Başarılı bir açık kod programcısının maddi durumu

0
FZ
"I didn't have the money to buy a new laptop"
Yukarıdaki cümle genç bir çocuğa ait değil. Yukarıdaki cümle genç bir üniversite öğrencisine de ait değil. Yukarıdaki cümle sıradan bir programcıya ait değil. Yukarıdaki cümle başarısız ya da meşhur olmayan bir programcıya da ait değil.

Cümle, yaklaşık 15 yıl önce Perl programlama dilini yaratan karizmatik programcı ve dilbilimci Larry Wall´a ait. Bu programcının geliştirdiği Perl programlama dili sözlük hazırlama esnasında yine bu programlama dilinden faydalanan Oxford resmi İngilizce sözlüğe girdi. Onbinlerce sistem yönetim yazılımında kullanıldı. Yüzbinlerce web sitesi Perl kullanarak iş güç yaptı ve yapmaya devam ediyor. Perl son zamanlarda moleküler biyoloji alanında veri işleme için de kullanılıyor. Söz konusu adam işte bu dili geliştirmiş ve Linus Torvalds henüz lisede okurken insanlık kültürüne armağan etmiş olan adam. Bu adam şimdi yeni bir efsaneye, Perl 6´ya imza atmaya çalışıyor. Geliştirdiği Perl açık kodlu, karşılığında 5 kuruş istenmiyor ve aklınıza gelen hemen her işletim sisteminde çalışıyor. Böyle bir adamdan bahsediyoruz yani.

Bu adam, yeni bir dizüstü bilgisayar alacak kadar parası olmadığını söylüyor.

Şaşırdım mı? Evet. Şaşırdım mı? Hayır.

Larry Wall, efsanevi State of The Onion sunularının sonuncusunda, 4. sayfada bu yazının açılış cümlesini sarf ediyor.

Ne dersiniz? Sizce bu adam zor durumda mı? ;-)

Hani gündemdeki popüler konulardandır, "ya hoca biz şimdi bu kodları açarsak aç kalmaz mıyız yaa?" falan denir. Bunu diyenler muhtemelen Larry Wall kadar çok ve kaliteli kod üretmemişlerdir. Acaba diyorum şimdi Larry Wall gerçekten de acınası durumda mı? Başka bir perspektif: Daha çok kazanmak varken neden daha az kazanalım? Sahi, Larry Wall, bir dönem NASA için çalışmak dururken acaba daha bol paralı bir işe mi girseydi? Aklıma Once Upon A Time In China filmindeki bir sahne geliyor. Yağmurlu bir ortamda canını dişine takarak gösteri yapan ve sonra yere atılan paraları toplayan bir kung-fu, demir gömlek ustası. Bir süre sonra aynı usta çetin bir kavgada kılıçlı bir adamı silah kullanmadan yendikten sonra bir genç yanına gelip "usta bana da öğret, zor durumdayım, bana saldırıyorlar, artık para bile kazanamıyorum," der. Usta önce biraz ilerideki lokantadaki lezzetli yemeklere yutkunarak bakar, acı acı gülümseyip cevap verir: "Kung-fu ustası olsan ne olur ki, ben de pek para kazanamıyorum".

Sanırım en temel kavramların yeniden düşünülmeye ve irdelenmeye ihtiyacı var; sanırım felsefeye keyfi yerinde, sadece entelektüel olarak huzursuz olan insanların değil asıl ciddi anlamda zor durumda olan insanların ve belki de en çok gençlerin ihtiyacı var. Sanırım büyük adamlar küçük adamların bazı temel kavramları yeniden düşünmelerini istemiyor. Sanırım bu isteklerini gerçekleştirmeleri sahip oldukları muhteşem güce rağmen yine de kolay olmayacak. Ne dersiniz? Şimdi biz bu kodları kapayıp da mı saklasak yoksa açıp da mı saklasak? ;-)

Görüşler

0
SHiBuMi
Bu yazıyı okuduktan sonra, aklıma "peki neden işlevleri çok benzer PHP'yi geliştirenlerin durumu bundan çok daha farklı" sorusu geliyor. PHP'yi çok uzun süreden beri takip ediyorum, mutlaka Perl ile kıyaslayıp Perl'ün daha üstün olduğunu vs. iddia edenler olacaktır, ama ortada bir gerçek var ki, PHP, Perl ile ortaklaşa varoldukları birçok alanda kendi üstünlüğünü kabul ettirmiş durumda. Geliştiricilerine bakarsanız hallerinden memnunlar ve ilk günkü disiplinleriyle yeni sürümleri geliştirmeye devam ediyorlar. Kullanım kılavuzunu aynı kaliteyle sürdürüyorlar.

PHP camiası, Perl'ün yapmayı başaramadığı neyi yaptı ? Bence ilk ve en üst sıradaki cevap: Kurumsallaştı. Zend adı altında şirketleştiler, kendilerine maddi kaynak yaratacak projeler ürettiler. Önce IDE yarattılar, ardından debugger ve encoder çıkarttılar. Topluluk'un faydasına olacak işler yaparken, kendi maddi tabanlarını da geliştirmeyi ihmal etmediler. Çok da iyi ettiler çünkü bir işe full-time adanabilmeniz için sizi dilediğiniz hayat standardı seviyesinde tutacak düzenli bir gelire ihtiyacınız var.

Açık kod, bir uygulama geliştirme yöntemi olarak değil de, bir felsefe olarak algılanmaya devam ettiği sürece , kendinizi topluluğun yararına yaptıklarınızla teselli ederken, "bir laptop alacak param yok halbuki ben ne kadar iyi bir geliştiriciyim" derken bulursunuz. "Kodunu kapatan kafirdir" mantığıyla hareket edenler, Larry için üç beş kuruş toplasınlar da, elden düşme de olsa bir P4 alsınlar.

Emeğinizi yağmalatmayın, kendi emeğini yağmalatan için üzülmeyin. Bunun için de asla büyükleri suçlamayın.

Sevgiler
0
sundance
"İşlevleri çok benzer php" sözünü bence bir daha düşün. Php'nin kökenlerinin Perl'de olması, PHP'den on yıl daha fazla bir geçmişe sahip olması bir yana, Perl'ün öngördüğü gelişimlere bir göz atmak için perl.com'daki "State of the Onion" sunumlarına bir gözatmanı tavsiye ederim.

