Feza Gürsey´i ve Cavit Erginsoy´u Tanır Mısınız?

0
oeylem
Kendileri hem Türk hem fizikçi hem de dünyaca tanınmış sıfatlarını bir arada taşıyan ender şahsiyetlerdendir. Her ikisi de hakkın rahmetine kavuşmuş ve umarım gittikleri yerde mutludurlar. Bu kişilere ait aşağıda ki iki yazıya dikkatinizi çekmek isterim.her iki yazı da kendi başlarına çok güzel yazılar olmakla birlikte ayrıca 30 senede kat edilen mesafeyi gösteriyorlar Cavit Erginsoy'unki 1962 Feza Gürsey'inki ise 1992'de yazılmış. her iki yazıda Tübitak Bilim Teknik Dergisi'nden alıntıdır. Feza Gürsey'in yazısı parçaçık fiziği üzerinedir ama orada ki parçaçık fiziği kısımlarını temel bilim olarak okusanız da bir şey değişmez.

Temel bilim ve araştırmanın beslemediği bir teknolojinin gelişemediği, kısırlaştığı ve kendinden beklenileni topluma veremediği bir gerçektir. Ülkemizde endüstri ve teknolojinin geleneği çok kısadır. Bilimin geleneği ise daha yeni oluşum halindedir. Onun içindir ki bugün; “Bilimsel araştırmaya az gelişmiş ülkeler niçin yatırım yapsın? Başkaları bunu bizden daha iyi yapmıyor mu? “ gibi sorular tartışılabiliyor. Bu soruların tartışılması belki bugün tabi ve gereklidir fakat bu ilkel soruların artık cevaplandırılıp, bunların ötesine geçmek vakti gelmiştir.Önümüzde iki şık var. Yarının her nasılsa çıkacak tek tük bilim adamını, aynı soruları tartışmaya mahkum etmek. Yahut ta Türk gençlerinin toplumlarına hizmet eden, umutlu ve inançlı insanların gönül rahatlığıyla yarının Üniversitelerinde, araştırma merkezlerinde, laboratuar ve - evet - fabrikalarında çalışmaları için gerekli ortamı bugünden hazırlamak. Bu iş bir yılın, beş yılın, on yılın işi değildir. Fakat yarına inanıyorsak, Türk toplumunu bugünkü zorlukların ötesinde görebiliyorsak, daha dün aziz hatırasını andığımız ve “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir, ilim ve fennin dışında bir mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir” diyen Büyük Adamın sezisini hakikatten değerlendirebiliyorsak; bu ikinci şıkkı seçmeye mecburuz

1967 Cavit ERGİNSOY

TEMEL BİLİM VE TÜRKİYE

Yirminci asrın bu büyük tecrübe ve fikir macerası karşısında Türkiye ne yapabilir? Fakir milletimizden dev laboratuarların inşasına katılması beklenemez. Fakat toplumumuzun fikri tecessüse, yaratıcılığa, tabiat meselelerinin çözümüne değer veriyorsa yeni düşünce tarzlarına katkıda bulunmak, yarının akılları durduracak teknolojisine bugünden yatırım yapmak istiyorsa, yüksek enerji fiziği gibi temel bilim faaliyetlerini teşvike devam etmelidir. Halen genç kuşaktan Ankara’da ve İstanbul’da bu konu ile ilgili ancak bir düzine kadar fizikçimiz var. İkisi tecrübeci, geri kalanı teori ile uğraşıyor. Onların ve onların yetiştireceği gençler sayesinde büyük merkezlerde yapılan tecrübeler gücümüzün yettiğince katılabilir, yeni kanunları bulma yarışına parasız girer, belki de önemli katkılarda bulunabiliriz. Sade konserve balık ve meyve suyu yahut naylon ve çelik üretimini değil, orijinal fikir ve sağlam bilgi üretimini de arttırabiliriz.

Temel bilim faaliyetleri ile ilgili olarak şu anda elimizde tuttuğumuz büyük imkana dikkatinizi çekmek isterim. Temel bilim, uygulamalı bilim ve teknolojinin aksine herkese açıktır. Temel bilimde sır yoktur. Tersine, bu konuda çalışan bilim adamları arasında, milletleri, siyasi inançları ne olursa olsun tam bir dayanışma vardır. Gençlerimiz bu dayanışmadan faydalanarak milleti yarın ki tecrübeye hazırlayabilirler. Yüksek enerji fiziğinde mesela Hindistan’da yapılan bir keşif, telgraf, mektup hatta uçağına atlayan haberci fizikçiler vasıtası ile ertesi günü Japonya, Rusya, Avrupa veya Amerika’ya ulaştırılır. Yardım isteyen her grup dört bir taraftan yardım görür. Uluslar arası kongrelerde seminerlerde genç bilim adamları tanışır, dostane bir rekabet havası içinde birbirleri ile fikir ve netice teati ederler.

