MERNİS Projesinde Hayalkırıklığı

0
FZ
Herkese bir TC kimlik numarası verilmesini hedefleyen Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi'nde (MERNİS) kargaşa yaşandı. İçişleri Bakanlığı'nca verilen TC kimlik numarası ile Maliye Bakanlığı'nca verilen vergi kimlik numarası arasında yüzde 100 uyuşma sağlanması gerekirken, verilerin sadece yüzde 12'sinde uyuşma sağlanabildi.

Tek numara sisteminin, dünyanın en mükemmeli olacağını ifade eden İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü Aydoğdu, tam olarak uygulamaya geçildiğinde vatandaşların vergi, sosyal güvenlik, bankacılık işlemlerine tek numarayla ulaşılabileceğini söyledi. MERNİS projesi 1972'de gündeme geldi. Veri tabanı ise Kasım 2002'de oluşturulmaya başlanan proje için bugüne dek 50.000.000 $ harcandı.

Kaynak: Radikal

Görüşler

0
aRda_
Her iyi şeyin bir anda sanki bir sihir gibi olmasını tabii ki bekleyemezsin ama konuşulan bu kadar iddialı sözlerden sonra hüsranı eminim kimse beklemiyordur...
Ve unutulmaması gereken birşey daha var ki, bu numaralar kolaylık sağlayacağına boşa masraftan başka birşey değil.Neden mi?.Çünkü T.C. Numarası almınması bilgisayar ve internet sayesinde yapıldığından ortalama(kafan) %65'in de bilgisayar olmayan vatandaşlar bu numaraları edinmek için ya Nüfüs Müdürlüğü'ne gidip 5 Milyon TL yada çevresindeki herhangi bir internet cafeye gidip 500 Bin TL para ödemek zorunda!..
Hadi gittin o payayı boşu boşuna ödedin diyelim.
Resi kuruluşların hepsi bu numaranın mutlaka işlem yapılırken olması gerektiğini söylüyor...
Soruyorum: Eh madem TC Kimlik Numarası istiyorsun, neden birde muttarlıktan ayrıca Nüfüs Cüzdanı örneğini istiyorsun?!..
Halbuki sistem normal işlese de, resmi dairelerdeki bilgisayarlardan numarayı yazdığımda tak diye nüfüs örneğim karşına çıksaya...

Burası Türkiye demekten başka yapılacak bişey var mı acaba? :-(
0
FZ
Bir an aklıma şöyle bir şey geldi, masa lambamın tozunu alırken bir anda dumanlar ardından orta yaşlı, saç sakal birbirine karışmış bir amca çıkıyor. Anaa, Stallman mı acaba bu diye düşünürken başlıyor gürlemeye:

- Ey fani! Al sana 50.000.000$. Bu parayı sana veriyorum ama tek bir şartla paranın %99´unu Türkiye ve bilgi işlemin insanların hayatına yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi için harcayacaksın, aksi takdirde bir anda tüm parayı kaybedersin, gözüm üzerinde ona göre!

Diyor ve gidiyor.

Sahi, bu durumda siz olsanız ne yapardınız? Var mı aklınızda ciddi bir öneri? ;-) Yaratcılığınızı konuşturun bakalım (okullara Linux yüklü bilgisayar hibe ederdimin ötesinde bir şey bekliyorum :)
0
skoylu
Yahu bu MERNIS projesini kim yapıyordu ? METEKSAN demeyin sakın, öyleyse vay halimize :))

0
Challenger
Bilgiğim kadarıyla malesef METEKSAN.
0
FZ
Geçenlerde bir kaynakta - maalesef nerede olduğunu unuttum - Meteksan´ın başındaki amca acayip sinire kesmiş vaziyette röportaj sorularını cevaplıyor, sağa sola saydırıyordu, ``hakkımızda abuk sabuk iddiaları var, hiçbiri doğru değil, çok acayip sistem entegratörüyüz, manyak karmaşıklıkta ağlar, bilgi işlem sistemleri kurduk, bu işlere acayip para harcıyor, yatırım yapıyor, adam eğitiyoruz, oturdukları yerden konuşmasınlar, bilmeden fikir sahibi olmasınlar, Bilkent´in, vakfın, vs. bizi kayırdığı, bize ayrıcalık tanındığı iddiaları kuru iftiradır, vs. vs.´´ gibisinden.

