İnceleme: Debian 3.0 - Woody (1)

0
m1a2
Debian 3.0 sürümü (aka Woody) 19 Temmuz 2002 tarihinde duyurulmuştu. Resmî duyurudan önceki karanlık dönemde (Forty years of darkness ;), Debian`ın kendine özgü dağıtım mimarisi içinde testing niteliğinde olan bu sürüm sadık Debian kullanıcılarının disklerinde çoktan yerini almıştı bile. Fakat her resmî duyuru önemlidir ve benim gibi kendi ölçütleriyle en iyi Linux dağıtımı arayışında olan geek`ler için resmî duyuru aynı zamanda yakılmaya hazır ISO`ların elde edilebilmesi anlamına geldiğinden, Debian`a tam geçiş fırsatı oldu. Woody`den önce -biraz da eski bir makinanın yaşlı bünyesine uygun düşmesinden dolayı- Potato`yu kurmuş ve çok memnun kalmıştım. (VectorLinux da tabiatına uygun bir makine parkında yaşamına devam ediyor :)

Debian Türkiye`de çok tanınmıyor veya Debian kullanıcılarını ben tanımıyorum :). Uzunca bir süredir - yani FM`den sonra- takip edemediğim Akgül hoca`nın Linux listesinde Türkiye`de yaşayan Alman uyruklu bir arkadaşımız Debian konusunda yazıyordu bir aralar. www.tr.debian.org`u kendisi mi yönetiyor bilemiyorum, fakat Türkiye yansısı mevcut olduğuna göre Debian mevzuunda meydan boş değil. Ha bir de Debian geliştiricileri listesinde bir kaç vatandaşımızın ismine rastlamışlığım oldu. Türkiye-Debian bağlamında bildiklerim bunlar. Başlangıçta mutad bir inceleme-review olarak tasarladığım yazıyı söz konusu nedenlerle bir miktar başvuru içeriği ile donatmayı uygun gördüm, umarım fazla bir öğreten kıvamına düşmemiştir. Debian`ın yeni yeni kullanmaya başladığım bir dağıtım olduğunu hatırlatayım. Özellikle kurulum nasılları konusunda yazdıklarım hiçbir şekilde Woody`nin resmî kurulum kılavuzunun yerini tutamaz.

Debian nedir?

Önce şu garip isimler nereden geliyor, izah edelim. İsimlerin kaynağı bir Disney yapımı olan Toy Story`deki karakterler. Meselâ ilk Debian sürümlerinden Rex filmdeki sulugöz ve naif dinozor oluyor. Woody, filmin baş aktörü olan kovboy`un ismi ve bu yüzden sürümün -unofficial- logosu bir kovboy şapkası. Woody`den sonraki dağıtım bir çavuş rütbesi ile temsil ediliyor şu günlerde. Çünkü isim olarak filmdeki kurşun askerlere ithafen Sarge seçilmiş.

Debian`ın dağıtım süreci şöyle işliyor: Yansılardaki dizin hiyerarşisine bakıldığında herhangi bir dönemde üç tip sürümünün olduğu görülür: unstable, testing ve stable. Bu üç tip sürüme -sırasıyla- ``en yeni ve kararsız'', ``yeni fakat test edilmiş'' ve ``yeterince test edilmiş (ve bir miktar eski)'' olarak bakılabilir. Bununla beraber özellikle unstable ve -yaşam süresinin sonlarına doğru- testing sürümlerinin stable sürüme göre önemli düzeyde infrastructure farklılığı gösterdiğini söylememiz gerekir. Infrastructure farklılığı, modifiye edilmiş bazı Debian standartlarına (Debian Policy, FHS vb.) uyum ve hayatî paketlerdeki (gcc, XFree86 ve ikincil düzeyde gtk, GNOME vb.) önemli davranış değişiklikleri sonucunda ortaya çıkıyor. Peki, ``Dağıtım (yani testing`den stable`a geçiş) kararı nasıl veriliyor?''. Öncelikle bu kararın Debian geliştiricilerinin -Debian Society ;) - oylarıyla seçilen sürüm yöneticisinin inisiyatifinde olduğunu belirtelim. (Woody`nin sürüm yöneticisi Anthony Towns -aka, aj- meselâ.) Fakat dağıtım kararı için ``Release Critical Bugs'' gibi niceliksel ölçütler de var. Paket testlerinde karşılaşılan böcekler öncelikle o paketten sorumlu geliştirici tarafından inceleniyor ve mümkünse düzeltiliyor. Düzeltilsin veya düzeltilmesin, her halükârda, paket geliştiricisi programın yaratıcısı olan asıl geliştirici ile (upstream author) sürekli temas halinde.

Kararlı sürümü çok yaşlı bulan son versiyon düşkünü kullanıcılar için unstable sürümün piyasada bilinen Debian dışı diğer dağıtımların en azından test sürümleri kadar kullanılabilirlik sunduğu iddia edilebilir. testing sürümü ise kararlılık ile yenilik arasında bir orta yol arayan kullanıcılar için uygun seçim ve taşıdığı kalite Debian harici dağıtımların resmî sürüm kalitesinden kesinlikle aşağı değil. (Bu gerçeklere rağmen Woody`nin release tarihinin aşırı gecikmesi bir problem olarak Debian forumlarında tartışılıyor. Anthony Towns`ın önerileri var. Meselâ Sarge ISO`larının inkrimental şekilde -haftalık- üretilmesi gündemde.)

Debian hardcore GNU`cuları hedefleyen bir dağıtım. Çekirdek olarak sadece GNU/Linux değil, GNU/Hurd da kullanılıyor. Yani Debian çekirdekler -ve platformlar- üstü bir dağıtım olarak plânlanmış. İlginç bulacağınız bir not: NetBSD çekirdeğinin Debian`a taşınması çalışmaları da sürdürülüyor. GNU/NetBSD dağıtımı ile sonuçlanacak bu çalışma hayli ilerlemiş durumda. Bir önceki Woody haberinde de ifade ettiğim gibi Debian bu yönüyle bir taşınabilirlik laboratuvarı. Sadece serbest dağıtıma açık yazılımları içermesini öngören Sosyal Sözleşmesi (Debian Social Contract) özelliği de eklenecek olursa Debian, serbest yazılım değerlerini temsil eden amiral gemisi niteliğinde bir dağıtım. Debian`ın çalıştığı platformların çeşitliliği gerçekten inanılmaz. Clustering`le ilginenler için Beowulf Debian sürümünü de belirtelim bu arada.

Debian`ın alâmeti farikası kendi paket yönetim sistemi şüphesiz. Debian Policy gözetiminde hazırlanan deb paketleriyle yaratılan bir linux sistemi FHS (File System Hierarchy) uyumludur ki bendenizin aesthetics kaygularını tatmin eden bir özellik oluyor bu. Daha fiyakalı cümlelerle formüle edilecek olursa, Debian Policy Debian`ın sürüm mühendisliğinde öngörülen toplam kalite kontrolunun ( quality assurance ) amentüsü, `şunu şöyle, bunu böyle yap`ı oluyor. Meseleyi biraz örneklendireyim. Sürekli /usr/local`a tarball derleyenler gözlemiştir, bazı programlar bu dizin seviyesinin altında yarattıkları etc dizinine konfigürasyon dosyası atarlar. Tarball`u --sysconfdir=/etc kullanmadan --prefix=/usr ile derlemeniz halinde daha da kötüsü olur ve ayar dosyaları /usr/etc`ye gider -berbat-. FHS uyumlu olmayan bu dizin seçimleri Debian maintainer`ları tarafından insanlık suçu muamelesi görür (en azından Policy öyle der :) FHS`ye vakıf bir kullanıcı için Debian`da herşey aradığı yerdedir: system-wide ayar dosyaları /etc`de, mimari bağımlı ortak dosyalar /usr/lib`de, mimariden bağımsızlar /usr/share`de, paket dokümanları /usr/share/doc/paket`te, paketle gelen örnekler /usr/share/doc/paket/examples`ta ve böyle gider... Şimdi şu denilebilir: `Eee iyi de diğer dağıtımlarda da bu böyle zati`, ben de cevaben derim ki (1) Yeni yeni (LSB`den sonra) akıllanmaya başladılar (2) Debian`da daima böyle. Merak edenler kullandıkları dağıtımda mc (midnight commander)`ın ayar dosyası olarak yorumlanması daha doğru olan mc.ext, mc.ini vb. dosyalarının yerine bir baksınlar. Mandrake 8.0`da ben bunları /usr/lib/mc`de buluyorum. Debian`da ise bu dosyalar /etc/mc altındadır. Ne kadar güsel ;)

Sürüm bilgileri

Adetten olduğu üzere Woody hakkında bir miktar künye bilgisi verelim:
  • Dağıtım toplamda 7 CD (veya 1 DVD) olarak geliyor ve 8000`in üzerinde paket mevcut. Bu paket sayısı Potato`ya göre 4000 civarı bir ekstra`yı temsil ediyor. (Ben de olsam sürümün kod ismi olarak Toy Story``nin namespace``i içindeki en önemli ismi, yani baş kahraman Woody`yi seçerdim.)
  • Ön tanımlı kernel 2.2.20, 2.4.18 ise opsiyonel. Bıçak sırtı kullanıcıları için bunun gıcıklık olduğunu tahmin edebiliyorum, fakat durumu ``Debian sağlamlığı'' olarak değerlendirmek lâzım. (Potato`nun son release`inde kullanılan kernel 2.2.19 idi.)
  • X Window ön tanımlı olarak XFree86 4.1. Potato`daki XFree86 3.3.6 da opsiyon olarak mevcut. ``O kadar beklenildi, niçin XFree86 4.2 yok?" derseniz, kod adı X Striker Force` olan X paket geliştiricisi Branden Robinson`ın protestoculara cevaben yazdığı açıklamayı okuyun derim. (Yoksa onlar arasında ben de mi vardım? ;) Woody duyurulmadan hemen önce Robinson 4.2`yi experimental olarak kullanıma sundu ve birkaç kez de güncelledi. Bu adamın yüksek bir sorumluluk taşıdığı aşikâr. Robinson, Debian listelerine yazdığı mesajlardan takip ettiğim kadarıyla XFree geliştirme grubu ile de yakın temas halinde çalışan eğlenceli bir isim. Adamcağızın karşılaştığı -ve kesinlikle umursamadığı- tepkileri anlamak için xfree86-common/FAQ.gz dosyasından bir bölüm. Aynen alıntılıyorum :)
        (I often get this question, accompanied by rhetoric like, "1 CANT BEL1EVE U
        DONT MAKE THE SURVUR DEPEND ON THE BASE FONTZ PACKAGE BECAUSE IT ALWAYZ ALWAYZ
        ALWAYZ ALWAYZ ALWAYZ NEEDZ 1T!!11! U ARE SO STUPID 4 NOT MAKING 1T DO THAT!!1
        U ARE EVEN STUP1DUR 4 NOT DOCUMENTING WHY IT DOESNT + 4 NOT FIXING TH1Z
        CRITICAL BUG YEARZ AGO!!11!1!1!!  UR SUCH A MORON NO WONDUR PEOPLE USE
        REDHAT".  Seriously.)
      
  • GNOME 1.4, KDE ise 2.2 olarak geliyor. Potato`da GNOME 1.0.56, KDE 1.1.2 idi. (Debian KDE konusunda Woody`ye kadar biraz isteksiz ve ağır hareket ediyordu.) GNOME 2.0 henüz resmîleşmedi ve bu yüzden GNOME sürümü konusunda fazla gürültü kopmadı, fakat KDE 3.x istekleri had safhadaydı. KDE 3.x isteyenler için experimental paketler yeni çıktı.
  • Mozilla 1.0 son anda resmî dağıtıma yetiştirildi (ve çok da güzel oldu.)
  • Merak edenleri OpenOffice hakkında da bilgilendirelim. OpenOffice Woody`nin resmî CD seti içinde yok, fakat testing fazındaki Debian paketleri -duyurudan hemen sonra- çıktı. OO kurulumuna ilişkin ileride daha tafsilatlı bilgi vereceğim.

