BSD Lisans Sorunu

0
tongucyumruk
Hepimizin bildiği gibi özgür yazılım lisanslarının çeşitliliği sıklıkla tartışmalara yol açan bir durum. Özellikle kimi lisansların birbiri ile olan uyumsuzlukları, felsefi farklılıkları bu tartışmaları daha da körüklüyor. İşte bu kargaşa içinde bir noktayı daha aydınlığa kavuşturmak adına BSD tarzı lisansların geçmişteki en büyük sorunlarından biri olan "BSD reklam sorunu" hakkında Richard M. Stallman'ın yazdığı bir makalenin fazlamesai.net üyelerinden Dursun Can "Anduril" Turan tarafından yapılan çevirisini yayınlıyoruz.

İyi okumalar.

Özgür yazılım lisansları “copyleft” ve “copyleft olmayan” olmak üzere ikiye ayrılır. Copyleft lisansları, GNU GPL (General Public Licence – Genel Kamu Lisansı- ) gibi, programın değiştirilmiş sürümlerinin de aynı derecede özgür yazılım olması gerektiği konusunda ısrar eder. Copyleft olmayan lisanslarsa bu konuda ısrar etmez. Biz “copyleft”i öneriyoruz, çünkü bu tüm kullanıcılar için özgürlüğü korur, fakat copyleft olmayan lisansla lisanslanan yazılımlar da hala daha özgür yazılım olarak kalabilir ve özgür yazılım camiası için kullanışlıdır.

“Copyleft olmayan” lisansların basit bir çok türü vardır; X10 lisansı, X11 lisansı, FreeBSD lisansı ve iki tane BSD (Berkeley Software Distribution – Berkeley Yazılım Dağıtım - ) lisansı. Bunların çoğu, anlatım tarzı hariç, birbiriyle aynıdır, fakat BSD nin 1999 dan beri kullandığı lisansta özel bir problem var: “tiksindirici BSD reklam fıkrası”. Yazılımın her reklamı şu özel cümleyi içermeli:

3. Yazılımın özelliklerini veya kullanılışını gösteren tüm reklamların öğeleri takip eden onayı göstermek zorundadır:
Bu ürün California üniversitesi ve katkıda bulunanlar tarafından üretilmiştir.

Evvelki tiksindirici BSD reklam fıkrası sadece Berkeley Yazılım Dağıtımda kullanıldı. Herhangi bir özel problem oluşturmadı, fakat reklamdaki bir cümle pek de önemli bir sorun değildir.

Eger BSD türü lisansları kullanan diğer üreticiler BSD reklam fıkrasını kelimesi kelimesine kopyalasaydı -Kaliforniya Üniversitesini ima eden cümle dahil- problemi daha fazla büyüttürmezlerdi.

Fakat, umduğunuz gibi, diğer üreticiler fıkrayı kelimesi kelimesine kopyalamadı. Onlar bunu değiştirdi ve “Kaliforniya Üniversitesi”nin yerine kendi isimlerini veya kendi kuruluşlarının isimlerini koydular. Sonuç olarak lisansların gereğinden fazla olması, değişik cümlelerin gereğinden fazla olmasını gerektirdi.

Bir işletim sisteminde insanlar bu kadar bu tip programı bir araya getirdiğinde, sonuç ciddi bir sorundur. Düşünün, eğer bir yazılım sistemi 75 farklı cümleye ihtiyaç duyuyorsa, her biri farklı üretici veya üreticiler grubu tarafından adlandıracaktır. Bunu tanıtabilmek için tam sayfa bir reklama ihtiyaç duyacaksınız.

Bu çok yönden etkilenen reklam saçmalığı olarak gözüküyor ama gerçekler böyle. NetBSD sistemin parçaları için çeşitli lisansları gerektiren değişik cümlelerin oluşturduğu uzun bir listeyle geliyordu. NetBSD nin 97 versiyonunda, bu cümlelerden 75 tane saydım. Şu anda liste daha da büyüdüyse buna şaşmam.

Bu problemi çözmek için, bos zamanimda BSD stili lisanslar kullanan gelistiricilerle konustum, onlara reklam fikrasini eger isterlerse silmelerini kibar bir sekilde söyledim. 1996 gibi FreeBSD nin üreticileriyle bu konu hakkında konuştum ve onlar kendi kodlarının tümünden bu reklam fıkrasını çıkarmaya karar verdiler. Mayıs 98 de “Flick” in Utah Üniversitesindeki geliştiricileri bu fıkrayı sildi.

Kaliforniya Üniversitesinden Dean Hal Varian bu sebebi kabul etti ve onu yöneterek ateşli bir biçimde savundu. 99 Haziranda, tartışmalardan iki yıl sonra, Kaliforniya Üniversitesi bu fıkrayı BSD Lisansından sildi..

Bundan ötürü, şu anda o reklam fıkrasını içermeyen yeni BSD lisansları bulunmakta. Ne yazık ki, bu reklam fıkrasının kalıntılarını yok edemedi, bu tip fıkralar hala daha BSD nin parçası olmayan çoğu pakette bulunmakta. BSD lisansındaki değişim eski BSD lisansına özenen diğer paketlerde bir etki yapmadı; sadece onu değiştirebilecekler programı geliştirenlerdir.

Fakat eğer önceden Berkeley’in liderliğinde hareket etseler, belki Berkeley’in davranış tarzı diğerlerini de değişime ikna edebilirdi. Bu kayda değer bir sorudur.

Eğer hala daha reklam fıkralı BSD lisansını kullanan sık kullandığınız paket varsa, üreticiye lütfen bu web sitesine bakmasını rica edin ve değişimi uygulaması için düşünmesini sağlayın.

Ve şayet siz programı non-copyleft lisanslı özgür program olarak yayınlamak isterseniz, lütfen bu reklam fıkrasını kullanmayın. Bazı üretilen paketlerden BSD lisansını kopyalamak yerine –hala daha içinde eski versiyon lisansı içerebilecek olan- lütfen X11 deki lisansı kopyalayın.

