Matrix ve Felsefe

0
FZ
Sizin de kafanız Keanu Revees gibi Matrix'ten sonra karıştıysa bu kitap kesinlikle sizin için yazılmış. Eğer film kafanızı karıştırmadıysa, hemen bir doktora görünün. Matrix'i henüz seyretmediyseniz, o zaman bu kitabı mutlaka okumalısınız. Böylece bu filmin insanlar için neden o kadar önemli olduğunu bulursunuz.
Seçim sizin, hayatınızın sonuna kadar onun sonuçlarıyla yaşayacaksınız. Mavi hapı seçip bu kitabı tekrar rafa koyarak kendinize Matrix sadece bir film mi diyeceksiniz? Yoksa, kırmızı hapı seçip bu kitabı okuyararak, beyaz tavşanın peşinden mi gideceksiniz? "Matrix ve Felsefe, filmdeki felsefi temaların neler olduğunu belirleyişi ve ele alışıyla, felsefi zenginlik açısından filmden daha üstün. Sizce akılcılar, deneyciler, gerçekçiler, gerçeküstücüler, maddeciler, bütüncüler, varoluşçular ve yapıbozumcuları Matrix hakkında ne düşünür? İşte bu sorunun cevabı Matrix ve Felsefe kitabında."
-Lou Marinoff, Felsefeci-yazar-

William Irwin, Pennsylvania King's Üniversitesi'nde profesördür. Birçok felsefi esere editör olarak imza atmıştır. Hermeneutik, Sartre, Platon, hukuk felsefesi ve felsefi pedagoji hakkında sayısız makalesi vardır.

Görüşler

0
anonim
FZ sonsuz tesekkurler. Yarin kitabi aliyorum, bir hafta icinde yorumu aynen burada olacak!
0
FZ
Ben teşekkür ederim felsefe meraklısı genç dostum ;-) Haftaya yorumlarını burada okumaz isem başının etini yerim ona göre ;-)
0
anonim
hocam ne yalan soyleyeyim sirf sizin karsinizda mahcup duruma dusmemek icin (burasi hikaye sirf tukurdugumu yalamamak icin ;) kitabi okudum. ama soyledigim gibi sadece okudum... yani iki gece de uc yuz kusur sayfa sanirim en aptalca bu sekilde okunabilirdi...

her neyse gelelim kuru fasulyenin faydalarina...

kitap sadece matrix´i anlatiyor diye dusunenler okuduklarinda yanilgilarini 1 hafta yuzlerinde tasiyacaklardir. Dogrudur, matrix onun icin bir baslangic olusturmus ama son nokta her zamanki gibi yazarimiza kalmis...

genelde, bir kacini bizim de FM`de tartisitigimiz, matrix bazli konulari felsefi bir dille, sistemli olarak ele almis. yani nasil desem bizim filmden ciktiktan sonra dusunduklerimizi adam daha sistematik bir sekilde okuyucuya aktariyor... (elbette sirf film degil, bu ve bundan cikan yuzlerce soru ile beraberinde)

ama soylemeden de edemeyecegim kitabi okurken (her ne kadar yari uyur bir halde olsam da) surukleyiciligi ile okuldaki felsefi ders kitaplarina tas cikariyor. yani keske okulda da o aptalca soylemler yerine bunlari ogretseler (MF oldugumdan ilk defa felsefeyi bu sene gordum ama zaten onceden de 1-2 kez okudugumdan konu uzerine temelim az da olsa var).

Hee, bu arada unutmadan yazar sadece insan bazli sorunlar uzerinde durmus ama, ayni zamanda insanin elinden cikipta insana ters tepen makinelesme sorunu uzerine de deginmis. bunun disinda genel anlamda kitap biraz makinelesme bazli insan psikolojisi uzerinde durmus...

burada yazdiklarim kesinlikle FM camiasi icin gecerli bir yorum yazisi degildir. Sirf FZ amcamin baskisi altinda ezilmemek icin yaptigim bir uyur-gezer kitap okuma cabasidir (?). siz bana bakmayin kitap gercekten bence simdiden klasikler arasina gecebilecek bir icerige ve dusunce anlayisina sahip.

kisacasi bu kitap bu okumayi hak etmedi, su oss telasim bitsin yazin bu ve m. gorki`lerin hepsini en bastan alacagim.

