Türkçe Open Office 2.0 Yardımınızı Bekliyor!

0
anonim
İlk Türkçe Openoffice.org beta (2.0) sürümünü hazırlamaya başladık.

Türkçe OpenOffice.org 2.0 betanın ilk görüntülerine aşağıdaki adresden ulaşabilirsiniz:
Veri Tabanı:
http://tr.openoffice.org/files/documents/135/2372/base1.png

Calc:
http://tr.openoffice.org/files/documents/135/2369/calc1.png

Draw:
http://tr.openoffice.org/files/documents/135/2371/draw1.png

Impress:
http://tr.openoffice.org/files/documents/135/2370/impress1.png

Writer:
http://tr.openoffice.org/files/documents/135/2368/writer1.png


Hazırladığımız bu paketlerde, sizin de dikkatinizi çekmistir, yeni Türkçe Openoffice.org'da tercüme edilmeyi bekleyen çok ama çok satır var.

İşte bu yüzden, Türkçe Openoffice.org çeviri çalışmalarına destek verebilecek gönüllü arkadaşlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Yeni Open Office 2.0 sürümünde tahmini olarak sadece %40'lık bir bölüm Türkçeye çevrilmiştir. Buna yardım(help) dosyaları da dahildir.

Eğer kendinizi İngilizce-Türkçe çeviri konusunda yeterli buluyorsanız, Türkçeyi iyi kullanıyorsanız, teknik terimlere hakimseniz ve Openoffice.org gibi dünya çapında ün yapmış bir projede gönüllü olarak çalışmak istiyorsanız, aşağıdaki adrese kendinizi tanıtan bir e-posta gönderin. Arkadaşlarımız durum değerlendirmesi yapıp size gerekli cevabı hemen vereceklerdir.

ceviri-subscribe@tr.openoffice.org

Not: İlk önce boş bir e-posta gönderin, sonra üyeliğinizi tamamlandıktan sonra kendinizi tanıtan mesajınızı atabilirsiniz.

Amacımız yeni Openoffice.org 2.0 sürümünde tam Türkçe bir OpenOffice.org'a sahip olmak. Özellikle Türkçe konusunda çok titiz ve tabiri caiz ise; "kılı kırk yaran" çalışma yapabilecek arkadaşlara çok ihtiyacımız var.

Çeviriler ilk etapta internet üzerinden yapılacak ve ardından kalite denetiminden geçerek Openoffice.org kod tabanına eklenecektir.

Lütfen geri planda kalmayın, çalışana karşıdan bakmayın ve siz de bir ucundan tutun.

Türkçe Open Office Ekibi
http://tr.openoffice.org


Saygılar
Erkan Kaplan

İlgili Yazılar

Postmodern Müzik

FZ

Konsere gidiyorsunuz. Başlangıç saati diyelim 19:00 ama herkes 18:00'da orada. Neden? Hazırlık yapmanız gerekiyor. Önce bir kiosk'a başvurup cep telefonu ve koltuk numaralarınızı veriyorsunuz. Evet, bu işi web'den de yapabilirsiniz, o zaman erken gitmeniz gerekmez. Neyse, salonda yerinizi alıyorsunuz. Ve bilin bakalım neler oluyor?

Herkes oturduktan sonra sahnedeki müzisyenler bir takım düğmelere basıp,bütün seyircilerin cep telefonlarına melodiler yüklüyorlar. Sonra da numaraları arayarak sizi çalıyorlar. Ve dünya tarihinde ilk defa müzik aletleri yerine seyircinin (cep telefonlarının) çalındığı bir konser gerçekleştiriliyor. Şaşarsınız ama ortaya dinlenebilir şeyler çıkıyor. Sitede mp3'ler var: Dialtones: a telesymphony.

Müjde! Bilişimin arsa derdi çözülüyor...

bm

Biz burada Larry Wall'un davranışından felsefi manalar çıkartmaya, hem Malkoçoğlu rumuzu kullanıp hem beynelmilel seviyede kaliteli yazılar yazarak Türk'ün Türk kalarak sadece batılının sanılan oyunu oynabileceğini göstermeye ve bu nevi pek çok faydalı iş yapmaya çalışırken öbür taraftan birileri devletimizin aklına bilişimle ilgili birşeyler sokuyor. Buradaki habere göre Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun "Uygun yerde bedelsiz arsa tahsis etmeye ve Bakanlar Kurulu kararıyla enerji ve vergi muafiyeti gibi teşvikleri vermeye söz veriyoruz" demiş. Vergi muafiyetini anladım ama arsa ve enerji nereden çıktı? "Bilişim şirketlerinin toplanarak bir sanayi bölgesi kurmaları" teşvik edilecekmiş. Bana mı öyle geliyor yoksa "sanayi bölgeciliği" diye bir rant işi mi var Türkiye'de?

