BlackBerry'ye yasak

0
tongucyumruk

Önceden belirteyim, ne RIM'e ne de BlackBerry adlı cihazlara hiç sempati beslemem. Şimdi devam edelim...

Konumuz RIM (Research In Motion) adlı şirket tarafından üretilen BlackBerry cep telefonları ve onların mesajlaşma sistemi. Bu mesajlaşma sistemi RIM'in İngiltere ve Kanada'da bulunan sunucuları üzerinden diğer kullanıcılar ile iletişim kurmanızı sağlıyor. Bildiğimiz SMS'in aksine bu mesajlar sunucu ile telefon arasında tamamen şifrelenmiş bir biçimde iletiliyor. Bu sayede iki BlackBerry kullanıcısı arasındaki mesaj iletişimini dinlemek imkansız oluyor. Tabii bizim BTK başkanı Acarer durur mu, hemen yapıştırmış cevabı: Mevzuata uyacaklar, yoksa erişim engeli yolda

Bahsi geçen mevzuat 23 Ekim 2010 tarihinde yürürlüğe giren Kripto Yönetmeliği. Bu yönetmeliğe göre şifreli iletişim sağlayan cihazların üreticileri kullandıkları şifreleme algoritmasını ve bu algoritmanın kullandığı anahtarları devlet ile paylaşmak zorunda. Bilin bakalım neden? Tabiiki hepimizin güvenliği ve devletimizin bekaası için. Sonuçta yanlış birşey yapmıyorsanız neden yaptıklarınızı saklamak isteyesiniz ki?

Her sorumlu vatandaş gibi PGP ve SSL anahtarlarımı teslim edip kendimi güvende hissedebileceğim bir devlet dairesi aramaktayım. Lütfen bilen biri varsa bana adresi iletsin.

Dipnot: Sizce de bu dağıtık sistemlerin önemini bir kere daha hatırlatmıyor mu?

Dipnot 2: Türkiye'den önce RIM'den benzer bir istekte bulunan ülkeler: Suudi Arabistan, Hindistan

Kaynaklar: turk.internet.com, sezyum.com

Görüşler

0
bleda
Erişim engellenirse şaşırmam. Ne de olsa tecrübeliyiz böyle konularda.
0
y0rk
yaklaşık 600.000 kullanıcı oldugunu btk başkanı bizzat söyledi. Eger hükümetlerin sıkıntısı bütün emaillerin bir sunucuya gitmesi ve vatandaşının magduriyetini önlemek adına bu çabaya giriyorsa çok fazla sorun yok. Bence hükümetlerin asıl sıkıntısı trafigi "dinleyememek". Bu garip durum karşısında aklıma kutupta geçen, Temel/Dursun fıkrası geliyor( google "ısınıyorsan tamam da" ).
Herhangi bir akıllı telefon üzerinden kriptolu mesaj atabiliyorsunuz. en basitinden gmail uygulamasını telefonunuza kurarak ssl ile mesaj trafiginizi güvenli hale getirebiliyorsunuz. Bu durumda yakın gelecekte gtalk , icq gibi yazılımların "izlenemiyor/dinlenemiyor diye" mobil sürümlerinin kullanılması yasaklanacak mı? Şöyle bir örnek vereyim, nokianın akıllı telefolarından birine bir program kuruyorsunuz ve bu programı kurmuş iki kişi arasındaki sesli görüşme tamamen encrypted hale geliyor. hatta key exchange sayesinde iş içinden çıkılmaz hale geliyor. görüşme tamamen secure bir ortamda gerçekleşiyor. Bu durumda bütün nokia akıllı cihazlarında engellenmesi mi gerekiyor? Bunu yasaklayan bunuda yasakladı diyerek, fring, skype ne olacak??.
GSM operatorleri mecliste milletvekillerine BB cihazlarda dagıttı geçtigimiz yıllarda. Aktif olarak kullanan pek çok vekilde vardır tahmin ediyorum. Acaba rahatlıkla dinleyemiyorlarmı vekilleri birileri.??? Bunca yıldır memlekette BB var, 2005 yılı mayıs ayında Avea ile başladı Blackberry. Şu anda tüm operatorlerde kullanılıyor. ithalat iznini verende , kullanım iznini veren de aynı hükümet, şu anda ülkemizi yönetede aynı hükümet. Ne oldu da birden Blackberry tü kaka oldu??? USA de de bu güvenlik mevzuları çok tartışılmış ve sonunda çift katmanlı bir güvenlik uygulamasına geçilmiş. Yanlız orada mevzu okuyamamak üzerine degilde , okutmamak üzerine kurulu.
Sonuç olarak zaten azıcık bilginiz yada google da arama yeteneginiz varsa kenidinize tamamen güvenli bir ortam hazırlayabiliyorsunuz. Umarım işgüzar bir bürokratın göze girme çabalarını 600.000 kullanıcı çekmez. Birde maddi kayıplar var tabiki. ortalama 1.000 TL den hesaplayın telefonların maliyetini, yasaklayan umarım öder paralarımızı geri.
0
sundance
Konuyla ilgili bilgi almak isteyen olursa birkaç link:

http://na.blackberry.com/eng/ataglance/security/certifications.jsp

RIM'in bu trafiği nasıl dinleyemediğinin açıklamasını Franhaufer ve Common Criteria EAL 4+'ün raporlarında bulabilirsiniz sanırım.

