New macbookpro touchbar

Yeni MacBook Pro ile tamam mı, devam mı?

3
butch

Yeni MacBook Pro Touch ID, Touch Bar, yeni gelişmiş ekran ve bol miktarda başka yeniliklerle duyuruldu. Bunların çoğu sevinçle karşılanırken, özellikle teknik kullanıcıları mutsuz eden değişiklikler de her zaman olduğu gibi gündeme damgasını vurdu. Escape ve fonksiyon tuşları ile SD Kart yuvasının kaldırılması, şarj portunun MagSafe’siz USB-C'ye evrilmesi de bu konudaki tartışma odakları.

Kullanıcı profilinin önemli bir kısımını oluşturan yazılım geliştirici ve sistem yöneticilerinin arasında şimdiden diğer markalara mı yönelsek tartışmaları başladı bile (Dell en çok konuşulan marka). Özellikle bu kullanıcı profilinde meydana gelecek bir dönüşümün Linux tabanlı sistemlerin piyasa payını olumlu olarak etkileyeceği görüşü de sıklıkla ifade ediliyor.

fazlamesai.net bu konuda ne düşünüyor?

Görüşler

0
fkoksal

Kaldırılan tuşlar ya da SD kart yuvası değil de MagSafe'siz şarj kablosu beni düşündürüyor. En azından ilk çıkanlar yere düşüp parçalanana kadar bekleyeceğim.

0
ybp

Ek maliyet ama böyle şeyler dönmeye başladı

0
fkoksal

Daha önce şarj kablosuna takılıp laptop'ını düşürmüş biri olarak, o bilgisayara o kadar para verdikten sonra $40 daha veririm. Eskiden entegre gelen bir özelliği şimdi takla atarak kullanıyor olmak sinir bozucu tabii.

0
tongucyumruk

11 yıldır laptop kullanıp, üstelik bunu olabilecek en antiergonomik pozisyonlarda yapmış bir insan olarak acaba hiç kabloya takılmamış olmam beni çok küçük bir azınlığa mı dahil ediyor diye düşünmeye başladım.

0
Lethe

kabloya takilanlara +1 :)

0
conan

Linux'e geri dönüş...

0
tongucyumruk

Topluluk da Apple her yeni ürün çıkarttığı zaman verdiği tepkileri üretmekte gecikmedi tabi ki:

İyi seyirler

Not: Bir aldığı bilgisayarı genelde 5-6 yıl kullanan, 2002'den beri Debian yolundan şaşmamış bir insan olarak bu videoları izlemekten eksta bir keyif alıyorum.

0
hb

Bence en güzel değerlendirme şu olmuş: Benjamin Button Reviews The New MacBook Pro

Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

DBR Yayın Grubunun Tercihi FreeBSD

FZ

Eski çalışma arkadaşlarımdan biri (ki aynı zamanda inf0 isimli FM üyesi oluyor kendileri) ile geçen gün ICQ'da karşılaştım, konu konuyu açtı derken kendisi DBR (Doğan Burda Rizzoli) yayın grubunda çalıştığını söyledi. Geleneksel bir bilgisayar muhabbetine aramızda devam ederken, MS Windows'u bırakıp FreeBSD'ye geçtiklerini söylemesi nazar-ı dikkatimi celbetti ;-) Bunun üzerine kendisi ile bir röportaj yapmam farz oldu, buyrun okuyun:

Motorola PPC 8500 1GHZ Hazır

anonim

Motorola sonunda 1Ghz PowerPC işlemcisini bitirdi ve önumuzdeki 2 yıl içinde seri üretime geçileceğini ve tüm Mac`lerde olacağını duyurdu. Intel 1.4 Ghz`i çıkardı fakat halen PowerPC 800Mhz ile Intelin 1.4 GHz`inden daha büyük bir performans sergilemekte, Intel 32 bit mimaride kaldığı sürece PowerPC Intel`in hız olarak herzaman önünde olmaya devam edecek gibi görünüyor. Kimbilir Intel 64 bit`e geçiş yaptığında Motorola ve diğer RISC işlemci üreticileri de 128 bite geçiş yaparlar. Galiba Intel herzaman arkadan gelicek gibi gözüküyor.

Steve Jobs: DRM'e ihtiyacımız yok!

tongucyumruk

Dünyanın en büyük DRM korumalı müzik satıcısı olan iTunes sistemine sahip olan Apple'ın CEO'su Steve Jobs DRM konusunda şimdiye kadar müzik dünyasındaki hiçbir büyük şirket yöneticisinin yapamadığı bir açıklama yaptı. Açıklamasında, yapılan araştırmalara göre, bir iPod'da yüklü olan müziğin %97'sinde DRM koruması bulunmadığından ve DRM'in eninde sonunda kaybetmeye mahkum olduğundan bahseden Jobs, müzik şirketlerinin ikna edilebilmesi halinde iTunes'tan DRM korumasını tamamen kaldırmaya gönüllü olduklarını belirtti.

Editörün notu: Her ne kadar bunu FairPlay'in karşı karşıya kaldığı baskılar neticesinde yapılmış ustaca bir kıvırma hamlesi olarak görsem de Apple'ın müziği serbest bırakmak adına bu yönde bir hamlede bulunmuş olmasının DRM karşıtı hareketler bakımından oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum.

Bu sabah bir şeyler farklı

sundance

Hiç kendinize gerçekten ama gerçekten sordunuz mu 'Ne yapıyorum?' diye, veya 'Bu yaşamak istediğim hayat mı ?'

Sorsanız iyi olur çünkü herşey bir trafik kazasına bakıyor.

Yarın sabah uyandığımda ilk bir kaç saniyenin tadını çıkartmak istiyorum. Kim olduğumu, nerede uyandığımı ve 18 Aralık 2000'de ne olduğunu hatırlamadan önceki mutlu birkaç saniye...

Çünkü biliyorum ki artık hayatımda bir eksik var. Hem de Serdar gibi büyük bir eksik...

fazlamesai.net'e soralım: 'Linuxçu' diye bir insan türü var mı?

FZ

"Linuxçu" diye nitelendirilebilecek bir "insan türü" var mıdır? İnsanlara gerçekten itici gelebilir mi? Güzel bir şeyi sunmak ne denli önemlidir? Gerçekten düzgün çalışan ve iyi işleyen sistemler bazı sunum şekillerinden ötürü "dışarıdan birilerine" itici gelebilir mi? Teknoloji, sosyoloji ve psikoloji arakesitinde ne denebilir? Bütün mesele gerçekten özgürlük müdür? Yoksa kişisel bazı problemler midir?