Orada Bir Yerde Hayat Olabilir Mi?

0
FZ
Cenevre'deki Gezegen Araştırmaları ve Yıldız Kinematiği bölümünden Michel Mayor ve Stephane Udry üzerinde canlı bulunabilecek bir gezegen keşfettiler.

Gliesse 581 kod isimli yıldızın yörüngesindeki gezegenlerden biri olan ve dünyamızdan 5 kat daha büyük olan Gliese 581 C gezegeninde sıcaklığın ortalama 0 ila 40 derece olduğu tahmin ediliyor. 20 ışık yılı uzaklıktaki gezegenin üzerinde su olma ihtimali üzerinde de duruluyor.

Görüşler

0
darkhunter
Her şeyden öte, orada bir yerlerde zeki bir yaşam formu bulursak, bu durum insanlık olarak şok geçirmemize neden olacak...



0
Challenger
Umarım o şoku geçiririz. Bunu hem heyecan verici buluyor ve birçok bilgiye ulaşacağımızı düşünerek istiyorum, hem de bazılarının aklının başına gelmesi için.
0
Zebani
Yeni yaşam türünü bulduk ya da onlar bizi buldu diyelim, onların bizden daha kötü durumda olmadıklarını kim bilebilir?

Bir de, popüler kültürün mağduru bizim neslimiz onlardan da çok çabuk sıkılır zannımca.
0
Challenger
Hak veriyorum, fakat bizim bilmediğimiz farklı şeyler biliyor olabilirler. Bizim bildiğimiz şekilde bir yaşam formu olmayabilirler.

Ayrıca, popüler kültürün canı cehenneme dostum :)
0
majesty
Umarım vardır.
0
majesty
Bizim bir yılımız onların 12-13 gününe denk geliyormuş, aldığım söylentilere göre. :)
0
majesty
Pardon, tam tersi...
0
anonim
......."Yıldızlar bütün insanların," diye yanıtladı. "Ama her insan için aynı değiller. Yolcular için, yıldızlar yol gösterici. Ötekiler için yalnızca gökyüzündeki pırıltılar. Bilim adamları için hepsi birer problem. İşadamı için zenginlik. Ama bütün yıldızlar sessiz.
Sen... Yalnızca sen yıldızlara herkesten farklı sahip olacaksın..." "Yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım. Ben gülüyor olacağım bir tanesinde. Ve geceleyin gökyüzüne baktığında bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak... Yalnızca senin gülen yıldızların olacak!"
"Ve üzüntün hafiflediğinde (zaman bütün acıları hafifletir) beni tanımış olmak hep seni mutlu edecek, dostum olarak kalacaksın. Benimle gülmek isteyeceksin. Bunun için de arada bir pencereni açacaksın... Dostların gökyüzüne bakıp bakıp güldüğünü görünce çok şaşıracaklar! Onlara 'Yıldızlar hep güldürür beni!' diyeceksin. Deli olduğunu düşünecekler. Sana nasıl bir oyun oynadığımı görüyorsun..." Antoine de Saint Exupery'nin Küçük Prens adlı başyapıtından
0
anonim
biz niye hep dışarıdan gelebilecek bir umutla yaşamak istiyoruzki. zaten gezegen bizden 20 ışık yılı uzaklıkta değilmi. yani 20ışık yılı = 1,89214E+17 km (189,214,378,807,390,620 km) mesafede olduğunu düşündüğümüz zaman bu zamanı kim aşabilirki biz onlara onlarda bize ulaşabilsin.

hadi bunu geçtik gezegenin durumuna gelelim gezegenin durumunu şuan bir sadece ışığın radyo dalgalarına dönüşüp bize yıllar sonra ulaşabilmesiyle bizim o ışık içinden görüntüyü ayırt etmemiz sayesinde oluyor ki buda yine çok uzun zaman aralıklarına denk geliyor, belkide o gezegen üzerinde ki yaşam olsa bile bu zaman zarfında nerelere ulaşmıştır ki 1 yılı bizim 13 günümüze denk miş yani bizim 1 yılımız onların 10,249 yılına eşdeğer oluyor. biz burada 20 ışık yılı gibi bi rakamdan bahsediyoruz ki buda onların 204 bin küsür yılına denk gelmezmi
?????

biraz erich von daniken hesapları gibi karışık görünsede tamamen basit bir hesaptır. sizde hesabı sağlamaya çalışırken imkansız bir olay olduğunu anlayacaksınız. ve basının 20 ışık yılını çok küçümseyip insanları yanlış umutlara bağlamaya çalışmalarının kendi cahillikleri olduğunu anlayacaksınız. onlar sadece satış kısmına bakarlar :) gerisi önemli olmaz.
0
tongucyumruk
Astronomi 101

Öncelikle gezegenin nasıl tespit edildiğinden başlayalım.

