Noam Chomsky İstanbul Bilgi Üniversitesi´nde

0
FZ
Özgürlükleri teftiş için 13 Şubat’ta Türkiye’ye gelen Noam Chomsky, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde konferans veriyor ve Üniversite bu vesileyle, çağımızın en önemli entellektüellerinden Chomsky üzerine yapılmıs bir belgeseli 10 Şubat’ta gösteriyor.

Dünyaca ünlü Amerikalı düşünür ve dilbilimci Noam Chomsky 13 Şubat Çarşamba günü saat 16.00-18.00 arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde, “11 Eylül ve İletişim” konulu bir konuşma yapacak.
Ayrıca Peter Wintonik ve Mark Achbar’ın 1993 yılında çektikleri Chomsky belgeseli “Manufacturing Cosent”, 10 Şubat Pazar günü saat 16.30’da Üniversitenin Dolapdere Kampusu’nda gösterilecek. 166 dakikalık film, Chomsky’nin kişiliğinin oluşumunda etkili olan çocukluk deneyimleri, öğrencilik yılları, akademik çalışmaları, politik ve eylemci kişiliği üzerine biyografik bir dökümanter niteliği taşıyor.

Chomsky, “Amerikan Müdahaleciliği” isimli kitabındaki bir makalesinde, Türkiye’nin Kürt politikasına yönelik eleştirisinde suç unsuru bulunarak, kitabı yayınlayan Aram Yayınları aleyhinde DGM’de açılan davaya katılmak üzere Türkiye’ye geliyor.

Basın Halkla İlişkiler: Şule Ateş, Arzu Aslan 292 33 03/108-107

Kaynaklar:

- Okyanus

- Medya'da Bilgi

İlgili Yazılar

Gödel Teoremi ve Matematik Dışındaki Etkileri

FZ

Boğaziçi Üniversitesi, Matematik Topluluğunun düzenlediği bu ilginç ve heyecan verici seminer John Pym tarafından ``Thoughts Centered on Gödel´s Theorem´´ başlığı altında sunulacak.

Duyuru afişindeki iddiaya göre katılımcılardan herhangi bir matematik ya da sembolik mantık önbilgisi beklenmiyor. Söz konusu teoremin ispatı herkesin anlayacağı şekilde yapıldıktan sonra sıra bu teoremden yola çıkıp çok farklı alanlarda farklı argümanlar geliştiren kişilerin dediklerine gelecek ve söz gelimi Gödel´in teoreminden yola çıkıp ``düşünen makinalar yapmak imkansızdır´´ gibi fikirleri ispatlamaya çalışan bilimadamlarının düşüncelerine yer verilecek.

Yer: Boğaziçi Üniversitesi, Fen Edebiyat Fak. 3. kat, TB-310 no.lu derslik.
Tarih: 16 Aralık 2003 Salı, 17:00

BeOS'un Devamı Zeta

zilog

Be Inc. firmasının dağılmasından sonra Palm Inc.'e satılan BeOS'u temel alan, yeni bir işletim sistemi geliştirildi. Bir Alman firması olan yellowTAB tarafından 2002 yılından beri geliştirilen Zeta, BeOS'u kaldığı yerden devam ettiriyor. Zeta için yazılmış bir incelemeyi, OSviews sitesinde okuyabilirsiniz.

İlk

e2e

Fransa'da faaliyet yürüten AMEN adlı web hosting firması çalışanları, şirketin İngiltere'de faaliyet yürüten başka bir firmaya satılışını protesto etmek için greve çıktılar.

Grevlerini duyurmak ve destek için bir blog oluşturan Amen çalışanları, firmanın satışıyla ilgili olarak bilgilendirilmediklerini, geleceklerinin ne olacağı konusunda kimsenin kendilerine bir açıklama yapmadığını belirtiyor.

Daha fazlası için: AMEN ON STRIKE

CloudBook ASUS Eee PC'ye Rakip Olabilecek mi?

desenturk

"Bilgisayar fiyatlarının ucuzlaması, internetle birlikte hayatın her noktasına sızan bu cihazların nimetlerinin daha çok insan tarafından kullanılması anlamına geliyor. Bu yüzden özellikle fakir nüfus için kritik önemde. Amerikan Everex firması da bu konuda kafa yoran firmalardan biri. Şirket 199 dolara sattığı TC2502 modelinin ardından geçtiğimiz günlerde sadece 900 gram ağırlığında ve 399 dolar etiketli taşınabilir bilgisayarı CloudBook'u tanıttı. 7 inç ekran, 30GB sabit disk ve 1,2 GHz işlemciye sahip modelin teknik ayrıntıları everex.com adresinde."

My-SQL VS Oracle

ganzo66

My-SQL, anlatmaya ne gerek, Oracle, bunuda anlatmaya gerek yok herhalde. Linux ve open source herdem güzel ortamlar. Biliyor muydunuz ki Oracle'ın şu sıralar en çok çekindiği veritabanı My-SQL... Oracle 8i'den başlayarak Linux ortamına kendini yerleştirmeye çalışıyor. Ama daha dün dünyaya gelmiş olan My-SQL Oracle'ın dizlerini titretiyor.
Bir yandan Caldera ile anlaşma yaparak, bir yandan da 9i ile ortamın sıcaklığını arttırarak ve son olarak development açısından Oracle bedava dağıtarak My-SQL'i sıkıştırmaya çalışıyor. Bence nafile; My-SQL'in hitap ettiği ortam, PHP ile bütünleşmesi, kullanım kolaylıkları ve tabiiki daha az bug'ı ile herhangi bir şey olması mümkün değil.
Aslında burada amaç, "open source ruhunu" open source ruhuna yakın görünerek yıkmaya çalışmaktır. Yapılmaya çalışan işin tek bir adı vardır, "Rabbena hep bana"...