Internet yavaş, pahalı ve kesiliyor; ilginç donanım buraya getirilmiyor, iyi teknik kitap bulamıyoruz filan diye şikayet edildiğini duydum ama doğru dürüst iş yaptığını düşündüğüm bilişimcilerden "ah ah keşke bütün şirketler yanyana olsa" diye bir şey hiç duymadım. Pardon düzeltiyorum, hiçbir bilişimciden duymadım bunu. "Ne güzel ofis bilmemne maliyeti olmadan evimizden çalışabiliyoruz" yahut "net sağolsun bir sürü bilgili insanla dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar etkileşebiliyoruz" diyen çok bilişimci tanıyorum tabii. Bunun sebebi galiba benimle konuşan bilişimcilerle devletimizin aklına bu fikirleri sokan bilişimcilerin farklı olmaları.

Sizin aklınız eriyor mu "ithal veya yerli bilişim profesöründen gelir vergisi almayacağım", "telekom işini dehal halledeceğim", "bilişimde şirketleşmek artık 5 dakika", "Türk gençleri evde oturup annelerine çay yaptırıken ABD'nın yüksek katma değerli bilişim sektörününde yer almalı" gibi şeyler demek varken, "arsa tahsis edeceğim", "teşviği insana değil bölgeye vereceğim, siz bölgeye gelin", yani bir yerde efektif olarak "Türkler Türkler'le yakın durup hep Türkler'le konuşsunlar ki Türkiye dışında hiçbir yerde doğru olmayan doğrular üretelim" denmesine? Kimler bu insanların aklına bunları sokuyorlar Allah aşkına? Ben mi çok huysuz veya cahilim yoksa hakikaten ters bir perspektif mi bu?

Yapay Zekâda Hedef Hala Uzakta

ahmetozer

Savaş alanında, yaşlıların bakımında ve uzayın keşfinde… İnsanlığın robotlardan beklentisi saymakla bitmiyor. Ancak yapay zeka alanındaki ağır gelişme, görme, konuşma ve yürüme gibi en basit becerilerin dahi robotlara aktarılması zorlukla ilerliyor.

Etkinlik Dediğin Böyle Olur: Accelerating Change 2005

FZ

Etkinlik dediğin böyle olur. Vernor Vinge, Ray Kurzweil, Peter Norvig, Rudy Rucker, Terry Winograd gibi efsane isimlerin bir araya geldiği Accelerating Change 2005 konferansı bu sene Stanford'da düzenleniyor.

Kaynak: planet.lisp.org

Linux Router Projesi Sizlere Ömür (1997 - 2002)

FZ

Linux Router Project isimli proje sizlere ömür. Söz konusu proje 1.44 MB´lık floppy diskete sığan ve `router, access server, thin server, thin client, network appliance´ sistemleri kurup geliştirmeyi çok çok kolaylaştıran bir Linux dağıtımı idi.

Proje sorumlusu ve programcısı haberi verirken karşılaştığı güçlüklerden, IT sektörü ile ilgili sorunlardan, projeye yeterince destek verilmemesinden , vs. şikayet ediyor ve pek çok şeyi sivri bir dille eleştiriyor. Sebep olarak ekonomik nedenleri gösteren programcı Güney Florida´da muslukçuların Sistem Yöneticilerinden daha çok kazanmasını örnek göstererek programcıların geceli gündüzlü kod yazarak harcadıkları korkunç entelektüel çabaların karşılığının pek verilmediğini ve bu sebeple artık bilgisayar işi ile uğraşmaktan vazgeçmeyi düşündüğünü belirtiyor.

Görüldüğü gibi açık kodlu yazılım dünyası da güle oynaya kod geliştiren ve tatmin olmuş bir şekilde geleceğe güvenle bakan yazılımcılardan ibaret değil. Bu tip örneklerin ve eleştirilerin dikkatli şekilde değerlendirilmesinde fayda var. Böylelikle iddialı benzer projelerin benzer kadere maruz kalmasının önüne geçilebilir belki.