PAS (Printer Accounting Server)

0
episode
Mükemmel bir program yapılmış. Adı PAS yazıcıya gönderilen dökümanların yönetiminde çığır açan bir yazılım. Üretici firma yanlış hatırlamıyorsam bir fransız şirketi. Peki nedir bu PAS? Bir manyetik kartımız var fotokopi makinesinin başına gidiyoruz. Makinanın ekranında "Please insert a card" yazıyor, kartımızı kart okuyucudan geçiriyoruz ve fotokopi çekmemiz için makineyi açıyor. Kaç sayfa fotokopi çekersek hesabımıza işliyor. Tabi bunun için ilk önce kartımızı doldurmamız gerekiyor. Ne kadar para yüklemişsek o kadar çekiyor. Print içinde aynı şey geçerli. Bu programın çalışması için bir linux veya NT server'a ihtiyaç var. Program sayesinde Fotokopi ve Yazıcılarınızın analizlerini otomatik olarak alabiliyorsunuz. Fiyatına bakamadım web sitesi www.metrics.com

Görüşler

0
malkocoglu
Hocam bunda ne var, benzeri seyleri camasir makinalari bile yapiyor simdi. Bozuk para atmak yerine, kart ile calisan camasir makinalari var. Tren istasyonunda da durum ayni, bu soyledigim nev york icin. Bu isin teknolojisi o kadar abarti degil, yanlisimiz varsa duzeltin.
0
anonim
Cidden okullarda falan bir tane dandik print server olur.. ona da bir tane kart okuyucu takarlar ve bu isi gotururler.. Kutuphanelerde falan da cok yaygindir.

Bu aletin farkli bir ozelligi varsa duyalim tabi.
0
cK_Khakis
İncelediğim kadarıyla bence de oldukça iyi program.son kullanıcı ve tek kullanıcıya pek hitap etmediği için biraz küçümsenebilir.Manyetik kart,anladığım kadarıyla ticari amaçla kullanılıyor,ya da aşırı kağıt tüketimini azaltmak için.printer analiz kısmına gelecek olursak,çalışma mantığı oldukça basit.Program LPT1 i iptal ediyomuş gibi görünüyor ama aslında etmiyor.Local SM adıyla sanal bir port oluşturuyor.Printer görünüşte lpt portunu kullanmıyormuş gibi görünüyor.Özetle tüm print out ları sanal porttan geçirip gerçek portuna yönlendiriyor ve bu sayede hangi printer dan toplam kaç sayfa print alınmış öğrenmek kolaylaşıyor.Güzel yönlerinden bir tanesi de domain deki her bir kullanıcının hangi printerdan kaç sayfa print aldığını öğrenmek de mümkün.Kullanıcıya da tüm bu bilgilere ulaşma imkanınız olduğunu bildirdiğinizde de,otomatik olarak kullanıcı herşeyi kağıda basma tutkusundan bir anda vazgeçiyor ve mucize bi şekilde kağıt ve toner tasarrufu yapmış oluyorsunuz.Bir güzel özelliği daha desktop printer larıda aynı şekilde gözlemleme imkanı vermesi.Bu işi yapan başka bir program varmı bilmiyorum,bu nedenle herhangi bir kıyaslama yapamıcam.Mükemmelliği konusunda episode a katılıyorum.Dediğim gibi son kullanıcıya ve tek kullanıcıya pek hitap eden bi program değil ama IT olarak çalışan,aşırı kağıt ve toner tüketiminin hesabını IT den soran beyin özürlü müdürlere hesap vermek durumunda olanlar için mükemmel bir şey!
0
cK_Khakis
Fiyatını söylemeyi unutmuşum.CANON türkiye distribütörünün istediği fiyat 4000-6000$ arasında değişiyor.programın fiyatı değişirmi diye sormayın,bu noktada klasik pazarcı mantığı devreye giriyor.3 tane alırsan daha az para istiyorlar:)
0
anonim
Merhaba,
Bu sistem 1996 senesinde Amerika Birleşik devletlerindeki devlet üniversitelerinde bile kulanılan bir sistem.. Bizati kendim kullandım.
oradaki karta para yükleme makinası var önce kart yoksa belli bir ücrete kart alıyorsunuz. tabi makina kağıt $ tanıyor. Sonra da yükleme yapabiliyorsunuz. Fotokopi ve print işlerinde kullanmak üzere bu karta defalarca yükleme yapmak mümkün .. tabi adamların yükleme makinasına 10 $ da atsanız üstünü gayet muntazam veriyor.. Yani bozuk yok derdi yok.
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Dikkat Edilmesi Gereken 10 Semantik Uygulama

FZ

Web 3.0 ve semantik web laflarını artık FM'de de daha sık duyar hale geldik.

