Siber Saldırılara Karşı Gerçek Bomba!

0
sundance
Amerikan Savunma Bakanlığı (DoD) siber saldırılara karşı alacakları çeşitli önlemleri açıklamış. En önemli olan kısım bu önlemlerin bile yeterli olmadığı durumlarda saldırının kaynağının bombalanmasının planlanması.

Bir siber saldırıyı durdurmanın en temel yolu tespit edilen IP'i engellemekken, bir DDoS veya benzer çok kaynaklı saldırı durumunda, elde bir IP yokken, nereyi bombalayacaklar soru işareti.
Tabi bu biraz naif bir düşünce, 11 Eylül'den iki gün sonra "Bu işin arkasında Irak'ın olduğuna dair hiçbir kanıt bulamadığımızı biliyorum ama elimizde iki hedef var, Irak ve Afganistan. Afganistan'da bombalanabilecek yerlerin sayısı yok denebilecek kadar az, ama Irak'ta birsürü hedef var" diyen birilerinin (Bkz. Against All Enemies) "Bize Bulgaristan, Estonya ve Türkiye üzerinden dağıtık siber saldırı var, ISP'lerinin yerlerini tam olarak biliyoruz, hadi bombalayalım" demeleri mümkün.

Tabi bu konuda Türk Telekom'da hedef şaşırtmak için elinden geleni yapıyor. Mesela Maslak bölgesindeki ADSL kullanıcıları bölge olarak Haydarpaşa'da gözükebildikleri gibi, Moda'daki ADSL kullanıcıları ise Erzurum'da, Beşiktaş kablonet kullanıcıları Antalya'da gözükebiliyorlar.

Görüşler

0
tongucyumruk
Yöneticileri interneti birkaç "tüp" olarak gören bir devletten bahsediyorsak, DDOS yapan heryeri bombalamaktan kaçınacaklarını da sanmıyorum.
0
FZ
"It became necessary to destroy the village in order to save it."

-- An American major after the destruction of the Vietnamese Village Ben Tre
0
anonim

"Bize Bulgaristan, Estonya ve Türkiye üzerinden dağıtık siber saldırı var, ISP'lerinin yerlerini tam olarak biliyoruz, hadi bombalayalım" demeleri mümkün.


Hayır ! Bu komplo teorisidir. Mantıklı olalım. Amerikanın Türkiye'yi bombalamak için hiç bir sebebi yoktur.

Çünkü ABD ancak Irakı işgal ederek çıkartabildiği petrol yasasının kendi çıkarları için kat be kat iyi olanını ( en basitinden yabancı şirketlerin Irak devletine verecekleri pay %25 iken bizim yasamızdaki devlet payımız %12,5 ile %2 arasında değişiyor. ) Türkiye'de rahatlıkla çıkartabilmektedir. Ve kendilerine engel olabilecek bir güç de yoktur; bu ülkenin geleceği yabancı şirketlere "babalar gibi" satılırken.

Amerikan yönetimi aptal olabilir ama her istedikleri yasayı rahatlıkla çıkartabildikleri bir ülkeyi işgal edip boşa masraf etmeyecek kadar hesap kitap biliyorlardır.
0
setcom_2000
haklısın kardeş. buna şapka çıkartlır işte. sanal saldırılara devam yani :)
0
anonim
Eee senin oy verip oraya oturttuğun yöneticiler ülkeyi batırır da sen de kurtulmak için beğenmediğin Amerikalılardan milyarlarca dolar kredi alırsan sonra oturup ülkemi satıyorlar diye ağlarsın.
0
anonim
Şimdi o yöneticilere ben oy vernedim diyeceğim ama anlamsız olacak. Yine de sözlerim ağlamak değil isyan daha ziyade, bunu açıklığa kavuşturmak istedim...
0
robertosmix
Bir ülkenin batması belirli iktidarlarla, yöneticilerle ilişkili bir durum değil uzun bir toplumsal sürecin sonucudur. Örneğin en basitinden Irak'a baktığımızda da Saddam Hüseyin başa gelmeden önce, hatta çok daha önce Irak çökmeye başlamıştı bile. O kadar "zengin" kaynakları olan bir ülke olmasına rağmen.

Ayrıca Türkiye'nin "Amerika'dan Kredi" alması diye bir şey uzun zamandır gerçekleşmiyor. Türkiye IMF'den para alıyor ve sokaktaki adamın düşündüğü gibi IMF'in üzerindeki ABD etkisi sanıldığından çok daha az. Ama öte yandan bakıldığından Adnan Menderes Türkiye'nin karayollarının %80'ini yapmıştır ve kredileri de hep Amerikadan almıştır. Türkiye bugün geçmiş hesapları kapatmak için ta o zamanlardan kalan yükün altında çabalamaktadır.