Ayrıca belirtilmesi gereken bir nokta daha var ki sözkonusu kişi durumundan şikayet filan da etmiyor !
0
resilence
ilk soruna cevap olarak: çünkü php'nin arkasında zend gibi para makineleri var...
0
Ansugo
PERL6 efsane mi oluyor yoksa igrenc birsey mi oluyor tam anlamadik halen.

PERL5 mukemmel. Her isimizi goruyor. Lakin apocalypse ler exeigeisler bizi kara kara dusunduruyor. Larry ve arkadaslari "ingilizce yazar gibi yazilan" bir dil yapiyor, degisik eklentiler falan uretiyor, bir platform haline getirmeye calisiyor.

Ama PERL4 yerine PERL5 ciktiginda PERL4 uzun sure serverlarda siki sikiya korunmustu. Simdi PERL6 cikarsa zannetmiyorum ki kimse bu "garip perlü" hemen benimsesin. Uzun sure cogu sunucu da PERL5 duracak. Hatta bana kalirsa cok buyuk bir tarihi hata olup PERL6 hic tutulmayadabilecek.

Bunu zaman gosterecek tabii...

Serbest yazilimcinin ac kalmasi icinde baktiginiz aciya gore farkli meyveler verir. Kapitalist felsefe ile bakarsak birilerine parasini almadan birseyler vermek luzumsuzdur, batildir, haksizliktir. Ama humanist felsefeden bakarsak insanlik icindir, insancillik icindir, toplum icindir, tarih icindir.

Yapilmasi gereken kapitalisim ile humanizma yi birlestirmektir. Tamam mukemmel bir dil gelistiricisi olabiliriz ama kendimizi bir sekilde birilerine pazarlamali ve saglam gelirimizi elde etmeliyiz. Baska turlu olursa bizim urettiklerimiz ile elin oglu cebini bucks bucks dolar ile doldururken biz halen metelige kursun atar durumda kaliriz.

Adi sponsor olur, Zend olur, OReilly olur... Bi destek gerekmekte.

Lakin bu destekte isin "fasist dusunurleri" tarafindan oldukca elestirilebilir. Ozgur yazilimin fasist dusunurleri bu destegi kendi camialarina bir hakaret olarakta algilayabilir.
0
FZ
PERL5 mukemmel. Her isimizi goruyor.

Herhalde Wall ve arkadaşlarının ``mükemellik´´ kavramı biraz farklı ;-)

Adamlar Parrot motoru konusunda da çok iddialılar bildiğim kadarı ile ve eğer vaad ettiklerini yaparlarsa ki yapmakta görünüyorlar bence gerçekten de ``efsane´´ye imza atacaklar:

- http://www.parrotcode.org/

Buna ek olarak bildiğim kadarı ile hiç kimsenin Perl 6 resmen çıkar çıkmaz ``hadi Perl 5 kodlarınızı bırakın her şeyi Perl 6 ile yazın´´ diyeceği filan yok, bildiğim kadarı ile Perl 6 sistemi içinde Perl 5 uyumluluğu da barındıracak (yanılıyorsam düzeltin).

Bir de yani sanırım benim yazdığım yazıya istinaden biraz yanlış anlama var, görülen o ki göz kırpma işaretleri filan pek ciddiye alınmamış :) Biraz ironik davranmaya çalışmıştım.

Bu yazıyı okuyup da Larry Wall´un zor durumda filan olduğunu düşünen var mı allah aşkına?

Bu yazının yazılma sebebi, çarpıcı bir örnekten yola çıkarak, yazının sonunda belirttiğim gibi temel kavramları yeniden düşünmek gerektiğine dikkati çekmekti. Evet silahlar, bombalar filan teröre yol açar ama bence daha tehlikeli olan olgu entelektüel terördür. Parlak, başarılı, zengin adamlar ya da büyük üniversitelerin anlı şanlı profesörleri çıkar ve size hayatın gerçeklerinden, birtakım yasalardan filan bahseder. Bu böyledir, şu şöyledir, falancanın böyle olduğu ispatlanmıştır der. Oysa ki bırakın sosyal bilimler gibi, ekonomi, iktisat gibi kaygan zeminde hareket eden disiplinleri fizik gibi katı bir bilimdalında bile ispat söz konusu değildir ve fizik yasaları yasa filan değildir, aksi örnek bulunana, daha iyi ve güçlü bir açıklama bulunana dek kabul edilen modellerdir. İspat, yasa, vb. sadece ve sadece matematikte olur. Matematiğin kendisinde. Matematiği bir araç olarak kullanan bilimlerde, misal ekonomi, misal iktisat, vs. ispat, kesin doğru, apaçık gerçek filan olmaz. Varsayımları, aksiyomları tartışmaya açık ve ideoloji bağlantılıdır, bunda da garip bir şey yoktur çünkü adı üzerinde sosyal bilimdir ve insanların çok karmaşık ve zamana yayılan hareketleri ile ilgilidir.

Lakin bu destekte isin "fasist dusunurleri" tarafindan oldukca elestirilebilir. Ozgur yazilimin fasist dusunurleri bu destegi kendi camialarina bir hakaret olarakta algilayabilir.

``Faşist düşünür´´ tabirine gelince, enteresan bir tabir olmuş. Faşizm sözcüğü Latincedeki "fasces" sözcüğünden gelir bu sözcük de çubukların bir araya gelmesinden oluşmuş bir tür silah ve cezalandırma aygıtıdır, aynı zamanda da dönemin statü sembolüdür. 20. yüzyılın başlarında İtalya´daki radikal örgütler kendilerini bu sözcükten türetilmiş İtalyanca sözcükle betimlemişlerdir. Faşizmin temelinde güce ve otoriteye itaat vardır. Bu şekilde hedeflere ulaşılacağı düşünülür. Özgürlük, sorgulamak, düşünmek, otoriteden ve güçten şüphe etmek faşist düşünceye göre hareket eden bir grup için pek kabul edilebilir bir şey değildir. Aslolan öndere itaattir ve bunun tarihteki en meşhur örneği yüzbinlerce insanın ölümünde pay sahibi olan İtalyan diktatör Mussolini'dir. Hal bu iken kalkıp da özgür yazılım çerçevesinde birtakım faşist düşünürlerden bahsetmek eğer kötü niyet değilse cehalettir diye düşünüyorum. Sözcükler konusunda biraz daha hassas olmayı öneriyorum. Bunu öneriyorum çünkü kavram karmaşası, sözcüklerin yanlış şekilde tekrar edile edile kullanılması tam da ``büyük adamlar´´ın küçük adamları manipüle etmek için kullandıkları güçlü yöntemlerden biridir. Meşhur dilbilimci ve bilişsel bilimci Lakoff´un konuya dair söylediklerine dikkat etmekte fayda vardır:

- http://ileriseviye.org/blog/index.php?p=105
0
Ansugo
Evet PERL6 bahsedilene gore PERL5 i de destekleyecek. Ancak bu destek nasil bir destek olacak? Suphelerim var. Parrot'un son halinin nasil olacagi konusunda suphelerim var.

Kisacasi bu PERL6 lafini ilk duydugum zamanlarda oldukca buyuk bir heyecana kapilmistim. Duyali da birkac sene oluyor. Ama gel zaman git zaman Larry'nin Demian'in yazdiklarini okudukca orada burada cikan rivayetlere kulak asinca ortaya cikan seyin ne olacagi konusunda supheler artiyor.

Ortaya bir sahaser de cikabilir. Bu da olasiliklar arasinda. Bunu bende isterim lakin simdiye kadar gordugum bunun boyle olmayacagini gosteriyor. Umarim Larry ve arkadaslari beni utandirirlar. Biz de o zaman gelir buraya "Yahu beklemiyorduk ama adamlar sahane birsey yapmislar!" diye yazabiliriz.

Fasist dusunur kismina gelirsek...

Fasist tabirini kokenine inmeden incelemek gerekir. Ben onu gundelik agza yakin bir sekilde kullandigimi belirtmeliyim. Yani fasist kimdir? sorusuna cevap olarak "Fasist katidir, sabit gorusludur, fuhrerine baglidir, itaat etmekten baska is bilmez, dusunceleri sabittir" vs. soyleyebiliriz. Yoksa kelimenin kokeni bizi ilgilendirmez. Nice kelimeler vardir ki anlamlari kaymistir ya da ici baska anlamlari karsilayacak sekilde doldurulmustur.

Velhasili aciklamamiza devam edersek... Fasit dusunur en cok korkulmasi gereken dusunurdur. Sabit gorusludur, yeni akimlari kabullenmekte zorlanir, dusuncelerini destekleyen ustalarinin pesinden ayrilmamaya yemin etmis gibidir, durmustur, donmustur.

Ozgur yazilim ailesinde ise bu tur kimselere cok sik rastlanmaktadir. Ozgur kelimesi altinda sabit gorus nasil oluyor? diye bir soru akla gelebilir. Ama bal veyahutta kaymak gibi olmaktadir.

Son olarak satasma olmamasi ve az biraz kalmis seviyemizin dusmemesi icin "kötü niyetli" olmadigimi ve Turkiye standartlarinda yetisen orta halli bir kisi kadar kulturlu oldugumu belirteyim.

Insanlardan "super seviyeye" hitap etmesini beklemek, herkesle super seviyede konusmasini beklemek yanlistir, aymazliktir. Ben orta halli bir kimsenin anlayabilecegi gibi konusmakla mukellefim. Orta halli bir kimse benim kullandigim fasist kelimesinde vermek istedigim manayi anlayabilir. Eger kendiside bir dusunce fasisti degilse ve ya da kotu niyetli degilse verilmek isteneni tersinden anlamaz...

diyerek konuyu noktalayayim.
0
FZ
Ben de Larry ve arkadaşları negatif düşünenleri utandırsın temenninize katılıyorum.

Gelelim diğer mevzulara:

Öncelikle ``az biraz kalmış´´ bir seviyemiz olduğunu düşünmüyorum, bilakis gayet nitelikli bir siteye yazdığımıza dikkati çekerim.

Dolayısı ile de, kamuoyuna açık bir ortamda fikirlerimizi iletmeye çalışırken ve anadilimizi kullanırken özenli olmamızın, kavramlara dikkat etmemizin bir sakıncası olmadığı gibi bilakis faydası vardır. Aksi takdirde dışarıdan bakan insanların kolayca yanlış anlamalarına yol açabiliriz, kendi adıma bu vebalin altında kalmak istemem, böyle bir durumu da engellemeye çalışırım. Farkında iseniz faşist sözcüğünün kökeninden bahsettikten sonra politik olarak neye tekabül ettiğini de tarihten örnekler vererek gösterdim, dolayısı ile sözcük kökenine takılıp kalmadığım aşikar.

Özgür yazılım camiası olarak nitelendirilebilecek ve çok çok farklı bakış açılarına sahip insanları, düşünürleri ve programcıları barındıran topluma gelince, eğer isim verirseniz sevinirim. Kendi adıma radikal olduğu söylenen Richard Stallman gibi bir adamın dahi maddi desteklere karşı olmadığını, bilakis bir programcı olarak ABD ordusu da dahil olmak üzere pek çok yere teknik hizmet sunduğunu, emeğinin karşılını da almış olduğunu biliyorum, kendisi de bunu saklamaz ve söyler.

``Süper seviye´´ derken kast ettiğinizin ne olduğunu anlamadım doğrusu. ``Orta halli´´ ölçüsü de herhalde sizin kendinize göre belirlediğiniz bir ölçüt, nereye çeksek oraya gidebilecek bir ifadeye benziyor. Burada sözcükleri birer araç olarak kullanıp fikirlerle tartışıyoruz ve bunu en iyi şekilde yapmak da boynumuzun borcudur, hem kendimizi ifade etmek hem de okuyanların neyin ne olduğunu net olarak sağlamaları namına.

Açıkçası ortaya koyduklarınıza ve üslubunuza baktığımda suçlamaya çalıştığınız şeyin, hedefin muğlaklığı bir yana sizin bir hayli radikal bir tavır içinde olduğunuzu düşünmeye başladım.

