Polisin Aranan Takibine Teknolojik Destek (ya da vatan sağolsun, vatandaş değil)

0
FZ
Murat Büke'nin turk.internet.com'daki yazısına göre:
"Bu hafta Ankara'da İstanbul'lu bir firmanın düzenlediği bir toplantıya katıldım. Toplantı sırasında öğrendiğim ilginç bir ayrıntı, İstanbul'dan Ankara'ya gelen firma elemanlarından birisinin, askerlik işlemlerindeki sorun nedeniyle gece otelinden alınarak emniyete götürülmesiydi.

Bunun nasıl olduğunu araştırdım. Öncelikle artık belli başlı otellere giriş esnasında alınan müşteri kaydı sırasında mutlaka TC kimlik numarasının da istendiğini öğrendim. İşte otellerle, emniyet arasında kurulan ilişki sayesinde bundan böyle arananlara kaçma şansı yok.
Yazar, epey etkilendiğini anladığımız sistemle ilgili şu şekilde devam ediyor:
Söz konusu sistem, yazılım ve donanımla birlikte toplam 270 bin dolara mal olmuş. Türkiye’de 8 aydır aralarında Ankara, Malatya, Gaziantep, Kayseri gibi illerin bulunduğu 15 ilde pilot olarak uygulandığı belirtiliyor. Sorgulama sistemi, 10 Ocak tarihinden sonra tüm Türkiye’de uygulanmaya başlayacak. Projeyi gerçekleştiren Softeb Yazılım şirketi yetkilisi Bedirhan Deniz, projenin sağlıklı işlediğini belirtti.

Ve yazar müthiş bir paragrafla yazısını bitiriyor:
Aldığımız bilgiye göre sistem önümüzdeki dönemde muhtarlıklar için de kurulacak ve aşağı yukarı tüm Türkiye kontrol altına alınacak. Yani arananların daha çabuk yakalanabileceği ve hepimize huzur verecek bir dönem geliyor.
Bu yazıyı burayan yazan editör ise askeriye ve polis bilgisayarları arasındaki koordinasyonsuzluktan ötürü 1.5 gününü karakolda, nezarethanede, kapkaranlık ve pek bir konforlu (!) mekanda geçirmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ne menem bir huzur geleceğine dair ciddi şüpheler taşıyor (örnekler çoğaltılabilir).

Görülen o ki "devlet" kavramından farklı insanlar epey farklı şeyler anlıyorlar ve bu tür sistemleri "normal", "gerekli", "faydalı" gibi görüyor/gösteriyorlar.

Zaman zaman tekrarladığım gibi, biz vatandaşların, özellikle de bilgisayarla uğraşan profesyonellerin bazı kavramları yeniden düşünmesinde fayda var! Özellikle de yukarıda örneği verilen bağlamlarda.

Görüşler

0
bm
Ben arkadaslar ne diyecek diye bekliyorum ama sunu soyleyeyim: 270bin dolara bu sistemi satip (sanki baska birsey soylenmesi beklenirmis gibi) "saglikli isliyor" diyenlerin bu aldiklari paralarin FZ gibi 1.5 gununu nezarette gecirenler tarafindan hukuk marifetiyle fitil fitil bir taraflarindan cikartilarak geri alindigi bir duzen olmadan bu sistemleri yapan ve satanlarin fenalik yaptiklarini dusunuyorum. Ceberrut devleti e-ceberrut haline getirmenin sakincalari en azindan okuma yazma bildiklerini tahmin ettigimiz devletin bilisim muteahhitleri tarafindan dahi anlasilabilecek birsey olsa gerek.

0
FZ
Karakola düşmek garip bir hissiyat. O gün, yani başıma ilk kez öyle bir şey geldiği için avukat arkadaşlarımdan birini aramayı akıl edememiş, zar zor sinyali çekebilen bir cep telefonu ile aileme haber vermeye çalışmıştım, zaten pek fazla konuşmama da izin verilmemişti.

Ertesi gün öğleden sonra askerlik şubesine gittiğimizde ise ordunun bilgi işlemi ile polisin bilgi işlemi arasında allahına yan bakan bir koordinasyon olduğunu görmüştüm ve her iki taraf da suçu diğerine atmakla meşguldü ve çok rahat idiler. Anladığım kadarı ile bir sistemde girilen bilgiler diğer sisteme otomatik olarak yollanmıyor, en önemli kayıtlar aylar önceki durumu yansıtıyordu.

