6962414706 e09b363300 b

Fazlamesaicinin Yurtdışında Yaşam Rehberi: İsveç #4

6
tongucyumruk

Evet, İsveç hakkında okudunuz, işinizi buldunuz, iş hayatınızın nasıl geçeceği konusunda da bir fikriniz var. O zaman ne duruyorsunuz taşınmak için? Ah... Evet... Ev sorunsalı.

Ev sorunsalı

Eğer İsveç'te yaşamaktan vazgeçecekseniz en iyi sebep ev sorunsalı olabilir. Özellikle Türkiye'de alıştığınız ev bulma düzeninden sonra İsveç sistemi ve bu sistemin sorunları insanı şoke edebilir. Genel olarak inşaat sektörünün akıllara zarar bir yavaşlıkla hareket ediyor olması sebebiyle başta Stockholm, Göteborg, Malmö gibi büyük şehirler1 olmak üzere her yerde kiralık ev bulmak ciddi bir sıkıntı. Her ne kadar Allemannsrätten sayesinde bütün dağlarda bayırlarda serbestçe gezip kamp kurma hakkınız varsa da özellikle masabaşı bir iş sahibi olanlar için bunun pek pratik olmayacağını tahmin etmek zor değil. O yüzden gelin biz daha klasik çözümlere bakalım.

Kira

Önce kira sistemini inceleyerek başlayalım. Kira sistemi özünde iki aşamalı bir yapıya sahip. Apartmanlar genellikle bloklar halinde bir şirket tarafından sahipleniliyor. Bu şirketler apartmanın genel bakımı ve benzeri ihtiyaçları idare ediyor ve daireleri kiracılara kiralıyorlar. Bu kira "birinci el kira" olarak adlandırılıyor. Birinci el kira Türkiye terimlerinde bir dairenin sahibi olmakla kiracı olmak arasında bir noktada kalıyor. Eğer bir daireye birinci el kira ile sahipseniz dairenin içinde normal kiralık bir dairede yaşayacağınız bir biçimde yaşayabiliyor, dairenin içine makul oranda müdahale edebiliyorsunuz. Türkiye'deki kiradan farklı olan kısmı ise: Ev sahibi olan şirket sizi kafasına göre daireden çıkaramıyor. Yani kuralları ihlal etmediğiniz sürece birinci el kiraladığınız bir dairede ömür boyu yaşamanız teoride mümkün. Tabi ki bu konunun muhtelif yasal detayları var ama burada hepsini işleyecek değilim.

Türkiye'dekinin aksine, bir evi birinci elden kiralayan bir insan eğer isterse evi bir başkasına kiraya verebiliyor. İşte bu durumda yapılan kira ikinci el kira olarak adlandırılıyor. Bu noktada değinmemiz gereken bir kavram ise blok yönetimi (förening) denilen kavram. Bu blokların sahibi olan şirketler genellikle binaları doğrudan idare etmek yerine bina yönetimini oradan yaşayanlar arasından seçilen bir gruba devrediyor. Binada yapılacak pek çok şey için işte bu yönetimin onay vermesi gerekiyor. İşte bu onayladıkları şeylerden biri de ikinci el kiralar. Sizin eviniz birinci el kira olsa dahi onu istediğiniz kişiye, istediğiniz süreyle kiraya veremiyorsunuz. Bir ev kesintisiz olarak en fazla iki yıl kiraya verilebiliyor ve bu iki yıl içinde de her kira sözleşmesinin bu yönetim tarafından onaylanması gerekiyor. Bunların yanında tabi ki evini kiraya vermek isteyen insan kendi kira masrafı evin elektrik masrafı gibi şeyler hesaptan düşüldükten sonra bir de kar etmek isteyeceği için kira maliyeti çok daha yüksek oluyor.

Peki bu durumda ikinci el kiraya girmek için aklınızı peynir ekmekle yemiş olmanız gerekmiyor mu? Hayır gerekmiyor. Şöyle ki, İsveç'te inşaat sektörü Türkiye'de olduğu gibi 3 ayda gökdelen hızında işlemiyor. En basit inşaat dahi yıllar alabiliyor. Bunun sebepleri tabi ki ayrıca tartışılabilir (ama mesela 1930'larda yapılan evlerin hala gayet rahat ve konforlu bir şekilde kullanılabildiğini söylersem en azından bir etkenin uzun ömürlü iş yapmak olduğunu görebilirsiniz). Bu durumun sonucunda ülkede ciddi bir ev kıtlığı var ve birinci el kiradan ev bulmak hiç, ama hiç kolay değil. Genellikle her şehirde bir birinci el kira kuyruğu oluyor ve o kuyrukta size sıra gelmesi kolayca 5-10 yıl arasında sürebiliyor. Bu nedenle birinci el kira bulana kadar ikinci el kiranın zorlu koşullarına katlanmak mecburi olabiliyor. Eğer o eziyete katlanmak istemiyorsanız, sizi şöyle alalım...

