Gerçek hayat!!!

0
sundance
Pazartesi günü işe geldiniz, bilgisayarınızı açtınız, sabah kahvenizi yudumlarken, haberleri deşiyorsunuz ve karşınıza yine bir SecondLife haberi çıktı. Yok şu olmuş, yok bu olmuş, SecondLife'da ilk defa şu durumla karşılaşılmış vs.

Sizin de içinden "Yahu gidin de kendinize bir hayat edinin" demek geliyor mu? İşte karşınızda 6,5 milyar üyesi ile GetAFirstLife

Görüşler

0
Tarık
kendim gibi düşünenleri görmek vallahi gözlerimi yaşarattı. second life mış peHH, dışarı çıkında hava alın az be...

yaşasın first life :P

0
Tarık
Bu arada kurduğum cümlenin bozukluğuna ve kelime hatalarına bakınca benimde biraz hava almam gerekiyor sanırım.
0
Guardian
hemde bütün image'ler sınırsız kota hakkınız sayesinde anında görüntülenmekte.. :)
0
koraypeksayar
Bu secondlife'ı ilk duyduğumda bir çeşit dolandırıcılık bir tür kolay para kaynağı olduğunu düşünmüştüm, artık eminim: "US$ Spent Last 24h: $1,578,034"

Türkiye'de olsaydı dava açar çatır çatır tazminat alırdık ;)
0
skorsky
zeka gerektiren problem cozucu yaratici oyunlar tamam fakat bir oyun icinde surekli "takilmak" bir acaip geliyordu... hayat zaten bir oyun, oyun icinde oyuna girmeye ne gerek var? SL de en cok yaptiklari is te "ucmakmis".

second life'in kullanici verisi, erisim loglari, vs altin madeni degerinde olmali. pazarlama amacli.
0
Tarık
second life'in kullanici verisi, erisim loglari, vs altin madeni degerinde olmali. pazarlama amacli.

mükemmel bir tespit.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Dejenere Günlük...

parsifal

Gelen bir linkle irkildim!!!e-gunluk

Yazıyorsun günlüğü, giriyorlar okuyorlar...
Hatta en çok okunan günlükler diye top 10 bile yapmışlar.
Tabi bütün günlükler tüm okuyuculara açık değil. Fakat açık olanlar var. Gir istediğin günlüğü oku. "Kapı deliğinden gözetlemek" veya "duvara bardak dayayıp komşuyu dinlemek" gibi bir şey.
Benim bildiğim günlük kutsaldır. Sırlarını paylaşırsın falan...
O da bekaretini kaybetmiş, dejenere olmuş...

Sana dokunan yılandan bana ne (eğer para kazanmıyorsam!)

sundance

(Merak edenler için:bu yazının burada yer almasının sebebi hepimizin insan olması.)

Bugün Katrina fırtınası ile ilgili okuduğum bir makale beni bir şeyler yazmaya zorladı. Dünyanın ne kadar boktan bir yer olmaya doğru ilerlediği ve "tuzu kuru olma" deyiminin gerçekte ne anlama geldiği ve "onun başına geldiyse haketmiştir bir şekilde" dedikten sonra buna mantıklı sebepler bulmanın ne kadar da kolay olduğu gibi şeyler öğretti.

Makalenin ismi "Üzüntü yok: Neden Katrina kurbanlarına fazla yardım etmemeliyiz?" İçeriğe gelince; basit bir özeti şu şekilde olabilir:

Kablosuz ağları bulan tişört

anonim

Hürriyet gazetesi Teknoloji bölümünden bir haber. ABD de yeni çıkacak olan bu üründe, üzerindeki özel bir düzenek vasıtası ile çevresindeki kablosuz ağları, ve de sinyal güçlerini görebilirsiniz. Tahmini satış fiyatı 30$ olması bekleniyor.

''Tsunami''zedeler için neler yapabiliriz?

parsifal

Dün msn client kullanan bir arkadaşımın ekranına baktığımda bir çok ismin yanında kalp işareti olduğunu gördüm. Bu ne diye sorduğumda geçen pazar günü meydana gelen tsunamide hayatını kaybedenlere ve etkilenenlere destek olmak için yapılan bir "şey" olduğunu öğrendim.
Sadece bir simge ile birilerini anmak mı yoksa "gerçek anlamda" yardımcı olmak mı?
uzun lafın kısası google...

Elektronik Edep ve Edebiyat

FZ

Radikal Gazetesi yazarlarından ve Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinden Hasan Bülent Kahraman´ın son yazısı elektronik iletişimin ne kadar kalıcı olduğu ya da olabileceği üstüne:

... Artık telefonu bıraktık. Bir anlamda yazıya geri döndük. Herkes ötekiyle, yan yana iki odada bile olsalar, elektronik posta aracılığıyla haberleşiyor. Bu yazının geri dönüşü demek.Ama acaba öyle mi?

Bir kere bu yazının hiçbir kalıcılığı yok. Bugün artık hemen hiç kimse her haberleşmeyi kağıda dökmüyor. İkincisi, bu yazıların herhangi bir yazı değeri yok. Hiçbir yazı özenine sahip değiller. Ne imla, ne bir şey. Tamamen 'can kurtarma' amacıyla çırpıştırılmış şeyler. Bana öğrencilerden gelen mesajları anlamak bir sorun. Kısacası, elektronik yazışmanın 'edebi' oluşmadı, edebiyatı nasıl doğacak bilmiyorum.