Wright Kardeşler ve Patentlerin Kötüye Kullanımı

0
sundance
İlk rastladığım gün Sweet Sweet Unemployement yazısı ile manevi kardeş bellediğim Maciej Ceglowski'nin Wright Kardeşler üzerine bir yazısına rastladım.

Havadan ağır bir araçla ilk kontrollü uçuşu gerçekleştirip, patentini alan, daha sonra da ikibuçuk yıl boyunca patenti lisanslamak ya da geliştirmek için hiçbir şey yapmayıp sadece bu alanda deneme yapanları dava edip para kazanan Wright kardeşler de, Tesla'ya yaptırdığı (ve parasını ödemediği) direkt akım jeneratörleri ile "alternatif akım hepimizi yakacak" diyen, bir file alternatif akım verip öldüren ve akabinde de elektrikli sandalyenin icadına bile vesile olan Edison'un yanında yerlerini almışlar.

Görüşler

0
ersin2k
İyi ki ateş bu yüzyılda bulunmadı yoksa her ateş yakışımızda , her sigara içişimizde patent ödemek zorunda kalacaktık. Zavallı Archimed ve Galileo çok erken dünyaya geldiler. Yüzyılımızda yaşamış olsalardı NASA'dan bir servet değerinde lisans hakkı alırlar günlük hayatta kullandığımız pek çok şey için patent öderdik. İşin kötüsü yazılım alanında Açık Kaynak var, diğer sektörlerde bu şans ta yok.
0
anonim
Her sigara içişinde, içtiğin sigaranın üzerine sigaranın maliyetinden daha fazla konan vergiyi ödemekten şikayetçi olmadığına göre, patent konusunda da fazla sıkıntı yaşamazdın. Sıkıntı yaşasaydın bile, bu senin için daha hayırlı olurdu, en azından içmediğin her sigara için vücuduna yaptığın kötülük azalmış olurdu :)
0
jai
Bundan birkac yil once avustralyali bir avukatin "patent kanunlarindaki aciklar"a dikkat cekmet icin atesin (ya da tekerlekti) patentini aldigiyla ilgili haber okumustum. avukat bu tip patent alimlarina devam edecegini soyluyordu.
0
anonim
Yanlış nedenlerden yanlış sonuçlara varıyoruz. Bir kavramın kötü niyetli kullanımı, o kavramın zararlı ve kötü olduğu sonucunu doğurmaz. İnsanoğlunun tabi olduğu hukuk kuralları gökten zembille inmez, onları insanoğlu koyar. Patent kavramına ilişkin kurallarda bir eksiklik varsa, kötü niyete açıksa, o zaman bu açığı kapatmak insanın sorumluluğundadır. Bu açık kapatılmıyor ve birileri bu açıktan faydalanıyorsa, bunun sorumlusu patent kavramı değil, bu patente dair kuralları işletenlerdir. Dinamit buluşunu örnek alalım: Dinamit, inşaat ve ulaşım alanlarında devrime yol açmıştır, patlayıcılar sayesinde insanoğlu o güne kadar ulaşımını aksatan birçok doğa engelini aşmayı başarmıştır. Aynı dinamit sayesinde savaşlarda insanların öldürülmesi, binaların havaya uçurulması kolaylaşmıştır. Soru: Dinamit iyi bir icat mıdır, kötü bir icat mıdır ?
0
libertarian
Anladıgım kadarı ile dinamitin iyi olan yanlarıda var demek istemissiniz. ,merakımdan sorayım peki patent almanın iyi olan yanı nerededir?
0
SHiBuMi
Aslında demek istediğim dinamitin kendi özünde iyi ya da kötü bir karakteri olmadığı, onu kullanan kişinin ya da grubun amacı doğrultusunda iyi ya da kötü olarak değerlendirilebileceğiydi. Dinamit icat edilirken insanları öldürmek düşüncesiyle icat edilmedi, demiryolu inşaası sırasında karşılaşılan engelleri ortadan kaldırabilmek için icat edildi. Böylece ulaşım kolaylaşacak, bunun sonucu olarak sağlık, eğitim gibi hizmetlerin verilmesi kolaylaşacak, ticaret ve ekonomi gelişecek, insanlar daha iyi şartlarda yaşama imkanına sahip olacaktı ki, oldular da.