FZ´ye not: kusura bakma sadece aksamlari bos kaldigimdan (gece gunduz test mest derken icmeden kafayi buluyorum) okuyabiliyorum, umarim az da olsa sozumde durabilmisimdir...
0
FZ
Bu sıkışık zamanında benim ısrarlarım üzerine söz konusu kitabı okuduğu için genç dostuma çok teşekkürler. Eminim sınav telaşı bitince kitabı `hakkını vererek´ okuyacaktır ;-)

knt´ye not: Bir daha bana amca dediğini duymayayım :-P

Bir not daha: Okulda ya da dershanede gösterilen felsenin ya da felsefe kitaplarının bir manası yok. Sakın onları baz alma. Bizim okullar ve müfredat dünyanın en eğlenceli konularını bile sıkıcı, boğucu hale getirecek şekilde hazırlanmıştır ;-)
0
malkocoglu
Matris (yani Matrix) filiminin icinde bol bol uzakdogu felsefesi var.. Buhranilikten cok alinti yapmislar, kitabi okumadim, benim fikirlerim. :)

Buhranilikte de, bir 'uyanis' vardir, ve insan ileri potansiyeline erisir. Aslina bakarsaniz, bu kavramlarin aynisi bizim Sufilerde de mevcuttur. Insan-i Kemal dedikleri, Niyo amcamizin sonda eristigi bir durumdur, ve insan bir takim 'ozellikler' edinebilir. Batili ruhbilimci Jung bile bunlardan bahsediyor.

Fakkaaat, insan-i kemal'ligi, 'inanirsan basarirsin' gibi amerikanvari bir super-kahramanliga baglamalari filim icabi. Yani Matris filimi yari bovboy filmi, yari uzakdogu felsefesi. Tabii icinde 'gercek nedir' gibi cok onemli sorular soruluyor, ki bunlar guzel seyler. Morfiyus amca pili cikarip gosterince soyle bir urpermediniz mi? Ben vallahi urperdim. :)




0
FZ
Uzakdoğu, Ortadoğu ve İspanya (Endülüs ya da Anda Lucia)... İslam mistisizmi ve Taoculuk... Bu gibi konuların birbirleri olan kökensel bağlantıları üzerine meraklı, hevesli ve bilgi sahibi olmak isteyen FM okuyucularına tavsiye edeceğim ilk kitap üstad Toshihiko Izutsu´dan Sufism and Taoism: A Comparative Study of Key Philosophical Concepts isimli eserdir.

Üstadın İbn Arabi ve Lao Tsu´nun çıkış noktalarını ve temel felsefi bakışlarını karşılamalı olarak ve birincil kaynaklardan incelediği bu eser okuyanları epey bir düşünmeye sevk edecektir tahminimce.

Bu Japon bilimadamının yukarıdaki eseri Türkçe´ye çevrildi diye hatırlıyorum ama emin değilim. Türkçe iki kitabını burada bulabilirsiniz.

Not: Yukarıda bahsettiğim kitap İTÜ Merkez Kitaplık'ta mevcut diye biliyorum. Bilginize.
0
malkocoglu
Ayrica Gazali'yi unutmadan gecemeyecegim. Kimya-i Saadet kitabindan (Kalb hakkinda)

Fakat bimek lazimdir ki, kalblerin bazisi bazisindan ustun ve kuvvetlidir; melek cevherine daha cok benzer. Boylece, onun bedeninin disindaki maddeler ona itaat eder. Mesela, heybeti bir aslan uzerine duserse, aslan ona itaat eder, emrine girer, bir hastaya himmet edince, sihhate kavusur.

Gazali 11. yuzyilin ilim adami idi.

Froyd ve Yung usulu ruya analiz metodunu taa o zamandanda soylemistir.

Ayrica yukarida belirtilen ustun ozellikler ileri seviyede Chi belirtisidir. Chi-Kung ve Chi konusu en iyi su kitapta isleniyor.

http://www.amazon.com/exec/obidos/tg/detail/-/1556431570/qid=1044113351/sr=8-1/ref=sr_8_1/103-4519298-0811020?v=glance&s=books&n=507846

Bizimkiler isi coktan asmilar yani azizim! Holivud hala arkadan geliyor.. :)


0
FZ
İnsana ve doğaya dair her ne var ise bilimsel olarak incelenmesi, aydınlatılması ve sistematize, teorize edilmesi bence kötü bir şey değil. Bu tip çabaları küçümseme ve mistik sözleri yüceltme taraftarı değilim.