Gezegenler gerçekte yıldızlarının çevresinde dönmezler. Yıldız ile gezegenin çekim kuvvetleri tarafından dengelenen ortak bir nokta çevresinde dönerler. Bizim dünyamız ve güneş göz önüne alındığında bu nokta güneşin çekirdeğine yakın biryerde olduğu için bizim açımızdan dünya güneşin çevresinde dönüyormuş gibi görünür. Ancak yeterince hasas bir şekilde güneş sisteminin dışından güneşin hareketini takip ederseniz bu ortak merkez çevresinde dönme hareketinin güneşin hareketinde düzenli bir yalpalamaya sebep olduğunu görürsünüz.

İşte yabancı yıldızların çevresindeki gezegenleri tespit etmemizi sağlayan metod budur. Eğer bir gezegen ile çevresinde döndüğü yıldızın kütle çekimlerinin oranı yıldızın hareketinde bizim tespit edebileceğimiz boyutta bir yalpalamaya izin verecek boyutta ise bu yalpalama hareketinin niteliğinden gezegen hakkında bilgi edinmemiz mümkün olur. Zaten şimdiye kadar da genelde keşfedilen gezegenlerin yaşama elverişsiz gaz devleri veya yıldızına aşırı derecede yakın hareket eden gezegenler olmasının sebebi de yalnızca bu niteliklerdeki gezegenlerin bizim tespit edebileceğimiz bir yalpalama hareketine sebebp olabilmeleridir.

Bu noktada Gliese 581C'nin en büyük farkı yıldızına yakın olmasına karşılık yıldızı bir kızıl cüce olduğu için aşırı bir radyasyona maruz kalmamasıdır. Bu sayede yalpalama hareketini tespit edebileceğimiz bir yörünge süresine sahip olduğu halde yaşama elverişli koşulların ortaya çıkması mümkündür. Tabiiki sadece yüzeyinde uygun sıcaklık koşullarının oluşması o gezegende yaşamı garantilemez, özellikle de yıldızının büyük olasılıkla milyonlarca yıl önce enerjisini tüketmiş bir cüce yıldızın çevresinde yaşam olasılığına engel olabilecek birçok sebep ortaya çıkabilir fakat bu olayın önemini (bence) azaltmaz.

Özet: Uzaktaki yıldızların çevresindeki gezegenler optik veya radyo teleskoplar ile görülemezler. Tespit edilebilmeleri için farklı yöntemler izlenir. Haklarındaki diğer bilgiler ise tayf analizi gibi yöntemlerle elde edilir.

Şimdi ikinci konumuza gelelim. 20 ışıkyılı...

Belki ilk bakışta trilyonlarca kilometre uzun bir mesafe gibi görünebilir. Ancak astronomik ölçekte düşündüğünüz zaman 20 ışıkyılı yan apartman gibi birşeye denk gelir. Herşeyden önce şunu düşünün. Işık hızıyla sadece 20 yılda bu mesafeyi katetmek mümkün. Belki biz ışık hızına çıkamıyoruz fakat bu iletişim kuramayacağımız anlamına gelmiyor... Herşeyden önce 20 ışıkyılı demek, bir insan ömrü kadar sürede bir mesaj göndermenizin, bu mesaja cevap almanızın ve hatta cevaba cevap yazıp göndermenizin mümkün olması demek. Eğer kendi yıldız sisteminizin dışından bir uygarlıkla iletişim kurma çabasındaysanız bence bu süreler oldukça kabul edilebilir.

Peki bu mesafeler otomobile atlayıp gidip muhabbet edebileceğimiz mesafeler mi? Pek sayılmaz, fakat uzay araçlarımıza atlayıp gitmemiz o kadar da imkansız değil. Evet, ışık hızına çıkmamız veya ışık hızının %95'i gibi bir hıza çıkmamız çok kolay gözükmüyor. Öte yandan ışık hızının %50'si hıza çıkabilecek bir araç yapmak o kadar da imkansız değil. Bu tip bir aracın nasıl yapılabileceğine ilişkin planlar yanılmıyorsam TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisinin 2005 yılı sayılarından birinde uzun uzadıya incelenmişti.

Üstelik şundan da bahsetmeden duramayacağım. Işık hızına çıkmamıza engel olan görelilik kuralları, ışık hızının yarısına çıktığımız zaman aslında bizim lehimize işlemeye başlar. Şöyle ki ışık hızının yarısı hızda 20 ışık yılı mesafeyi katetmeniz dünya zamanı ile 40 yıl sürecektir. Buna karşılık hızlanan aracın içerisinde zamanın akışı yavaşlayacağından siz çok daha kısa bir sürede bu mesafeyi katedip oraya ulaşabilirsiniz. Nasıl? Hoş değil mi?

Özet: uzay o kadar akılalmaz derecede büyüktür ki 20 ışıkyılı aslında oldukça kısa bir mesafedir. Görelilik kuralları ilk bakışta işinizi zorlaştırır gibi görünse de doğru hesap kitap ile aslında olukça pratik yolculuk imkanları sunar.