Bu konunun farkında olunmasının sağlanmasına “BSD stili” terimini kullanmayarak ve sadece bir tane olanı ima eden “BSD Lisansı” demeyerek yardım edebilirsiniz. İnsanların tüm copyleft olmayan özgür yazılım lisanslarını BSD stili lisanslar olarak ima ettiğini gördüğünüzde, bazı copyleft olmayan özgür yazılım lisansı kullanmak isteyen, yeni özgür yazılım geliştiricileri BSD den onu almak için oradan izin alabilirler. Onlar reklam fıkrasıyla beraber lisansı kasti bir şekilde değil de şansa kadere bunu kopyalayabilir

Eğer copyleft olmayan lisanstan bir tane özel örnek aktaracaksanız, ve daha iyi hiçbir özel örneğiniz yoksa, lütfen hiç problemi olmayan bir örnek seçiniz. Örneğin; şayet “X11 stili lisanslar” hakkında konuşuyorsanız, insanları kesin bir şekilde reklam fıkrasından, diğer iki BSD lisansından birini rastgele seçerek risk almaktan kurtarmak için X11 den lisansı kopyalamaya teşvik edebilirsiniz.

BSD lisanslarından özellikle birini ima etmek istediğinizde, lütfen şunlardan birini seçin: “hakiki BSD lisansı” ya da “düzeltilmiş BSD lisansı”.

BSD

Görüşler

0
ttk
Bu aydınlatıcı çeviri için teşekkürler.
İsmi geçtiğinde neden insanların BSD lisansından hoşlanmadıklarını belirtme gereği duyduklarını anlamış oldum en azından.
0
Tarık
Makale gerçekten iyi ve belli konulara açıklık getiriyor. Çeviriyi hazırlayan arkadaşa teşekkür ederiz.
0
necdeath
Keşke BSD lisansının da çevirisi yapılsa.
0
Anduril
Vaktim olursa onu da yaparım inşallah. Bu arada BSD Copyright - 3.maddeye dikkat
0
newman
Ben biraz fransiz kaldim: olay nedir burada? "Lisansta reklam cumlesi" vs. Bunun pratik onemi nedir? Yanlis anlama olmasin: itiraz etmiyorum, sadece anlamadim...
0
newman
Bosverin, metnin aslini okuyunca anladim :). Benimle ilgili birsey degilmis zaten, herhalde o yuzden anlamadim (biraz da tercumeden ---Anduril kardes kusura bakmasin :)).
0
Anduril
Hepinizin yorumlarını okumak isterdim ama vaktim yok şimdilik. Sadece senin yazdıklarına gözüm takıldı. Tercümede hata varsa bunu düzeltmem için hatalı olan kısımları bildirirsen sevinirim, şahsen ben pek bir hata göremedim. Yani hatalıysam bunu es geçmeyin çünkü bu belge dağılmaya devam edecek, o yüzden hataları gidermeliyiz diye düşünüyorum.
Teşekkür ederim.
0
newman
Ilk gozume carpanlari asagiya yaziyorum (sirali degil maalesef). Ama sadece siz istediginiz icin yaziyorum, hicbir art niyetim yok. Genellikle tercumeleri elestirmem, cunku okumam :). Sizin tercumeniz digerlerinden iyidir veya kotudur gibi bir iddiam da yok, ben yapsam daha iyi yapardim da demiyorum. Bir goz atin, eger hakli buldugunuz bir nokta varsa yazinizi degistirirsiniz. Yoksa bildiginiz gibi yapin. Iyi calismalar.

"Bu çok yönden etkilenen reklam saçmaligi olarak gözüküyor..." Bu cumlenin ne demek oldugunu orijinal metne bakana kadar anlamadim.
"Yazilimin özelliklerini veya kullanilisini gösteren tüm reklamlarin ögeleri takip eden onayi göstermek zorundadir:..." reklamlar birseyden soz eder, ama birseyi gosteremez. Orijinal kelime "mention"... Ayrica "aknowledgement" burada bilgi notu anlaminda, onay ile yakindan uzaktan ilgisi yok.
(obnoxious ?= disgusting: bu baglamda daha cok "kabul edilemez" gibi bir anlami var)
Cumleler cok uzun, Turkce pratigine uygun degil. Ingilizce bir metnin aksine, boyle bir Turkce metin akici olmuyor.
"Fakat eger önceden Berkeley’in liderliginde hareket etseler, belki Berkeley’in davranis tarzi digerlerini de degisime ikna edebilirdi. Bu kayda deger bir sorudur." Bu tercume dogru degil. Soylenen su: "eger bu kisiler daha once Berkeley'in izinde gitmislerse, Berkeley'in politika degisikligi belki onlari da ayni degisikligi yapmaya ikna eder. Bunu istemeye, talep etmeye deger dogrusu." Farki goruyor musunuz?
"sansa kadere": her ne kadar orijinal metin "by chance" diyorsa da, bunun buradaki anlami "dikkatsizlikten". Bu kullandiginiz deyimi ben bilmiyorum, ama anlami bu mu?
“hakiki BSD lisansi” ya da “düzeltilmis BSD lisansi”: hakiki == original? Bu o kadar onemli degil, ama "duzeltilmis" ile "revised" ayni anlama gelmez. Birincisi bir deger yargisi belirtiyor, ikincisi daha formel bir ifade.
"hala daha": hala yeterli, "daha" eklemek OSS terminolojisinde ifade bozuklugu oluyor :)
"BSD lisansindaki degisim eski BSD lisansina özenen diger paketlerde bir etki yapmadi; sadece onu degistirebilecekler programi gelistirenlerdir." ;'den onceki kisim hatali: "etki yapmadi" dogru degil. Onlar uzerinde otomatik bir etkisi yoktur denmek isteniyor (cunku lisans ayni degil). Sizin tercumenizden sanki "o paketleri gelistirenler degisiklige uymama yonunde bir irade beyan etti: sozlu veya fiili" anlami cikiyor. ;'den sonrai icin anlam dogru, ama "onlari sadece kendi gelistiricileri degistirebilir" gibi bir tercume daha akici olur.
"Bu problemi çözmek için, bos zamanimda BSD stili lisanslar kullanan gelistiricilerle konustum, onlara reklam fikrasini eger isterlerse silmelerini kibar bir sekilde söyledim." Orijinal metinde "kibar bir sekilde" yok. Cumlede sonra gecen please bu anlami katmaz. Ayrica neden gecmis zamanla tercume ediyorsunuz ki bunu? Orijinal metin daha genel, ve ayrica "bos zaman" vurgulanmis.
0
FZ
Bu tür çeviri işlerinde de yazılımdakine benzer ALPHA, BETA, RC ve nihai sürüm gibi bir süreç izlense iyi olur gibi geliyor bana. Çeviriyi yapan kişi eğer bu konularda çok çok yetkin değilse ilk taslağını e-posta ya da belki wiki/blogger tarzı bir yeri kullanarak daha deneyimli kişilerle paylaşmalı, geribeslemeleri ve eleştirileri almalı. Bunların üzerinden geçip tekrar insanları haberdar etmeli ve bir tur daha geçilmeli. Ondan sonra kamuya duyurulabilir, sonra tespit edilen tek tük hatalar da düzeltilir. Evet, bu süreci biraz uzatır ama sonuçta ortaya çok daha ve güvenilir bir çeviri çıkar. Şimdiye dek bu sürecin bir zararını görmedim kendi çalışmalarımda.
0
Anduril
Hatalarımı söylediğiniz için teşekkürler. Düzelteceğim değindiğiniz noktaları.
Siz reklam fıkrasını anlamadım diye girmiştiniz bu konuya ama söylediğiniz hatalar bu konuyu anlamamanıza nasıl sebep oldu anlayamadım. Bu çeviriyi okuyup da konuyu anlamayan ilk olarak ben sizi gördüm. Halbuki bence çeviri de gayet açık neyin ne olduğu. Doğru hatalarım var ama bu hatalar konuyu anlayamamanızı sağlayacak kadar büyük hatalar değil.
Ayrıca çeviri buradan önce başka yerlerde de yayınlandı, hata raporu gelmediydi demek ki düzgün okumamışlar. Yoksa buraya koymadım direk. Ayrıca o kadar ince eleyip sık dokuyacak kadar vaktim yok, bence bu yolla hatalar daha çabuk bulunuyor. Şimdi çeviriyi yeniden gözden geçireceğim -revise: makaleye de değineyim- ve hatalarını düzeltip tekrar yayınlayacağım. Daha az vaktimi aldığı %100 ve sonunda aynı kalitede de olacağı da %100. Bunu da belirteyim -FZ e-.
newman tekrardan teşekkür ederim.
0
newman
Bu çeviriyi okuyup da konuyu anlamayan ilk olarak ben sizi gördüm.