Yeni ne var?

Versiyon değişiklikleri bir yana sürümün özde ne yenilikler taşıdığı duyuruda anlatılmış, mealen aktaralım:
  • apt`a apt-pinning özelliği eklenmiş. Meselâ bir paketin Potato versiyonu isteniyorsa paket pinleniyor (/etc/apt/preferences satırlarında) ve böylelikle, müstakbel bir upgrade işleminden paket etkilenmiyor. İlginç bir yan sonuç: apt-pinning ile downgrade yapılabilmesi. Dağıtımın bütünü pinlendiğinde varılan sonuç oluyor bu. Sistemi önce unstable`a alıp sonra tekrar testing`e downgrade yapabilirsiniz. Benzer şekilde mixed system`de oluşturulabiliyor. Önce bir default release tanımlanıyor (Ör. testing) Daha sonra bir unstable paketi kurulacaksa apt-get`in -t anahtarı kullanılıyor -muş, denemedim, bu kısım kitabî-.
  • Artık yaşlanmış olan dselect`in yerine aptitude alternatifi ön plana çıkarılmış. aptitude, deselect`in sunduğu işlevselliği daha kolay ve apt tabanlı olarak gerçekleştiren bir apt wrapper.
  • İlk olarak bu dağıtımda kriptolojik yazılımlar (ssh, pgp vb.) standart kuruluma alınmış ve güvenlik bütün Web yazılımı paketlerine de yansıtılmış. Yani Debian daha da güvenli.
  • FSH 2.2 ile tam uyum ve ayrıca LSB (Linux Standart Base) desteği sağlanmış. LSB, dağıtımları standardize etmek, binary`lerin dağıtımlar arasında paylaşımını teşvik etmek amacıyla kurulan bir organizasyon. LSB specleri ve test-suite`ler yayımlıyor. Tanıdık bütün firmalar organizasyona üye (Mandrake, Suse, Redhat, IBM, HP vb.)
  • Yeniliklerin en hissedilir olanı ise Debconf`un Woody`nin her tarafında kullanılıyor olması. Bu sayede paketler ve dolayısıyla sistem tutarlı ve kolay şekilde konfigüre edilebiliyor. Ayrıntılar için okumaya devam edin.

Debian paket yönetimi

Bu kısımda sazı biraz teknik çalmak durumundayım. Dersimiz Debian paket yönetimi. Seçmeli değil zorunlu gördüğüm bu ders`e iştirak etmeyenlerin Woody kurulumu için kredileri yetmiyor ona göre :) Şaka bir yana, takip eden bölümleri anlamak ve ``Yaw, Woody, Woody dedin; kur artık şunu'' diyenlere Woody = Debian = Debian paket yönetimi eşitliğini ispatlamak üzre bu kısa girizgâh elzem olmakta...

Önce ``Hangi dağıtım hangi paketi kullanır? deb`in avantajları nedir?'' suallerine cevaben ``tgz ile başlasak mı?'' diyorum. Basit ve straight-forward haliyle etkilendiğim bir paket formatıdır tgz. Fakat bu cümlenin yanlış olduğunu biliyorum. Çünkü tgz yapısı itibarıyla bir anti-pakettir aslında. Herhangi bir kontrol bilgisi içermez, paket kontrolü ilgili paket yönetimi programlarının -ve bunların takip ettiği paket veritabanlarının- insafına kalmıştır. (Olsun yine de güzeldir, kafa karıştırmaz.)

rpm`in bir aşama teşkil ettiğini söyleyebiliriz. En azından bağımlılıklar konusunda, paket yapısının kompleksleştirilmesi bedeliyle edinilen bir kazanç olarak daha anlamlı işler yapabilirsiniz. Yani yakasına kontrol bilgilerini de iliştirdiğiniz bir paket, yönetici programın huzuruna çıktığında, program yapacağı işler konusunda biraz daha aposteriori vaziyette olur. Lâkin rpm sizi gıcık eder. ``Şu dosya yok, bu yok, kuramam vs.'' Halbuki bizi kimliği zor tayin edilir dosyalarla oyalamasa da doğrudan``şu paket(leri) kur öyle gel'' dese ne güzel olurdu. Sonra, bir rpm paketi kendisiyle kardeş paketleri de bilemez. Yani Amazon`un kitap önerileri gibi, ``Madem bunu istedin, aha bak bunu da şiddetle tavsiye ederim'' dese... Yine bunların yanısıra kurulmadan önce tutarlı bir arabirim ve makul sayıda sorularla ( ideali sıfır soru) polimorfik virüsler gibi kendisini konfigüre edebilse; talep geldiğinde de konfigürasyonun tekrarına müsaade etse ve hatta böyle bir talep olmaz ise güncelleme halinde ayarları size sormadan hatırlasa... Sistemin içinde standartlara uygun bir yere -veya yerlere- yerleşse; windoz registery`deki uyuzluğa bulaşmadan sistemle entegrasyonu sağlamak adına bir kaç kaydı şuraya buraya eklese... vs. vs.

Evet, bir deb paketi sayılan bu isteklerin hepsini gerçekleştirebilir. deb, rpm`e mukabilen, IMHO, ``Madem bedelini ödüyoruz (kompleksleşmek) için, bari tam yapalım da bir işe yarasın'' yaklaşımının bir ürünüdür. Küçük bir misal: Sistemle entegrasyonu sağlamak için belirli bir uygulamanın deb paketi ait olduğu kategoriyi ve başlığı (title) belirten bir kontrol bilgisi içerir. menu adı verilen bu kontrol bilgisi sayesinde Zoo kategorisi altında tanımlanan bir foo paketi WindowMaker menüsünün Zoo alt menüsüne yerleşir ve koşturulduğu pencerenin başlığında da ``Ben foo`yum'' diye kendini tanıtır. rpm`in en büyük sıkıntısı bağımlılığın dosya bazında olmasıdır. deb ise dosyalara değil yine başka deb paketlerine bağımlıdır. Üstelik deb üç seviyeli bir bağımlılık gösterir. DEPENDS, SUGGESTS ve RECOMMENDS. Eh, bu kadar zengin kontrol paketiyle istediğinizi yapabilirsiniz öyle değil mi?

Yukarıda sıralanan isteklerden en önemlisi konfigüre edilebilme olsa gerek. Debian aleminde bu işten sorumlu olan sistemin adı Debconf. Bunu da biraz açalım: Debconf, paketlerin konfigüre edilmesi için tutarlı bir kullanıcı arabirimi ve protokol sağlamak için oluşturulmuştur. Bir Debian paketi Debconf`la çalışacak şekilde hazırlanmışsa şunlar yapılabilir:

  • Paket, kurulumundan önce konfigüre edilebilir (preconfig). dpkg paket yöneticisi ailesinde bu işlevselliğin karşılığı olan komut dpkg-preconfigure`dür. Woody kurulumunda paket içerikleri yerlerine kopyalanmadan önce yapılan ön ayar işlemi bu mekanizma sayesindedir. Ayar sorgularında Debconf`un sunduğu arabirimleri man dosyasından yapıştırıyorum buraya: dialog (ncurses tabanlı), readline (interaktif komut satırı), gnome, editor (hardcore), web ve antifrontend olarak non-interactive. Debconf`un kullanılabilmesi için maintainer, pakete rpm`de de bulunan malum scriptler dışında (postinst vb.) bir de config script`i ve sorulacak soruları içeren bir şablon ekler. Ayar sorularının hangi arayüzle tevcih edileceği güzelliğine ilaveten soruların önem derecesi de (priority) tanımlanabilir. Öncelik dereceleri (ve anlamlarını ifade etmek amacıyla: kullanıcının sorgulama esnasındaki tepkisi) şu şekildedir: low (``Beni oyalama''), medium (``Önemli ise cevap veririm''), high (``Bekle söylüycem''), critical (``Benden cevap almadan sakın bi yere kaybolma'').
  • Paket bir kere kurulduktan sonra tekrar ayarlanabilir, yani preconfig stage`de yapılan ayarlara (sorulan sorulara) tekrar ulaşılabilir. Bu işlevin karşılığı da dpkg-reconfigure`dür. (Bu komut işletilirken istenen sorgulama derinliği öncelik derecesi olarak gerekiyorsa verilmeli.)
Debconf babında yapılan bu izahatlar Debian ayarlarına ulaşabilmek açısından hayatî önemi haizdir. Yani Mandrake veya Suse`deki gibi merkezi yönetimsel araçlar aramayın; Debian`da merkezî değil yerel yönetimler hakimdir ;) Kurulumdan sonraki birçok ayarın kendisi ile yapılabilmesi bakımından bu komutu bak bir kez daha yazıyorum: dpkg-reconfigure paket

Mamaafih Debian`daki her ayarı Debconf`dan beklemeyin. Debconf dpkg`ya sonradan yapılan bir eklemedir (kludge) ve her paket bunu kullanmaz (Kullanımı Woody`de yaygınlaştı demiştik ya). Paket Debconf`u kullanmıyorsa dpkg-reconfigure`e cevap vermez. Bu noktada Debian`da kullanılan diğer bir konfigürasyon şekli gündeme geliyor: yani Debconfdan bağımsız olarak çalışan conf araçları. Ağırlıkla script olarak hazırlanan bu araçlar çoğunlukla /usr/sbin altında bulunur. Özetle, birşeyleri ayarlamak istediğimizde takip edilecek ayar algoritması şu oluyor:

Paket Debconf kullanıyor mu?

    dpkg-reconfigure foo
Yok cevap vermedi, bir de şuraya göz atalım ve varsa kullanalım:
    ls /usr/sbin/*conf*
(Ör. fooconfig veya fooconf. Aslında bu iş için ls`e de gerek yok. Otomatik tamamlama ne güne duruyor? foo Tab yapın gitsin.)

Son olarak apt ve dselect`ten bahsederek bu bahsi kapayalım. Tahmin edebileceğiniz gibi gerçek işi yapan program ailesi ``dpkg*''dir ve söz konusu iki program dpkg`yi kullanan yardımcı programlardır. (dpkg`yi kendi başına rpm gibi kullanabilirsiniz, Ör. ``rpm -i'' = ``dpkg -i''). dselect deb yönetimi için basit bir konsol ekranı sağlar. Özellikle paketler hakkında (paket kontrol bilgilerini okuyarak) ayrıntılı bilgi edinmek, paketleri gruplar halinde görmek, seçmek ve seçilenlerin önerdiği, tavsiye ettiği (SUGGESTS, RECOMMENDS) diğer paketleri değerlendirmek amacıyla kullanımı biraz yorucu da olsa dselect kullanılır. `apt-get` automagically olarak harika işler yapan bir komut satırı programıdır. apt`a bir kere deb kaynaklarını bildirmeniz yeterlidir. (Kaynak medya; cdrom, nfs, ftp, yerel dosya sistemi vb. olabilir.) foo paketi mi kurulacak? ``rpmfind`a git, indir, kur, şu da gerekiyomuş, tekrar git onu da bul'' dertlerine son: apt-get install foo yazın, bağımlılıklarla beraber apt herşeyi halletsin.

