Özel Sektör Bunu Yaparsa!

0
anonim
Bir haber sitesi köşe yazarı yarışması açmış. Yüksek katılımlı yarışmada yaşananlar, Türkçe içerikli yayın yapan ve bu alanda özel sektörün önemli bir parçası kabul edilen sitelerin teknik birikimleri konusunda acı bir gerçeği sergiliyor.
Sayfa görüntüleme, oy verme, yorum sayıları ve jüri puanlarına göre sıralamaya koyulan yazılar, köşe yazarı yarışmasında kimlerin kalıp kimlerin gideceğini belirliyor. Fakat sayfa görüntüleme, oy verme gibi işlemelere salt IP filtresi konmuş durumda. IP numaraları değiştirilerek istenildiği kadar oy ve sayfa görüntüleme yapmak mümkün. Hiç bir doğru dürüst teknik önlem alınmadan tasarlanan yarışma, katılımcı ve okuyucuların isyan etmesine neden oldu. Siteden yapılan açıklamaya göre her türlü müdahaleyi tespit edecek "donanıma" sahip olduklarını belirtiyorlar. Sitenin teknik ekibi bir kaç acemi sahte IPciyi yakalamış olduğunu açıklasa da, mevcut durumda hiç yakalanmadan her istenilen yazarın puanı istenildiği şekilde arttırılabiliyor.

Gelen yoğun eleştiriler karşısında, "haber sitesi" olduğu iddiasındaki sitenin sansüre başvurduğu da belirtiliyor.

Fazlamesaicilere soralım: Bu tip bir yarışmayı daha adil kılmak için teknik ekip nasıl bir önlemler dizisi gerçekleştirmeliydi? Bir diğer soru: Özel sektörde önemli firmalarda bu kadar yetersiz birikime sahip teknik elemanlar nasıl çalışabiliyor?

Bir ülkede özel sektör bunu yaparsa, o ülkenin e-devlet uygulamalarını eleştirmeye insanın dili varır mı? Veya söyle soralım özel sektör böyle yaparsa, devlet napmaz?

Daha ayrıntılı bilgi için: hafif.org

Görüşler

0
Betelgeuse
Özel sektörde işini bilen eleman mı vardı ki? Biraz bilgisayarla oyun oynamış, ekran kartı söküp takmış adamlar piyasada teknisyen diye çalışabiliyor. Network sistem desteği veren büyük ve havalı destek firmalarında bile belki 2-3 tane işi bilen eleman çalışıyor bunlar müşterilere destek için giden 40-50 tane bilgisiz kişinin açıklarını kapatmaya çalışıyorlar. Piyasada öyle örneklerle karşılaştım ki, bir de bu tir bilgisiz ama hallederizci firmalara bakım anlaşması adı altında tonla para ödeniyor.
Müşterilerin cahil olduğu, basit işlerin bile neden bu kadar geciktiğini anlamadıkları bir işte böyle şeyler olması normaldir. Yazılım hizmeti verdiğim yaklaşık 20 firma arasında düzgün bir destek firması ile çalışana rastlamadım, hepsinde yanlış kurulmuş sistemler ve boşa harcanmış paralar görüyorum. Bu habere de şaşırmadım hiç.
0
yilmaz
bu tip sahtecilikleri anında engellemek cok zor. Ben olsam o durum da şoyle bir yöntem uygulardım. javascript ile tarayıcı ve sistem hakkında elde edebileceğim tüm bilgileri alırdım. ve siteye gelen tüm ziyaretçi bilgileri ile bunları karşılaştırırdım. örneğin sadece bir sayfayı ziyaret etmişse o sayfada da sadece oy vermiş ise. sahtecilik olabilir.
javascript ile "heatmap" denilen kullanıcının sayfanın nerelerine tıklandığını gösteren uygulamalar var. bunlar da kullanılabilir. aslında bir çok şey daha yapılabilir ama aklıma gelen birkaç basit örnek bu.
0
vst
Aslinda yapilacak pek bir sey yok.