Yarın yüksek enerji fiziği de nükleer bombalar ve uzay araçları gibi uygulamalı safhaya gelince etrafına gizlilik perdeleri inecek ve bu konuyu işleyenlere her türlü yardım kesilecektir. O zaman istesek de yarışa giremeyiz. Yeni teknolojiyi memleketimize küçük mikyasta bile sokmaya kalksak malzeme, alet ve montaj masraflarından başka planlama, işletme ve geliştirme için gerekli bilgiyi belimizi bükecek meblağlar ödemek pahasına satın almak mecburiyetinde kalırız. Halbuki temel konuları bugünden öğrenirsek, yarın kapalı duvarlar içinde bile kendi uygulamamızı kendimiz belki yürütebiliriz.

Son olarak bir noktayı daha belirtmek istiyorum. Toplumun teşvik edeceği birkaç bilim adamının başarısı, onların şahsi başarısı değil, bu tecessüsü ve uzak görüşlülüğü duyan toplumun başarısı sayılmalıdır. Aya iki üç astronot indiği zaman başarı bu işe emek, para ve irade yatıran milletlerin olacaktır. Onun içindir ki müziği, resmi, şiiri lüzumsuz bulduğu anda o toplumda her fert dahi olsa bile sanatkar yetişmez. Sade kısa vadeli düşünen, dar anlamda ütiliter felsefeye sarılan bir toplumda parçacık fizikçisine (temel bilimciye) yer yoktur. Fakat öyle toplumlarında yarının ileri teknolojik dünyasında, bilim ve fikir tarihinde yeri olmayacaktır.

İnsan toplumun bir parçasıdır. Ama unutmayalım ki, toplumda tabiat içinde yerini alır. O yüzden temel bilim, tabiata dönüktür. Toplum temel bilime dönük olduğu nispette bilimde insanlara uygulamalı meyvelerini bırakır. Temel bilimi unutan medeniyetlerin sonunda teknoloji kıtlığından ve fikir yoksunluğundan kurtulamayacaklardır.

Her türlü faydalarını ve önemini bir kalemde silsek bile partikül fiziği gibi bir konunun son bir özü kalıyor geriye: o da güzelliği. Bir taraftan temel bilim derin bir gerçeği aksettirdiği için güzel. Bir taraftan da lojik yapısı ve sadeliği bakımından güzel. Macera açısından bakılırsa süprizli yollardan beklenmedik netice ve kavramlara sürüklediği araştırıcılara heyecan dolu anlar yaşattığı için güzel. Böyle yaratıcı ve gerçek bir güzelliğin ne zararı olabilir? Bir avuç insan, eski dervişler misali tabiatın sınırlarında dolaşır dururlar. Şair Muhyiddin Abdal’ın söylediği gibi


“Muhyiddinem dervişem
Hak yoluna girmişem
On sekiz bin alemi
Bir zerrede görmişem.”

1992 Feza Gürsey

Görüşler

0
malkocoglu
Ne kadar guzel yazmislar... Allah rahmet eylesin diyorum.
0
malkocoglu
"On sekiz bin alemi
Bir zerrede görmişem"

Bu satirlarin benzerini doktora hakkinda tercume ettigim bir makalede de gormustum. "Bu bilimde ne kadar cok sey var, bu fazlalik bizi urkutuyor, vs" diye dusunenler icin cevaben verilmisti. Doktora arastirmasi (ya da genelde arastirmada) sirasinda, insan tek bir alanda, ve sadece o alanda o kaddar derinlige iniyor ki, iniyor da iniyor, iniyor da iniyor, ve en sonunda o kendi ufak detayinda butune lazim olacak seyleri goruyor. Yani, oraya erisirken, "her alanda" lazim olacak yetenekleri ogreniyor (belki) ya da, "seylerin" arasinda olan alakalarin mahiyetini hafiften cakmaya basliyor. Karsilastirmak biraz komik olabilir ama, Java'yi cicigina kadar ogrenmis birisinin Perl ogrenme yolunda otomatikman ilerlemis olmasi belki buna benzeyebilir.

Neyse; makale ektedir:

http://www.bilgidata.com/yazi.jsp?dosya=a_arastirma_nedir.xml





0
FZ
Uzmanlaşma: Gittikçe daha dar bir alanda gittikçe daha çok bilgi sahibi olurusunuz.

Uzmanlaşmanın limit hali: Hiçbir şey hakkında her şeyi bilmek.

Ya da bkz. Taoculuk, Zen Budizm, Sufilik, vs.
0
sundance
Uzmanlık konusunda değil ama Tao, Zen konularında ters okumanın yararlı olduğunu düşünüyorum.

Yani hiçbir şey hakkında her şeyi bilmek gibi her şey hakkında hiçbir şey bilmemek.

