hangi cümlemde " "kuram" olmayan seyleri bilimsel de kabul etmiyorsunuz." sözünüzü destekler bir taraf var, öğrenmek istiyorum.Viyana çevresi filozoflarına bakabilirsiniz hem 20.yy hem de her biri bir bilim dalında veya metamatikte ün yapmış kişiler.

Kuhn hakkında izninizle bilgim olduğunu söylemek isterim.Ve hangi getirdiği tanımın benim kabaca dillendirdiğim tanımlar ile çeliştiğini siz anlatırsanız memnun olurum çünkü ben çelişen bir taraf görmüyorum.Veya sizin bazı matematikçilere yaptığınız gibi şaçmalamış demekle mi yetinsem :)
0
newman
Iste bu cumle:


Bir özet geçersek; bilimin bilim olması için kuram düzeyine gelmiş olması ve bu düzeyi yansıtacak kavramsal birikime sahip olması gerekir.



Kuhn hakkında izninizle bilgim olduğunu söylemek isterim.Ve hangi getirdiği tanımın benim kabaca dillendirdiğim tanımlar ile çeliştiğini siz anlatırsanız memnun olurum çünkü ben çelişen bir taraf görmüyorum.Veya sizin bazı matematikçilere yaptığınız gibi şaçmalamış demekle mi yetinsem :)


Hicbirsey demenize gerek yok. Sadece konu uzerinde farkli dusunceler oldugunu da belirtmek istedim. Sizinle nerede farkli dustugunu size birakiyorum: tam alinti yapamam, cunku kitap yanimda degil. Siz kendiniz bakin merak ediyorsaniz halen... Her yuzyilda bilimin tanimi elbette evriliyor. 19. yuzyil fizikcileri sirf akillarina sigdiramadiklari icin boslukta transport fikrini, hicbir deneyle ne ispatlanabildigi, ne yanlislanabildigi halde "aether" fikrine saplanmislardi. Yeni yeni bilim lanlari aciliyor. Dolayisiyla dunku filozoflarin kriterleri yetersiz kaliyor. Bu onlarin ayibi degil: ama eger biz dunde cakili kalirsak,yeni bir otoriteye tapma kultu gelistirirsek bizim ayibimiz olur. Bazi matematikcilere sacmalamis demek de ayip degil: onlar da sacmalamasalardi :). Siz o makaleleri ve sozleri okusaniz, biraz da modern matematige dalsaniz (research duzeyinde ama, textbook seviyesinde degil) siz de oyle derdiniz eminim. Eee, herkes hata yapar. Tabii ben de :) Ama bilerek degil: yanlis birsey soyluyorsam bile samimiyim en azindan, affola...
0
sefalet
20.yy'da ortaya çıkmış kimi bilimlerin bilim mi olduğu sorusu halen devam etmekte, bazıları var ki bir yüzyılı daha görmeleri zor.Bunun yanında bilim iddiasında olan alanların en başında matematiğin gelmesi doğal çünkü sizin de belirttiğiniz gibi bilimle en içli dışlı olan alan da yine matematik.Bu yüzden bu tartışmayı yapmaya en hakkı olan alan belki ama bilim tanımının luzumsuz genişletilmesi (matematiğe bilim desek ne olur demesek ne olur farklı bir tarihsel gelişim mi olucak) kavram karmaşası ve gereksiz tartışmalarla vakit kaybedilmesine yol açar diyorum sadece.

Bunun yanında, verdiğiniz örnekler her yüzyıl ayrı bir bilim tanımı getiriliyor demek için uygun değil sanırım.Eter meselesi bilimin ne olduğu sorusu ile ilgili değildir.Ve yine Einstein'ın Kılasik fiziğin bazı kavramlarını ve yaklaşımlarını ortadan kaldırması da bilimin tanımının değiştiği şeklinde yorumlanamaz.Bilimin içeriği elbet değişecek ama bilimin bilim olarak tanımlamamıza yarayan ürettiği bilginin niteliği ve kullandığı yöntemler öyle her yüzyılda değişen şeyler değil.Dolayısı ile bilimin tanımı binlerce yılın emeği ve birikimi ile kurulabilmiş bir süreçtir.Bilim tanımı elbet dogma değildir detayda farklılıklar olabilir ama öz aynıdır.Ben kimsenin bilimde kuram yoktur ya da bilim kuramsız da olabilir dediğini duymadım aynı şekilde bilim gözlem ve deney yapmadan da olabilir diyene de rastlamadım.Tüm verdiğiniz örnekler dahil.
0
sefalet
Slashdot'da şöyle bir habere rastladım.Yapıştırayım dedim, kim neyin dedikodusunu yapıyor diye.
0
kobe08
benim o olsaydı bu olurdu gibi açıklamalarım yok ancak sadece son 10 yıla sığdırılmış böle bir olay daha fazla yerde duyurulmalı daha çok insanı kapsamalı.bize bu konunun içeriği o insanlar tarafından anlatılmalı.birşeyi bilmeden yorum açıklamak tehlikelidir.tabii başta medyamız ne demek istediğimi anlamışsınızdır..!
0
darkhunter
Hep böyle olur, belki de garip karşılamamak lazım. Bazıları "Tanrısal" parçacığı görmeyi umarken, tabi ki biz de "deney nedir?", "teori aynı zamanda kuram mıdır?", "bilim felsefesi ve tarihi açısından bir konsensus söz konusu mudur?" gibisinden bilim tarihi kürsülerinin, giriş derslerinde çözüme kavuşmuş pek çok konuyu tartışabiliriz :)
0
newman
Evet, hep boyle oluyor. Burada kimse "deney nedir?", "teori ayni zamanda kuram midir?" sorularini tartismadigi halde, birisi cikip meseleyi "hallediveriyor". Benim burada bazi calculus ogrencilerim vardi: sinavda veya odevde verilen soruyu cozmek yerine soruyu "hafifce degistirip" kusa ceviriyorlardi...

