Internet'te Filtreleme ya da Sansür: Opennet.net

0
sundance
Son zamanlarda özellikle YouTube'un mahkeme kararı ile bloklanmasının ardından oldukça yoğun olarak tartışılan konulardan biri de Internet'te sansür.

Bu konuda herşeyden önce iyi bilgilenmemiz gerekiyor. Bu iş neden var? Sadece Türkiye'de mi var? Dünya'da bu konuda trendler ne vs. ki sağlıklı bir şekilde tartışalım ve daha da önemlisi, belki de klasik basından bile önemli olan bu ortamda, sağlıklı haberleşmenin sağlanması için sesimizi duyurabilelim.
Herşeyden önce unutulmaması gereken bir şey var, şu anda Dünya üzerinde yasaların nasıl uygulanacağının bilinmediği tek medya Internet.

Bir T.C. vatandaşının, İngiltere'deki bir hosting firmasından satın aldığı, Maldivlerde host edilen bir siteye giren Gana'lı bir kullanıcının, Kongo'lu birisine yaptığı hakaret hangi mahkeme tarafından değerlendirilip cezaya çarptırılacak ve bu cezayı kim infaz edecek?

Bu, şu anda hukuk dünyasının cevap vermekte en zorlandığı sorulardan biri. Zira klasik mevzuat bu tür durumlarda kimin yetkili olduğunu belirtmekte yetkisiz kalıyor.

Fakat bu alanın regüle edilmesi gerektiği de ortada, zira çocuk pornografisinden, yasadışı mal ticaretine kadar birçok konu var.

Dahası bu konuda hemen hemen bütün ülkeler belli hazırlıklar içinde. Şu anda ise aktif olarak Internet içeriğini bloklayan 20'nin üstünde ülke var. Bunlar dışında 100'ün üstünde ülkenin de halihazırda web sitesi yasaklamaya varmamakla birlikte, Internet içeriğini belli anahtar kelimelere karşı izlediği ve hatta bazı erişimleri engellediği de bilinmekte.

Bu konularda, dünyanın önde gelen üniversiteleri ve kurumları (the Citizen Lab at the Munk Centre for International Studies, University of Toronto, Berkman Center for Internet & Society at Harvard Law School, the Advanced Network Research Group at the Cambridge Security Programme, University of Cambridge, the Oxford Internet Institute, Oxford University) Open Net Initiative diye bir organizasyon kurmuş durumdalar.

Bu sitede, şu anda dünyada Internet filtreleme ile ilgili yasal mevzuatlar, kimin hangi temele dayanarak ne yaptığı konusunda birçok döküman ve bilgi bulunmakta.

Bunlar kadar önemli bir başka unsur da, Türkiye'de Internet'i regüle eden kurumların, ONI'nin uygulamalarını yakınen takip ettiklerini bilmek.(yeri geldiğinde Türkiye'ye uzmanlar getirtip hukukçuların önünde soru cevap toplantıları düzenleyecek kadar)

Bir başka önemli nokta da, tabi ki hedef.

Yasal düzenlemeler elbette ki olmak zorunda, gündelik hayatta biz T.C. kanunlarına tabiyken, Internet'te bunlara tabi olmamamız düşünülemez.

Öte yandan belki de daha önemli olan, kanun koyucuların ve uygulayıcıların Internet'in doğasını anlaması, burada yapılacak regülasyonların, Internet'in bağımsızlığı ve bireyselliğini gözönüne alarak klasik basına sağlanan imtiyazlardan bile daha yüksek seviyede özgürlükler sağlaması gerektiğini anlamaları gerekiyor.

Aksi takdirde şu meşhur sözler akla gelecektir, "Hukuk, hiçbir zaman için sadece hukukçulara bırakılamayacak kadar değerli bir şeydir."

Görüşler

0
hakamaka
Bu konuyu her yönüyle ele alan ve popilist bir yaklaşım sergilemeden yazılan yazı için çok teşekkür ediyorum.

