Kopya Cd ...

0
mambo
Bu ülkede her şeyin olduğu gibi sonunda cd kopyalama işininde suyu çıktı.Yeni çıkan her albümün ve filmin cd'sini orjinali çıktıktan 1 gün sonra tezgahlarda bulmanız mümkün. Hem de albümün türü ve kimin söylediği hiç önemli değil.
Asıl işi mankenlik olan bir kişinin çıkardığı single albüm bile ertesi gün tezgahlarda satılmaya başlanıyor. İşin ilginç tarafı sanki çok acilmiş gibi cd'ler o kadar hızlı kopyalanıyorki. Bundan bir kaç ay önce cd'ler kapaklarıyla birlikte kopyalanır, güzelce paketlenir öyle satılırdı. Ama şimdilerde cd'nin üzerine gazlı kalemle ismi yazılıp piyasaya sürülüyor.
Asıl büyük dumuru geçen gün yaşadım.Bilmem siz severmisiniz ama ben türkçe rap sever ve dinlerim Nefret adlı rap grubunun yeni albümü çıktı ve çıktığı gibi tezgahlardaydı. Bu grubu, bu tür müzik dinlemeyenlerin duyması bile çok zor ama onlarında artık bir kopya cd'si var.
Acaba kopya cd olayını engelleyemeyeceğini anlayan Unkapanı piyasası kopya cd'cilerle işbirliğine mi girdi? :)))
Eh,ne de olsa burası Türkiye !!!

Görüşler

0
anonim
Aynen katılıyorum ve ufak bir düzeltme yapmak istiyorum: Bazı yabancı filmler, vizyona girmeden önce bile tezgaha düşebiliyor!
0
anonim
sanırım bu olay artık düzeldi artık cdler güzel paketli. Değil kötü görüntülü alt yazılı copya cd bulmak bile zor yoksa sektörel faliyetemi (!) başladılar . yoksa bitirdilermi?
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Köylülerin internet çilesi!

anonim

internethaber.com'dan: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`nın çiftçiyi desteklemek için dönüm başına verdiği parayı almak isteyen köylüler, formlarda istenen kimlik numaralarını öğrenebilmek için internet cafelerin önünde uzun kuyruklar oluşturdu.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`nın Çiftçilere Doğrudan Gelir Desteği projesi kapsamında arazilerinin dekar başına ödediği 10 milyon lirayı almak isteyen Bolulu çiftçiler, doldurdukları formlarda Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını öğrenmek için sabahın erken saatlerinden itibaren internet cafelere hücum etti. İnternet cafelerin geç açıldığını öğrenen köylüler, `Ama bütün işyerleri açılırken internet cafelerin geç açılmasına anlam veremiyoruz. İşimizi son güne bıraktığımız için sıkıntı yaşıyoruz. Kimlik numarası almak için çektiğimiz çileye bakın` dediler.

Türkiye´de Bilim Teknoloji ve İnsani Gelişme Düzeyi

FZ

Gerçek bilimin değeri hatta göstergesi, kanımca, ondan türetilebilen buluş ve ürünlerdir. G.W.Leibniz

``Bu yazı Türkiye’de bilim ve teknoloji politikalarının hazırlanması, uygulanması ve ARGE çalışmaları konusunda atılan adımların kısa bir özetini çıkarmak, bununla ilişkili olarak Türkiye adresli (çıkışlı değil) bilimsel yayın sayısındaki artışa ilişkin son günlerdeki tartışmaları Türk insanının gelişimi ile ilişkilendirerek irdelemek için hazırlanmıştır. Burada anahtar sözcük "insan gelişimi"dir.

... Üstelik toplam yayın sayısında sağlanan bu artışa karşın ortalama atıf sayısının düşmesi (yayın sayıları Türkiye’nin altında olup ta atıf sayıları Türkiye’nin üstünde hatta iki katı olan ülkelerin sayısı azımsanmayacak düzeyde) ve etki faktörünün hemen hemen sabit kalması (bkz., CBT 832), aşağıda da gösterileceği üzere, yapılan yayınların kaliteden ödün verilerek, endüstri ve üretimden kopuk, genelde ünvan ve parasal ödül alma amaçlarına yönelik olduğunun önemli bir göstergesi.