HTTP "stateless" bir protokol. Anonim de oldugunu soyleyebiliriz, "HTTP authentication" ozelliginin gec bir vakitte eklendigini dusunursek.

Bu duruma en dogru yaklasima bir TCP/IP baglantisi uzerinden nasil istem gerceklestirdigimizi dusunerek varilabilir, mesela netcat kullanildigini varsayalim. Tum istekleri el ile isleyebilir ve uzaktaki uygulamayi kandirabiliriz. Oturum mekanizmasi kullansak da, ne yazik ki, bu durumda, anonimlikten vazgecmemiz gerekiyor.

Anonimlikten vazgecsek de, burada bir baska sorun devreye giriyor: Anonim kullanicilarin gercek kimliklerinin dogrulanmasi. Bu da pek pratik degil. CAPTCHAlar sunlar bunlar kullanarak ayni anda kitlesel kayitlarin onune gecerek, "click fraud"u aza indirgeyerek bir nebze sorunu halledebiliriz.

Sorunun cozumu protokolde tikaniyor. Uygulama bazinda onlemler de sosyal muhendislik baglaminda bulunabilir. Bunlar da maliyetli ve kullanici rahatini kaciran uygulamalar. Yine de, sosyal muhendislik ile zaten halihazirda cok basit bir protokol olan HTTP uzerinden cok basit teknikler kullanilarak sahte girisimler engellenebilir, en azindan bunlarin farkina varilabilir.

Boyle bir sosyal muhendislik yontemi bilmiyorum, web analitigi disinda. Bu da tumevarimsal bir metodolojinin alanina girdigi icin, istatistiki hatalar soz konusu. vs. vs. vs.
0
Mingitau
Sosyal Mühendislik mi ?

Hımmm
0
sefalet
Gazeteport'da çalışan teknik ekibin aymazlığının ucu nasıl sansüre ve okur yanıltmaya kadar gidiyor iyi kavramak lazım. Sonuçta haber sitesi olan ve bir çeşit "kamu hizmeti" veren kurumdaki teknik hata, yine teknik ekip tarafından okuyucuyu ve büyük ihtimalle patronlarını da yanıltarak örtbas edilmeye çalışılıyor. Bir yerde bir şekilde değinmiş olduğumu hatırladığım, gelecekte ellerinde olması gerekenden fazla bir güç olacak bir "tekno sınıfın" varlığından hatta despotluğundan bahsetmek mümkün. Bu olayda da benzer bir durum var gibi geliyor bana. Büyük ihtimal o kurumda çalışan patron ve üst düzey gazeteci takımı teknik konularda fazla bilgi sahibi değildir. Dolayısıyla böyle bir yarışmanın olabilirliğine dair yeterli fikre sahip olmamaları olası görünüyor. Sonuçta işin ucu teknik ekibe dayanıyor.

Ülkemiz bazında konuşursak, belki yiyemeyeceğimiz lokmayı ağzımıza sokmaya çalışmamalıyız. Bilişim kültürünün yerleşmesi için daha zamanımızın olduğunu ve bunun ölçütünün de geniş bant ağ kullanıcılarının sayısı olmadığını anlamak gerekiyor. Bugünlerde bazı insanlar elektronik oylama gibi uygulamaları bile dile getirebiliyor. Bilişim kültürünün olduğu Amerika'da bile elektronik oylama uygulamasının ne hale geldiğini gördükten sonra biz de neler olur insanın hayal gücü yetmiyor doğrusu.

Gazeteport'un yarışmasında anında işleyen bir puanlama sistemi olduğundan, ben herhangi bir önlemin alınabileceğini sanmıyorum. Tüm kayıtları, kurabiyeleri inceleyip bir sonuç çıkarmak da ancak yarışma sonrasında olabilir ki onun da bir faydası yok. Siteye bakınca zaten böyle bir derdin olmadığı izlenimine kapılmıyor değil insan. Oylama sistemine en basit anket vs. sisteminde bile olan bir catche uygulaması bile konmamış. Olacağı buydu denebilecek bir olay maalesef.

Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Kusura bakmayın, anadilinizin sözcükleri lisanslı, veremeyiz!

FZ

Birkaç hafta önce Türk Dil Kurumu sitesine gidip bilgi formunu doldurmuş ve "Türkçe Sözlük"ün veritabanını istemiş, nereden ulaşabileceğimi sormuştum. Söz konusu veritabanına erişmenin doğal hakkım olduğunu düşünüyordum çünkü TDK bir devlet kurumu idi, bizim vergilerimizle maaşlarını alan devlet memurlarını bünyesinde barındırıyordu ve ortaya konan eser de görev bağlamında yapılmıştı.

Maalesef kendilerinden hiçbir ses seda çıkmadı. Ancak öğrendim ki bir başka araştırmacı da benzer başvuruda bulunmuş ve başvurusundan 1 yıl sonra şöyle bir cevap almış:

Türkiye Ne Okuyor?

FZ

1999 yılında hizmete geçen ve 300 bini aşkın üyesiyle Türkiye'nin en büyük web kitapçısı konumuna gelen ideefixe, satış ve gönderim istatistiklerine dayanarak en çok ve en az okuyan şehirleri belirledi. Sonuçlara göre İstanbul ve Ankara en çok okuyan şehirlerin başını çekiyor. İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun büyük bir kısmıysa en az okuyan illerin toplandığı bölgeler arasında. Ayrıntılara ve haritaya buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: Radikal Sanal Alem

Bir Çağrı Hakkında

anonim

Arada sırada da olsa ziyaret ettiğim ve bayağı bilgi aldığım DELPHITURK sitesinde, sitenin üyelerinden birisi olan Sn. Tarık BAĞRIYANIK'ın bir mesajı gözüme ilişti...
Ben de, camia ile daha içli dışlı olan siz (biz) Fazlamesai üyelerinin bilgisine sunuyorum...

Müjde İkinci Nesil Alan Adı Türkiye'de!

bm

Tam bize gore bir düzen üstelik. Bol bol otoriteymiş gibi davranan kuruluş isimlerinden 'ikinci jenerasyon', 'geleceğin bilmemnesi' 'yani açılımlar'dan filan bahsediliyor. İcinde TBD de var. Olmayan ne? Teknik detay, özellikle hakiki root-server'ların önune root-server'mış gibi yapan makinelerin konmasının gelişmeymiş gibi anlatıldığını belli edecek teknik detay. Haa bu arada yeni açılımların arasında 10$'ın altında olan ilk kayıt masrafının 1000$'a çıkması da var. Bu yeni nesil root serverlardan biri Ankara'da olacakmış. Senelerce arada sırada ortadan kaybolan .tr domaini ve gitti mi 15 gün gelmeyebilen bağlantisiyla ünlu Ankara'dan. Ama zaten nutukla iş görürmüş gibi yapma geleneneği ikonla inanılırlık sağlama geleneği ile birbirini tamamladığı için şaşmamak lazım. Herneyse, siz benim dediğime bakmayın. Gayet tabii TBD en doğrusunu bilir, ben müjde vermiş olayım diğer dediklerim şaka olsun, böyle kimsenin aklına gelemeyecek harika bir alternatif kök sisteminin memlektimize gelmesinden memnun olun. 50-100 sayfa DNS belgesini kimseye okutamadığımız memlekete çene gücüyle çag atlatmak ilk defa olmuyor, son defa da olmayacak ama kutlayalım yine de. Bakın Hurriyet gazetesi nasıl bu haberi müjdeliyor (e-kolay da bu en bir son teknolojiyi kullanacakmış bu arada) http://www.hurriyetim.com.tr

TBD damgası inandırıcı olduysa burada okumayı kesebilirsiniz. Ya da:

Kopya Cd ...

mambo

Bu ülkede her şeyin olduğu gibi sonunda cd kopyalama işininde suyu çıktı.Yeni çıkan her albümün ve filmin cd'sini orjinali çıktıktan 1 gün sonra tezgahlarda bulmanız mümkün. Hem de albümün türü ve kimin söylediği hiç önemli değil.