Çeviri yerelleştirmenin neresinde?

0
loker
Guardian gazetesi ya da bianet bağımsız haber ajansını takip edenler, George Monbiot'un Orhan Pamuk davasını içeren yazısını ya da çevirisini okumuşlardır.
Bu yazının türkiye medyasındaki bir çok farklı alıntılanma biçimi üzerine yine bianet'te bir yazı okurken çeviribilim konusunda bir blog keşfettim... ve o blog'da yerelleştirme ve çeviri üzerine tartışmaların yazılım dünyasından bağımsızca da devam ettiğini görmüş oldum... Burada da çeviri konusunda kafa yormayı seven insanlar olduğu için bir haberdar etmiş olayım dedim... Bu arada bir de önyargımla hesaplaştım. İsmine bakıp "o ne lan dersane açar gibi açıldığı nasıl belli..." dediğim Okan Üniversitesi böyle bir konuda düzenlenen bilimsel bir toplantıya ev sahibi olabiliyormuş... Ben hala önyargılı olmamayı öğrenememişim...

Görüşler

0
sefalet
"Çeviri bilim" diye bir şey olduğunu da hatırlatmak isterim.Edebiyat ve dilbilim alanlarının bir alt kolu olarak tarif etmek mümkün.İlgili bir kaynak:

http://dukkan.dharma.com.tr/V1/Pg/BookDetail/Number/11840
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Internet Erişimi: DialUp - ADSL - Kablo - Superonline Skyrunner vs. ?

larweda

Son günlerde hepimiz bir taşınma/yer değiştirme olayı yaşadığımız için hep beraber internet bağlantısı alternatifleri araştırmaya giriştik. Aslında ortalıkta envai çeşit (dial-up, leased line, ADSL, ISDN, X25, uydu) alternatif olmasına karşın bir de acı bir gerçek var ki, Türkiye'de hiç bir uygun (hızlı, makul fiyatlı, stabil) internet bağlantı alternatifi yok! Burada olan alternatifler hakkındaki düşüncelerimi paylaşıp, tüm FM dostlarının da düşüncelerini ve tecrübelerini öğrenmek isterim:

memecodes: başımıza memeor yağacak

FZ

Jan Philipp Lenssen, bir yerde programcı olarak çalışıyor, minik bir google blog’u tutuyor, google API’sini kullanarak kendi über arama motorunu yazıyor, sosyal deneyler yapıyor, oyunlar programlıyor, elinden çizim yapmak bile geliyor.

Şimdilerde şöyle kerata bir deneye girişmiş: rastgele kelimelerden oluşan beşbin kadar doküman üretmiş, ve bunları görülebilir yerlere linklemiş. Dolayısıyla bu dokümanlar google ve diğer arama motorları tarafından keşfedilmişler.

Şimdi içinde bu kelimelerin geçtiği bir arama yapıldığında ve aramayı yapan kişi linke tıkladığında sayfamız doğum yapıyor. Yani aranan kelimeleri de içeren yeni bir versiyonunu üretiyor. Bu yeni sayfa da linkleniyor ve dolayısıyla keşfediliyor. Bunlar olurken üzerine tıklanmamış sayfalardan biri de ölüveriyor. Jan Philipp, bir kaç yıl sonra bu sayfalarda bir takım metinlerin oluşma ihtimalini yüksek buluyor.

Haberin detayları ve devamı burada.

ICANN `.biz’ ve `.info’yu onayladı

pulsar

İnternetle ilgili genel politikaların belirlerlenmesinden sorumlu olan ICANN, yedi yeni alan adı ekinden ‘.biz’ ve ‘.info’yu onayladı. Yeni ekleri kullanan alan adlarını bu yazdan itibaren görebileceğiz.
İnternetin hızla büyümesiyle birlikte özellikle ‘.com’lu alan adları yetersiz kalmaya başlamıştı. Geçen sene alan adı kayıtçılarından yeni alan adı tekliflerini kabul etmeye başlayan ICANN, kasım ayında yedi yeni ek belirlemişti.

Güzel Siteler - 3: Shockhaber.com

sundance

Açıkcası ATV`de yayınlanan Şok programını pek sevmiyordum. Hani `ulan ne milletiz nelere nelere inanıyoruz` şeklinde olması bir yana, çok gelir geçer, havada buluyordum programı.

Fakat yeni açılan Shockhaber.com (bildiğim kadarıyla ATV ile pek bir alakası yok, yalnızca o programda çalışmış elemanların serbest oluşumu bu) bence TV programından çok daha güzel hazırlanmış ve gerçekten bir şeyler söyleyen bir site.

Önyargılarıma rağmen dolaştım ve hoşuma gitti. Umarım başarılı olurlar.

JavaScript: Quo Vadis?

FZ

jQuery'nin yaratıcısı ve aynı zamanda Mozilla 'hacker'larından John Resig'in Ars Technica'daki 'Extreme JavaScript Performance' başlıklı yazısını gördükten sonra "JavaScript, nereye?" diye sormamak mümkün değil. Buna bir de Mozilla'nın CTO'su ve JavaScript'in yaratıcısı Brendan Eich'ın "JavaScript Gets Faster" röportajı eklenince sorunun vurgusu daha da güçleniyor. Peki ama neden?