Rosetta Stone: Dil Öğrenme Aracı

0
SHiBuMi
Rosetta Stone, temel mantığı "Yeni bir dili öğrenmenin en iyi yöntemi nedir? Kendi anadilinizi öğrendiğiniz yöntem" olan, çok başarılı bir yabancı dil öğrenme aracı. Sitelerinde de belirttikleri üzere, ilk dilimizi yani anadilimizi, okula bile gitmeden öğreniyoruz. Bunu, gördüklerimizi, işittiklerimizi başka hiçbir dile dayandırmadan yapıyoruz. Aynı yöntemi, yeni bir dil öğrenmek için de rahatlıkla kullanabiliriz.
Rosetta Stone'un web sitesinde Türkçe dahil 29 farklı dil için eğitim seti bulunuyor. Yazılım 2 ya da 3 seviye, bu seviyelerin her birinde 9-11 arası ünite ve her bir ünitede 10 farklı dersten oluşuyor. Ayrıca her ders, öğrendiklerinizi pekiştirebileceğiniz Okuma ve Dinleme, yalnızca Dinleme, Yazma ve Konuşma adımlarından oluşuyor.

Yazılımın temel mantığı oldukça basit, karşınıza sürekli 4 adet resim geliyor ve siz, size sorulan soruyu bu resimleri temel alarak cevaplıyorsunuz. Öncelikle adam, kadın, oğlan, kız gibi tek başına sözcüklerle başlıyor, ilerledikçe cümle kurmayı, soru sormayı, fiillerde farklı zamanları kullanmayı öğreniyorsunuz.

Uygulamanın sitesi: http://www.rosettastone.com

Kullanılan metod ile ilgili bilgi: http://www2.rosettastone.com/en/individuals/method

Yazılımı online olarak kullanabileceğiniz demo adresi: http://www2.rosettastone.com/individuals/demo

Görüşler

0
FZ
Vaat ettiklerinin yarısını başarıyorlarsa kısa sürede epey zengin olurlar ;-)

Anadilimizi öğrenme yöntemimiz ile sonraki dilleri öğrenme yöntemimiz aynı olduğu konusunda şüpheliyim. Beyin aynı beyin değil bir kere, bir bebeğin beyni ile bir yetişkinin beyni çok farklı bazı bakımlardan. Bir bebeğin çevre koşulları ile bir yetişkininkiler de çok farklı. Dolayısı ile öğrenme de farklı.

Ricardo Schütz'ün dediği gibi, "bir beynin etkileşime geçebilmesi için başka bir beyne ihtiyacı var" [1].

Öte yandan, bilgisayarları kullanarak belli bir seviyeye dek başka dil öğrenmek ve bunu da başarılı şekilde gerçekleştirmek mümkün diye düşünüyorum, mesele eğer okuduğunu anlamak ve derdini anlatabilecek kadar yazı yazmak ise, bu çok zor görünmüyor. Akıcı şekilde konuşmak ve o dilde (anadili olarak) konuşanları anlamak ise çok farklı bir etkileşim modelini gerektiriyor. Dilin doğal ortamında bulunmak, ya da öyle ortama benzer bir yerde olmak önemli. Buna ek olarak insanın anadili ile kurmuş olduğu ilişki de önemli, anadilinde düzgün olarak derdini ifade edemeyen, belli bir karmaşıklıkta cümleleri anlamakta güçlük çeken bir insanın derdi yabancı dilden önce "dil"in kendisi.

Şimdi aklıma geldi, bir bakmak lazım Rosetta ile çalışanlar TOEFL ya da benzeri bir sınavdan nasıl bir performansla çıkıyorlar, iyi bir ölçü olabilir o diye düşünüyorum.

Dil edinimi ile ilgili meraklı olanların bakabilecekleri bir iki adres:

http://www.linguistlist.org/

Second Language Research Journal

Language Acquisiton

Bir de Stephen Krashen'in yabancı dilde eğitimle ilgili bir makalesini paylaşmak istiyorum: Bilingual Education: Arguments For and (Bogus) Arguments Against

Son olarak: Rosetta Stone lafı nereden geliyor? linki.

