İnternet radyoları

0
tongucyumruk
Açıkçası radyo dinlemekten pek hazzetmem. Çünkü radyolarda genelde çalınan şarkılar pekte bana hitap etmez. Bu durumumu ilk olarak Yahoo! tarafından yakın zamanda devralınan (eskidende varmış ama benim haberim yoktu) LaunchCast değiştirdi. Şu an arkada güzel bir blues parçası çalıyor ve ben bunları yazıyorum.


Diğer net radyolarında durum nedir bilmiyorum ama LaunchCast'te kendi artistlerinizi seçiyorsunuz ve radyo o tarza yakın parçaları kendisi bulup çalıyor. Böylece hem radyo olayının zevkini yaşıyorsunuz hemde arada zevkinize uymayan sevmediğiniz şarkıları dinlemek veya saçma dj geyikleri dinlemek zorunda kalmıyorsunuz.

Bu teknolojinin beni çok etkileyen diğer bir yönüde bunu 128k bant genişliğiyle yapması. Şu an hala çoğumuzun evinde belki 56k bağlantı olabilir zaten adamlar 56k bağlantı ile dinleme seçeneğide koymuşlar. Ama bu işin bu bant genişliklerinde yapılabiliyor olması bence özellikle bu tip radyoların mobil cihazlarla dinlenebilmesi açısından büyük bir adım... Zira günümüzde sahip olduğumuz GPRS teknolojisi 171k maximum bant genişliği ile o nokia reklamlarında gördüğümüz cep telefonundan müzik dinleme, film izleme gibi olanakları halihazırda bize sunuyor. Yani artık gereken sadece bu bant genişliğini kullanabilecek cihazların piyasaya sürülmesi. Bana kalırsa bilişimin birçok alanında olduğu gibi net radyolarınında yavaş yavaş mobil alana kaymasının vakti geldi. Tabii bu kadar övdüğüm sistem üzerine birde küçük not: sistem tamamen Media Player üzerine kurulu haliyle arada bir saçma sorunlar çıkarabiliyor... (tabii bide MP üzerine kurulu bir teknoloji mobil cihazlara ne kadar taşınabilir sorunsalı var)

Görüşler

0
conan
0
tongucyumruk
Pek katılmıyorum...

Zira LaunchCast sisteminde ne çalınacağı sizin elinizde, dinlediğiniz şey üzerinde bir denetiminiz var... Örneğin shoutcast'te tam aradığım gibi diyebileceğim bir blues kanalı bulamadım... Dahası shoutcast üzerinden yapılan radyo yayını üzerinde bir denetiminiz yok... Yani zevkinize uygun bir kanal bulamazsanız dinleyemezsiniz gibi birsey demek buda... Bu haliyle zaten normalde yapılan radyo yayınlarından pek bir farkı yok (ki benimde radyo dinlememe sebebim budur). LaunchCast'te ise sevdiğiniz/sevmediğiniz şarkıları rate ederek sadece sizin zevkinize uygun yayın yapmasını sağlayabiliyorsunuz. Tabii shoutcast gibi her isteyenin yayın yapabileceği bir sistem olmaması kötü... Bir diğer kötü yanı ise windows bağımlısı olması ve bundan doğan sorunlar... (bazen bi saat radyoya bağlanamıyor mesela) ama buna rağmen şimdiye kadar gördüğüm en iyi net-radyo sistemi diyebilirim.

Not:MonkeyRadio'yu pek incelemedim zira anladığım kadarıyla daha çok tekno-elektronik vs... çalıyor ki bu durumda teknik olarak ne kadar iyi olursa olsun dinlemem
0
sleytr
çalınacak parçaları siz seçtikten sonra o dinlediğiniz şey radyodan çok yarı özelleştirilmiş playlist gibi bişey oluyor. sizin gibi normal radyoların yayın şeklini beğenmeyenlerinde hoşlanacağı bir radyo olması güzel bir şey ama bence radyonun winamp playlistinden bir farkı olmalı...
0
tongucyumruk
Eger teker teker parca seçerseniz dogru ama sistem sizin parcalari rate etmenize gore calisiyor yani teker teker parca secimi sozkonusu degil... Ornegin siz John Lee Hooker''i yuksek rate ederseniz onu dinleyenlerin sevdikleri diger parcalarida caliyor... Boylece standart bir playlistten farkli olarak yeni seyler kesfetme sansiniz oluyor...
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Denizaltındaki Kablo Kaynaklı Internet Kesintisi

