PowerPoint (Ya Da Killer App Gerçekten Öldürür Mü?)

0
FZ
Yazılımcıların pek çoğu Bob Gaskins'in yerinde olmak ister(di) herhalde. Dünyanın en çok kullanılan programlarından birini geliştiren bu yazılımcı acaba geliştirdiği PowerPoint ile milyonlarca kişiyi zihinsel bir çıkmaza sokacağının farkında mıydı?

PowerPoint insanda beyin hasarı yaratır mı? Karmaşık bilginin gözden kaçmasına yol açar mı? PowerPoint, hayati risk taşıyan durumların fark edilmesini engelleyerek ve konuyu "basitleştirerek" (!) insan hayatını tehlikeye atar mı? Olası çözümler nedir? Pekiyi ya karşıt görüşler? Devam edelim...
Sorun Nedir? (Ya da Bunu Anlatmak İçin 15 Dakikan Var!)

Ruth Marcus'a göre, evet, PowerPoint bazı durumlarda gerçekten tehlikeli ve uzak durulması gereken bir yazılım. Marcus, Washington Post'a yazdığı son makalelerden birinde NASA'nın Columbia'sının başına gelenlerden bahsettikten sonra yine bir NASA raporuna başvuruyor: "Kıdemli bir yöneticinin bu PowerPoint slaydını okuyup durumun ölümcül olduğunu nasıl olup da anlayamadığını görmek kolay" - Columbia Kaza Araştırma Kurulu. Karmaşık verinin görselleştirilmesi, istatistik ve siyasal bilimler konusundaki uzmanlardan biri olan Edward Tufte de PowerPoint'in ne kadar çok probleme yol açabileceğini belirtenlerden biri. WIRED'ın 2003 yılındaki bir sayısında PowerPoint Is Evil (PowerPoint Kötüdür) başlıklı makalesinde PowerPoint ve benzeri (misal OpenOffice.org Impress) gibi "slayt yazılımlarının" (slideware) bir yazılımdan öte bir bilişsel tarz, bir düşünce şekli sunduklarını ve bu düşünce şeklinin de epey hastalıklı olduğunu belirtiyor.

Okullarımızdaki PowerPoint bilişsel tarzı çok rahatsız edici. Öğrencilere bir raporu anlaşılır cümlelerle yazmak yerine reklam yazar gibi yazmaları gösteriliyor. Ortaöğretimdeki PowerPoint egzersizlerine bakılacak olursa 10-20 sözcük, bir clip art grafiği ve bu şekilde hazırlanmış 3-6 slayt ile bir sunum ortaya çıkıyor. Bunu yerine öğrenciler grafiklerle zenginleştirilmiş bir şeyleri açıklayan bir makale yazsalar ya da o gün okulu tatil edip bir Bilim Merkezine gitseler herkes için çok daha iyi olur. Bir iş ortamında ise, bir PowerPoint slaydı tipik olarak 40 sözcük içerir ki bu da 8 saniyelik içinden okuma süresine karşılık gelişr. Slayt başına bu denli az bilgi olunca çok hem de çok slayt gerekir. Seyirci yorucu bir sırasallığa katlanmak zorundadır, bir slaydı takip eden kahrolası başka bir slayt. Bilgi, bu şekilde sırasal, doğrusal hale getirilip üst üste yığıldığında bağlamı anlamak ve ilişkileri değerlendirmek zordur. Görsel akıl yürütme birbiriyle alakalı bilgiler yan yana, aynı ortamda gösterildiğinde işe yarar. Genellikle, detay ne kadar yoğunsa o kadar berrak bir sunum ve kolay anlayış söz konusu olur. Bu, temel eylemin kıyaslamalar yapmak olduğu istatistiksel veri için de fazlası ile geçerlidir.


Tufte'nin konuyla ilgili The Cognitive Style of PowerPoint başlıklı incelemesi yine benzer soruna eğilmekte ve daha detaylı olarak bunu ele almaktadır.

PowerPoint Hastalıklı Düşünce ve Sunum Tarzının bir başka düşmanı da yapay zekâ konusundaki otoritelerden biri olan ve şu anda Google'da çalışmakta olan Peter Norvig. Norvig, Lincoln'ün meşhur "Gettysburg Nutku"ndan yola çıkarak bir Gettysburg PowerPoint Sunumu hazırlamış ve böylece, tarihe mal olmuş, hitap sanatının değerli örneklerinden birinin nasıl ve ne sebeplerle çöplüğe dönüşebileciğini göstermiştir.

