Çin işi Google!

0
anonim
Google her zaman iyi haberler verecek değil ya, bu Google haberi de sahip olduğu avantajları kamu zararına ama kendi bütçesi yarına kullanan Google ile ilgili.
Milliyet gazetesinin haberine göre dünyanın en hızlı büyüyen ve en kalabalık nüfusuna sahip Çin pazarına girebilmek için şirketler her yolu deniyor. Son olarak internet arama motoru Google, Çin pazarında pazar payını artırabilmek için özel bir servis kurdu. Çin hükümetinin isteği üzerine kurulan bu servis sayesinde Google kendisini sansürleyecek! Yapılan aramalarda Çin hükümetinin vereceği liste doğrultusunda her web sitesi gösterilmeyecek.

Demek ki neymiş; Açık koda destek vermek onun felsefesini özümsemek anlamına gelmiyormuş. Hadi yapabilen varsa protesto etmek için bundan sonra Google kullanmayacağım desin...

Görüşler

0
zahter
Protesto etmek icin kullanmamaya gerek yok ki... Tabi demek istediginiz _google kullanmamak zor_ ise haklisiniz.:)
0
anonim
Böyle bir şey olduğundan emin misiniz?

Haberin kaynağı olan sansursuz.com da bu sözcüklere kısıtların hangi adresteki portalda uygulandığı yazılmamış.

MSN'in

http://www.msn.com.cn/
http://beta.search.msn.com.cn/

Adreslerinde çince arama motorları var, bahsedilen demokrasi, insan hakları (democracy, human rights) gibi sözcükler üzerinde problemsiz arama yapılabiliyor.
0
darkhunter
Haber eski bir haber, sadece hatırlatmak amacıyla dipnot olarak verdim.

Konuyla ilgili bir referansta burada:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=155708

Gelen tepkiler üzerine anında bu hatadan döndüler diye hatırlıyorum . Tabi bu yeni hataların oluşmasını engellemiyor. Aslında ben buna hata olarak baktıklarına bile pek emin değilim (ufak ufak yokluyorlar). Mevcut tepkilerdenden sonra SAIL yatırımlarını çekti diye hatırlıyorum. Ayrıntısına bakmak lazım tabi...


0
anonim
Eğer bu uygulama geri çekildiyse ya da hiçbir zaman varolmadıysa böyle bir bilgiyi bu yorumun içeriğine de eklemek gerekir. Ben vermiş olduğunuz hiçbir linkte microsoft'un ya da başka bir kurumun şu sitesindeki şu arama motoruna girip şu şu şu sözcükleri yazdığınızda filtreleme yapılıyor gibi uygulanabilir bir bilgi göremedim. İddianızı destekleyecek somut hiçbir şey yok.
0
darkhunter
Valla bu benim iddiam değil. Uygulanabilirliğine gelince ne yazık ki çin de yaşamadığım için net bir şey söyleyemiyorum. Belki oradan bir proxy'ye bağlanıp bir de öyle denemek net bir sonuç verebilir.

Tekrar belirteyim iddia, benim iddiam değil. Google da SAIL ve MS yatırımının haberlerine bir göz atın bir çok yerli ve yabancı portal bu konuyla ilgili haber yapmış geçmişte. Aralarında güvendiğim kaynaklarda var... Ama söylediğiniz gibi geçmişe ait bir durum söz konusu, gerçellemek pek olası olmayabilir.
0
bm
Valla bu yazi ciktigi gun Reuters kaynakli bir haber de vardi, ama simdi aramadim. Su var simdi aklima geldi (reddit /. veya e-mail kaynakli hatirlamiyorum): http://blog.outer-court.com/censored/
0
anonim
İlginç bir şey keşfettim direkt olarak www.google.cn yazınca google.com.tr adresine yönlendirildim. Diğer taraftan google a Google.cn yazıp önbellekten sayfaya girmek istediğimde sayfaya ulaştım. Yani Google (veya çin hükümeti ) aslında Google.cn ye yabancıların ulaşmasını pek istemiyor gibi.

