Turing Ödülünü İlk Kez Bir Kadın Kazandı

0
FZ
IBM'in ilk kadın üyesi olan eski matematik öğretmeni Frances E. Allen bu hafta bilgi işlem dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olan A. M. Turing Ödülünü aldı. Allen bu ödülü alan ilk kadın. Kendisi ile bir çiftlikte büyümenin nasıl bir şey olduğu, kadınların teknolojideki rolü ve ödül parasını nasıl kullanacağı hakkında Deborah Perelman'ın yaptığı 1 Mart 2007 tarihli eWeek.com röportajının Türkçe çevirisini yazının devamında okuyabilirsiniz.
En çok neyle gurur duyuyorsunuz?

İki şeyle; birincisi derleyiciler üzerindeki ilk çalışmalarım. 1957 yılında derleyiciler üstüne çalışmaya başladım ve bu çalışma sonucunda ortaya güzel bir yapı, algoritmalar ve tek bir makina ile kısıtlı olmayan, geniş bir alanda uygulanabilecek teknoloji soyutlaması fikri çıktı. Bu durum başka pek çok projeyi de tetikledi.

İkincisi birlikte çalıştığım harika insanlar. Yıllar boyunca parçası olduğum ve yönettiğim ekiplerin hepsi de yaptıkları işte çok etkindi ve harika kariyerleri vardı.

Bir çiftlikte büyüdüğünüzü öğrendim. Sizce o tür bir hayatın matematik ve teknolojiye karşı ilginize bir etkisi oldu mu?

Bu harika bir soru çünkü bence bir çiftlik çocuğu olarak pek çok sorumluluğum ve aynı zamanda epey özgürlüğüm vardı. Pek çok şeyi keşfetmek, deneyler yapmak ile harika vakit geçirdim ve istediğim şekilde büyüdüm.

Kişisel teorime göre erken dönemlerdeki pek çok icat çiftliklerden gelen insanlar tarafından gerçekleştirildi. Sık sık kendi kuşağımdan insanlarla karşılaşıyorum ve hayat hikayelerini dinlediğimde onların da çiftliklerde büyüdüklerini öğreniyorum.

Ben altı kardeşin en büyüğü idim ve aramızda çok yaş farkı yoktu. Depresyon dönemindeki bir çiftlikte maddi olarak zor şartlar altında yaşıyorduk ve üstlendiğimiz pek çok angarya vardı. Ancak şimdi geriye dönüp baktığımızda New York'un kuzeydoğusundaki tüm o kara, yağmura ve soğuğa rağmen gerçekten de o hayat tarzını sevmiştik.

Aslında başlangıçta matematik öğretmeniydiniz, IBM'de nasıl işe başladınız?

Mezun olduğum lisede öğretmenlik yapıyordum. Ailemin evinde kalıyordum ve matematik öğretmeni sertifikasına ihtiyacım vardı. Bunun için yüksek lisans diploması gerekiyordu. Bu yüzden Michigan Üniversitesine gittim ve matematik yüksek lisansına başladım, bitirip öğretmenliğe devam etmeyi düşünüyordum çünkü bunu gerçekten seviyordum. Ancak dönem sonunda masraflardan ötürü epey borca girmiştim ve kampüse gelen IBM bilgisayar işlerinde çalıştırma üzere insanları işe alıyordu. Borçlarımı ödememe yetecek kadar IBM'de kalır sonra da öğretmenliğe dönerim diye düşünmüştüm. O günden sonra bir daha öğretmenlik yapmadım.

1957 yılı idi ve IBM pek çok kadını işe alıyordu. O sırada araştırma grubu Poughkeepsie'de idi ve kadınlara yönelik bir işe alma programları vardı. Ta o zamanlardan kalma kadınlara yönelik bir broşür elimde hala, üzerinde mor çiçekler vardır ve "My Fair Ladies" yazar*. Broşürün içinde ise eğitim ve programlama gibi dört farklı alanda işe alma olduğunu belirtir ama aslında tüm pozisyonlar teknik pozisyonlardı.

Döneminin ilerisinde gibi görünüyor fakat IBM'in bu bakımdan her zaman iyi bir sicili olmuştur.

Siz 1957'de IBM'e geldikten sonra teknoloji alanı kadınlar açısından nasıl değişti?

Pek çok değişiklik gördüm. Benim çalıştığım alanda 1957'de ve 1960ların başlarında pek çok kadın çalışmaya başlamıştı ve benim de pek çok kadın iş arkadaşım vardı. Derleyiciler üzerinde çalışan ekipteki dört yöneticinin üçü kadındı. 1960 yılında kadınların bu tür projelerde yönetici olması sıradışı bir durum değildi.