Uzun zamandır ilk defa sansür konusunda ciddi sitelerde böyle bir yazı okumamıştım. Genellikle yazılanlar ya devlet herşeyi çok iyi yaptı demekte ya da internet sansürlenirmi kardeşim bu ne saçma şey demekte.

Yine aynı insanlar kendileri internette her türlü siteye girerken çocukları ve kardeşlerinin internete girerken her türlü siteye girmemesi için yana yakına içerik filitreleyici program aramakta.

Bu gerçekten ikiyüzlülükten başka birşey değildir. Artık şunu bilmeliyiz ki herşey dengeli yapılmak zorunda. Özgürlük dediğimiz şeyin başkasının özgürlük alanını kısıtlamadığında özgürlük olduğunu unutmamalıyız.

Eğer bir site insanların bilgisayarlarına nasıl zarar vereceğini(tabi art niyetli yaklaşımdan bahsediyorum) överek anlatıyor ise bu sitenin yarın bir gün sizin özel veya şirketinizin sitesinede zarar verebileceğini unutmamak gerekiyor.

Eğer bir sitede çocuk pornosu var ise yarın bir gün o videoda veya resimde yer alan çocuğun kimin çocuğu olacağını bilmemizin garantisi var mı?

Ama dedikya itidal lazım herşeyde. Bunun yanı sıra yasaklarda yöneticilerin keyfi uygulamaları ile uygulanmamalı.

Gerçi bu konuda Türkiye'deki kurum elinde direkt olarak yasaklama yetkisi varken mümkün olduğu kadar mahkeme kararları ile yasaklamaya çalışıyor.

Böyle olduğunda ise mahkemelerimize ve yasa koyucularımıza düşüyor görev.

Bu görevde şu;
Diyelim sitede bir konuda hakaret yapılıyor ve sizde diyorsunuz ki bu içeriği sitenden kaldır. Ancak bu noktada şu unutuluyor aynı sitede tam tersi işler yapıldığında ne kadar değerlendiriliyor? Yani aynı sitede diyelimki başka bir ülkenin kurucu bir liderine saldırı varken kim ne yapıyor?

Burada senin benim diye bir tavır mı takılıyor. Ya da bu şekilde sitelerin yasaklanması doğru mu? Burada ülke çıkarını koruyorum derken aslında sadece kendi ülkemizde yasakladığımızı ve diğer ülkelerin bunu izlemesinin daha kötü olduğunu unutuyormuyuz.

Sonuçta bu konularda siteler ile var olan ilişkilerin daha iç içe olması gerekiyor. Yani bir sitedeki içerik eğer yasalara uygun değilse bu site sahipleri ile enine boyuna konuşulmalı. Bu site eğer dünya çapında bir site ise (ki sitelerin artık tamamı böyle) senin için yasa dışı olanın başka bir ülke için yasa dışı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Yani internette tamamı ile yerel yasalar uygulanamaz. Bu konuda global bazda belki çok anlamam ama BM'ler gibi kurumlar ile ülkelerin ortaklaşa kabul ettiği kurallar uygulanmalı.

O zaman ne site sahiplerinin canı yanar. Ne özgürce internette dolaşmak isteyenin canı yanar. Nede devletler interneti tamamen sahip bırakmış olmaz.
0
Tarık
Kanunlar kurallar oluşturulmasın, herşey düzensiz olsun diyen yoktur sanırım(tabii ki vardır bir yerlerde)
Fakat kuralların ve kanunların adaletli ve insan haklarını tam gözetir şekilde düzenlenmesi gerekmekte. İnsanların Türkiye' deki uygulamalara kızmalarının sebebi bu. En yakın ve alelade örnek wordpress.com. Bir kişi bir nedenden dava açtı ve kazandı diye koskoca bir bloglar sisteminin ülke çapında yasaklanması ne demek? mesela. Sizede saçma gelmiyor mu?
0
FZ
O saçmalığa yol açan bir yasa var. O yasayı meclis yaptı ve onayladı. Mecliste AKP iktidar. CHP ve MHP de mevcut mecliste. Ben onlara oy vermedim, saçma yasalardan bunalan tanıdıklarımın çoğu da onlara oy vermedi. Ama artık desteklemediğim partilere oy vermeMEnin dahi yeterli kalmadığı noktaya geldik gibi görünüyor.
0
hakamaka
Meselenin salt partiler ile hiçbir alakası yoktur. Neden bu konuyu bu noktaya getiriyorsunuz ki. Bence yukarıda yazılan habere hiç yakışmayan bir yorum.