Şimdi silere iki bağlantı birincisi Google.cn de yaptığım arama, ikincisi Google ın Türkiyeden erişilebilen çince versiyonunda yaptığım arama. Bağlantı 1 Bağlantı 2

Yalnız bir üçüncü arama var ki Google.cn de yaptığım o biraz aklımı karıştırdı. Bağlantı 3
0
feran
http://www.ft.com/cms/s/fed23e1e-8f2a-11da-b430-0000779e2340.html
0
anonim
Habrin kaynağı sansursuz.com degil Miilyet gazetesi (26 ocak 2006). Orada google.cn diye bir adresden bahsediliyor ama bulamadım. Diğer taraftan çince google da şöyle bir arama yaptım. Sonuç olumlu göründü bana. Ama tabi yalnızca Çinden erişilebilen özel bir sansürlenmiş versiyonu da olabilir bizim bilmediğimiz.
0
bm
Ben haberin verilis sekliyle de ilgiliyim biraz. Bakin Google ifade ve haberlesme ozgurlugunu kisitlayan bir devletin kurallarina uydu diye degil, 'kamu zararina' ama 'kendi butcesi yararina' hareket etti diye elestiriliyor. Yani Cin devletinin kurallarini 'kamu yararina' bulsak problem olmayacak belki. Kalip/ezber olarak da olsa bu tip ozgurluklerin _faydaci yaklasimlardan bagimsiz olarak_ ululandigi ABD'de bu konuda cikan gurultu, buraya geldigi zaman aninda yerel kulture tercume oluyor. Bizde devletin boyle seylere karismasi ayip degildir, ancak karisirken kime ve neye karistigi konusunda tartisma yapilir. Bu konulara da o acidan bakiyoruz biraz galiba.

Bir deneyin bakalim, Telekom'u ozel (tercihan ABD'de kurulmus) sirket diye ve PKK'nin TV'sini de netten yayin yapan ve devletin bloklanmasini istedigi birsey olarak dusunun. O sirket bizim devlete direnirse 'iste cokuluslu sirketler kanunlarimizi dinlemiyor, tekrar ortaya cikti ki ABD bizim fenaligimizi istiyor' demeyecek kac kisi var?

'Ozgur yazilim felesefesini ozumsemek'ten kasit neyse, TR'de bunu becermis insanlar TCK 301'den acilan onlarca dava hakkinda ne dusunuyorlar merak ediyorum.

Herhangi birsey icin iyidir veya kotudur demiyorum ama bu konularda tepki verirken kendi durumumuzu ve hassasiyetlerimizi de dusunmekte fayda var.

0
anonim
Sansür, bir yerde özgürlüğü kısıtlıyorsa, internet hiçbir zaman özgür olmadı. Amerika'da google'dan "uçak kaçırma, bomba koyma, çocuk por"nosu, bomba yapımı, usame bin laden hepinizi öldürecek" tarzı birşeyler arattığınızda kapınızda cebindeki kimliği çıkarıp havalı bir şekilde sallayıp açıp "FBI" diye bağıran federal ajanlar görebilirsiniz. "E onlar güvenlik için" denilse Çin'in yasakladığı şeyler de bir anlamda güvenlik için algılanabilir. Ki yanlış bilmiyorsam yahoo'nun da böyle bir anlaşması var.
0
anonim
Yani Cin devletinin kurallarini 'kamu yararina' bulsak problem olmayacak belki. Kalip/ezber olarak da olsa bu tip ozgurluklerin _faydaci yaklasimlardan bagimsiz olarak_ ululandigi ABD'de bu konuda cikan gurultu, buraya geldigi zaman aninda yerel kulture tercume oluyor.


Muhakkaki her devletin kendine özgü hassasiyetleri vardır. Ancak bu görelilikle hareket edersek hiçbir yere varamayız sonuçta. İşte tam da bu sebepden dolayı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve benzeri yapılar var. Bunlar en azından günümüz dünyası için bazı referans noktaları oluşturuyorlar bize. Olaya bu açıdan bakmak gerektiği kanısındayım.

'Ozgur yazilim felesefesini ozumsemek'ten kasit neyse, TR'de bunu becermis insanlar TCK 301'den acilan onlarca dava hakkinda ne dusunuyorlar merak ediyorum.


Ben özgür yazılım ve açık kod kavramlarını birer program lisansı değil bir yaşam biçimi olarak algılıyorum. Buna destek verdiğini öne süren kişi ve kurumlarında bu düşünce sistemine uygun davranarak tutarlı olmaları gerektiğini düşünüyorum. TCK 301 ile ilgili görüşlerimin bir bölümünü daha önce blogumda açıklamıştım. İlgilenenler oraya yorum yazabilirler. Burada başlayacak bir 301 tartışmasının gereksiz yer ve zaman işgal edeceğini düşünüyorum.
0
bm
Ancak bu görelilikle hareket edersek hiçbir yere varamayız sonuçta. İşte tam da bu sebepden dolayı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve benzeri yapılar var. Bunlar en azından günümüz dünyası için bazı referans noktaları oluşturuyorlar bize. Olaya bu açıdan bakmak gerektiği kanısındayım.