Lütfen bunları bir sataşma olarak almayın çünkü değil, kişisel de değil. Sadece yazdıklarınıza karşı yazılmış yazılar, tıpkı sizin yazılarınız gibi.

Konu yine döndü dolaştı, altına yazı yazdığımız esas mesajla alakasız bir yere geldi, kabul etmek istemem ama sanırım bunu kendi beceriksizliğim olarak kabul edeceğim, demek ki yol açmaya çalıştığım tartışmayı başlatamamışım, insanlar çok farklı şeylere değindiler gibi geliyor bana nedense.
0
lifesdkver0_1
[blockquote]Konu yine döndü dolaştı, altına yazı yazdığımız esas mesajla alakasız bir yere geldi, kabul etmek istemem ama sanırım bunu kendi beceriksizliğim olarak kabul edeceğim, demek ki yol açmaya çalıştığım tartışmayı başlatamamışım, insanlar çok farklı şeylere değindiler gibi geliyor bana nedense.
[/blockquote]

Çünkü öyle bir parmakla işaret ettiniz ki parmağınız işaret ettiğiniz yere nazaran daha kolay (ve belki eksik) bir okuma sundu. Sizce bu adam zor durumda mı diye sorduktan sonra daha çok smiley koymalıydınız.
0
Ansugo
Yahu amma uzatiyorsunuz arkadaslar. Ben artik orta yasli bir adam olarak uzun uzun tartisacak gucu kendimde bulamiyorum.

Soylediklerimi aciklayamacagim kusura bakmayin. Nasil anladi iseniz kabulumdur.

Sadece surasini aciklayayim : Zaten yeteri kadar dusmus seviye derken kendimle ugrasiyordum. MEsajim kendime idi. Ne fazlamesai ye ne FZ ye...

İyi sabahlar.
0
malkocoglu_2
||.. gibi katı bir bilimdalında bile ispat söz konusu
||değildir ve fizik yasaları yasa filan değildir, aksi
||örnek bulunana, daha iyi ve güçlü bir açıklama
||bulunana dek kabul edilen modellerdir. İspat, yasa,
||vb. sadece ve sadece matematikte olur.
||Matematiğin kendisinde.

Kesinlikle katiliyorum, harika bir tarif. Bilim disaridan tek parca bir kutle olarak gozukuyor kimi zaman, fakat alt guruplarinin yaklasim olarak da birbirlerinden farkilar. Soyut matematik, uygulamali matematik, doga bilimleri benim icin belirli olan ayirimlar.

Saygilar,
0
malkocoglu_2
Yahoo sirketi halka acilmadan az once (borsada), sirketin elemanlari Larry Wall'a o kadar minnet duyuyorlardi ki, ona cok ucuz hisse senedi teklif ettiler. Larry Wall'da bu senetleri aldi. Daha fazla alsaydi, daha fazla parasi olurdu. Bu konuda fazla zavalli edebiati yapmaya gerek yok.
------------------
Still, Wall may be frugal, but he's not stupid. He accepted the offer and bought some Yahoo stock for his 14-year-old daughter -- enough to pay for her college education. A better example of the nternet's old "gift economy" ethic could hardly be imagined -- give unto the Net, and you shall receive.

http://archive.salon.com/21st/feature/1998/10/cov_13feature.html
0
malkocoglu_2
|| Başka bir perspektif: Daha çok kazanmak
|| varken neden daha az kazanalım?

Yaziyi bir daha okuyunca, :), birkac kacirdigim guzel tartisma konusu gozume carpti... Kodu kim, ne zaman acar, acmak ister? Larry Wall'in durumu bir yana, kendimize sorarsak: Eger iyi para kazanabilecegimiz bir algoritma elimizde olsa, bu algoritmaniyi bir servise cevirip ya da paketleyip satmak istemez miyiz?

Giris::

Tabii ki isteriz. Mesela Google'in yaptigi budur. Iki doktora ogrencisi bir algoritma kesfeder, ya da iyilestirirler. Makalesini yazip akademide sukse yapacaklarina, sirket kurup hisse senetlerinden zengin olmak isterler. Ne guzel. Ya da Stallman'in tepesi atar. Sistem onun istedigi gibi degildir. Yola cikar. Geldigimiz yere bakin.

Gelisme::

Her iki durumda da ortak nokta sudur: Evet, idealist ama kisisel ego'nun tatmini icin de birseyler yapilmis. Larry Wall muhakkak herkese yardim etmek istemektedir, evet, Stallman kesinlikle "sisteme" kizmistir (ABD'de bu tur sisteme kafasi atan adamlarin sayisi hic az degildir, ABD anayasasi diktatorluge donusebilecek durumlarda vatandaslarina silahli mudahele hakki verir), ama, eger Larry Wall bu cok sevdigi dili PARA ile satsa, bu kadar yaygin hale gelebilir miydi?

Bence hayir. Stallman Emacs'i para ile satsa, kodunu kapatsa kim alirdi? Ben kullanmazdim.

Ote yandan Larry Wall butun kariyerini Perl ile harcamak icin mi gecirmistir? Bu da hayir. "Perl kullanarak isini daha verimli yapmistir". Goruldugu uzere de, Yahoo'dan hisse senedi teklifi bile almistir. Ne guzel.

Diger bir Java dehsetengiz projesi Hibernate var. Kurucusu Gavin King, uzun sure Hibernate'i yarim-zamanli yazdigini anlatir. Niye? Java kalicik (peristence) isini DOGRU yapmak istemektedir. Java dunyasi yanlis tasarlanan kaliclik araclarinin cenazesi ile doludur. Isin icinde ciddi ego vardir. Yapacagim. Begenilecek. Butun dunya onu kullanacak. Niihhhahahahahaha! Isin sonunda kesin para olacak diye yola ciktigini zannetmiyorum. Ama para da olursa fena olmaz, buyuk eserim uzerinde tam zamanli olarak calisim diye dusunmustur. Ve JBoss sirketi Gavin King'i Hibernate'de tam zamanli calismasi icin ise almistir.

Sonuc::

Ve en son, adamimiz Bill Gates'e gelelim; O da isi para icin yapmiyor. "Herkesin bilgisayarinda benim yazilimim olacak" amaci ile yola cikmistir. Oteki ego'lar yolunda olmasa basaracak ta p**venk. Neyse, bu baska konu.