Uzun oldugu icin, ve informel oldugundan tutarsizliklar ve yanlis anlamalar da barindirabilecegini dusunerek, tekrar okuyun demeyecegim. Bu "bazilari aya, biz hala yaya" tadindaki inanilmaz katkinizdan dolayi da ne kadar tesekkur etsek azdir tabii :). Umarim siz "tanrisal" parcacigi gorursunuz, en azindan ruyanizda...
0
darkhunter
Buraya yazılanların informel olduğunu kabul ettiğinize göre tartışacak bir şeyim yok. Aslında benim de kastım formel bir algı yaratma çabasına...

Umarım burada yorumladığınız pek çok şeyin artık problem olmadığından haberdarsınızdır. Değilseniz de bir kaç üniversite de bulunan bilim tarihi kürsülerine gidin (bunlar genellikle felsefe ABD altında ikamet ederler, 18. yy'dan kalma ufak bir yanlış anlaşılma sonucunda), giriş derslerine katılın (bunu gerçekten olumlu anlamda söylüyorum).

Bu arada calculus öğrencilerinize dikkat edin, özellikle bahsi geçen alanda soruyu kuşa çevirebilmek için ya çok zeki öğrenci olmak ya da çok kötü soru soran öğretmen olmak gerekir :)
0
newman
Formel bir algi falan yaratma cabam sahsen yok. Bunu yanlis anlamissiniz maalesef. Burada yorumladigim seyle sizin yorumladigimi sandiginiz seyin ayni olduguna emin degilim. Bence de problem degil. Cunku tartistigimiz sey sadece bir isimlendirme, siniflandirma ve bu siniflandirmanin baglayici olup olmadig uzerineydi. yani cozume kavusturacak birsey zaten ortada yok. Kisisel gorus ayriligimiz vardi... Bilim tarihinin nerede ogrenilecegi hakkinda az cok bir fikrim var.


Bu arada calculus öğrencilerinize dikkat edin, özellikle bahsi geçen alanda soruyu kuşa çevirebilmek için ya çok zeki öğrenci olmak ya da çok kötü soru soran öğretmen olmak gerekir :)


Bunu yapan da sizin gibi dusundu saniyorum. "Cin" arkadaslarimiz eksik degil burada da... Evet, bu da bir ihtimal: "cin" olmak...
0
sefalet
Sizinki sağlıklı bir yaklaşım değil kanımca.Fazlamesai'de açılan bir konu ya da tartışmanın akademik olarak ya da başka türlü çözüme kavuşmamış olması mı gerekli?İnsanların çözümlerden bihaber olmaları yasak ya da ihtimal dışı bir durum mudur? Veya en bilindik zannedilen konularda bile insanlar çeşitli nedenler ile ayrı fikir yollarında bulunamazlar mı? Dahası bunları tartışamazlar mı? Tartışırlarsa boş iş mi yapmış olurlar?Bu tartışmaları izleyip "biz böyleyiz" demek artık kalıp haline gelmiş ve bir takıntının belirtisi değildir de nedir? Üstelik tartışma ile ilgili bir fikir de öne sürmeden.

0
Zebani
:) size katılıyorum. Yalnız bir çok başlık altında olduğu gibi başlıktan çok daha başka yerlere gittik. :)
0
newman
Benim icin hicbir mahzuru yok. Zaten belli olmustur herhalde ;)
0
sefalet
Meclis Komisyonu değiliz ki biz, başlıktan başka yerlere gitmeyeceğiz de napıcaz. :)
0
FZ
Yalnız bir çok başlık altında olduğu gibi başlıktan çok daha başka yerlere gittik. :)