Bir bilen Tükiye´deki kalantor bilgisayar şirketleri hakkında bir SSS hazırlasa da biz gençler de okusak, aydınlansak diyorum. Kim n´apıyor, n´apmıyor bir bilsek diyorum. ``The Devil´s FAQ of the Turkish Computer History´´ kıvamında :) GNU´ydu, Linux´tu adamların özel hayatlarına kadar abuk sabuk bir sürü detayı biliyor ya da kolayca öğrenebiliyoruz ama kendi ülkemizdeki, burnumuzdaki büyük bilgisayar firmalarının ne zaman, nerede, ne yaptığında bihaberiz, hayır yani bunları da Slashdot´tan öğrenecek halimiz yok ya! ;-)

Neyse, ben hastayım zaten, fikir benden, yaratıcılık ve gerisini getirme sizden ;-)
0
dfisek
Sürekli takip etmeyi düşünürsen genelde teknik açıdan çok yüzeysel olsa da bu tip haberleri BTnet çok sık geçiyor -- www.btnet.com.tr
0
robertosmix
Burada Mernis ve Meteksan hakkında yazdıklarımı hatırlıyorum da....
0
murat09
Bir şey soracağımda, buraya bu kadar yazıyoruz ediyoruz, MERNIS numarası kimlik bilgileriyle TUTMAYAN kaç kişi var?
600 tane sözleşmeli personelin kimlik bilgilerini SSK kayıtlarına geçmek için nvi.gov.tr den çıkartmıştık vakti zamanında, sistemin bazen yoğun olmasından kaynaklanan sunucu erişilememe hatasından başka bir önemli hata görmedik. Tabii, sorgulama yaparken ÇİÇEK yazmak yerine CICEK, cicek vs gibi nüfus bilgilerinde olmayan şeyleri yazmadıysak.
Tabi 50 milyon dolara belki daha iyi şeyler de yapılabilirdi, onu bilemem. Tartışacaksak devlet ihalelerinin İhale Kanunu'na açıkça aykırı bir şekilde
nasıl MS ürünlerine "yedirildiğini" tartışalım.
Evet???
"Yiğidi öldür ama hakkını yeme" Türk Atasözü
0
robertosmix
Bir çok kamu kurumundan ihale almış, proje geliştirmiş ve projeleri halen çalışmakta olan bir yazılımcı olarak şunları söyleyebilirim ki, kamu kurumlarının ihale standartları diye birşey yok. Teorik olarak var gibi görünsede, kurumun yöneticilerine bağlı bir grup oyuncaktan çok da farklı birşey değil. Bürokrasinin her türlü pisliği bugün maalesef kurumlarımızın kanını emmekte. Tabii Meteksan'ı burada kimse bana övmeye kalkmasın çünkü Meteksan bu konuda kesinlikle bir sembol. Meteksanın tek işinin Mernis olmadığını hepimiz biliyoruz. Örneğin size Milli Eğitim Bakanlığında yaptıkları rezaleti anlatayım isterseniz. Meteksan, Milli Eğitim Bakanlığının öğretmen atamalarına müracaat için açtığı bir ihaleyi aldı. Sanırım bedeli 1.5 milyon dolar gibi birşey. Tabii nasıl aldığını hatta açılan ihaledeki püf noktalarının bu ihaleyi zaten meteksanın alacağını nasıl gösterdiğini şimdi açıklamıyorum, çünkü o da başka bir konu. Herneyse, Meteksan yazılım geliştirme ve derleme için bunlara bir HP Server sattı (Komisyon kararı çıkartarak) . Tabii yazılım geliştirme ve derleme gibi bir olay için HP Server almak ne kadar komik bir durumdur o da ayrı bir konu. HP Server'ın fiyatı (monitör hariç) 500-600 bin dolar civarında. Sonra, buna ek bir de 300 bin dolara daha sonra bir de HP Monitör sattı. Daha bitmedi... 900 bin dolara, COMPAQ terminal client'lar sattı. Yaklaşık 200 tane. Tabii bu alım kararlarının da komisyondan çıktığını anlatmaya gerek bile duymuyorum. Aradan 2 yıl geçti ve halen ortada herhangi bir yazılım filan yok. Felsefe şu, kurumun komisyonunu ve çevresini elde edersek ve yazılım da bitmezse, ne kimse bize çekin gidin diyebilir ne de para kaynağımız kurumaz. Daha size buna benzer birsürü meteksan hikayesi anlatabilirim. Tabi burda Meteksanı suçlamıyorum, aynı yöntemlerle ben de birçok ihale aldım. Kurallar böyle, hakkıyla çalışıp kamu kurumlarını işler hale götürmeye çalışırsanız, kurum size kazandırmıyor. Ama işi dalavereye getirip, bürokrasinin açıklarından yararlanırsanız hem bürokratların saygısını topluyorsunuz hem de kazanıyorsunuz... Yalnız, son günlerdeki yeni çıkan ihale kanunları işe yarayacak gibi gözüküyor. O da ayrı bir konu.
0
malkocoglu
Bu yorumunuzu ilgi ile okudum. Bir eklemeyi, gelistirme ortami hakkinda yapmak isterim; Gelistirme, derleme vs. icin ayri makina kullanmak standart bir yontem... Butun programcilarin ortamlarini tek merkezden kontrol edebilmek, sonuc ortami ile gelistirme ortaminin tipatip ayni olabilmesi gibi yararlari var. Bu yuzden buyuk projelerde bu yaklasim ragbet gormektedir.

