Bilgisayar Müzesi

0
FZ

Görüşler

0
alivardar
Benim için de, o günler bir özlem, elimden geldiği kadar kullandıklarımı saklamaya çalıştım. ilk kullandığım makine amstrad 128(renkli ekran) 3 inch disketi 3,5 inçe çevirdim ve kullanıyorum Linux üzerinde diskete yazmak için bir uygulama buldum ve istediğim her eski uygulamayı kullanabiliyorum. Ayrıca elimde iki adet amiga ve bir babamın emekli maaşı ile aldığı çok kıymetli bir vestel MSX makinem var ilk bunun üzerinde z-80 için kod yazmıştım. Atmaya satmaya kıyamam. Pcler zerre değerli değil gözümde belki piyasda bol olarak bulunmalarındandır. Gerçi ilk aldığım 386 da evde :)
0
gitarist59
merhaba kardeş ! Amstrad 3" lik floppy yi nasıl 3,5" e dönüştürüp kullandığın hakkında bana bilgi verir misin .. ? Çok müteşekkir kalacağım. volkanpirsen@gmail.com
0
FZ
Benim fikrimi çalmışlar! :)

Şaka bir yana, iyi ki birileri bu işe girişmiş! Bugün birkaç yazılımcı arkadaşımla konuşuyordum (yaş ortalaması > 30), biri dedi ki "böyle bir müze mekanı olsun ilk ziyaret edip en uzun kalacak adamlardan biri ben olurum!"
0
retro
:) teypten program yüklerdik, kafa ayarı diye birşey vardı dediğinizde çoğu bilgisayar kullanıcısı garip garip bakıp söylediklerinizi anlamaya çalışıyor. ZX Spectrum 48K'yı gören bir kişinin, onun zamanının en popüler bilgisayarlarından biri olduğunu bilmesi, neredeyse imkansız... İlk taşınabilir renkli bilgisayarı (Commodore SX64) taşımayı deneyen çok azdır... Çoğu bilgisayar dergisi Türkiye'de ilk bilgisayar dergisi biziz diye reklam yapmaya çalışırken, 80'li yıllarda Türkiye'de 3-4 farklı bilgisayar dergisinin yayınlandığını artık çok kişi hatırlamıyor..

Aslına bakarsanız 1990 öncesi çok renkli ve zevkli bir bilgisayar geçmişimiz var. Deneyimlerimizi ve hatıralarımızı unutmadan, hepsini bu site aracılığıyla bizden sonrakilere aktarabileceğimizi düşünüyorum... Umarım başarılı oluruz..

İlginiz için çok teşekkürler...

saygilarimla,

Gökhan Sönmez
0
sefalet
Ben o kadar eskiye gidemem ama amstrad ile başladığım bilgisayar maceramda etrafta commodore bilgisayarlar, teyp kasetleri, bir türlü doğru dürüst teybe kaydedilemeyen oyunlar, makineyi ve oyunları açmak için beklenen onlarca dakika vs. geliyor aklıma.Disketle çalışan amstrad'a commodore oyunlarını oynayabilmek için kaset çalardan bozma sürücülerin monte edilmesi heyecanları vs.

Bunları düşününce bilişim kültürünün, örneğin ABD'den neden bu kadar farklı düzeyde olduğunu kestirmek daha kolay oluyor.Bahsettiğim zamanlarda internet gibi bir oldu olmamasına rağmen bir bilişim kültüründen bahsetmek mümkündü.Münasebet içinde olduğunuz doğrudan makine ve kodlardı.Oyundan sıkıldığınızda şöyle bir gezineyim genel ağda demek gibi bir kavram yoktu.Oyundan sıkılırsanız ya donanımla uğraşır ya da kodlarla oynamaya başlardınız.

Acaba bizdeki sorun bu sürecin internetin yaygınlaşması ile kısa sürmüş olması mı.ABD'de ilk kişisel bilgisayarların çıkması ve yaygınlaşma sürecine bakınca, internetsiz daha bir zaman geçirdikleri ve sanki bazı şeyleri daha iyi özümsedikleri hissiyatına kapılıyor insan.
0
retro
görüşlerinizde haklısınız. Size katılıyorum. Yalnız, düşüncenize istisna olarak sanırım doğubloku ülkeleri verilebilir. Çünkü onların bilgisayarla karşılaşmaları, bizden çok sonra, internet ile ilişkileri ise hemen hemen bizimle aynı döneme rastlıyor. Buna rağmen, bilgisayar kültürü konusunda bizden daha iyi oldukları söylenebilir.