Bunun hiçbir şey hakkında hiçbir şey bilmemekten farkı da düşünülesi bir konu :)
0
Sijiero
1910 yılında Selanik'te doğdu. Yüksek öğrenimini Fransa'da Ecole Normale Superieure'de tamamladı (1932). Bir süre Galatasaray Lisesi'nde matematik öğretmenliği yaptıktan sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde doçent adayı olarak çalıştı. Doktorasını yapmak için Almanya'ya gitti. 1938 yılında Göttingen Üniversitesi'nde doktorasını bitirdi. Yurda döndüğünde İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde profesör ve ordinaryus profersörlüğe yükseldi. Burada 1962 yılına kadar çalıştı. Daha sonra Robert Koleji'nde Matematik dersleri vermeye başladı. 1964 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) bilim kolu başkanı oldu.

Daha sonra gittiği Amerika Birleşik Devletleri'nde araştırma ve incelemelerde bulundu; Kaliforniya Üniversitesi'nde konuk öğretim üyesi olrak görev yaptı. 1967 yılında yurda dönüşünde Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine getirildi. 1980 yılında emekli oldu. Emekliye ayrıldıktan sonra TÜBİTAK'a bağlı Gebze Araştırma Merkezi'nde görev aldı. 1985 ve 1989 yılları arasında Türk Matematik Derneği başkanlığını yaptı.

CAHİT ARF (1910 - 1997)

Olmassa olmaz derim...
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Türk Telekom ve Firefox

St

Limitli ADSL kullanıcıları birkaç gün öncesine kadar ADSL kota sayfalarını Mozilla Firefox ile ziyaret edemezken, artık bu mükemmel site biz Firefox kullanıcıları için de işlevsel hale getirildi.
Yalnız dikkatimizden kaçmayan nokta Türk Telekom'un açıklaması oldu:

Kan karşılığı Petrol

sundance

Irak'ın iliğinin kurutulması amaçlı, petrol karşılığı gıda ve ilaç yardımı kampanyasını biliyorsunuz. Çöl Fırtınası akabinde önce yiyeceksiz ve ilaçsız bırakılan, ambargo uygulanan Irak, daha sonra bu şekilde 'insani yardım almıştı' bu süreç içinde ilaç ve gıdasızlıktan ölen çocuk sayısının 2 milyon civarı olduğu söyleniyor.

Yeni Irak savaşı işe buradan esinlenerek, bazıları tarafından Blood For Oil (Petrole karşı kan) diye isimlendirilmişti.

Şimdi ise Amerikalı'ların bu kavramı gerçekten hayata geçirdiklerini, eşsiz site Kuro5hin yazıyor. Yazıya göre, hayvan kanı, sakatatları vs. gibi artıklardan varili $15'a ham petrol üretmeye başlamışlar.

EMO'dan Telekom Zammına Dava

anonim

Türk Telekom’un uluslararası ve şehirlerarası görüşmelere indirimle üstünü örtmeye çalıştığı zamlı tarife bu ayın başından itibaren yürürlüğe girdi. Telekomünikasyon Kurumu’na daha önce zammı onaylamaması için çağrıda bulanan Elektrik Mühendisleri Odası, uygulamadaki hukuka aykırılıkları saptayarak, 8 Mart 2007 tarihinde Danıştay’a başvurdu. Açılan davada, Telekomünikasyon Kurulu’nun yeni tarifeye yönelik onay kararının, ayrıca bu karara dayanak teşkil eden tebliğin iptali ve yürütmesinin durdurulması istendi. Basın açıklamasına www.emo.org.tr adresinen ulaşabilirsiniz.

Özgür Yazılımın Türkiye'ye Kazandırdığı Robot

acemi_

GOSB Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren Sonar Ar-Ge adlı firma, akıllı depolarda kullanılmak üzere tasarlanan ilk robotunu üretti. Bu robotun en önemli özelliği, kritik hiçbir parçasında dışa bağımlı olmaması ve GNU/Linux üzerine kurulu kontrol yazılımı ile çalışıyor olması.

Telekom der ki: Firefox 1.5 kullanmayın.

euler

Az önce adsl kotamı kontrol etmek amacıyla adsl kota sayfasına girince ilginç bir ifadeyle karşılaştım. Aslında ilginç olarak nitelemek de ne kadar doğru bilemiyorum, halihazırda alışık olduğumuz zihniyetin eseriydi bu da.

Siteye Firefox 1.5 tarayıcı ile girenleri şöyle bir uyarı karşılıyor:
"UYARI: Şu anda FIREFOX 1.5 tarayıcısı kullanıyorsunuz. FIREFOX 1.5 taracısıyındaki bir hatadan dolayı sayfa görüntüleme problemi yaşanmıştır. Gerekli inceleme yapıldıktan sonra, sayfa FIREFOX 1.5 tarayıcısına uyumlu hale getirilmiştir. Ancak, FIREFOX 1.5 taracısında çıkan çok fazla problem yüzünden bu tarayıcının kullanılması önerilmemektedir."