Honeywell'den 34 firmaya patent davası

0
Soulblighter
Honeywell 34 elektronik firmaya izinsiz Honeywell teknolojisini kullandıkları için dava açtı. Söz konusu patent, 1994 yılında Honeywell tarafından alınmış ve LCD üzerinde daha parlak ve keskin resimler görüntülemeye yarayan bir teknolojiyi kapsıyor.
Dava açılan 34 firmanın, DVD Oynatıcı, Dizüstü Bilgisayar, Hücresel Telefonlar ve benzeri birçok üründe bu teknolojiyi kullandıkları belirtiliyor.

İki büyük LCD üreticisi, LG.Philips LCD ve Samsung Electronics Co, Ltd. firmalarının bu patenti Honeywell'den daha önceden aldıkları ve patentli üretim yaptıkları açıklandı. Patent almayan ve dava açılan 34 firma ise şunlar:

· Apple Computer, Inc.
· Argus a/k/a Hartford Computer Group, Inc.
· Audiovox Corporation
· Casio Computer Co., Ltd.
· Casio, Inc.
· Concord Cameras
· Dell Inc.
· Eastman Kodak Company
· Fuji Photo Film Co., Ltd.
· Fuji Photo Film U.S.A., Inc.
· Fujitsu Limited
· Fujitsu America, Inc.
· Fujitsu Computer Products of America, Inc.
· Kyocera Wireless Corp.
· Matsushita Electrical Industrial Co.
· Matsushita Electrical Corporation of America
· Navman NZ Limited
· Navman U.S.A. Inc.
· Nikon Corporation
· Nikon Inc.
· Nokia Corporation
· Nokia Americas
· Olympus Corporation
· Olympus America, Inc.
· Pentax Corporation
· Pentax U.S.A., Inc.
· Sanyo Electric Co., Ltd.
· Sanyo North America
· Sony Corporation
· Sony Corporation Of America
· Sony Ericsson Mobile Communications AB
· Sony Ericsson Mobile Communications (U.S.A.) Inc.
· Toshiba Corporation
· Toshiba America, Inc.

Kaynak: Honeywell

İlgili Yazılar

QPS - Quantum Positioning System

FZ

Bu siteyi takip eden üyelerin çoğu en azından kavram olarak küresel konumlandırma sistemini (GPS - Global Positioning System) biliyorlardır ve/veya duymuşlardır.

Söz konusu sistemin kuantum versiyonunu geliştiren ve QPS (Quantum Positioning System) olarak adlandıran MIT araştırmacıları üzerinde durdukları iki önemli nokta var:

Semacode: Sanal dünya gerçek dünyanın hizmetinde

FZ

Semacode 2 boyutlu ve URL bilgisi taşıyabilen bir barkod. Basit bir yazılım kullanarak herhangi bir nesnenin üzerine yazılmış ya da yapıştırılmış bu minik, kare görüntüyü cep telefonunuzun kamerası ile okutur okutmaz hemen ilgili web sitesine zıplayabiliyor ve konuyla ilgili bilgilere erişebiliyorsunuz. Sistem açık ve genişletilebilir, herkes kolayca semacode tasarlayıp yazıcıdan çıktısını alabilir.

Peki ne işe mi yarıyor? Söz gelimi büyük bir gece kulübünün duvarına o anda çalmakta olan şarkının semacode barkodunu yansıtabilirsiniz ve böylece insanlar telefonlarını o görüntüye tutarak anında şarkı ile ilgili detayların bulunduğu web sayfasına erişebilirler. Veya marketteki bir ürünün üzerindeki iki boyutlu barkoda telefonunuzu tutar tutmaz o ürünle ilgili detaylara, kullanıcı yorumlarına falan erişebilirsiniz. Ya da bir toplantıda yaka kartınıza sadece minik bir barkod basarak insanların sizin vCard´ınıza ya da diğer istediğiniz bilgilerinize kolayca erişmesini sağlayabilirsiniz. Uygulama alanı olarak sadece hayalgücünüz ile sınırlısınız.