Referans noktasi olusturma cabasinin urunu oldugu dogru ama bu isler oyle belgeyle olmuyor malesef. Ustelik bu tip belgelerin varligi, onlarin arkasindaki pazarlik ve/veya uzlasma herneyse onun kaynagi olmayan bizimki gibi toplumlarda bir de tepeden inme komite oyu ve imza ile 'verilmis' hak varmis gibi yapilmasina yol aciyor. Bu belki en iyi durum, daha guclu devletler ise islerine geldigi zaman 'bakin su devleti eline gecirmis olanlar su belgeye gore kotu kotu isler yapiyor o rejimi guc kullanarak degistirmeliyiz' kilifina siginabiliyorlar.

Cin'in durumunda isin dogrusu nedir bilmiyorum ben, ama filanca buyuk sirket o rejime sunu yapmasin denirken Irak'a uygulanan ambargo da insanin aklina geliyor. En nihayet o toplum o devletin o tarzina baski marifetiyle de olsa razi. Tienanmen'de ses cikartip bunu caniyla odeyenlerin de o zamanki beyanatindan hatirladigim kadariyla devletlerini ozgurlukcu bir yapiya kavusturmaktan ziyade kendi kafalarindaki (ama belki serbest secime ve cogunluk arzusuna dayali) bir duzenin dayatilmasindan yanaydilar. O memlekette benim ve [anladigim kadariyla] sizin bakisiniza gore bir kotuluk oldugu asikar, nasil duzelebilecegi ise bence acik degil.

Amerikalilarin sirketlerinin Cin devletiyle anlasmalari konusunda gurultu yapmalarini da anlamak bir derece mumkun cunku biraz daha mutlak tarafina yaklasmis ifade hurriyetinin -- bazen kalip olarak ezber biciminde de olsa -- toplumca kabul edildigi ve ululandigi bir yer orasi. Evernesel beyanname yuzunden degil, kendi inanclari yuzunden yapiyorlar o gurultuyu. Burada bu inanc ve toplumsal mutabakat yok, o yapilan gurultu burada bir olcude populer olan 'kamu yarari'/'ozel sirket cikari' eksenine cekiliyor. Hal bu olunca bu sefer tepkinin asil cikis noktasi olan ozgurlukculuk kayboluyor. Cinlinin cektigini farzettigimiz eziyetin sirtindan, cok da zorlanmadan Cinlinin cektigi eziyetin fikri temeli olarak bulabilecegimiz yaklasimi olumlu gosterecek devlet anlayisina atifta bulunulmasinda bir tezat var. Ben bunu farkettigim icin ses cikardim. Insan susturmada kamu yarari olabilecegi durumlar elbette var, ekonomik faaliyete engel olunmasinda da kamu yarari olabilecegi durumlar olabilir. Insan haklari evrensel beyannamesine atif yoktu orada, o belgeyi biraz bos ve havada buluyorum ben ama bu sekilde ses cikartmazdim olsaydi.

Ben özgür yazılım ve açık kod kavramlarını birer program lisansı değil bir yaşam biçimi olarak algılıyorum. Buna destek verdiğini öne süren kişi ve kurumlarında bu düşünce sistemine uygun davranarak tutarlı olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Bu ne demektir? Yani insan buna uyup uymadigini nasil anlar? RMS'ten hareket ediyorsaniz, o en azindan marijuana icin uyusturucu kullanmaya da devletin karismamasini istiyor mesela[1] Oyle seyler midir? Orada kamu yarari var midir bilemiyorum ama o konuda RMS'i tutarli buluyorum. Yine FSF ile alakali Gilmore, kendi devletini kimlik gosterme konusunda dava ediyor[2], ekonomik faaliyetlerin kayit altina alinmasina kersi cikiyor[3]. Onu da tutarli buluyorum. O isler de dahil mi? Oralara cekiyorsak isi hayat tarzi diyerek, bunlar 'kamu yarari' yaklasimina zit olabilen seyler.

Uzerinize gitmek icin yazmiyorum bunu, oyle gorunduyse ozur dilerim, ama 'benimsiyorum, ozumsuyorum' iddiasinda olmasam da bir nebze asina oldugum bir fikriyati icsellestirmenin faziletinden Turkiye gibi bir yerde bahsedilirken isin ucunun nereye varabileceginin acik olup olmadigini merak ediyorum.

Bloga baktim biraz, ayrilacagimiz cok nokta var, hic girmeyelim. FM'de konusmaya prensipte karsi olmadiginiz kismindan devam edelim vaktiniz/arzunuz varsa.

[1] http://www.stallman.org/#long-term [2] http://papersplease.org/gilmore/

[3] http://www.toad.com/gnu/cfp.talk.txt

0
anonim
Demokrasi, Özgürlük, Kamu Yararı Tartışmayı bu üç kavram üzerinden devam ettireceğim.