Bununla birlikte yüzyıllarca yıllık geçmişi ve olan epey derinleşmiş, rafine olmuş çok ciddi ve pratik olarak uygulanabilen gelenekleri de küçümsemem, bilakis hayranlıkla bakarım ;-)

Bu konularda okuduğum en güzel kitaplardan biri The Chronicles of Tao adlı kitap idi. Taoculuk (chi, chi kung, ve daha bir ton şey :) dediğimiz şeyin resmen geliştirildiği ve en üst mertebesine yükseldiği tapınakların son günlerini görmüş ve orada yaşamış, çok ciddi bir eğitim almış bir adamın çalkantılı hayat hikayesidir. Kitabın Türkçe tercümesini de alıp okuyabilirsiniz.

Chi kung ve benzeri şeyleri kitaptan öğrenmeye gelince naçizane görüşüm: unutun.

Jung´un deyişi ile: Telefonun bulunduğu bir odada meditasyon yapmak ruhsal bir hatadır ;-)
0
malkocoglu
Chi daha kuramsallastirilmayan bilim. Yakinda olcecek aletler yaparlar.

Bilim 'ne' ve 'nasil' oldugunu aciklar, niye oldugunu aciklamaz.

Gazali gibi yazarlardan eger tek keilme ogrenilecekse, o da sudur: Insanin gonlu/iradesi/kalbi, aklinin uzerinde olmalidir. Akli KULLANMALIDIR, tersi degil.

Bati uygarligi akli en tepeye koydugu icin, basina binbir bela gelmistir. Hitler'in 'ileri' fikirleri, gunun unlu bilim adami Darwin'den bozmadir. Darwin zaten direk Turk'ler felan asagi irk demistir. Acin okuyun.

Yung'un telefon hakkindaki lafi kulaktan dolma, ve yanlis. Yung uzakdogu felsefelerine cok saygili idi. Kundalini hakkinda gorusleri kitaplarda yaziyor. Synchronicity altinda anlattigi olaylari da, kesici/bicici bati bilimi ile ZOR anlatirsiniz.





0
FZ
E valla yani `akılcılık´ bu kadar aşağılanabilirdi :)

Örnek olarak bula bula bulunan Hitler midir? Jung ile ilgili sözün kulaktan dolma olduğu ve `yanlış´ olduğu söylenirken acaba Darwin´le ilgili söylenen söz ne kadar doğrudur? Kaldı ki kendisi tarafından sarf edilmiş talihsiz bir cümle olduğunu var saysak dahi bu tek başına ne kadar anlamlıdır? Buna demagoji denmez mi?

Bu arada Jung´un lafını Jung´un lafı olarak değil kendi lafım olarak da öne sürebilirim (bu arada bu laf kulaktan dolma değil yazılı bir kaynakta okuduğum bir laftır, yani olsa olsa yazılı bir kaynağın yalancısıyımdır :) Telefon bulunan bir odada meditasyon yapmaya çalışmak ruhsal bir hatadır ;-) Bu laf hiç de yüzeysel bir laf değildir.

Analitik yaklaşımı `kesici/biçici´ gibi duygusal çağrışımlı bir üslupla ele almak hangi akla hizmettir? Bunu da merak ettim doğrusu.

Buraya bu şekilde yazdığımı gören ve beni tanımayan insanlar da sanacak ki uzakdoğu mevzusu ile en ufak bir alakam, bu konulara en ufak bir sempatim yok. Beni tanıyan insanlar ise şaşıracaklar akılcılığı ve batı düşüncesini savunduğum için ama yani böylesine fanatik ve çarpıtılmaya müsait bir mesaja kayıtsız kalmaya da gönlüm elvermedi doğrusu.

Bu arada biraz daldan dala atlıyorum ama `kuramsallaştırılamayan bilim´ bilim lafının tanımı ile çelişkili değil mi? Yani kuram olmadan, teori olmadan bilim olur mu? Elimizde test edecek fikirler, kuramlar, hipotezler dizisi olmadan ne yapabiliriz? Ancak spekülasyon! Yapılanın değerini düşürmez elbette ama zaten değer dediğimiz şey de biraz kaypak ve öznel bir kavram değil midir. Pragmatik yaklaşmak kişinin kendisi ile ilgilidir, onu bağlar. Ben Chi-Kung çalışırsam süper bir adam olacağım diye düşünüyorsam gider çalışırım ve bir gelişme kaydedip kaydetmediğimi gözlemlerim. İkna olduysam ve kendimce işe yarar buldu isem devam ederim, bir sonuç elde edemediğimi düşünürsem de vazgeçerim. Bu tamamen beni ilgilendirir ve yaptıklarıma da kuramsallaştırılmamış bilim demek yukarıdaki sebeplerden ötürü doğru olmaz.