Tabii ki Microsoft çalışanları PowerPoint ile ilgili pek memnun değiller. Ayrıca Tufte'nin görüşlerine karşı çıkışlar bulunmakla birlikte bazı şirketlerin PowerPoint tarzı sunuma karşı tavır aldıkları da biliniyor.

Çözüm Var Mı? (Bütünü ve İlişkileri Göster!)

Probleme karşı çözüm üretmek mümkün. Söz gelimi öğrencilere bir şeyi anlatmaları için tek aracın PowerPoint olmadığını anlatmakla başlayabiliriz! Dil kullanma ve bir şeyleri anlatma, iletişim kurma yeteneklerini geliştirmek işte bu yüzden çok önemli. Bu, asosyal, içine kapanık, kendi başına dünyayı yazdığı var sayılan bilgisayarcılar için böyle. İletişim yoksa doğru dürüst bilgi akışı yok, bu yoksa doğru dürüst bir proje de yok!

Bir başka nokta, insanlara zihin haritaları yöntemi ile sunum yapmayı öğretmek. Bunun için FreeMind gibi özgür ve açık kodlu yazılımlar da hazır gündemde iken bir şeyler başarmak mümkün olabilir. FreeMind ile ne kadar çok şeyin ne kadar güzel yapılabileceğini merak edenler daha önce yine FM ortamında yayınlanmış olan FreeMind: Özgür Yazılım Dünyasından Zihin Özgürleştirme Hareketi başlıklı makaleyi okuyabilirler (okuyun dedim, göz atın demedim ;-)

Hiç düşünmeden kabullendiğimiz bazı şeyleri masaya yatırıp biraz düşünmekte fayda var gibi görünüyor.

Emre "FZ" Sevinç
3 Eylül 2005, İstanbul

Görüşler

0
gorgpix
Basit bir konunun altında bu derece dikkat edilmesi gereken bir şeylerin çıkması enteresan doğrusu. Kim derdi ki PP`in akıl sağlığını olumsuz etkiliyor. Araştırmaların devamını yakından takip etmek gerekiyor düşüncesindeyim.
0
ttk
Columbia misaline bakılınca, çok önemli noktaları gözden kaybetmeyi sağlayabildiği anlaşılan bir araç olduğu anlaşılıyor bir şeyleri birilerine anlatması-açıklaması gerekenlerin (en azından benim gördüklerimin çoğu öyle, kendisi hazırlayamasa bile hazırladığını bildiği birilerine hazırlatıyorlar) çok sevdiği bu PP'nin.

Sizin ismini verdiğiniz araca ait yazıya bir "göz attım" :) , eskiden (PP yokkene) insanlar sanki böyle anlatıyordu gibi geldi bana fikirlerini, algoritma benzeri bir yapı anladığım kadarı ile. Acaba diyorum, programlarının planlamasını PP ile mi veya onun verdiği anlayışla mı yapıyor bazı programcılar bu günlerde ?

Değinilen konu gerçekten çok faydalı, elinize sağlık.
0
FZ
Link verdiğim yazıda bahsettiğim araç, yani FreeMind, "mind mapping" (zihin haritalama) yöntemi için kullanılabilecek araçlardan sadece bir tanesi. Daha gelişmiş ve bedelli, kapalı kodlu araçlar da var. Yazıda "mind mapping"in geçmişinden ve bağlantılı olduğu bilişsel psikoloji teorilerinden bahsediliyor. Yazıya yol açan ise bir tür "mind mapping" aracı kullanarak PowerPoint ile asla yapılamayacak kadar güzel sunumlar hazırlayan bir insan. Buna "algortitma benzeri yapı" demek yanlış olur.
0
ttk
Merhaba

Yine filin olmadık bir tarafından tuttum desenize :)

Ne anladığımı söyleyeyim bari; PP'de (vb.de de)olduğu gibi ufuk kapatıcı, hatta anlatılan konuyu anlatanla aynı seviyede bilen ve değerlendirebilecek kişilerin gözünden dahi hatâları kaçırabilecek bir yol yerine ufuk açan bahsi geçen diğer yolu benimsemek lâzım, sunum yerine bir seviyede paylaşım gibi.
0
bm
Burada urkutucu bir tezat var. Gettysburg Nutku'nun oranin ic savasiyla ilgili oldugu, ve o savasin kitle imha silahlari olmamasina ragmen kabaca yarim milyon kisinin olumune yol actigini goz onune alalim. O acidan bakinca 'PP oldurebilir' fikrine destek olarak oldurdugu bilinen bir isle ilgili bir nutku da maymuna cevirdi gozlemi kullaniliyor. (Ayrica farkindaysaniz o nutkun dedigi kismen bos cikti, Gettysburg'de olenleri herkes unuttu, olen adamlar unutulmayacak diye nutuk atan adam ve nutku hatirlaniyor!).