NATO ve NIST mesela kullanımı onaylıyor http://www.mail-archive.com/isn@attrition.org/msg03854.html


Suudi Arabistan ve Hindistan başta olmak kullanıma itiraz eden bütün ülkeler de "RİM bu trafiği dinliyor" diye değil "biz istediğimizde bu trafiği dinleyemiyoruz" diye itiraz ediyorlar. Özellikle de itiraz ettikleri BB'nin tamamen BB omurgasında dönen mesajlaşma sistemi. Zira bu sistem Suudi Arabistan gibi bütün ISP'lerin Port 25 trafiğinin devlete yönlendirildiği bir yapıda, BB Mail'dan bile daha güvenli ve dinlenemez halde.



Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Sizin izanınız kaç paraya ihaleye çıkıyor?

bm

http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=11180 adresinden alıntı yapıyorum.

"Her yazılım mühendisi, kendi ülkesinin doğal ajanı olmalıdır, işin doğası bu değil mi?"

"Üstelik yazılımcıların bir kuralı vardır. Yazılımcı hangi işi yaparsa yapsın, mutlaka kopya alır." (müşteri verilerinden bahsediliyor)

Türk Telekom: Quo Vadis?

FZ

turk.internet.com'a göre: Türk Telekom'dan en son hareket, UMTH'cilere (Uzun Mesafe Telefon Hizmeti) hat vermemek şeklinde geldi. Yaklaşık 1 haftadır ISS'lere bir taahhütname imzalatarak kiralık hat verilirken, UMTH firmalarına ise hiç verilmiyor. Firmalar da Türk Telekom'un hakim durumunu kötüye kullandığı iddiası ile TK'ya başvurdular.

Telekom ve internet sektöründe büyük tepki ile karşılanan uygulamanın Türk Telekom’un şirket içinde yayınlanmış olan 10.11.2004 tarih ve 5385 sayılı genelgesi uyarınca başlatıldığı bilgisi alınıyor.

Alınan bilgiye göre bu genelgenin içeriğinde “Karasal hatlar üzerinden veri iletimi yetkilendirilmesi sadece data hizmetini içerdiğinden ses hariç data amaçlı tüm başvurular, UMTH işletmecileri ile irtibatlandırılmadığı sürece karşılanacaktır.” ifadesi bulunuyor. Bu ise Türk Telekom'un gerek Telekomünikasyon Kurumu tarafından verilen lisansları gerekse 406 sayılı kanun çerçevesinde Türk Telekom'un kalkmış olan tekel durumu uzantısında 1 ocak 2004 tarihinde başlamış olan serbestliği ihlal eden bir yaklaşım olarak bildiriliyor.

Kaynak: http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=11666

MEB’den şaşırtan cevap: Açık kaynak kodlu program kullanamazsınız!

Sabutay

Pek alışık olduğumuz bir olay daha gerçkleşti. Aynen şu şekilde:

Güzel ülkemizin güzide şehirlerinden birindeki, düşünceli bir formatör (diğer öğretmenlere bilgisayar eğitimi veren) öğretmenlerimizden biri boş boş durmak yerine, eğitime katkım olsun diyerekten PHP kullanarak bir ‘quiz’ programı hazırlamış. Kendince güzel olduğunu düşündüğü bu programı kullanmak için de izin istemiş. Ancak Ankaradan gelen cevap aynen başlıkta aktardığımız gibi olmuş: “PHP ile hazırlanan programları kabul etmiyoruz, illa ki ASP olacak, açık kaynak kodlu program kullanamazsınız!”


Yazının tamamını okumak için Mürekkep.org'daki yazıya buyrun

YÖK Onayladı: Jeodezi Bölümüne Gir Bir Sene Sonra Tıp Fakültesine Geç

FZ

Türkiye'de iyi şeyler de oluyor gibi klişe bir başlık atmayalım ama en azından şunu diyelim: Türkiye'de enteresan şeyler de oluyor. Ne gibi? Hemen bir alıntı:

Buna göre, 2008’de İstanbul Üniversitesi’nin herhangi bir bölümüne girmiş bir öğrencinin, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne geçmek istemesi durumunda, o yıl sınavda aldığı ilgili puanın, aynı yıl en düşük puanla öğrenci alan (Kafkas Üniversitesi) Tıp fakültesine en alt sıradan giren öğrenciden fazla olması gerekecek.


Uzun lafın kısası Sabancı Üniversitesi'nde 10 yıldır uygulanan ve çilekeş üniversite sisteminden farklı olarak öğrencilere özgürlük sağlamayı hedefleyen, onlara üniversiteyi kazandıktan sonra kolayca bölüm değiştirme imkanı tanıyan düzenleme totaliter, baskıcı, merkeziyetçi ve hemen her sene protestolara maruz kalan YÖK tarafından önce rahatsız edici bulundu ama en sonunda kabul edildi. Artık benzeri sistem diğer üniversiteler tarafından da uygulanabilecek çünkü YÖK buna onay veren bir yönetmeliği nihayet çıkardı.

FATİH Projesi Bilgi ve İletişim Teknolojileri Çağrı Programı

nyucel

Bugüne kadar TÜBİTAK proje desteklerinde bir genel çerçeve belirliyor (araştırma projesi, kamu projesi gibi) ve araştırmacıların kendi fikirleriyle başvurmasını istiyordu. Gelen başvurular hakemlerce değerlendiriliyor ve belli miktarlarda destekler veriliyordu. Öncelikli Alanlar Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı ile birlikte başka bir yol denenenmeye çalışılıyor; TÜBİTAK öncelikli gördüğü alanları ve bu alanlar üzerinde hangi konularda projeleri destekleyeceğini açıklayarak doğrudan bu konularda gelecek projeleri destekleyecek.