Peki yani bu kadar yazdım ne oldu? Yoruldum :) İsteyen gitsin chi-kung çalışsın ve süper olma yolunda emin adımlarla ilerlesin, isteyen de bunları kuramsallaştırmaya çalışsın. Ghost Dog isimli güzel filmde dendiği gibi dünyanın eskisi gibi olmamasının sebebi yavaş yavaş yok oluyor olmasıdır, yine de her kuşak elinden gelenin en iyisini yapar.
0
malkocoglu
Kuramsallastirma derken, XYZ bilim dalina matematik girip girmemesi, ve 'olculup olculememesi' olarak bahsettim. Salt gozlemlere ve deneylere dayanarak biyoloji, kimya bir sure devam ettiler. Ruhbilim ayni sekilde hala devam ediyor. Fakat bir sure sonra iceri matematik giriyor.

Bilimsel metod'un vazgecilmez parcasi, olcmek, model kurmak ve bu modeli gercek dunyada testten gecirmek. Soylemeye calistigim butun bunlar ve ne oluyoru anlatiyor. Tabii bu ugrasilar cok zevkli canim, ona lafimiz yok. Kesif, matematik gibi haz varmi? Savunmamiz da bunlara bagli zaten.

Soyledigimiz, Aynstayn'in soyle ozetledigi fikirdir. Sormuslar amcamiza, Kainat'in butun sirlari bir gun acikliga kavusacak mi?.

Evet, demis, ama bu aciklamanin hic bir anlami olmazdi, bu aynen, guzel bir muzik nagmesini kulak basinc degisimi ve ses dalgalari ile anlatmaya benzer.

Neyse, bende yoruldum. :) Nerden nereye geldik.


0
oktay
WHITE COATS
(Sullivan/Heaton/Harris) 1987

Well we know what makes the flowers grow - but we don''t know why
And we all have the knowledge of DNA - but we still die
We perch so thin and fragile here upon the land
And the earth that moves beneath us, we don''t understand


(gerisi http://www.newmodelarmy.org/Lyrics/Whitecoats.htm)

oktay
0
conan
> And we all have the knowledge of DNA - but we still die

new Model Army DNA sarmalini cozduyse diger arastiran bilim adamlariyla paylassa fena olmaz mi?

:)
0
oktay
pil cikarmadi hap cikardi
0
FZ
Pill: hap :) Olur böyle hatalar, `oktay´ yakalar ;-)
0
cK_Khakis
Kitabı okumadım.Üzerine kitap yazacak kadar önemli olan ne filmde onu da çözemedim.Wachowski Bros. bu noktada gereken herşeyi yapmışlar zaten.Felsefi akımlar bu noktada neyi nasıl yorumlamış ne düşünmüş bilemiyorum ama çoğunun filmi hakettiği şekilde değerlendirebileceğini zannetmiyorum.Özellikle maddeciler bunu hiç yapamaz.Herhangi bir izm gözlüğü takmadan izlemek en güzeli.Çoğumuzun yaptığı gibi.Sorgulaması yorumlaması daha kolay olucak çünkü filmi sığdırmaya uğraşacağımız bir kalıp olmayacak.Filmde sürekli gönderme yapılan bi nokta varsa o da kaderdir.Kader de felsefa tarihi boyunca en baba meselelerden biri olmuştur.Kader hakkında da,kitapta geçen felsefi akımların herhangi birşey söyleyebileceği fikri bile beni güldürüyor.Özetle;kitabı okumak yerine bence filmi 5 kez daha izleyin(ayrıntıları yakalamak açısından) daha yararlı olucaktır.
0
FZ
1) Oku ondan sonra yorum yap.

2) Film bahane önemli olan felsefe ;-) Her şey üzerine felsefe yapılabilir önemli olan yapanın ne kadar derinleşebildiğidir.

3) Kitabı okumadan kitapta geçen felsefi akımların bir şeyler söyleyip söyleyemeyeceğine karar verme.

4) Filmi 5 değil 50 kere daha seyret... ama kitabı da oku ;-)

5) Daha öte bir düşüncen, daha aydınlatıcı ve derin ve anlamlı sözlerin var ise otur yaz, seni de okuyalım ;-)
0
cK_Khakis
1)bana bişi vermiceeni bile bile neden vaktimi ziyan ediyim.