Bu durumda "oy verip de kurtulmak", "bütün yükü hükümetlerin üzerine atmak" gibi bir avareliğe bürünmüş halkımız çok gereksiz yere polemik yaratıp durmaktadır. Bu polemiğin fazlamesai'ye kadar taşınması beni üzmedi desem yalan olur. Ama bunun da bir parçası olduğumu da kabul ediyorum.


0
robertosmix
Bu gerçekten iyi analiz edilmesi gereken bir beyanat. Öncelikli olarak ABD'nin 11 Eylül'den bu yana bir özgüven kaybı yaşadığı ve bunun saldırgan bir tutum olarak gün geçtikce daha çok su yüzüne vurduğu bir gerçek. Bu bize şunu gösteriyor.. toplumlar ilim'de ne kadar ileriye giderlerse gitsinler, kendilerine güvenlerini kaybetmişlerse bunu tekrar kazanmaları için "huzur" içerisinde bir süre yaşamalılar. Ancak ABD için bunu düşünemeyiz. Misal Pearl Harbor baskını 1941'de oldu, 11 Eylül saldırıları ise 2001'de. Arada sadece 60 sene var. Bu gerçekten çok kısa bir süre. Tarihcilerin "imparatorluk" kıyasında ele aldıkları "huzur" parametresi de aslında budur. Ancak huzurlu ve güçlü hükümranlıklar "imparatorluk" olarak ele alınabilirler. Bu yüzden Roma İmparatorluktur Amerika değildir. Yada Osmanlı İmparatorluktur, Amerika hiç değildir. Sosyal adalet, sukünet, refah gibi kavramları Amerikada bulamazsınız. Amerika kontrolsüz büyüyen kanserli bir kitleden farksızdır. Bunu samimi kesimdeki Amerikalılara rağmen net olarak ifade etmekte hiç sakınca görmüyorum.

Şimdi konumuza dönelim; dünya ticaret merkezini "ABD yapımı" uçaklarla vuranlar "Microsoft Flight Simulator" la eğitim alan bir grup afganistanlı idi. Usame, ABD'de eğitim gördü ve ABD maşası olarak kullanılmaya çalışıldı (en azından bir döneme kadar). Dikkatinizi çekecek olursa, ABD'yi hep kendi "icatları" vurdu. Peki internetin neyi eksik?

"Alev olmayan yerden duman çıkmaz" denir hep. Çok doğru bir yaklaşımdır aslında bu. Demek ki, adamlar bu duruma düşecek kadar çok darbe almışlar ve bu kamuoyundan saklanmış. (En azından ben bunu anlıyorum böyle bir beyanattan.) Ayrıca ABD burda şunu da itiraf ediyor.. ben (aynen 11 Eylül'de olduğu gibi) çok aciz kalabilirim. Aciz kalırsam da elimde kalan top-tüfek ne varsa yağdırırım!!! Anlayanlar zaten bunun büyük bir "ayıp" olduğunu söylüyorlar. Gerisi boş.

Eğer bilgisayarınızı koruyamazsanız fişi çekersiniz.. bu normaldir. Ama bilgisayarınızı koruyamazsanız insan avına çıkmazsınız.. çünkü bu anormaldir.. aynı zamanda da büyük bir suçtur.

Tabii yine burda 11 Eylül'e ithafen hazırlanmış komplo teorileri gibi bir teori de hazırlamak mümkün. ABD yarın sizin evinizi bombalayıp gerekçe olarakta, bizim sistemlere saldırı düzenledi diyebilir. Kim karşı çıkacaktır ki? Son teknoloji log sistemlerini geliştiren ABD, niye dümenden bir log hazırladıktan sonra bunu kanıt olarak yarın yapacağı vahşetin mazereti şeklinde sunmasınki? Irakta bunu yapmadımı? Zamanında Ecevite sunulan Irak'a girme nedenleriyle ilgili kanıtlar neden halen açıklanmıyor??




0
sefalet
Peki IP'ler Amerikan topraklarını gösterirse nolucak acaba?

Siber saldırının boyutları uzak mesafeden ne kadar büyük boyutlarda olur, tartışılabilir. Amerikan topraklarında hep korkulan ve bahis konusu olan nükleer santrallere yapılacak saldırıların yanında artık Amerika'nın Genelağ omurgasına yapılacak sistemli bir saldırı da olasılıklar arasına girmiş görünüyor. Böyle bir olay sadece Amerika değil dünya coğrafyasının geniş bir bölümünde de hissedilecek ve kaotik süreçlere yol açacaktır. Amerika'nın geniş bir orta sınıftan ibaret olduğunu düşünürsek, ekonominin kıritik belli bir süre yara alması Amerika'nın dışardan bir fiziki saldırı gelmeden iç karışıklıklar ile çökmesine ve devletlere bölünmesine kadar gidebilir.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Eğitim Tasarımcısı Ne İş Yapar?

