Compiere, veritabanı bağımsızlığına sonunda kavuştu

0
acemi_
Özgür CRM/ERP yazılımı olan Compiere, bu alandaki en gelişmiş yazılımlardan biri olmasına rağmen Oracle veritabanı sunucusuna bağımlılığı yüzünden, özgür veritabanı sunucularıyla birlikte kullanılamıyordu. Dolayısıyla Compiere'i kullanabilmek icin Oracle veritabanı sunucusu satın almak, özgür olmayan bir yazılıma bağımlı kalmak gerekiyordu.
Compiere'i bu bağımlılıktan kurtarmak için birçok girişimde bulunulmuştu ama netice alınamamıştı. Ferdi çabaları bir yana bırakırsak, öncelikle Compiere'in PostgreSQL ile çalışabilmesi için bir calışma başlatılmıştı ama PostgreSQL'in bazı açılardan ihtiyaçları karşılamaması sebebiyle bu iş yarım kalmıştı. Ve sonunda veritabanında çalışan bütün kodların, uygulama sunucuya (JBoss'a) taşınması kararı alındı. Oldukça uzun süren geliştirme dönemi, nihayet sonuçlandı. Artık Compiere'in herhangi bir veritabanına bağımlılığı kalmadı. İlk düzenlemeler Sybase için yapıldı ve şu an Compiere, Sybase ile kullanılabiliyor. MySQL, MaxDB, PostgreSQL, Firebird ve benzeri özgür veritabanı sunucuları artık Compiere ile birlikte kullanılabilecek. Özgür yazılım dünyası için hayırlı olsun. CRM/ERP alanında, özgür yazılım için oldukça önemli bir adım... Girişimci arkadaşlara, bu olaya ekstradan önem vermelerini tavsiye ederim. www.compiere.org
Compiere 2.5.2'nin duyurusu
gnu

Görüşler

0
feldrim
Çok sevindirici bir açıklama. Compiere deneme kurulumu için bile pek çok kitaba ihtiyaç duyulabiliyordu. Artık bilindik uygulamalarla kullanabilmemiz güzel bir gelişme. kurumsal yazılımlarla ilgili Türkçe kaynaklar artsa...
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

GNU HURD-L4 çekirdeği üzerinde ilk program çalıştırıldı

FZ

/. sitesindeki habere göre: GNU Projesi 1990'ların başından beri GNU Mach mikroçekirdeğine dayanan HURD isimli bir işletim sistemi çekirdeği üzerinde çalışıyordu. Ancak HURD-Mach bir GKA (Grafik Kullanıcı Arayüzü) ve bir tarayıcı (browser) çalıştırmışken yazılım geliştiriciler sıfırdan başlamaya ve projeyi yüksek performanslı L4 mikroçekirdeği üzerine taşımaya karar verdiler. Bunun yüzünden geliştirme bir anda aşırı yavaşladı, proje yıllarca gecikti. Ancak kısa süre önce HURD geliştiricilerinden Marcus Brinkmann tarihi bir adım attı ve süreç başlatma kodunu bitirdi. Bu sayede HURD-L4 üzerindeki ilk yazılımı çalıştırmak için gerekli altyapı tamamlanmış oldu. Brinkmann, 'Artık sistemi istediğimiz gibi geliştirebilir ve yepyeni şeyleri deneyebiliriz. Ana yemek hazır' dedi.

Linux CP/M olmasın!

sundance

Bir zamanlar Freshmeat`de bu makaleye rastlamıştım. Nedense bu sabah hatırladım ve bu kadar önemli bir makaleyi sizlerle paylaşmak istedim.

80'li yılların başında çok hızlı bir şekilde çok başarılı olan, MS-DOS'un 90`larda olmadığı kadar da becerikli, gelişmeye açık bir işletim sistemi olan CP/M`in bütün bu avantajlarına rağmen neden yokolup gittiğini anlatan ibret alınması gereken bir yazı...

Açık Kaynak Atölyesi Başladı

sundance

Istanbul Bilgi Üniversitesi 1. Açık Kaynak Atölyesi başladı ve Fazlamesai.net olarak standımızı açtık.

Güzel canlı bir ortam biz burdayız, siz neredesiniz!

Not: İşim var, yurt dışındayım ve arkadaşımı okula yazdıracam gibi bahaneler kabul edilmemek bir yana en şiddetli şekilde de yaptırım uygulanacaktır biline :)

Syllable 0.6.1

Titus

Özgür yazılıma gönül veren geliştiricilerin sayısının artmasına paralel olarak açık kaynak kodlu işletim sistemlerinin sayısı da artıyor. Syllable da bu sistemlerden birisi.

Hızı ve kullanım kolaylığı ile kullanıcının başını döndüren Syllable'ın tek dezavantajı hala geliştirme aşamasında olduğu için çoğu uygulamada yetersiz kalmasıdır. Detaylı özelliklerini inceledikten sonra mevcut dağıtımınıza alternatif olarak düşünebilirsiniz.

Özgür Yazılım Hareketinin Popülerlik ve İlkeler Arasında Yapacağı Tercih Üzerine

acemi_

GNU işletim sistemleri ve uygulamaları gün geçtikce yaygınlaşıyor ve bunun sonucu olarak özel mülkiyetli yazılımlar da bu işletim sistemleri üstünde çalışmaya, GNU yazılımlarıyla uyumlu olmaya daha çok özen gösteriyorlar.

Richard Stallman´ın GNU hareketinin 20. yılı dolayısıyla yayınladığı yazıda, hedefin popülerlik/yaygınlık olmadığı, asıl olanın özgürlük olduğunun altı çizildi. Microsoft yazılımlarına karşı çıkıldığı gibi özgür işletim sistemleri üzerinde çalışan özel mülkiyetli yazılımlara da aynı oranda karşı olunması gerektiği vurgulandı. İlkeler açısından bakıldığında çok doğru görünen bu tavır acaba taktik açıdan da o kadar doğru mu?