1. http://www.sk.com.br/sk-mthen.html
0
cadas
Tum sistemi elestirmek istemem, ancak "anadilinizi ogrenir gibi yeni bir dil ogrenin" ya da "baska bir dil ogrenmenin en kolay yolu anadilinizi ogrenirken ki" gibidir demek cok ama cok yanlis duruyor.

Iki nokta var, birincisi bir cocugun anadilini ogrenmesi icin kritik bir yas var ve bu yasi gectikten sonra dil ogrenmesi cok zorlasiyor ve hicbir zaman normal bir cocugunki gibi olmuyor. (Literaturde bunun dramatik ornekleri var)

Ikinci nokta ise, anadilimizi ogrenirken bir geribildirim mekanizmasina sahip degiliz, yani etrafimizda bize dili ogreten birileri yok (Genel kaninin aksine). Yanlis anlamadiysam Rosetta'nin yonteminde sistem size geribildirimler veriyor. Ama cocuklarin geribildirimlerle anadillerini ogrenmedikleri oldukca kanit sahibi bir tez.

Bu urunu incelerken ya da bu tip urunler nasil hazirlanabiliri dusunurken dilbilimdeki bu iki noktaya dikkat etmek gerekiyor.

Yani uzun lafin kisasi, anadilinizden baska bir dili anadilinizi ogrenirken gectiginiz sureclerle ogrenmek iddialari dogru olma ihitimali cok dusuk iddialar, cunku artik cok yaslisiniz. :)

Sevgiler,

Cagdas Tulek

0
FZ
Dediklerinizin çoğuna katılıyorum. Öte yandan çocuğa kimse öğretmiyor, hiç geribildirim olmuyor iddiasına dikkat etmek gerekir diye düşünüyorum. Tabii ki kimse 2 yaşındaki çocuğuna tahta başında "bak evladım, şimdi bu özne, hmm, evet sonra nesne, ardından fiili koyacaksın, bak düzgün çekim yap fiilde" gibi ders vermiyor, tabii ki çocuk o ortamın içine gömülü olduğu için öğreniyor ancak bu hiç geribildirim olmuyor mu demek? (Geribildirim biçimi tartışılabilir ama varlığını inkar etmek ne kadar doğru?)

Öte yandan, evet, ebeveynler çocuklarının sözdizimsel ya da fonetik yanlışlarından ziyade anlamsal yanlışlarını düzeltmeye meyilliler (daha sonra o çocukların mükemmel sözdizim ve fonetiğe sahip olup yalan söyler yani anlamı eğip büker hale gelmeleri ise evrenin en büyük ironilerinden biri değil mi!) ama bu da ciddi bir geribildirim, dolaysız ve dolaylı yollardan.

Pazarlama tarzı (marketspeak) bir yana, yine de bir incelemek lazım bu tür ürünleri diye düşünüyorum. Farklı durumlarda farklı sonuç verebilirler ve en azından söz konusu dile giriş yapmayı bazı insanlar için kolaylaştırabilirler belli bir seviyenin üstüne çıkaramasalar da.
0
sefalet
Geribildirim hakkında FZ'ye katılıyorum.Bir iki noktadan bahsetmek istiyorum.Dil bilgisi kuralları bir dili öğrenirken sanıldığının aksine o kadar önemli değil.Bir dilin dil bilgisi kurallarını bir kaç sayfada toplamak mümkün.(aşağı yukarı)Önemli olan kavramların soyutlanmasını ve kavramlar arasında bağlantı kurulmasının sağlanmasıdır.Özellikle ana dilin öğrenilmesinin ilk safhalarında bu soyutlama eylemi dış algılar ile de uyum içinde olmalı.Yani zihinsel kavrayış dış dünya girdisi ile alakalı ve destekleniyor olmalı.

Bilindiği üzere beyinde bulundukları konum açısından ana dil ve sonradan öğrenilen ikinci dil aynı bölgede yer almıyor.Fakat bu böyle olmak zorunda değil çocuk yaşta iki ana dili öğrenme durumunda kalan çocuklarda çifte ana dil gelişimi görülebilir.Ama genelde sonradan öğrenilen diller yetişkinlik dönemine rastgeldiği için yetişkin zihninin alışkanlıklar ve kalıplar edinmiş hali öğrenme sürecini etkilemekte.