Kurulumdan önce

Kuruluma geçmeden önce birkaç hususu belirtmekte yarar var:
  • Hard disk bölümlemesi için (partitioning) küçük bir plânlama yapmak doğru olacaktır. Benim gibi çoklu bölümlemeyi tercih etmiş ve diskiniz zaten dilim dilim olmuş ise bu bölümleri bir yere not edelim ki problem olmasın. Yok eğer yeni bir bölümleme yapacaksanız Woody kurulum rehberinin bölümleme kısmına bakabilirsiniz.
  • Kurulumun kaplayacağı alan seçilen görevlere (task) veya paket sayısına göre değişiyor. Hangi görevin ne yer kaplayacağı konusunda şuradan bir fikir edinebilirsiniz. Burada hikayesi anlatılan kurulumun kapladığı disk alanı ilgili kısımda belirtilecektir. Bu değeri de referans alabilirsiniz.
  • Önemli bir kurulum disiplini olarak donanımınız hakkında bilgi sahibi olun. Yani ekran, ses, tv, modem vb. kartların marka ve modelleri, chipset`leri nelerdir? Bunları da not edelim. Adettendir diyerek Woody`nin asgari sistem gereksinimlerine de bir göz atalım.
  • Özellikle sıradışı bir monitörünüzün varsa yatay (horizontal) ve dikey (vertical) tarama frekanslarını öğrenin. X Window ayarlarında (tercihinize bağlı olarak) sorulacak olan bu değerleri monitörün kitapçığından öğrenebilirsiniz. Woody fazla müdahaleye gerek bırakmayan jenerik değerlerle kurulum imkânı sunuyor, ama siz yine de bu değerleri bir yere not edin.
Gelelim kurulumu yaptığım makinanın özelliklerine. İşte künyesi:
  • 1Ghz Athlon işlemci
  • VIA KT133A chipsetli anakart -- Raid desteği aktif değil (ABIT KT7A)
  • 256MB PC133 SDRAM (Century)
  • 40GB Ultra ATA II - 7200 rpm disk (Seagate Barracuda)
  • GeForce2 MX - 64MB ekran kartı (ABIT Siluro T400)
  • ESS 1371 ses kartı (Creative)
  • BT878 TV/Radio (Avermedia TVPhone98)
  • 17 inch monitor - (LG Flatron 775FT)
  • Conexant HSF modem (Inca)
  • USB - Optik mouse (Microsoft IntelliMouse Explorer - Mouse`ları kalitelidir ;)
  • DVD sürücü (Affrey - memnun değilim :()
  • Kalanı standart (klavye, floppy vb.)
Debian ISO`ları şu adresten temin edildi. Download`lar sırasında bütün ISO`lar henüz hazır değildi, bu yüzden bendeki eksik kurulum seti 5 CD`den oluşuyor. En son baktığımda işlem tamamlanmış ve 7 ISO mevcuttu. Gerek download`lar gerekse CD basımı işleri sevgili dostum İbrahim Genç (aka tikado) tarafından gerçekleştirildi, kendisine teşekkür ediyorum. (Download`culara bir uyarı: Debian`ın 1 nolu CD`si iki farklı versiyonla gelir. Normal versiyon ve NONUS versiyon. Legaliteyi önemseyen Debian, Amerika dışına çıkarılması legal sorunlara yol açacak yazılımları -ağırlıklı olarak kriptolojik yazılımlar- NONUS versiyona koyuyor ve bu CD`yi de Hollanda üzerinden (Leiden) dağıtıyor. Yani Amerika dışındaki kullanıcılar -bizler- 1 nolu CD olarak NONUS`u indiriyoruz.)

Ana sistem kurulumu - dbootstrap

Hangi CD`de ne var? Boot parametreleri neler?

Hadi bakalım `Bismillâh`. Kurulum`a basitçe 1 nolu CD`yi yerleştirip CD`den boot ederek başlayabiliriz. Debian özgün bir dağıtım olduğundan bu noktada bazı ilginç özelliklere sahip:

Kurulum seti içindeki her CD belirli bir kernel imajıyla boot edebilecek şekilde hazırlanmıştır. Dolayısıyla ilk CD`de en azından bir boot problemi varsa bir başkasını kullanabiliriz. Önemli bir farkla! Birinci CD`deki kernel imajı boot anında verilecek parametrelerle seçilebilir yani ilk CD`deki kernel imajı sabit değildir, diğer CD`dekiler ise sabittir. Peki seçilebilecek kernel imajları neler oluyor? Kurulum kılavuzunda bunlar listelenmiştir. Yeni kernel`ın (2.4.18) kullanılmasına yönelik endişeler açısından dikkat edilmesi gereken hususlar şunlar: (1) 1 nolu CD ön tanımlı olarak 2.2.20 idepci kernel`ı ile boot eder. (eski kernel !) (2) 1 nolu CD`de 2.4.18 için kullanılacak boot parametresi bf24`tür. Yani boot: promptunda bf24 yazıyoruz! (3) Alternatif olarak 5 nolu CD -sabit- kernel 2.4.18`ı kullanır.

Tips: Kernel imajların kernel-config`leri de dağıtım ile birlikte gelmektedir. Dolayısıyla kendi kernel`ınızı pişirmek isterseniz bu tarifleri baz alabilirsiniz.

İlk CD`yi yerleştirerek boot ettiğimde parametre olarak bf24`ü giriyorum. idepci`ın kernel 2.4.18`li hali olan bu imajda temel sürücüler dışında USB desteği var ve journaling dosya sistemlerini: ext3 ve reiserfs kullanma imkânı sunuyor.

İlk işlemler: Dil ve klavye seçimi, bölümleme

Açılışta ekranın framebuffer ortamına girdiğini gözlüyorum. Potato`da text ortam kullanılıyordu, galiba Debian tam grafik ortamda gerçekleşen bir kurulum sistemine geçmeden önce ısınma çalışmaları yapmış ;) Önce framebuffer sonra full grafik... Yalnız benim 17 inch`lik monitörde 80x30`luk vga16 framebuffer bir miktar kötü durdu. Eski bir konsol düşkünü olarak kurulumun grafik ortamda yapılmaması kendi açımdan Woody`ye artı puan kazandırıyor. Fakat ``Hâlâ text ortam mı?'' diyenler için kısa bir not geçeyim. Debian büyük bir olasılıkla bir sonraki sürüm olan Sarge`da tam grafik ortamlı kuruluma geçecek :( Aslında grafik ortamlı Debian kurulumu Progeny firması tarafından halihazırda GPL olarak geliştirilmiş durumda, screenshot`lar incelenebilir. Tahmin edilebileceği gibi grafik ortamlı kurulum, Debian`ın X`den sorumlu devlet bakanı Branden Robinson`ın da çok ilgilendiği bir konu. Robinson -farkedebildiğim kadarıyla- Progeny`nin de hacker`larından. ``Tekerleğin yeniden icadına gerek yok, Progeny`yi adapte edelim'' düşüncesinde. Yani ilgili link`te gördüğünüz screenshot`lar `grafik ortam olsa idi neye benzerdi?` sorusunun da resmî cevabı olmaya aday görüntüler.

Boot sonrası kurulum faaliyetlerini yürüten programın ismi dbootstrap. dbootstrap belirtildiği gibi framebuffer`da çalışan karakter tabanlı (ncurses) bir program. Görevi ilk ayarların yapılması ve ana sistemin kurulması.

Potato`ya göre bir yenilik olarak kurulumda hangi dilin kullanılacağını belirleyebileceğimiz bir ekran karşılıyor bizi. Listede Türkçe de var. Seçmemiş de olsam bu imkânı Woody`nin PROS`larına ekliyoruz. Kurulum diline -varsayılan İngilizce (US)- müdahale etmiyorum, fakat takiben gelen klavye seçimi aşamasında klavyeyi trq olarak seçiiorum. (Alternatif trq da listede mevcut.)

Kurulum kılavuzunu okumuş olmanın kazandırdığı güvenle dbootstrap`ı biraz kurcalama ihtiyacı hissediyorum. dbootstrap bu aşamada tty1, tty2 ve tty3 olarak üç konsolda faaliyet gösteriyor. Normalde kullanıcının temas halinde olduğu konsol tty1, diğerlerine ise klâsik konsol değiştirme tuşlarıyla (tty2 için Alt-F2, tty3 için Alt-F3) geçiş yapabiliyoruz. İkinci konsolda minik bir bash klonu olan ash, ``olmazsa olmaz'' unix araçlarıyla hizmetinizde. Hemen vi yazıyorum ve vi`ın olmasa da olur muamelesine maruz kaldığını esef ve hiddetle müşahade ediyorum; zira vi yok onun yerine ``nano-tiny kullan'' uyarısıyla karşılaşıyorum. nano-tiny, pico`nun bir boy küçüğü nano`nun kırpılmış hali ve gayet güzel iş görüyor, ama ben vi noksanlığını CONS`a eklemiştim bile. Debian`ın ``Kullanıcıya her aşamada müdahale imkânı ver'' ilkesi gereği sunduğu tty2 ile sonraki aşamalarda neler yapılabileceğini yeri geldiğinde belirteceğim. Üçüncü konsol bir başka Debian ilkesinin``Saydam ol, ne yaptığını kullanıcıdan saklama'' düsturunun sonucu olarak her türlü uyarı ve hata mesajınının yönlendirildiği yer oluyor. Kernel mesajlarını, ilgili aşamada çalıştırılan komutların ürettiği mesajları bu konsoldan takip edebiliyoruz. Fevkâlade!

İkinci konsolda dmesg|more ile kernel mesajlarını ayrıntılı şekilde okuma olanağına sahibim. Bakalım seçtiğim bf24 imajı neler yapmış? usb desteği hemen gözüme çarpıyor: usb-core, usb-uhci ve usbkbd... Yani USB klavyesi olanlar rahat olabilirler. Bu modülü çıkarmak üzere not alıyorum, ihtiyacım yok. USB mouse beklediğim gibi yok. RAID sürücüleri ve SCSI mevcut.

Müteakiben disk bölümleme aşaması geliyor. Kurulum bu şekliyle lineer olarak devam ediyor gibi gözükse de aslında öyle olmadığını dbootstrap`ın ana menü ekranında farkediyorum. Bölümlemede yapılabilecek işlemler neler olabilir? ``Takas alanı oluştur, Linux bölümü oluştur ve formatla, mevcut bir Linux bölümünü mount et'' vs. dbootstrap`ın sorgulama ekranında varsayılan bir eylem seçili haldeyken, kullanıcının alternatif olarak gerçekleştirmek isteyeceği eylemler de hemen onun altında sıralanıyor. Bölümleme aşamasında varsayılan eylem ``takas alanı oluştur'', alternatif eylemler ise saydığım diğer bölümleme işlemleri olarak gösterilmiş. Alternatif eylemler o aşamaya özgü işlemlerden oluşuyor. Ana menü ekranında daha altlara indiğimde geçmişte kalan klavye ayarı adımı da dahil olmak üzere reboot`a kadar bir dizi gelecek eylemin de sırayla listelendiğini görüyorum. Demek oluyor ki makinayı kurtarma amacıyla CD`den boot edip, kuruluma bulaşmadan istediğim bir adımı icra ederek sistemi tekrar başlatabiliyorum.

Takas alanını ilkledikten sonra ``Linux bölümü oluştur''a geliyorum. Kullanılacak dosya sistemiyle ilgili bir sorgulama karşılıyor beni: ``ext2, ext3, reiserfs''. Ani sistem kapanmaları sonucunda ortaya çıkan dosya sistemi hasarlarından muzdarip kalmış birisi olarak reiserfs``i seçiyorum ve bunu herkese tavsiye de ediyorum. (reiserfs performans ve veri güvenilirliği bağlamında tanımlı bir trade off`da ikinci seçeneği ön planda tutan bir dosya sistemidir.) Seçtiğim bölüm formatlandıktan sonra / (root) olarak ayarlanıyor. Önceden oluşturduğum bir bölümü seçtiğimden benim ihtiyacım olmadı ama, Woody`de Potato`da olduğu gibi bölümleme aracı olarak cfdisk`in kullanıldığını not etmek isterim. fdisk`e alışık iseniz ikinci konsola zıplayarak fdisk yazmanız yeterli.