Ev satın almak

Birinci el kira sırası bekleyemeyecekseniz, ikinci el kira da eziyet geliyorsa ve eğer ki kenarda biraz birikmiş paranız da varsa yapabileceğiniz en mantıklı hareket bir daire almak olacaktır. Hem bu kira sistemiyle uğraşmaktan kurtulmuş, hem de ev fiyatları sürekli arttığı için iyi bir yatırım yapma şansı yakalamış olursunuz.

Daha fazla devam etmeden önce kısaca "ev almak" ile neyi kastettiğimi açıklayayım. Basitçe İsveç'te "daire sahibi olmak" gibi bir kavram yok. Bir daire satın aldığınız zaman özünde sadece o dairenin kullanma hakkını satın almış oluyorsunuz. Binanın ve binanın üzerinde bulunduğu alanın sahibi binanın sahibi olan şirket olmaya devam ediyor. Aslında Türkiye'deki "kat mülkiyeti" kavramı ile oldukça yakın olsa da en büyük fark günün sonunda elinize bir "tapu senedi" geçmiyor olması. Buna karşılık, eğer "bağımsız bir ev" ya da Türkçe'de daha kolay anlaşılır deyimiyle "villa" almanız halinde o villanın üzerinde yapıldığı toprak da size ait olacağı için tamamen size ait bir alanın sahibi olarak kayıtlara geçiyorsunuz. Ben "villa" konusuna hiç çalışmadığım için anlatacağım şeyler daha çok daire almayı kapsıyor.

Peki ev nasıl alınır? Herşeyden önce evi doğrudan almaya yetecek paranızın olmadığını, haliyle bir bankadan kredi çekeceğinizi varsayıyorum. Bunun için ilk adımımız uygun bir faiz oranı veren bankayı bulmak. Bunun için SEB, Nordea, Swedbank gibi büyük bankaların yanında daha çok kredi vermeye odaklanan IkanoBank ve SBAB gibi alternatifleri de gözden kaçırmayın derim. Bankaları birbiri ile yarıştırarak daha düşük faiz oranları almanın yanında üye olduğunuz sendika veya çalıştığınız şirket gibi bazı kurumların da banka ile özel anlaşmaları olabileceğini ve bu anlaşmaların size çok daha uygun faiz oranları sağlayabileceğini unutmayın.

Bankanıza karar verdikten sonra ikinci adım bankadan size kredi vereceklerine dair bir söz (lånelöfte) almak. Bu sözü alabilmek için genellikle bankanın iki önemli beklentisi olacaktır: Birincisi en az 6 aydır İsveç'te yaşıyor olmanız, ikincisi ise süre sınırı olmayan bir iş sözleşmeniz (Tillsvidareanställning) olması. Eğer bu belgeleriniz yerindeyse ve geçmişte kredi durumunuzla ilgili bir sıkıntı yaşamadıysanız banka size gelir durumunuza göre bir kredi sözü verecektir.

Krediyi de güvenceye aldığımıza göre şimdi yapmamız gereken şey bir ev bulmak. Kendi tecrübemde ben "sahibinden satılık" gibi bir kavrama hiç denk gelmediğim için ev satışlarının daima bir emlakçı aracılığıyla yürüdüğünü tahmin ediyorum. Şansımıza bütün emlakçılar satılık ev ilanlarını Hemnet adlı site2 üzerinden yayınladıkları için bu sitedeki ilanları takip ederek ihtiyacınıza uygun bir ev bulabilirsiniz. Açılış fiyatı uygun bir ev bulduktan sonra bir sonraki adıma geçebiliriz. Açılış fiyatı mı? Neyin açılış fiyatı dediğinizi duyar gibiyim.... Birazdan...

Evi seçtikten sonra yapmamız gereken şey evin uygun bir görüş gününe randevu alıp evi görmeye gitmek. Diğer alıcılarla birlikte evi görüp beğendiyseniz bu ilginizi emlakçıya kaydettirip bir sonraki adıma geçebilirsiniz. Emlakçıya kaydettirmek mi? Nasıl yani... Sabır...

İsveç'te ev satışları çoğunlukla açık artırma usulüyle yapılıyor. Siz evi görüp adınızı kaydettirdikten ve tüm görüş günleri bittikten sonra açılış fiyatından artırma süreci başlıyor ve en yüksek teklifi veren evin sahibi oluyor. Bu nedenle tavsiyem ev bakarken sadece açılış fiyatına değil benzer evlerin geçmişte hangi fiyatlara satıldığına da bakarak3 son kararınızı vermeniz. Zira bazı durumlarda çok uygun bir fiyatla açılan bir ev dudak uçuklatan fiyatlarla kapanabiliyor.

Eğer açık artırmayı da kazandıysanız artık son aşamaya geçebilirsiniz. İmzalar atılıyor, blok yönetimi satışı onaylıyor (evet, yine blok yönetimi), ve genellikle imzadan bir süre sonra evin anahtarları size teslim ediliyor. Anahtarları teslim aldıktan sonra size düşen iki yükümlülük var: Birincisi anlaşılan fiyatın %15'ini anahtarların teslimiyle birlikte ödemek, ikincisi ise eve giderek herhangi bir hasar olmadığını doğrulamak. İki hafta içinde keşfedeceğiniz tüm zararları satıcı tamir ettirmek zorunda. İşgücünün pahalı olduğu ortamlarda bu çok ciddi bir maliyet olabileceği için buna dikkat etmenizde fayda var.