-- Son --
0
simor
Bir de genele şunu eklemek isterim.
O adam yaşadığı ülkede bütün hayatı garanti altına alınmış bir şekilde yaşarken, bizim burdan objektif Bakmamız biraz zor bu durumlara. Ayrıca belki de artık para kazanmaya karar vermiştir ve yeni Perl'ü bu amaçla yazıyordur kimbilir? İnsanların hayatında dönüm noktaları olabiliyor.
0
malkocoglu_2
Donum noktalari konusuna katiliyorum. Yanliz yasaminin garantiye alinmis olmasindan kastiniz genis bir sosyal guvenlik agi ise, ABD'de bunun oldugu soylenemez. Avrupa o islerde daha ileride. Ama su vardir: Serbest piyasa kurallarinin isledigi ve girisimcilerin baslamaktan korkmadigi, ve genel olarak hataya kotu bakilmayan bir ortam. Bir sirket gocerse gocer, kurtarilmaz (eger ortada suni bir sebep yoksa, terorizm, dogal afet, gibi). Fransa, Japonya'da sirketler hala subvanse edilip kurtariliyorlar. Birakiniz efendim, yokolsunlar. Japonya'da milyar dolarlik zararlar, ic guvey olmus bankalarla kapali kapilar arkasinda kurtariliyormus, bahsedilen miktarlari gorunce kulaklarima inanamamistim. Fakat verimli olan duzen, eninde sonunda kendini gerekli kilmaktadir, herkesin gittigi yol asagi yukari o yone. Biz, AB, Japonya (Kouzumi ile son zamanlarda), vs.

0
simor
Tabi tabi, sosyal güvenlik durumundan bahsediyorum. Evet abd de öyle ama en azından bizden iyidir nebiliim en azından bizi subjektif gözlemci konumuna getirecek kadar
0
bm
Malkoçoğlu doğru söylüyor, bu sosyal güvenlik işi ABD'de zayıf. Aile
bağları da hem bunu telafi edecek kadar kuvvetli olmayabiliyor hem de
insanlar ailelerinden yardım istemeyi utanılacak bir durum olarak
görüyorlar. Yani açlıktan ölünmez ama TR'de yaşamanız mümkün olmayan
tarzda bir sefalet yaşayabilirsiniz orada. Ekonomik sınıflar arasında
hızlı hareket mümkün olduğu için bu sefalet korkusunu bilen yahut bunu
tatmiş zenginler de az değildir orada. Yine buradan farklı olarak bu
zenginlerin kimisi şimdiki fakirlere "ne var ben de fakirdim, halini
düzeltsin" şeklinde yaklaşırlar. İyiliğini kötülüğünü bilmem ama bu
bakımdan çok değişik bir kültür bence oradakı.

Simor'un demek istediğini anladım ama ABD öyle bir yer değil. Bu
adamlar da esasında kendilerini bu işlere kaptırabildiklerinden
garantiymiş değilmiş düşünmeyebiliyorlar. MİT'de Stallman'in da
olduğu yerde kendini kaptırarak çalışıp şimdi 50 yaşında "ulan parasız
kaldık tuh" diyen insanlar var (şahsen tanımak gerekmiyor, nette de
karşılaşılıyor.)

Simor'la uğraşmak için demiyorum ama benim ilgimi çeken bizim böyle
ABD'li için "hayatı garanti altında" şeklinde inanısın
olması. Türkiye'de niçin buna inanılıyor bilmiyorum, 'batı değil mı
hepsi bir' şeklinde birşey düşünüp Avrupa'nin bazı yerleri ile bir
tutuyor olabilir miyiz? Yahut politikacılarımız milletin aklına her
'iyi' devletin bu garantileri vereceğini soktuğu için mi böyle acaba?

Bunu yanlış anlamanın ne zararı var? Şu zararı var: bazı konularda
kendimiz için karar verirken ister istemez 'o taraf'in başarı kabul
ettiğimiz yerlere geliş tarzını anlayıp belki uygulamak istiyoruz.
Tekrar Malkoçoğluna katılacağım bu ABD konusunda, sosyal garanti
filandan çok girişimcilikten doğan hataya kötü bakılmaması, 'garip'
davranışların (oraya buraya küpe takmak gibi gözüküyor ama o asybergin
ucu o) 'hak' kabul edilmesi ve buna bağlı olarak popüler kültür ne
derse desin saygı görmek için siyah kamyona binmenin gerekmemesi
vs. vs. İyice provakatörlük yapmak isteyen biri bunlara 'sosyal'
devletin zayıflığından doğan sefalet korkusunu da ekleyebilir tabi.

Çenem düştü bugün, kusura bakmayın.
0
simor
:))
Katılıyorum.
Ama kısa ve yüzeysel yazdım özür dilerim yoruma açık kaldı.
Farkları sadece sosyal güvenlik açısından belirtmek istememiştim aslında.Malkoçoğu onu belirtti ona istinaden yazdım. Düşünce yapısı farklı hemde çok farklı ne biliim. Mesela Stallman hiç bi zaman meslek değiştirecek kadar zorda kalmayabilir.O yetenekte ve tecrübede bir insana muhakkak destek veren biri çıkar umuyorum. Bilime verilen destek çok farklı orda.
Ticaret (al-sat/üret-sat) yapmış bir zengin batar, rakipleri veya potansiyel rakipleri yere düştümü bir tekme daha atarlar ama bilişim de yere düşene, gel sen bende kal bu gece bide perl üzerinde konuşuruz belki diyebilir.
0
malkocoglu_2
>>Mesela Stallman hiç bi zaman meslek değiştirecek
>>kadar zorda kalmayabilir

Stallman GNU ile ugrasirken "yanda" bazi danismanlik sortileri/firsatlari/olaylari (stint) ile kendini ve sirketini ilerler halde tutmustur. Belli bir sure destek gormedi. Ve bunlari goze almis olmasi, sefere cikmis, hedefe kitlenmis (driven) bir adam oldugunu gosterir. Dusunce yapisi farki (eger varsa) buradadir.