Ben dil öğrenme yöntemlerinin ana dili öğrenirken kullandığımız doğal yöntemlere benzemesi gerektiğini düşünüyorum.Hiç bir zaman aynı koşulları sağlayabilmek mümkün değil ama bu koşulları taklit etmek elimizde.Örneğin bir varsayıma göre bebeklerin bizde olmayan en azından yetişkin dönemimizde bizde olmayan bir özellikleri, dış algılara büyük bir merak duymaları.Maalesef hayatın kendini tekrar eden akışı sırasında biz dış algı verilerine aynı merakı duymamaya başlıyoruz.Bebeklerin dili öğrenmede özellikle müzikal bir merak duymaları çok önemli bir artı öğrenme açısından.Müzikal merak ve dikkat yetişkinlerde bilinçli olarak uyandırılabilir bir öğrenme biçimi olarak.

Yetişkinlerin çok bilinen dil öğrenme zorluğu yöntemlerin hatalı olmasından kaynaklanıyor sanırım.Bebekliktekinin tersine dil öğrenimine dil bilgisi kurallarının ezberlenmesi ile başlanıyor ki bir dilden nefret etmek istiyorsanız bu en iyi yol olabilir.Unutulmamalıdır ki öğrenme, ihtiyaç ve güdülenme ile birlikte gitmek durumunda olan bir eylem.
0
FZ
Fizyolojik farklar bir yana, bence bebeklerin en büyük avantajları, uğraşacakları pek iş güç olmaması. Sizin de o kadar vaktiniz olsa, sıfır sorumluluğunuz olsa, siz de gayet güle oynaya öğrenebilirsiniz bazı şeyleri, yetişkin olmak demek kafasında binbir türlü dert, sorumluluk, vs. olması demek değil mi? Beyin de ona göre bir optimizasyon yapıyor.

"Dillerin yer aldığı bölge" lafı da enteresan geldi, bir dilin yer aldığı şu bölge, öteki dilin yer aldığı bu bölge diye birkaç beyin bölgesi gösterebilir misiniz bana? 10 farklı dilen bilen kişide 10 farklı bölge mi var? Pekiyi ya 20 dilen bilen kişide?

Formel kuralları ezberleme konusunda dediklerinize katılıyorum, yetişkinlerde ve hatta belli bir yaştan sonra çocuklarda psikolojik direnç vardır. O psikolojik dirençler yüzünden mesela bazı dilleri öğrenip bazı dillerde başarısız insanlar var gayet iyi tanıdıklarım arasında. O bakımdan kuralların üzerinde çok durulmadan sürekli o dilin konuşulduğu ortamda bulunmak ve öğrenme işi beynin örüntü tanıma ve kategorize etme uzmanlığına teslim etmek genellikle çok daha hızlı ve sağlıklı sonuç veriyor. Kurallarını kavrayarak Makedonca öğrenmekte zorlandığımı ama Üsküp'te kalışımın 3. haftasında oradaki insanları şaşırtacak kadar Makedonca konuştuğumu bilirim. 13. Savaşçı'da Antonia Banderas'ın canlandırdığı karakterin Kuzeylilere "sizi dinledim!" diye haykırması ve o gecenin sabahında adamların dilini konuşmaya başlaması tabii ki çok komik ve abartılı bir örnek ama bir gerçeklik payı var: beyniniz maruz kaldığı sinyallerin içindeki kuralları çıkarma konusunda uzman ve siz farkında olmadan yapıyor bunu. Kendinizi akışa bıraktığınızda öğreniyorsunuz ama kendisine nasıl dans ettiği sorulduğunda ayakları birbirine dolanan kırkayak misali, nasıl yaptığınızı analiz etmeye kalktığınızda, işte o zaman dünya çapındaki dilbilimciler bile soğuk terler döküyorlar masaları başında ;-)
0
fsniper
yanlış hatırlamıyorsam (ne yazık ki kaynak gösteremem. Hatırlamıyorum.)
Bir çalışmaya göre birden fazla dil bilen deneklerin beyin fonksiyonları incelendiğinde Ana dillerini kullandıklarında beyinlerinin aktifleşen bölgesi ile, farklı dilleri kullanırken aktifleşen bölgeleri farklı oluyor. Bunun sebebi olarak da anadili dışında öğrenilen dillerin bir emülasyon ile yani anadil e çevrilerek kullanıldığı gösteriliyor. Kaynak Bilim Teknik dergisi olabilir.