Ee, demek ki en anlayisi kit okuyucunuz benmisim :). Ya da... Digerleri bazi noktalari yanlis anlamis olabilir mi acep? Insanin birseyi neden anlamadiginin nedenini aciklamasi, ve hele de soyledigini karsisindakine ispatlamasi zor. Bence siz benim neyi neden anlamadigimi kafaniza takmayin. Fakat eger yazilari daha kisa cumlelerle ve daha akici, rahat okunur bir uslupla cevirirseniz sikayetleri azaltirsiniz. Ingilizcede cumleleri yan cumlelerle uzatip esnetme cok yaygin bir tarz. Almanca cok daha oyle. Fakat o dillerde, ozellikle ingilizcede bu problem olusturmuyor. Bence mota mot tercume yapmaya calismayin. Yazidaki anlami dogru ve benim gibilerin bile rahat anlayabilecegi kadar acik vermek daha onemli. Bunun icin bazen cumleleri kirmaniz, ayirmaniz, bazen birlestirmeniz, bazen degistirmeniz (ozellikle idiomatic ifadelerde) gerekir. Fakat emek sizin: ben sadece teklif etmis olayim.

Size iyi calismalar ve kolayliklar dilerim. Saygilar.
0
Anduril
Estağfurullah hocam, öyle demek istemedim. Ben sadece reklam fıkrasının yarattığı sorunu -ki kendisi konunun temelidir- anlamamanızı anlayamadım.
Eger BSD türü lisansları kullanan diğer üreticiler BSD reklam fıkrasını kelimesi kelimesine kopyalasaydı -Kaliforniya Üniversitesini ima eden cümle dahil- problemi daha fazla büyüttürmezlerdi. Fakat, umduğunuz gibi, diğer üreticiler fıkrayı kelimesi kelimesine kopyalamadı. Onlar bunu değiştirdi ve “Kaliforniya Üniversitesi”nin yerine kendi isimlerini veya kendi kuruluşlarının isimlerini koydular. Sonuç olarak lisansların gereğinden fazla olması, değişik cümlelerin gereğinden fazla olmasını gerektirdi. Bir işletim sisteminde insanlar bu kadar bu tip programı bir araya getirdiğinde, sonuç ciddi bir sorundur. Düşünün, eğer bir yazılım sistemi 75 farklı cümleye ihtiyaç duyuyorsa, her biri farklı üretici veya üreticiler grubu tarafından adlandıracaktır. Bunu tanıtabilmek için tam sayfa bir reklama ihtiyaç duyacaksınız.
Bana bu kısım gayet açık ve net geldiği için öyle tepki verdim. Beni hatalarımdan dolayı uyardığınız için minnettarım. Teşekkür ederim.
Kolay gelsin.
0
newman
Hocam uzerinize geliyormusum gibi dusunmeyin lutfen. Oncelikle iciniz rahat olsun: tek problemim ceviri hatalari degildi. Yani once aslini da okusam, belki yine de bu reklam konusunu dogru anladigima emin olmak icin soracaktim. Elbette hicbir sey anlamadim degil. Simdi oncelikle adam diyor ki (sizin tercumenizden alintiliyorum :):
Eger BSD türü lisansları kullanan diğer üreticiler BSD reklam fıkrasını kelimesi kelimesine kopyalasaydı -Kaliforniya Üniversitesini ima eden cümle dahil- problemi daha fazla büyüttürmezlerdi. Fakat, umduğunuz gibi, diğer üreticiler fıkrayı kelimesi kelimesine kopyalamadı. Onlar bunu değiştirdi ve “Kaliforniya Üniversitesi”nin yerine kendi isimlerini veya kendi kuruluşlarının isimlerini koydular.
Ben bu dusunce tarzini garip buldum, o yuzden de dogru anladigimdan supheye dustum: Yani sen degistirdigin bir yazilimin lisansinda nasil "bunu Kaliforniya Un. yapti!" diyeceksin? Eger degistirmeyip buna ragmen kendi adini ekliyorsa adam, bunun adi zaten hirsizliktir! Millet bunu mu yapiyormus? Reklam fikrasi hic olmamasini anlarim (onun nedenini zaten anlamistim: birkac dakika sonra "bosverin, anladim" demistim), ama problem o fikrayi aynen kopyalayarak hafifler mi hic? Bu ve buna benzer dusunceler... Ceviride de bazi problemler oldugunu hissedince suphem derinlesti. Ama siz, anladigim kadariyla benim sadece tercume yuzunden aklimin karistigini dusundunuz. Hayir, oyle degil: ceviri sadece tuz biber oldu :).
Ama bu alintiladiginiz paragrafta bile oyle yerler var ki... Bakin, akliniza birsey gelmesin, sadece halen gozunuzden kacan yerler oldugunu goruyorum da onun icin yaziyorum:
Düşünün, eğer bir yazılım sistemi 75 farklı cümleye ihtiyaç duyuyorsa, her biri farklı üretici veya üreticiler grubu tarafından adlandıracaktır.
Ne demek bu cumle? Ben hicbir sey anlamadim mesela. Bundan baska, ceviriyi yaparken orijinalinden cok daha fazla "deger yargisi" yuklu cevirileri tercih etmeniz var. Satir aralarini okuyan biri tamamen yanlis izlenimler edinebilir. Mesela, yine bu yukaridaki paragrafta "gereginden fazla" diye cevirdiginiz "a plethora of something" ifadesi bol miktarda, mebzul demek. Gereginden fazla olabilir, geregi su kadardir diyecek bir kriteriniz hic olmayabilir. Aslinda belki yazarin aklinda da sizin dusundugunuz fikir vardi. Ama metin boyle degil. Bir makalenin anlamini ve hedefini sadece ne yazdigi degil, ne yazmadigi da belirler.
Fakat bir kez daha tekrarlayayim: lutfen alinmayin, kirilmayin. Aksine acik fikirli yaklasip hatalara hata deme erdemini gosterdiginiz icin ben tesekkur ederim. Aslinda ben bir onceki mesajda tabii ki saka yapmistim. Kesinlikle sitem etmek istemedim, eger oyle anladiysaniz. Ama iste internet ortaminda haberlesmenin dezavantajlari da var :).
Neyse, diger arkadaslar hep begendiklerini ifade ettiler: demek ki pekcok insana yararli olmus. Kisa zamanda cok daha yetkin tercumeler yapacak duzeyde kendinizi gelistireceginizden kuskum yok. Saygilar.
0
tongucyumruk
Reklam olayı şu: Eğer bu lisansı kullanan bir ürün geliştirirseniz reklamlarınızda bizim de adımız geçmek zorunda.

Şimdi eğer altyapınızda sadece bir tane BSd lisanslı ürün (mesela PostgreSQL) kullanıyorsanız reklamınızın köşesine böyle bir not düşmek tabiiki zor değil. Fakat yüzlerce BSD lisanslı paket içeren bir işletim sisteminin reklamını yapıyorsanız ne olacak? Herbirinin adını teer teker yazmak gerekecek. Sorun burada...
0
roktas
(Tonguç'un açıklamasına ek olarak) Eski BSD lisansında bulunan reklam ibaresi GPL'in 6 maddesinde ifade edilen şarta ihtilaf ediyor:
6. Yazılım'ı (veya onu baz alan herhangi bir ürünü) yeniden dağıttığınız her defada alıcı, ilk ruhsat sahibinden otomatik olarak Yazılım'ı bu şartlar ve kayıtlar dahilinde kopyalamak, değiştirmek ve dağıtmak için ruhsat almaktadır. Alıcının burada verilen hakları kullanmasına ek bir takım kısıtlamalar getiremezsiniz. Üçüncü şahısları bu Lisans mucibince hareket etmeğe mecbur etmek sizin sorumluluk ve yükümlülüğünüz altında değildir.

Reklam ibaresinin korunması şartı yukarıda işaretlenen bölüm uyarınca ek bir kısıtlama olarak yorumlanıyor. Pratik sıkıntıyla sonlanan zincir: reklamlı BSD lisansı GPL uyumlu olmaktan çıkıyor --> GPL uyumsuz bir lisansa sahip bir eser cüzünü, GPL bir cüzle karıştıramıyorsunuz. Misal, böyle bir lisansa sahip bir yazılımda GPL bir kitaplık kullanamıyorsunuz. Ortada basit ama pratik sonuçları olan teknik (hukuksal) bir sorun var yani.

0
newman
Karistiramama isi garip. Neden karistiramiyorsunuz ki? Sonucta GPL ile lisanslanmis kisima ek bir kisitlama koymazsaniz, ve onun uzerine bina ettiginiz yazilim parcalarini da GPL veya uyumlu bir lisans ile lisanslarsaniz... Neden yazilimin geri kalaniyla bir sorun olsun ki?
Soyle diyeyim: mesela TeX'in lisansinda bir banner sarti var. Onun uzerine bir yazilim insa ettiniz ve GPL ile uyumsuz bir lisans sectiniz diyelim. Daha sonra guzel bir scientific ofis arayuzu yapip onu GPL ile lisansladiniz diyelim: GPL ile lisansli olmayan kismi GPL'li kisim uzerine degil, GPL'li yazilim ogelerini diger parcaya bagimli olusturdunuz. En azindan bu ozel durumda bir sorun olmamali. Yaniliyor muyum?
0
roktas
Karistiramama isi garip. Neden karistiramiyorsunuz ki? Sonucta GPL ile lisanslanmis kisima ek bir kisitlama koymazsaniz, ve onun uzerine bina ettiginiz yazilim parcalarini da GPL veya uyumlu bir lisans ile lisanslarsaniz... Neden yazilimin geri kalaniyla bir sorun olsun ki?