Patent, araştıran, üreten, kendini geliştiren bireyi ya da kurumu korumak için insanlar tarafından üretilmiş bir kavramdır. Patent, sizin emek ve vakit harcayarak ürettiğiniz bir değeri, birbaşkasının hiçbir emek ve vakit harcamadan ve karşılığında size hiçbir bedel ödemeden kullanmasını, sahiplenmesini, kendi ürünü gibi göstermesini engeller.

Uçak bir icattır. Binlerce yıl uçak diye bir kavramdan yoksun yaşadıktan sonra, birileri çıkıp daha önce kimsenin başaramadığı uçak kavramını icat ettiğinde, aaa aslında bunu biz de düşünmüştük, bu icat tüm insanlığı etkiliyor o yüzden bunu sahiplenemezsiniz gibi hayıflanmalar yersizdir. Ve evet, dünyada daha önce başarılamamış bir fikri başarıp bir icat yaparsanız, bu icat da tüm insanlığın ihtiyaç duyduğu bir şey ise ve bunu istiyorsa, tüm insanlık size bunun karşılığını öder ve sizden bunu alır. Siz de zengin olursunuz. Konu bu kadar basittir.

Ben sundance patentlere külliyen karşı mıdır yoksa benzer şekilde mi düşünür bilemiyorum. Belki o da bu yazıyı aktarırken kötü kullanımın sonuçlarını aktarmak istedi. Ancak bu sitenin geçmişten gelen yaklaşımı, iyi ya da kötüyü kavramların özü ile ilişkilendirme yönünde, dolayısıyla bu yazı da patent kavramının kötü kullanımını eleştiren bir yazı olmaktan çıkıp, patent kavramının kötü olduğunu vurgulayan bir yazı haline dönüşüyor - bu yazıya gelen ilk yorumdan da anlaşılabileceği gibi -, benim de dile getirmek istediğim bu idi.

Sevgiler
0
tongucyumruk
Dinamit veya patentin iyi/kötü gibi bir karaktere sahip olmadığı konusuna katılıyorum. Bu gibi araçları iyi veya kötü şekilde kullanmak insanın elindedir. Ancak bu konuyu değerlendirirken önemli bir noktayı gözardı etmemek gerekir. Siz dinamiti yol, tünel veya köprü yapmak için kullandığınızda gidip gerekli yererden izin alır ve dinamiti iyi bir amaçla kullanabilirsiniz. Aynı dinamiti kötü bir niyetle kullandığınız zaman ise karşınızda yasaları bulursunuz. Zira yasalar sizin dinamiti kötü amaçlar için kullanmanızı engeller.

Şimdi bir de patentlere bakalım. Patentler bir icat yapan kişiyi ödüllendirme amacı taşır. İcadı yapana icad ettiği şey üzerinde bir tekel hakkı sağlayarak birşeyler icat etmeyi özendirdiği gibi mucide de bir kazanç sağlayarak hayatını sürdürmesini sağlar. Buraya kadar anlatılanlarla değerlendirdiğinizde patentler sadece iyi değil, aynı zamanda bir yönden adaleti sağlayan yapılardır. Ancak bu noktada patentin dinamitten farkı ortaya çıkar.

Dinamitin ne şekillerde kullanımına izin verileceği, ne şekilde kullanılırsa iyi, ne şekilde kullanılırsa kötü sayılacağı açıkça bellidir. Bu nedenle bir kişi dinamiti kötü bir şekilde kullandığı zaman cezalandırılır. Teorik olarak aynı koruma bir "hak" olan patent için de geçerlidir. Türk hukuk sisteminin temel taşlarından biri olan Medeni Kanun'un 2. maddesi açıkça bir hakkın kötüye kullanımının kanun tarafından korunmayacağını belirtmiştir. Burada sorun patent hakkının ne zaman kötüye kullanıldığını belirleyen sınırların dinamit kadar iyi çizilmemiş olmasıdır. Özellikle oldukça bozulmuş olan Amerikan patent sisteminde birşeyin patentlenip kötüye kullanılması oldukça kolaydır. İşte patent sistemini dinamitten ayıran ve patenti tehlikeli kılan en önemli özellik budur: Patent dinamite oranla çok daha kolayca kötüye kullanılabilir ve kötüye kullanılması halinde kimse de buna engel olamaz.
0
anonim
Kötüye kullanılması halinde kimsenin engel olamayacağı kısmı hariç tümüne katılıyorum. Patent'in kötü kullanımının tanımı, dinamite göre görece daha zor olabilir, ama bu kötü kullanım tanımlamasının yapılmasının imkansız olduğu anlamına gelmez. Biz eğer zihnimizle kötü kullanımı kavrayabiliyorsak, bunu kavramsallaştırabilir, yazıya dökebilir ve hukuk kuralları içersine sokabiliriz. Eğer zihnimizle kavrayamıyorsak yani kötü kullanımı tanımlayamıyorsak, aklımızla kavrayamadığımız bir şey için önlem almaya çalışmak zaten boş bir uğraş olacaktır.
0
sefalet
Kavramlaştırma önemli bir olay tabi ama sadece onu yapmak yeterli olmayacaktır.İstediğiniz kadar kağıda dökün, yasalaştırın eğer "üretim yolları" devamlı değişiyor ise nafile olacaktır.Bu söylediğim daha çok telif hakları için ama patent için geçerli olmaması için de bir neden yok.