Modül kurulumu

Bölümleme kritik bir adımdı ve geldik modül ayarlarına... Debian`da çok temel modüller dışında istediğiniz modülü sisteme siz ekleyeceksiniz. Şişkin olmayan bir sistemle çalışmanın ilk şartı gereksiz modüllerin yüklenmemesi ve Woody size bu imkânı sunuyor. Karşımda modül ekleme/çıkarma ekranı.

Screenshot - modconf

Bu ekranda modüller kategoriler halinde sıralanıyor. Herhangi bir modülü seçmeniz için enter`lamanız yeterli. Aslında modül ekranı kurulum sonrasında modconf ile tekrar ulaşabileceğiniz basit bir arabirim. Seçilen bir modül insmod ile kuruluyor ve yanına ``+'' konularak yüklendiği belirtiliyor. Kurulu bir modül enter`landığında ise rmmod`la çıkartılıyor ve yanına ``-'' iliştirilerek yüklenmediği belirtiliyor. Kurulum işleminin sonuçları doğrudan size gösteriliyor.

Modül kurulum ekranına kurulum sonrasında modconf ile ulaşılabileceğini belirtmiştim. Dikkat buyurursanız, daha önce ayar algoritması bahsinde belirttiğim kural geçerli, yani: ``*conf'' biçiminde bir modconf komutu. Sistemi kurduğunuzda basit bir deneme yaparak kurulum başlangıcındaki klavye seçimi ekranına da kbdconfig ile ulaşabildiğinizi göreceksiniz. Buradan çıkartabileceğimiz bir sonuç var. dbootstrap, bir dizi ayar aracını kullanıcı seçimlerine ve kurulumun o anki durumuna bağlı olarak çağıran bir yönetici program. Bu yönetici program diğer dağıtımlardaki kardeşlerine nispetle monolitik değil ve kendisini aşırı şekilde merkeze koymuyor. Bunu da bir Debian farkı olarak PROS`lara ekledikten sonra

Kurulum sonrası:

    falanfilan

şeklinde ileriki bölümlerde kullanacağım bir anlatım şablonu türetiyorum. Yani ``Kurulumun bu aşamasına, kurulum sonrasında falanfilan komutunu çalıştırarak ulaşabilirsiniz'' demek oluyor bu. ``falanfilan'', modül kurulumu özelinde ``*conf'' biçiminde olabileceği gibi `ayar algoritması``nda ifade edildiği gibi ``dpkg-reconfigure *'' formunda da olabilir. Debian`ın monolitik bir kurulum programından kaçınmasının bir nedeni de işte bu Debconf olsa gerek ve özellikle paket seçimlerinde çok ön plana çıkıyor. Malum demiştik ya rpm paket değil dosya bağımlıdır, deb ise -3 seviyeli- paket bağımlıdır. Redhat türevlerinde paket bağımlılıklarına göre gerekli paketlerin eklenmesi veya çıkarılması işlemi paket kurulum programının yaptığı bir işlemdir, zira paketin kendisinde bu özellik yoktur. Debian`da ise bu karar işlemi, doğrudan paket kontrol bilgisinden türetilir ve paket yönetici programına (örneğimizde dselect) çok iş düşmez.

Dönelim modül kurulumuna... İstediğiniz bir modülü bulamamış iseniz endişe etmeyin, çok temel bir özellik olarak bu zaten kurulmuş olabilir. tty2`den dmesg|more ile kernel mesajlarını inceleyerek bunu anlayabilirsiniz. Makinamda sorun çıkarmaya aday en hassas donanımlar USB Mouse ve WinModem. Conexant sürücüleriyle daha sonra hesaplaşmak üzere mouse için girişimde bulunuyorum. usb ve usb-uhci`nin zaten kurulduğunu görmüştük. Tabii bunlar yetmez, bir de usbmouse ve input altından mousedev`i kuruyorum. Her şey yolunda, mouse bulunuyor. (Potato`da mouse kurulumu için bir de mknod ile device node yaratmak zorunda kalmıştım. Woody`de -sonradan da doğruluyacağım gibi- ekstra bir işleme gerek kalmadı.) Bu arada hazır el atmış iken usbkbd`yi çıkarıyorum. Ses kartımız Ensoniq-ES1371 ve kurulu değil... es1371 modülünü ekliyoruz. TV`miz vardı, o ne olacak? Kolay... bttv, tuner, tvaudio ve videodev modülleri gerekiyor. Geçmiş kurulumların müktesebatı ;)

Tips: btxxx serisi TV kartı olanlar için: xawtv paketi Debconf kabiliyetine sahiptir. Dolayısıyla bu aşamayı bütünüyle pas geçebilirsiniz. xawtv kurulumunun ön ayar safhasında gerekli modüller kendiliğinden eklenecektir.

Modüller arasında şöyle bir gezinerek, notlama yapıyorum. Onboard video`ya sahip kullanıcılar için bir not meselâ. AGP veriyolundan sorumlu agpgart modülüne ihtiyacınız olacak. Nvidia tabanlı ekran kartları için bu modül gerekmiyor. Nvidia`nın referans sürücüsü AGP desteğini zaten içeriyor. Bu not da Sundance`ın CD Writer`ı ile alâkalı ;) Dahili CD yazıcı için gerekli SCSI emülasyon desteği ide-scsi modülünde.

``Niçin manuel girmek durumunda kalıyoruz, otomatik donanım algılama araçları, meselâ Kudzu nerede?'' diye merak edenler için açıklayayım. Kudzu 1 nolu -yani bu kurulum sırasında sürücü de olması gereken- CD`nin içinde, fakat Required olarak sınıflanmamış ve asıl hedefi, yokluğu halinde ana sistem kurulumunu olanaksız hale getirebilecek kritik modüllerin eklenmesine imkân vermek olan bu aşamada kullanılmıyor. Peki Redhat menşeli bu sihirli araç kurulum programı tarafından daha sonra kuruluyor mu? Bu sorunun cevabı da olumsuz, çünkü paket `Optional``lar listesinde ve sizin kurmanız gerekiyor. Debian`da otomatik donanım algılama aracı olarak Kudzu dışında bir de Progeny kaynaklı Discover mevcut, fakat hiçbirisi kullanılmıyor. xawtv`de olduğu gibi automagic modül kurulumu konusunda Debconf`a güveniliyor. (xawtv dışındaki bir başka örnek samba paketlerinin smbfs modüllerini kurması.) Sistem kararlılığı adına benimsenen bir politika olduğunu tahmin ettiğim bu yaklaşım Debian forumlarında tartışma konusu. Tarafların bir kısmı -grafik ortamda kurulum konusunda olduğu gibi- Discover`ı öneriyor, diğer bir kısmı ise zengin sürücü veritabanı ve mature bir program olmasından dolayı Kudzu`yu tercih ediyor. Son kullanıcı için özellikle böyle bir fasilite`ye şiddetle ihtiyaç gösteren X kurulumunda Kudzu`nun kullanımına ilişkin olarak, X paketlerinden sorumlu Branden Robinson`ın görüşü aşağıdaki mesajlaşmadan anlaşılabilir:

    > the debconf interface to configure X
    > is quite nice, but for a problem: the choice of the driver for the
    > video card and for the mouse;
    > indeed (unless the user is an Xfree86 expert) it is difficult to=20
    > guess which driver should be used for a video card, knowning only the
    > product name (and sim. mouse).

    This is a limitation of debconf, not of the hardware detection system.

    I have no plans to implement Kudzu support.

    -- 
    G. Branden Robinson                |    I am sorry, but what you have
    Debian GNU/Linux                   |    mistaken for malicious intent is
    branden@debian.org                 |    nothing more than sheer
    http://people.debian.org/~branden/ |    incompetence!     -- J. L. Rizzo II
Yani hazret şöyle buyuruyor (yanlış yorumlamadıysam), ``Ben bu ayar işlerini Debconf ile sürdürmeyi düşünüyorum. Debconf yeterince geliştirildiğinde sorunlar hallolacak.'' Grafik ortamda kurulum konusunda Progeny bağlantısı bilinen Robinson`ın katkılarıyla Discover bakarsınız Sarge`da yerini alır. (Bu konuda rastladığım ara gazı veren mesajları alıntılamıyorum.)

Ağ kurulumu

Modül kurulumu bitti ve network ayarlarındayız. Makinam ağa bağlı olmayan kendi halinde bir ev-makinası olduğundan bu kısmı geçiyorum. Network ayarlarının ana sistemin kurulumundan bir önceki aşama olduğu gerçeğini göz önünde tutarsak kurulumun bundan sonraki kısmının network üzerinden yürütülebileceğini de anlamış oluruz. Nitekim modül ayarlarında NFS de mevcut.

Ana sistem, LILO ve reboot

Tamamdır. Ana sistem dosyaları yani Required ve Important olarak sınıflanan paketler (libc, perl, nvi, ncurses vb.) kopyalanmaya başlıyor. Artık dördüncü bir konsolumuz var. tty4 üzerinden bu operasyonun gelişimini takip edebiliriz.

Ana sistem kuruldu. ``Lilo`yu nereye yerleştirmek istersiniz? Açış disketi oluşturacak mısınız?'' Makinamda birkaç sistem olduğundan orijinal MBR`ı şimdilik kaybetmek istemiyorum. Açış disketi hazırlayarak, disketten boot etmeyi tercih ediyorum.

Post kurulum

Post-boot ayarları (base-config)

Disketten boot ettik ve artık post-boot (base) aşamasındayız. Bir fırlatma kapsülü görevindeki dbootstrap bizi yörüngeye oturttuğuna göre artık ona ihtiyacımız yok ve zaten kendisi boot sırasında terkedilmişti, ash gitti bash geldi ;)

Screenshot - base-config

Şimdi bir dizi standart ayarı yapıyoruz. İşte, timezone`u seçiyor, shadow parola kullanımını onaylıyor, root parolası giriyor ve bir kullanıcı hesabı açıyoruz. (Aşırı güvenlik isteyenler için bir de md5 parolaları var. Ne olduğu dokümantasyondan öğrenilebilir.)

Kurulum sonrası: (Kuralımız tutarlı olarak işliyor!)

    /usr/sbin/base-config

ppp

ppp ayarına ulaştık. Modem`in problemli olduğu malum. Geçiniz...

Kurulum sonrası:

    pppconfig

apt-setup

İşte geldik apt-setup`a. Meşhur apt`a hangi kaynakları kullanacağını belirteceğiz. ppp kurulumu paket kurulumuna yaklaştığımızın da habercisiydi aslında. Zira ppp bağlantımız var ise (network ayarımız zaten yapılmıştı) apt kaynağı olarak internet`ten bir yerleri gösterebiliriz. Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın yığınla yerinde Debian yansıları var meselâ.

Tips: Hoş bir not olarak şunu da geçelim: netselect-apt adında bir program var. Bu program mevcut yansılar arasından en hızlı olanları tespit ederek apt kaynağı olarak atayabiliyor.