FZ veya diger yazarlar hakkinda birsey ima etmek istedigimden yazmiyorum bunu, ama farkettim paylasayim dedim.
0
ttk
O harpten haberim yoktu.
Orada PP kullanılsa da pek değişecek bir şey yokmuş desenize..
0
FZ
Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, savaş ve savaşla ilgili şeyler ürkütücü.

Öte yandan Norvig'in o işine hiç bu şekilde bakmamıştım.

Şu lafı ise herhalde bir yere not etmekte fayda var: Ayrica farkindaysaniz o nutkun dedigi kismen bos cikti, Gettysburg'de olenleri herkes unuttu, olen adamlar unutulmayacak diye nutuk atan adam ve nutku hatirlaniyor!
0
ahmetozdemir
Okullarımızdaki PowerPoint bilişsel tarzı çok rahatsız edici. Öğrencilere bir raporu anlaşılır cümlelerle yazmak yerine reklam yazar gibi yazmaları gösteriliyor. Ortaöğretimdeki PowerPoint egzersizlerine bakılacak olursa 10-20 sözcük, bir clip art grafiği ve bu şekilde hazırlanmış 3-6 slayt ile bir sunum ortaya çıkıyor. Denilmiş.Aslında PP vb. programların kullanılmasında bazen amaç bilgiyi basitleştirerek sunmaktır. Bu yüzden bir slaytta 8-10 arası madde bulunması ideal sayılır. Çok kapsamlı tanımlara, çok uzun cümlelre yer vermekten kaçınılır. Böylece sunuyu takip eden kişinin yorulmaması ve dikkatinin azalmaması sağlanmış olur. Ancak bilginin bu şekilde sunulmasınında sakıncaları elbette var. Özellikle sununun video kaydıyla, ses kaydıyla, grafik ve tablolarla desteklenmesi içeriği güçlendirir .

PP türü programlar bilgiyi aktarmada araç olarak kullanıldıklarından sunuyu hazırlayan kişinin anlatmak istediklerinin dışında bir şey sunmazlar. Sunular çoğu zaman maddelenmiş bilgileri barındırır yada basitleştirilmiş tanımları. İçerik ise bir anlatıcı tarafından doldurulur yani sunuya aktarılmaz. Bu yüzden maddelerin içeriği bazen çok iyi öğrenilemez. Bu durumu engellemek için bazen sunuyu takip edenlere sorular yöneltilmesi yararlı olur . Kısacası bilginin aktarılmasında PP veya bu tür programlar en uygun araçmış gibi kullanılmamalıdır. Ancak bu tür programlarında bir tarafa itilmesinin eğitim açısından yararlı bulmuyorum.

0
FZ
Vakit ayırıp yazdığınız için çok teşekkürler.

Alternatif sunum ve bilgi görselleştirme yöntemlerini görüp öyle kıyaslamak lazım diye düşünüyorum. Yüzlerce PP sunumu ve birkaç da PPsiz sunum izledim ("mind mapping" yöntemi ile). Buna ek olarak "concept mapping" yöntemi ile gerçekleştirilmiş bilgi görselleştirmelerine de bir miktar baktım. PPsiz izlediğim sunumlarla ilgili hala bir şeyleri hatırlıyorum, "bütün" gözümün önünde. Mutlaka sunan kişinin hitap etmedeki ustalığı da rol oynamıştır ama şu meşhur slogan bir gerçeklik payı içeriyor: "Önce biz araçları şekillendirdik, sonra da onlar bizi".

Bir başka örnek, yine PP ile hazırlanmış bir sunum. Sunan kişi Türkiye'nin büyük ve namlı üniversitelerinden birinde kıdemli bir hoca. Bilgisayar ve biyoloji bağlantılı bilgisayarlı görüntüleme tekniklerinde uzman. Gençlere bir şey anlatacak. PP'de bir ileri bir geri gidiyor. Ne yapsın adamcağız istediği kadar usta konuşmacı olsun, istediği kadar PP üstadı olsun PP'nin sunduğu düşünce ve çalışma mantalitesi belli, ileri git, git, git... bi dakka geri dön, hayır hayır en sonda bir resim vardı oraya zıpla, asla birkaç parçayı birbiriyle ilişkili olarak görme, görmek istersen PP'nin zırva çizim araçları ile bir şey yapmaya çalış, vs.