Tezler;

1- Kamu Yararı, toplumun çoğunluğunun demokratik biçimde aldığı kararla belirlenir mutlak hakimiyet kamunundur.

2- İstisnai haller haricinde ( Savaş, isyan vb. ) Kamu Yarına dahi olsa bu kararlar çoğulcu demokrasiyi zedeleyecek ve askıya alacak biçimde olamazlar. Yani çoğulcu demokrasi kamu yararından üstündür. Bunun amacı azınlık konumun da olanların da ileride demokratik yapıyı kullanarak çoğunluk durumuna geçmesine müsaade etmektir.

3- Özgürlük bireyin kendi hürriyet alanı içinde istediklerini yapabilme hakkıdır. Ancak bir kişinin hürriyet alanı diğer kişilerinki ile sınırlanabilir. Yani kişi diğer bireylerin hürriyet alanı içinde ise onların kısıtlamalarına saygı göstermek durumundadır. Bütün bireylerin ortak kullanımına açık olan alanlardaki özgürlükler, temel referans noktaları ( İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi vb. ) göz önünde bulundurularak kamu tarafından belirlenir.

Özel örneklere bakacak olursak; GPL i yazan kişi dahi olsa marihuana içmek ve Özgür yazılım felsefesi arasında bir bağ göremiyorum ben. Zaten RMS de sayfanın başında " This is the personal web site of Richard Stallman. The views expressed here are my personal views, not those of the Free Software Foundation or GNU Project. For information about them and their positions, see www.gnu.org." demiş. Ama yukaridaki kavramlar ışığında bu durumu değerlendirmek gerekirse, Ülkemizde uyuşturucu kullanmak suç değil satmak suç. Ancak bunu kamuya açık alanlarda yapmanız özendirici nitelik taşıyacağından müsaade edilmez. Ancak evinizde uyuşturucu kullanırsanız en kötü ihtimalle polis tarafından bunu nereden temin ettiğinizi öğrenmek üzere sorgulanırsınız ancak yargılanmaz ve hüküm giymezsiniz.

Gilmore'un söyledikleri ile de GPL arasında bir bağ kuramıyorum. Onun eleştirileri ; ki sadece eleştirmiş, alternatif çözümler önermemiş, ancak anarşi ütopyasında olabilecek çözümler içeriyor ki bu durum da yukarıdaki 3 kavramdan demokrasi ve kamu yararını yok ediyor.
0
bm
1'de ayriliyoruz. Mutlak hakimiyet kamunundur dendikten sonra bireysel hurriyet zaten ipotek altina ve 'verilen' hak haline geliyor bence. Pratigi birakin, prensipte dahi bunun soylenmesini hurriyetle alakalandiramiyorum. Benim uzmani oldugum bir alan degil bu gayet tabii, ama sade vatandas olarak urperiyorum boyle seyleri duyunca. O oyle olunca 2 ve 3 isaret etiginiz gibi ancak gudenlerin cogunluk degistikce degismesi imkani ve kurul karariyla hak verilmesine gidiyor benim acimdan. 1'de ayrilinca otekileri konusmaya gerek yok bence. Ama tekrar soyleyeyim uzman degilim.

Gilmore ve Stallman'in gorusleri suradan devreye giriyor, eger 'ozgur' yazilim 'hayat tarzi' olarak ozumsenecekse bunun ne menem birsey olabilecegi de ileri gelenlerin lisans harici goruslerine bakilarak anlasilabilir diye dusundum. Haklisiniz RMS bu benim sahsi gorsum diyor, ama herhalde bu ozumsemeye bir ornek olacaksa bats akla gelecek insanlardan biri o.

Gilmore'in o konusmasinda isaret ettigi ticari faaliyeti devlet otoritesinin menzilinden kriptografi ile cikartma ve huviyet konusunu ellemesini utopik bulmanizi anliyorum ama bunu biz sabahtan aksama kadar okumuslarin devletin herseye hakim olmasi gerektigini soyledikleri bir memlekette utopik buluyoruz. Oysa, bu akimlar ise bir bosluktan, yahut demokrat-merkeziyetci bir yapida sekillenmis bir toplumdan cikmiyor, bu insanlarin bazilari devletlerinin aslinda o prensipler uzerine kuruldugunu da savunuyorlar. Dogru veya yanlis, referans verdigim konusmada isaret edilen hususlar oranin yakin tarihteki ve simdiki idarecileri tarafindan reklami yapilirken ici bosaltilan temel ilkelerinin parcasi olarak goruluyor. O kadar da utopik degil bunlar herhalde 18. yuzyilda dusunulup kismen uygulanabildigine ve lafta dahi olsa kulturun icine girdigine gore yani (huvyet gosterme konusunda kazandiklari davalar var baktiysaniz). Iyi veya kotu demiyorum ben, ama gorebildigim bu. Bir icsellesme olacaksa bu akimlarin ciktigi memlekette bu islerle alakali adamlar baska ne yaparlar ne dusunurler bakmak yanlis olmaz herhalde diye de dusundum.

