Aşkın Nörobiyolojisi

0
FZ
Toplantı başlığı: Aşkın nörobiyolojisi: Bir Nörobilimciye Psikiyatri, Kültürel İncelemeler ve Felsefe Perspektifinden bakış.

Konuşma: Semir Zeki'den "The Neurobiology of Love" başlıklı konuşma.

Tarih: 12 Mart 2008 Çarşamba, saat: 18:30 - 21:00
Yer: The Marmara Hotel, İstanbul

Moderatör: Hakan Gürvit
Tartışmacılar: Saffet Murat Tura, Bülent Somay, Ferda Keskin.

Görüşler

0
101
Ek bir bilgi gelmediğine göre öylece girebiliyoruz yani (:
0
FZ
Hakan Gürvit'e sordum bu konuyu (davetiye ve kayıt gereksinimi var mı?) ve kendisinden gelen e-posta cevabı şu şekilde idi:

"Teorik olarak yok ama geleceklerin sayisini kestiremiyorum. ”Erken gelen oturur” ilksesi isleyecek muhtemelen. Bu yuzden biraz erkence gitmekte fayda var her halde."
0
sefalet
Kolombiya Üniversitesi'ndeki şu konferans da konu ile yakından ilgili. Konuşmaları ağ üzerinden seyretmek mümkün. Hepsini seyredemedim ama Semir Zeki'nin de konuşması olması lazım. Aşkın Nörobiyolojisi konferansındaki Semir Zeki'nin konuşmasını aradım ama bulamadım. Belki bilen duyan vardır.

Bu arada, Semir Zeki'nin konuşmasından bu kadar etkilenen konferans tartışmacılarının bu durumlarını anlamakta güçlük çektiğimi belirtmek isterim. Semir Zeki, konuşmasında çok yeni olan ne söylüyor belki işten anlayan birileri aydınlatmak ister. Bu kadar etki yapmasının arkasında söylenenlerden daha başka bir "neden" olabilir mi acaba? İnsan bilimlerinin yerel çalışma sahasında fazlaca kalan bilim insanı, çektiği "Felsefe eksikliği" yüzünden bu derece etkilenmekte olabilir mi? Diye sorası geliyor insanın.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Beyin Bilgisayar Arayüzleri Üstüne

FZ

1978 yılında Craig Thomas'ın yazdığı "Firefox" romanı Ruslar tarafından tasarlanmış ve silah sistemleri düşünce gücü ile kontrol edilebilen bir savaş uçağını anlatmaktadır. Pilotun giydiği kaskın içinde elektrodlar vardır ve pilotun beyin dalgaları yorumlanıp çeşitli silahları kontrol etmek için kullanılmaktadır.

Sözcükleri Koklamak ya da Kokulara İsim Vermek...

FZ

Güle gül demesek yine de güzel kokmaz mıydı o çiçek? *

İngiliz nörologların son çalışmalarından birine göre bir kokunun isimlendirilmesi onun algılanışını etkiliyor.

Örneğin deneklere aynı koku önce "kaşar peyniri" olarak etiketlenip sonra "vücut kokusu" olarak etkiletlenip sunulunca, "kaşar peyniri" olarak sunulan kokunun "vücut kokusu" olarak sunulana kıyasla daha iyi koktuğunu söylemişler.

Oxford Üniversitesi'nde gerçekleştirilen araştırmaya göre kokunun ismi belli bir beyin bölgesini harekete geçirebiliyor. fMRI (functionaol Magnetic Resonance Imaging) yöntemi ile görüntülenen beyinlere bakıldığında ilginç şeyler göze çarpmış.

Dikkat burada tehlikeli artıklar gömülüdür!!!

anonim

`Evrensel` yaygınlıkta kullanılan ve hayatı önem taşıyan mesajlar vermeye çalışan işaretler beynimize çeşitli sebeplerden dolayı kazınmıştır. Yüksek gerilimin `yıldırımı`, biolojik tehlikenin hiçbirşeye benzetemediğim işareti, radyasyonun `3 yapraklı yöncası` (meleğe bile benzetenler var)... Pictogramlardan hayatı tehlike taşıyan en tanıdıklar bu linkte var.

Şu andaki kültürel düzeyin kaybolmadığını, uygarlığın gerilemediğini ve varolan düzenin bozulmadığını kabul edersek bu işaretler çoğu zaman görevlerini yerine getirecek, insanları en azından uyaracaktir.

Ya öyle olmassa? Uygarlık yokolursa, değişirse, bu uygarlığa ait olmayan birileri(!) gelirse? Bırakın magra adamını, 1900 lerden önce herhangibir kimsenin bu işaretleri anlayamacağını(belki kurukafa ve kemiklerin iyi birşey olmadığı kanısına varabilirler) düşünürsek bu işaretler alternatif zamanlarda hiçbir ise yaramayacaktir.

Amerika da nükleer artıkların depolanması için Yükka Dağının adeta içine, 700 metre derine inşaa edilen WIPP(Waste Isolation Pilot Plant) tesislerin enazından önümüzdeki 10000 yıl boyunca içinde barındıracağı ölümcül tehlikelere karşı dış dünyayı zaman, uygarlık, kültür ayrımı yapmadan uyaracak işaretler bulmak çok kolay değil.

Bilginin Eskisi Makbul

anonim

ABD'de çalışan Türk Prof. Olgaç, eski bilgiyle daha doğru karar alınacağını matematiksel olarak kanıtladı. Buluş pek çok alanda bir devrim niteliğinde.
ABD'nin Connecticut Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Nejat Olgaç'ın, doktora öğrencisi Rıfat Sipahi'yle çalışmaları sonucu yaptığı 'Gecikmeli sistemlerin stabilizasyonu' adlı buluşun, başta bilgisayar olmak üzere, savunma ve üretim makineleri teknolojilerinde büyük yeniliklere yol açacağı ortaya çıktı.
Yüksek hızlı veri şebekesinin internetin ruhunu teşkil ettiğine değinen Olgaç, "Buluşun bu alana aktarılmasına çalışıyoruz. İnternet teknolojisine aktarılırsa, veri akış hızı bugünküyle ölçülemeyecek kadar hızlanacak" dedi.
Ayrıntılı bilgi Radikal gazetesinde.

Kahve İçeceğine...

darkhunter

Nasa bilim adamlarının yaptığı bir araştırmaya göre mariuana, meskalin, LSD, amfetamin ve kloralhidrat kafeine göre daha az zararlıymış!