... Küçük örneklemelerle yapılan çalışmalar bu yayınların ne değerde olduğunu ortaya koymakta. Örneğin, (elektrik, elektronik, haberleşme, bilgisayar ve benzeri dalları içeren) bilişim teknolojileri ve uygulamaları alanlarında uluslararası saygın dergilerin başında ABD’de basılan IEEE, İngiltere’de basılan IEE dergileri gelmekte. Bu dergilerde basılan Türkiye adresli toplam yayın sayısı son on yılda ortalama 50 civarında (bu 50 yayının da ortalama % 60’ı sadece Türk yazarlarınca, % 40’ı ise yurt dışı ortaklıklarla gerçeklenmekte). Gelişmiş ülkelerde istihdamın % 50'sinden fazlasını yaratan böyle bir alandaki yayınlarımızın toplamın sadece % 0.5 oluşturması çok düşündürücü ve yayınlarımızın ne kadar ülke gereksinimlerinden kopuk olduğunun iyi bir göstergesi.´´

Prof. Dr. Levent Sevgi ve Prof. Dr. Nejat İnce tarafından yazılmış olan bu önemli makalenin tam metnine buradan erişebilirsiniz.

Kaynak: Cumhuriyet Bilim Teknik, 24 Ocak 2004, Sayı: 879

MEB’den şaşırtan cevap: Açık kaynak kodlu program kullanamazsınız!

Sabutay

Pek alışık olduğumuz bir olay daha gerçkleşti. Aynen şu şekilde:

Güzel ülkemizin güzide şehirlerinden birindeki, düşünceli bir formatör (diğer öğretmenlere bilgisayar eğitimi veren) öğretmenlerimizden biri boş boş durmak yerine, eğitime katkım olsun diyerekten PHP kullanarak bir ‘quiz’ programı hazırlamış. Kendince güzel olduğunu düşündüğü bu programı kullanmak için de izin istemiş. Ancak Ankaradan gelen cevap aynen başlıkta aktardığımız gibi olmuş: “PHP ile hazırlanan programları kabul etmiyoruz, illa ki ASP olacak, açık kaynak kodlu program kullanamazsınız!”


Yazının tamamını okumak için Mürekkep.org'daki yazıya buyrun

Google Groups Mahkeme Kararı İle Engellendi

yilmaz

Mantıkta sınır tanımayan mahkemelerimiz, bilgisizilikten midir bilinmez site engellemeye son hızla devam ediyor. Son olarak http://groups.google.com da engellenenler listesine eklendi.

Kaynak: http://shiftdelete.net/site/200804103666/Ve-Google-Kapandi.html

Ticari istihbaratta hangi rengi seçtiniz?

FZ

Rakip firma hakkında bilgi toplamak, her zaman 'yasa dışı' bir iş değil. Tüm mesele, sınırların doğru çizilmesinde. Yani nereye kadar uzanacaksınız? Rekabet ve istihbarat uzmanları bu işi çözmüşler. İstihbarat çalışmalarını üçe ayırmışlar. Beyaz, gri ve siyah bölgeler...

... İstihbaratın hiçbir zaman modası geçmedi. Sadece biçimi, yöntemi değişti. İşin içine elektronik girdi. Casuslar da işsiz kalmadı. Üstelik devletlerin yanına bir de dev şirketler eklendi. Öyle ki artan rekabetle birlikte 'istihbarat' şirketlerin önemli yatırım konuları arasına girdi. Geçtiğimiz günlerde bu konu İstanbul'da bir konferansa da konu oldu. Yeditepe Üniversitesi ve SESAR'ın (Siyasi Ekonomik Sosyal Araştırmalar ve Strateji) düzenlediği konferansta 'endüstriyel espiyonaj' masaya yatırıldı. Yazının girişinde kullandığım iki örnekte bu konferansta 'model' olarak ele alındı.

Şaziye Karıklı'nın yazısının tamamını buradan okuyabilirsiniz.