Bunun yanısıra, beyin fonksiyonlarımızın matematiksel olarak değil de daha çok grafiksel olarak eşleştirme ile çalıştığını düşünüyorum. Bu durumda matematiksel formül ezberler gibi dil öğrenilmesi başarılı olmuyor. Ancak Rosetta nın internet tanıtımını incelediğimde dil öğrenmenin gerçekten bu şekilde yapılabileceği kanısı oluştu kafamda. Hiç bir şey bilmeden Sadece resim ve ses ile basit cümleler kurmaya başlayabildiğimi gördüm. Bu öğrenim biçimini irdelersek Anadolu liselerinde uygulanan "anadil yok sadece yeni öğrenilecek dil var" mantığına yakın olduğunu düşünüyorum. Anadolu lisesinde İngilizce öğrenmemin faydalarını, üzerinden 10 yıldan fazla geçmiş olmasına rağmen hala görüyorum. rosetta yı denemeyi ve sonuçlarını paylaşmayı da düşünüyorum.
0
sefalet
Bende kaynak bulmakta şu an zorlanıyorum beyin bölgelerinin ayrımı konusunda.Ama tam sizin anlattığınız gibi benim aklımda kalanlarda.

Beyin faaliyetleri görsel imgelemeyi çok kullanır bu konuda katılıyorum fakat kurallara dayanan, kalıp zincirlerini yabana atmamak gerekir.Görsel bir imgenin bile bir kalıp olduğunu unutmayalım.Aslında zihin kalıplar ürettiği müddetçe zihin olabiliyor.Beyin bir şeylerin üretilip sonra raflara dizildiği bir oda gibi.Zihinsel gelişiminiz raflardaki nesneler arasında kurduğunuz ilişki ve nesnelerin kendilerinin geliştirilmesi olarak tanımlanabilir.En azında bir şeyleri hafızada tutmak için o şeyin belli bir zaman dilimi için paketlenip kalıp haline getirilmesi gerekir.

Kurallar, formüller vs. beynin bu sabit kalması gereken tarafını temsil eder.Onlar da değişir ama anlam ve diğer algı kalıplarının değiştiği sıklıkta değil.
0
FZ
Bence burada Chomsky'nin dikkat ettiği ayrımı farkında olmadan yazmak hali var, dile dair bilgi ile dile dair performans çok farklı şeyler. Türkçe "gramer"i bilmek demek, verili bir Türkçe cümlenin formel gramere uygun olarak nasıl türetilebileceğini söylemektir (okullarımızdaki dilbilgisi dersinden bahsetmiyorum, o başka bir şey, olması arzulanan durumu gösterirler yani normatiftirler, benim gramer dediğim yani dilbilimcilerin kast ettiği, tanımlayıcı gramer yani mevcut durumu tarif eden formel dizgedir).
0
sefalet
Biraz daha açarsanız "gramer" kavramından ne demek istediğinizi.Aynı şeyden bahsedip bahsetmediğimizi söyleyebilirim.
0
sefalet
Adresler için teşekkürler.Sizde belki benim söylediklerimi teyit eden şu makaleye bakmak istersiniz.Sitede başka makalelerde mevcut.

http://maxpages.com/thena/21nci_Yuzyilda_Dil_Ogretimi
0
FZ
Okudum makaleyi. Pek çok görüşe katılıyorum dil eğitimi ile ilgili, tabii ki açık seçik kural öğretmeye kalkışmak olacak gibi değil, akış içinde beynin sınıflama, örüntü tanıma ve kural çıkarma yeteneklerine güvenmek gerekiyor, orası öyle.

Öte yandan DEC (Dil Edinim Cihazı) spekülasyonuna pek sıcak bakmıyorum o ayrı, Chomsky'nin "Language Organ"ı gibi bir şeyi kast ediyor herhalde yazar.

İkinci dil (ikinci, yabancı manasında, yoksa bir insan üç anadilli olabilir ve sonradan öğrendiği 4. dil yabancı dilidir, ona ikinci dil diyoruz) edinimi araştırmaları ile ilgili bilgi veren şeylerden biri de afazi hastaları yani beyin hasarı, travma, vs. sonrası konuşma bozukluğundan muzdarip olanlar. Terapi esnasında hangi dilin ne şekilde iyileştiği (ki hastadan hastaya çok çeşitlilik gösterebiliyor) anadil ikinci dil ayrımına dair bazı bulgular sunuyor gibi.