Partiler siz oy verin veya vermeyin o ülkedeki insanları temsil ederler. Kaldı ki hiçbir insan hiçbir zaman sürekli doğruyu yapamayabilir.

Bu konuda görev bilişim dünyasınındır. Bilgilerini ve yönlendirmelerini hükümet ve tüm partiler ile paylaşmalılar. Bu noktada konuyu sen şuna oy verirsen bak böyle olur demeye gidecek bir duruma getirmek hiç doğru olmayan bir yaklaşım biçimidir.

Ayrıca yasalar doğru yazılmayabilirler ancak bu onların saçma olduğu manasına gelmez. Sonuçta dediğim gibi genelimizi temsil eden milletvekillerinin çıkarmış olduğu yasalardır bunlar.

Yorumunuzdaki son satır ile ilgili olarak yorum bile yapma gereği duymuyorum.
0
FZ
Meselenin salt partiler ile hiçbir alakası yoktur. Neden bu konuyu bu noktaya getiriyorsunuz ki. Bence yukarıda yazılan habere hiç yakışmayan bir yorum.

Güçlü bir devlet geleneğimiz var. Bizim tarihi geleneklerimiz elbet Cumhuriyet kuruluşu ile başlamıyor, öncesi de var bu işlerin. Benim gördüğüm bizim gelenekte aslolan vatandaş filan değil. Yani vatandaşın özgürlüğü epey bir sonra geliyor. Kutsal kabul edilen ilk şey hiç değil.

Ortada hukuki bir durum var ise, bunun doğrudan partiler ile alakası vardır, yasaları çıkaranlar onlar çünkü. Tabii ki mahkemelerle, şirketlerle ve benle de alakası var ama öncelikle o yasayı akıl edenlerle yani milletvekilleri ile alakası var.

Partiler siz oy verin veya vermeyin o ülkedeki insanları temsil ederler. Kaldı ki hiçbir insan hiçbir zaman sürekli doğruyu yapamayabilir.

Şu andaki iktidar yahut meclisteki muhalefet beni temsil etmiyor. Benim değerlerimi benimsemiyor. Bu yüzden ciddi bir temsil problemi var. Bu gibi günlük olaylarda (yani Internet'in engellenmesi gibi) gerilimin ne ölçüde olduğu ortaya çıkıyor. Elbette hiçbir kurum yahut insan mükemmel değildir, ideal değildir. Mükemmel olmamak ile bir şeye balta ile girip dağıtmak arasında ise bir hayli fark var.

Bu konuda görev bilişim dünyasınındır. Bilgilerini ve yönlendirmelerini hükümet ve tüm partiler ile paylaşmalılar.

Sakladıklarını sanmıyorum. Burada ve pek çok platformda, gazetelerde ve hatta TVlerde bile konuşuluyor bu konular. Belli bir bilgisi, fikri ve BT kültürü olan, Internet'in geçmişini vs. de bilen insanların politikacılar yani esas güç sahipleri tarafından ne denli ciddiye alındıkları ise ayrı bir konu. Bunun sıkıntılarını şu anda gayet somut görebiliyoruz günlük hayatımızda.

Bu noktada konuyu sen şuna oy verirsen bak böyle olur demeye gidecek bir duruma getirmek hiç doğru olmayan bir yaklaşım biçimidir.