Bir ürün üstünde çalıştıktan sonra 1960larda araştırma bölümüne geri döndüm ve tüm işyerinin değiştiğini gördüm. Çok az kadın vardı. Bunu, bilgi işlemin daha bir meslek olmasına ve kimlerin işe alınacağı konusunda daha katı kurallar gelmiş olabileceğine bağladım. Konu ile ilgili pek çok ders artık mühendislik okullarında veriliyordu ve o dönemlerde mühendislik okullarında pek kadın yoktu.

Alan epey büyümüştü. Ben başladığımda bilgisayar bilimleri diye bir şey yoktu ve 1960larda ayrı bir disiplin olarak geçmeye başladı. Sanırım işte tam o dönem işler kadınlar için dramatik olarak değişti. Bilgisayar alanı bu durumdan hiç kurtulamadı.

Erkekler ve kadınlar arasındaki fark bugün de üniversitelerde varlığını sürdürüyor. Hemen hemen diğer tüm alanlarda -- biyoloji, fizik, tıbbi bilimler -- erkekler ile kadınlar arasındaki fark kapanırken bilgisayar sektöründe bu söz konusu değil.

Sizce daha çok kadının matematik ve teknoloji alanına yönelmesini engelleyen ne?

Cevabı bilmiyorum ancak bunun üstüne epey düşündüm. Kaynağı ortaokuldaki kızlarda arıyoruz ama bence bu yanlış. Hep o yaşlardaki kızların bilime ve matematiğe soğuk baktıkları söylenir ama pek çok bilim dalındaki kadınlara bakınca bunun böyle olmadığını görüyoruz. O yüzden bu argümandan şüpheliyim.

Bence bakılması gereken yer bizim alanımız. Bilgi işlem alanında nelere değer veriyoruz? Müfredat ne kadar çekici? Tüm olanaklar herkes tarafından biliniyor mu?

İki farklı hatta mücadele etmek gerekiyor: Öncelikle müfreadatı, bunu nasıl uyguladığımızı ve konumlandırdığımızı yeniden düşünmeliyiz. Problem muhtemelen ders seviyesinde değil de kolej müfredatı seviyesinde ancak hem erkekler hem de kadınlar için bilgi işlem alanına girme kararı epey zor. Pek çok öğrenci önce anadal olarak seçiyor ve sonra bırakıyorlar.

Diğer mesele ise işyerleri ile ilgili. Şu anda işyerlerindeki çeşitliliğin daha iyi sonuçlar vereceğini vurgulayan bir hareket var.

Bugünlerde teknoloji alanındaki kuşak ve yetenek boşluğu ile ilgili pek çok konuşma yapılıyor, yani BT (Bilgi Teknolojileri) sektörünün kendini nüfusunu yeni mezunlar ve işçiler ile çoğaltmadığı üzerinde duruluyor. Sizce problem nerede?

Başlangıçta epey heyecan vardı diye düşünüyorum. 1960'larda IBM'de çalışmanın heyecanını herhalde başka hiçbir şekilde yaşayamazdınız. Harika insanlarla harika problemler üstünde çalıştık. Her zaman daha yapılacak çok şey, asla zaman yetiştiremeyeceğimiz kadar çok şey olduğu hissiyatı hakimdi. Artık böyle bir heyecan kalmadığını düşünüyorum ancak bu talihsiz bir durum çünkü aslında bilgi işlem alanı yeni başlıyor.

Bence bu denklemde eksik olan şey kadınlar olabilir. Kullanım kolaylığı ya da iş yapma şekli üstüne katkıları olabilir ama bunları sayısal olarak ölçmek ya da daha çok kadın olsa idi bugünkü ürünler nasıl olurdu sorusunun cevabını vermek zor.

Ödül ile birlikte para ödülü de veriliyor, acaba bu parayı ne yapacağınızı da sorabilir miyim?

ACM ile bir vakıf fonu kurmak ve bunun doğrudan fakir çocukların, muhtemelen kızların ama özel olarak onlara sınırlamadan, eğitimi için kullanılmasına dair olanakları konuştuk. Birkaç sene önce Moğolistan'da bir yetimhaneyi ziyaret etmiştim ve oradaki çocukların eğitim aldığını görmeyi çok isterdim. Burada bir öğrenci için bir dönemlik yaptığımız masrafın daha azı ile orada bir çocuğu dört sene okutmak mümkün.

*: (ÇN) Bernard Shaw'un Pygmalion isimli piyesinden esinlenerek çekilmiş "My Fair Lady" filmine gönderme. Filmde bir fonetik profesörü herhangi bir insana çok kısa sürede çok güzel bir aksan kazandırabileceğini ve o kişinin bir düşes zannedilebilecek şekilde konuşacağına dair iddiaya girer ve bunu kanıtlamak için sokakta çiçek satarak geçinen fakir ve aksanı çok farklı olan genç bir kadını eğitmeye başlar.

