mySQL 4.0.12 hazır

0
redial

Görüşler

0
GaripFakir
Hayatin temel paradoxlarindan biri: Kotulukle savasirken kotu'ye donusmektir Bu tema bir cok filmin, edebiyat eserinin, bilgisayar oyunlarinin konusu olmustur. Yazilim alaninda da bu boyle: Ozgur yazilimi savunma adina insanlari gerektiginde hapsetmek. Tabii ki Sendmail den sozediyorum. Guzelligi ve becerisi tum dunuaua destan. Fakat Tum hacker lara mavi boncuk dagitip kur yapmak onun ruhunda var. Hala bir cok Linux/Unix isletim sistemlerinde varsayilan e-posta sunucusu olarak gelmekte. Mesela FreeBSD de. Postfix, Qmail gibi alternatifler varken hala varsayilan e-posta sunucusu olmasinda sanki politik bazi sebepler var
0
sundance
Şahsen Sendmail''''la ''''serving root since 1980''''s'''' şeklinde dalga geçenlerden biriyim. Fakat Using Postfix for Secure SMTP yazısında da bahsettiği gibi

Is sendmail really that bad? That depends on what you need it to do--the learning curve may not be justified if your e-mail architecture is simple. But sendmail is unquestionably an extremely powerful, stable and widely deployed application that isn''''t going away anytime soon, nor should it. In fact, The Paranoid Penguin will probably feature a sendmail article some time in the next few months.

Kendi adıma Sendmail'i, allahım ne kadar da kötü, hala nasıl hayatta kalabiliyor diyecek kadar tanımadığımı farkettim.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Sony kötü yakalandı!

conan

Sony müşterilerinin bilgisayarlarına rootkit koyarken yakalandı! Olay sadece rootkit koymakla da bitmiyor. Bilgisayara yüklenen rootkit Sony'den satın alınan müzik CDlerinin kopyalanmasını engellemesi için kullanılan bir programı saklamak için kullanılıyor! Durun daha da bitmedi... Bu rootkit bilgisayardan normal yollardan uninstall edilememekle birlikte, eğer bir şekilde anti-kopyalama programını silmeye kalkarsanız bilgisayarınızın bir daha müzik CDsi çalamıyor! Evet yanlış duymadınız... Kişilik haklarına saygı filan hiç önemli değil. Önemli olan $$$

Dünya'yı Isıtmaya Devam Ediyoruz!

parsifal

24 Mart 2006 tarihinde Martha's Vineyard büyüklüğünde bir buzul parçası Fimbul buzulundan koptu.
Haberin detayı için buraya ya da buraya bakabilrisiniz.

Bu Eserin Asıl Sahibi Kim? Tartışması Bitiyor Mu?

FZ

Radikal'de bugün çıkan bir habere göre artık her türlü fikir ve sanat eserinde 'Asıl sahibi kim' tartışması bitecek. Çünkü eserlere üretildiği an itibarıyla elektronik imza atılabilecek.

Ezcacıbaşı Bilişim ve e-güven işbirliğiyle hayata geçirilen www. tasdix.com sitesi her türlü yaratıcı düşünce ve eserin kimin olduğuna dair internette onay veriyor. Daha önce eser sahibi noter yoluyla onay alabiliyordu. 5070 sayılı elektronik imza yasası gereği bu onayın hukuki geçerliliği de var. Yani mahkeme aşamasında bu siteden alınan onay delil olarak kullanılabilecek.

LSB 3.1 geliyor!

larweda

FSG (Free Standards Group)'un yaptığı açıklamaya göre, Nisan sonunda yapılacak Linux Desktop Summit'te LSB 3.1 tamamlanmış halde yayınlanacak. Aralarında Red Hat, Novell gibi dağıtımların ve AMD, IBM, CA, Dell, Hp, Intel gibi firmaların desteklediği FSB, Linux masaüstünün standart ve birbiriyle uyumlu ve çalışabilir yapmak için çalışmalarına devam ediyor.
Eweek haberi
Newsvine haberi

ABD Medya Edebiyat (ya da Anna Karenina nasıl çok satar?)

FZ

Aldığımız haberlere göre ABD´deki en popüler talkshow programlarından birinin sunucusu Oprah Winfrey programında Anna Karenina´dan bahsedip ve bu kitabın aslında o kadar zor bir kitap olmadığını, güzel bir kitap olduğunu belirtince Anna Karenina´nın satışları bir anda patladı.

961.030 yeni kopya için baskıya giren Penguin Yayınları yetkilileri bu talep karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler.

TV programcısı Winfrey´e göre bu kitap biraz kalın bir kitap olmakla birlikte aslında o kadar da zor değil ve insanların gerçek edebiyatla uğraşmaları lazım bazen. 1 numarada yer alan kitabını ve yer alma sebebini üstad Leo Tolstoy görseydi acaba ne derdi?

Bu fantastik haber karşısında şaşkınlığımızı gizleyemiyor, TV, medya, kitaplar, edebiyat, garip bağlantılar üzerine bir kez daha derin bir tefekküre dalıyor, dumurlararası bir gezintiye çıkıyoruz.