Yani mevcut durumda meclisin, politikacılarımızın yani yasa yapma yahut problemli yasaları iptal etme gücüne sahip TC vatandaşlarının bir payı yok mu? Yahut varsa da çok küçücük, minnacık bir payı mı var?

Ayrıca yasalar doğru yazılmayabilirler ancak bu onların saçma olduğu manasına gelmez. Sonuçta dediğim gibi genelimizi temsil eden milletvekillerinin çıkarmış olduğu yasalardır bunlar.

Demokrasi %xx'in diktası demek değildir. Temel hak ve özgürlüklerin kutsal kabul edildiği ve üstüne titrendiği bir yönetim biçimidir. En azından bana böyle öğrettiler. Ben tabii çok isterdim beni temsil eden politikacılar yapıyor olsun yasaları, o zaman bu tür gerilimlerden ziyade çok ufak tefek detaylarda belki tartışıyor olurduk.

Yorumunuzdaki son satır ile ilgili olarak yorum bile yapma gereği duymuyorum.

Ben duyuyorum, devam edeyim: Demokrasiyi sadece bir "oy ver" oyunu olarak algıladığımız için belki bugün bu noktadayız. Aslında sizin de belirttiğiniz gibi tabii ki elinde güç bulunduranlar kafalarında bir hayli bilgi, kültür ve fikir bulunduranları dinlemeli fikir danışmalıdırlar (bizzat kendileri öyle insanlar ise ne mutlu, Platonik bir felsefeci-politikacı kitlesinden müteşekkil meclisiniz var demektir o zaman) lakin ben kendi adıma mesela milletvekillerimizin yahut yargıçlarımızın ne kalitede bilirkişilere danıştıklarını epey merak ediyorum. Acaba işi gücü bırakıp kamu yararına bilirkişiliğe mi soyunsak? Pekiyi acaba yasa üretenlerimizi yani sizden bizden çok daha fazla GÜÇ SAHİBİ OLANLAR bunu çekici kılmak için bir çaba içindeler mi? Olurlar mı? Kritik sorular bunlar, geçmeyelim bir kalemde. Balyoz ile yumurta kırılmasına karşı daha ne kadar dayanacağız? Çin ile aynı kategoride mi olmak istiyoruz özgürlük açısından? Ben kesinlikle istemiyorum doğrusu, diğer FM okurları ister mi acaba?

Çocuk prn0sna gelene dek mesela güç sahibi milletvekillerimiz sivil vatandaşların ateşli silah bulundurma eylemini şimdikinin 5 katı zor hale getirseler ya, ne de olsa elinde bir tabancası olan biri elinden klavye, bağlantı ve monitörü olan birinden çok daha tehlike arz etmeye müsaittir değil mi? Yahut silah kaynaklı saldırıları ve kazaları engellemenin yolu başka bir şey olabilir mi? diye de sorulabilir belki...
0
hakamaka
Peki.

Siz bu ülkede bunları yazacak kadar özgürsünüz.
Kendi halkınızın seçtiğini dikta ilan edecek kadarda özgürsünüz.

Siz o kadar özgürsünüzki ben burda ne yazsam sizin özgürlüğünüzü etkilemez.

Başkaca birşey yazmıyorum.
0
ecder
Haklısınız. Ne mutlu.

Ben de şunu ekleyeyim: şimdilik.
0
Tarık
Benim burada şu veya bu şekilde AKP iktidarına söyleyecek bir lafım yok. "Halk sandıkta cevap verecektir" gibi sendikacı, muhalif bir ağız da takınmayacağım. Ama kesinlikle bilinmesi ve akıldan çıkarılmaması gereken önemli mevzuat şudur. Ülkeyi şu anda akıl yönetmemektedir. Devlet kendi organlarını dahi idare etmekten aciz bir şekilde yaşam savaşı vermektedir. Yapılan yasalar, kanunlar, tüzükler hep birşeylerin bugünlük idare edilebilmesini amaçlamaktadır.