Bu tarif ettiğiniz senaryoyla bir sorun olmaz zaten. "GPL veya uyumlu bir lisans" demişsiniz, bu kısım kritik. (Muhtemel bir celsede öne sürülebilecek) lisans uyumluluğunu neye göre belirleyeceğiz? İşte bu tür şeylere bakarak... Özellikle de tespit edilen küçük (fakat hukuksal olarak önemli) pürüzler politik veya maddi çıkarlarımıza hizmet edecekse (politik kısmı meselâ RMS'e, maddi kısmı bir ticari oluşuma karşı gelebilir).

Soyle diyeyim: mesela TeX'in lisansinda bir banner sarti var. Onun uzerine bir yazilim insa ettiniz ve GPL ile uyumsuz bir lisans sectiniz diyelim. Daha sonra guzel bir scientific ofis arayuzu yapip onu GPL ile lisansladiniz diyelim: GPL ile lisansli olmayan kismi GPL'li kisim uzerine degil, GPL'li yazilim ogelerini diger parcaya bagimli olusturdunuz. En azindan bu ozel durumda bir sorun olmamali. Yaniliyor muyum?

GPL uyumlu olmayan cüzle karıştırılan eseri GPL olarak lisanslayamazsınız. Ama eser sahibi sizseniz birkaç şey yapabilirsiniz: GPL dışında bir lisans kullanırsınız, GPL'de uyumsuzluk çıkaran bölümü çıkarıp ismi artık GPL olmayan bir lisans seçersiniz (efektif olarak ilkiyle aynı) veya GPL'deki "istisna" hükmünden yararlanıp GPL uyumsuz kısımlarla bağlamak için "istisna ibaresi" koyarsınız[1]. Verdiğiniz bu örnekte eserin size ait olması önemli bir unsur, sorunlar çıksa bile çözülebilir. Ama şöyle bir senaryoda biraz zor: Başlangıcından itibaren GPL olarak geliştirdiğiniz ve başkalarından da aynı şartlar altında katkı alan bir projeniz var. Yani eserin telif sahibi sadece siz değilsiniz artık. Günün birinde falan kitaplığı kullanmaya kalkıştığınızda o kitaplığın GPL uyumlu olması gerekiyor. Veya (yapılan bir hukuksal taramadan sonra belirlenen) telif sahiplerinden de onay alarak lisansı topyekün değiştirebilir veya GPL'in "istisna" ibaresini işletebilirsiniz.

P.S. Hukukçu değilim, yukarıdaki cümlelerde geçen "yapamazsınız/edemezsiniz"leri "ben böyle anlıyorum" olarak yorumlayın. :-)

[1] Örnek: http://en.wikipedia.org/wiki/GPL_linking_exception

Ayrıca (daha farklı senaryolar için) GPL FAQ'ya da göz atabilirsiniz.

0
roktas
Hmm... Stallman'ın, tarihsel değeri olan bu yazısında kullandığı başlık (ayrıntıya girilmeden okunup geçilirse) biraz yanıltıcı olabiliyor (ki o dönemin şartlarında RMS'in bilinçli olarak böyle bir başlık seçtiği ortada). Günümüzde (özellikle *BSD türevi işletim sistemlerinde) yaygın şekilde kullanılan revize edilmiş/"3 ibareli" BSD lisansı GPL uyumlu, sorunsuz ve helâl bir özgür yazılım lisansıdır. "BSD lisansı" denildiğinde hemen hemen daima reklam ibaresinin çıkarıldığı bu revize edilmiş hali anlaşılır.
0
sefalet
Benim anlamadığım bir nokta var; BSD lisansını Stallman "non-copyleft" olarak tanımlamakta ama aynı zamanda özgür yazılım lisansı olarak da tanımlamakta.Şimdi benim bildiğim ilkesel bütünlüğe önem veren Stallman öyle her uygulamayı özgür yazılım olarak tanımlamaktan geri duran biri.Pek çok işletim sistemini ve yazılımı GNU GPL ilkelerine uymadığı için özgür yazılım olarak adlandırmayan kendisi değil mi?Bu durumda BSD gibi kodlarını kullanıcıya vermek zorunda olmadığınız bir lisans anlaşmasını nasıl "özgür yazılım" ın bir alt başlığı gibi sınıflandırabiliyor.Özgür yazılım ve açık kaynak kavramları arasındaki ayrım nerede kaldı?
0
bm
FSF'nin 'ozgur yazilim'in tarifini yaptigi suradan alinti yapayim. Bilinen 0-4. ozgurlugu anlatip 'ozgur yazilim'i tanimladiktan sonra, copyleft'in getirdigi zorlamaya ragmen nicin ozgur sayilacagini anlatma luzumu hissetmis:

However, certain kinds of rules about the manner of distributing free software are acceptable, when they don't conflict with the central freedoms. For example, copyleft (very simply stated) is the rule that when redistributing the program, you cannot add restrictions to deny other people the central freedoms. This rule does not conflict with the central freedoms; rather it protects them.
Farkindaysaniz getirilen zorlamanin 'ozgur' yaftasiyla uyusmadiginin farkinda oldugu icin 'kabul edilebilir' [1] nitelemesi uzerinden fikri gelistiriliyor. En azindan benim okumam oyle. Bir de RMS'in icinde bulundugu kulturde (ustelik akademik arka plan oldugunu dusunun) bu pozisyon bile biraz zorlama ve manipulatif propaganda olarak algilanabilirken BSD/MIT veya 'public domain'e 'ozgur degildir' dese inandiriciligi sifira inerdi herhalde.

Sizin aklinizi karistiran Turkce yazilarda bu konularin karistirilmasi olabilir mi? Burada basinda cikan bir yanlis ifadenin kaynagini aramistik arkasindan konuyu gayet iyi anlamalari beklenen kisi ve kurumlar cikmisti. Boyle yuzlerce yanlis dokuman olabilir. Hal bu olunca birakin RMS ve FSF'nin 'durus'unu GPL'in ne oldugu ve hangi mekanizma ile isledigi konusunda dahi bir suru kafa karisikligi olabiliyor. En azindan resmi GNU sitesinde yazanlar acisindan copyleft 'ozgur' lisanslardan sadece birisi, ustelik FSF tarafindan 'ozgur' oldugu teyid edilen diger lisanslarla da celisebiliyor (eski BSD tek degil bu konuda). Copyleft'in yaptigi FSF'nin tanimiyla yazilimin 'ozgur'lugun devamini saglamasi, BSD bunu yapmiyor.