Bunun ciddi bir sakıncası yok. Alt tarafı 60 küsur yorum olmuş, devede kulak bile değil. Birkaç hafta içinde birkaç bin yorum alan ve kendi içinde adacıklar oluşturan Usenet "thread"lerini gördükten sonra burada yazılan nedir ki, sadece birkaç kişi yazıyor ve az yazıyorlar diyorum. Üstelik başlıktaki konu "bilim" ile ilgili ve tartışmalar da bununla ilintili. Ha gün gelir bir başlık altında birkaç gün içinde 600 yorum olur, o zaman amma gevezelik ettik yahu deriz yoksa yani şu anda ben mevcut hareketliliği ve trafiği çok düşük bulduğumu belirteyim.
0
newman
Ben keske daha cok aykiri gorusler olsa da belki bilmedigimiz birseyleri ogrenmis, degisik bakis acilarini gormus olsak diyorum. Herturlu fikir, sahibi hakaret etmeye baslamadikca, inatla niyet okumaya calismak yerine seviyeli bir tartisma duzeyi tutturuldugu surece (ara sira sertlesebilir, o onemli degil) kabul edilebilir. Malum Turkcemizde "laf lafi acti" diye bir soyleyis var. Boyle informel bir ortamda biraz boyle oluyor. Basliktan disari cikmamiz yasaklaniyor olsaydi ev sahipleri tarafindan, sahsen benim icin bu sayfayi ziyaret etmenin hicbir tadi ve cekiciligi olmazdi :). Hem boylece zamanla birbirimizi tanimis (sanal olarak :) oluruz. Baktin ki "newman" nikli eleman birsey yazmis, direkt atlarsin, okumazsin olur biter ;)
0
newman
Hem boylece zamanla birbirimizi tanimis (sanal olarak :) oluruz. Baktin ki "newman" nikli eleman birsey yazmis, direkt atlarsin, okumazsin olur biter ;)
Aman yanlis anlama olmasin: sozum FZ'ye degil. Aslinda kimseye ozel olark yonelik degil. Begenmeyen nezaket gosterip ya gerekce soylesin, ya da ilgilenmeyip gecsin demek istiyorum.
0
Zebani
Eh öğreniyoruz bi'şeyler :).
0
Satanique
Elin gavuru ugraşıyor işte.
0
simor
Tanrısal parçacık da dedikleri Higgs bozonunu ararken bizim araştırmacılarımıza da başarılar dilemek gerek.

Umarım bu hızlandırıcılar bizim bilimsel gelişimimizi de hızlandırır.
0
FZ
Eski para ile 580.000.000.000.000 TL lira hayırlara vesile olur inşallah.
0
sezeryum
Eğer bahsedilen parçacıklar "Karanlık Madde" ya da "Beşinci Element" olarak bilinen madde ise; bu maddeye sahip olanların dünyayı topyekün yokedebilecek güce sahip olacağı aşikar.
0
sefalet
O dediğiniz bulundu zaten hatta hatıra olsun diye filmini bile yaptılar.Filmdeki kız için dünyayı yakacak çok tanıdığım var o konuda haklısınız.Bakınız.
0
sefalet
Bu arada yüzyıllın deneyinin sitesi iptal durumda.Dünya işini boşvermiş çalışanlar herhalde.Şu adreste ingilizce olmakla beraber parçacık hakkında kısa bir bilgi var.Bu arada hızlandırıcının higgs parçacığının ortaya çıkmasını sağlayacak gücü üretebilmesi kesin görünmüyor.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Büyük Düşünün: Video Konferans

cbc

Birbirinden coğrafik olarak uzak ofisleriniz var ve toplantı yapmak istiyorsunuz. Bilişim firmaları için en ucuz çözüm IRC ya da Jabber üzerinde bir odada toplanıp konuşmak olabilirken, kimi firmalarda video konferans ile sorun bir nebze çözülebiliyor. "Video Konferans" ve "Cisco" kelimelerini bir araya getirip, biraz büyük düşünün ve haberin devamına bakın. (Kopya çekmek yok!)

Bilim Haritası

RoR

Disiplinler arasında nasıl bir ilişki mevcut, yada ne oranda? Bu sorunun cevabı ilk olarak Amerikan Sandia Labaratuvarlarından, Mühendis Kevin Boyach, Richard Klavans ve Brad Paley tarafından bir yazılım ile incelenmiş.

ISS'in 2005 Yılı Son QSO'sunu TA3EL Ali Rıza Özsaran Yaptı!

parsifal

İzmir Şubesi Başkanı TA3EL Alirıza Özsaran, ISS Uluslararası Uzay İstasyonunun 2005 yılı son qso'sunu gerçekleştirdi. Amerikalı Astronot Bill Mc Arthur (NA1SS) ile yaptığı qso'da birbirlerinin yeni yılını kutladılar.
Kaynak: TRAC

Fare beyninde insan nöronları...

anonim

Araştırmacılar, 14 günlük fare ceninlerinin beyinlerine yaklaşık 100 bin insan cenini kök hücresi yerleştirdi. Fareler, beyinlerinde binde bir oranında insan hücresiyle dünyaya geldi. İnsan kök hücreleri, nakil işleminden iki ay sonra beynin değişik bölgelerinde yerlerini aldı. Bu insan nöronlarının, nakil işleminin üzerinden 18 aygeçtikten sonra da normal elektriksel faaliyete sahip olduğu belirlendi.

Göz Hareketlerinin Takibi ve Kaydedilmesi

FZ

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden H. Coşkun Gündüz'ün "Göz Hareketlerinin Takibi ve Kaydedilmesi" konulu makalesini FM camiası ile paylaşıyoruz. Yazının orjinal adresi burasıdır. Sondaki video linkinden ilginç görüntülere erişebilirsiniz ;-) Afiyet olsun...