Hava bedava, su bedava... Hatta IRIDIUM bile bedava!

0
parsifal
66 ana, 6 yedek uydu ile iletişimi sağlayan bir teknoloji kısaca IRIDIUM (Uydu ömrü 7 ila 9 yıl arasında değişiyor). Karaların %86'ını, okyanusların hepsini kapsayan bir iletişim ağı. Telsiziniz yoksa, telefon şebekesi yoksa veya GSM kapsama alanı dışında iseniz kullanabileceğiniz uydu iletişim sistemlerinden biri. Geçtiğimiz yıl mali destek bulunamadığından uydular yayını kesmiş, tüm dünya uyduların düşürüleceği haberini duyunca şaşırmıştı. En azından ben şaşırmıştım.

Daha sonra 2-3 ay önce tekrar yayına başladı. Tabi bu şehirde yaşayan ve GSM'in nimetlerinden yararlanan çoğu insan için pek anlam taşımıyor belkide...
ABD data bağlantısının büyük bölümünü IRIDIUM ile yaptığından uydular hala hayatlarını sürdürebiliyor. Bu sayede geçmişte 3000 USD gibi yüksek maliyetlerle bu teknolojiye sahip olanlar ise bu günler de bayram ediyorlar.

Görüşmeler sadece IRIDIUM'lar arasında sağlanabiliyor. Fakat görüşmelerin maliyeti yok. Bunun Ağustos ayına kadar böyle devam edeceği tahmin ediliyor. Sürenin uzaması ise muhtemel.

İlgili Yazılar

21. Yüzyılın En Önemli Mühendislik Problemi: Kişiye Özel Öğrenme Sistemleri

FZ

ABD Ulusal Mühendislik Akademisi 21. yüzyılda en önemli kabul ettiği 14 mühendislik problemini "Grand Challenges" başlığı altında yayınladı. Bu listedeki maddelerden biri de "kişiselleştirilebilen öğrenme sistemlerini geliştirmek".

ceviz.net'ten 1000$ ödüllü programlama yarışması

Yns_

Ceviz.NET, bu akşam yeni yapılandırdığı programlama yarışmasını duyurdu.

Yarışma 2 ay sürmekle beraber, birinciye 1000$, ikinciye 750$, üçüncüye ise 500$ verilmekte.

RIAA P2P ağlarını zehirlemiş!

murat09

Geçtiğimiz günlerde dili çözülen Matt Warne adlı bir bilgisayar uzmanı, müzik ve film endüstrisi hakkında uzun zamandır dillendirilen bir iddiayı doğruladı. Matt Warne, itirafında 76 ülkeden bin 500 müzik şirketini temsil eden RIAA (Recording Industry Association of America) adına takas ağlarını 'zehirlediğini' kabul etti.

Kim 50.000 Euro ister?

anonim

Emre Sokullu'nun blog'unda, SeedCamp adlı İngiltere tabanlı bir fon, Avrupalı genç girişimlere 50.000 €'luk destek sağlayacak. Nasıl başvuracağınıza dair bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Müjde! Bilişimin arsa derdi çözülüyor...

bm

Biz burada Larry Wall'un davranışından felsefi manalar çıkartmaya, hem Malkoçoğlu rumuzu kullanıp hem beynelmilel seviyede kaliteli yazılar yazarak Türk'ün Türk kalarak sadece batılının sanılan oyunu oynabileceğini göstermeye ve bu nevi pek çok faydalı iş yapmaya çalışırken öbür taraftan birileri devletimizin aklına bilişimle ilgili birşeyler sokuyor. Buradaki habere göre Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun "Uygun yerde bedelsiz arsa tahsis etmeye ve Bakanlar Kurulu kararıyla enerji ve vergi muafiyeti gibi teşvikleri vermeye söz veriyoruz" demiş. Vergi muafiyetini anladım ama arsa ve enerji nereden çıktı? "Bilişim şirketlerinin toplanarak bir sanayi bölgesi kurmaları" teşvik edilecekmiş. Bana mı öyle geliyor yoksa "sanayi bölgeciliği" diye bir rant işi mi var Türkiye'de?

Internet yavaş, pahalı ve kesiliyor; ilginç donanım buraya getirilmiyor, iyi teknik kitap bulamıyoruz filan diye şikayet edildiğini duydum ama doğru dürüst iş yaptığını düşündüğüm bilişimcilerden "ah ah keşke bütün şirketler yanyana olsa" diye bir şey hiç duymadım. Pardon düzeltiyorum, hiçbir bilişimciden duymadım bunu. "Ne güzel ofis bilmemne maliyeti olmadan evimizden çalışabiliyoruz" yahut "net sağolsun bir sürü bilgili insanla dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar etkileşebiliyoruz" diyen çok bilişimci tanıyorum tabii. Bunun sebebi galiba benimle konuşan bilişimcilerle devletimizin aklına bu fikirleri sokan bilişimcilerin farklı olmaları.

Sizin aklınız eriyor mu "ithal veya yerli bilişim profesöründen gelir vergisi almayacağım", "telekom işini dehal halledeceğim", "bilişimde şirketleşmek artık 5 dakika", "Türk gençleri evde oturup annelerine çay yaptırıken ABD'nın yüksek katma değerli bilişim sektörününde yer almalı" gibi şeyler demek varken, "arsa tahsis edeceğim", "teşviği insana değil bölgeye vereceğim, siz bölgeye gelin", yani bir yerde efektif olarak "Türkler Türkler'le yakın durup hep Türkler'le konuşsunlar ki Türkiye dışında hiçbir yerde doğru olmayan doğrular üretelim" denmesine? Kimler bu insanların aklına bunları sokuyorlar Allah aşkına? Ben mi çok huysuz veya cahilim yoksa hakikaten ters bir perspektif mi bu?