Zor Bir Soruya Boğaziçi Üniversitesi´nden Yanıt

0
zahter
Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Cem Yalçın Yıldırım ve ABD´li matematikçi Dan Goldston, ortak çalısmalarının sonucunda "sayılar teorisi" alanında dunya çapında bir başarıya imza attılar. Doç.Dr. Cem Yalçın ile kısa bir süre önce gerçekleştirilmiş söyleşiyi aşağıda okuyabilirsiniz:
Siz, Amerikalı bilimadamı Dan Goldston´la birlikte matematik dünyası için çok önemli bir buluşa imza attınız. Bize bu buluşun ne ile ilgili olduğunu anlatır mısınız?

Goldston ile sürdürdüğüm çalışmalar asal sayıların dağılımı hakkındadır. Asal sayıların dağılımı düzenli değildir. Birbirine çok yakın ya da çok uzak ardışık asal sayılar olabilir. Çalışmalarda ortaya çıkan sonucların en önemlisi birbirine göreceli olarak çok yakın ardışık asal sayılardan oluşan ve sonsuza dek uzanan dizilerin varlığının gösterilmesidir. Böylelikle yüzyıllardır üzerinde çalışılan ikiz asallar problemine ilişkin büyük bir ilerleme kaydedilmiştir. İkiz asallar probleminin en uç sorusu şudur: Aralarındaki fark 2 olan asal sayılardan (11 ve 13, 71 ve 73, 107 ve 109 gibi) sonsuza dek uzanan bir dizi var mıdır? Bizim çalışmalarımız bu problemi çözmese de, şimdiye dek bilinen en kuvvetli kısmi yanıtı getirmiştir.

Yüzyıl kadar süren çalışmaların sonucunda 1896'da ispatlanan "asal sayılar teoremi"ne göre; x büyük bir değer olmak üzere 1'den x'e kadar yaklaşık x/log(x) tane asal sayı vardır. Dolayısı ile x civarındaki 2 tane ardışık asal sayının farkı ortalama olarak log(x) kadardır. İkiz asallar probleminin en uç hali bu farkın yalnızca 2 olduğu durumlarda sonsuza dek varlığını sorgular. Yüzlerce yıldır cevabı verilemeyen bu soru matematiğin en meşhur sorularındandır ve on yaşındaki bir çocuk da bu sorunun ne sorduğunu anlayabilir. Yani, bu soru insanlığa meydan okuyan bir soru.

Bundan önce bilinen en iyi sonuç x civarındaki ardışık asalların farkının, yaklaşık olarak "1/4 log(x)" olduğu durumların sonsuza dek uzanabildiği idi. Şimdi ortaya çıkan ise bunu "(log(x)) üssü 8/9" ile gösterilmiştir. Bu şimdiye dek bilinen en büyük ilerleme niteliğindedir, ama ikiz asallar probleminin nihai yanıtı olmaktan yine çok uzaktır.

Bu önemli ilerlemenin somut ne gibi sonuçları,getirileri olacak?

Biz pür matematikçiyiz. Gerçekleştirdiğimiz çalışmalar teorik çalışmalar, yani uygulamaya pratiğe yönelik değil. Bahsettiğimiz sonuç insanlık tarihinin önemli bir sorusuna yönelik bir ilerlemedir. Ama en pür matematiğin bile sonradan hiç umulmadık bir biçimde uygulamaları yapılabiliyor. Bunun örnekleri var. 20.yy'da Hardy adında çok önemli bir matematikçi vardı; sözü geçen sorularla 100 yıl evvel uğraşmıştı. İlk kez bu sorulara bir takım kısmi cevaplar bulan matematikçilerden bir tanesiydi. Hardy´nin "Bir Matematikçinin Savunması" adlı bir kitabı var. Burada kendisi özellikle sayılar teorisinin uygulamalı bir amaca yonelik yapılamdığını,düşünce ve estetik amaçlı olduğunu, bunun da onun görüşünde daha soylu bir amaç olduğunu söylüyor. Ama daha sonra 70'li yıllardan itibaren görüyoruz ki asal sayıların bazı özellikleri şifreleme alanında kullanılmaya başlandı. Bizim çalışmalarımızın bir uygulamasını şu an göremiyorum.

Sizi bu buluşa gotüren akademik çalışma sürecinden ve akademik geçmişinizden bahsedebilir misiniz?

2002 Yılından itibaren Boğaziçi Üniversitesinde çalışmalarımı yürütüyorum. Bundan önce Bilkent Üniversite'sindeydim. Doktoramı Toronto Üniversitesinde'nde yaptım. En başından itibaren "analitik sayılar teorisi" üzerinde çalıştım. Analitik sayılar teorisi sayılara ilişkin sonuçların analiz yöntemi ile incelenmesi oluyor. Bunun önemli bir kısmı da asal sayıların dağılımına ilişkin problemlerden oluşuyor. Dolayısı ile uzun süredir bu konuya yakın konularda çalışıyorum. 1995 yılında San Jose State Üniversitesi'nde Goldston ile birlikte çalışmalar yürüttük. Daha sonra 1999 yılında TÜBİTAK bursu ile Berkeley'deki Mathematical Sciences Research Instıtute'e gittim. Orada da çalışmalarımıza devam ettik. Sonra orada kendi aramızdaki sorularla, üzerinde uğraştığımız problemlerle birlikte çalışmalarımız yeni bir sürece girdi. Dört senedir ortaya çıkan bu süreç için olmasa da, bu konu üzerinde spesifik olarak çalışıyoruz. Bunun devam edeceğini düşünüyorum. Bulunan bir takım teknikler ya da fikirler sayılar teorisinden başka problemlerde de sanıyorum ekili olacaktır.

