Kimlik dediğin nedir ki?

0
parsifal
Eskiden tv programlarında görürdük yasadışı olayları... Ama bugün Butch ile tanık olduğumuz bir olay dumur sınırlarımızı aşarak bizi hayretlere düşürdü.

İstanbul, İstiklal Caddesi, Fransız Konsolosluğu önünde bir şahıs tezgah açmış bir şeyler satıyordu. İstiklal'de pek çok kişi, pek çok şey satıyor işporta tezgahlarında... Ama bahsettiğim şahıs hepsinden farklı bir sektöre hizmet ediyordu. Tezgahında pek çok boş kimlik duruyordu. Ehliyet, SSK vb. kimlikler. Artık ehliyet kursu veya devlet memuru olmaya gerek yok. Alıyorsun tezgahtan kimliği dolduruyorsun bilgilerini ve kullanmaya başlıyorsun.

Yakında otomatlarda satılmaya başlarsa şaşırmayın !!!

Görüşler

0
anonim
bence kimlik bunalımına, kesin bir çözüm.
bizden ne kurtulmuş ki ?...
0
anonim
benim acil ssk lı olmam lazım
eee yeni bir tarzla kimlikte hiç fena olmaz hani
başka ülkelerin kimlikleride varmı
bu ülkeden korkmaya başladım da yabancı bir kimlikle sığınma taleb edicemm...
çıldırıyoruzz çıldıranlardan ötürü...
Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Çıldırmak Ya Da Depresyona Girmek: Ailecek

FZ

Üç farklı coğrafyadan gelen üç düşünür, üç bilim insanı. Üçünün de farklı sözcüklerle yazdıkları ama ortak konuya değindikleri bir yazı. Böylesine bir kesişimi not etmemek buraya haksızlık olurdu.

Gündüz Vassaf'ın 6 Ocak 2008, Pazar günkü yazısından bir bölümle başlayalım "21. yüzyılda çıldıranlar, çıldırmayanlar":

"Mesleğimden vazgeçmemde Hacettepe Üniversitesi Hastanesi psikiyatri polikliniğinin bekleme odasının duvarında asılı yazınının mutlaka etkisi olmuştur.

'Dünyayı değiştirmeye çalışacağına kendini değiştirmeye bak.' Nerdeyse tüm dünyada gençliğin ayaklandığı yıllardı. Düzene karşı gelen '68 kuşağının, sınırsız, savaşsız dünya özlemini belki en iyi John Lennon'un 'Imagine' adlı şarkısı özetliyordu. Sonuçta '68 kuşağı yaşlandı, düzenle bütünleşti. 'Olgunlaştı,' 'gerçekçi' oldu. 21. yüzyılın yeni kuşakları insanı çıldırtan bir dünyaya doğuyorlar. Teröre karşı verildiği söylenen savaş çıldıranları daha da çıldırtıyor. Türümüzün tarihinde zengin yoksul uçurumu bu kadar aşılmaz olmamış, zenginler servetlerini bu kadar fütursuzca sergilememiş, servet, şöhret uğruna değer yargılarımız bu denli altüst edilmemiş, ahlak bu denli umursanmamıştı.

Çocuklara Bilgisayar Projesi, Hemen Şimdi!

blue-train

"İkinci El Bilgisayarlarınızı İstiyoruz. Hemen, Şimdi" denmişti burada bir süre önce, hatırladınız mı? İkinci el bilgisayarların toplanması, ardından GNU/Linux kurularak ihtiyacı olan kesimlere ulaştırılması gibi bir fikir gerçekten de heyecan yaratmış, 1-2 gün içerisinde onlarca yorum gelmişti.

İlgili haberi okurken heyecanlananlardan ve yazılan yorumları ilgiyle takip edenlerden biri de bendim. Bir süre sonra Fazlamesai'de ortaya çıkan bu fikri, aktif olarak içinde bulunduğum ve çocuklara yönelik faaliyet gösteren bir STK olan Farklı Bireyler Eğitim ve Rehberlik Derneği'ne (Faber-Der) de sundum. Oradaki insanların da olumlu tepkisiyle birlikte bu fikrin projeye dönüşmesi fikri hız kazandı.

Günümüzde Bir Rönesans Adamı (mümkün mü?)

FZ

Öyle bir adam düşünün ki hem matematikle, hem bilgisayar bilimleri ile hem yapay zekâ ile hem mimarlıkla (!) hem müzik besteciliği ile hem ressamlıkla hem heykeltraşlıkla hem de... uff, ben yazarken yoruldum adam uğraşırken yorulmamış galiba.

Profesör Michael Leyton işte böyle bir adam. Profesörün 1987 yılında geliştirmiş olduğu "Process Grammars" teorisi şu anda şekil tanımlamak için radyoloji, bilgisayar, görüntüleri, linguistik, adli tıp, kimyasal süreçler, arkeoloji, vs. alanlarında kullanılıyor. Profesörün teorisi şu probleme dair: Bir şeklin şimdiki durumuna bakarak onun tarihçesini okuyabilir misiniz? Mesela bir tümörün şu anki şekline bakarak hangi aşamalardan geçtiğini nasıl anlarsınız? Ya da bir tasarımın son haline bakarak o tasarımı üretmiş olan şekil dönüşümlerini sayabilir misiniz?

İTÜ, Teknoloji ve Vizyon

FZ

28 Haziran 2001 tarihinde, bir İTÜ öğrencisi olarak, İTÜ Otomasyon binasında yaz okulu kaydımı yaptırmaya çalışırken, beklediğim 2 saatlik süre içinde aklımdan teknoloji, insanlık ve Türkiye ile bağlantılı pek çok şey geçti ve sizlerle paylaşmak istedim.

``Az´´ daha mı iyi?

cbc

Web 2.0'da yapılan konuşmalardan birisinin konusu "Az"ın iyiliği. Konuşmacı rakiplerinizle giriştiğiniz yarışı kazanmanın yolunun ondan bir ya da daha fazla işi yapabilmekten ziyade "az"lıktan geçtiğini savunuyor.

Anladığım kadarı ile özetleyeceğim bu maddeler ile ilgili fazlamesai.net ne düşünüyor?