Diğer yandan, dil bölgesi olarak kabul edilen beyin kısmında ciddi problem olup da büyük üniversitelerden birinde edebiyat doktorası yapan insanlar da var. Buyrun buradan yakın! İnsan zihni ve beyni bizi böyle ters köşeye yatırmaya devam ettiği sürece ben de "dil" konusunda epey şüpheci olmaya devam edeceğim ;-)
0
FZ
Bunun sebebi olarak da anadili dışında öğrenilen dillerin bir emülasyon ile yani anadil e çevrilerek kullanıldığı gösteriliyor. Kaynak Bilim Teknik dergisi olabilir.

Bir soru: Birkaç anadili olan bir çocuk yetişkin yaşlarında bir yabancı dil öğrenince acaba hangi anadiline çevirerek dinliyor? Anadillerinden hangisine "emülasyon" yaptırıyor?
0
darkhunter
Bu sorunun net bir cevabı olduğunu sanmıyorum. Emülasyon yapmayan ve her iki dilde de düşünebilen bireyler bazı istatistiklerde söz konusu oluyor... Ya da marus kaldığı dile göre beyinindeki ses zamanla değişen bireyler var.
0
sefalet
Dediğiniz noktada sosyal şartlar ve benzerleri devreye giriyor.Söyleyeceklerim yalnızca kendi gözlemlerime dayanıyor.Yetişkin durumda öğrenilen dilin hangi yöntem ile ve hangi sosyal çevre içinde öğrenildiğine göre bir şekillenme mevcut.Örneğin İtalya'ya gidip İtalyanca öğrenmek istesem bana İtalyanca-İngilizce karşılaştırmalı öğretim yöntemi uygulamaları ihtimali olur.İtalyanca-Türkçe değil.Dolayısıyla İtalyancayı öğrendikten sonra kullanımda ingilizceye çeviri yapma yatkınlığı gelişebilir.Hatta oradan da belki Türkçe'ye.Tabi toptan yanlış bir yöntem ama çok sık uygulanıyor.

Aynı şey Almanya'da doğup büyüyen Türk kökenli insanlarımızda da görülebilir.Almanya'da iken dili kullanırken Almanca düşündüklerini belirtirlerken (konuştuğum insanlar ile sınırlı bu söyleyeceğim) içlerinde Türkiye'ye gelip uzun süre kalanlar Türkiye'de bir süre sonra Almanca değil Türkçe düşünmeye başladıklarını belirtmekteler.

Bana kalırsa ana dil ve ikincil diller beynin diğer işlevleri gibi sabit bir organizasyon göstermiyorlar.Çeşitli varyasyonlar gerçeleşebiliyor.

Örneğin ülkemizde ana dilinden daha iyi ikincil dil bilen insanlar gösterebilirim size :) İroni buna deniyor olsa gerek.
0
Soulblighter
Uzaktan Eğitim konularında çalıştığım zamanlarda Rosetta Stone'u takip ederdim. Dil öğretme konusunda çok profesyonel bir firma. İngilizce öğretme setini deneme fırsatım olmuştu. Gerçekten kolay ve hızlı bir şekilde dil öğrenebiliyorsunuz.
0
FZ
Ürünü denemeden önceki İngilizceye maruz kalma süren neydi? Seviyen nasıldı? Ürünü ne kadar süre denedin? Denedikten sonraki durumun nasıldı? Ne şekilde ölçtün?
0
Soulblighter
Ben ürünü uzaktan eğitim standartlarına uygunluğunu test ettim. Bu bağlamda başarılı olduğunu söyleyebilirim. Ürünü kendi üzerimde denemedim. Fakat ingilizceyi az bilen biri üzerinde, 1 hafta süreyle denedim. Ve gözlemlediğim kadarıyla da, eğitimin, bu kişi üstünde olumlu bir etki yarattığını söyleyebilirim. Bu bağlamda da başarılı olduğunu söyleyebilirim. O zamanlar çalıştığım firma Rosetta Stone ile anlaşıp ürünü daha sonra kullanmaya başlamıştı. Ayrıca söylediklerimin hiçbir bilimsel değeri yoktur :)
0
darkhunter
Rosetta Stone (Rosetta Taşı): Mısır'da bulunmuş bir anlaşma mitnidir. Antik Yunanlılar ile Mısırlıların yaptığı bir antlaşma üzerine 3 dilde yazılmıştır. Bu diller demotic (Mısır'da halkın kullandığı dil - modern arapçanın atasıdır aynı zamanda), hiyeroglif ve antik yunancadır. Böylece Mısır halkı, asilleri ve yunanlılar bu antlaşmayı rahatlıkla okuyabildiler.