Bu buluş Türkiye Matematik dünyasının geleceği icin oldukça umutlu bir portre çiziyor. Glecek icin neler söyleyebilirsiniz?

Ben matematikçilerin digerlerinden daha şanslı oldugunu düşünüyorum. Çünkü bize gereken kağıt,kalem ve kütüphane. Pahalı laboratuarlar, yüklü proje fonları diğer disiplinlerdeki gibigerekli unsurlar değil. Aslında bence ülkemizde bilim için bir çok destekte söz konusu. Bu destekleri dolduracak akademik çalışmaları yapacak insanlar yeterli sayıya ulaştığında çok güzel olacaktır. Okuduğumuz ve okuttuğumuz kitaplarda sürekli yabancıların buluşlarından bahsediliyor. Öğrencilerimizde bundan kaynakli bir motivasyon eksikliği çıkıyor olabilir. Ama ben Türkiye'de kâh matematikçilerden, kâh diğer konular üzerinde çalışanlardan daha bir çok başarı geleceğine inanıyorum.

Daha fazla bilgi için:

http://aimath.org ve http://www.bayarea.com/mld/mercurynews/news/local/5483833.htm

Görüşler

0
malkocoglu
Hocamizin Fen Lisesi mezunu olduguna dikkat cekerim... Eger Tarzanca egitim yapan lise'den cikmis olsaydi, buralara gelmesi herhalde zor olurdu. Gecmis:

• Docent; ¨Universitelerarası Kurul, Ekim 1993
• Yardımcı Docent; Matematik Bolumu, Bilkent ¨Universitesi, 1990
• Ph.D.; Department of Mathematics, University of Toronto, 1990
• B.Sc.; Fizik Bolumu, ODTU, 1982
• Fen Lisesi mezuniyeti, Ankara, 1978

0
alper
Bu gurur verici olaydan dolayi hocamizi tebrik ederim.

Bilim ve Ütopya dergisinde yer alan bir yazida -derginin sayi, tarih bilgileri veremiyecegim, evden uzaktayim- sondan eklemeli dillerin matematik düsünce yapisini arttiran-gelistiren- nedenlerden biri oldugu yaziyordu.

Bu konuyu hep bir matematikciye sormak istemisimdir. FM''de de matematikcilerin oldugunu varsayarak-ki bir tanesini taniyorum ;)- Yorumlar?
0
malkocoglu
Biraz hamasi gelebilir ama, Turkce'nin matematiksel yapisi oldugunu Dr. Sinanoglu uzun zamandir soyluyordu. Kendisi aslen kimyaci olsa da, matematigi oldukca guclu olan bir temel bilimci olarak bilinir.
0
FZ
Konu matematikten ziyade `dilbilim´in ilgi alanına girmektedir.

1950´li yılların ikinci yarısından sonra Noam Chomsky´nin fırtınalar koparan tezleri sayesinde bir hayli şekilsel ve matematiksel yapıya kavuşan bu bilim dalı en genel anlamda dilbilgisi dediğimiz bilginin uyduğu kuralları belirlemeye çalışır.

Dil ve düşünce arasında önemli bağlantılar olduğu doğrudur, Wittgenstein gibi filozoflar `dilimin sınırları düşüncemin sınırlarıdır´ diyecek kadar ileri gitmişlerdir.

Bununla birlikte belirli bir dilin ya da belirli bir dil ailesinin matematik biliminde daha çok işe yarayacağını iddia etmek ne kadar doğru olur? Türkçeyi anadil olarak öğrenmiş olan insanlar matematik konusunda İngilizlerden ve Almanlardan daha mı başarılı olmaya yatkındırlar? Alman felsefesi gibi güçlü bir düşünce geleneği Almanca yüzünden mi gelişmiştir yoksa Alman filozoflar kafayı patlatıp canavar gibi felsefe geliştirdikleri için mi Almanca önemli bir dil olagelmiştir felsefe dalında?

Türkçe benim anadilim, kendimi en rahat ifade edebildiğim dil ve elimden geldiğince bu dili geliştirmeye zenginleştirmeye çalışırım ve bunu yaparken de kültürel sebepler dışında başka hiçbir sebebe ihtiyaç duymam. Dilimi geliştirmeyi savunduğumda bana itiraz edecek insanlara karşı `benim dilim matematik konusunda daha çok işe yarar ´ gibi belli bir dayanağı olmayan, doğrulanabilecek ya da yanlışlanabilecek gibi görünmeyen gerekçelere bel bağlamama gerek yoktur. Aksi takdirde bu işin ucun Gök Dil gibi enteresan ve günümüzde gülümseme ile anılan teorilere dek varabilir.