Sizin dediginizdan sunu mu anlamaliyim: FSF ile alakali insanlarin isaret ettigim fikirleri bu 'felsefe ozumsemek' ile kastedilen seyler degil. Hatta eger bu felsefeden sizin saydiginiz uc prensiple uyumlu olunmasi gerektigini cikartacaksak, Cygnus ve EFF'nin kurucularindan Gilmore buna karsi cikiyor. O halde, nasil oluyor anlamak acisindan, bu felsefeyi ozumsemis insanlarin bu ozumseme neticesinde benimsedikleri fikir veya hareket tarzina bir ornek vermenizi rica edebilir miyim?

0
anonim

1'de ayriliyoruz. Mutlak hakimiyet kamunundur dendikten sonra bireysel hurriyet zaten ipotek altina ve 'verilen' hak haline geliyor bence. Pratigi birakin, prensipte dahi bunun soylenmesini hurriyetle alakalandiramiyorum.


Buradaki meselenin özü şu; Eğer bir toplum içinde yaşıyor ve başka insanlarla sosyal etkileşime giriyorsanız belirli kurallar olmak zorunda. Bu bütün canlılar için böyle; Karınca sürüsünden, arı kovanına en ilkel kabileden en ileri uygarlık düzeyine ulaşmış topluma (gerçi bunu nasıl ölçeriz bilemiyorum ama... ) bütün sosyal yapılar belirli kurallar üzerine kurulmuştur. Sizin bakış açınızla tamamen özgür olabileceğiniz tek yer kendinizi toplumdan tamamen soyutlayacağınız bir ıssız ada olur. Ama orada da yaşamak için sizin koymadığınız bazı doğal kurallara uymak zorunda kalırsınız.

Bu sebepten dolayı 1. maddeyi red etmeniz, yerine sosyal toplum içinde uygulanabilecek alternatif bir model getirmediğiniz sürece anlamsız kalır.

Genel olarak, herkesin çeşitli görüşleri vardır. Bazılarını kabul ettiğimiz için bunların hepsini kabul etmemiz gerekmez ( RMS örneğinde olduğu gibi ) . Bu durum bir tutarsızlık değildir. Özel olarak Gilmore'un görüşlerini ütopik bulmama gelince; Özellikle ekonomi kayıt altına alınmazsa bir devletin nasıl ayakta duracağını merak ediyorum. Her kamu kurumunun önüne bir bağış kutusu mu koymalıyız ? Eğer denirseki devlet gibi düzenleyici bir yapıya ihtiyaç yoktur o zaman bu anarşi düzenin savunulmasıdır ki, dünya tarihinde ( bildiğim kadarıyla ) başarılı olmuş bir örneği yok.

O halde, nasil oluyor anlamak acisindan, bu felsefeyi ozumsemis insanlarin bu ozumseme neticesinde benimsedikleri fikir veya hareket tarzina bir ornek vermenizi rica edebilir miyim?


Ben bu bakımdan Linus Torvalds'a daha yakın hissediyorum kendimi. Onun yaşam tarzını şu diyalog ile örnekleyebiliriz.

LinuxFocus : Lütfen basit ve yüzeysel bir karşılaştırma yapmama izin verin. Siz, henüz bir çocukken büyük bir başarıyla işletim sistemi geliştiren Bill GATES'e benziyosunuz. Aslında, Gates gerçekten OS'i kendi başına geliştirmedi, ama karşılaştırma için bana izin verin;). Çok büyük bir popülarite kazandınız ve "The Uniform Award" ya da küçük araştırmacıların esinlendiği örnek olarak anılan 1997 yılında "Nokia Foundation" gibi birçok ödül kazandınız. Şimdi Gates, yıllar geçti ve Microsoft'un kurucusu olan Paul Allen ile beraber o delikanlıdan çok uzaklarda, aşırı zengin ve 63 milyon$'a mal olan Seattle'da Washington Gölünün yanında oturuyor. Siz kendinizi, karınız Toe ve kızınız Patricia'yı böyle bir evin içinde görebiliyor musunuz?