Şimdi yani artık POLNET filan ne yapar nasıl yapar bilmiyorum ama açıkçası ciddi şüphelerim var.

Öte yandan, dünya çapında güvenlik hakkında yazan insanlardan biri olan Bruce Schneier'in yazıları aklıma geliyor, yani güvenlik teknolojiden ziyade bir insan meselesi. Ancak ve ancak insanlar neyi nasıl yaptıklarını, en önemlisi haklarını ve onları nasıl savunmayı bildiklerinde "huzur dolu" günlerden bahsetmek mümkün olacaktır.

Açıkçası o yazıdaki 270.000$ verildi ama polis süper teknolojiye kavuştu artık havada karada göz açtırmayacak kimseye tavrını da bir miktar "naif" bulduğumu belirtmeden geçemeyeceğim.
0
bm
Bruce Schnier mi dediniz? Bir alinti yapayim:

"Some dangerously Orwellian assumptions are at work here: that the government has the right to listen to private communications, and that there is something wrong with a private citizen trying to keep a secret from the government. Law enforcement has always been able to conduct court-authorized surveillance if possible but this is the first time that the people have been forced to take active measures to make themselves available for surveillance. These initiatives are not simply government proposals in some obscure area; they are preemptive and unilateral attempts to usurp powers that previously belonged to the people." (italikler orjinalden yazim hatalari benden)

(Applied Cyrptography 2nd. ed. preface pp XX).

Schnier burada ABD'deki Clipper vs. islerden bahsediyor ama karakter olarak her turlu bilgisayar destekli vatandas takibi icin gecerli. Bir de baska alinti yapayim size:

"Önerilen sistemin vatandaş üzerinde ilk aşamada psikolojik olarak olumsuz etkiler yaratması ve gerçekçi olmayan fişlenme, kimlik kartının kaybedilmesi gibi korkulara yol açması söz konusu olabilir. Ancak bu sistemin temiz, toplumsal düzene ve yasalara uyan vatandaşların yararına olacağı kesindir. Önerilen sistem ile; bireyin yasalara uyan vatandaşların yararına olacağı kesindir. Önerilen sistem ile; bireyin her an son durumu gösteren istatistiki analizlerin yapılabilmesi, adli ve mali takip işlerinin çok kolaylıkla yapılabilmesi olanağı yaratılmış olacaktır."

ULUSAL BİREY KAYIT SİSTEMİ (TBV calisma gurubu raporu, 2000) http://bilisimsurasi.org.tr/cg/egitim/kutuphane/UBKS-RAPOR-FINAL.pdf

Yani FZ'nin alinti yaptigi Schnier'in guvenlik/insan baglaminda dedigine gelinceye kadar tarz olarak kayit-perestlikten kurtulmak "durust vatandasin korkacak birseyi yoktur" lafini ezberden soylememenin felsefi ve memlektimiz icin pratik sebepleri olabilecegini anlamak ve en nihayet vatandas devlet iliskininde fislenme vs. korkularin "gercekci olmadigi" yonunde ifadeler olan bir raporun altina imza koyanlara "bir anlatasana bana bu niye gercekci degildir" diyebilmek lazim. Unutmayalim ki bu memlekette hapisten cikip basbakan olmus insanlar oldugu gibi basbakanken asilmis insanlar da oldu. Devletin hoslandigi vatandas (pardon "durust vatandas" diyecegiz ki obskurantizm katmerli olsun) tanimi hizla degisebiliyor, unutmayalim.

0
loker
Ancak bu sistemin temiz, toplumsal düzene ve yasalara uyan vatandaşların yararına olacağı kesindir.

Zaten olay tam olarak da burada kopmuyor mu? Allahaşkına kim uyar bu tanıma? Ne kadar süre ile uyabilir? Bu tanıma uymak vatandaşın elinde olabilir mi?

Toplamda aşağı yukarı on kişilik bir çamur güreşinin iki finalistinden hallice nitelik sahibi iki politik lider ve aslında yalnızca o liderlerin becerilerine verilmiş oylarla yasama organı oluşturulup olduğu gibi yürütme organının emrine verilir bir sistemde yaşıyoruz,

Buyrun çok basit bir örnek: EU 'bürrst' demeseydi, bugün evli olmadan cinsel ilişkiye girmekle bu tanımın dışına çıkmak mümkün olacaktı... Bunu önemsiz bulmayın, ya biriyle birlikte olmamış olsanız bile, bu iddia edilirse... Atıyorum evlenmemiş bir kadının zina yaptığı hakkında suçlama yapıldı ve (bunu yasalaştıran devletten kolayca beklenebildği gibi) bunu teyit etmek için bekaret kontrolü yoluna gidildi...