Görebildiğim kadarıyla da bu ülkenin bu çıkmazlar çıkmazından çıkabilmesi varolan siyasal partiler nezdinde mümkün değil. Herkes kendi avanesinin sosyal yaşam düzeyini geldiği koltuk marifetiyle yükseltmeye çalışıyor. Devletin her köşesi zangır zangır alarm veriyor.

Bir takım uydurma, göz boyama işleri çeviriliyor. Basın-yayın devamlı surette halka kendi işine çomak sokmayan iktidarı ve yaptıklarını öve öve anlatıyor. Okulların eğitim düzeyi çok düşük, öğretmenler öğretmenlik yapabilecek vasıflara sahip değiller. Çünkü bunun için yetiştirilmemişler.

Dış politikamız, küresel devletlerin güç oyunlarına amade işler yapıyor. İcazet bakanlığı kurulursa şaşmayacağım. Ve devletin ülke dışında birşey yapabilmek için okyanus ötesi devletlerden izin istemesi, onursuzluk göstermesi artık olağan bir durum.

Hiçbir devlet kurumunda işiyle ilgili etkin ve yetkili kişi/kadro/eleman yok. Şans eseri denk düşen, dürüst yöneticiler bir şekilde uzaklaştırılıyor.

Bende AKP iktidarına oy vermedim. Peki bu partiye oyu kim verdi? İstatistiklere göre ülkede üç kişiden biri bu partiye oy vermiş. Neden vermişler?

Bu ülkede "soysuzluk, dolandırıcılık, kısa dönemde köşe dönmece, namussuzluk, yatarak para kazanma, dürüstlüğü enayilik sanma, bilgiye önem vermeme, kayırmacılık, rüşvet" gibi uygulamaları kimler normal iş saydı, midesizce savundu, kanunları bu düzene göre oturttu? Kimler rüşvete, hediye dedi. Kimler "bir kere delinmekle yasaya birşey olmaz" dedi. Kimler okuyanın yazanın kafasını ezdi, faşizmi, gericiliği, yobazlığı körükledi. Kimler uşaklık etti. Görünüşe göre bunların hepsi bizler tarafından yapıldı. Ben yapmadım. Kim yaptı?

Ve hala bunları söylediğimizde komplo teorisi üretip bizi kötümserlikle suçlayan ve o esnada borsadaki kağıtlardan para kazananlar nerdedir şimdi? Türkiye' deler.

Ben yeni Atatürk beklemiyorum. Yazıktır adamcağıza, değer bilmeyen ülkeye değmez çünkü.
0
FZ
Biz burada "iyi ama çocuk prn0su ne olacak, çocuklarımızı nasıl koruyacağız" muhabbeti yapaduralım, alibaba.com'un da yasaklandığına dair haberler çıkmaya başladı.
0
cezve
Bence sorunumuzun temel kaynagi mutlak dogru. Cunku Dogru mevcut sartlara ve zamana gore degisir. 100 sene once 8 saatlik is suresi istegiyle insanlar ölüyordu. Simdi bazi ulkelerde uygulaniyor. Bazi ulkeler de olumler devam ediyor.

Internet ulkeler arasi dogrulari zorlar hale geldi. Bu nedenle ulkelerin dogrulari birbirini desteklemiyor, ki bence, bu kapitalist sistemde de desteklemesi imkansiz.
Cunku nasil bugun abd irak'a girdi ve biz engel olamadiysak bugun bizim icin onemli bir adama abd li birisi kufrederse engel olamayiz. Peki ne yapabiliriz. Devekusu seklinde kafamizi topraga sokariz...

Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Temporary Inbox ile Spamlardan Uzak Durun

DemensMagnet

E-Posta adresiniz 1 defa spamcıların eline düşmeye görsün, o e-posta adresinden pek fazla hayır gelmemektedir. Her ne kadar e-posta sunucuları yeni spam filtreleri geliştirseler de spamcılar boş durmayıp bu flitreleri atlatabilmek için ellerinden geleni yapıyor ve bu filtreleri atlatıyorlar.