Ama asıl önemlisi bu taş sayesinde modern bilim adamları (18 yy), hiyeroglifi çözmüşlerdir. Bu işlem sırasında aynı taştaki yunanca metin hayati önem taşımıştır.

Demek ki neymiş, multilingual önemliymiş :p
0
FZ
Yukarıdaki bilgiler Vikipedi'ye girildi mi? ;-) (yoksa çok mu üşengeçiz?)
0
darkhunter
Aslında bu ara üşengeçiz ama wikipedia'yı severiz :
http://tr.wikipedia.org/wiki/Rosetta_Ta%C5%9F%C4%B1
0
FZ
Teşekkürler. Önemli olan madde açmak ve kısa da olsa bir şeyler yazmak. Sonra gerisi gelir, başkaları da el atar.
0
simor
Dil öğrenmeye gerçekten niyetliyseniz çok başarılı bir sistem. Son 1 yıldır fransızca ve isveççe öğrenmek istiyordum ama sadece istiyordum. Hiç bir sistem beyninize kolayca dil öğretemez (ilerde çip takarlarsa bilemem).
Ben de senelerdir düşünürüm, anadilimizi öğrendiğimiz gibi öğrenebilirmiyiz acaba diye. Ama hep ulaştığım nokta, bebeklik halimiz gibi dertsiz tasasız sorumluluğu olmayan bir varlığa bürünmem gerektiği olur.

Bu siztem gördüğüm kadarıyla; amacınız varsa ve önyargınız yoksa, çook başarılı bir grafik arayüz.

Ama bu arayüz birşeyleri manipüle etmeniz için bir araç kutusu değil. Size her kelime için objeleri farklı yerde gösterip beyninize ezberletmeden doğal ortamında anlatarak belletiyor. Kaçacak yer bırakmıyor ve sizinle sürekli iletişim içinde. Kavramlar ve duygular için de resimle ve grafikle anlatmak olasıdır belki bu sistemle. Mesela korku kelimesinin 20 dildeki karşılığının öğrenilmesi, güçlü görsel ve işitsel vs. dış etkenlerle sadece 20 dakika sürebilir. Herkesin o dış etkenlere tepkisi farklı olabilir ama aynı amaçla 5 farklı teknikle 5 farklı kişiye ulaşılabilirse 5000 kişiye de yüksek oranda ulaşılabilir. Beynin o anki veya yaşındaki durumuna göre öğretim teknikleri belirlenebilir. Tabiki bebekken öğrenme şartlarımız çok farklı. Ama bu 40 yaşımızda da bebeklik zamanımızdaki gibi öğrenemeyeceğimizi kanıtlayamıyor.

Seneler önce bir ajansta çalışırken aynı zamanda bir matematikçi, edebiyatçı ve şair olan reklam yazarımız bana, işimi yaparken, çalıştığımız ortamda italyanca öğretmeye niyetlenmişti. Güncel konulardan kelimeler seçip, aynı gün rastlansal anlarda ve durumlarda karşılıklarını söyler ve tekrarlatırdı. Bir süre sonra ben de otomatikleşmiştim. Ağır teknik işler altındayken bile arkamda bitiverir ve birşeyler söylerdi sanki durup dururken aklına gelmişte bizonyare diyesi gelmiş gibi (şekilde görüldüğü üzere yazım işine geçmemiştik henüz :). O, Kelimeyi söyler ve bağlantılı alıştırmalarımızı yapardık. Tabi diğer çalışanlar yüksek sesle tekrarlarımızdan rahatsız olduğu için 2 hafta sonra bırakmak zorunda kaldık.
Fakat hala kelimelerin çoğu aklımdadır.
Evet dil öğrenmek kelime bilmekten ibaret değildir ama başlangıç işte.

