Milliyet'ten Derya Sazak,
Dr. Güven Güzeldere ile
bir röportaj gerçekleştirmiş. Röportajda ele alınan konular arasında yapay zekâ, bilişsel bilimler, beyin ve zihin araştırmaları, Türkiye'deki akademik durumun dünyadaki yeri gibi konular var. Röportajdan birkaç çarpıcı kısmı alıntılamak gerekirse:
"Felsefi meseleleri ya da bilimle teknolojiyle ilgili şeyleri toplumdan, siyasetten bağımsız düşünmek imkânsız. Ama birinden ötekine giden yol uzun ve karmaşık olabiliyor.
Duke Üniversitesi ile Boğaziçi Üniversitesi'ndeki değişim programı çerçevesinde bu yaz İstanbul'a gelerek bilişsel bilimler üstüne ders verdim. Dersimizin adı 'Tanrı üzerine düşünmek'ti. ABD'li ve Türk öğrencilerle zor ve karmaşık bir alanı, 'inanç dünyası konusunda nasıl düşünülebilir' sorusunu tartışmaya açtık. Eğer yolumuzu bulacaksak bazı varsayımlardan başlayıp sonuçlara ulaşacaksak, doğru düşünebilmeyi öğrenmemiz lazım. Bu bilimsel düşünmenin yöntemidir ama inanç dünyasına da uygulanabilir."
Bende üniversitede yıllarımı çürüttüm ama zamanla şunu farkettimki ilim yüksek eğitim alanla almayanı ayırd etmiyor. (Hatta ülkemizde yüksek eğitim aldıklarını iddia edenleri dışlıyor :) ) Kim daha çok çalışır, kim daha çok sabahlarsa ilim ona hizmet ediyor.
süper matematikçi, sonsuz asal sayı, EFF şirketi gibi zırvalıklardan arınma dileğiyle.
Dolayısıyla şu ortaya çıkıyor. Ne ile uğraştıkları, neler ortaya koydukları hakkında fikir sahibi olmadığınız insanları eleştirmeye kalkmamalıyız. Ki özellikle bu kimseler bilimle uğraştıklarını söylüyorlarsa konuya çok daha hassas yaklaşmak gerekir. Aksi takdirde utanılacak bir davranış içine girdiğimizi farketmemiz uzun zaman alabilir.