Kısacası, eğer iyi incelerseniz ilk bakışta "imkansız" veya "bilim kurgu" gibi görünen birçok şeyin aslında gerçekleştirilmeye son derece müsait olduğunu göreceksiniz.
0
FZ
Anlamsız bir geyiğe bu kadar mı güzel, bu kadar mı hoş, bu kadar mı bilgi dolu, aydınlatıcı cevap verilir! Ellerin dert görmesin biraderim! :)
0
gismo
Kütlenin de hızla birlikte arttığını gözardı etmemek gerekir. Işık hızının yarısına çıktığınızda kütleniz 1.154700538 katına çıkar. ışık hızına yaklaştıkça ise logaritmik olarak artmaya başlar. İzafiyet teorisine göre bir cisim ışık hızına çıkarsa kütlesi de sonsuza ıraksar. Dolayısıyla ışık hızına ya da yakın hızlara çıkmak imkansızdır. Ayrıca ışık hızına çıkmakla ilgili sorun sadece bu da değil. Işık hızına çıkmak 10 m/s2 lik ivme ile yaklaşık bir yıl sürüyor. Ayrıca bu hızda meteorlara uzayda bol miktarda bulunan serseri cisimlere karşı manevra yapmak, hatta varlıklarını tespit etmek de kolay değil.
0
Zebani
Hadi gidelim o zaman o gezegen :). Ha diyince de olmuyor ama demek ki :).
0
Zebani
Konuyla doğrudan alakası yok ama forum kapalı ('Bakımda') olduğu için buraya yazıyorum. Bir ara "Güneş Dünyan'ın etrafında dönüyor" diye bir başlık açmıştım forumda, başlığı da kasıtlı olarak eksik bir anlatımla açmıştım ama fizikçi arkadaşlardan ilgi bulamadım bu başlığa. Başlığı açmama sebep olan şey hemen her tanıdığım fizikçiye "Dünya mı Güneş'in etrafında Güneş mi Dünya'nın etrafında dönüyor?" şeklindeki soruma hemen hepsinden yaklaşık aynı şekilde "Dünya Güneş'in etrafında dönüyor." şeklindeki cevap idi. Halbuki fizik öğrenimi gören bir kişinin bu cevabı vermemesi gerekirdi diye düşünüyorum.

Neyse... İşte Güneş sistemine Dünya'yı merkez alan bakış için bir link .

Diğer
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

1967'den beri sesi çıkmayan uydu bir anda canlandı!

conan

Zombi uydu mu desek ne desek bilemedim, ama 1967'de Lincoln Laboratory tarafından tasarlanan LES1 uydusu bir anda tekrardan sinyal göndermeye başladı.

Amatör telsizciler tarafından yakalanan sinyaller ben de dahil olmak üzere bir çok kişiyi şaşırttı. 2800 x 15000 km yörüngesine oturtulması planlanan uydu, roket sistemlerinde oluşan bir hatadan dolayı 2800 km yörüngesinde kalmış ve...

Uzaylı rehineleri gerçek mi ?

anonim

Aslında spekülatif bir konu ama yine de ilginç geldiği için göndermeden edemedim. Ne demiş Fox Mulder " i believe " olay budur :)

Editör'ün notu: FM, Askerdeyken bile güncellenen yegane site!!!

İTÜ'nün uydusu uzaya fırlatıldı

anonim

Yapımı İTÜ Uzay Sistemleri Tasarım ve Test Laboratuvarları'nda gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk öğrenci yapımı uydusu İTÜpSAT1 23 Eylül 2009 günü Hindistan'da uzaya fırlatıldı ve Türkiye saati ile 9:41'de yörüngesine ulaştı. İTÜpSAT1, ABD’deki Stanford ve California Polytechnic Üniversiteleri’nin ortaklaşa başlattığı bir proje olan CubeSat projesi kapsamında tasarlandı ve üretildi. Küp şeklindeki uydunun yörüngesi yaklaşık 700 kilometre ve Dünya'yı yaklaşık 90 dakikada bir dönecek.

Kendi Roketinizi Kendiniz Yapın, Hem de Kağıttan

Soulblighter

Evet evet, yanlış duymadınız. Kağıttan roket, hem de hava destekli fırlatma rampasıyla. Yapmanız gereken tek şey bu çizimleri indirmek ve burada anlatıldığı gibi yapmak. Ayrıca burada diğer kağıttan projeler de mevcut. Yaratıcılığın sınırı yok. Ne diyeyim...

Colorada semalarında ateştopları

conan

Slashdot'da gördüğüm ilginç bir habere göre, Colorado'da iki gün üstüste, iki normalden büyük göktaşı'nın gözlemlenmesi rastlantı oranı oldukça düşük olan bu olay hakkında geniş araştırma başlamasına neden olmuş. Pazar akşam saat 7:20'de güneybatı gökyüzünde ve de pazartesi aksamı 10:45'de batı gökyüzünde görülen iki büyük ateştopu sonrasında, yerde bir iz bulabilme umuduyla araştırmalara başlanmış.

Görenlerin verdikleri ifadelere gore pazar günü gözlemlenen ateştopu yeşil turuncu ve mor alevlerden oluşurken pazartesi günkü ise daha çok mavimsi bir alev yayıyormuş. Civardaki Cloudbait gözlem evi 900 kadar tanıktan rapor almış. (www.cloudbait.com) Colorado Universitesi de arastırmalara bir ekiple katılıyormuş.

Kaynak: /. ve dailycamera