Eğer "isterseniz" bu sistem de size dilin temel bağlarını belletebilir. Daha doğrusu önyargısız yaklaşmanızı sağlar ve öğrenebileceğinize dair kanaat getirirsiniz. Bu da bence mesela Ugandaca konuşan 100 kişinin ortasına dalmak için yeterince cesaret kazanmanıza yetebilir. Sosyal etkileşimi başardığınız anda zaten o dili yüzde 90 öğrenmiş olursunuz.

Rosetta stone u hiç bir noktasını bilmediğim isveççe için paraya kıyıp deneyeceğim. Bakalım ne olacak.

BU kaç paraydı yahu :)
0
rafet
Ben ebaydan almancasini aldim.O bile pahali gelmisti. gercekten fena bir yontem degil, ama bana faydasi olmadi. Grup icinde konusmak falan onemli bence.Tek basina calismak insana zevk vermiyor.
0
simor
Hmm evet fiyatlar, bana göre çok sürümü olabilecek bir ürün için oldukça pahalı. Ama demosundan, paralı hizmetin ne olacağını da tam kestiremiyorum açıkçası. Fakat siz kullanmışsınız ve pahalı gelmişse bi kere daha düşünmek lazım tabiki.
0
SHiBuMi
Dünya kadar yorum yazdım, gariban cookie'im expire olunca hepsi uçtu gitti. Bu login işini neden bu kadar önemsiyoruz anlamadığım bir iştir, kim internet cafede benden sonra gelip fazlamesai'deki oturumumu açık bulup benim nickimle yorum yazmak isteyebilir ki ? Hem yazsa ne olur, en fazla ne yazabilir ? Expire süresinin uzatılmasını talep ediyorum. Rosetta ile ilgili yorumum özetle şu: Yorum yapabilmek için mutlaka uygulamayı en azından 1 saat kullanmanızı ve birkaç ders işlemenizi öneririm. Bunu yapmadan benim yazdığım iki paragraflık açıklamayı baz alarak yorum yapmak büyük haksızlık olur. İspanyolca modülünü temin ettim ve şu anda kullanıyorum, çok başarılı ve etkili olduğunu söyleyebilirim. Bütün üniteleri tamamladıktan sonra, elbette üstüne 1 aylık bir Barselona seyahati güzel olur :) Rosetta'nın Arapça modülünü de merak edip denedim. Arap alfabesi hakkında hiçbir fikrim olmamasına rağmen, yalnızca duyduklarımla sözcükleri ve cümle dizilimlerini öğrenebildiğimi gördüm. Tüm seti tedarik edip çalıştığınız takdirde, Arapça'yı da konuşmakta bir sıkıntı çekilmeyeceğini düşünüyorum. Anadili öğrenmek konusunda geribildirim yorumuna gelince: Bence tüm anadil öğrenme süreci sorgulama - geribildirimden ibaret. Bu geribildirim her zaman bir insanın bizi yönlendirmesi şeklinde olmuyor elbet, annemizin babamızla konuşması, TV'de duyduklarımız, bizim sorup öğrendiklerimiz, farkında olmadan duyarak-görerek öğrendiklerimiz, bunların hepsi etkileşimle bize anadilimizi öğreten unsurlar. Rosetta'nın izlediği yöntemin de bunları bilgisayar ortamında simüle edip konsantre ve sistemli hale getirmekten başka bir farklılığı yok. Merak edenler, eMule'de biraz araştırma yapsınlar. Çeşitli dilleri bulmaları mümkün olabilir. Sevgiler Shibumi
0
simor
Yukarda benim yorumumda, kendimi kasarak 2 ara bi derede anlatmaya çalıştığımı ne güzel kısa ve öz ifade ettiniz. Gerçekten benim anlatmak istediğim de buydu.
0
balikcifilozof
Bugün eşim ile birlikte, Rosetta Stone programı ile bir tanıtıma katıldım. Program oldukça ilgimi çekti. Ancak programı pazarlayanlar, seçilen dil 2 ay çalışıldıktan sonra, bir test yapıp, test geçilirse çeviri gönderip para kazandırmayı vaad ediyor. Siz programı aldığınızı ve çalıştığınızı yazmışsınız.
Sizce 2 aylık bir çalışma basit düzeyde olsa çeviri için yeterliolabilir mi?
Cevabınızı merakla bekliyorum.

bf...
0
Zebani
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

TÜRKİYE yarı finalde! En büyük TÜRKİYE!! (Kendi PDF`ini Kendin Yap)

SHiBuMi

Yazının başlığı "Kendi PDF'ini Kendin Yap" olacaktı ama bu coşku içersinde bu başlığı atmak ayıp olurdu :) Çok büyük bir başarı, herkese kutlu olsun.