PP'ye bunca laf edilmesinin sebebi, benim gördüğüm, artık öyle bir araç olmanın ötesine geçmiş olması. PP artık bir tarz olmuş. Ya insanları aşırı basitleştirmeye yöneltip problemli durumlar yaratıyor ya da upuzun yazıları dolduruyoruz slayta yine saçmalık oluyor. "Bir sunum yapılacaksa tabii ki PP kullanılır, ya nasıl olacak idi!?" düşüncesi çok kemikleşmiş bir düşünce oldu çıktı.

Wikipedia'dan alıntı:

University of Toronto profesörlerinden David Beatty şöyle demektedir: "PowerPoint bir tür hastalık gibidir. Yönetimin AIDS'idir." Beatty, zamanın %85'inin nelerin söyleneceğine ve sadece %15'inin nasıl söyleneceğine ayrılması gerektiğini belirtmektedir. Profesör aynı zamanda 3M şirketinin de PowerPoint kullanımına soğuk baktığını ve sebebinin "incelik ve düşünceyi" ortadan kaldırdığı düşüncesi olduğunu söylemektedir.

(Benzer bir şeyi Sun Microsystems de yapmıştı sanırım).
0
bm
Mesele bence PP/Mindmap ekseninde ele alinmamali bence, 'anlatir gibi yapmak' ve 'anlamis gibi yapmak' boyutlari da var. NeAnladinLan diye bir program yazmaya calismak ve bunu PP yahut MM ile konu anlatildiktan sonra calistirmak belki daha verimli olur?

Ben anlatma sIkIntIsi cektigim zaman bunu bagladigim sebepler onem sirasina gore soyle oluyor:

-- Ben anlamamisimdir
-- Karsimdakinin neleri bildigini bilemeyip yanlis tahmin etmisimdir
-- Anlatma tarzim kendi anlama yolumu takip ettigi icin baskalarina yol gosterici olmaz (bu yukarkinden farkli)
-- Tembellik edip iyi ifade edebilecegim seyleri ustunkoru ifade etmisimdir.
-- Karsimdaki bana haketmedigim bir otorite, kendisine hak etmedigi bir cehalet atfettigi ve bu halet-i ruhiye ile anlamadigini sakladigi icin ta isin basinda kafa karistirmama musade etmistir sonra da anlar gibi yapmistir.

PowerPoint veya MM'nin yardimci olacagi yerler bunlardan sonra geliyor. Ben ne cizecegimi bildikten sonra renkli kalemle asetatin uzerine de cizerim, birsey olmaz. Karsimdaki 'simdi bunun ne alakasi var' yahut 'bu resim bana birsey soylemedi, niye gosteriyorsun bunu?' demedikten sonra resmin ne sekilde o insanin onune ciktigi da onemli degil.
0
ahmetozdemir
Asıl ben teşekkür ederim. Bahsettiğiniz "mind mapping" yöntemini inceleyeceğim.

Bize PP'nin yetersiz kaldığı tarafların başka araçlarla doldurulması gerektiği öğretilmişti. Bu bir çok zahmete neden oluyordu. Belkide MM ile bu durum oratadan kalkar. Yazdığınız cevap için tekrar teşekkür ediyorum. İyi çalışmalar.

0
FZ
Bir faydası dokunursa ne mutlu bana.

Televizyonlarını yeni açan izleyicilerimiz için:

FreeMind: Özgür Yazılım Dünyasından Zihin Özgürleştirme Hareketi

Bir de Concept Mapping kavramı var.
0
ahmetozdemir
Teorik olarak anladım gibi. Freemindi daha kullanmadım. Önümüzdaki hafta yada ondan sonraki hafta projektör bulursam sunu hazırlayıp çocuklara izlettirmeyi planlıyorum. İzlenimlerimi ayrıntılı olarak o zaman yazarım.
0
FZ
İzlenimlerinizi bizimle paylaşırsanız seviniriz (FreeMind ekibi de sevinir :)
0
sedatk
Burada ahmetozdemire katılmak durumundayım.
FreeMind gibi opensource programlar iyi tamam güzel ancak aynısını siz powerpoint üzerinde de gerçekleştiremezmisiniz ?
Bana kalırsa siz bir sunum programında neyi nasıl yapmız gerekliliğini tam olarak bilmeniz gerekir. Yani bir şeyi insanlara anlatmanız ya da anlatamamanız sizin bunu ifade ediş şeklinizle alakalı. Siz konu hakkındaki diagramlarınızı şekillerinizi vb. Şeyleri iyi tasarlayamadıktan sonra tabiki insanlar bir şey anlamayacaklardır.