Kaynak olarak CD`leri okutacağız. Sırasıyla bütün CD`leri yerleştirerek apt`ın indeksleme yapmasını sağlıyoruz. Bu aşamayı atlamayın ve temizinden bütün CD`leri okutun. Çünkü dselect adımında karşınıza çıkacak paket listesi bu okumalarla oluşturuluyor. Eğer okutmamış veya okutamamışsanız ne dert:

Kurulum sonrası: (Ehhmm, kural bozuldu)

    apt-setup

apt`a birden fazla kaynak belirtmenin bir sakıncası yok. (Bu amaçla doğrudan konsol açarak /etc/apt/sources.list dosyasını düzenlemeyi de tercih edebilirsiniz.) Hatta ayar programı sizin için fazladan bir ekleme yapıyor. Güvenlik yamalarını kurmaya yönelik olarak, varsayılan bir kaynak atanıyor ve bağlantınız varsa hemen bu yamalar alınıyor. Güvenlik ihmale gelmez ne de olsa. Internet bağlantınız yoksa güvenlik yamalarını bağlantınız oluştuğunda kurmak da çok kolay:

Kurulum sonrası:

    apt-get update; apt-get upgrade

Paket kurulumu

Tam tamlar çalsın :) Paket kurulumuna geldik ve şimdi tasksel: görev seçici çalışacak. Potato`da bu adım ``Paket kurulumu için basit yöntemi mi, ileri yöntemi mi tercih edersiniz?'' şeklindeydi. Basit yöntemde tasksel ile paket seçimi bir dizi görev tanımına göre blok halde yapılıyor, ileri yöntemde ise dselect çalıştırılarak sizi biraz terletiyorlar. Woody`de kurulumun bu safhasında ``şu yöntem, bu yöntem'' sorgulaması yapılmadan direk tasksel`in çalıştırılması için onay isteniyor.

Görev seçici`ye girmeden önce bir Debian klâsiğinden bahsetmek uygun düşer. Eğer internet bağlantısı da olan kurulu bir Potato sistemim olsa idi, bunlarla hiç uğraşmadan sistemi mevcut içeriği itibarıyla Woody`ye upgrade etmek için:

    apt-get update && apt-get dist-upgrade
komutları yeterli olacaktı. (Tabii birkaç pre ve post ayar yapmak kaydıyla)
tasksel
Görev seçimi (tasksel) ekranındayız.

Screenshot - tasksel

Bu ekranda kategorik olarak bir dizi görev tanımlanıyor ve makinanıza biçtiğiniz role göre seçilen görevlere karşı düşen paketler blok olarak kurulabiliyor. Woody`de görevlerin sayısı azalmış ve kategorilere ayrılmış. Potato`da düz bir görev listesi kullanılıyordu. Bu güzel bir gelişme, fakat azalan görev sayısıyla birlikte biraz fazla genelleştirme yapıldığını gözlüyorum. Potato`da görev dağılımı bir miktar daha granüler durumdaydı. Yaptığım başka bir kurulumda bunu doğruladım. Meselâ Potato`da GNOME için apps, desktop, games ve net şeklinde dört görev hazırlanmıştı ve KDE yoktu! Woody`de ise tek bir görev: desktop environment var ve bu görevi seçerseniz hem KDE hem de GNOME kuruluyor (gimp, abiword, koffice ve mozilla dahil). En hafif tabiriyle berbat olan bu durum Woody`ye yönelteceğim en ağır eleştiriyi de oluşturuyor. Ben Ahmet Vardar`ı çağırmaz mıyım şimdi? En azından GNOME ve KDE`yi ayırsaydınız bari kardeşim! Çekeyim mi kulağınızı şimdi! Mandrake bile yapmıyo bunu!

Mandrake`nin ``Doldur hepsini, dursun kenarda, uğraşma'' anlayışından müşteki değilseniz masaüstü ortamı seçin gitsin. Mümkün mertebe hafif bir sistem oluşturmak niyetindeki bendeniz bu seçimi yapmıyorum tabii... Üstelik bu aşamaya daha sonra nasıl ulaşabileceğimi biliyorum:

Kurulum sonrası: (Ehmm, istisna 2)

    tasksel

Amaçlarım açısından şimdilik X window system, C and C++, file server (samba ve nfs), print server (magicfilter, gs), conventional linux server` (telnet, ftp, ssh, screen, zsh ve dikkat buyurun: emacs) ve Tex/LaTex (tetex, xdvi, xpdf, xfig vb.) görevlerini seçiyorum.

Diğer görevlerden seçmeler: web server (apache), SQL server (postgresql, info`sunda mysql`i göremedim!), mail server (mailx, procmail), DNS server (bind vb.), scientific applications (gnuplot, octave). Bunların dışında iki ilginç görev var: laptop systems ve Debian Jr. Potato`da da mevcut olan laptop systems görevi dizüstü bilgisayar sahiplerinin bütün ihtiyaçlarını karşılayacak paketlerden oluşuyor: apmd, irda, anacron vb. Debian Jr yani açık haliyle Debian Junior ise Woody`le gelen bir yenilik. Çocuklara özel paketlerden (eğitim, matematik, bilmeceler, oyunlar, programlama vb.) oluşan bu görev sayesinde ``Kur Woody`yi, çocuğunu sevindir'' veya ``Son kullanıcı için uygun değil mi? Ne saçmalıyorsun, Woody`de çocuklar bile düşünülmüş!'' şeklinde iddialı laflar etme hakkına sahip oluyoruz ;)

dselect
tasksel`den çıktığımızda ``dselect`e girmek istermisiniz?'' sorgusu ile karşılaşıyoruz (Varsayılan: ``No''). Açıklayacağım nedenlerle buna olumlu cevap veriyoruz. dselect`in Debian paketlerindeki kontrol bilgilerini incelemek ve paketler üzerinde işlem yapmak için kullanılan çok güçlü ve aptitude dışında alternatifi olmayan bir araç olduğunu daha önceden belirtmiştim. Kullanımının zor olduğu eleştirilerini abartılı bulduğumu belirtmek isterim. (Yoksa VIM kullandığımdan mı böyle diyorum?)

dselect`in paket seçimi (select) ekranındayız.

Screenshot - dselect

dselect`in kendi yardım sistemi yeterince kullanışlı olmakla beraber bir miktar açıklama yapmakta fayda var. Ekranda herhangi bir pakete ilişkin satırı ele alalım. En solda görülen EIOM, paket durumunu bildiren 4 farklı bayrağın ilk harfleri aslında.

E (Error) Paket kurulumunda hata var mı? Boşluk ise hata yok
I (Install) Paket kurulu mu?
Boşluk Kurulu değil
* Kurulu
_ Silinmiş (underscore)
- Silinmiş fakat ayar dosyaları bırakılmış (dash)
U Kurulmak üzere açılmış fakat ayar yapılmamış
C Ayar yarım kalmış (hata)
I Kurulum yarım kalmış (hata)
O (Old Mark) Şu an yaptığınız işlemden önce paket hangi durumdaydı? Install ile benzer değerler alır
M (Mark) Paket şimdi ne durumda? Install ile benzer değerler alır

Diğer sütunlar zannediyorum yeterince açık. Fakat bunlardan Priority yani paketin önem derecesini belirten alan önemli. Bir paketin önem dereceleri şunlar olabilir: Required, Important, Standart, Optional ve Extra

Bunlardan Required ve Important ana sistem (base system) bileşenlerini oluşturur ve zaten kuruludur. Standart paketler eksikliği halinde kullanıcının Pertevsel bir ses tonuyla ``Ne xxx yok mu? İnaanmıyorumm!'' tepkisine muhatap kalan hassasiyette paketlerdir. dselect bu paketleri sorgusuz sualsiz olarak seçili hale getirir. İşte ``Hiçbir şey seçmeyecek olsan bile dselect`e gir'' önerisinin kaynağı budur.

Tips: Aynı sonuca dselect`e girmeden dselect install veya apt-get -u dselect-upgrade komutu ile de ulaşılabilir.

Optional ve Extra paketler sırasıyla azalan bir önem derecesini ifade eder.

dselect`te kullanılan tuşların bilinmemesi halinde işlem yapamazsınız. En kritikleri için mini kılavuz:

i Paket hakkında bilgi (info) ver, paket kontrol bilgilerini görüntüle (Bu tuş toggle karakterindedir)
d Açıklama alanında bir sonraki sayfa (next page)
/ Paket bul
Son aramayı tekrar et
+ Paketi kurmak üzere seç
- Paketi sil fakat ayar dosyaları kalsın
_ Kurulu paketi eser bırakmayacak şekilde sil (Silmek için bunu tercih ediyoruz genellikle)
X İşlemleri geri al (Undo)
D Yaptığınız seçim dışında dselect`in otomatik olarak seçili hale getirdiği bağımlı paketleri seçilmemiş hale getir (Yani dselect`e ``işime karışma'' diyoruz.)
R Bu aşamada yapılan seçimlerin (kendi seçimlerimiz ve dselect`in otomatik olarak seçtikleri) hepsini iptal et, seçilmemiş hale getir. Bu tuşu dselect`in herhangi bir aşamasında yaptığımız işlemleri geri almak amacıyla sıklıkla kullanabiliriz. (X daha köklü bir undo işlemidir.)

Kuruluma geri dönelim. dselect`te biraz dolaştığımda Potato`da olduğu gibi bir GNU klâsiği: emacs`ın Standart paket olarak tanımlandığını ve dolayısıyla kurulum listesine alındığını gördüm. (Standart olarak sınıflanmaması durumunda bile tasksel`de seçilen conventional linux server görevinden dolayı kuruluma dahil edilecekti.) Hemen ``_'' ile sil işareti koyduğumda ``Bak bunu silersen şu paketler bu işlemden etkileniyor, onları da silmek üzere işaretleyeceğim'' uyarısıyla bir liste sunuluyor bana. ``Olsun, ne gam, sil hepsini, bana VIM yeter'' diyorum. ``/'' tuşuyla vim araması yapıyor ve yine esefle müşahade ediyorum ki VIM Optional olarak kabul edilmiş ve seçilmemiş. Zira Debian`la gelen ve Important olarak sınıflanan VI klonu nvi. ``+'' ile seçtiğimde Debian`ın paket yapısındaki RECOMMENDS ve SUGGESTS alanları okunarak ``VIM`i kullanan tags de kullanır ctags-exubarent`i de ekliyorum'' uyarısı geliyor ve söz konusu paket de -diğer birkaç paketin yanısıra- seçili hale getiriliyor. Debian`ın hoşluğu... Belirli bir paketi kurmanın en debianvari yöntemi ``apt-get install paket'' komutudur ve dselect`e girmek gerekmez. Fakat VIM örneğinde olduğu gibi paket önerilerini görmek ve kurmak istiyorsanız dselect daha doğru bir yöntem olmakta.

dselect`te dolaşmaya devam ettiğimde mc (midnight commander)`ın da Standart olarak seçilmediğini görüyor ve seçiyorum. Bence bunu değiştirmeliler. Quake 1, Quake 2, Heretic, Doom gibi tanıdıklara rastlıyorum, dokunmadan geçiyorum. Potato`da olduğu gibi electronics kategorisi gözüme çarpıyor.

Screenshot - dselect-elec

Viva Debian! Çocukların yanısıra Elektronik Mühendislerini de destekleyen tek dağıtım. (Bu konuyla bir başka zamanda ayrıntılı ilgileneceğiz.) Tercihlerim istikametinde WindowMaker`ı ``/wmaker'' olarak arıyor, buluyor ve seçiyorum. Mozilla`yı işaretliyorum. Televizyonsuz kalmamak için xawtv`yi de ekliyorum. Son olarak xmms, gimp, abiword ve gnumeric paketlerini de seçiyorum. Şimdilik bu kadarı kafi.

Son bir uyarıyla dselect bahsini kapatalım. dselect paket listelerini ön tanımlı olarak apt kaynaklarından okur (ve bu kaynak dselect`in ayar kısmından değiştirilebilir). Dolayısıyla apt kaynaklarını değiştirecek bir eylem gerçekleşmiş ise (meselâ okutamadığınız bir CD`yi daha sonra apt-setup ile apt kaynaklarına eklediğinizde) dselect kaynaklarını da güncellemeyi (update) unutmayın aksi halde aradığınız bir paketi dselect`te bulamayabilirsiniz.