Herhangi bir uygulamayla hazırladığınız dokümanları, resimleri, sunumları, elektronik tabloları ve yazıcı çıktısı alınabilecek hemen her türlü nesneyi yine bu uygulama içinden ücretsiz ve Türkçe olarak PDF’e dönüştürebilmek ilginizi çeker mi? Çekiyorsa bu yazıyı okumaya devam edin.

PostgreSQL 7.4 sürümü duyuruldu

madness

PostgreSQL Global Development Group (PGDG), PostgreSQL Nesne İlişkisel Veritabanı Yönetim Sistemi'nin (ORDBMS) 7.4 sürümünü duyurdu.
Detaylı bilgi için: Basın Bülteni

Augmented Reality: Gerçeklik Anlayışımızda Yeni Bir Boyut

FZ

Önce VR vardı yani Virtual Reality, yani Sanal Gerçeklik, kafaya geçirdiğiniz kask ile tamamen bilgisayar tarafından oluşturulmuş dünya gözlerinizin önüne geliyordu. Şimdi ise yeni bir kavramla yüz yüzeyiz, Augmented Reality. Nasıl tercüme edilir doğru düzgün bilmiyorum ama bu kavramla anlatılmak istenen gerçek dünya görüntüleri üzerine bilgisayar grafiklerini bindirmek ve böylece mevcut algılayışınızı çok öteye götürmek.

Tyler Mitchell´in blogunda anlatılanlara bakılacak olursa Avustralyalı araştırmacılar bir hayli aşama kaydetmiş durumdalar. Fiziksel ortamınızda 3B modelleri nasıl yaratıp onlarla oynayabileceğinizi videolarla gösteren Tinmith Technologies sitesine ve benzer bir teknolojinin kullanıldığı Augmented Reality Quake sitesine göz atmakta fayda var.

Düşünsenize bu Avustralyalı amcaların hazırladığı sırt çantasını ve kaskı giyiyorsunuz, sonra terk edilmiş ve tekinsiz bir binada ilerlemeye başlıyorsunuz, her an koridorun köşesinden korkunç bir canavar çıkabilir ya da belki arkadaşınız sizi vurmaya çalışıyor olabilir. Hangisi gerçek, hangisi hayal? Tabii insanlar bunu coğrafi bilgi sistemleri gibi daha faydalı işler için de kullanmayı düşünüyorlar ;-)

Bedava Borland Delphi

larweda

Borland Delphi 6.0 personal edition'u bedava dağıtmaya başladı. Gidiyorsunuz Borland`ın sitesine, bir kullanıcı alıyorsunuz, ufak bir anket dolduruyorsunuz, Delphi`yi indiriyosunuz. (maalesef yaklaşık 150 MB, CD versiyonu da 100$`a satılıyor) Borland da seri numarasını ve aktivasyon numarasını e-mail ile gönderiyor. Delphi Personal Edition`da Enterprise ya da Professional edition`daki SQL ve XML desteği olmamasına rağmen yine de denemeye değer.

Ayrıca programı indirdikten sonra InformIT`nin bedava kütüphanesindeki Sam`s Teach Yourself Borland Delphi 4 in 21 Days`e de bir göz atmak yararlı olabilir.

Kızgın Programcılar Ordusuna Bir Üye Daha

TiberiusKirk

CNET news.com'dan...
"Gnutella author Justin Frankel is considering quitting Nullsoft, the company he founded and sold to America Online, following repeated clashes with his corporate parent over software projects."

Justin Frankel, kendi sitesinden yaptığı açıklamada, Nullsoft'tan ayrılma kararı aldığını açıkladı. Geliştirdiği WASTE adlı kriptolu chat ve P2P yazılımının Nulsoft'un sitesinden kaldırılmasını, kararının nedeni olarak açıklayan Frankel, AOL tarafından özgürlüğünün kısıtlandığını belirtti...

Frankel'in açıklaması:
http://www.1014.org