Read / Write Web'deki güncel bir yazı yakından takip edilmesi gereken 10 semantik web uygulamasından bahsediyor. Bunların arasında Hakia, PowerSet ve FreeBase gibi isimler de göze çarpıyor.

Belki de artık ontoloji gibi kavramları öğrenmenin, SPARQL, OWL gibi dilleri kurcalamanın ve AllegroGraph ve TopBraid Composer gibi araçlarla haşır neşir olmanın zamanı gelmiştir, ne dersiniz?

Bilişsel Bilim ve YazBoz: Kelimeler Ağlar Anlamlar (yahut Hadoop ve Lucene)

FZ

Boğaziçi Üniversitesi, Bilişsel Bilim bölümünden arkadaşım Hakan Ünlü'nün bugün yolladığı bir e-postayı paylaşmak istiyorum: "Merhaba Son günlerde Yazboz sitesi çok ilgimi çekiyor. Sizlerin de ilgisini çekeceğini düşündüğüm için burada duyurmak istedim: http://www.yazboz.com

Site aslında bir serbest çağrışım oyunu. Size bir kelime veriyor ve bunula ilgili aklınıza gelen ilk kelimeyi yazmanızı istiyor. Bunun sonunda tüm oyuncular tarafından girilen kelimeleri 'connectionist' bir yaklaşımla bağlıyor. Sonuçları da görsel olarak izlemek mümkün.

`Hacker´lar ve Ressamlar

FZ

LISP hacker´ı Paul Graham, bilgece makaleleri ile yazılım camiasında büyük spekülasyona yol açmaya devam ediyor.

Üniversitenin bilgisayar bilimi bölümünden mezun olduktan sonra bir sanat okuluna gidip ressamlık üzerine eğitim alan ve büyük ressamlar ile büyük `hacker´ların benzer mantalite ile çalıştıklarını iddia eden Graham, Hackers and Painters başlıklı son makalesinde bu benzerliğe değinmenin yanı sıra iş dünyasından ve açık kaynak kodlu programlama paradigmasının sessiz sedasız yol açtığı devrimden dem vuruyor çok detaylı ve eğlenceli bir şekilde.

Sony PSP ve Lua Programlama

FZ

FM ortamında GP2X ve PSP tartışmaları alevlenmeye başlamışken PSP programlama ile ilgili gördüğüm bazı linkleri paylaşayım dedim. Common Lisp ortamlarından yakınen tanıdığımız Frank Buss geçen senek O'Reilly konferasında konu ile ilgili bir sunum yapmıştı Easy Game Console Hacking: An introduction to Lua Player on the PSP başlıklı.

Javacılar İşleri Neden Zorlaştırıyor? (Ya da Perl, Haskell ve Lisp Üstüne)

FZ

Değerli FM üyelerinden ve editörlerinden Recai Oktaş ile programlama dilleri üzerine yazışırken bazı enteresan yazılarla karşılaştım. Konu dillerin bir araç olarak kullanımından bir kültür olarak nasıl bir bakış açısı sunduklarına geldi.

Söz gelimi 5 yılı aşkın süredir Java kodlayan, Java ile ilgili 2 kitabı bulunan ve Jakarta Struts projesinde aktif katılımcı olan James Turner'ın Why Do Java Developers Like to Make Things So Hard? başlıklı yazısı ilk paragraftaki duruma güzel bir örnek teşkil ediyordu. Turner kendince basit olan bir işi, FTP ile dosya yollamayı şifreli hale getirme işini Java ile yapmaya çalışmış ve ciddi bir karmaşa ile karşılaşmıştı. Aynı işi daha az deneyimli olduğu Perl ile yapmaya kalktığında ise...