Ön ayar (preconfig)

Az kaldı, kurulum bitmek üzere. dselect`ten çıktığımda kurulacak paketlerin toplam boyutu ve diskte kaplayacağı alan raporlanıyor ve kuruluma geçiliyor. Debconf başlığında anlattığım gibi paketler kurulmadan önce -eğer Debconf uyumlu olarak hazırlanmış ise- sırayla konfigüre edilecek (X Window ayarları da buna dahil!). Düpedüz dpkg-preconfigure veya bir ``*conf'' scriptinin çalışmasından ibaret olan bu işlem müdahalesiz bir paket kurulumunun gerçekleşmesini ve bu arada sizin de bir çay-kahve içmenizi sağlıyor. (Bir de DVD olsaydı da CD tak çıkar yapmasaydık.)

Bu ön ayar safhasında yapılan ayarların en önemlileri mail ve X.

Debian`ın MTA tercihi sendmail veya postfix değil exim. Basit, sade ve kullanılışlı. Mail ayarlarına sonradan nasıl ulaşıyoruz?

Kurulum sonrası:

    eximconf

İşte mühim adım: X ayarları. Potato`da anXious kullanılıyordu. Woody`de ayar işlemi Debconf üzerinden yapılıyor ve gayet de ağrısız bir işlem. (Özel olarak buna dexter veya dexconfig de denilmekte.) Ayrıca XFree86 4.1 ile gelen standart ayar programı xf86cfg`de mevcut. Karşımdaki ayar ekranının başlığında Xserver-xfree86 yazıyor.

Screenshot - xserver-xfree86-driver

Demek oluyor ki tekrar bu ayarlara ulaşmak için:

Kurulum sonrası: (Sihirli komut ;)

    dpkg-reconfigure xserver-xfree86

Alternatif konfigürasyon: (Debconf`un alternatifi)
    xf86cfg -t
X server sürücüsü olarak nv`yi seçiyorum. ``Use kernel framebuffer device interface'' sorgusuna ``No'' diyorum (veya demem gerektiğini sonradan anlıyorum, çünkü framebuffer ben de sorun çıkardı). ``xkb rule set: xfree86'' olarak varsayılan değeri kabul ediyorum. Klavye modeli olarak pc105 giriyorum ve geliyorum klavye yerleşimine (keyboard layout). Potato`da kullanılan XFree86 3.3.6`da Türkçe klavye desteğini girecek yer bulamamış ve daha sonra manuel olarak ayarlamıştım. Fakat Woody`de XFree86 4.1 kullanılıyor ve Türkçe klavye stokta geliyor. Türkçe klavye için tr yazmanız yeterli. ``Keyboard variant'' ve ``Keyboard options''ı boş geçiyorum.

Mouse`u tanıtma safhasındayız.

Screenshot - xserver-xfree86-mouse

Farenin takılı olduğu port soruluyor. Atipik mouse`umuz /dev/input/mouse0`da fakat bu aygıt listede mevcut değil. Kurulumdan hemen sonra /dev/input/mouse0`a /dev/mouse symlink`i yaratarak /etc/X11/XF86Config-4`de manuel düzenleme yapmak üzere bu kısmı atlıyorum. Tipik bir PS2 mouse için /dev/psaux port`u ve PS/2 protokolü kafi gelecektir.

Sona yaklaştık, monitörü tanıtacağız: ``Monitör karakteristiğini seçmek için hangi yolu tercih edersin?'' sorgusuna cevaben (biraz da bu yazının hatırına :) `basit` seçeneğini tercih ediyoruz. Monitör sınıflarını içeren bir liste...

Screenshot - xserver-xfree86-monitor

17 inch`i seçtiğimizde varsayılan değerler olarak bizim adımıza girilen yatay ve dikey tarama frekanslarını değiştirmek için son bir fırsat veriliyor. Değişikliğe hiçbir şekilde gerek yok, çünkü önerilen değerler monitör kitapçığında yazan değerlerle tamı tamına aynı :). Ve son iki adım ``video modes: 1280x1024'', ``color depth: 24''... Bitti...

Bu iki önemli ayarın dışında neler var? Sıra gözetmeksizin kısa notlar halinde geçeyim:

  • Mozilla için freetype2 ile TrueType desteğinin aktive edilip edilmeyeceği soruluyor. Ayrıca Flushplugin`i olmadığında /dev/dsp`nin lock edilmesine karşı önlem alayım mı?'' diye soruluyor. Her ikisi de güzel ve önemli ayrıntılar.
  • xawtv kanal araması -onaya bağlı olarak- otomatik olarak yapılıyor.
  • Sistem bazında kullanılacak kağıt tipi (a4) ayarlanıyor.
  • Geliştiricilere not: cvs için cvsroot dizini atanıyor. Bu ayar için yan konsoldan tercihen /var/local altına (FHS`ye daha uygun) bir dizin açmak gerekiyor.

Log in

Ön ayar işlemleri bitiyor ve kurulum başlıyor. Çay molası... Affınıza sığınarak saat tutmadığımı itiraf edeyim. Fakat kurulumun çok çabuk bittiğini söyleyebilirim. Kurulum biter bitmez ``Login prompt''u karşımda buluyorum :)

Devamı >>

Görüşler

0
conan
>Merak edenler kullandıkları dağıtımda mc (midnight
>commander)`ın ayar dosyası olarak yorumlanması daha
> doğru olan mc.ext, mc.ini vb. dosyalarının yerine
>bir baksınlar. Mandrake 8.0`da ben bunları
>/usr/lib/mc`de buluyorum. Debian`da ise bu dosyalar
> /etc/mc altındadır. Ne kadar güsel ;)
Not:
gentoo`da da /usr/lib/mc altinda.
0
FZ
27 Ekim Cumartesi geceyarısı, saat 02:21 (hayır, henüz geri almadım saati ;), birkaç yıllık aradan sonra nihayet eve geldim ve bilgisayarla uğraşayım dedim. Şu anda bu mesajı maalesef Win2K sistemimden yazıyorum çünkü makinamdaki diğer işletim sistemi Debian GNU/Linux olmakla ve normal olarak boot edilebilmekle birlikte bir problem yaşıyorum.

Nasıl becerdim bilmiyorum ama artık ne TASKSEL ne DSELECT ne de APT-GET ile hiçbir şey kuramıyorum, ne yaparsam yapayım aşağıdaki hata mesajını alıyorum:

Reading Package Lists... Error!
E:Unable to parse package file /var/lib/dpkg/status (1)
E:The package lists or status file could not be parsed or opened.

Başlangıçta tasksel ile X-Window ve Desktop kategorilerini seçebildim, bu arada elimdeki 7 CD''yi de taratıp indeksletmiştim alete ancak ne olduysa oldu ve şu anki durumua geldim misal artık TASKSEL''den Dial-up kategorisini ekletemiyor ve bu yüzden de modemi kullanamıyorum. 1. CD''yi tekrar tarattım apt-setup ile ancak durum değişmedi, herhangi bir şey kurmaya kalktığımda yukarıdaki hata mesajını almaya devam ediyorum.

Biri yardım edebilirse daha mutlu bir Debian kullanıcısı olacağım.
0
m1a2
Şimdi bu hata mesajları kritik olmakla beraber çok genel içerikte... Baş ağrısı gibi yani ;) Birçok sebebi olabilir. Basitçe şu anlama geliyor:
dpkg bir paketi kurmadan önce gerekli kontrol bilgilerini almak için (kuruldu mu kurulmadı mı, kısaca her paket ne iş yapıyor vs.) bu /var/lib/dpkg/status dosyası ile takip eder ve çok önemli bir dosya olduğundan herhangi bir değişiklik geçirmeden önceki halini de status.old olarak saklar. Şunları bir denesen:

- Hardisk`te boş yerin kalmış mı acaba? `df` ile bir bak bakalım... Aman %100 dolu olmasın, farkında olmadan çok paket kurdun belki de...

- `apt-get clean`i kullan, bu komutla apt`ın cache `i temizlenir ve yer açılır.

- `As a last resort` /var/lib/dpkg/status`e bak eğer 0 boyutlu ise ve /var/lib/dpkg/status.old` 0 boyut değilse onu status olarak kopyala aynı yere.

Ha bir de bence Dial-up task`i seçmesen daha iyi olur gibi geliyor. İçinde gerekmeyen şeyler de var onun için diyorum... Basitçe bir modem`in varsa zaten onun için kurulum imkanı verilecek, kalanları gerektikçe kurarsın...


P.S. -- Hoşgeldin aramıza ;)
0
anonim
Öncelikle vakit ayırdığın için teşekkür etmek istiyorum m1a2.

Şu anda bu mesajı PC''mde mükemmel olarak çalışan ve Debian tabanlı
olan Knoppix ortamından Mozilla 1.1 kullanarak yazdığımı belirtmek istiyorum.

Sabah yukarıda yazdığım hataya uyuz olup yeniden Debian 3.0 sistemini
install etme işine giriştim. O tip bir hata ile karşılaşmadım ve dün
karşılaştığım esnada da kullandığım partition 10 GB idi ve standart görevler,
paketler dışında pek bir şey yüklü değildi açıkçası. Gene benzer bir hata ile karşılaşırsam
yukarıdaki önerilerini mutlaka dikkate alacağım.

Şu anki derdim:

1) VIA Chipset''li anakartımdaki AC-97 (VT82C686) chipli ses sistemimi Debian''a tanıtmak.
Knoppix tam olarak yukarıdaki donanımı otomatik olarak tanıdı
Debian''da ise modconf ekranında sound dizini altında ac ve ac97 modüllerini seçmekle ve misal xmms
gibi bir yazılımı yüklemekle birlikte bir ses çıkışı elde edemedim. Sanırım bunun için biraz daha uğraşmam gerekecek.

2) pppconfig ile doğru bilgileri girdikten sonra wvdial ile TTNet hesabına bağlanmaya
kalktığımda modem karşı tarafın modemini görüp iletişim kurmasına rağmen bir süre sonra connected but carrier lost
gibi bir şey diyor dolayısı ile bağlantı kuramıyorum, aynı donanımı Knoppix''teki kppp yazılımı ile ise
sorunsuz olarak kullanıyor ve ilgili hesaptan internete bağlanabiliyorum, bu problemi de çözmem gerekecek bir an önce
(ipuçlarına ve yardım önerilerine daima açığım).

3) Woody ile doğrudan alakalı olmamakla birlikte
Knoppix ile ilgili olarak belirtmek istiyorum ki mesela ses kartı sürücüsü Win2000 sürücüsündeki
hataları içermiyor ve çok daha iyi performans veriyor, şu anda Win2000 partition''daki Mp3 dosyalarını
Knoppix''teki xmms adlı mükemmel yazılım ile dinliyorum ;-)

Son olarak: Hoşbulduk :)

0
anonim
[$u anda Debian GNU/Linux 3.0 sisteminden KDE 2.2 ve Konqueror 2.2.2 tarayicisini kullanarak bu mesaji yaziyorum]

dselect ile kppp dialer programini sorunsuz olarak yükledim ancak pppd bir miktar sorun cikardi peer authentication meselesi yüzünden. /etc/ppp/options dosyasindaki auth lafini # ile iptal edince kppp sorunsuz olarak Internet'e baglandi.

Simdi sira ses kartindan güzel caz ezgileri cikarmada ;-) Ve tabii sonra da Türkce meselesine girisimede ;-)

Hadi bana kolay gelsin. Tabii size de.