En güzel spam koruması e-posta adresinizi spamcılardan uzak tutmaktır. İşte bu noktada Temporary Inbox oldukça yararlı bir servis sunuyor kullanıcılara.

Sezer siyaset meydanlık ünlü Rtük yasasını iade etti

sidar

TC Cumhurbaşkanı Sezer, siyaset meydanlarında Ovakışla köylüleri ile tartışılan Türk İnternet'inin (!) önüne set koyacak ünlü Trük (Rtük/türk/tükr) yasasını iade etti. Yorum yapmadan iade gerekçesini yazıyorum:
"İletişim teknolojisinde bir devrim niteliğindeki internet yayıncılığının en baskın yönü, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün, özgün kanaat oluşumunun günümüzdeki en etkin kullanım alanı olmasıdır.

İnternet ortamındaki yayıncılıkta, hukukun üstün kılınması, kişilik haklarının korunması ve bunun yanında da yayın yoluyla düşünce ve ifade özgürlüğü gibi duyarlı alanların dengelenmesi sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar ancak, ifade özgürlüğü esas alınarak ve yayınlar üzerindeki denetim yargıya bırakılarak sağlanabilir.

İnternet yayıncılığına ilişkin ilkelerin ve öteki düzenlemelerin özel bir yasa ile yapılması en doğru yol olacaktır. Bu yola gidilmeyerek, yayınların düzenlenmesinin tümüyle kamu otoritelerinin takdirine bırakılması ve Basın Yasası'na bağlı kalınması internet yayıncılığının özelliği ile bağdaşmamaktadır. "

PCnet, dünyanın en pahalı internet erişimine karşı

saman

PCnet dergisi Türk Telekom'un fiyat politikasını protesto eden bir kampanya başlatmış, sanal ortamda imza topluyorlar. Amaçları hedef kitlelerine sempatik gözükmek mi bilinmez ama yinede topluluk olup sesimizi duyurmak için iyi bir fırsat. İşte detaylar:

Türkiye'nin bilgisayar ve internet dergisi PCnet, Türk Telekom'un ADSL fiyatlandırma politikasını protesto ediyor. Siz de Türk Telekom'un ADSL fiyatlarını düşürmesi gerektiğine inanıyorsanız protesto girişimimize katılabilirsiniz.

http://www.pcnet.com.tr/adsl

Bir Kablonet Hikayesi

sefalet

Kablolu bağlantı ile genelağ erişimi sağlayan kullanıcılara küçük bir müjde ile başlayıp, Türksat'ın bağlantı fiayatlarında indirime gittiğini belirtelim. İlgili tarifelere şuradan ulaşabilirsiniz. İndirimin yanında her ay istediğiniz bir tarifeye geçme hakkı da tanındığını duydum ki alışkın olmadığımız bir özellik. Kablolu bağlantı işletmesi 1 temmuz 2005'te Türksat'a geçmiş ve 1 eylül 2006'da Türksat, daha önce Telekom'un destek hizmeti vermesi için kiraladığı firmalar (kablonet, topaz, ultra, interaktif) ile sözleşmeleri feshetti. Bu olaylı geçiş sürecinde bir kaç gün bağlantı hizmeti alamadı kullanıcılar.

Yeni P2P - IRIS

cazz

Amerika'da, devlet tarafindan gorevlendirilmis bir ekip, var olan P2P teknolojisindeki sorunlari cozme amacli yeni bir P2P agi kuruyormus : IRIS (Infrastructure for Resilient Internet Systems)...

Projeden (ve MIT'den) Hari Balakrishnan soyle demis :

"Sunuculara karsi Denial of Service saldirilarini sona erdirecek!"

Balakrishnan ve arkadaslari , IRIS icin yeni bir arama algoritmasi da gelistireceklermis...

Bakiniz efenim...