Linus: Bu kadar çok parayı nereden bulacağımı bilmiyorum ama kesinlikle böyle bir evde oturmayı hayal ederdim. Muhtemelen gayet de zevk alırdım ;)
Ama karşılaştırmanın gerçekten geçerli olduğunu düşünmüyorum. Bill GATES gerçekten teknoloji uzmanı olmaktan çok iş adamı gibi gözüküyor, ama ben Linux'u teknik terimler içinde düşünmeyi, para anlamıda düşünmekten çok tercih ediyorum. Bill'in kazandığı kadar kazanamayacağımın belli olduğu gibi...



Ben bu tarz bir hayattan bahsediyorum. Linus bugün için Linux markasının sahibidir. Satışından hatırı sayılır miktarda kazanacağından şüphe yoktur, ama satmamaktadır. Veya herhangi bir ticari dağıtıma ortak olabilir veya kendi markasını oluşturup milyonlar kazanabilir muhtemelen, ama o OSDL için çalışmayı tercih etmektedir. Umarım örneklemek istediğim yaşam tarzını anlatabilmişimdir.
0
bm
Hay Allah, aklinizdakinin Linus oldugunu bilseydim hic buraya gelmeyecekti bu is! Anladim onu, tesekkurler. Linus'un mal varligini kucumsememek lazim tabii, Gates'inkiyle kiyaslanmaz ama bir lokma bir hirka da degil. RedHat, VA gibi sirketler halka acildiklarinda cekirdege katkida bulunanlara bir miktar hisse de vermislerdi yanlis hatirlamiyorsam, $100-200 degildir bu buyuk ihtimalle.

Neyse ben kendi tarafimi toplamaya calisayim yine de.

Eğer bir toplum içinde yaşıyor ve başka insanlarla sosyal etkileşime giriyorsanız belirli kurallar olmak zorunda.

Gayet tabii, ama etkilestiginiz insanlarla karsilikli rizaya dayali ve cok buyuk olcude gonullu uygulanan belki bir kisminin ismi dahi konmamis kurallar bunlar. Mutlak hakim kamudur derken, insanlarin etkilesimine bakip burada kurallar oldugunu gorebiliriz tipi aciklayici birsey mi kastetmistiniz? Ayni sekilde mutlak hakim fizik ve biyoloji tabii.

Sizin bakış açınızla tamamen özgür olabileceğiniz tek yer kendinizi toplumdan tamamen soyutlayacağınız bir ıssız ada olur.

Benim boyle bir sahsi bakis acim yok. 'Kamunun hakimiyeti mutlaktir' demenin alternatifi 'diger insanlarin hicbir arzunu yerine getirmeden de onlarla isbirligi yapilir' demek degil ki? En basitinden burada iki kisi bilgi alisverisi yapiyoruz, birbirimizden bekledigimiz ve olmazsa sohbete devam etmeyecegimiz bir suru sey var (nezaket, terbiye, hatta ikimizin de bildigi bir dile yazisma) bunlar kural olarak olarak gorulebilse dahi 'mutlak' bir hakimin dayattigi kurallar degil. Bunu 'kamu' izin verdigi icin de yapmiyoruz, kamu filan yok burada, site sahipleri bireyler olarak gelin burada konusabilirsiniz, hatta gelip burada konusmaniz icin buraya zaman harcayip haber gececegiz editorluk yapacagiz demisler, biz de aa iyi bizim yazdiklarimiza da karismayacaksaniz kullaniriz demisiz. Ben bu iste nighwalker, FM sahip/adminleri ve bm'yi goruyorum. Bu Baglamda 'mutlak hakim' kamuyu is basinda gormekten de sunu anliyorum: birisi gelir 'zararli' seyler konustugumuz icin burayi kapatir, adminleri siddetle veya hurriyet kisitlamasi ile korkutur ismimizi alir ve bizi bulup cezalandirir. (Ozellkle konunun icinde Cin oldugu, eletirilen o mutlak hakime biat eden bir servis oldugu icin bu ornek aklima geldi.)

Bu sebepten dolayı 1. maddeyi red etmeniz, yerine sosyal toplum içinde uygulanabilecek alternatif bir model getirmediğiniz sürece anlamsız kalır.

Ben bu cikarimi dogru bulmuyorum. En az iki sebepten dolayi bulmuyorum, ilki icin soyle soyle bir ornek vereyim karmasik bir bilancoya bakarken yahu burada bir artimetik hatasi var bak 2+2=5 yazilmis bu yanlis diyene 'bu dediginin manasi olmasi icin senin bu bilancoyu bastan yapman lazim' demek gibi. Ben devlet idaresine talip degilim ki, soylenen idare prensiplerinde begenmedigim yerini soyluyorum sadece.