Eğer siz her bireyin evinde duran makine içine bir kaç dakikada binlerce sayfalık veriyi kopyalayacak cihazı koyuyorsanız.Bunu sağladıktan sonra bireyin o cihazı kullanmamasını ya da sınırlı bir şekilde kullanmasını söylemeye hakkınız olmaz.

Patent kavramını eğer dediğiniz gibi kavramsal boyutta alırsanız zaten soyut sınırlarının ne kadar dayanaksız olduğu ortaya çıkacaktır.Bu bakımdan kavramsallaştırma kavramın işlevsizliğinin ortaya çıkmasına hatta ortadan kaldırılması gereğine ulaştırabilir bizi.

Kurallarından ödün vermek istemeyen bir dünya burası ama çevre şartları da durmadan zorluyor kuralların, kavramların değişmesi için.Uyguluyor ya da uygulamıyor,Neden AB yazılım patentlerine karşı geldi? Ve madem ona karşı geliyorlar, öne sürdükleri gerekçeleri neden diğer patent kurallarını kapsayan alanlarda da sürdürmüyorlar.Madem yazılımın patenti olmuyor o zaman neden İpod'un oluyor.Yoksa kavramsal bir düşünce sistemine oturmak yerine tüm bunların belirlenmesi "çıkar" çerçevesinde mi oluşuyor.AB, yazılım hükümdarlığı ABD'de diye mi çifte standart uyguluyor yazılım konusunda.

Masal anlatmak ve masala kanmak yalnız çocuklara özgü bir olay değil.Bazı konularda artık bize anlatılan masalı sorgulamamız hayati önem arz ediyor.Bir olguyu kavramsallaştırmak yalnız soyut düşünmeyi değil aynı zamanda nesnel olmayı da gerektirir.O yüzden patent, telif hakkı vs. gibi kavramların günümüz toplum sistemleri içinde sürekliliği olabilicek mi yoksa sürekli sorun çıkartan, işlevini kaybetmek üzere küçük sistemler mi bunlar diye kendimize ciddi ciddi sormalıyız.
0
kesken
bence patentin dogrudan kendisi kotudur, dinamitle karsilastirmak dogru degildir, atom bombasi daha dogru bir benzetme olacaktir, tum dunyanin ortak gorusu `atom bombasi kotu birseydir` olmasina ragmen, devletler `dis tehditlere karsi caydirici unsur olusturmasi` bahanesiyle atom bombasi teknolojisini elinde bulundurmaya devam etmektedir. yazilim dunyasindaki istatistiklere bakalim, kac patent mucidler tarafindan alinmistir, kaci buyuk sirketler tarafindan alinmistir. Devletler `biz vatandasimizi koruyoruz` bahenesiyle atom bombasi teknolojisini elinde bulundurmaya, `sirketler de biz mucidlerimizi koruyoruz` bahenesiyle patent kullanimina devam etmektedirler.
0
tongucyumruk
Neyin patentin kötüye kullanımı olduğunu belirlerken kullanılacak olan temel kıstas kamu yararı/birey yararı ayrımıdır. Zira bu noktada kamu yararı ile birey yararı arasında bir çatışma vardır. Patent kamunun bir icadın getirdiklerinden faydalanmasını kısıtlarken mucide de aksi yönde bir fayda sağlar.

Temelde yapılması gereken bu iki fayda arasındaki adil bir dengenin bulunmasıdır. Sorun şu ki bir hukukçuyu öldürmenin en kolay yolu karşısına bu kamu/birey yararı dengesi konusunda kendsine karşıt fikirleri savunan birini oturtup açlıktan ölene kadar tartışmasını izlemektir. Eğer patent sistemi bu dengeyi sağlayabilirse kimsenin patentlere itirazı olacağını sanmıyorum.

