mySQL 4.0.12 hazır

0
redial

Görüşler

0
GaripFakir
Hayatin temel paradoxlarindan biri: Kotulukle savasirken kotu'ye donusmektir Bu tema bir cok filmin, edebiyat eserinin, bilgisayar oyunlarinin konusu olmustur. Yazilim alaninda da bu boyle: Ozgur yazilimi savunma adina insanlari gerektiginde hapsetmek. Tabii ki Sendmail den sozediyorum. Guzelligi ve becerisi tum dunuaua destan. Fakat Tum hacker lara mavi boncuk dagitip kur yapmak onun ruhunda var. Hala bir cok Linux/Unix isletim sistemlerinde varsayilan e-posta sunucusu olarak gelmekte. Mesela FreeBSD de. Postfix, Qmail gibi alternatifler varken hala varsayilan e-posta sunucusu olmasinda sanki politik bazi sebepler var
0
sundance
Şahsen Sendmail''''la ''''serving root since 1980''''s'''' şeklinde dalga geçenlerden biriyim. Fakat Using Postfix for Secure SMTP yazısında da bahsettiği gibi

Is sendmail really that bad? That depends on what you need it to do--the learning curve may not be justified if your e-mail architecture is simple. But sendmail is unquestionably an extremely powerful, stable and widely deployed application that isn''''t going away anytime soon, nor should it. In fact, The Paranoid Penguin will probably feature a sendmail article some time in the next few months.

Kendi adıma Sendmail'i, allahım ne kadar da kötü, hala nasıl hayatta kalabiliyor diyecek kadar tanımadığımı farkettim.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Symantec Microsoft ile Davalık Oldu!

parsifal

Geçtiğimiz yıl Veritas'ı da bünyesine katan Symantec, Microsoft'u Vista, 2003 Server ve diğer ürünlerinde Veritas kodlarını kullandığı için mahkemeye verdi.

Haber hakkında daha fazla bilgi için:
turk.internet.com
www.ntvmsnbc.com
internetnews.com

Cep telefonları ve radyasyon oranları

maat

Neredeyse hastalık derecesinde bağlandığımız cep telefonlarının radyasyon yaydığı konusunda hiçbirimizin şüphesi yok. Gazete okurken rastladığım bir haberde cep telefonu marka ve modellerine göre yaydıkları radyasyon oranını veren bir site adresi gözüme çarptı. Ayrıntılar http://www.sarvalues.com adresinden görülebilir.

Büyük Usta Dijkstra`yı Kaybettik (1930 - 2002)

FZ

Bilgisayar bilimlerine ve endüstriye yaptığı katkılarla tanınan Professor Edsger Wybe Dijkstra, uzun süredir sürdürdüğü kanser mücadelesine yenik düşerek 6 Ağustos 2002'de, Hollanda'daki evinde aramızdan ayrıldı.

1930 yılında Rotterdam'da doğan Dijkstra kimyager bir babanın ve matematikçi bir annenin oğlu idi. Üniversitede matematik ve teorik fizik okuyan bilimadamı daha sonra Amsterdam Üniversitesinde bilgisayar bilimleri üzerine doktora yaptı. 1952-1962 yılları arasında Mathematisch Centrum, Amsterdam'da programcı olarak çalışan Dijkstra, daha sonra Eindhoven Teknoloji Üniversitesi'nde matematik profesörü ve 1973-1984 yılları arasında da Burroughs Corporation'da araştırmacı olarak çalıştı. 1984-1999 yılları arasında Texas Üniversitesi'nde Bilgisayar Bilimleri bölümünde görev alan bilimadamı 1999 yılında Emeritus Profesör olarak emekli oldu.....

Müjde! Bilişimin arsa derdi çözülüyor...

bm

Biz burada Larry Wall'un davranışından felsefi manalar çıkartmaya, hem Malkoçoğlu rumuzu kullanıp hem beynelmilel seviyede kaliteli yazılar yazarak Türk'ün Türk kalarak sadece batılının sanılan oyunu oynabileceğini göstermeye ve bu nevi pek çok faydalı iş yapmaya çalışırken öbür taraftan birileri devletimizin aklına bilişimle ilgili birşeyler sokuyor. Buradaki habere göre Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun "Uygun yerde bedelsiz arsa tahsis etmeye ve Bakanlar Kurulu kararıyla enerji ve vergi muafiyeti gibi teşvikleri vermeye söz veriyoruz" demiş. Vergi muafiyetini anladım ama arsa ve enerji nereden çıktı? "Bilişim şirketlerinin toplanarak bir sanayi bölgesi kurmaları" teşvik edilecekmiş. Bana mı öyle geliyor yoksa "sanayi bölgeciliği" diye bir rant işi mi var Türkiye'de?

Internet yavaş, pahalı ve kesiliyor; ilginç donanım buraya getirilmiyor, iyi teknik kitap bulamıyoruz filan diye şikayet edildiğini duydum ama doğru dürüst iş yaptığını düşündüğüm bilişimcilerden "ah ah keşke bütün şirketler yanyana olsa" diye bir şey hiç duymadım. Pardon düzeltiyorum, hiçbir bilişimciden duymadım bunu. "Ne güzel ofis bilmemne maliyeti olmadan evimizden çalışabiliyoruz" yahut "net sağolsun bir sürü bilgili insanla dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar etkileşebiliyoruz" diyen çok bilişimci tanıyorum tabii. Bunun sebebi galiba benimle konuşan bilişimcilerle devletimizin aklına bu fikirleri sokan bilişimcilerin farklı olmaları.

Sizin aklınız eriyor mu "ithal veya yerli bilişim profesöründen gelir vergisi almayacağım", "telekom işini dehal halledeceğim", "bilişimde şirketleşmek artık 5 dakika", "Türk gençleri evde oturup annelerine çay yaptırıken ABD'nın yüksek katma değerli bilişim sektörününde yer almalı" gibi şeyler demek varken, "arsa tahsis edeceğim", "teşviği insana değil bölgeye vereceğim, siz bölgeye gelin", yani bir yerde efektif olarak "Türkler Türkler'le yakın durup hep Türkler'le konuşsunlar ki Türkiye dışında hiçbir yerde doğru olmayan doğrular üretelim" denmesine? Kimler bu insanların aklına bunları sokuyorlar Allah aşkına? Ben mi çok huysuz veya cahilim yoksa hakikaten ters bir perspektif mi bu?

One Laptop Per Child: Türkiye'ye Satış Başladı

auselen

Amerikan "Her Çocuğa Bir Dizüstü" (OLPC) organizasyonunun Üçüncü Dünya ülkelerinde yaşayan çocukları hedef alacak şekilde geliştirdiği XO dizüstü bilgisayarlar, dünden itibaren Amazon.com aracılığıyla Türkiye'den de müşterilere satılmaya başlandı.