2)felsefe tarihinin cevap aradığı tüm sorulara cevap vermişim,daha neyin felsefesini yapayım? :)

3)mesele söyleyip söyleyememeleri değil,saçmalayıp saçmalamayacakları..nedendir bilinmez(!) bende saçmalayacakları kanaati uyandı;(bu arada emredersin) :)

4)1. madde :)

5)ötelerin ötesi düşüncelerim,mutlak nur saçan sözlerim var ancak nesre istidadım yok(yazamam anlatabilirim,vaktin varsa gel sana da anlatayım) :)
0
FZ
Gördüğüm kadarı ile `aştım ben´ moduna gireli çok olmuş, sana daha nice kendini aşmalar ve hayatta başarılar dilerim :) Haklısın, sen kitabı okumasan da olur.
0
barisozyurt
Bana ''Bir gün bir kitap okudum, hayatım değişti'' dedirten kitap Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi'nin Akabı-ı Hayal(Hayalin Derinlikleri)'idir. Her ne kadar yazarın ve kitabın adı fazlasıyla ''geek'' kültüründen uzak gibi görünüyorsa da; Matrix'' le değişen hayatınızı aynı paralelde ama daha ileriye götürecek bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Kitapla ilhili Google araması için buraya tıklayabilirsiniz.
0
m1a2
Valla, Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi`den de bahsedildi ya ölsem de gam yemem artık :) (no pun intended)
0
barisozyurt
Filibeli Ahmed Hilmi 'uyan neo' demiyorsa da, uyan diyor; bunda şaşırılacak ne var? Bir felsefe kitabını felsefe kitabı gibi okursanız ufkunuzu açarsınız. Din kitabı gibi okursanız ufkunuzu daraltırsınız. Kitabın adı Matrix, Akabı-ı Hayal, ya da Das Kapital olsa ne farkeder? Yaşamın kendisi son derece karmaşık bir algoritmaya benzemiyor mu? Doğru çıktı alabilmek için değişkenleri doğru parametrelerle fonksiyonlara sokmamız gerekiyorsa, hangi dilde olursa olsun, ya da adı ne kadar komik gelirse gelsin bize; anlamaya çalışmakta fayda var diye düşünüyorum. Sevgiler...
0
m1a2
Bak ama `no pun intended` diye not düşmüşüm :) FM`de böyle bir ismin geçmesini bir katkı olarak değerlendiriyorum. Yeni neslin kıyısından
köşesinden bile geçmediği bu eserler ufuk açar tabii... Öte yandan `ufuk açıcı` vasfını hiçbir alana özelleştirmemek daha doğru olur diye düşünmekteyim. Din de buna dahildir. Madem ki `Amak-ı Hayal`le Batı`dan Doğu`ya yani irfan`ın hakiki kaynağına döndük benden de bir isim: Sadreddin Şirazi (aka Molla Sadra). Bazı yorumcuları tarafından İslâm felsefesinin `Rötalitive Kuramı` olarak nitelendirilen `Hareket-î Cevheriyye` kuramının öncüsüdür. Üstadın söylediklerini birkaç cümleyle özetlemek saygısızlık olacağından konuyla ilgili türkçeye de çevrilmiş bir kaç esere referans vereyim: S. Hüseyin Nasr`ın yazdığı `Sadr al-din Shiraziand his transcendent theosophy; background, life and works` isimli güzel bir inceleme (Mustafa Armağan tarafından türkçeye `Molla Sadra ve İlahi Hikmet` ismiyle çevrildi.) Bir diğer eser de, S. Hussein Nasr ile birlikte son dönemde İran`ın (ve bence İslam dünyasının) yetiştirdiği en önemli aydınlardan birisi olan Abdulkerim Süruş`un yaptığı bir inceleme, türkçeye `Evrenin Yatışmaz Yapısı` olarak çevrildi. Ufuk açmaya devam ;)
0
barisozyurt
Amak-ı Hayal'' den bir paragraf :

evet azizim! ben hayallerin arkasina gizlenmis olan hayaletleri ariyorum. ne yazik ki bulamiyorum. tam olarak ''bulamiyorum'' demek de yanlis. bunu nasil anlatacagimi bilmiyorum. ilmi gerceklere kimsenin bir sey demeye hakki yoktur. yalniz, bir hakikatin varligi diger bir hakikatin varligina engel olmaz. bazi vicdanlar, baslangic ile sonu birbirinden ayiran bir cizginin onunde durup orada kalamaz. ben bu hayati; dunyaya nicin geldigimizi, ne olacagimizi, bizi bu dunyaya gondereni anlamadan terketmemeye niyet ettim. keske bu sorulara olumlu ya da olumsuz bir sevap bulabilseydim. yari dervis, yari deli ama her gordugunu hikmet gozuyle goren bir dusbazin dusleri sizi cagiriyor. hayat, sekr aninda gorulen bir dus degil midir? kim bilir?