Stallman hikayesinin isaret ettigi diger bir farklilik ta belki de onun icinde bulundugu ekonominin "pararli/kiralik asker" olgusuna sans veren bir ekonomi oldugudur. Bunun icin ekonomi ""buyuk" olmali, GSMH (dogru harfleme?) bakimindan buyuk diyorum. Yani, 70 milyonun %0.1'inin begendigi bir urun yaparsiniz, X kadar para eder, 300 milyonun %0.1'i 3X kadar para getirir. Boyle farklilklar....

Simdi, bu "cevresel" farkliliklar, Stallman'i daha kovboy haline getirebilmis, ve daha teknoloji misyonerligi icin onu serbest birakmis olabilir mi? Yani 2. fark 1.'yi besliyor... Acaba?

Bu da muhtemel. Cevaplari cevresel ve numaralara dayali arayan tarafim bu cevaba meyilleniyor. Yani, basta sizin de belirttiginiz gibi, burasi/orasi farki, ama belki sosyal guvenlik degil, fakat baska bir sey.

Ya da; Belki durum su. Cevrenin verdigi baska bir tur "aragazi" diyelim. X, Y, Z vs kisisi, "MIT" AI labaratuvarinda calisiyorsunuz. Yazici bozuluyor, filan, hikayenin gerisi malum. Fakat bu noktada Stallman'in carklari soyle mi donuyor?: "Ben MIT universitendeyim. Kafami bozan bir olay oldu. Bu okul, zamaninin onderlerinden, ve burada olan olay, gelecegin bir gostergesi ise, ben bu gelecegi sevmedim. Kollari sivama zamani geldi arkadas, bu is degisecek".

Iste burada bir tekil (unique) tarihsel konumdan kaynaklanan farkli "motivasyon" olayi var. Bu motivasyonda cevrenin getirdigi sartlardan geliyor.

Guney Kore'de bir universitede, yazici bozulur, ama kisi, orada olanlarin gelecegin bir gostergesi oldugunu dusunmeyebilir, cunku baska yerlerdeki dinamiklerin olayi duzeltecegini dusunebilir, ve durumu kabullenebilir.

Final analizde Stallman'in oyle tum ceddi bilen, uluslararasi dinamikleri tartan goren bir adam oldugunu sanmiyorum. Sadece icinde bulundugu ufak mikrokozmosun tekil (unique) oldugunu dusunerek, bu ufak, ve tekil durumu degistirmek istemesi ile yola cikmistir.. derim.

Buradan hareketle, haberlesmenin artmasi ile, bu tur ufak hikayeler/motivasyonlarin diger ulkelere de mal olacagini dusunuyorum.

Ornek 2: Linus Torvals, kendi ufak dunyasinda, kar/kis zamani okula gitmek istemedigi icin dandik terminal sunucu programini daha iyi yazmak ister. Etrafa bakar, daha iyi bir sistem yoktur. Linux'u baslatir. Gibi.. gibi.

Saygilar,




0
simor
Doğru ..
Benim için öğretici ve tamamlayıcı oldu teşekkür ederim.
0
bm
Bence Malkocoglu'nun RMS'in dusunce tarzi hakkindaki analizi gercege uygun. Bunu destekleyici mahiyette bir link vereyim (RMS 1986):
http://www.gnu.org/philosophy/stallman-kth.html [www.gnu.org]
0
simor
Telekom proxy kullanmayı öğrenirse linke bakacam :)
bookmarklarım dalga geçer gibi nöbetleşe uykuya yatıyor neyse..

""Final analizde Stallman'in oyle tum ceddi bilen, uluslararasi dinamikleri tartan goren bir adam oldugunu sanmiyorum. Sadece icinde bulundugu ufak mikrokozmosun tekil (unique) oldugunu dusunerek, bu ufak, ve tekil durumu degistirmek istemesi ile yola cikmistir.. derim.

Buradan hareketle, haberlesmenin artmasi ile, bu tur ufak hikayeler/motivasyonlarin diger ulkelere de mal olacagini dusunuyorum.

Ornek 2: Linus Torvals, kendi ufak dunyasinda, kar/kis zamani okula gitmek istemedigi icin dandik terminal sunucu programini daha iyi yazmak ister. Etrafa bakar, daha iyi bir sistem yoktur. Linux'u baslatir. Gibi.. gibi.""

Gerçekten benim stallman ı ilk duyduğumda ve yüzeysel olarak ne yaptıını bildiğimde felsefesini merak etmiştim . Üzerinde fazla duramadım bazı sebeplerdem. Yukarda malkoçoğlunun son paragrafları doğru gibi . Daha doğrusu model olarak kullanılıp anlaşılabilir. Gibi diyorum doğru deme bilgisine sahip değilim.
0
bm
Ben linki duzgun verememisim yine, belki ondandir. http://www.gnu.org/philosophy/stallman-kth.html

Proxy problemi varsa
195.175.37.10-195.175.37.29 arasi birsuru IP'de port 8080'de duruyordu proxyler son baktigimda. Direkt girince bazen calisiyorlar. Yoksa Rus sitelerinden acik proxy bulup onu kullanmak lazim. Sadece port 80'i yakaliyor Telekomun routerlari. (Telekom'un proxyleri de acik bu arada, Rus listesinde onlar da olabilir).
0
simor
Sizin linkteki hatayı gördüm de, Problem galiba bizim erenköy santralinde telefon açtım çözecekler heralde.
Ip leri de ayrıca deneyeceğim şimdi

teşekkür ederim.
0
bm
Biraz daha yukardan bakalım: bence Bill Gates bir şekilde 'başarılı' olmak için yola çıkmış patalojik derecede hırslı bir sosyopat. Size bir soru: bu adam bu hali ve imkanlarıyla (ailesi zengin) TR'de doğmuş olsaydı bu hırsı nereye kanalize olurdu? (fonda koşturan atlı banka reklamı sisler icinde kaybolurken ön planda dağ basını duman almış eşliğinde miting yapan birinin yüzü beliriyor zihminde. Hayırdır inşallah kim acaba?)
0
malkocoglu_2
>>bence Bill Gates bir şekilde 'başarılı' olmak için
>>yola çıkmış patalojik derecede hırslı bir sosyopat

Gates, ne olursa olsun, carparim, vs. ile basarili olmaya calismiyor bence. ABD'de kanunun sInIrlarini zorladigini biliyoruz, ama bu kanun "rekabetcilik" kanunu, buyuk olanin kucuk olani ezmesi, bir holding olarak elindeki tum silahlari kullanmasi yani. Calip cirpilan, Enron sirketinin yaptigi gibi milyar dolarlik kayiplarin bilancoda gizlendigi turden olaylar degildi.