Ikincisi sebep ise bu durumda zaten o prensibe getirilen alternatifin asikar olmasi. Kamu mutlak hakimdirden harekete baslamak yerine bir alternatif olarak sosyal etkilesimde bireysel riza temeldir diger guclerin siddete dayali mudahalesi istisnadir denebilecegi ortada zaten. Komusumun gelip beni oldurmemesinin sebebi mutlak hakimin (dinden bahsetmiyoruz) bunu engellemesi degil, boyle birseyi yapmayi yanlis bulmasi mesela. Evet aciklamaya kalkarsak bir kural var insanlar birbirlerini oldurmuyorlar, ama bunda bir hakim gucun dayatmasi ve/veya caydiriciligindan evvel _bunu yapmayi istememeleri_ yatiyor.

Özel olarak Gilmore'un görüşlerini ütopik bulmama gelince; Özellikle ekonomi kayıt altına alınmazsa bir devletin nasıl ayakta duracağını merak ediyorum.

Gilmore cok baska sartlari ve tarihi olan bir memlekette bunu dusunuyor. Iki tarafi okyanus, kuzey komsusu nufus itibariyle dehdit olusturabilecek, guney komsusu ise gelismislik seviyesi acisindan tehdit olabilecek durumda degil. O devletin kuruculari devamli silah altinda tutulan ordulari bile tehlikeli bulmuslar. O gelenek buradakindan farkli. Devlet nasil ayakta duracak sorusunun cevabi zaten tepemize dikilen bu dev bu sekliyle ayakta durmasin olabiliyor. Turkiye'de bunu duydugumuz zaman kanimiz donuyor cunku bizim hem tarihimiz hem cografyamiz degisik. Ben Linus yerine FSF (ve baglam nette ozgurluk oldugu icin) EFF gibi kurumlari dusunmustum, o yuzden 'bir dakika cok farkli bir toplunda bunlar cikiyor' demeye calistim.

Ben Gilmore degilim kendi cevabi ne olur bilemem ama sunu soyleyeyim devletin finansmani icin icin ille de her ekonomik hareketten haberi olmalidir dusuncesi vergilendirmenin gelir uzerinden yapildigi durumlarda gecerli. Gayri-menkul uzerinden, veya sadece belli kalemler uzerinden alinan vergiler de olabildigi gibi devletin arazilerinin satilmasi/kiralanmasi vs. yontemler de olabiliyor. (mesela orada devlet okulu diyebilecegimiz seyler merkezi devlete degil yerel idareye baglidir ve emlak vergisi ile fonlanir). Orada olmus bunlar zaten, gelir vergisi icin 1913'te anayasayi degistirinceye kadar bir iki uygulanilamayan kanun haricinde karismamislar. 'Odeme' gibi insanlarin gozune sokulacak birseyin yerine 'kesinti' hatta 'gorunmeyen kesinti' gibi halki gelirinin ne kadarinin alindigini bilemez hale getiren mekanizmalar ise II Dunya Savasi masraflari vesilesiyle cikmis. Bunun biraz tarafli bir tarihi oranin federal devletinin hazine bakanligi sitesinde var[1] bakarsaniz buyuk olcude savaslarin vesile edilerek vergilendirmenin cesitlendirildigini ve arttirildigini tema olarak gorebilirsiniz. O tarihe baktiginiza, savaslarin dahi bizim milli kurtulus savasimiz gibi olmadigini, isgal bilmediklerini, uzak yerlere bulasip durduklarini ve bunu yaparken vergi arttirip/cesitlendirip baris olunca eski hale degil onun biraz ustunde bir vergilendirmeye donduklerini goreceksiniz. Gilmore gibilerin tepkisi 'devlet onderlik eder' 'devlet ogretir' 'devlet yonetir' 'memleketi kurtarmanin yolu devleti iyi ellere teslim etmektir' gibi soylemlerin makul oldugu bir toplum ve tarih arkaplanindan cikmiyor. 'Biz isimize bakarken gitti savas cikartti veya uzaktakine dahil oldu bizi de vergilendirdi' seklinde ifade edilebilecek bir arkaplandan cikiyor.

Gilmore'un konusmasi baglaminda bir paragraf buldum orada, geceyim:

Prior to the enactment of the income tax, most citizens were able to pursue their private economic affairs without the direct knowledge of the government. Individuals earned their wages, businesses earned their profits, and wealth was accumulated and dispensed with little or no interaction with government entities. The income tax fundamentally changed this relationship, giving the government the right and the need to know about all manner of an individual or business' economic life. Congress recognized the inherent invasiveness of the income tax into the taxpayer's personal affairs and so in 1916 it provided citizens with some degree of protection by requiring that information from tax returns be kept confidential.