Saygilar,
0
robertosmix
CVS yada benzeri bir kod sunucusu ayrı bir konu.En basitinden 1000 satirlik bir uygulama icin 4 Xeon işlemcili 200 x 4 GB harddisk ve diğer ağbirimlerini içeren 2 adet server satın almaktan bahsediyorum. Ayrıca bu, uygulama derleme için alınıyor.. Dikkatinizi çekerim "derleme". İşletim sistemleri , Komuta Kontrol Yazılımları yada Uçak Simülasyonları gibi yazılım dünyasının en büyük örneklerinin bile (ki en aşşağı 1.000.000 satırdan oluşan yazılımlardır) derlenmek için böyle serverlara ihtiyaç duymadığı günümüzde (örneğin FreeBSD build için bana 486 bile yeterli olurken), bahsettiğim serverlardan almanın ne kadar anlamsız olduğu aşikardır sanırım.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Turkcell´in Yeni Reklam Kampanyası ve Shubuo´su

MultiServis

Geçen gün Turkcell´in yeni ürünü olan Shubuo hakkında bir şikayet sitesinde güzel bir yazıya rastladım. Günlerce ekranlarda büyük merak uyandırarak yayınlanan reklamların sonunda hep beraber Shubuo´nun ne olduğunu öğrendik. Reklamlar sonucunda karşılaştığım manzara bana Segway hüsranını hatırlattı.

Yasaklar kalktı mı?

anonim

Artık Türkiye'de site kapatmalar olağan duruma gelip bir haber değeri taşımadığından burada da gündeme gelmiyor. Yıllardır yasaklı olan Youtube'un yanısıra geçtiğimiz günlerde yasaklanan Lastfm ve Myspace'in yasakları Cumhuriyet gazetesi'nin bu haberine göre kalktı. Darısı Youtube ve diğer benzeri sitelerin başına diyorum.

Bilgisayar, Emek, Hakkını Aramak ve Organize Olmak Üstüne

FZ

Üyesi olduğum cember.net'in Bilişim / Internet forumunda üyelerden biri "ne olacak bu bilgi teknolojileri çalışanlarının hali, verilmeyen fazla mesaileri, sömürülmesi, organize olamamaları, baskı grubu oluşturamamaları, 'bilgisayarcı' diye ne idüğü belirsiz bir kategori altında karman çorman ilerleyen düzen..." konulu bir yazı yazınca ilginç bir tartışma başladı.

Başka türlü bir Kablonet hikayesi...

sundance

Bundan bir iki ay kadar önce Kablonet`in abone kullanıcı hızlarını sözleşmede yazdığı gibi 64/16`ya düşürmesinden dolayı bir sürü tepki yeralmıştı bu sayfalarda.

Bu yüzden mecburiyetten bile olsa Kablonet alırken kafamda bir soru işareti vardı. Hoş benim gibi devamlı Internet`de olan birisi için 24 saat 8K down`da gayet iyi bir hızdı ama, yine de tekrar indirirlerse diye düşünmekteydim.

Başvurusunu yaptıktan dört gün sonra Kablonet kurulup, anında online olunca ise Türk insanının ne kada nankör olduğunu bir kez daha gördüm. Hattın 64/16 olmaması bir yana 128K diye geçen DSL hattından bile daha hızlıydı. Fakat nedense zamanında ortalığı velveleye verenlerin bir tanesi bile bizleri bu gelişmeden haberdar etmeye zahmet etmemişti...

Fazlamesai.net'e Soralım: 50 km Otoyol Yapmamak !

anonim

Akşam gazetesinden İsmail Küçükkaya'nın buradaki köşe yazısına göre Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Türksat Genel Müdürü Osman Dur arasında son derece ilginç bir diyalog geçiyor...

Dur, Yıldırım’a, “Sayın Bakanım, şu cari açık problemini çözelim” diyor.