PS: (yok öyle) Next -> Next -> Finish :-P
0
anonim
Az önce dselect ile kudzu isimli otomatik donanim arama tarama aygitini kurdum ve calistirdim ve bu yazilim [aha sende AC-97 destekli bir PCI sound sistemi var dedi] benim on-board ses sistemimi buldu ve konfigüre edebilecegini söyledi, ben de kabul ettim, islem tamamlandi ve herhangi bir hata mesaji almadim. Ancak KDE''den cikip gene login ekranina gelip sisteme girdigimde asagidaki mesaji aliyorum:

Sound Server information:

Error while initializing the sound driver:
device /dev/dsp can''t be opened (No such device)
The sound server will continue using the null output device.

xmms yaziliminda bir MP3 caldirmak istedigimde ise su mesajlar geliyor:

Couldn''t open the audio, please check that:

1) You have the correct output plugin selected
2) No other programs is blocking the soundcard (su anda baska bir program calistirmiyorum ses ile ilgili, KDE''yi olabildigince default halinde kullaniyorum).
3) Your soundcard is configured properly (modconf ile ac ve ac97 sürücülerini ekleyip bir de kudzu ile aleti tanitip konfigüre ettim ama baska yapmam gereken ne var bunu bilemiyorum).

Bu durumda bana yol gösterebilecek Debian GNU/Linux üstadlarina buradan sevgilerimi iletiyorum ;-)
0
anonim
Bilader sen kendini audio grubuna ekledin mi ki önce ?
Sorun buysa eğer ve ses kartı tanındı ise, root olarak `cat /dev/urandom > /dev/dsp` komutu ile güzel ezgiler duyman lazım...
Bunun için (root olarak) `adduser luser_identifier audio` komutu yeterli. Bunu denemek için önce tamamiyle log-out olmayı unutma.. Hayır restart demedim logout. Kolay gelsin ;)
0
anonim
Kudzu`ya gerek yoktu ki... lspci ile önce aygıtın ismini bul (Gerek yok aslında via686 olduğunu biliyoruz). Sonra modconf`u biraz kurcala: kernel/drivers/sound/via82cxxx_audio . Bunun üstünde entera bas, paramtre gerekmez bir daha enter ve doğru modül buysa başarılı yüklemenme mesajı ile kendini belli eder. Debian GNU/Linux Windoze dan çok daha kolay!
0
m1a2
E bak şimdi ne güzel olayı açıklamışsın, (bu arada `cat /dev/urandom > /dev/dsp`yi de öğrenmiş oldum -- white noise nedir diyenler dinleyip anlasınlar :) Niçin anonim giriyorsun, login ol, yazı yaz. Yok öyle kısa bir yorum attırıp kaçmak ortalıktan :)

P.S. -- Üstteki yorumla bu yorumun aynı kişiye ait olduğunu kabul ederek yazdım (gördün mü anonim`in zararlarını), yok eğer iki farklı kişi ise ne güzel, sayınız daha da artsın...
0
anonim
Selam m1a2, benim yorumları yazanlar, Maverick. Eğer yorum yazılan sayfadan yorunla beraber login submit etmek mümkn olursa bu tembel fazlamesai`ci sendromu da ortadan kalkacak naçizane fikrimce..
0
m1a2
Hmmm, tahminim doğru çıktı... Bak sundance da uyardığına göre etti iki. Şimdi nasıl yapsak da sana bir maç ceza versek ;)
0
sundance
Allahaşkına ne farkedecek ki ? Cookie`leri tutmaya gocunuyorsun, oraya login koysak bu sefer her yorum atacağın zaman login mi olacaksın. Ben sanmıyorum, büyük ihtimalle, login ekranı karşına çıktığında üşenip yorum yazmaktan da vazgeçeceksin... Gerçekten merak ediyom bu login işini daha kolay nasıl yapabiliriz, bu kadar zor elimize yapışan bir şey mi!
0
Maverick
>Cookie`leri tutmaya gocunuyorsun
Cookieleri tutmaya gocunmuyorum. Değişik browserlar kullandığım için sorun oluyor. Mesela bu yorumu IE 6 dan yazıyorum :)

>login ekranı karşına çıktığında üşenip yorum yazmaktan da vazgeçeceksin
Login ekranı ayrıca çıksın demiyorum zaten. Tek ekranda hem login hem yorum yazalım ve tek düğmeyle submit edelim. Login bilgisi yazmassak (ki yazıyorum bu tip uygulamsı olan başka nuke temmelli sitelerde) anonim olarak yorum göndermiş olalım..

>bu login işini daha kolay nasıl yapabiliriz
Login işini daha kolay nasıl yaparız sorusuna cevap vermeye çalıştım zaten...
0
FZ
Su anda Debian GNU/Linux 3.0 (Woody) üzerinde xmms ile tenor sax üstadi Sonny Rollins`ten I REMEMBER YOU adli parcayi dinliyorum ve bu güzellikte emegi gecen tüm FM camiasina sevgilerimi iletiyorum ;-)

[Dediklerini yaptim ve sorunsuz olarak calisti]

I LOVE fazlamesai.net & Debian GNU/Linux ;-)
0
anonim
Debian GNU/Linux 3.0 üzerindeki Mozilla 1.0''da çok acayip bir sorun yaşıyorum:

Bazı HTML butonları çalışmıyor. Bazıları çalışıyor. Misal google.com ana sayfasındaki buton çalışırken groups.google.com''daki herhangi bir gruba mesaj atmadan önce çıkan üye giriş sayfasındaki submit butonu çalışmıyor. İşin kötüsü formu ENTER ile de gönderemiyorum.

Daha da ilginç olanı bu çalışmayan butonların üzerine gelip fare ile tıkladım mı imleç çıkıyor ve buton üzerindeki yazıyı silebiliyorum! :o

Bu tip bir problemle karşılaşmış olan var mı? Ya da bir çözüm önerebilecek olan?
0
FZ
[yukarıdaki problemi yazan da bendim, login olmayı unutmuşum]

Yukarıda bahsettiğim iki sayfanın koduna baktım, googl.com ana sayfasında div tagi yok oysa kullanıcı adı ve parola isteyen ikinci sayfadaki submit butonu bir div taginin içine alınmış, sorun bu olabilir mi diye düşünüyorum ama Win2K üzerinde çalışan Mozilla 1.0'da böyle bir problem yok ve normal bir şekilde kullanabiliyorum.

Bu konuda yorum yapabilecek olan biri var mı?

Konqueror ya da dillo ile problemli sayfaya hiç giremedim çünkü https protokolü desteği vermediklerini söylediler.

Bu durumda bir mesaj yollamak için bile bu sistemden çıkıp Win2K boot etmem gerekir bu da üzücü bir durum, bunu yapmak istemem. Belki Mozilla ayarları ile ilgili bir şeydir. Eğer öyle ise yardımcı olabilirseniz sevinirim.
0
m1a2
Evet, o acaip sorunları ben de yaşıyorum... Submit butonları çalışmıyor vesaire... Valla doğru dürüst bir workaround bile bilmiyorum bu konuda. Bir tanesini packages.debian.org`da paket araması yaparken farkettim. O sayfada radio buttonlar var, hemen search field`in altında. Normalde yaptığınız aramalar sonuç vermiyor. Fakat bu radio butona kursörü konumlandırdığında radio buton`ın iç kısmında bir imleç göreceksin (ciddiyim böyle), bu konumdayken Ctrl-A yapıp (herşeyi seç demek oluyor) sileceksin (Delete). İşte ancak ondan sonra arama sonuç veriyor...

Benim şöyle bir genel önerim olacak. Stable debian sürümü çok güzel... Fakat server`lar için... Kişisel kullanımda söz konusu olan programlar (mesela ickle -- ICQ, dillo, mozilla vb.) maalesef en güncel versiyonlarıyla stable çalışıyor. Yani kişisel workstation`larda en azından testing`in kullanılmasını öneriyorum. Mozilla gibi yoğun değişen prog`larda ise unstable kurulmalı. Ben önce testing`e geçip daha sonra mozilla vb. prog`ları unstable olarak kullanmayı düşünüyorum...
0
FZ
Ayrıntılı cevap için teşşekkürler. Ben şimdi mecburen Win2K'ya geçip oradan google groups'a girip mesajımı oradan atmak zorundayım ve açıkçası bazı submit butonlarının çalışmaması hakikaten çok saçma Mozilla gibi çok gelişmiş bir tarayıcıda, yani çok standart bir işlev söz konusu üstelik yani burada bahsettiğimiz siteler öyle Explorer'a yönelik tag kullanan siteler de değil bildiğim kadarı ile. Neyse artık mecburen bir ara Mozilla unstable paketi çekeceğiz internnetten...
0
tongucyumruk
Bence hiç unstable çekmek için kendini yorma... ben çektim... Aynı sorunlar devam ediyor. Artık başka şeylerden şüphe etmeye başlayacağım bunun için ama? GTK'nın problemi olamaz herhalde bu değilmi?
0
Maverick
1.1 de sorunlu. 1.2'yi mozilla.org dan indirip /usr/local a kurman gerekecek..
0
Maverick
m1a2 herşeyi beklerdim ama Debian stable'ı kötülemeni beklemezdim :^) Bu sorunun Debian'la ilgisi yok. mozilla.org'dan indirdiğim Mozilla 1.0.1 den slackware'in gcc 3.2 ile derlenmiş hızlı 1.1'ine kadar hepsinde gördüm bu problemi ve bu aptalca sorundan neden kimsenin bahsetmediğini gerçekten merak ediyordumdum. Çözüm ? 1.2a da bu sorun yoktu, 1.2b 'yi de denemedim fazla. Bu ayın sonunda 1.2 final çıkacak ama 1.2a bile oldukça (hatta daha da, söylediklerime göre :^) sorunsuzdu.. İyi downloadlar...

/Maverick
0
tongucyumruk
Valla ben beklerdim çünkü bugün basit bir CUPS printer'ı tanıtma işi için Mozilla beni delirtince neredeyse Mandrake'ye dönüyordum... Mozilla 1.0'ın şimdiye kadar gördüğüm tüm paketleri çeşitli şekillerde sorunluydu, ama Debian ile gelen kesinlikle gördüklerim arasında en kötüsü... Mecburen şimdi unstable'dan Mozilla indireceğiz... Mozilla 1.1 aslında gerçekten 1.0'a oranla ciddi stabilite problemlerine sahip. Özellikle windows altında sık sık çöküyor. Ancak 1.0'ın sorunlarıyla boğuşunca insan varsın unstable olsun diyor. Neyse... Hazır unstable source'ları eklemişken bari Licq'da kurayım...