Görüşler

0
alize
Gerçekten başarıyı haketmis bir bayan. Keske hepimiz onun gibi iyi yerlere gelmeyi basarabilsek.
Bu yazıyı paylaştıgın icin tesekkurler.

alize.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Patentler ve Özgür Yazılımın Yaptırım Gücü Üstüne

FZ

Dünyanın en büyük e-öğretim yazılımı firmalarından Blackboard, geçen sene bir patent almış ve bunu aldıktan kısa bir süre sonra hemen rakiplerinden birine dava açmıştı. Söz konusu patent "çeşitli ders içeriğine erişim için yetkilendirme" gibi çok teknolojik yenilikleri de içeriyordu.

Blackboard'un patent alır almaz dava açması sadece ticari rakiplerini etkilemekle kalmamış aynı zamanda Moodle gibi açık kodlu ve özgür yazılım olarak geliştirilen e-öğretim projelerini de tehdit eder hale gelmişti. Özgür yazılım dünyasının buna tepkisinin ne kadar güçlü olacağı merak konusu idi.

Ulusal Yüksek Başarımlı Hesaplama Merkezi Yaz Okulu

FZ

Ulusal Yüksek Başarımlı Hesaplama Merkezi (UYBHM) projesi kapsamında, bilim ve mühendislik alanlarında çalışan ve öncelikle hesaplamalı yöntemleri dağıtık bellekli ve çok işlemcili mimarilerde kullanma deneyimi kazanmak isteyen araştırmacılara yönelik olarak, 15 Haziran - 26 Haziran 2009 tarihleri arasında, yüksek başarımlı hesaplama ve paralel programlama alanlarında iki paralel oturumla on iş günü sürecek bir yaz okulu planlanmıştır.

Formula-G Güneş Arabaları Yarışması'nı İTÜ kazandı

FZ

TÜBİTAK tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen "TÜBİTAK Formula-G Güneş Arabaları Yarışması"nın finali, İstanbul Park'ta yapıldı. İstanbul Teknik Üniversitesi'nden (İTÜ) 'Arıba 1' adlı takım birinci oldu.

Uluslararası Otomobil Sporları Federasyonunun (FIA) pist yarışları için tasarlanmış güneş arabaları kurallarının geçerli olduğu yarışmanın finaline, 18 takım katıldı.

İki saat süren ve 30 turda tamamlanan yarış sonrasında yasal itiraz süresi beklendi. 6 kişiden oluşan kurul, bazı ekiplerin itirazlarını değerlendirdikten sonra dereceye girenleri açıkladı.

Yarışmada, İstanbul Teknik Üniversitesinden (İTÜ) “Arıba 1” adlı takım birinci, aynı üniversiteden “Arıba 2” adlı takım ikinci ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) takımı üçüncü oldu.

Kaynak: Hürriyet.

OSEC - Uzaktan Eğitim

anonim

İstanbul Bilgi Üniversitesi - Open Source Enterprise Centre uzaktan eğitimlere başladı. Yerinde eğitim için zamanı olmayanlar, İstanbul dışında yaşayıp eğitim olanaklarından yararlanmak isteyenler, maliyeti düşük eğitim programları arayanlar için hazırlanmış olan eğitim programlarımız arasında GNU/Linux, Apache, Güvenlik, Programlama Dilleri (C, Python, PHP, Perl, Java) gibi konular yer alıyor. Eğitim sonrasında da her zaman destek alabileceğiniz, düşüncelerini paylaşıp tartışabileceğiniz bir ortam sunulan programımızda ücretsiz takip edebileceğiniz seminer dersleri de bulunuyor.


Katılım ve detaylı bilgi için http://open.bilgi.edu.tr.

Joseph Weizenbaum: Huzur İçinde Yat (RIP)

FZ

Bilgi işlem, yapay zekâ ve doğal dil işleme (NLP) öncülerinden, meşhur diyalog programı ELIZA'nın yaratıcısı ve SLIP programlama dilinin geliştiricisi Joseph Weizenbaum'u birkaç gün önce kaybettik.

Weizenbaum'un Bilgisayar Gücü ve İnsan Aklı eseri, bu değerli bilimcinin bilgi işlemeye ve yapay zekâya eleştirel bir bakışı olarak okunabilir. Kitapta 1966'da geliştirilmiş ELIZA sistemine insanların kendilerini nasıl kaptırdıklarını görünce ve bugün 'chatbot'lar karşısında insanların nasıl duygusallaştıklarını hatırlayınca gülümsememek mümkün değil.