Bence Gates'inki gibi bir ego'nun tatmini icin zafer, teknik (bir sekilde) ustunluk, ya da iyi teknik al/ver (tradeoff lar yapabilmis olmak), is idaresindeki basari ile bir beraber bir sekilde meydana gelmis olmali. Adamin kitaplarindan ve hakkindaki biyografilerden bunlar disariya cikiyor. O zaman, farazi senaryoda Gates'in ayni degerler ile X ulkesinde oldugunu dusunduk degil mi, simdi bu demetin icinde bahsettigimiz ego olacaksa, bunun sonucu olarak Bill Gates'in Cem Uzan olmasi zor gozukuyor. Her hirsli isadaminin da TR'de Cem Uzan yolunu secmedigini biliyoruz. Evet TR'de kontroller daha gevsek oldugu icin (ve Ozal'in baslattigi ruhun kotu yuzu kontrol edilememistir, ruhu sadolsun, onda da hata vardir), YUZDE OLARAK daha fazla kotu ornek var.

Aman bir de Gates'e hayran filan oldugum dusunulmesin. :) Kendisinin unlu sozu: "Eger iyi "yapamiyorsaniz", iyi allayip pullayin" (If you can't _make_ it good, make it _look_ good) sozu, servis tarafi %99.9 ayakta kalmasi gereken sistemlerde bir sacmalik oldugu icin, kendisini sadece isadami ve masaustu programlarinda basarili sirket lideri olarak uzaktan izlemisligim vardir. O kadar.

0
bm
Oldukça benzer şekilde düşünüp farklı sonuca varıyoruz.

Rekabet kanunlarının rahatsız edici derecede hakim yorumuna açık olduğunu kabul edersek o zaman söyle bir teori kurulabilir diye düşünüyorum: Gates'in mensub olduğu kültürde kanun kısıtlaması altında kalıp başka hiçbir kısıtlamayı kabul etmemek kabul edilebilebir birşey. Yani 'bu yaptığım doğru mü?' sorusunun yerine 'bu yaptığım kanuni mi?' sorusunun cevabı hareket tarzının sınırlarını belirleyebiliyor. Gates bu sınırlar içinde hareket eden, karşısındakilerin de bu sınırlar içinde kalmasını bekleyen bir tarza sahip (benim malımı çalıyorsunuz ilanı işin içine PR girmedenki düşünce tarzına örnek belki). Ama sınırları dibine kadar zorluyor.

Ben iş adamı değilim ama Türkiye'de iş adamlığı olarak kabul edilebilen tarzın farklı olduğunu düşünüyorum. Mesela mal ve hizmet alınan insanlara -- ödeyecek para olsa dahi -- devamlı borçlu olmak iyi bir prensip olarak kabul edilir burada. En büyük olarak saygı gören guruplardan eski olanının da cok küçüklere uyguladığı satın alma politikası böyledir mesela. (ya kusura bakmayın size öyle dedik ama bütçemizi kıstılar, şimdilik bu kadar olsa... diya başlayan cümlereri duymuş olan onlarca kişi tanıyorum ben). Malum aile ise bunun b**unu çıkartmiştir (binalarindaki kursun deliklerinin alacaklilarinin marifeti oldugu soylenir). Aynı şekilde ekonominin yapısından dolayı devlete iş yapmak yahut devletten sırf teşvik değil imtiyaz almak çok büyük olmanın önşartı olarak düşünülür. Bunun da b**unu çıkartmışlardır. Medya sahibi olmak da buna benzer. Diğer nedya sahiplerinin daha nadir, yahut sıkıştıkça yaptıklarını bunlar belki de 'yatırımımız atıl kalmasın' düşüncesiyle hergün yapmışlardır. Banka derseniz, 90larda yüksek faizle toplanan paranın üç beş ay sonra "batıyoruz" dedikodusu çıkartılarak vade bozdurtanlara nasıl faizsiz geri verildiğini hatırlayalım. "Adamlardaki şeytanlığa bak kih kih kih" diye geyik yaptık hepimiz. Enron için böyle bir geyiğin yapıldığını ve devletin harekete geçmediğini düşünebiliyor musunuz? Kabul görebilen bir tarzı abartmak mevzu bahis görebildiğim kadarıyla. Benzerlik orada diye düşündüm.

Farklı sonuca varmamızın sebebi belki devletin rolü konusunu farklı düşünmemiz. Ben 80 sonrası bir takım şeylerin ayyuka çıkmasını kontrol ekisikliğine bağlamıyorum. Zaten mevcut olan iş tarzı ve çok rahatsız olunmayan devletin kuvvetli kanun hakimiyetinin zayıf olması hastalığının devlete yakın olabilenler tarafından yeni şartlarda kullanımına bağlıyorum. Kontrol eksikliği durumunda "yahu nasıl olsa yakalanmayız, kim bakacak" denirken benim özetlemeye çalıştığım durumda "yakalanmamız mümkün değildir çünkü devlet yakalamak istemeyecek" inancı vardır. Tabi bu istememe durumu bir boyutu korku olan çıkar ilişkisini de içine alıyor. Girift ilişkilerin bilinen dedikodusnu bir tarafa bırakalım, kontrolle yükümlü olanlar görmemiş/görememiş olsalar dahi yapılan işlerin delillerinin devletin gözüne sokulduğu ve yine de birşey olmadığı durumlar var (ne Motora ne Nokia TR'de dava kazanamadı mesela. Yerli alacaklıların yahut diğer mağdurların durumu da farklı değil.).

Herneyse, dediğim gibi ben benzerliği ortamda kabul görebileni dibine kadar kullanmakta görmüştüm. Ama sizin dediğinizi de anlıyorum.
0
sundance
-Hariçten gazel okumadan bir konuya biraz açıklama getirmek için -

Ben iş adamı değilim ama Türkiye'de iş adamlığı olarak kabul edilebilen tarzın farklı olduğunu düşünüyorum. Mesela mal ve hizmet alınan insanlara -- ödeyecek para olsa dahi -- devamlı borçlu olmak iyi bir prensip olarak kabul edilir burada.