Belki bu yüzden gerek orta öğretimde gereksede yüksek öğretimde Sunu Teknikleri diye bir ders işlenir. Ha bu ne kadar etkilidir. O konuda tartışamam.

Benim anladığım herhangi bir konuda bir şey ifade ederken karşınızdakilerin bir sosyal bilimci ile bir mühendis arasındaki anlayış ,anlamlandırma ve kavrama tekniğinin farklılığından kaynaklanıyor gibi geliyor bana.

Yani kitlenin durumu bence önemli. Bu kadar abartmaya gerek yok bence. Sonuçta PowerPoint bir programdır ve siz nasıl isterseniz onu öyle kullanabilirsiniz. Yapabildikleri ve yapamadıklarıyla. FreeMind'da bir programdır onuda siz nasıl isterseniz öyle kullanırsınız. Yapabildikleri ve yapamadıklarıyla..

Acaba gene inceden M$ (haklı ya da haksız olarak) yüklenmesimi? diye düşündüm bir an.
0
FZ
Burada ahmetozdemire katılmak durumundayım. FreeMind gibi opensource programlar iyi tamam güzel ancak aynısını siz powerpoint üzerinde de gerçekleştiremezmisiniz ?

Hayır.

Her iki programı da alıp incelerseniz, tamamen farklı iki program olduklarını göreceksiniz, PowerPoint bir "slideware", bir "presentation" kategorisinde iken FreeMind, "mind mapping" yazılımı kategorisinde.

Şunu da netleştirelim, FreeMind özel olarak sunum yapmak için tasarlanmış bir yazılım değil ancak FreeMind'ın gündeme gelmesinin sebebi bunu kullanarak gerçekleştirilmiş mükemmel sunumları ve konuşmaları izlemem oldu.

Bana kalırsa siz bir sunum programında neyi nasıl yapmız gerekliliğini tam olarak bilmeniz gerekir. Yani bir şeyi insanlara anlatmanız ya da anlatamamanız sizin bunu ifade ediş şeklinizle alakalı. Siz konu hakkındaki diagramlarınızı şekillerinizi vb. Şeyleri iyi tasarlayamadıktan sonra tabiki insanlar bir şey anlamayacaklardır.

Bunlar sunuma dair genel sözler, bunlarla bir alıp veremediğimiz yok.

Belki bu yüzden gerek orta öğretimde gereksede yüksek öğretimde Sunu Teknikleri diye bir ders işlenir. Ha bu ne kadar etkilidir. O konuda tartışamam.

Ne mutlu öyle bir dersi, üç beş sunumdan, psikolojiden ve görsellikten anlayan bir hocadan almış olana. Ben kendi üniversitelerimde (İTÜ, Boğaziçi) öyle bir dersle karşılaşmadığım için bir yorum yapamayacağım.

Yani kitlenin durumu bence önemli. Bu kadar abartmaya gerek yok bence. Sonuçta PowerPoint bir programdır ve siz nasıl isterseniz onu öyle kullanabilirsiniz. Yapabildikleri ve yapamadıklarıyla. FreeMind'da bir programdır onuda siz nasıl isterseniz öyle kullanırsınız. Yapabildikleri ve yapamadıklarıyla..

İşte benim karşı çıktığım şey bu. Bir programı tabii ki çok çeşitli şekilde kullanmak mümkündür, söz gelimi David Byrne'in PowerPoint kullanarak sanat yaptığını biliyoruz. Ancak kitlelerce bu kadar yaygın kullanılan bir aracın pek çok tavrı ve tarzı da şekillendirdiğini göz ardı edemeyiz. Araçlar düşüncemizi şekillendiriyor lafı boş laf değil, kalem kullanıp yazmakla klavye kullanarak yazmak farklıdır. Kalem denen şeyi bilip bilmemek farklıdır. Bilgisayar denen şey elinizin altında olduğunda çok farklı şeyler düşünürsünüz, olmadığında çok farklı. PP, belli bir tarzı dayatıyor ve bundan kurtulmak hiç kolay değil!

Acaba gene inceden M$ (haklı ya da haksız olarak) yüklenmesimi? diye düşündüm bir an.