[1] O sitede bunun tercumesinin de oldugunun farkindayim ama o tercume benim yukarida isaret ettigim 'kabul edilebilir' ile yakalanan fikri ifade etmiyor 'olanakli' diyor.

0
sefalet
Türkçe'den kaynaklandığını sanmıyorum sorunun, örneğin FSD metinlerinin çoğunda "free program" ve "free software" birbirlerinin yerine kullanılıyor.Örneğin:

"There are many different ways to make a program free---many questions of detail, which could be decided in more than one way and still make the program free. Some of the possible variations are described below. For information on specific free software licenses, see the license list page."

Burada ücretsiz anlamında bahsediyor ama sonra niye özgür yazılım lisanslarına bakın bu konuda diyor anlaşılmaz.Hem açıklıyor "free" nin ücretsiz ve özgür gibi ayrı anlamlara gelebileceğini hem de kullanımda aynı hatayı kendi yapıyor.

Örneğin "non-copylefted free software" tanımından bir cümle:

"...However, there are non-free versions as well, and there are popular workstations and PC graphics boards for which non-free versions are the only ones that work. If you are using this hardware, X11 is not free software for you."

Yani bir şey hem özgür yazılım olabilir hem de olmayabilir mi?

Buna rağmen buradaki grafikte ayrım net bir şekilde ortaya konmuş:

http://www.fsf.org/licensing/essays/categories.html#non-freeSoftware

Sanki Stallman ya açık kaynağın etkisine boyun eğiyor ve uzlaşmacı bir tavır sergileme çabası içinde veya kavramsal bir karmaşa yaşıyor.İlki olması muhtemel geliyor bana ama bu davranışın ikinciden bir farkı yok, ilkesel bütünlüğe zarar verip, uzun vadede özgür yazılımın aleyhinde gelişmelere sebep olması bakımından.

Bence karmaşanın başladığı yer şurası; bir yazılım başta GNU GPL ile lisanslı olmasa da özgür olabilir (kendi fikrim değil Stalman'dan anladığım).Nasıl olabilir? Kaynak kodları ve geliştirme yetkisi vs. gibi temel bazı özgürlüklerin kullanıcılara aktarılması ile olur.Çekirdek yazılımın kullanım durumu bu haldeyken üstüne geliştirilen yazılımlar özgür yazılımın dışında bazı lisanslar ile lisanslanınca(örneğin artık kodlar verilmiyor ise kullanıcıya) ve örneğin para ile dağıtıldığında bu paket artık özgür yazılım değildir.Ama çekirdek hala özgür yazılımdır.Herhangi bir kullanıcı kodları ve geliştirme yetkisini çekirdek üzerinde kullanabilir. (çekirdek derken illa bir işletim sisteminin çekirdeği gelmesin akla)

Bu noktada Stallman'dan ayrıldığım husus, yukarıdaki çekirdek yazılımın bir özgür yazılım olmadığı yönünde.Açık kaynak kavramı benim kafamda bu duruma daha çok oturuyor.Bir yazılım her ne kadar başlangıç durumunda, özgür bir ortam içinde geliştirilmeye başlanmış olsa da, o yazılımın özgürlük hakları başlangıçta lisans düzeyinde ebediyen korunmuyor ise ona özgür yazılım demek doğru olmaz.Bunun aksi, köleye yarın akşama kadar özgürsün demek gibi bir şey.Yarın akşama kadar özgür olmak köleyi özgür yapmıyor ise aynı şey başta ebedi özgürlük niteliği konmamış bir lisans da özgür yazılım lisansı olmamalıdır.

Yakın zamana kadar Stallman'ın da böyle düşündüğünü sanıyordum çünkü bu yönde ciddi çıkışları vardı ama FSF'nin kendi metinlerin de dahi bazı tutarsızlıklar insanı düşündürüyor (hadi Stallman'in dili sürçtü diyelim FSF'de yalnız Stallman yok herhalde).
0
bm
"...However, there are non-free versions as well, and there are popular workstations and PC graphics boards for which non-free versions are the only ones that work. If you are using this hardware, X11 is not free software for you."

Yani bir şey hem özgür yazılım olabilir hem de olmayabilir mi?

Benim anladigim kadariyla denmek istenen su: filanca imalatci (ki bu boyleydi zaten, Sun Dec HP vs. icin) ozgur lisanlsi (MIT lisansi) X10 veya X11'i aliyor degistiriyor ve kaynagini vermeden ve/veya ek kisitlamalarla dagitiyor. Hala X11, ama artik sayilan kistaslari tatmin etmedigi icin 'ozgur' degil. Bugun icin diyelim ki kucuk bilgisayarli aletler yapan biri *BSD'lerden birini aldi, belki biraz degistirdi, aletiyle ve kisitlamalar tabi olarak kaynak kodsuz dagitiyor. Sistem *BSD mi? Evet. FSF'nin 'ozgur' kistaslarina uyuyor mu? Hayir.

Sanki Stallman ya açık kaynağın etkisine boyun eğiyor ve uzlaşmacı bir tavır sergileme çabası içinde veya kavramsal bir karmaşa yaşıyor.İlki olması muhtemel geliyor bana ama bu davranışın ikinciden bir farkı yok, ilkesel bütünlüğe zarar verip, uzun vadede özgür yazılımın aleyhinde gelişmelere sebep olması bakımından.

Ben oyle gormuyorum, Stallman kendi akimini zaten acik ve FSF kistaslarina gore 'ozgur' bir ortamda basladi, GPL sonradan geldi. Bu tarih genellikle boyle anlatilmiyor (burada sizinle ilk tanismamiz da bu konu yuzunden olmustu zannediyorum) ama gercek bu. Sizin dediginiz once GPL cikip sonra GPL olmayan ama FSF kistaslarin agore 'ozgur' yazilimlar cikmis olsaydi dogru bir cikarim. Durum bu degil. RMS'in psikoljisini bilemem tabii, ama tarih boyle.