Detaylar ve örnek uygulamalar için: http://semacode.org/

E-öğrenme İçin 2.500.000$

FZ

Carnegie Mellon üniversitesi Internet tabanlı öğrenmenin etkilerinin araştırılması için 2.5 milyon $ tutarında bir fon elde etmiş. Bu para, normal fiziksel sınıf eğitimindeki öğrencilerin aynı zamanda Internet üzerinden de ders almalarının nasıl bir etkiye yol açacağının araştırılması için üniversiteye bağışlanmış durumda.

Söz konusu e-öğrenme sistemi: Open Learning Initiative (OLI). OLI bünyesinde şu anda biyoloji, matematik analiz, kimya, fizik, statik, empirik araştırma yöntemleri, istatistik, mantık ve kanıtlar, Fransızca gibi dersler bulunuyor. Bu dersler üniversite giriş seviyesinde hazırlanmış halde.

Müjde! Bilişimin arsa derdi çözülüyor...

bm

Biz burada Larry Wall'un davranışından felsefi manalar çıkartmaya, hem Malkoçoğlu rumuzu kullanıp hem beynelmilel seviyede kaliteli yazılar yazarak Türk'ün Türk kalarak sadece batılının sanılan oyunu oynabileceğini göstermeye ve bu nevi pek çok faydalı iş yapmaya çalışırken öbür taraftan birileri devletimizin aklına bilişimle ilgili birşeyler sokuyor. Buradaki habere göre Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun "Uygun yerde bedelsiz arsa tahsis etmeye ve Bakanlar Kurulu kararıyla enerji ve vergi muafiyeti gibi teşvikleri vermeye söz veriyoruz" demiş. Vergi muafiyetini anladım ama arsa ve enerji nereden çıktı? "Bilişim şirketlerinin toplanarak bir sanayi bölgesi kurmaları" teşvik edilecekmiş. Bana mı öyle geliyor yoksa "sanayi bölgeciliği" diye bir rant işi mi var Türkiye'de?

Internet yavaş, pahalı ve kesiliyor; ilginç donanım buraya getirilmiyor, iyi teknik kitap bulamıyoruz filan diye şikayet edildiğini duydum ama doğru dürüst iş yaptığını düşündüğüm bilişimcilerden "ah ah keşke bütün şirketler yanyana olsa" diye bir şey hiç duymadım. Pardon düzeltiyorum, hiçbir bilişimciden duymadım bunu. "Ne güzel ofis bilmemne maliyeti olmadan evimizden çalışabiliyoruz" yahut "net sağolsun bir sürü bilgili insanla dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar etkileşebiliyoruz" diyen çok bilişimci tanıyorum tabii. Bunun sebebi galiba benimle konuşan bilişimcilerle devletimizin aklına bu fikirleri sokan bilişimcilerin farklı olmaları.

Sizin aklınız eriyor mu "ithal veya yerli bilişim profesöründen gelir vergisi almayacağım", "telekom işini dehal halledeceğim", "bilişimde şirketleşmek artık 5 dakika", "Türk gençleri evde oturup annelerine çay yaptırıken ABD'nın yüksek katma değerli bilişim sektörününde yer almalı" gibi şeyler demek varken, "arsa tahsis edeceğim", "teşviği insana değil bölgeye vereceğim, siz bölgeye gelin", yani bir yerde efektif olarak "Türkler Türkler'le yakın durup hep Türkler'le konuşsunlar ki Türkiye dışında hiçbir yerde doğru olmayan doğrular üretelim" denmesine? Kimler bu insanların aklına bunları sokuyorlar Allah aşkına? Ben mi çok huysuz veya cahilim yoksa hakikaten ters bir perspektif mi bu?

Ucuz PC Uruguay'da Hayata Geçti

FZ

Fakir ülkelerin çocuklarının bilgisayarla eğitim almasını amaçlayan proje Uruguay'da hayata geçirildi.

ABD'nin teknoloji konusunda uzmanlaşmış üniversitelerinden MIT'nin Medya Laboratuvarı'nın başındaki Nicholas Negroponte tarafından geliştirilen ve ilk çalışan örneği 2005 yılında ortaya çıkan 100 dolarlık dizüstü bilgisayar fakir ülkelerdeki çocukların bilişim destekli eğitim görmesini hedefliyor.

Devamı: Radikal Sanal Alem