Etmeyin eylemeyin diyorum. Konu MS değil. Artık bu düşünce beni üzmeye başladı insanlar bir şeye bakıp: Ah ah gene Microsoft'a saldırmışlar, MS'nin de çok derdindeydi! filan diyorlar. Konu MS değil. Konu PowerPoint ve sırf o tarza başka bir örnek olsun diye OpenOffice.org Impress yazılımını da örnek verdim. Dilerim anlatabilmişimdir asıl derdimi.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

JavaScript ile çizim yapmanın kolay yolu: <canvas>

cbc

canvas, Apple'ın Dashboard ile çıkarttığı bir HTML elemanı.

Safari ve Gecko 1.8 tabanlı tarayıcıların (mesela Firefox) da desteklediği bu elemana son destek Google'dan geldi.

Açık Kodlu Özgür Bir Yazılım Projesi: FlightGear Uçuş Simülatörü

FZ

1995 yılında havacılık simülasyonları konusunda uzmanlaşmış Curtis Olson isimli bir mühedis Microsoft Flight Simulator´a bir eklenti (add-on) yapmaya çalışırken vaktinin büyük bir kısmını asıl iş yerine bu yazılımın dosya formatlarını, iç yapısını, işleyişini, vs. anlamak için enerji harcayarak geçirdiğini fark etti. Ve kendine şöyle dedi: Oturup kendi uçuş simülatörümü yazmaya başlasam, bunu açık kodlu ve GPL lisanslı olarak kamuoyuna sunsam ve sonra...

Olson´un bu çabası ABD´de çılgın bir mühendisin delidolu idealizmi olarak algılanmadı tahmin edebileceğiniz gibi. Proje başladıktan kısa bir süre NASA´daki uzay mekiği programının önemli mühendislerinden biri olan Jon Berndt de projeye destek vermeye başladı. Bu katılımı takiben, bir başka mühendis Tony Peden de projeye katılmakta tereddüt etmedi. Ve gerisi büyük hızla geldi.

FlightGear isimli bu özgür yazılım projesine destek veren deneyimli programcı ve mühendislerin yaş ortalaması 35´in üstünde. Hepsi de kendi alanlarındaki mühendislik ve fizik konularında usta isimler. Geliştirdikleri sistem uç noktadaki havacılık mühendisliği modellerini, grafik (OpenGL) ve ağ programlama tekniklerini kullanıyor. Herkesi sistemlerini incelemeye ve katkıda bulunmaya davet ediyorlar.

Masaüstleri Şenleniyor: İlk XGL LiveCD kororaa

halixus

İşletim sistemi cephesinde 3D desktop savaşı iyiden iyiye arttı. Bunun öncülüğünü ilk olarak sun, Looking Glass 3D ile yaptı. Ama hala kararlı sürümünü çıkartmış değil. Ardından Microsoft olaya el attı. Vista'ya benzer bir şey yerleştirdi. Benzer bir şey diyorum nedeni ise Vista'nın BETA sürümünü inceleme fırsatı olan varsa bu özelliği arayıp bulması bulduğunda da hüsrana uğramısı muhtemeldir. Windows tuşu + TAB tuşuna bastığınızda çıkan ekrandan ibaret. Alt + Tab kombinasyonunun biraz daha göze hitap eden şekli denebilir. Sırf yapmış olmak için yapmışlar gibi sanki. GNU/Linux cephesinde ise buna karşılık XGL ismini duymaya başladık. Çıktı çıkacak derken ilk demo LiveCD yayınlandı.

Dağıtımın ismi kororaa. Ekran görüntülerine buradan ulaşabilirsiniz. ISO dosyasına ise buradan indirebilirsiniz.

Beta olmak ya da olmamak

redogre

Ya da bir projeyi Beta olarak yayınlarken yapılmaması gerekenler.

Malum Fm wars büyük bir gazla yayına başladı ama birçok hata yüzünden haftalardır oynayan yok. Ben kısaca yaptığım hataları sıralayacağım, eksik gördüklerinizi eklersek şahane bir "Ne yapmalı ne yapmamalı" olabilir...

Google Programlama Yarışması

FZ

Efsanevi arama mekanizması Google, ilk programlama yarışmasını duyurdu.

ArsTechnica sitesinde yer alan habere göre eğer acilen 10.000$'a ihtiyacınız var ise yapmanız gereken hemen kolları sıvamak ve belli bir işlemden geçirilmiş ancak yine de ham formatta sunulmuş 900.000 web sayfalık veriyi işleyip anlamlı bir iş yapan program kodunu yazmak.