Tabii bir de patent kavramının ortaya atıldığı zamanlardaki ekonomik/sosyal/teknlojik durumla günümüzdeki durum arasındaki önemli farklılıklar konusu var ama açıkçası o taraflara dalmak hiç içimden gelmiyor.
0
kesken
güzel bir noktaya deginmissiniz, ancak birey/kamu yararı catismasi varsa eger ortada tartisilacak bir durum yoktur aslinda, kamu yarari her zaman ustun tutulmalidir, kisisel hak ve ozgurluklerin sinirini belirleyen zaten kamu cikaridir.

sahsen ozgur yazilim felsefesine inancimin kaynagidir bu durum; teknolojinin gidisatini, gelecegimizi sirketler ya da bireyler degil, kamu belirlemelidir.

bir de ben yineleyim dusuncemi, patentin kendisi kotudur, hem birey icin hem kamu icin! universitede elektronik derslerinden birinde hoca "akademik kariyer nasil yapilir" dersi veriyordu, adam dedi ki "siki calismaniz, cok iyi bir is yapmaniz yeterli degil, ayni zamanda calismalarinizi iyi saklamalisiniz, herseyi heryerde konusmamalisiniz!". simdi sistemin mucid uzerinde yarattigi baskiyi ve psikolojiyi nasil adlandirmali, mucid isinin yani sira bir de turlu politikalara kafa yormak durumunda birakilmiyor mu?
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

fazlamesai.net'e soralım: En iyi üniversiteyi/bölümü nasıl buluruz?

bm

Yeğenim bu sene üniversite piyangosuna katılacak. Bilgisayar bilimleri veya bilgisayar mühendisliği okumak istiyor. Piyangodan istediği yeri çıkartabileceğini varsayarsak, istediği yerin neresi olması gerektiğini nasıl bileceğiz? Bu çocuğu kimlere, hangi şartlara, hangi tarz eğitim yapan bir yere teslim edeceğimizi nereden öğreneceğiz? Ben aradım bulamadım. O halde belki hangi bilgileri toplayıp ileride bu durumdaki çocuklara yardımcı olabiliriz diye düşünmemizde fayda var.

Yeni Bir Galaksi Keşfedildi

FZ

Hubble teleskobu ile gerçekleştirilen gözlemler ve incelenen uydu fotoğrafları sonucunda yeni bir galaksi keşfedildi: galaksi.fazlamesai.org

İlk raporlara göre "her insan bir dünya, her insan bir gezegen, o halde gezegenleri, güneş sistemlerini ve pek çok şeyi bir araya getiren galakside buluşalım" düşüncesi ile yola çıkan FM editörleri bloglarını birleştirip Voltran'ı (ya da başka bir şeyi, her ne ise, kimileri Web 2.0 filan da diyor :) oluşturmaya karar verdiler, kolları sıvadılar, 1 hafta boyunca test ettiler ve sonra da büyük patlama ile cümle aleme gerekli duyuruyu yaptılar.

6 aylığına T.C. askeri kuvvetlerine emanet ettiğimiz sevgili arkadaşlarımız ve FM editörleri Larweda ve coskung simdilik galaksiye daha zayıf radyo sinyalleri yollayacaklar, sayılı gün çabuk geçer diyor ve gözlerimizi galaksiye doğru çevirip bir sonraki sürpriz için (asıl bomba, pek yakında!) çalışmalarımıza olanca hızı ile devam ediyoruz...

Sonar Ekran Koruyucusu ile Ağınızı Dinleyin

FZ

Bu yazıyı okuyanların çoğu herhalde en az bir kez savaş filmi izlemiştir. Bu tür filmlerdeki radar, sonar, vs. ekipman ile düşman uçaklarını takip etme sahnelerini hatırlayacaksınızdır. Peki benzer bir tadı bilgisayar ağınızdaki ya da Internet'teki bilgisayarlar için yakalamak istemez misiniz? Şöyle bir nevi sonar ekranı olsa ama üzerinde uçak isimleri yerine ilgilendiğiniz bilgisayarların isimleri ya da adresleri, ağ uzaklıkları ile doğru orantılı olarak görünse falan ;-)

"İyi diyorsun güzel diyorsun ama nasıl yani?" diyenlere en güzel cevabı, değerli FM üyesi tongucyumruk arkadaşımız işte bu makalesi ile vermektedir. Okuyunuz, ufkunuz, vizyonunuz genişlesin :)

Başarılı bir açık kod programcısının maddi durumu

FZ

"I didn't have the money to buy a new laptop"
Yukarıdaki cümle genç bir çocuğa ait değil. Yukarıdaki cümle genç bir üniversite öğrencisine de ait değil. Yukarıdaki cümle sıradan bir programcıya ait değil. Yukarıdaki cümle başarısız ya da meşhur olmayan bir programcıya da ait değil.