Not: Bu yorumu uzman bir matematikçi ya da dilbilimci olarak değil ama her ikisi ile de bir miktar uğraşmış olan biri olarak yazdım. Matematik ve dil konusu, özellikle ikincisi nefes alıp vermek kadar içselleştirdiğimiz bir konu. Bu yüzden de ne kadar çetrefilli bir mevzu olduğu ciddi olarak uğraşmayınca pek açığa çıkmıyor. Henüz bu konuda kimse `son söz´ü söyleyebilmiş değil.
0
conan
Toplumumuz baldir bacak acan sanatcilar, kisa yoldan koseyi donenler, iki kelimeyi yanyana getirince yazar olanlar, vesairelerle ovunmeye, bu kisileri ornek almaya devam etsin. Ben Cem hoca gibileriyle yetinecegim digerleri eksik kalsin!

Saygilar hocam, ve tebrikler!
0
FZ
Bir kıyaslama: Söz konusu başarıya imza atan ekipteki ABD´li matematikçinin çalıştığı ve yaşadığı eyalette bu başarı yerel gazetelerin BİRİNCİ sayfalarından, manşetten verildi!

Türkiye´de ise buna ancak ve ancak birkaç köşe yazarı değindi. Onlar da bir hayli ürkek bir şekilde değindiler!

Birkaç saat önce Almanya´da yaşayan genç bir dostumla konuşuyordum, kendisi oraya birkaç sene önce gitti. Bana şöyle diyordu: Burada devlet senin hayatını, yaşamda kalmanı bir şekilde garantiliyor, sağlama alıyor; sen de bunu görünce daha ileri seviyede eğitim almak, kendini geliştirmek gibi konulara zaman ayırabiliyorsun. Türkiye´de olsa idim hayatımı kazanma mücadelesinde olur ve herhalde burada yaptığım gibi bir okuma, eğitim öğretim fırsatı elde edemezdim.

Susuyorum ve derin bir tefekküre dalıyorum...
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Korsanlar Savaşı

parsifal

BSA Türkiye'nin de faliyetlerini izinsiz olarak sürdürdüğü ortaya çıktı.
Burdan haber ile ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

Honeywell'den 34 firmaya patent davası

Soulblighter

Honeywell 34 elektronik firmaya izinsiz Honeywell teknolojisini kullandıkları için dava açtı. Söz konusu patent, 1994 yılında Honeywell tarafından alınmış ve LCD üzerinde daha parlak ve keskin resimler görüntülemeye yarayan bir teknolojiyi kapsıyor.

Türkiye bilgi teknolojisinde sınıfta kaldı

anonim

Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) yayımladığı Küresel Bilgi Teknolojileri Raporu 2008-2009'a göre Türkiye bilgi teknolojileri (BT) alanında diğer ülkelerle rekabet edebilirlikte geriledi. Bir önceki yıl yayımlanan raporda 127 ülke içinde 55'inci sırada yer alan Türkiye, bu yıl 134 ülke içinde 61'inci sıraya düştü. Türkiye, bu sıralamayı etkileyen faktörlerin birçoğunda ortalamayı yakalarken "hükümetin hazır olma durumu" başlığında ise düşük puan aldı. Böylece genel sıralaması da düştü. Raporda Türkiye'nin BT'ye erişim, eğitim kalitesi, hükümet vizyonu konularında gelişime ihtiyacı olduğu vurgulandı. WEF'nin dünyanın önde gelen işletme okulu ve araştırma merkezlerinden biri olan INSEAD ile birlikte hazırladığı raporda, Türkiye'nin BT alanına bakışı gözler önüne serildi. Raporda, BT sektörünü ilgilendiren birçok etken üzerinden puanlama yapıldı. Bu çerçevede hükümetin BT'ye bakışı da puanlandırıldı ve Türkiye 87'nci sırada yer aldı. Raporda, bu sıralama düşük olarak nitelendirildi.

Bir kahraman

ganzo66

Hyoichi Kohno Dünya vatandaşı. Gezgin. Bisikletle dünyayı dolaştı, Yukon Nehri'nde rafting yaptı, McKinley Dağı'na tırmandı, Los Angeles'tan New York'a yürüdü. Amacı Kuzey Kutbu'ndan ülkesi Japonya'ya ulaşmaktı. 'Küresel Isınma'nın etkisiyle incelen buzlar geri dönmesine izin vermedi. 43 yaşında, yolculuğunun 670. kilometresinde buzun kırılması sonucunda düştüğü kutup sularında öldü. "Macera, kişinin hayatını savurup atması değil, olduğu yerden bir adım ileriye gidebilme cesaretini göstermesidir." www.reachinghome.org

Aklın Yolu Bir: MS, Opera'yı Satın mı Alıyor?

parsifal

M$'un içinden sızan bilgilere göre, Google ile MS arasında süregelen Opera savaşını MS önde götürüyormuş.