FZ

"Eğitim tasarımcısı (Instructional Designer) ülkemizde yeni yeni kullanılan, oysa yurtdışında uzun zamandır bilinen bir uzman türü. Öyle ki hayatını bir eğitim tasarımcısı olarak sürdüren Reuben Tozman, e-Magazine dergisinde yayınlanan “Yeni Nesil Eğitim Tasarımcıları” isimli bir makale kaleme almış. Ülkemizde daha tam olarak ne işle iştigal ettikleri bilinmezken, bazı coğrafyalarda eski tipte eğitim tasarımından vazgeçilmesi gerektiğine dair bir makele görünce, derhal bu makaleyi okuyup paylaşmak kaçınılmaz oldu.

Amerika`da merak ettiklerinizden haber alın!

larweda

New-York, Washington veya Pittsburgh'da haber alamadığınız ve merak ettiğiniz yakınlarınız varsa onları internet üzerinden araştırabilirsiniz. Bu tarz hizmet veren sitelerden bir tanesi "I'm Okay" Message Center, yani okay.prodigy.net. Kazalardan sağlam çıkan insanların isimlerini bildirdikleri ilan panosu tarzı bir yer burası. Ne kadar çok insan bunu kullanır, o şoktan çıktıktan sonra buraya ismini gönderir bilmiyorum ama, merak ettikleriniz varsa mutlaka her yol denemeye değer.

8. Türkiye`de Internet Konferansı

FZ


8. TURKİYE'DE INTERNET KONFERANSI
4-6 Kasım 2002
Askeri Müze Harbiye Kültür Sitesi
İstanbul
AKTİF KATILIM ÇAĞRISI


Türkiye'de Internet ile ilgili grupları bir araya getirerek Internet'i tüm boyutlarıyla tanıtmak, geliştirmek, tartışmak, Internet teknolojileri aracılığı ile toplumsal verimliliği artırmak ve toplumun dikkatini olabildiğince bu yöne çekmek amaçlarıyla, daha önce ilk altısı yapılan, ulusal boyutta bir konferans düzenlenmiştir.

Dosyalar, kaynak kodları yetmez... İşlem gücümüzüde paylaşalım

tongucyumruk

Bu fikir daha önce başkasının aklına geldi mi veya uygulanıyormu bilmiyorum ama dün aklımda belirdi ve bana oldukça çekici geldi doğrusu. Tabii az sonra anlatacaklarımı yapmaya benim teknik bilgim yetmeyeceğinden FM ile de paylaşmak istedim.

İnternetin ortaya çıkışından beri insanlar sürekli birşeyleri paylaşma eğilimi içindeydiler. Önceleri bu sadece düz metinden oluşan bilgiydi (kaynak kodu, şarkı sözü, bilimsel araştırma sonuçları vs). Daha sonra sıkıştırma algoritmaları gelişip bant genişlikleri arttıkça insanlar önce resimleri daha sonraları ise önce müziği ve videolarını paylaşmaya başladılar. Ve bence şimdi bunu sadece veri paylaşımının ötesine geçirmenin vakti geldi...

USB ADSL Modemler ve GNU/Linux Ayarları

FZ

Debian GNU/Linux, Türkçeleştirme ve Modem konularından sorumlu Internet bakanımız, değerli FM üyesi roktas bu sefer leziz bir ADSL ve Linux yazısı hazırlayıp sıcak sıcak bize sunmuş. Afiyet olsun.

Karadenizin güzide bir şehrinde sıradan bir Cuma gününün sıradan bir öğle sonrasında çalan bir telefonla başladı hikaye. Türk Telekom'dan arıyorlardı. Telefondaki sesi birilerine benzeterek gaf yaptım önce. Öyle ya Türk Telekom beni niye arasın? Ve üstelik içinde ADSL geçen cümleleri niçin kursun? Mevzu yaklaşık 3-5 ay önce hiçbir şekilde ciddiyet belirtisi göstermeyen bir aleladelikle yaptığım ADSL önbaşvurusuyla alakalı idi. "İlimizde ADSL hizmetine geçiş çalışmaları başladı. Ön başvuruda bulunanlara öncelik veriyoruz, merkez müdürlüğe gelmeniz halinde ADSL sözleşmesi yapabilirsiniz?" Hoppala, ağlasak mı gülsek mi? "Emriniz olur, hemen geliyorum" dediğimde saate bakmayı unutmuştum ve saat 16.30 sularıydı. "Acele etmenize gerek yok, Pazartesi günü de olabilir" cevabını fevkalade şüpheli bir tonla kabul ettim. Ya hafta sonu kararlarından cayarlarsa, ya Pazar günü şehrin bütün eşrafı ayaklanarak Ankara destekli bir müdahaleyle bütün o "/alelade/" ön başvuruların önüne geçerse ya kıymetlimisi elimisden alırlarsa, vesaire vesaire...