Cümle, yaklaşık 15 yıl önce Perl programlama dilini yaratan karizmatik programcı ve dilbilimci Larry Wall´a ait. Bu programcının geliştirdiği Perl programlama dili sözlük hazırlama esnasında yine bu programlama dilinden faydalanan Oxford resmi İngilizce sözlüğe girdi. Onbinlerce sistem yönetim yazılımında kullanıldı. Yüzbinlerce web sitesi Perl kullanarak iş güç yaptı ve yapmaya devam ediyor. Perl son zamanlarda moleküler biyoloji alanında veri işleme için de kullanılıyor. Söz konusu adam işte bu dili geliştirmiş ve Linus Torvalds henüz lisede okurken insanlık kültürüne armağan etmiş olan adam. Bu adam şimdi yeni bir efsaneye, Perl 6´ya imza atmaya çalışıyor. Geliştirdiği Perl açık kodlu, karşılığında 5 kuruş istenmiyor ve aklınıza gelen hemen her işletim sisteminde çalışıyor. Böyle bir adamdan bahsediyoruz yani.

Bu adam, yeni bir dizüstü bilgisayar alacak kadar parası olmadığını söylüyor.

Şaşırdım mı? Evet. Şaşırdım mı? Hayır.

Larry Wall, efsanevi State of The Onion sunularının sonuncusunda, 4. sayfada bu yazının açılış cümlesini sarf ediyor.

Ne dersiniz? Sizce bu adam zor durumda mı? ;-)

Hani gündemdeki popüler konulardandır, "ya hoca biz şimdi bu kodları açarsak aç kalmaz mıyız yaa?" falan denir. Bunu diyenler muhtemelen Larry Wall kadar çok ve kaliteli kod üretmemişlerdir. Acaba diyorum şimdi Larry Wall gerçekten de acınası durumda mı? Başka bir perspektif: Daha çok kazanmak varken neden daha az kazanalım? Sahi, Larry Wall, bir dönem NASA için çalışmak dururken acaba daha bol paralı bir işe mi girseydi? Aklıma Once Upon A Time In China filmindeki bir sahne geliyor. Yağmurlu bir ortamda canını dişine takarak gösteri yapan ve sonra yere atılan paraları toplayan bir kung-fu, demir gömlek ustası. Bir süre sonra aynı usta çetin bir kavgada kılıçlı bir adamı silah kullanmadan yendikten sonra bir genç yanına gelip "usta bana da öğret, zor durumdayım, bana saldırıyorlar, artık para bile kazanamıyorum," der. Usta önce biraz ilerideki lokantadaki lezzetli yemeklere yutkunarak bakar, acı acı gülümseyip cevap verir: "Kung-fu ustası olsan ne olur ki, ben de pek para kazanamıyorum".

Sanırım en temel kavramların yeniden düşünülmeye ve irdelenmeye ihtiyacı var; sanırım felsefeye keyfi yerinde, sadece entelektüel olarak huzursuz olan insanların değil asıl ciddi anlamda zor durumda olan insanların ve belki de en çok gençlerin ihtiyacı var. Sanırım büyük adamlar küçük adamların bazı temel kavramları yeniden düşünmelerini istemiyor. Sanırım bu isteklerini gerçekleştirmeleri sahip oldukları muhteşem güce rağmen yine de kolay olmayacak. Ne dersiniz? Şimdi biz bu kodları kapayıp da mı saklasak yoksa açıp da mı saklasak? ;-)

Fazlamesai Linux ;-)

butch

Sanırım başlık sizi oldukça meraklandırdı. Acaba bu adamlar gizliden gizliye bir Linux dağıtımı mı hazırladı diye. Cevap hayır. Ama aramızda konuşurken acaba böyle birşey yapabilir miyiz diye heyecanlanıverdik birdenbire. Sonra dedik kendi kendimize; aslında oldukça büyük bir ekibiz, yaklaşık 500 kişi. Hepberaber girişsek mi bir Fazlamesai Linux hazırlamaya???. Hem de en delikanlısından.
"Niye" ya da "Nasıl" ları tartışalım hadi...