Böylesi bir ihtimal karşısında 'yaptıysan zaten utan, yapmadıysan gir kontrole, sonra çıkar başın dik yürürsün' diyen insanlarla aynı havayı soluduğumu düşünmek bile migrene yol açabilecek rahatsızlık seviyesinde...

Devlet sizin peşinizden kimle sevişiyorsunuz diye bakmaz, boşuna tırsmayın denilebilir mi? O zaman niye bunu yasaklıyor... Madem benim uçkurumun derdi devlete kalmadı, niye bununla ilgili yasa çıkarıyor?

Aman yarabbi diyorum, insanlar namuslu olduklarını zannederek bu yasaları desteklediklerinde neler olabileceği hakkında fikir sahibi bile değiller ama oy kullanabiliyorlar...
0
FZ
Eh olsun, biz yine de "temiz", "toplumsal düzene" ve "yasalara uyan" vatandaşları izleyelim, n'olur n'olmaz.

Biz hala "vatandaşın suçu ispatlanana kadar suçsuzdur ve vatandaşın ağzından çıkan söz aksi ispat edilene dek doğru kabul edilmek zorundadır" aşamasına gelebildik mi ki diye düşünüyorum...
0
bm
Böylesi bir ihtimal karşısında 'yaptıysan zaten utan, yapmadıysan gir kontrole, sonra çıkar başın dik yürürsün' diyen insanlarla aynı havayı soluduğumu düşünmek bile migrene yol açabilecek rahatsızlık seviyesinde...

Hava solumayi birakin meslektas bile olabilirsiniz!

Benim bizim polisimizle maclarda coplanmak disinda hic bir kotu iliskim olmadi. 12 Eylul'de bile, karakola goturulurdum, komiserler 'bunu niye getirdiniz?' deyip yollarlardi. Polisten bir fenalik gormedim ben, duzenden dolayi gordum ama bolbol. Cenaze kaldirmaya apar topar geldigimde, pasaportum bitmis diye beni goturen polisler pek uzulmuslerdi mesela. Yani sokaktaki memur bazi seyleri gayet guzel anliyor, devamli devlete birseyler yaptirmaya calisan okumusumuz pek anlamiyor gibi geliyor bana. (Yahut simdi buna taktim, artik iki ay bunu soylerim. Haber vereyim de yeni senede ne olacak bilin!).
0
malkocoglu_2
Teknoloji o kadar sukseli gozukmuyor (SELECT * from where tc_kimlik_no = zirt). Ama otellere giriste tc kimlik no sorulmasi ilginc; Bunu sevidigimi soyleyemem, tabii isin guvenlik boyutunu iyi incelemek lazim, yani, hin/usta suclular tarafindan sahte tc. kimlik no'su bulmak cok zor bir sey mi ki, boyle bir "yenilik" getirilmis? Buna deger miydi? Kacak asker yakalamak icin bu yatirim fazla kacmiyor mu?

0
bm
AA, Malkoccum cok iyi dusunmussun. Evet Mernis herkese acik olduguna gore hakikaten insanlar cilt no'ya kadar baskasinin kimlik bilgilerini edinebilir. Bunun icin Mernis'e resmimiz, parmak izimiz, ve dna ozelliklerimiz de konmali. Bundan cekinenin muhakkak sutu bozuk bir tarafi vardir, onlarin dedigine bakilmaz. Hadi yarin Ankara'ya gidelim, benim tanidigim var belki 4-5 milyon dolara bunu satariz devletimize. Hay aklinla bin yasa.


0
FZ
Mahallelere de güvenlik kamerası koyalım mı? Ben tanıdık firmaları bir araştırayım, onlara da ihaleden üç beş kuruş çıkar elbet di mi? Tabii bizler dürüst ve namuslu vatandaşlar olduğumuz için bundan çekinmeye ne gerek var. Aslında bundan şüphe edenleri de "merkez"e alıp bir sorgulamak lazım, "birader sen neden rahatsız oluyorsun ki bu güvenlik sistemlerinden" diye!
0
bm
Bir de obur tarafini savunayim oldu olacak: 'mahalleye kamera'yi farkli dusunuyorum ben, kamuya acik ve kamuya ait yerler oralar. Yani her kose basina (sadece saga sola bakan) memur koymakla cok farkli degil. Kamerayi benim evimin onune dikip insanlarin gecip eve girerken yuzunu (yahut barkodlanmis kimlik belgesini, yahut neyse) gostermeye mecbur ederseniz o zaman daha farkli boyutu oluyor o isin tabi.