Nasil devletperest bir yaklasim oldugunu goruyor musunuz? 'Buyuk agabey ketumdur, bu sizi bir nebze rahatlatmali' deniyor!

Her kamu kurumunun önüne bir bağış kutusu mu koymalıyız?

Hayir, nicin ya "su anda Turkiye'de dogru kabul edilen sey" ya "olamayacak gibi gelen sey" arasinda oluyor hep bu secim? Alinan hizmetin parasinin verilmesi gibi bir yol da var. Devletin vermesinin elzem oldugu varsayilan hizmetlerin isaret ettiginiz gibi kanun zoru ve devlet kurulusu isin icine girmeden toplumsal sorumluluk addetikleri isleri yapan insanlar tarafindan kismen fonlanmasi yolu da var. Belki bunlar oralar icin daha uygulanabilir tabii. Yukarida da izah etmeye calistigim gibi buraya gelis sebebimiz bir ABD sirketinin, Cin'de calisabilmek icin razi oldugu hareket tarzina yine buyuk olcude ABD kaynakli tepkileri burada tercume edip benimsememiz. Bu tepki yerli bir tepki degil, zaten soylemeye calistigim gibi tercumesi bizim perspektiften 'kamu yarari' diyor 'ferdi hurriyet' degil. Tepkinin asil kaynagi ise birseysel ozgurlugun -- tekrar isaret edeyim kalip olarak da olsa -- ululandigi kultur/duzen.

Eğer denirseki devlet gibi düzenleyici bir yapıya ihtiyaç yoktur o zaman bu anarşi düzenin savunulmasıdır ki, dünya tarihinde ( bildiğim kadarıyla ) başarılı olmuş bir örneği yok.

Hayir yok, ama baslangic noktanizin o tezat olmasi gerekmiyor. Nasil duzenleyici, ne yapiyor, ne boy, neye karisabiliyor gibi binlerce soru var arada.

[1] http://www.ustreas.gov/education/fact-sheets/taxes/ustax.html

0
bm
Bu da bu konuyla ilgili: http://yro.slashdot.org/yro/06/01/31/217237.shtml
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Python'un Yaratıcısı Google'a Geçti

FZ

Jeremy Jones'tan aldığımız bir habere göre, Python'un yaratıcısı ve fikir önderi yazılım uzmanı Guido van Rossum da artık bir Google çalışanı. Konu ile ilgili olarak ilgili comp.lang.python tartışmasına bakılabilir.

Gülümseyin Google Maps'desiniz :)

sundance

Hayır öyle Minority Report'taki gibi her geçtiğiniz yerde iz bırakıyor filan değilsiniz. Ama neme lazım, belki Google Maps'e çıkarsınız. Hem de uygunsuz bir durumda :)

Google'la eğlenmenin 55 yolu!

larweda

Internet'teki google ve arama motorları hakkında başarılı bloglardan biri olan Google Blogoscoped'un yazarı Philipp Lenssen'in yazdığı Creative Commons'la lisanslanmış "55 Ways to Have Fun With Google" adlı kitabı, kitap için yapılmış www.55fun.com sitesinden indirilmeye sunulmuş (Sadece ingilizce indirilebiliyor). Kitap her ne kadar kimilerine gereksiz ve anlamsız gelecek bilgiler toplamı olsa da, gerçekten eğlenceli detaylar barındırıyor. Göz atabilirsiniz.

Google Code Jam'05 Sonuçları Açıklandı!

Ragnor

Evet kazananlar belli oldu. Birinciye verilecek olan 10.000$'lık ödülü Polonya'dan, Varşova Üniversitesi'nden Mark Cygan kazandı. İkinci Hollanda'dan, Twente Üniversitesi'nden Erik-Jan Krijgsman, üçüncü ise Moskova Eyalet Üniversitesi'nden Pyotr Mitritchew.

İlgili habere ulaşmak için buraya ve Google Code Jam'05 hakkında daha fazla bilgi almak için ise buraya bakabilirsiniz.

WhatsApp, Signal, BlackBerry Messenger ve Diğerleri: Hangisini Kullanmalı? Neden? #1

Zakkum

İnternetin her geçen gün daha fazla hayatımızın içine girmesi güvenlik konusunu daha sık ve geniş ölçekte tartışılır hale getirdi. Özellikle son yıllarda internet üzerinden gerçekleşen ifşa hareketleri (Wikileaks, Snowden, Panama Belgeleri vs.) konuyu haliyle daha da alevlendirdi. Bugün artık herhangi bir şüpheye yer bırakmadan biliyoruz ki kullandığımız internet artık bir kitlesel gözetleme...