Filibeli Ahmed Hilmi için ek$i sozluk entryleri
0
FZ
Şu çapraz linki de hallettik mi tamamdır ;-)
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Leonardo Da Vinci'nin Not Defteri

Ragnor

/. 'ta okuduğum habere göre The British Library yani İngiliz Kütüphanesi 14 muhteşem kitabı Internet üzerinden sergilemeye başlamışlar. İçlerinde Da Vinci'nin 1508 tarihli not defteri de bulunmakta.

Aşık Olacağınız Paylaşım Şekli: shfs

pismikrop

shfs için böyle bir başlık koydum çünkü ben aşık oldum. Artık elimdeki tüm sunucuları güvenli bir şekilde klasörlerimin içine bağlayıp eş-zamanlı iş yapabilirim. Ve iptables'ta tek izinli port ile.

Uzaktaki sunucuda ortak çalışma için öncelikle nfs'i denedik. NFS yerel ağda bir harikaydı. Ama uzaktan erişimi oldukça yavaş ve güvensizdi. Daha güvenli bir paylaşım için shfs biçilmiş bir kaftan. portmap, rpc gibi ek hizmetler gerektirmeyen harika bir paylaşım ortamı.

shfs için sunucu tarafındaki malzemelerimizi sayıyorum: bir adet ssh sunucusu :) istemci tarafındaki malzemelerimiz ise güncel çekirdek sürümünüze ait kernel başlıkları, shfs utils, shfs-source, gcc, module-assistant

Şimdi Debian GNU/Linux ile (ki ben Ubuntu kullanıyorum :) kuruluma sıra geldi...

Emacs ile Oracle Sql*Plus ve sql-mode

zekzekus

İş yerinde yoğun olarak Oracle veritabanı ile çalışıyorum. Sorun tespit etmek için sorgular yazıyorum, PL/SQL ifadeleri çalıştırıyorum. Bu işlemleri en rahat yaptığım araç Oracle tarafından sağlanan Sql*Plus. Rahat dediğime bakmayın sade ve son derece hafif olan bu istemcinin insanı deli eden “özellikleri” var. En basitinden yazdığınız uzun bir SQL cümlesinin başında küçük bir hata yaptıysanız, imleci geri götüremiyorsunuz (henüz enter tuşuna basmamış olsanız da). Daha önce yazdığınız komutları listeleyen ve çabuk bir şekilde kullanmanıza olanak veren bir tarihçe (history) özelliği de yok. Emacs editörü (editör demek bir nevi haksızlık oluyor artık) her zaman olduğu gibi bu konuda da devreye giriyor.

Emacs ve sql-mode ile ilgili bilgi veren yazının devamı burada...

E-bergi Şubat 2009 Sayısı Okuyucularını Selamlar

ilke444

Yeni yıla çok güzel bir başlangıç yapan aylık bilgisayar bilimi ve özgür yazılım derginiz e-bergi, Şubat 2009 sayısıyla da yine çok konuşulacak.

Yeni nesil versiyonlama sistemleri - Subversion

anonim

Büyük olsun küçük olsun tüm şirketlerde, şirket içerisindeki dökümanların akışının ve arşivlenmesinin kontrolü için kullanılan bir sistem vardır. Subversion bu sistemlerden biridir.

Bu amaçla kullanılan bilgisayar programlarına en çok yazılım şirketlerinde rastalanmaktadır. Çünkü yazılımcılar gün içinde sürekli kodlarda ufak değişiklikler yapmaktadırlar. Gerektiğinde dosyaları eski tarihteki versiyonlarına geri döndürmektedirler. Bunları yaparken diğer yazılımcıların etkilenmemesi gerekmektedir. İşte bu anda devreye giren bu programlar bir dosya üzerinde farklı kullanıcılar tarafından aynı anda yapılan değişikliklerin birbirini yok etmesini engeller.

Makalenin tamanını http://www.riskturk.com/obje7/yayin_subversion_1.php adresinden okuyabilirsiniz.