Bu konularda cogu ornekte nazik dengeler var. Ben gayet tabi konulara hakim oldugum gibi bir dusunce icinde degilim, ama bu iste bizim milli prensibimiz nedir bunu da anlamis degilim. Anlayan var mi?
0
bahadirkandemir
Open-Source bir proje başlatalım hemen :)
0
kunduz
Yıllar önce başıma benzer bir şey gelmişti. Askerliğimi yapmıştım ama ne hikmetse polisde yapmadım gözüküyordu. Yurtdışına çıkacağım zaman pasaportumu uzatmaya gittiğimde ortaya çıktı. Ama işin ilginç tarafı polis yaptığımı kabul ediyor kayıt olmadığı için askerlere atıyordu suçu, asker ise polislere. Çalıştığım şirketten 4 gün izin almak zorunda kalmıştım durumu halledene kadar. En sonunda aptal bir faks çekildi askerlk şubesinden (zor okunuyordu yazdıkları) sadece faksın üzerinde askerlik şubesi yazdığı için pasaportumu uzatmışlardı !! Aynısını bilsem bende çekebilirdim. Ama işin kötü yanı tarih geçtiği için yurtdışına çıkamamam olmuştu. Ama kimseye hesap soramamıştım çünkü bu devlet polis ve asker devletidir.
0
FZ
Neler hissettiğinizi gayet iyi anlıyorum!

70 milyonluk ülkemiz var ama hala aşiret (!) ilişkileri üzerinden yürüyen bir sürü organizasyon var. 70 milyonluk ülke ama hala bir sürü yetişkini, çocuğu (özellikle de kızları!) okuma yazma bilmiyor, okula gönderilmiyor, vs. 70 milyonluk ülke ama oylarımızla meclise tabiri caizse kapağı atmış sözde halkın temsilcisi kendini vatandaşın hizmetçisi değil hükmedicisi görüyor küçük dağları ben yarattım, arkam sağlam, aşiretim çevrem geniş edasıyla.

70 milyonluk bir ülke ve yüzünü dışarı dönmüşken sırtını komşularına dönmüş, onları aşağılamış hor görmüş. 70 milyonluk ülke ortalığı, dünyasını, avrupasını sallaması gerekirken hala aşağılık kompleksi içinde, curcuna, karambol ortamında bir şeyler yapmak için çırpınıp duruyor.

70 milyonluk ülke ama ülkenin resmi dili ile yapılmış dilbilimsel, bilgisayar, vs. teknoloji bağlantılı çalışmalar bir elin parmaklarını geçmiyor.

Dilerim ki ben bir gün bu yazdıklarımdan utanır hale gelirim ve dilerim ki bu ülkenin geleceği beni yalancı çıkarır, dilerim ben bunu yaşarken görürüm. Dilerim benim çocuğum ya da torunum bu ülke için nasıl ölüneceğini değil de devletin vatandaşa karşı sorumlulukları nedir, en ufak bir insan hakları ihlaline karşı sıradan vatandaş güç ve şiddet kullanma yetkisine, hayatını karartma imkanına sahip organize güce karşı kendisini nasıl savunacağını öğrenir okullarda.
0
robertosmix
Hayali kurulan sistem, -yani muhtarlıklara kadar dağılmış erişime sahip bir kontrol mekanizması- bir çok açıdan bir felaket demektir. Nasıl mı? Hemen açıklayayım:
1. Herşeyden önce böyle bir mekanizmanın varlığı, tamamen dış istihbarat servislerinin ağızlarını sulandıracak, sistem yoğun saldırılara maruz kalacak, günlerce çalıştırılamayacak, dolayısıyla süreçleri güçleştirecek ve küçük bir kaos yaratacaktır.
2. Profesyonel bilgisayar güvenlikçileri defalarca sistemi kıracaklar, -kimsenin ruhu duymadan- sanal kimlikler yaratacaklar, bu kimliklerle bankalardan krediler çekecekler, bu kimliklerle sosyal sigorta sahibi olabilecekler, sevmedikleri kimseleri asker kaçağı gösterebilecekler, yada kendilerini askere gitmiş olarak da tanıtabilecekler vs.vs.vs.