(Bu arada gateway sorunu tam senin dediğin şekilde çözüldü çok teşekkürler)
0
Maverick
Rica ederim..
Ya hiçbiri olmassa NS 7.0 kurun beyler. Wine ile IE kullanmak size yakışmıyor (şaka şaka). Bu arada links 2'yi denemeyen kaldı mı? Hızı gerçekten müekemmel. JS, SSL, Türkçe, grafik (fb, svgalib,X11), frame, table desteği var. Debian paketi yok requiements'ları apt-get install yaptıktan sonra elle derlemeniz gerekecek ama buna değer..
Bu arada m1a2: testing security açısından en kötü seçim. Direk sid'e yükseltmeni tavsiye ederim..
0
m1a2
O konuda haklısın, security patch`ler önce unstable`a uygulanıyor ve belirli bir süre sonra testing`e aktarılıyor. Bu konu aklımda fakat kişisel kullanım için testing`in security seviyesi bana yeterli gibi geliyor. Release`in yakınlaşmasına bağlı olarak testing`deki güvenlik düzeyinin arttığını da unutmamak lazım. Doğrudan unstable kullanmak da bana çok doğru gelmiyor.
0
m1a2
:) ben Debian ile ilgisi var demedim zaten. Mozilla ile ilgisi var. Bak şimdi (sundance bunu bilir) ickle`ın stable ile gelen sürümünde felaket türkçe sorunları var, unstable`da ise yok. Gerçi ickle`ın fazla bağımlılığı olmadığından unstable`ı sisteminiz stable`da iken kurabilirsiniz fakat birçok prog. en azından testing düzeyinde libc ister. Mainstream kullanıma girmeyen ve/veya erken safhadaki birçok yeni program (dillo, ickle vb.) özellikle türkçe desteği vesaire açısından son versiyonlarıyla verimli oluyor. (screen, lynx vb. mature progları kastetmiyorum.) Bu tip progları kullanıyorsan ister istemez günün birinde yeni versiyona geçiş yapacaksın. Mozilla ise tek başına değerlendirilmesi gereken bir mevzuu. (Mozilla 1.0`ın son anda stable`a yetiştirildiğini de unutmayalım. ) Neyse bu stable/testing/unstable hadisesi uzundur...
0
FZ
Benim anlamakta güçlük çektiğim şey şu, aylardır ofisteki bilgisayarımda Win2K ortamında Mozilla 1.0 kullanıyorum ve SUBMIT butonları ile ilgili hiçbir sorun yaşamadım, aslında genel olarak hiç sorun yaşamadığımı söyleyebilirim.

Ve daha önce de belirttiğim gibi Debian ortamında kullandığım Mozilla sürümü de 1.0 yani ikisi de ayn sürüm.

Bu durumdan yol çıkarak problemin daha alt seviyeli bir şey olduğunu düşünüyorum ama ne olduğuna dair en ufak bir fikrim yok. Belki daha sonra birileri bir açıklama yapar.
0
tongucyumruk
Aklıma sorunun GTK'dan kaynaklanıyor olma olasılığı geliyor ama açıkçası gtk'yı sid versiyonuna yükseltmekten çekiniyorum... Elinde olan varsa deneyip aktarabilir mi?
0
anonim
Arkadaşlar, neden anlamak istemiyorsunuz, sorun Mozilla'da ve 1.2a`da da yok. Büyük olasılıkla 1.2b'de sorunsuz.. Ayrıca 1.2b de radikal bir değişim var: Mozilla buttonlar için native GTK widgetleri kullanıyor. Lütfen birisi 1.2b yi denesin artık! Konuyu da uzatmayın dilimde tüy bitti =)
0
Maverick
Cookieleri silmiştim..
0
tongucyumruk
Peki sorun Mozilla'nın sorunuysa ben niye 0.8 küsür serilerinden beri ne linux ne de windows altında bu sorunla karşılaşmadım? Yeni versiyonlara meraklı bir insanım ama paket yönetimini dağıtamam haliyle en azından unstable paketi çıkana kadar Mozilla bekleyecek. Bence sorunun sendeki Mozilla'da olmayışının sebebi elindeki Mozillanın bir Debian paketinden değil Mozilla.org'da dağıtılan paketten kurulmuş olmasından kaynaklanıyor (elindeki paket mozilla.org'dan değil mi?).
0
Maverick
Sizi ikna edememiş olmam çok kötü. Sırasıyla yaptıklarımı yazayım:
1) Hello World !
2) Slackware 8.1 kurdum
3) Slackware-current'den bazı paketleri alarak gcc 3.2 tabanlı hale getirdim.
4) Slackware-current den gcc 3.2 ile derlenmiş Mozilla 1.1`i indirdim. ABI uyumsuzlugundan dolayı flash ve java çalışmadı. Ama hız muhteşemdi bu sorunu görmezden gelip mutlu bir şekilde kullanmaya devam ettim. (Redhat ve Mandrake`nin gcc 3.2 tabanlı son versiyonlarında bu sorun nasıl çözülmüş bilenler aydınlatırsa sevinirim)
5) Submit hatasını fark etttim. Suçu Patrick V.`ye atarak Mozilla 1.1 paketini kaldırdım.
6) mozilla.org'dan 1.2a yı indirdim. Herşey gayet güzeldi. Submit hatasına özellikle dikkat ettim, yoktu..
7) 1.2b çıkınca direk indirdim ve bu sürümle birlikte Mozilla Linux versiyonunun arabirimde GTK+ native widgetlerine geçtiğini gördüm. Submit hatasına dikkat etmeden önce konuyla ilgisiz (mouse gestures) bir sorun yüzünden 1.2a ya dönüş yaptım..
8) 1.2a random crashlere başladı ben de geriye denenmemiş kalan mozilla.org`un maksimim stabilitesi olduğuna inandığım 1.0.1`ini kurdum.
9) Submit hatasına bunda da rast geldim ve sorunun Mozilla`da olduğunu anladım. OMG neden kimse bu büyük sorundan bahsetmiyor neden daha önce duymadım diye düşündüm..
10) FZ hatadan bahseden yorumu yazdı. Ben de deneyimlerimi aktardım ama kimse beni ciddiye almadı..
11) Proof of the concept için latest mozilla`yi indirmeye giriştim ama 2.5K lik hız yüzünden vaz geçtim..
12) Ben şimdi ne yapacaktım ?
0
Maverick
4. maddede sorduğum sorunun tek akla uygun yanıtı o dağıtımlarda Mozilla'nin gcc 2.95 ile derlenmiş olabileceği...
0
FZ
Uzayıp giden bu zincir hali ile biraz kafa karışıklığına da yol açıyor ;-) Eğer yukarıdaki mesajdaki soru bana yöneltildi ise cevap vereyim: Evimdeki Mozilla yazılımı Debian 3.0 CD setinden kurduğum yazılmdır yani mozilla.org ile falan hiç işim olmadı bugüne dek. Eğer kast edilen ofis ortamımda Win2K'da çalışan Mozilla yazılımı ise evet bu yazılım yani Win versiyonu aylar önce mozilla.org'dan çekilmiş 1.0 sürümüdür ve bu sürümde SUBMIT problemi yaşanmamaktadır. Problemli olan Debian sistemimdeki Mozilla 1.0 dır. Bazı arkadaşlar 1.2 gibi üst sürümleri öneriyorlar, bunu görebiliyorum ancak beni rahatsız eden 1.0 gibi bir sürümde SUBMIT butonuna basıp işimi gücümü yapmak gibi TEMEL ve BASİT bir işlevin problemli olması. Bu arada lütfen kalkıp bana GTK+, libc, gcc gibi sözler sarf etmeyin çünkü en azından GTK+ nedir ne değildir bilmiyorum ve 1.0 sürümünde bir web sayfası tararayıcısının da minimum işlevselliği beni çok fazla üzmeden sağlaması gerektiğini düşünüyorum. Üstelik söz konusu tarayıcı STABLE durumundaki bir dağıtımın bir parçası ise bu kadarcık şeyi beklemeye hakkım olduğunu düşünüyorum ve tekrar belirtiyorum bu cümleye karşı da kimse kalkıp bana beğenmiyorsan RedHat ya da Mandrake yükle arkadaşım demesin ;-)
0
FZ
Görülen o ki Mozilla yazılımının son sürümüne geçmek için SUBMIT problemi dışında en az 6 sebep daha var ve bunlar güvenlik ile ilgili: http://www.theregister.co.uk/content/55/27934.html
0
Maverick
1.2b`ye bir şans daha verdim, en son gesture versiyonunu denedim; bu kez sorunsuzdu. Üstelik arabirimdeki değişiklik hızı gözle görülür biçimde yükseltmiş. Söylememe gerek yok ama submit hatası ve FZ`nin linkini verdiği 6 güvenlik açığının hiçbirini içermiyor bu sürüm. Zaten ay sonunda final da çıkacak o zamana kadar 1.2b ile ana browser`ım olmaya devam edecek Mozilla..
tonguçyumruk: Eğer gecko gerektiren (Galeon gibi) başka paketler kullanmıyorsan, mozilla`yı elle /usr/local altına kurman hiç bir sorun çıkarmaz. Mozilla bütün dosyalarını mozilla/ dizini altına koyuyor zaten, bu dizini elle silmen tamamen kaldırmak için yeterli (Ev dizinindeki .mozilla/ dizinini de silmek isteyebilirsin).
cartman buralarda olsaydı bizi Mozilla hakkında aydınlatırdı ama, galiba bilgisayarını doğal ortamı olan Antartika'ya gönderip kendini derslerine verdi..
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Debian Grafiksel Sistem Yükleyicisi

anonim

Debian geliştiriceleri uzun zamandır başarı ile kullanılan text bazlı sistem yükleme ara yüzlerini değiştiriyorlar. Bu sistem yükleme arayüzünün bir incelemesini buradan okuyabilir, eğer debian'ın bu arayüz yardımıyla kurulumunu test etmek isterseniz gerekli olan iso'lara burdan ulaşabilirsiniz.

Debian´dan Yeni Açılım

GaripFakir

Debian GNU/Linux projesinin kurucusu Ian Murdock Redhat linux yükleme aracı Anaconda'nın Debian'da kullanılacağını ve bundan sonra Redhat .RPM paketlerinin de APT ile kullanılabileceğini duyurdu"

http://arstechnica.com/archive/news/1067056799.html

Debian Day 2008: Nice Yıllara Debian!

FZ

16 Ağustos 1993 tarihinde yani bundan tam 15 yıl önce Ian A. Murdock'un comp.os.linux.development Usenet grubuna attığı bir ileti ile duyurulan Debian GNU/Linux projesinin doğumgünü her sene olduğu gibi bu sene de 16 Ağustos tarihinde yani bugün Debian Day etkinliği olarak kutlanıyor.

fazlamesai.net´e soralım: Ticari ortamlarda Debian kullanıyor musunuz?

FZ

Bildiğiniz üzere Debian GNU/Linux herhangi bir şirketle organik bir bağı olmayan, tamamen bir gönüllü ve üst düzey teknik yetkinliğe sahip yazılım geliştirici ordusu tarafından geliştirilen Linux tabanlı bir işletim sistemi.

Son günlerde Debian Türkçe e-posta listesinde, özellikle de Eylül ayında gerçekleşen yazışmalar Debian GNU/Linux işletiminin ticari ortamlarda ciddi ve yoğun olarak kullanımı ile ilgili idi. Büyük bir sunucu için bir RAID kartının kullanılmasından tutun yeni bir IBM eSeries 225´e kurulmasına ya da bir şirketin şubelerarası VoIP altyapısını kurmak için kullanacağı sunucularda Debian çalıştırmasına dek muhtelif araştırmalar, öneriler, tartışmalar... Slashdot sitesindeki şu yazıyı görünce ben de bir sorayım dedim Türkiye´deki BT camiasına: Debian´ı ticari ortamlarda nerede, nasıl, hangi amaçlarla kullanıyorsunuz? Durumunuz, izlenimleriniz, tavsiyeleriniz, hissiyatınız nedir? Böyle bir şeyi şu anda yapmıyorsanız bile yapmayı planlıyor musunuz? Eğer planlıyorsanız neye alternatif olarak? Bazı çekinceleriniz ya da endişeleriniz, merak ettikleriniz var mı? Evet, soralım ve okuyalım bakalım neler gelecek ;-)

Viyana Açık Kaynağa Geçiyor

Soulblighter

Avusturya’nın başkenti Viyana yerel hükümeti masaüstü bilgisayarların bu yılın ikinci çeyreğinden itibaren açık kaynak işletim sistemine geçirileceğini duyurdu. Geçiş Microsoft Office 2000’den OpenOffice.org’a ve Microsoft Windows 2000 işletim sisteminden GNU/Linux’a transferi kapsıyor. Kullanıcılar isterlerse Windows 2000’i tutarak sadece OpenOffice’e geçebilecek.