Türk Hava Kuvvetleri Bilgi Sistemi (HvBS)

0
erolsoyoz
Türk Savunma sanayinin önemli kuruluşları arasında yer alan Havelsan, önemli bir tedarik projesine daha imza atmayı başardı. Türkiye'nin en büyük tümleşik komuta kontrol bilgi sistemi olarak bilinen "Hava Kuvvetleri Bilgi Sisteminin (HvBS)" kabulü, 25 Aralık 2007 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun katılımıyla gerçekleştirildi. Havelsan mühendisleri tarafından geliştirilen bilgi sistemi ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın etkinliğinin büyük oranda arttırılması hedefleniyor.
Hava Kuvvetleri'nin tüm yönetim, iletişim ile savunma sistemlerini koordine edecek yazılım yine Havelsan'ın geliştirdiği 'milli kripto' ile korunuyor. Yeni sistem, Karargah, taktik kuvvetler, radar üsleri ve bütün komuta kademelerinde planlamadan-icraya kadar işlemlerin ayrıntılı bir şekilde yapılmasına da katkı sağlayacak.

Ayrıntılı bilgi ve fotoğraflar için Havelsan resmi web sitesinin duyurular kısmına göz gezdirebilirsiniz.

Havelsan A.Ş. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'nın bir kuruluşudur.

Görüşler

0
eu
proje 7 (6+1) yıllıktı, 10 yıldan daha uzun sürede bittiş yani %50 den fazla zaman konusunda bir sapma var. projede ilaveler mi var ...

0
bj
Havelsan çalışanları işlerini genelde yatış pozisyonunda yaptıkları için böyle bir gecikme doğaldır.
0
axanc
Yazılım Mühendisliği konusunda bir sapma var.. kullanılan kaynak miktarından hiç bahsetmiyorum.. bu arada şifreleme için MA3 kullanılıyor..
0
devmach
Konu hakkındaki merakımı/cahilliğimi mazur görün ama MA3 nedir ? Milli Açık Anahtar Altyapısı olarak geçiyor ama isim dışında bu projenin OpenSSL'den farkı nedir ?
0
axanc
Tübitak tarafından tasarlanmış bir şifreleme altyapısı.. Çeşitli şekillerde şifrelemelerinize yardımcı oluyor ve imza yerine de geçiyor..
0
FZ
Altyapı derken, kriptografik bir protokol mü, yeni bir şifreleme algoritması mı, bu ikisini de kapsayan bir şey mi, yoksa başka bir şey mi?
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

2001'de piyasaya sürülen bir yazılım(!!!)

maat

Sabahleyin ofiste bir arkadaşım ülkemizin ulusal bir gazetesinde yer alan ve biz bilgisayarcıların ilgisini çekebilecek bir linke tıkladı. Bolca resimli,yazılı kısmı geçtikten sonra bu güzel kısma geldiğinde yüzümüzde acı birer gülümseme belirdi. Bizce herkes 2001 yılında çıkan bu yazılımdan haberdar olmalı dedik :) Tabi bu noktaya gelmeden verilen bilgilerde başka güzellikler(!) de mevcut.

MPlayer (ve Niceleri) Yazılım Patentleri Nedeniyle Zor Durumda!

ykarslioglu

MPlayer, GNU/ Linux camiasının en yetenekli çokluortam oynatıcılarından biri fakat sitesinde hiç iç açıcı olmayan haberler var.

Yazılım patentleri konusu, özgür yazılımların birçoğunun önünü kapatma tehlikesini bereberinde getiriyor. Ayrıntıları http://www.mplayerhq.hu/homepage/index.html adresinden okuyabilirsiniz...

Müjde! Bilişimin arsa derdi çözülüyor...

bm

Biz burada Larry Wall'un davranışından felsefi manalar çıkartmaya, hem Malkoçoğlu rumuzu kullanıp hem beynelmilel seviyede kaliteli yazılar yazarak Türk'ün Türk kalarak sadece batılının sanılan oyunu oynabileceğini göstermeye ve bu nevi pek çok faydalı iş yapmaya çalışırken öbür taraftan birileri devletimizin aklına bilişimle ilgili birşeyler sokuyor. Buradaki habere göre Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun "Uygun yerde bedelsiz arsa tahsis etmeye ve Bakanlar Kurulu kararıyla enerji ve vergi muafiyeti gibi teşvikleri vermeye söz veriyoruz" demiş. Vergi muafiyetini anladım ama arsa ve enerji nereden çıktı? "Bilişim şirketlerinin toplanarak bir sanayi bölgesi kurmaları" teşvik edilecekmiş. Bana mı öyle geliyor yoksa "sanayi bölgeciliği" diye bir rant işi mi var Türkiye'de?