Devamlı borçlu olmazsanız, kendinizi yeteri kadar zorlamıyorsunuz demektir (şişkolaşma) ve bu bütün dünyada şirketin profili için yanlış bir şeydir, sadece Türkiye de değil. Öte yandan burada bahsedilen borç "hadi verin paramı" denildiğinde para çıkartmamak değil, vade anlamı taşır. Vadesi gelen borçların ödenmemesi durumu ise yavaş yavaş yürürlülükten kalkmakta çünkü bu şekildeki şirketler bir anda tepetaklak olup batabiliyorlar.

Türkiye'de ise bu kötü planlama, beceriksizlik ve kötü niyetle birleşince korkunç sonuçlara yolaçabiliyor, sizin de çok güzel örenklerini verdiğiniz "şirketsel mafyalaşma, suç işlemek için şirket kurma" gibi fiiller gerçekleşiyor.


0
malkocoglu_2
||Zaten mevcut olan iş tarzı ve çok rahatsız
||olunmayan devletin kuvvetli kanun hakimiyetinin
||zayıf olması hastalığının devlete yakın olabilenler
||tarafından yeni şartlarda kullanımına bağlıyorum

Evet, bu acidan sistemsel farkliliklarin oldugu dogru. Devletin eli birilerinin cebinde, ve birlerinin eli de devletin cebinde.

Fakat ben Gates'i savunurken (bu satirlari yazdigima da inanamiyorum), TR'de iki uc nokta arasinda kiyas yapmistim aslinda... Eger bir ucta Cem Uzan var ise, oteki ucta da diyelim Koc gurubu var. Tanidiklarim oldugu icin soyluyorum, Koc gurubunda rusvet vermek yasaktir. Yasak derken, oyle saf ve uygulatilamayan (enforce) bir kagit uzeri kuraldan bahsetmiyorum. "Rusvet Verilmez". Tepeden zembille inen destur budur. Bu guruptan devlette isini gormek icin, ve rusvet veremedigi icin, Ankara'ya gereksiz sekilde 3-4 kez gidildigi olmustur, insider trading yaptigi icin kapi onune konanlarda...

Ve yine derim ki, eger Gates TR'de olsa, Koc gurubu etigine Uzan gurubu etiginden daha yakin olmasi bana daha muhtemel geliyor. Konustugumuz konu baglaminda genellemeler bizi yaniltabilir, cunku ozel bir sahistan baslayarak konuyu actik. Gates. Karsilastirma ornekleri: Uzanlar. Koc.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Durun, daha biz aya gelemeden...

butch

Kablonet hizmetlerinden yararlanan bir mahalleye 10 metre uzak olmamıza rağmen bu hizmetten yararlanmak için 15000$ keşif bedeli istenmişti bundan 2-3 ay önce bizden. Bugünlerde de binanın önünü kazıyorlar yine sanırım telefon hatlarıyla ilgili olarak. Ha bi de geçen gün yeni telefon hattımızı bağlamak için geldiler Türk Telekom'dan ama yetkili kişi binanın girişindeki kutuya bağladı hattı gerisini elektrikçiyle halletmemiz gerektiğini söyledi. Neyseki böyle durumlara alışığız, işimizi kendi başımıza nasıl yapacağımızı ve hiçbir şeye şaşırmamamız gerektiğini öğrettiler bize bu yolla ne de olsa. Ben bunlarla meşgulken Slashdot.org bir haber yayınladı bugün. Diyorki Amerika'da kanalizasyon şebekelerine fiber-optik kablolar döşenecekmiş (eyvah) hem de bu işi robotlar yapacakmış (eyvah ki ne eyvah)...

Yeni MacBook Pro ile tamam mı, devam mı?

butch

Yeni MacBook Pro Touch ID, Touch Bar, yeni gelişmiş ekran ve bol miktarda başka yeniliklerle duyuruldu. Bunların çoğu sevinçle karşılanırken, özellikle teknik kullanıcıları mutsuz eden değişiklikler de her zaman olduğu gibi gündeme damgasını vurdu. Escape ve fonksiyon tuşları ile SD Kart yuvasının kaldırılması, şarj portunun MagSafe’siz USB-C'ye evrilmesi de bu konudaki tartışma odakları.

...

fazlamesai.net'e soralım: Teknoparklar İşe Yarayacak Mı?

FZ

Önce bir alıntı:

Devletlerin bu konudaki en cüretkâr adımı teknopark diye adlandırdığımız özel teknoloji geliştirme bölgeleri. Teknoloji alanında yazılım, donanım ya da hizmet üretimi yapacak firmalar bu özel bölgelerde çeşitli vergi avantajları sayesinde rekabetçi bir yapıya bürünüyor. Bunun bizdeki yansıması ise genellikle sadece vergi avantajından faydalanmak için ortada teknopark mantığı içinde ürettiği hiçbir şey olmayan firmaların tüm operasyonunu bu alanlara kaydırması oluyor. Teknopark arazilerinin sahibi olarak metrekare başına aldıkları fahiş kira bedelleriyle üniversitelerin de keyfi yerinde... Sonucun ne olduğu sektörü takip edenlerin malumu. İnşallah 10 yıl sonra 'Teknopark modeli işe yaramıyor, uyguladık, olmadı' gibisinden şeyler duymayız.


Sonra bir soru: Sizce yazılım ve donanım alanında Türkiye kökenli şirketlerin dünya devleri ile rekabet edebilmeleri için Teknopark yapılanması anlamlı ve uzun vadede işe yarayacak bir oluşum mudur?

İkinci El Bilgisayarlarınızı İstiyoruz. Hemen, Şimdi

butch

Fazlamesai.net TV programının bu haftaki bölümünde The Free Linux CD Project, Second Strings Project hareketlerinden bahsederken, neden biz de ikinci el bilgisayarlarımızı ihtiyacı olan öğrencilere ulaştırmıyoruz dedik ve bunu FM camiası ile tartışmaya karar verdik.

Gizli Kek Hesapları

butch