İnternetin etkisi hem kötü, hem iyi yönde ele alınabilir. Yani eskiden makinayla başbaşaydınız ama kaynaklara ulaşmakta çok zorlanıyordunuz. Internet ile kaynaklara ulaşma imkanı arttı.

Diğerleriyle bizi kıyasladığımızda sanırım yönlendirme çok önemli. Bugun piyasadaki bilgisayar dergileri ya da yayınlarımıza baktığımızda uzmanlık derecesinde makaleler yer alan yayınlar yok. Donanım testleri, en iyi oyunlar vs. konularla, kendini tekrar eden mevcut yayınlar, bilişime yönelik politikası olmayan hükümet ve devlet, ehil olmayan insanların doldurduğu kadrolarla, genel bir bilgisayar kültürü, bilişim bilincine sahip olmamız oldukça zor. Kişisel başarılar dışında fazla birşey beklememek gerekiyor..
0
FZ
Eski Doğu Bloku ülkelerinin matematik, fizik, vb. temel bilimlere verdikleri önemi, kültüre verilen önemi, vs. de göz önünde bulundurmak, yaptıkları çevirileri falan hatırlamak lazım. Bugün Matematik Dünyası dergisi birkaç yıldır diye seviniyoruz, Macaristan'da nerede 100 yıldır çıkan popüler matematik dergisi var mesela. Böyle bir kültür ve mantalitenin soyut düşünceye önem vermesinin bir sonucu olmuş olabilir şu anki durum. Ve tabii ekonomik faktörler de mutlaka göz önünde bulundurulmalı bazı sonuçları kavrayabilmek için.
0
gitarist59
Amstrad 3" lik floppy yi nasıl 3,5" e dönüştürüp kullandığın hakkında bana bilgi verebilecek arkadaşlar var mı.. ? Çok müteşekkir kalacağım. volkanpirsen@gmail.com
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Bush Lütfen!

parsifal

Her şey Jenna Bush'un ailesini bir tv programı sırasında özel hat numarasından aramasıyla başladı.

Ve İzlandalı bir gencin Bush'u bu numaradan İzlanda Cumhurbaşkanı'yım diyerek aramasıyla devam etti. Bush'un sekreterine kadar ulaşıp geri araması için mesaj bırakan genç, wikipedi ve google sayesinde sorulan tüm güvenlik sorularına kolaylıkla cevap verdiğini belirtti.

Wii Dizüstü

FZ

Wii laptop olsa nasıl olurdu? Konuya bir hacker el atarsa ortaya böyle bir Wii laptop projesi çıkar. Tabii daha nostaljik olanlar da Commodore 64 dizüstü projesine bakabilirler ;-)

Sony PSP 2.0 Kırıldı!

Soulblighter

Sony'nin taşınabilir oyun konsolu PSP'nin 2.0 sürümündeki firmware'de bulunan hata, duvar kağıdı olarak ayarlanan resimlerin içine gömülen kodların çalıştırılmasını sağlıyor. Böylece bir resim içine gömülen kodlar, resim duvar kağıdı olarak ayarlandığında, çalıştırılıyor.

Mükemmel Dark/Writeroom uygulaması!

sundance

Yaklaşık bir yıl kadar önce, "Yeter artık onlarca ekran, yüzlerce format seçeneği ve Internet arasında kaybolup gidiyorum, ben daktilo yazar gibi yazımla ilgilenmek istiyorum" diyen bir programcı, dertlerine çare olması ve tamamen yazdığı şeye odaklanabilmek için WriteRoom isimli bir yazılım geliştirdi.

Özellikle Getting Things Done ve Lifehacker tarafından ilgi gören bu ticari yazılımın bedava hali kısa süre sonra Darkroom ismiyle çıksa da, bu minimalist yaklaşımı, .NET gibi bir bağımlılıkla sunması yazılımın özgürlüğünü oldukça şüpheye düşürdü.

Hal böyleyken Q10 isminde bir program, sessiz sedasız, orjinal Writeroom'dan bile güzel bir ortamı hem de bedava olarak sunmaktaymış.

Gerçek Hackerlar

anonim

'Hacker'ları site çökerten insanlar olarak mı tanıyoruz? Hayır yanılıyoruz. Hackerlar, keşfedilmemiş ve uzun çalışmalar sonucu elde ettikleri birikimlerini açık kaynak topluluğu ile paylaşan üstadlardır. Asıl dikkatinizi çekmek istediğim konu ise http://www.hackaday.com adresindeki birbirinden ilginç bireylerin, keşifleri çevremizi aydınlatan ve insanlığa yol gösteren bir çerçeve çizmesidir..