Bence karmaşanın başladığı yer şurası; bir yazılım başta GNU GPL ile lisanslı olmasa da özgür olabilir (kendi fikrim değil Stalman'dan anladığım).Nasıl olabilir? Kaynak kodları ve geliştirme yetkisi vs. gibi temel bazı özgürlüklerin kullanıcılara aktarılması ile olur.[...]

Evet.

Bir yazılım her ne kadar başlangıç durumunda, özgür bir ortam içinde geliştirilmeye başlanmış olsa da, o yazılımın özgürlük hakları başlangıçta lisans düzeyinde ebediyen korunmuyor ise ona özgür yazılım demek doğru olmaz.

Bu sizin de soylediginiz gibi FSF'nin ozgur tarifi degil.

Bir yazılım her ne kadar başlangıç durumunda, özgür bir ortam içinde geliştirilmeye başlanmış olsa da, o yazılımın özgürlük hakları başlangıçta lisans düzeyinde ebediyen korunmuyor ise ona özgür yazılım demek doğru olmaz.

Yazilimin lisansi degismiyor ki? Size 'ozgur' bir lisansla gelen bir yazilim aksamdan sabaha lisans degistirmiyor. Baskasi o yazilimi alip GPL"in musade etmedigi seyleri yapabiliyor sadece. Sizdeki ebediyen ozgur hala.

Bunun aksi, köleye yarın akşama kadar özgürsün demek gibi bir şey.Yarın akşama kadar özgür olmak köleyi özgür yapmıyor ise aynı şey başta ebedi özgürlük niteliği konmamış bir lisans da özgür yazılım lisansı olmamalıdır.

Ama durum bu degil, ben MIT lisansli bir programi 'kole' ettim diye sizdeki ayni MIT lisansli program kole olmuyor.

Yakın zamana kadar Stallman'ın da böyle düşündüğünü sanıyordum çünkü bu yönde ciddi çıkışları vardı ama FSF'nin kendi metinlerin de dahi bazı tutarsızlıklar insanı düşündürüyor (hadi Stallman'in dili sürçtü diyelim FSF'de yalnız Stallman yok herhalde).

Tersi durumda aslinda kendilerini olmak istemedikleri bir konuma sokarlardi. GPL'e gucunu veren ve dayandigi nokta 'fikri mulkiyet'. O kanunlar yoksa GPL de yok. FSF/RMS'in asil pozisyonu kopyalanabilen (yani sizin kopyalamaniz bendekini yok etmiyor, 'non-rivalrous good' deniyor buna ama Turkcesini bilmiyorum) seylerin 'mulkiyet'e tabi olmamasi. (Aslinda o mulkiyet degil imtiyaz/tesvik ama o ayri konu). Sizin soylediginiz pozisyonu alsalardi bu sefer bu 'fikri mulkiyet' rejimini ozgurlugun temeli yapmis olurlardi. Asil o tutarsiz olurdu.

0
sefalet
"Bu sizin de soylediginiz gibi FSF'nin ozgur tarifi degil."

Açıkcası tam katılmıyorum buna özellikle FSF içinde açıklanan kavramlara ve metinlere baktığımda.Fakat bir tutarlılığın olduğunu söylemek de zor.Özgürlük kavramını kademeli bir kavrammış gibi düşündüklerinden sizin söylediğiniz de doğru ama daha açık söylemek gerekir ise orta noktada politik bir duruş sergiliyorlar gibime geliyor.Diğer iletimde verdiğim adresteki grafik yazılım sınıflamasını gayet güzel yapmış fakat içinde "non-copyleft" yok.Bu başlıktaki yazının başında ise açıkca "non copyleft"yazılımları bir tür özgür yazılım olarak tanımladığına şahit oluyoruz Stallman'ın.Özgürlüklere belli seviyede kısıtlama getirilmesi özgür yazılım kavramı içindedir demek isteniyor açıkca.Bu kısıtlamalar ucu açık ve özgür kavramını yozlaştırmaya itiyor kanımca.

X window sistemi için verilen örnek önemli; eğer sizin kullandığınız donanım "non free" bir yazılımı kullanmanızı zorunlu kılıyor ise o zaman o yazılım "sizin için" (çok ilginç bir kullanım) "özgür yazılım" değildir diyor.Yani bir noktada yazılımın para ile satılması (sanırım paralı olunca geliştirilen kodlar da kapalıdır) özgür yazılım olmasına engel olabilir denmekte.Oysa "Puplic domain" (ki non copyleft in özel bir halidir denmiş), "open source software", "non-copylefted softwares" sınıfı içine giren yazılımlar aynı üstteki örnekte olduğu gibi bazı kısıtlamalara izin veren lisanslar.Yukarıda özgür yazılım olmayabileceği söylenirken, lisansların kendi tanımlarında özgür yazılımın bir türü olduğu belirtiliyor.Sanırım çelişki ortada.

Özellikle non copyleft tarzı lisanslara karşı değilim ama bir sınıflandırma ve kavramsal bütünlük önem verilen unsurlar ise o zaman neyin ne içine girdiği tam olara ifade edilmeli.

Buraya kadar olan eleştirim FSF kendi metinlerinde geçen bazı tanımlama çelişkilerine yönelikti.

"Ama durum bu degil, ben MIT lisansli bir programi 'kole' ettim diye sizdeki ayni MIT lisansli program kole olmuyor."

Öyle olduğunu ima etmedim zaten ama yanlış anlaşılmasın.Kavramın sınırlarını belirlemek bakımından sizin belirttiğiniz tarzda bir lisansa sahip yani birinin köle edebildiği diğerinin özgürce kullanabildiği bir yazılıma özgür yazılım demek çok aklıma yatmıyor.Yine köle benzetmesine dönersek bu bir bireye seni bir gün köle edebilme hakkımı elimde bulundurarak seni özgür bırakıyorum demek gibi geliyor.Sizin elinizdeki yazılımı bağlamaz bu benim onu köle yapmam diyebilirsiniz tabi ama yukarıda x window örneğini hatırlatmak isterim üstüne "If it's not source, it's not software" tanımını da hatırlatmak isterim.