Kaldı ki, dünyanın hiç bir yerinde, muhtarlıklara kadar uzanan böyle bir sistem yoktur. Sorun sadece güvenlik değil, muhtarların biglisayar kullanımı için alacağı eğitimlerin tutarlarının milyon dolarlar bulması bile olabilir. Sonra Oracle ve Microsoft'a ödenecek astronomik rakamlarda göz önüne alınabilinir. Şimdi ne diyeceğinizi duyuyorum (Linuuuxx, BSDDDiee, özgür yazılııımmm!!) ama siz onu benim küllahıma anlatın. Bürokrasiyi bilmesem belki sizleri haklı bulabilirdim ama. :)
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

MSN'de 3. Hotmail'da 6. Yazılım Geliştirmede Kaçıncı?

anonim

Microsoft, Antalya Kemer'de düzenlediği basın toplantısında Türkiye'de 14.4 milyon MSN Messenger kullanıcısı, 10.2 milyon Hotmail kullanıcısı olduğunu belirtmiş. Bu değerlerle Türkiye, MSN Messenger'da dünya üçüncüsü, Hotmail kullanımında ise dünya altıncısıymış.

Toplantıda Microsoft tarafından Türkiye bilişim pazarı konusunda açıklanan veriler ise oldukça ilgi çekici. Türkiye bilişiminin 4.4 milyar dolarlık Pazar pastası incelendiğinde Türkiye pazarının yarıdan fazlasının (2,36 milyar dolar, %54) donanıma ayrıldığı görülüyor. Yazılıma ayrılan pay ise yüzde 14 civarında (617 milyon dolar) kalıyor. Pastanın kalan kısmı ise (1,4 milyar dolar, %32) servisleri kapsıyor. Teknoloji kullanımında gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’nin hala donanım konusundaki açıklarını kapatmaya çalıştığını ve yazılım ve hizmetlere gereken payın verilemediği ortaya çıkıyor.

FATİH Projesi Bilgi ve İletişim Teknolojileri Çağrı Programı

nyucel

Bugüne kadar TÜBİTAK proje desteklerinde bir genel çerçeve belirliyor (araştırma projesi, kamu projesi gibi) ve araştırmacıların kendi fikirleriyle başvurmasını istiyordu. Gelen başvurular hakemlerce değerlendiriliyor ve belli miktarlarda destekler veriliyordu. Öncelikli Alanlar Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı ile birlikte başka bir yol denenenmeye çalışılıyor; TÜBİTAK öncelikli gördüğü alanları ve bu alanlar üzerinde hangi konularda projeleri destekleyeceğini açıklayarak doğrudan bu konularda gelecek projeleri destekleyecek.

Türkiye Ne Okuyor?

FZ

1999 yılında hizmete geçen ve 300 bini aşkın üyesiyle Türkiye'nin en büyük web kitapçısı konumuna gelen ideefixe, satış ve gönderim istatistiklerine dayanarak en çok ve en az okuyan şehirleri belirledi. Sonuçlara göre İstanbul ve Ankara en çok okuyan şehirlerin başını çekiyor. İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun büyük bir kısmıysa en az okuyan illerin toplandığı bölgeler arasında. Ayrıntılara ve haritaya buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: Radikal Sanal Alem

Basından: 10 Soruda Elektronik İmza

anonim

Aşağıdaki iki soru ilginç gözüküyor:

Şu anda hangi devlet daireleri e-imzalı belge kabul ediyor?

Nikah, tapu gibi tanıklık gerektiren durumlar hariç, yasaya göre tüm kamu kurumları, vatandaşın elektronik imzalı dilekçesini kabul etmek, işleme koymak zorunda. Örneğin pasaport başvuru formunu internetten doldurduktan sonra, imza atmak için emniyet müdürlüğüne gitmek gerekiyor. Bundan sonra pasaport bürosuna elektronik imzalı dilekçe gönderildiğinde belgenin işleme konması gerekiyor. Memurlar sorun çıkardığında Kamu SM’e başvurmak yeterli. (www.kamusm.gov.tr)

Milliyet'e göre telif hakkı ne demek?

mrtksn

Milliyet'teki haberleri okurken sağ tıkladığınızda fotoğraf ve metinlerin kopyalanamayacağına dair uyarı ile karşılaşırsınız. Bunun sebebinin telif hakları olduğunu tahmin etmek güç değil; peki Milliyet'in benim fotoğrafımı izin almaksızın kendininmiş gibi kullanması ve bir haberlerine yaptığım yorumun metnini resmin bana olduğunu belli etmeyecek şekilde değiştirmesi telif haklarına nekadar uygun?