SONATINE

0
FZ
Tokyo'da yaşayan yorgun bir Yakuza lideri, işlerden elini eteğini çekmek üzere iken Okinawa'daki bir karışıklığa son vermek için çağrılır. Bu şüpheli görevi kabul eder ve gider ancak adamlarının öldürüldüğünü görür. Sahildeki bir eve çekilen Yakuza lideri, orada genç bir kadını saldırganlardan kurtarır. İşler gittikçe sarpa sararken kahramanlarımız konuşmaya başlar...
Yönetmen : Takeshi Kitano
Tarih : 5 MART 2002 (bugün ;-)
Saat : 17:00
Yer: İstanbul Bilgi Üniversitesi, Kuştepe Kampüsü, Sinema Salonu Giriş ücretsizdir.

İlgili Yazılar

`Requiem For A Dream´ görücüye çıktı

gILgamIsh

Nihayet Aranofsky'nin 2000'in sonlarında çektiği Requiem For A Dream, ifistanbul kapsamında görücüye çıktı. Aslında sinema dünyasını biraz takip edenler hatırlayacaklar ki ortamın ahalisi 1998'deki "Pi" den sonra Aranofsky'nin nasıl bir film yapacağını merak ediyordu. Sonuçta ortaya çıkan, seyredeni açıkça rahatsız eden, detaylarına aşırı önem verilmiş, özellikle Ellen Burstyn'in (Sara) üstün oyunculuğu ile bezeli postmodern bi trajedi. Aranofsky, çizdiği tablonun içinde büyük bir trajedi olacağını en baştan koklatmasına rağmen filmde tüm gidişat finalde kopuyor. Filmin Soundtrack'i Clint Mansell imzalı. Yaylılar Kronos Quartet...Bence son zamanların en çarpıcı filmlerinden biri. Ayrıca filmin hi-res tarafından geliştirilen web projesi de görülmeye değer.

Star Wars II: Attack of the Clones. İlk izlenimler

conan

Sonunda beklenen an gelmişti! Filme dün akşam saatlerinde gittim. İlk karşılaştığım olay ise arabamızı otoparka bıraktığımızda bizimle aynı anda park etmekte olan jipten 3 tane Jedi inmesi idi! Elemanlar saç traşlarından cüppelerine, çizmelerinden yürüyüşlerine kadar aynıydılar... Fesupanallaaa çekip biletlerimizi aldık. (Kuyruk filan yoktu... 9:30 suaresine gittiğimiz halde, gerçi 8:00 gibi gitmiştik ama neyse...) Gittiğimiz sinemada 22 seans SW`a ayrılmıştı! Bugün ise online baktığımda gece 6:40, 11:00 arası 7 seanslarına şimdiden bilet bitmiş! Cuma akşamı tabii ki...

Stanley Kubrick ve Otomatik Portakal

lalapoo

Stanley Kubrick`in filmlerinde işlediği konuların genelde psikoloji ve fizikle olan bağlantısı bulunmasında babasının bir fizikçi olmasının payı büyüktür.

Yine Otomatik Portakal'da da bireysel şiddet uygulayan bir insanın aynı şeylere mahruz kaldığında ne gibi bir ruh haline bürünecegini konu edinmiştir. Ve şiddet içeren sahneleri öyle işlenmiş ki, en ufak bir rahatsızlık vermiyor insana. Hala izlemeyenler için mutlaka izlenmesi gereken filmler listesine konulmasını şiddetle öneririm ;)

Stanley Kubrick ve filmleri hakkında...

Codename: Swordfish

FZ

Hemen konuya gireyim. Derdim film eleştirisi değil. Travolta sevdiğimiz bir ağabeyimizdir ama mevzu bu değil.

Sorun bir kez daha Hollywood`un, teknik terminoloji, vs. mevzuunda genele hitap etmek için, konuya merakı olanların tahammül bile edemeyeceği zırvalıkları filme serpiştirmiş olması:

Ghost In The Shell - Matrix

sundance

Açıkcası bir William Gibson hayranı olarak Matrix'in bana oldukça doyurucu geldiğini söylemem lazım. Ta ki Ghost In The Shell'i seyredene kadar. O kadar çok sahne GIS'le benzerlik gösteriyordu ki, üzüldüm. Monkeygod adında bir arkadaşsa üzülmekle kalmamış, GIS ve Matrix'in benzeyen sahnelerini bire bir yanyana koyup yayınlamış Matrix ve Ghost in The Shell