İlk taşınma

Bu bilgiler ışığında size tavsiyem İsveç'te işinizi bulduğunuz zaman işvereninizle anlaşıp siz taşınmadan önce kalacak yer ile ilgili ayarlamalarınızı yapmalarını istemek. Genellikle işverenler de size kalıcı bir yer ayarlamakta zorlansalar da en azından ikinci el kirada bir ev bulana kadar kalabileceğiniz kısa vadeli bir ev ayarlamaları mümkün olabiliyor. İşvereninizin sizi İsveç'e getirmek için ne kadar istekli olduğuna bağlı olarak bu konuda uzmanlaşmış şirketler ile çalışıp size biraz pahalısından da olsa kalacak bir yer ayarlaması da mümkün tabi ki.

Kapanış

Evet, böylece bir yazı dizisinin sonuna geldik. Umarım Bu dizi size İsveç'te yaşam hakkında genel bir fikir vermiştir. Sorularınızı her zamanki gibi yorumlarda bekliyorum.

Görsel: tsaiproject@flickr


  1. Büyük dediysek nüfusları şöyle: Stockholm: 935619, Göteborg: 556640, Malmö: 328494. Yani hepsini topladığınızda Sarıyer + Şişli kadar falan birşey ediyor. 

  2. Eğer ev almayı düşünmüyorsanız dahi bazı evlerin muhteşem sunuşu için ara ara uğrayıp bakmanızı tavsiye ederim. 

  3. Bu bilgiye de Hemnet'teki "Slutpriser" kısmından ulaşmanız mümkün 

Görüşler

1
butch

Ellerinize sağlık. Çok faydalı bir yazı dizisiydi.

Bu tür kıymetli yazı dizilerini birleştirip, tek parça, belki bir kitap olarak da mı sunmak lazım acaba?

1
auselen

FM'de yazilanlarin lisansi ne olarak geciyor?

1
butch

FM hızlı bir geri dönüş yaptığı için bu konular biraz geriden geldi maalesef. Üzerinde çalışılan bir konu. Yakın bir zamanda bir son kullanıcı sözleşmesi önerisi paylaşacağız. Yazı lisansları konusunda önerilere açığız.

Görüş belirtmek için giriş yapın...

İlgili Yazılar

Fazlamesaicinin Yurtdışında Yaşam Rehberi: İsveç #2

tongucyumruk

İsveç'te yaşam maceramıza birinci bölümde İsveç hayatı hakkında bir girizgah yaparak başladık. Şimdi sırada o anlatılan hayatı nasıl yaşayabileceğimiz sorusu var. Lafı fazla uzatmadan sizi aşağıdaki bölüme alalım...

Nasıl giderim?

Tabi ki İsveç'e yerleşmenin ilk adımı Edirne'den çıkıp İsveç'e gelmek. Ne var ki Türkiye AB üyesi olmadığı için bu işi öyle elinizi kolunuzu...

Fazlamesaicinin Yurtdışında Yaşam Rehberi: Hollanda #1

hcg

tonguçyumruk bu seriyi başlatınca ve ilk yazıda "dünyanın dört bir yanına yerleşmiş" derken "yanına" bağlantısıyla topu bana atınca bir Hollanda yazısı yazmak kaçınılmaz oldu. tonguçyumruk bu durumdan vazife çıkartır da hcg durur mu? Buyursunlar; Fazlamesaicinin Yurtdışında Yaşam Rehberi: Hollanda #1.

Hollanda: Yani Philips'in, Shell'in, Heineken'in, Unilever...

Fazlamesaicinin Yurtdışında Yaşam Rehberi: İsveç #3

tongucyumruk

Hayırlı olsun, İsveç'te bir iş bulup vizenizi aldınız, İsveç'e gelip bütün kurumlara kayıtlarınızı, sigortalarınızı yaptınız. Büyük olasılıkla henüz bir ev bulamadınız ama merak etmeyin, o konuyu da sıradaki adımda uzun uzun inceleyeceğiz. Ama ondan önce, ofiste ilk gününüz yaklaşırken size yardımcı olmak üzere bir yazımızla daha karşınızdayız. İşte İsveç'te ofis hayatı.

Başlamadan...

Fazlamesaicinin Yurtdışında Yaşam Rehberi: İsveç #1

tongucyumruk

İsveç: Yani IKEA'nın, Volvo'nun, Ericsson'un, Spotify'ın, batmayan güneşin, karanlık kışların, sarışın insanların, Nobel ödülünün, PewDiePie'ın vikinglerin, komik şapkalar takan bir kralın1, sıradışı yemeklerin, ve tabi ki İsveç Bikini Takımı'nın2 ülkesi.

Her geçen gün daha fazla insanın "Nasıl yurtdışına yerleşirim" diye düşünmeye başladığını görünce durumdan...