Belki üzerinde tartışılması gereken olayı özetleyen soru; bir özgür yazılım özgür olmayan bir yazılım doğurabilir mi? Veya kaz yumartası yumurtlayan tavuğa tavuk denir mi? diye de benzetme katabiliriz işin içine.
0
bm
X window sistemi için verilen örnek önemli; eğer sizin kullandığınız donanım "non free" bir yazılımı kullanmanızı zorunlu kılıyor ise o zaman o yazılım "sizin için" (çok ilginç bir kullanım) "özgür yazılım" değildir diyor.Yani bir noktada yazılımın para ile satılması (sanırım paralı olunca geliştirilen kodlar da kapalıdır) özgür yazılım olmasına engel olabilir denmekte.

Hmm. Degil bence. Parayla olunca kodun kapali olmasi gerekmiyor, kaynak kodu ile gelen ama parayla satilan yazilimlar var. Ozellikle kaynak kodu ile alinan ama siralanan ozgurluklerin hepsini tanimayan lisanslara sahip yailimlar da var. (Kolay ornek: askeri amacli yazilimlar. Ordular kaynak kodunu istiyorlar tabii, ama yeniden dagitmalarina izin verilmesi gerekmiyor. Hepsi parali tabii.)

Kavramın sınırlarını belirlemek bakımından sizin belirttiğiniz tarzda bir lisansa sahip yani birinin köle edebildiği diğerinin özgürce kullanabildiği bir yazılıma özgür yazılım demek çok aklıma yatmıyor.

Bana 'ozgur yazilim' lafi zaten biraz kelime hokkabazligi gibi geldigi icin bunlar kavramin kendisinin yaninda pek dikkate alinacak seyler gibi gelmiyor. Nasrettin hoca hikayesi gibi, ozgur veya kole olabiliyorsa, o zaman olebilir de. Mesela program dosyasi silerken bir de bunu mu dusunecegiz? Biraz soytariliga vurdum isi ama ciddi oldugum taraf da var.

Belki üzerinde tartışılması gereken olayı özetleyen soru; bir özgür yazılım özgür olmayan bir yazılım doğurabilir mi? Veya kaz yumartası yumurtlayan tavuğa tavuk denir mi? diye de benzetme katabiliriz işin içine.

Telif hakki kanunlarina nasil baktiginiza bagli. Temel ve ilkeli olarak ortaya konabilecek kavramlar olarak dusunuyorsaniz farkli, yok bir ise yarasin diye pek de derin/tutarli ilkelere dayanmayan tesvik/imtiyaz benzeri seyler olarak goruyorsaniz ayri. Ikinci durumda belki birisi insanlara elektrik lazim diye nukleer santral yapmis, bazi tavuklar da mutasyona ugramis demek uygun olabilir. O durumda GPL de bu hilkat garibelerinden biri oluyor (public domain normal tavuk, telif haklari rejimi de radyasyon kacagi olan nukleer santral). Benim pozisyonum tam bu degil tabii (cunku pozisyonum yok aslinda, konuyu hakim olacak kadar net olarak anlamadigimi dusunuyorum).

Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

PC-BSD v. 1.3 Kararlı Sürüm

cross_fire

Kolay kurulan ve kullanılan BSD tabanlı işletim sistem PC-BSD'nin kararlı 1.3 versiyonu hazır. KDE 3.5.5 içeren PC-BSD, "PF" güvenlik duvarı, HAL backend desteği, yeni bir "Hizmetler" menüsü ve daha fazlasını sunuyor.

PC-BSD'nin 1.3 sürümünü http://www.pcbsd.org/?p=download adresinden indirebilirsiniz.

PC-BSD 1.3 Beta hazır

alperfm

BSD tabanlı işletim sistemlerinin en kolay ve bana göre en iyisi olan pcbsd nin 1.3 versiyonunun betası hazır.

Yeni sürüm için bir öngörüş teşkil edecek deneme versiyonunu kullanıcılar test edip geliştiricilere katkıda bulunabilirler.

1.2 den farklı olarak kde 3.5.4 var ve sistemde taban düzenlemesi yapılmış. 1.3 Betada yalnızca ingilizce dil seçeneği var. Diğer dillerin sonraki versiyonlarda ekleneceği belirtilmiş. -- PCBsd.org

FreeBSD 7.2 çık<u>mış</u>.

mesutgul

Özelliklerini, falanı filanı FreeBSD resmi web sitesi duyuru sayfasından okuyabilirsiniz.

Sadece birşey dikkatimi çekti: www.enderunix.org dahil hiçbir Türk sitesinde duyurusuna rastlamadım.

Hatta, resmi FTP sitesinde ilgili bölümlerde en son 1 Mayıs 2009 tarihli ISO dosyaları olmasına rağmen, FreeBSD resmi web sitesinde (2 gün sonra) 3 Mayıs 2009'da duyurulmuş.

Tost makinesi tamam, sıra ampulde...

tongucyumruk

NetBSD, bildiğiniz gibi, taşınabilirliği ile meşhur, neredeyse içinden elektrik geçen herşeyin üzerinde çalışabilen bir BSD'dir. Vax'tan Atari'ye, i386'dan Playstation 2'ye çok çesitli donanımlar üzerinde çalışabilen bu işletim sistemi artık fantazi sınırlarını zorlamaya başladı. NetBSD artık tost makinenizde de çalışıyor.

Technologic Systems tarafından gerçekleştirilen denemede firmanın TS-7200 adlı, ARM işlemcili, entegre sistem kartı tost makinasının içerisine monte edilerek kendisine bir adet LCD ekran ve klavye bağlanmış ve üzerine de NetBSD yüklenmiş.

Evet... Sırada ampul var...

FreeBSD 8.0 Duyuruldu!

Tarık

FreeBSD 8.0, bir önceki sürümü 7.2 gibi sessiz sedasız duyuruldu.

Duyuru: http://www.freebsd.org/releases/8.0R/announce.html
İndirme Bağlantıları http://www.freebsd.org/where.html