Internet yavaş, pahalı ve kesiliyor; ilginç donanım buraya getirilmiyor, iyi teknik kitap bulamıyoruz filan diye şikayet edildiğini duydum ama doğru dürüst iş yaptığını düşündüğüm bilişimcilerden "ah ah keşke bütün şirketler yanyana olsa" diye bir şey hiç duymadım. Pardon düzeltiyorum, hiçbir bilişimciden duymadım bunu. "Ne güzel ofis bilmemne maliyeti olmadan evimizden çalışabiliyoruz" yahut "net sağolsun bir sürü bilgili insanla dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar etkileşebiliyoruz" diyen çok bilişimci tanıyorum tabii. Bunun sebebi galiba benimle konuşan bilişimcilerle devletimizin aklına bu fikirleri sokan bilişimcilerin farklı olmaları.

Sizin aklınız eriyor mu "ithal veya yerli bilişim profesöründen gelir vergisi almayacağım", "telekom işini dehal halledeceğim", "bilişimde şirketleşmek artık 5 dakika", "Türk gençleri evde oturup annelerine çay yaptırıken ABD'nın yüksek katma değerli bilişim sektörününde yer almalı" gibi şeyler demek varken, "arsa tahsis edeceğim", "teşviği insana değil bölgeye vereceğim, siz bölgeye gelin", yani bir yerde efektif olarak "Türkler Türkler'le yakın durup hep Türkler'le konuşsunlar ki Türkiye dışında hiçbir yerde doğru olmayan doğrular üretelim" denmesine? Kimler bu insanların aklına bunları sokuyorlar Allah aşkına? Ben mi çok huysuz veya cahilim yoksa hakikaten ters bir perspektif mi bu?

Kablosuz İstiklal

FZ

Internet sokağa taşındı İstiklal Caddesi kablosuz internete kavuştu.

İGDAŞ´ın öncülüğünde, Koç.net ve Cisco´nun teknolojik desteğiyle gerçekleştirilen projeyle Beyoğlu´nda internete artık kablosuz bağlanmak mümkün olacak. Projeyle, İstiklal Caddesi boyunca açık alanlardan, kafelerden ya da herhangi bir başka noktadan, mobil cihazlar, dizüstü bilgisayarlar veya PDA'lar ile isteyen herkes internete kablosuz olarak bağlanabilecek.

Türkiye´deki ilk kablosuz internet cadde uygulaması olan proje, New York, Londra ve Paris´in ardından dünyada dördüncü uygulama olacak. İstiklal Caddesi´nde hayata geçirilen uygulama ile İstanbul kenti çağdaş ve dijital bir metropol olma yolunda önemli bir adım daha atmış oluyor. Projeyle, Taksim başlangıcından Galatasaray Lisesi'ne kadar olan bölümünde oluşturulan Kablosuz Bağlantı Noktaları sayesinde İstiklal Caddesi, kablosuz internet erişim alanı haline getirildi. Böylece, cadde boyunca herhangi bir noktadan veya herhangi bir kafeden internete kablosuz bağlanmak mümkün hale geldi.

Sendo - Micros~1 anlaşmazlığının iç yüzü.

conan

Sendo ve Microsoft arasında halen süregelmekte olan dava ve olayların iç yüzünü anlatan bu yazıya bugün /.'da rastladım. Gerçi geçenlerde çok tartıştığımız o habere yorum olarak attım, ama bu ikinci bir haber yazılası kadar önemli bir köşeyazısı bence.

Yazi kısaca M$`un ortağına verdiği sözleri nasıl tutmadığını, StingerOS isimli cep telefonu işletim sistemini geciktirerek ortağının batmasını nasıl hazırladığını güzelce gösteriyor. Artı, şirketin board'unda bir yonetim hakkı olması ve şirketin 12 milyon dolarlık hissesine sahip olmasına rağmen şirketi ugradıgı zarardan bilinçli bir şekilde kurtarmaması, iki şirket arasında yapılan anlaşmadaki ilginç maddeler gibi yan fikirleri de aynı yazıdan okuyup öğrenebilirsiniz.