FZ

Türk Telekom sayfasındaki duyuruya göre: "Cezayir yakınlarında meydana gelen depremden dolayı, İtalya ile Fas arasındaki denizaltı kablolarda (SMW3) arızası meydana gelmiştir. Bu nedenle yurtdışı internet (ABD-Sprint 622, ABD-C&W 155, İngiltere-C&W 155) hatlarımız kesilmiştir."

Tüm Türkiye genelini etkileyen bu arıza yüzünden 1080 Megabitlik Türkiye geneli hat trafiği 150 Megabite kadar düştü.

Hatların trafik durumu ile ilgili istatistik bilgileri bu sayfadan edinebilirsiniz.

Dosyalar, kaynak kodları yetmez... İşlem gücümüzüde paylaşalım

tongucyumruk

Bu fikir daha önce başkasının aklına geldi mi veya uygulanıyormu bilmiyorum ama dün aklımda belirdi ve bana oldukça çekici geldi doğrusu. Tabii az sonra anlatacaklarımı yapmaya benim teknik bilgim yetmeyeceğinden FM ile de paylaşmak istedim.

İnternetin ortaya çıkışından beri insanlar sürekli birşeyleri paylaşma eğilimi içindeydiler. Önceleri bu sadece düz metinden oluşan bilgiydi (kaynak kodu, şarkı sözü, bilimsel araştırma sonuçları vs). Daha sonra sıkıştırma algoritmaları gelişip bant genişlikleri arttıkça insanlar önce resimleri daha sonraları ise önce müziği ve videolarını paylaşmaya başladılar. Ve bence şimdi bunu sadece veri paylaşımının ötesine geçirmenin vakti geldi...

E-Posta, HTML ve Gereksizlik Üzerine

sundance

E-posta, Internet'in belki de en çok kullanılan araçlarından biri. Taa ARPANET zamanlarından itibaren insanların haberleşmesi için kullanılan, daha sonra 70'lerin sonundan itibarense USENET vasıtasıyla çok daha geniş kitlelere ulaşan e-posta, hemen hepimiz için normal postadan daha önemli bir araç halini aldı.

Önceden tamamen text olan e-posta'lar, zamanla dosya naklini mümkün kılmak için attachment kabul eder bir hale geldiler. Uzun süre böyle devam ettikten sonra (bildiğim kadarıyla Microsoft'un bir hareketiyle) HTML e-posta kavramı geldi. Artık e-postamızda, süper html formatında yazılar, resimler, kimden geldiğini bile bilmediğimiz reklam bombardımanları ve katastrofik virüsler başgösterdi.

İyi de Laz'ın söylediği gibi "Şart midur ?"*

Ben Size Altın Örümcek Alamazsınız Demedim!

parsifal

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Altın Örümcek 2005 Kamu Kurumu ödülünü kazanmış.

Heralde sonradan bir rehavet çökmüş ki, Kültür kısmında bulunan "CRR Konser Salonu" linki bizi önce http://www.crrks.org adresine, ordan da buraya yönlendiriyor.

Ve CRR Hakkında kısmına girince ağzımız bir karış açık kalıyor.

Burda tartışmamız gereken konu örümceğin hangi şartlarda verildiği mi yoksa bu büyüklükteki bir belediyenin web sayfasının içler acısı hale nasıl geldiği mi?

Amerika'yı yeniden keşfetmek

sundance

Türkiye’de iş dünyasına atılan, birazcık idealizme sahip herkes, kısa bir süre içinde yeni bir şeyler icat etmek, farklı bir şeyler çıkarmak için harekete geçer. Bazen okuldan yeni çıkmış olmanın naifliğidir itici güç, bazen de yıllar boyunca maruz kalacakları köhneliğin farkına varmanın refleksif tepkisidir bunu yaptıran.

Ama “icat çıkarma” lafının çöreklendiği bu coğrafyada “salyangoz satmak”...